agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Üretim, Bakım, Düzenleme, Temel Malzemeler > Topraksız Tarım




Reklam


Beğeni Düzeni78Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 06-11-2013, 22:40   #1
Ağaç Dostu.
 
vetman996's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-08-2008
Şehir: Manisa-Salihli
Mesajlar: 579
Talking Topraksız tarım hakkında endişeler

Sayın Leventali Bey merhaba.

Azminize hayranım. Çok güzel bir çalışma sergiliyorsunuz.

#91. mesajınızdaki konu mankenini görünce içimden yazmak geldi: Topraksız tarımda içimi kemiren, uykularımı kaçıran, uzun zamandır yazıp yazmamakta tereddüt ettiğim bir konu var. Buraya yazmamın sebebi ise sizin azminizle bir sinerji oluşturabilir miyiz? düşüncesi. Bir çok dostum yazdıklarıma tepki verecek ama gerçekleri yazmak zorundayız

Ben kısaca şöyle özetleyeyim: Yıllardır zihnimde zirai ilacın en az seviyede kullanıldığı ve verimin yüksek olduğu topraksız tarımla ilgili iş yapma fikri vardı ve geçtiğimiz yıl bunu hayata geçirerek topraksız tarım Ar-Ge serası kurduk ve çilek üretmeye başladık.

Küçük oğlum topladığımız çileklerden yedikten sonraki günün sabahı yüksek ateş ve boğaz enfeksiyonu olmuş şekilde uyandı. Bu bir kaç kez tekrar etti. Alerji olabilir düşüncesindeydik. Fazla üzerinde durmadık.

Bir ara uzman doktor arkadaşımla sohbetim esnasında zirai ilaç kullanmadan çilek ürettiğimizden bahsettim. Kendimce çok iyi bir iş yapıyordum. Besin olarak ne kullandığımı sordu. Ben de besin eriğinde kullandığımız gübrelerin ismini verdim.

Doktor Bey:"bu gübre bomba yapımında kullanılır, bunun vücuda şu zararı vardır, bunun bu zararı vardır. Toprakta bunlar biraz elimine edilebiliyor ama topraksız tarımda direk bitki üzerinden insan vücuduna geçiyor." deyince bir anda sesim kesildi.

Bir TV programında organik gübre konusunda uzman bir kimyagerin (Sn. Ahmet Arapoğlu) sözleri hala kulaklarımda çınlıyor "Türkiye'nin belirli bölgelerinden Amerika'daki bir üniversiteye toprak numuneleri götürdük ve analiz ettiler. Aşırı kimyasal gübre kullanıldığı için yakında Türkiye'de kanser patlar dedi Amerikalı onkolog profösör"

Değerli dostum; hoşumuza gitse de gitmese de bunlar gerçekler. Topraksız tarımda zirai ilaç kullanılmıyor diye çok ilgimi çekmişti ama kimyasal gübrelerin bu denli zararını bilmiyordum.

Topraklı tarımda kimyasal gübreleri toprağın bir nebze de olsa tolere ettiğini ama topraksız tarımda bunun daha vahim sonuçları olduğunu duyunca topraksız tarımın organik olarak yapılabilirliği üzerinde sinerji oluşturmamız gerektiğine inanıyorum.

Bir kaç üniversiteye yazdım ama henüz gelen bir sonuç yok. Aklıma doktora yapmaya başladığım ama doktoranın bana fazla bir katkısı olmayacağını anlayarak bıraktığım yıllar geldi. Yani üniversitelerin kendine hayrı yok.

Kıymetli dostum, dikkat ettiniz mi Kudret Hocanın topraksız tarımda yetiştirdiği limonun içindeki çekirdekler tekrar filizlenmiş. İşte bunlar bile topraksız tarımda kullandığımız gübrelerin sonucu.

Hatta konusunda uzman bir dost bu kimyasal gübrelerin kişinin DNA'sını bile bozduğundan bahsetti. Ne derece doğrudur bilemiyorum.

Şu üç günlük dünyada kimyasallarla beslenmek yerine doğallarla beslenmeyi seçmeliyiz. Gelecek nesilleri sağlıklı yetiştirmek üzerimize düşen bir görev. Bu nesli sağlıklı yetiştirmek için doğal topraksız tarımın yapılabilirliğini gösterebiliriz düşüncesindeyim. Siz ne dersiniz?

Selamlar... Saygılar...

vetman996 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-11-2013, 01:33   #2
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 09-08-2013
Şehir: Mersin
Mesajlar: 562
Merhaba Sayın Vetman996

Öncelikle söylemeliyim ki, endişelerinizin tamamına katılıyorum. Bu konuda aşırı bir bilgim yok. Araştırmam da yok. Ama görünen bir şey var ki rakamlar. Bu rakamlar öyle böyle rakamlar da değil. Avrupa'nın, ABD'nin yüzde 90'ların üzerinde topraksız tarımı yapıyor olmaları. Buna rağmen içimi kemiren bir kuşku yok mu? Var!

Kendi çapımda yaptığım araştırmalar gösteriyor ki, bu iş amatörlerin işi değil. Zira bu hazırlanan besin eriyiklerindeki maddelerin bir çoğu masum değil. Hatta kimisi ürkütücü bile. O yüzden çok ciddi bir labaratuvar ortamında, ciddi kontroller yapılabilen bir yapıda bu endişelerimizin giderilebileceğine inanıyorum. Zira aldığımız en basit ağrı kesiciler de bile, hatta çocuklarda kullandığımız ateş düşürücülerin prospektüsünü okusanız vermezsiniz bile, insan bedenine zararlı onlarca madde mevcut.

Ve topraklı tarımdaki toprağın elimine etkisi: Topraklı tarımda kullanılan kimyasalları, zehirli ilaçları bildikçe ve Çukurova gibi çalıyı dikseniz ağaç olan yapının artık ekin kaldıramaz hale geldiğini görünce ve topraksız tarımla mukayese edince şunları söylemek geliyor içimden:

Topraklı ya da topraksız fark etmeksizin bilinç ve de Allah korkusu.

Sizi ve kendimi bir parça rahatlatmak adına marulların hasadından önce bir tanesini mutlaka laboratuvara göndereceğim. Aslında bunu daha sonra paylaşmak istiyordum ama madem yeri geldi söyleyelim. Sonuçlarını da burada yayınlayacağım ki bu konuda gerçekten çok bilgili üye arkadaşlarımız var ve bu konu tartışılmalı.

Bu konu sadece sizi ya da beni de düşündürmüyor. Dünyada bunun geniş tartışmaları yapılmış ve hala yapılıyor. Organik tarım için de aynı tartışmalar yapılıyor. Zira bunca hava kirliliğinde ne derece organik olabiliriz? Günde üç kez arabalarla ilaçlanan mahallede organik tarım yapabilir miyiz?

Buraya yazdıklarımdan topraksız tarımı savunuyor gibi bir durum çıkmasın. Çünkü bırakın topraksızını, topraklı bir tarım tecrübem bile olmadı. Yazım baki kalacak. Takriben 1 yıl sürecek çalışmalarımı bu başlıkta paylaşacağım. Topraksız tarımda böyle bir sakıncayı görürsem de bunu da yazarım. Zira bu işi ticari olarak yapmayı, en azından şimdilik, düşünmüyorum.

Ama şunu bir, iki ayda çok iyi anladım ki topraksız tarım amatör işi değildir. Çünkü amatörce başladığım bu işte ki halen amatörce devam ediyorum, edindiğim tecrübeler bu işin öyle anlatıldığı kadar kolay olmadığı, en az topraklı tarım kadar uğraştırıcı, zahmetli olduğu ve hatta ondan daha fazla insanı yorduğu bir gerçek. Çünkü birçok teknik bilgi istediği gibi çok da aşina olamayacağımız konularda (kimya, biyoloji vs.) da bilgi sahibi olmamızı gerektiriyor. Topraklı tarıma nazaran bir o kadar da bütçe istiyor. Yani hep istiyor. 10 kilo domatesi 1 milyara yiyorsunuz. Çünkü bir sürü elektronik ıvır zıvır almak zorundasınız.

Yani teoride amatörce de yapılabilir görünse de pratikte öyle olmuyor.

Bitki hastalıklarıyla ilgili bir araştırma yapıyordum. Tarım bakanlığının pdf dosyası çıktı önüme. Şu hastalıkta şu ilaç verilir diye bir tablo yapmışlar. Tablonun dipnotunda şöyle yazıyordu:

Kırmızı işaretliler AB ülkelerine ihraç ediyorsanız kullanılmamalı
Mavi işaretliler ABD'ye ihraç ediyorsanız kullanılmamalı
Sarı işaretliler Rusya'ya ihraç ediyorsanız kullanılmamalı

(Renklerin sırasından emin değilim)

Şimdi bu yazı Türkiye Cumhuriyeti Devleti Tarım Bakanlığı'nda kullanılıyorsa internet sayfasında vah benim ülkemin insanlarının haline. Demek ki daha neleri neleri yiyoruz? Yani koskoca bakanlık diyor ki, "Ey Türk Milleti. Bak sen bu üç ülkenin insanından daha değersizsin."...

Devlet eliyle millet zehirlenir mi arkadaş. Konu çok saptı ama bu yazıyı okuyunca kendimi çok kötü hissettim.

Konu sapmadan Sayın Vetman, inanın bende endişeliyim. Bu endişeyi gidermenin de tek yolu, hasattan önce bir kaç ürünü laboratuvara göndermek.

Şu gerçeğin altını da ısrarla çizmek istiyorum. İstiyorum ki, bu işe heveslenmiş arkadaşların hevesini kırmamak adına. Tarımla uğraşın. Topraklı ya da topraksız. Yer, mekan sorununuz varsa topraksız yoksa topraklı ama uğraşın.

Sayın Vetman,Uyarınız, öneriniz ve ilginiz için ayrıca teşekkür ederim. Bir hususun da ayrıca sizin vesileniz aracılığıyla altını çizmek istiyorum. Ben, okumuş, araştırmacı, ilmi, bilmi, fenni seven, okuduğunu anlayan birisi olarak artık tvlerdeki boy gösteren profesörlerin hangisine inanacağımı şaşırmış durumdayım. İnanın bana artık hiç birinin söylediğine inanmıyorum.

İnandığım tek şey var. Bedenimin sesini dinliyorum. Canım şeker istiyorsa yiyor, tuz istiyorsa yiyorum. İstemediğinde aklıma bile gelmiyor. Acıktığım zaman yiyorum ve canım ne isterse. Susazdığım zaman su içiyorum.

Şeker yeme diyene de tuz kullanma diyene de günde şu kadar su tüketeceksiniz diyene de inanmıyorum zira hep bir birlerini yalanlayıp duruyorlar.

Hz. Muhammed'e sormuşlar:
- bir hususu Allah'ın emredip emretmediğini nasıl anlayacağız?
Hz. Muhammed:
- İnsan aklına uymayan hiç bir şeyi Allah emretmemiştir.

Son cümlenizdeki önerinize gelince. Neden olmasın efendim, zevkle. Siz önerin, yardımcı olun bir bölümü de ona ayıralım. Onu da öğrenelim. Zaten laboratuvardan olumsuz bir sonuç çıkarsa döneceğimiz nokta orası olacağından, bir ucundan başlamış oluruz.


Düzenleyen leventali : 07-11-2013 saat 01:40 Neden: cümle düşüklüğü
leventali Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-11-2013, 06:41   #3
Ağaç Dostu.
 
vetman996's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-08-2008
Şehir: Manisa-Salihli
Mesajlar: 579
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi leventali Mesajı Göster
Merhaba Sayın Vetman996

Öncelikle söylemeliyim ki, endişelerinizin tamamına katılıyorum. Bu konuda aşırı bir bilgim yok. Araştırmam da yok. Ama görünen bir şey var ki rakamlar. Bu rakamlar öyle böyle rakamlar da değil. Avrupa'nın, ABD'nin yüzde 90'ların üzerinde topraksız tarımı yapıyor olmaları. Buna rağmen içimi kemiren bir kuşku yok mu? Var!

Kendi çapımda yaptığım araştırmalar gösteriyor ki, bu iş amatörlerin işi değil. Zira bu hazırlanan besin eriyiklerindeki maddelerin bir çoğu masum değil. Hatta kimisi ürkütücü bile. O yüzden çok ciddi bir labaratuvar ortamında, ciddi kontroller yapılabilen bir yapıda bu endişelerimizin giderilebileceğine inanıyorum. Zira aldığımız en basit ağrı kesiciler de bile, hatta çocuklarda kullandığımız ateş düşürücülerin prospektüsünü okusanız vermezsiniz bile, insan bedenine zararlı onlarca madde mevcut.

Ve topraklı tarımdaki toprağın elimine etkisi: Topraklı tarımda kullanılan kimyasalları, zehirli ilaçları bildikçe ve Çukurova gibi çalıyı dikseniz ağaç olan yapının artık ekin kaldıramaz hale geldiğini görünce ve topraksız tarımla mukayese edince şunları söylemek geliyor içimden:

Topraklı ya da topraksız fark etmeksizin bilinç ve de Allah korkusu.

Sizi ve kendimi bir parça rahatlatmak adına marulların hasadından önce bir tanesini mutlaka laboratuvara göndereceğim. Aslında bunu daha sonra paylaşmak istiyordum ama madem yeri geldi söyleyelim. Sonuçlarını da burada yayınlayacağım ki bu konuda gerçekten çok bilgili üye arkadaşlarımız var ve bu konu tartışılmalı.

Bu konu sadece sizi ya da beni de düşündürmüyor. Dünyada bunun geniş tartışmaları yapılmış ve hala yapılıyor. Organik tarım için de aynı tartışmalar yapılıyor. Zira bunca hava kirliliğinde ne derece organik olabiliriz? Günde üç kez arabalarla ilaçlanan mahallede organik tarım yapabilir miyiz?

Buraya yazdıklarımdan topraksız tarımı savunuyor gibi bir durum çıkmasın. Çünkü bırakın topraksızını, topraklı bir tarım tecrübem bile olmadı. Yazım baki kalacak. Takriben 1 yıl sürecek çalışmalarımı bu başlıkta paylaşacağım. Topraksız tarımda böyle bir sakıncayı görürsem de bunu da yazarım. Zira bu işi ticari olarak yapmayı, en azından şimdilik, düşünmüyorum.

Ama şunu bir, iki ayda çok iyi anladım ki topraksız tarım amatör işi değildir. Çünkü amatörce başladığım bu işte ki halen amatörce devam ediyorum, edindiğim tecrübeler bu işin öyle anlatıldığı kadar kolay olmadığı, en az topraklı tarım kadar uğraştırıcı, zahmetli olduğu ve hatta ondan daha fazla insanı yorduğu bir gerçek. Çünkü birçok teknik bilgi istediği gibi çok da aşina olamayacağımız konularda (kimya, biyoloji vs.) da bilgi sahibi olmamızı gerektiriyor. Topraklı tarıma nazaran bir o kadar da bütçe istiyor. Yani hep istiyor. 10 kilo domatesi 1 milyara yiyorsunuz. Çünkü bir sürü elektronik ıvır zıvır almak zorundasınız.

Yani teoride amatörce de yapılabilir görünse de pratikte öyle olmuyor.

Bitki hastalıklarıyla ilgili bir araştırma yapıyordum. Tarım bakanlığının pdf dosyası çıktı önüme. Şu hastalıkta şu ilaç verilir diye bir tablo yapmışlar. Tablonun dipnotunda şöyle yazıyordu:

Kırmızı işaretliler AB ülkelerine ihraç ediyorsanız kullanılmamalı
Mavi işaretliler ABD'ye ihraç ediyorsanız kullanılmamalı
Sarı işaretliler Rusya'ya ihraç ediyorsanız kullanılmamalı

(Renklerin sırasından emin değilim)

Şimdi bu yazı Türkiye Cumhuriyeti Devleti Tarım Bakanlığı'nda kullanılıyorsa internet sayfasında vah benim ülkemin insanlarının haline. Demek ki daha neleri neleri yiyoruz? Yani koskoca bakanlık diyor ki, "Ey Türk Milleti. Bak sen bu üç ülkenin insanından daha değersizsin."...

Devlet eliyle millet zehirlenir mi arkadaş. Konu çok saptı ama bu yazıyı okuyunca kendimi çok kötü hissettim.

Konu sapmadan Sayın Vetman, inanın bende endişeliyim. Bu endişeyi gidermenin de tek yolu, hasattan önce bir kaç ürünü laboratuvara göndermek.

Şu gerçeğin altını da ısrarla çizmek istiyorum. İstiyorum ki, bu işe heveslenmiş arkadaşların hevesini kırmamak adına. Tarımla uğraşın. Topraklı ya da topraksız. Yer, mekan sorununuz varsa topraksız yoksa topraklı ama uğraşın.

Sayın Vetman,Uyarınız, öneriniz ve ilginiz için ayrıca teşekkür ederim. Bir hususun da ayrıca sizin vesileniz aracılığıyla altını çizmek istiyorum. Ben, okumuş, araştırmacı, ilmi, bilmi, fenni seven, okuduğunu anlayan birisi olarak artık tvlerdeki boy gösteren profesörlerin hangisine inanacağımı şaşırmış durumdayım. İnanın bana artık hiç birinin söylediğine inanmıyorum.

İnandığım tek şey var. Bedenimin sesini dinliyorum. Canım şeker istiyorsa yiyor, tuz istiyorsa yiyorum. İstemediğinde aklıma bile gelmiyor. Acıktığım zaman yiyorum ve canım ne isterse. Susazdığım zaman su içiyorum.

Şeker yeme diyene de tuz kullanma diyene de günde şu kadar su tüketeceksiniz diyene de inanmıyorum zira hep bir birlerini yalanlayıp duruyorlar.

Hz. Muhammed'e sormuşlar:
- bir hususu Allah'ın emredip emretmediğini nasıl anlayacağız?
Hz. Muhammed:
- İnsan aklına uymayan hiç bir şeyi Allah emretmemiştir.

Son cümlenizdeki önerinize gelince. Neden olmasın efendim, zevkle. Siz önerin, yardımcı olun bir bölümü de ona ayıralım. Onu da öğrenelim. Zaten laboratuvardan olumsuz bir sonuç çıkarsa döneceğimiz nokta orası olacağından, bir ucundan başlamış oluruz.
Sayın Hocam,

Hemen altını çizerek belirteyim. Konunun Topraklı Tarım/Topraksız Tarım kıyaslaması boyutuna indirgenmesini hiç istemem.

Topraklı Tarımda kullanılan zirai ilaç zehirlerini Topraksız Tarımda en az miktarda kullanıyorsunuz veya kullanmanıza gerek kalmayabiliyor. Örneğin yabancı ot ilaçlarını.

Benim yazmaya çalıştığım "topraksız tarımı kimyasal gübre kullanmadan yapamazmıyız."

Topraksız tarım yapan bir dostun paylaşımları arasına topraklı tarımı savunan yazı yazıp saygısızlık yapamam. Böyle bir anlaşılma varsa düzeltmek isterim.

Konu buraya gelmişken hemen belirteyim. Ben topraksız tarımdan yanayım ve bunun kimyasal gübre kullanılmadan yapılabileceğini düşünüyorum.

Her şey gönlünüzce olsun efendim...

Selamlar... Saygılar...

vetman996 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-11-2013, 08:07   #4
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-10-2012
Şehir: ankara
Mesajlar: 157
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi leventali Mesajı Göster
Yeniden merhabalar,


Topraklı ve topraksız arasındaki ilginç fark gözler önünde. Elbette lezzet kıyaslaması da yapılacak ve buraya yazılacak.

Lütfen yetiştirenler bilgi verirse sevinirim. Marullar 18. günü buldu. 1.2 EC devam ediyordum. Sitede daha önce ekenleri okuyorum 2 EC, 2.4 EC ye çıkan bile mevcut. Kaynak taraması yaptım, 1.2 ile 2.2 arasında. Değişik dönemlerde oynanıyor.

Bende sistem EC'sini (yani marul sabit EC sini) dün gece itibariyle 1.4'e çıkardım. İki gündür su tüketimi de EC tüketimi de arttı. 10 gün içerisinde gün gün yavaş yavaş EC'yi artırmayı düşünüyorum. Gerçi gelişimleri gayet iyi. Ama sanki büyümelerinde bir duraklama oldu. Çok belirli olmuyor ama bugün sanki biraz daha kendindelerdi.

Sudaki oksijeni artırmak için pompa düzeneğini değiştirdim. İki kanal pompaydı. Birini sulamaya diğerini de suyu yukarıdan depoya düşürerek oksijen sağlamaya ayırdım.

Bir de burası önemli, daha önceki sistemde her bir kanal 2 boruyu besliyordu ve çok hızlı akıyordu. EC tüketimleri gayet düşüktü. Günlük 20-30 ml civarında. Yeni sistemde damlama spagatti borusu diye anılan 3 mm'lik boruyu, damlama borusuna bağlayarak suyu tek kanaldan 4 boruya dağıttım. Dolayısıyla su daha yavaş akmaya başladı. Yani akıntı daha yavaş. Öyle ki pompayı durdurduğumda fazla bir su gelmiyor borulardan. EC tüketimi 100-130 ml ye yükseldi. Oysa eski sistemde neredeyse 50-60 lt su boşalıyordu depoya pompayı durdurduğumda.

Bir de iki gündür güneş çok keskin ve yakıcı görünmediği için jütü aşağı indirdim.

Şimdi burada şöyle bir durum var. İki değişikliği de aynı gün yaptığımdan dolayı çok da kesin sonuçlar olmayacak:

1- EC değeri 1.4'e çıkartıltıktan sonra beslenmeye hız verdiler ve EC tüketimleri arttı.
2- Su akıntısı yavaş olduğundan beslenmeyi daha rahat yapabiliyorlar.
3- %50'lik jüt ışık eksikliği yaratıyor besin almaları yavaşlıyor. jüt kalkınca beslenme hızlandı.
4- Her üçünün de etkisi olabilir.

Gelişimleri gayet iyi gidiyordu ise bu değişikliklerin nedeni nedir diye sorabilirsiniz. Daha önce de sormuştum, EC 1.2 başlayıp hasada kadar 1.2 mi gideceğiz diye. Kimse cevap vermedi. Araştırmalarımda da ne ararsanız var. Dün yurtdışı bir kaç kaynaktan detaylı anlatımları okuduğumda fidenin ilk ekim ve gelişim sürecinde 1.2 ile başlıyorlar ve bitki büyümesine göre 4 ayrı aşamaya kadar getiriyorlar EC'yi. Bu aşamalarda EC miktarlarını marulun cinsine göre belirlediklerini belirtiyorlar. 1.2 ile 2.2 ve hatta 2.4. Besin eriyi formüllerini de vermişler. Şu an öğrenmeye zaman ayırmayı düşünmediğim için o bölümle ilgilenmedim. Ancak, bir gelişme durgunluğu hissettim, eski hızlarında büyümüyorlardı. Duraklama dönemine girdiler. Ve 1.2'den 1.4 de çıkarmaya karar verdim. 130 ml besin eriyiği tüketmişler bugün. Bende şaşırdım.

Bu besin tüketiminin nedeni yapmış olduğum pompa düzeneği değişikliği de olabilir. Depodaki su yeniden depodaki suya yukarıdan dökülüyor. Acaba herhangi bir kimyasal bu esnada uçup, EC değerini mi düşürüyor?

Bu konularda yorum yapacak arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim.

Bu arada soru sormak isteyen arkadaşlardan ricam, özelden mesaj atmak yerine buraya direk yazarlarsa, konuyu okuyan arkadaşlara da bir faydamız olur, belki bizim yanlış bildiğimiz bir hususu buradan bilgili bir arkadaş düzeltebilir ve daha uygun olur kanısındayım. Bu mesajım bana özelden mesaj atmayın anlamında değildir lütfen doğru anlaşılsın.

Çok sık ölçüm yapıyorum. Bazan günde 4-5 kez. Bunun ne derece doğru olduğunu bilemiyorum. Yani bu ölçümlerde su eksilmelerini tamamlıyor, EC eksilmelerini besinle tamamlıyor PH yükselmişse düşürüyorum. Bunun sık yapılmasının doğru olup olmadığı konusunda emin değil ama bazı kaynaklar EC değişikliklerini bitkiye hissettirmeyin anlamında açıklamalar yapmışlar. Yani EC sık değişiklik gösteriyorsa sık kontrol edilmesini, yavaş hareket ediyorsa seyrek kontrol ve tamamlama yapılmasını öneriyor. Okuduğum kaynakların bir çoğu yabancı. Marul ile ilgili olanlardan önemli gördüğüm bölümlerini ve kaynağın kendisini toplu olarak bir süre sonra buradan yayınlayacağım.

Ne yazık ki her konuda olduğu gibi bu konuda da bir tarama yaptığınızda binlerce belki on binlerce yabancı kaynak bulabiliyorsunuz, yerli kaynaklar ise birkaç profesörün kitaplarında kalmış.

Sadece bu yüzden bile Agaçlar.Net'i kuranlar, bu güne getirenler, amatörce gibi yapılan ki bana kalırsa bir çoğu son derece profesyonel, çalışmaları yapanlar Türk tarım tarihinde önemli bir yere sahip olacaklardır.

Çok sık ölçüm yapıyorsanız ölçü aletlerinizin dijital olmasında fayda var. PH metreyi dijital sipariş ettim. Hediye geleceği için marka modelini bilmiyorum.

EC metreyi Kudret Bey'den getirtmiştim. Analog. Son derece kullanışlı. El emeği, göz nuru. Ellerine sağlık. Bir üst modelini, değerleri dijital olarak veren, bekliyoruz. Birden fazla farklı besin deposu ölçümleri sık yapıldığında bayağı zorlanıyor insan. Ama dijitalleri bile arada bir doğruluğunu kontrol etmek için edinilmesi gerek bir cihaz olduğu kanısındayım.

Saygı ve sevgilerle...
Merhabalar,

Öncelikle çalışmalarınızda başarılar dilerim gayet güzel gidiyor gibi geliyor.

Sorulara gelince,

Howard Resh solusynunu kullanırsanız eğer kendisi der ki; EC genel olarak 1.5-2.0 arasında kalır pH ise 5.5 gibi olur bu değerler iyidir. Yani ec değerinizi arttırabilirsiniz burada belirtmeniz gereken büyük olasılıkla musluk suyu kullanıyorsunuz ve bu suyun ec değerini belirtmemişsiniz. Örneğin normal suyun ec değeri 0.8 ise ve bunu 1.2 ye çıkartıyorsanız biraz düşük gelir. EC değeri 0 a yakın su kullanmak gerekli tabi ancak bulunması zor malum.

Depoya yukarıdan dökülme olayı güzel bir uygulama buharlaşan kimyasal olmaz ve oksijen girmesini sağlar. Biz 10 tonluk depoda bu sistemi uyguluyoruz kötü sonuç yok.

EC düşüşü bu sebepten olmaz büyük ihtimalle suyun akış hızını düşürdüğünüz için bitkiler daha rahat mineralleri çekmeye başladı. Çok hızlı vermeyin suyu yeterli. Bitkiler büyüdükçe marulda kök gelişimi çok olur suyun akışını azaltırlar zaten.

EC ölçümü için çok sık yapmanızda sorun yok aslında ancak ben kurduğum küçük sistemlerde depoyu doldurup bir kez ölçüm yapıyorum sonra depo bittikçe yapıyorum. Büyük sistemlerde otomazyon mevcut tabi ki. Otomazyon olmayan sistemlere stoklardan belirli ölçülerde alarak su ile sulama tankında açarak kullanıyorum. Siz tahminimce 100 litrelik tank kullansanız 3-5 günde bir suyu yenileme ihtiyacı duyarsınız sadece.

EC metre olayında arada sırada kalibre etmek gerekli yoksa yanlış ölçümler alınmaya başlar. sorular ve cevaplar birbirine girmiş olabilir şimdiden kusura bakmayın.

ankafar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-11-2013, 09:03   #5
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-10-2012
Şehir: ankara
Mesajlar: 157
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi vetman996 Mesajı Göster
Sayın Leventali Bey merhaba.

Azminize hayranım. Çok güzel bir çalışma sergiliyorsunuz.

91. mesajınızdaki konu mankenini görünce içimden yazmak geldi: Topraksız tarımda içimi kemiren, uykularımı kaçıran, uzun zamandır yazıp yazmamakta tereddüt ettiğim bir konu var. Buraya yazmamın sebebi ise sizin azminizle bir sinerji oluşturabilir miyiz? düşüncesi. Bir çok dostum yazdıklarıma tepki verecek ama gerçekleri yazmak zorundayız

Ben kısaca şöyle özetleyeyim: Yıllardır zihnimde zirai ilacın en az seviyede kullanıldığı ve verimin yüksek olduğu topraksız tarımla ilgili iş yapma fikri vardı ve geçtiğimiz yıl bunu hayata geçirerek topraksız tarım Ar-Ge serası kurduk ve çilek üretmeye başladık.

Küçük oğlum topladığımız çileklerden yedikten sonraki günün sabahı yüksek ateş ve boğaz enfeksiyonu olmuş şekilde uyandı. Bu bir kaç kez tekrar etti. Alerji olabilir düşüncesindeydik. Fazla üzerinde durmadık.

Bir ara uzman doktor arkadaşımla sohbetim esnasında zirai ilaç kullanmadan çilek ürettiğimizden bahsettim. Kendimce çok iyi bir iş yapıyordum. Besin olarak ne kullandığımı sordu. Ben de besin eriğinde kullandığımız gübrelerin ismini verdim.

Doktor Bey:"bu gübre bomba yapımında kullanılır, bunun vücuda şu zararı vardır, bunun bu zararı vardır. Toprakta bunlar biraz elimine edilebiliyor ama topraksız tarımda direk bitki üzerinden insan vücuduna geçiyor." deyince bir anda sesim kesildi.

Bir TV programında organik gübre konusunda uzman bir kimyagerin (Sn. Ahmet Arapoğlu) sözleri hala kulaklarımda çınlıyor "Türkiye'nin belirli bölgelerinden Amerika'daki bir üniversiteye toprak numuneleri götürdük ve analiz ettiler. Aşırı kimyasal gübre kullanıldığı için yakında Türkiye'de kanser patlar dedi Amerikalı onkolog profösör"

Değerli dostum; hoşumuza gitse de gitmese de bunlar gerçekler. Topraksız tarımda zirai ilaç kullanılmıyor diye çok ilgimi çekmişti ama kimyasal gübrelerin bu denli zararını bilmiyordum.

Topraklı tarımda kimyasal gübreleri toprağın bir nebze de olsa tolere ettiğini ama topraksız tarımda bunun daha vahim sonuçları olduğunu duyunca topraksız tarımın organik olarak yapılabilirliği üzerinde sinerji oluşturmamız gerektiğine inanıyorum.

Bir kaç üniversiteye yazdım ama henüz gelen bir sonuç yok. Aklıma doktora yapmaya başladığım ama doktoranın bana fazla bir katkısı olmayacağını anlayarak bıraktığım yıllar geldi. Yani üniversitelerin kendine hayrı yok.

Kıymetli dostum, dikkat ettiniz mi Kudret Hocanın topraksız tarımda yetiştirdiği limonun içindeki çekirdekler tekrar filizlenmiş. İşte bunlar bile topraksız tarımda kullandığımız gübrelerin sonucu.

Hatta konusunda uzman bir dost bu kimyasal gübrelerin kişinin DNA'sını bile bozduğundan bahsetti. Ne derece doğrudur bilemiyorum.

Şu üç günlük dünyada kimyasallarla beslenmek yerine doğallarla beslenmeyi seçmeliyiz. Gelecek nesilleri sağlıklı yetiştirmek üzerimize düşen bir görev. Bu nesli sağlıklı yetiştirmek için doğal topraksız tarımın yapılabilirliğini gösterebiliriz düşüncesindeyim. Siz ne dersiniz?

Selamlar... Saygılar...
Merhabalar Sayın Vetman,

Gerek topraksız tarım gerekse bahçe tarımı yapan biri olarak biraz kişisel görüşlerimi yazmak istedim bu konuda,

Öncelikle topraksız tarımda kullanılan bütün gübreler toprakta bulunan minerallerdir. Bunun farkına varmak lazım zira istediğiniz toprağı analiz ettirin içerisinde azot fosfat potasyum bulunur ve kimyasal olarak bunlar tuz formatında bulunmak zorunda olduğu için koyduğunuz şeyden bir farkı yoktur.

"Doktor Bey:"bu gübre bomba yapımında kullanılır, bunun vücuda şu zararı vardır, bunun bu zararı vardır. Toprakta bunlar biraz elimine edilebiliyor ama topraksız tarımda direk bitki üzerinden insan vücuduna geçiyor." deyince bir anda sesim kesildi."
Bu doktor arkadaşınız ne yazık ki olaya gündüz kadın programlarına katılan doktor gözüyle bakmış. Evet bomba yapımında kullanılan gübre vardır fakat aynı gübre kalp ilacı ve erkeklerde ereksiyon sorununa çözüm olarak başlangıç materyalı olarakta kullanılır yani hangi pencereden baktığınıza göre değişir. Bunun yanında toprakta elemine ediliyor topraksızda direk bitki üzerinden insana geçiyor tabiri cidden komik. Zira elemine edilme dediğiniz şey bunların yapı taşı olarak kullanılmasıdır, yani topraktaki demir de topraksız tarımda kullanılan demir de bitkinin klorofillerindeki heme grubunu oluşturur yani bitki bunları yapı taşı olarak kullanır. Örneğin siz içtiğiniz suyun içerisindeki kalsiyumu kemik, dişlerde yapı taşı olarak kullanırsınız. Yani direk insana geçme yok hatta topraksız tarımda bitkiye özgü formul kullanarak bu gübre kullanımı çok azaltılır malum.

Kıymetli dostum, dikkat ettiniz mi Kudret Hocanın topraksız tarımda yetiştirdiği limonun içindeki çekirdekler tekrar filizlenmiş. İşte bunlar bile topraksız tarımda kullandığımız gübrelerin sonucu. Yok böyle bir şey toprakta da filizlenme meydana gelebilir çok garip bir olay değil. Daha çok zamanla alakalı bir durum.


Hatta konusunda uzman bir dost bu kimyasal gübrelerin kişinin DNA'sını bile bozduğundan bahsetti. Ne derece doğrudur bilemiyorum. Bütün maddeler değil ancak minorları kullanırken dikkat etmek gerekli örneğin molibden tehlikeli bir maddedir ancak normal toprakta da mevcuttur (zaten bu ürünü topraktan çıkartıyorlar). eğer cildinize değdirmezseniz sorun olmaz (ben laboratuvarda çok daha zararlı maddeler kullanabiliyorum ancak ona göre koruma önlemlerimi alıyorum). Şunu iyi tahlil etmek gerek asıl sağlık sorunu bitkilere verilen gübreler(mineraller) değil bitkilere kullanılan pestisit/herbisitlerdir. buda malum topraksız tarımda daha az kullanılır.

Örneğin çilekte toprakta üretim yapanlara bakın hangi kimyasalları kullanıyorlar hayatta çilek yemezsiniz Bence yapılması gereken iyi tarım uygulamalarına önem vermek yani ilaçlama yaptıktan sonra o ilacın etkisi gidene kadar kesinlikle satış yapmamak. Ben dalından koparıp yıkamadan yiyemediğim herhangi bir ürünü kimseye satmam

Topraksız tarımda tamamen organik kullanılamaz mı? kullanılabilir ancak neresi farklı olacak bilemiyorum siz zannedersem solucan gübresi üretiyorsunuz peki solucan gübresinin tam olarak içeriğini biliyor musunuz? Basitçe içerik şu şekilde, Şimdi bunları solucanın gübresinden almakla normal olarak vermek arasında ne fark vardır?

• Organic Carbon 20.43 – 30.31 %
• Nitrogen 1.80 – 2.05 %
• Phosphorus 1.32 – 1.93 %
• Potassium 1.28 – 1.50 %
• Carbon : Nitrogen 14-15 : 1 %
• Calcium 3.0 – 4.5 %
• Magnesium 0.4 – 0.7 %
• Sodium 0.02 – 0.30 %
• Sulphur Traces to 0.40 %
• Iron 0.3 – 0.7 %
• Zinc 0.028 – 0.036 %
• Manganese Traces to 0.40 %
• Copper 0.0027 – 0.0123 %
• Boron 0.0034 – 0.0075 %
• Aluminium Traces to 0.071 %
• Cobalt, Molybdenum Present in available form

Bunu yanlış anlamayın bu konuda ki çabanızı ve azminizi çok takdir ediyorum ve destekliyorum. Çok güzel noktalara gidilebilir bu yolla. Günü geldiğinde ben de ne kadar yardımcı olabilirsem olmak isterim size.


Organik olayına gelir isek. Aile olarak örneğin kayısı üretiyoruz ne bir gram gübre ne de ilaç kullanıyoruz. Geçen sene satışımız kg başına 40 kuruştu (o sırada Ankarada satış fiyatı 8 tl idi) bunun tek nedeni düzgün ilaç ve gübre kullanan kişilerin ürünlerinin daha büyük olması daha hoş gözükmesiydi. Yani bizim vatandaş organik organik dese de gidip en ilaçlısını alır ona daha çok para verir. Ne yazık ki piyasa ve talep bu yönde. O zaman üretici ne yapsın? Hem az ürün alacak hem ürününü tehlikeye atacak hem de az para kazanacak nerede bu işin mantığı?

ankafar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-11-2013, 12:10   #6
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,046
Ankafar ,
Allah razı olsun .

Sizden önceki değerli arkadaşlarımın yazılarını okuyunca ödüm koptu .

Zira bu işe kafayı takma nedenim bir anda çöktü.

Ne kadar zamandır ve Üstelik İstanbul'da düzenimi bozarak köye gidip kulube ve küçük bir sera yaparak hem zaman hem emek hem para harcayarak hevesle başlayıp mücadele ettiğim bir konu birden çöp oluverdi gözümde .

Ama konunun açılıp irdelenmesi çok da iyi oldu .

Başarılarınızın devamını dilerim .

Hepiniz sağlıcakla kalın

İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-11-2013, 13:50   #7
Ağaç Dostu
 
gazeteci28's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-04-2009
Şehir: BULANCAK/GİRESUN
Mesajlar: 187
topraksız tarımda bitkide nitrat birikmesi olabilir

Sevgili arkadaşlar,
laboratuvar sonuçlarını merakla bekliyorum. bir ara bende yetiştirdiğim ürünleri tahlil ettirmeyi düşünüyordum ama devam etmediğim için vazgeçtim.

laboratuvara göndereceğiniz marulla ilgili iki ayrı örnekleme yapabilir misiniz?
1. örnek: Marulu tezgahtan ayırıp paketleyip göndermek.
2. örnek: Marulu 3-4 gün sade su ile beslemek.

Ürünlerin pazara sürülmeden önce bir kaç gün sade suyla beslendiği yönünde bir bilgi hafızamda var. Bundan amaç bitkideki nitrat birikmesini gidermek.

kolay gelsin.

gazeteci28 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-11-2013, 20:45   #8
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-07-2007
Şehir: iSTANBUL
Mesajlar: 1,403
Bence amatörce cahilce araştırmalar yapmaktansa üniversite bazında yapılan araştırmalara kulak vermek daha iyi olur kanısındayım.
Lütfen izleyin.

Kudret Tezel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-11-2013, 22:03   #9
Ağaç Dostu.
 
vetman996's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-08-2008
Şehir: Manisa-Salihli
Mesajlar: 579
Sayın Leventali Bey merhaba,

Ne demek istediğimi doğru anladığınız için sizi tebrik ediyorum. Yazdıklarımdan başka anlam çıkaran dostlara da hayret ediyorum. Kendilerine yazdıklarımı tekrar okumalarını tavsiye ediyorum.

Herkes işe amatörce başlar. Ama bazıları amatör kalır, bazıları daha profesyonel olur. İnşallah siz profesyonelce çalışmalar yapanlardan olursunuz.

Bir sinerji oluşturmak istedim sadece. Topraklı tarımda doğal gübre kullanılarak bitki yetiştiriliyorsa, topraksız tarımda doğal gübre kullanılarak bitki yetiştirilemez mi? Ana fikir buydu. Ama gördüm ki yazdıklarım bazı dostlarımın ödü koparmış. Bu kadar acımasız olduğum için üzgünüm.

Yıldız Üniversitesiyle ilgili videonun son kısmında "hiç bir gübreleme yapılmıyor" dediğini duydum. Besin eriği içinde kimyasal gübre kullanmıyor olabilirler belki. Ayrıca üniversitenin serasında bilgisayar ortamında hazırlanan besin eriği ile, başka bir amatörün cahilce hazırladığı besin eriği arasında mutlaka fark vardır.

Sayın Gazeteci28 Beyin bahsettiği Nitrat birikmesi mide kanserinin etkeni olduğu bilim adamlarınca bulunmuş. Belki bilim adamları ve onkologlar yanılıyordur. Kimyasal gübreler masumdur. İnsan vücuduna zararı yoktur )

Selamlar... Saygılar...

vetman996 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-11-2013, 22:12   #10
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 09-08-2013
Şehir: Mersin
Mesajlar: 562
İyi akşamlar,

Sayın Vetman996, sizi, hissiyatınızı,endişenizi, ilginizi doğru anlıyorum. Telaş etmenize gerek yok. Sizlerin yorumları sadece benim için değil, gelecekte bu sayfaları okuyanlar için de değerli bilgiler oluşturacaktır; olumlu ya da olumsuz...
İyi niyetinizden en ufak bir kuşkum yok rahat olun.

Sayın Ankafar, Evet musluk suyu kullanıyorum ve EC si 0.3 ve artık 2-3 gündür marulları 1.4 EC ye yükselttim. PH da 6-6.5 Civarında. Kullandığım solusyonun Howard Resh solusyonu olup olmadığını Kudret Bey açıklayabilir. Zira içeriğini bilmiyorum. Marul için hazırlamış olduğu eriyik.

Kullandığım tank 200 litrelik. Bunun yaklaşık 200 litrelik kısmı dolu. 4 boru mevcut bunlarda da yaklaşık 24'er litre su var ortalama 300 litreye karşılık geliyor toplam su miktarı. Bu su sürekli devirdaim oluyor. 20 gün önceki hazırladığım tanktaki suyu hiç değiştirmedim. Bunun değişme süresi konusunda bilgisi olanlar paylaşırsa sevinirim. Zira forumda bu alanda çalışma yapmış arkadaşlarda da farklı uygulamalar söz konusu.

Yorumlarınız için de ayrıca teşekkür ederim. Bu kimyasallar konusu daha önce de forumda tartışılmış. Hatta yurt dışı kaynaklar da gösterilmiş. Sonuç alınamamış gibi duruyor. Konu ortada kalıyor. Kimse net olarak şöyledir, diyemiyor. Kabul edilebilir değerlere(!) her zaman kuşkuyla yaklaşmışımdır. Hele ki ülkemizde.

Ancak yine karıştırdığım internet ortamındaki bilgiler ışığında topraksız tarımın tercih nedenlerini bir teraziye koyduğunuzda sadece ticari nedenlerden olmadığını da görüyorsunuz. Bilinçli ve teknik yapıldığında daha az kimyasalla ürünü satış durumuna getiriyorunuz. Olumlu olumsuz yönlerini bir tarafa yazdığımızda olumlu yönü oldukça fazla. Belli ki insanların kaygıları net bir şekilde giderilememiş.

Kudret Bey'in vermiş olduğu video linkinde yüzde yüz organik ifadesi kullanılıyor ki, bu organiğin ne olduğu konusunu üniversitenin anlayamamış olduğunu gösterir. Besin eriyikli topraksız tarımın organiklikle alakası olmadığı konusunda dünyada netleşmiş tezler mevcut. Bu tezleri çürütmek adına söylenebilen tek şey "Kimin penceresinden bakacağız? Bahçevanın mı, laborantın mı yoksa çiftçinin mi" diye bilimsel olmayan terimler kullanılıyor. Buna rağmen tartışmanın bitmediği, bitmeyeceği aşikar.

O yüzden amatörce yapılan tüm araştırmaların cahilce(!) olmadığı kanısındayım.

Ancak yine altını çizerek söylüyorum. Türkiye'den giden ihraç ürünleri, özellikle AB ülkelerine, inanılmaz testlerden geçiriliyor. Avrupa yasaları ve Avrupalı bilim adamları bizimkiler kadar esnek değil. Ve Türkiye'den giden ürünlerin, oranını bilemeyeceğim ama, içinde topraksız tarımdan giden ürünler de mevcut.

O yüzden çok da uzak bakmıyorum topraksız besin eriyikli tarıma. Hatta sırf daha az kimyasal kullanılması bile tercih sebebim.

Sayın İsmail Karagülle, Rahmetli Cemil Meriç "Kanevçeler-1" kitabında şöyle diyordu:

Okudukça cahilleştim!

Sizin yazınızı okuyunca yaklaşık üç aydır kaç kez sizin düştüğünüz ruh haline düştüğümü hatırlamıyorum. Sizin bu alanda bulunma sürenizi bilmiyorum ama benim 3 ayda ne kadar çok kaynak taradığımı tahmin bile edemezsiniz. Bir yazı okuyorsunuz yüreğiniz hopluyor, bir yazı okuyorsunuz rahatlıyorsunuz.

Bu işin Türkçesi şu: Bu iş dünyada çok yeni. Yani dünya tarihinde eski diyemeyeceğiniz kadar çok yeni. Elbette yapılan araştırmalardan olumlu ya da olumsuz sonuçlar çıkacaktır. Ve her araştırmacı da kendi tezini savunacaktır. Bu arada da topraksız tarım yoluna durmaksızın, büyüyerek devam edecektir.

Hatalıca hazırlanmış, kriterlerine uygun yapılmayan bir topraksız tarım ürününün labaratuvar sonuçlarının hatalı çıkması kadar doğal birşey olmayacağı kanısındayım. Önceki yazımda belirttiğim gibi besin eriyiğini hazırlayacak ve uygulayacak kişinin son derece yetkin olması bu konunun kilit anahtarını oluşturuyor kanaatindeyim.

Sayın gazeteci28, Eğer labaratuvarı ücretsiz ayarlayabilirsem bu iki tip testi de yaptıracağım. Mantıklı gibi duruyor. Ücretini de araştırmadım. Ama büyük bir ihtimal ücretsiz yaptırabileceğimi düşünüyorum. Olmadı borudan çıkardığım gibi labaratuvara teslim edeceğim. Sonuçlarını sizin gibi ben de merak ediyorum.

Kalemini esirgemeyen tüm arkadaşlara yürekten teşekkür ediyorum.

Bugün ilginçtir, marullar da domatesler de sadece su tüketmişler. İş icabı gün boyu Mersin'deydim. Sabah 10 gibi 5 litre su ekledim ve ölçüm yaptım EC tam (sistem EC'si 1.4), akşam 8 gibi su tankına 5 litre su ekledim ve EC ölçüm EC tam. Domates ler için de aynı. Bugün gün boyu su tüketmişler. Yarın yeni resimlerini eklerim.

Saygı ve Sevgilerle...

leventali Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 00:07   #11
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-07-2007
Şehir: iSTANBUL
Mesajlar: 1,403
''Kudret Bey'in vermiş olduğu video linkinde yüzde yüz organik ifadesi kullanılıyor ki, bu organiğin ne olduğu konusunu üniversitenin anlayamamış olduğunu gösterir.''

Sayın levetali gerçekten bunu yazabiliyorsanız sizin organik tanımı hakkındaki bilginiz üniversitenin fersah fersah ilerisinde olmalı. O halde neyi tartışıyoruz ki siz ne derseniz odur. Bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederiz. Anlaşılıyor ki dünyada topraksız tarım yapan, ve bize yolladığınız ürünlerde şu şu ilaçları kabul etmiyoruz diye şart koşabilen ülkeler bile işin vehemetinin Farkında değil. HAYRET.

Kudret Tezel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 00:14   #12
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,046
Sayın arkadaşlar tabii ödüm koptu .
Biz daha temiz bir üretim olduğu kanaatinde olduğumuz için topraksız tarıma ilgi duyduk .

Üstelik bu durumdan zarar gördükten sonra , iki ağabeyim kansere yakalandı . Birini kaybettik diğeri hala mücadele ediyor.

Ve kanserin nedeni hala bilinemiyor. Sadece istatistiklere göre karar veriliyor. Ve akla gelen her olasılık kanser nedeni olarak gösteriliyor.

Biz toprakta yetiştirilen bitkiler için kullanılan ilaçların bu konuda suçlandığını düşünüp toraksız tarım buna da çare olabilir mi ? Diye düşünürken ve bu konuda oturduğumuz yerde değil Kentten köye göç ederek ve emek zaman harcayarak bu konuda çabalarken bir de baktım , biz boşuna uğraşıyormuşuz topraksız da kanser yapıyormuş. hatta insanın dna sını bile bozuyormuş diye okuyunca bunca umut ve emekle uğraştığımız topraksız tarımın Adeta çöp bir düşünce olduğunu sizlerden dinliyoruz.

Toprakta tarım yapılırken bitkinin topraktan alacağı nitrat miktarı çok da belirlenemezken ,

Topraksız tarımda bitkinin ne kadar nitrat alacağı bizim tarafımızdan belirleniyor.

Üstelik ot ve böcek için ilaçta kullanılmıyor.

Bunu böyle bilirken , fikirlerini önemsediğim arkadaşlardan gelen tersine yorum ve yazı Ödümü koparmaz da ne yapar.

Ne kadar zamandır bu işle uğraştığıma dair soru vardı .

Konuya ilgimin 2000 yılından önce başladı . Önceleri sadece okuyordum . Araştırıyordum . 2000 yılında balkonda denemeye başladım .

Son bir yıldır da Köyümde bir sera yaparak topraksız ve toprakta ikisini de birlikte sıfır ilaç prensibi ile yapmaya çalışıyorum . Ve öğrenmeye devam ediyorum .

Ama öğrenecek daha çok şey olduğunu biliyorum .

Bilgilerimiz, yanıldıklarımıza yetecek seviyede değil. Ben farkındayım . Herkesin de farkında olmasını diliyor ve tavsiye ediyorum . Zira ben artık oldum, biliyorum dedikten sonra esas tehlikeler ve yanlış yapmalar başlıyor.

Bütün arkadaşlara başarılar diliyorum .

Sağlıcakla kalmanızı temenni ediyorum .

İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 01:48   #13
Ağaç Dostu.
 
vetman996's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-08-2008
Şehir: Manisa-Salihli
Mesajlar: 579
Sayın İsmail Abicim,

Kısır tartışmalara hiç girmem, ama fikirler tartışılabilmeli.

Besin eriği hazırlanırken kullanılan gübrelerin içinde sadece Azot, Fosfor, Potasyum yok. Bunların içinde kadmiyum, kurşun, nikel, arsenik gibi ağır metaller de var malesef. Fazla kafa karıştırmak istemiyorum.

Kısaca özetlemem gerekirse:

Topraklı Tarım mı? Topraksız Tarım mı? sorusuna kesinlikle ve kesinlikle Topraksız Tarım Nedenini siz de biliyorsunuz ve benim gibi topraksız tarıma gönül veren dostlar da biliyor. (topraklı tarıma göre kimyasalların daha dengeli kullanılması, özellikle zirai ilaçların Pestisit-Herbisit vs. kullanılmaması)


Kıymetli abi, eğer düşündüklerimi hayata geçirebilirsem 3 dönüm kadar topraksız tarım serası yapma düşüncesindeyim. Şu anki mevcut topraksız seramızın bir kısmında doğal gübre ile topraksız tarım denemeleri yapıyorum. (organik gübre ifadesini kavram karmaşası oluşturmamak için bilerek kullanmıyorum)

Forumda bir kaç yerde bahsetmiştim. Denemelerin bir kısmında solucan gübresi kullanacağım. Solucan gübresini (Humusunu değil) suyun içine attığınızda nescafe gibi suda eriyebiliyor. En güzel yanı besin eriğindeki elementleri bitkinin alacağı formda hazırlayarak bitkiye sunması.

Kullandığınız besin eriğinin doğal gübre olduğunu bilseniz, elde ettiğiniz ürünleri daha zevkle yemez miydiniz.

Kullandığınız besin eriğinin yarısı bile doğal gübre olsa daha iyi olmaz mıydı.

Sayın abicim ben bir mum yakmak istedim ama sizin yüreğinizi yaktım sanırım. Beni affedin lütfen.

Biliyorum bana kızıyorsunuz ama gün gelecek bana da Allah razı olsun diyeceksiniz.

Topraksız tarım topraklı tarımdan daha iyi, bundan emin ol. Ama biz daha iyisinin peşindeyiz. Bu yazıları da ticari düşünerek yazmıyorum kesinlikle.

İyilik yap at denize balık bilmez ise Halik bilir.

Selamlar... Saygılar...

vetman996 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 08:27   #14
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-10-2012
Şehir: ankara
Mesajlar: 157
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi vetman996 Mesajı Göster
Sayın Leventali Bey merhaba,

Ne demek istediğimi doğru anladığınız için sizi tebrik ediyorum. Yazdıklarımdan başka anlam çıkaran dostlara da hayret ediyorum. Kendilerine yazdıklarımı tekrar okumalarını tavsiye ediyorum.

Herkes işe amatörce başlar. Ama bazıları amatör kalır, bazıları daha profesyonel olur. İnşallah siz profesyonelce çalışmalar yapanlardan olursunuz.

Bir sinerji oluşturmak istedim sadece. Topraklı tarımda doğal gübre kullanılarak bitki yetiştiriliyorsa, topraksız tarımda doğal gübre kullanılarak bitki yetiştirilemez mi? Ana fikir buydu. Ama gördüm ki yazdıklarım bazı dostlarımın ödü koparmış. Bu kadar acımasız olduğum için üzgünüm.

Yıldız Üniversitesiyle ilgili videonun son kısmında "hiç bir gübreleme yapılmıyor" dediğini duydum. Besin eriği içinde kimyasal gübre kullanmıyor olabilirler belki. Ayrıca üniversitenin serasında bilgisayar ortamında hazırlanan besin eriği ile, başka bir amatörün cahilce hazırladığı besin eriği arasında mutlaka fark vardır.

Sayın Gazeteci28 Beyin bahsettiği Nitrat birikmesi mide kanserinin etkeni olduğu bilim adamlarınca bulunmuş. Belki bilim adamları ve onkologlar yanılıyordur. Kimyasal gübreler masumdur. İnsan vücuduna zararı yoktur )

Selamlar... Saygılar...

Tekrardan merhabalar,

Öncelikle Sayın Vetman umarım yazdıklarımı yanlış anlamamışsınızdır amacım ne sizi ne başkasını rencide etmek yahut benim bildiğim doğrudur demek. Önceki yazımda belirttiğim şeyi aynen yazmak istiyorum Bunu yanlış anlamayın bu konuda ki çabanızı ve azminizi çok takdir ediyorum ve destekliyorum. "Çok güzel noktalara gidilebilir bu yolla. Günü geldiğinde ben de ne kadar yardımcı olabilirsem olmak isterim size. "


Gülücüklerle bilim insanları bunu söylüyor(cidden bu kısım olmamış) bu böyledir denilen olgulara biraz bilimsel açıklık getirelim. Böylelikle bu konuda insanların kafasında sorun kalmaz.

Öncelikle Organik (kompost şeklinde yahut direk dışkı formatında elde edilen) ve inorganik (sizin kimyasal olarak nitelendirdiğiniz) gübrelerin karşılaştırmasını yapalım:

Alıntıladığım makalenin adı "Influence of different types of fertilisers on the major antioxidant components of tomatoes" ilgili makaleye bu adresten ulaşabilirsiniz. Basitçe özetlemek gerekirse nitrat, klor bazlı amonyak, sulfat bazlı amonyak organik olarak yonca malçı ve tavuk gübresi hidroponik domates üzerine etki karşılaştırması yapılmış.
Name:  tablo 4.jpg
Views: 1021
Size:  34.7 KB
Tablo 4 te verim karşılaştırmasında organik kökenli olan ürünlerin diğer inorganik ürünlere göre verimde düşüş yaşadıkları gözlemlenmiş (bu zaten beklenilen bir şey)
Name:  tablo 5.jpg
Views: 872
Size:  64.8 KB
Tablo 5 te ise çıkan domateslerde ki mineral miktarları karşılaştırmış (birikme var mı diye) burada açıkça inorganik bitkilerde olan birikme organik olan birikmeye yakın durumda. Yani istatistiksel olarak bir fark yok

Belirtmek istediğim bir diğer makale mide kanseri uyarısında bulunduğunuz nitrat birikmesi üzerine makaleye buradan ulaşabilirsiniz. Basitçe özetlemek gerekirse toprakta üretilen hıyarda 208.2 mg/kg nitrat çıkarken hidroponik sistemde üretilen hıyarda 42.6 mg/kg nitrat çıkmış yani toprakta tam 5 kat fazla nitrat birikmesi olmuş. Bu sonuçlara göre sizin bilim adamları zannedersem toprakta üretim yapmayın demeleri lazım.

Peki bunların haricinde sizin belirttiğiniz organik gübre kullanarak yapsam kötü mü olur sözünüze şunu eklemek istiyorum. Kullanacağınız yahut kullanmayı planladığınız ürünlerin sağlık açısından sıkıntı çıkartmayacağından emin misiniz? Yani kimyasal dediğiniz gübrelere kanser yapar dedikten sonra (ki makaleler birikmenin toprağa göre çok daha az olduğunu yahut topraksızda organiğe göre bir fark olmadığını gösterdiği halde) organik(dışkı, kompost, malç) temelli ürünler çok sağlıklı mıdır?
Bunu da Earthworms as vectors of Escherichia coli O157:H7 in soil and vermicomposts isimli makaleden alıntılayarak açıklıyalım makaleye buradan ulaşabilirsiniz. Burada der ki toprak solucanları E. coli O157 nin taşınmasına yardımcı olarak E. coli O157nin dikey yayılımını arttırır. Peki bu E. coli O157 tam olarak nedir derseniz bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Yani bu tür gıda zehirlenmesi ve kolit hastalıklarına yakalanma şansını arttırıyor.
Solucan değil de başka bir hayvansal atık kullansam onun derdi olmaz derseniz onun içinde ayrı bir makale mevcut onu da buradan görebilirsiniz. Soğan, mısır, lahana üzerinde yapılan çalışmada bitkilerin hepsinin antibiyotikleri çektikleri gözlemlenmiş. Vücuda giren fazla antibiyotiğin ne derece zararlı olduğunu anlatmama gerek yok zannedersem.

Şimdi son olarak bu yazdıklarımı inanın kendi tezimi korumak amacından ziyade olaya biraz daha geniş açıdan yaklaşılması için yazdım. Her ürünü topraksızda üretmezsiniz yahut toprak daha iyidir diye bir durum yoktur. Madalyonun her zaman iki yüzü vardır. Bu sebepledir ki ben hem topraksız tarım hem de toprakta tarım yapıyorum. Topraksız tarımda organik kullanımına karşı olmamın asıl sebebi bitkiye tam olarak ne verdiğimi asla bilemeyecek olmamdır. Yani aylar arasında yahut ürünler arasında verimde büyük değişimler görürsünüz. Ben topraksız tarımı bir çeşit fabrika gibi görürüm her sene ne zaman dikeceğiniz ne zaman ve kaç ton ürün alacağınız belli olmalı.

Bu arada Besin eriği hazırlanırken kullanılan gübrelerin içinde sadece Azot, Fosfor, Potasyum yok. Bunların içinde kadmiyum, kurşun, nikel, arsenik gibi ağır metaller de var malesef. Fazla kafa karıştırmak istemiyorum. demişsiniz ancak ben hayatımda bu dediğiniz element ve bileşiklerin hiç birisini kullanmadım yahut kullanana da rastlamadım. Zira bitki bunları kullanmaz zaten.

Todor, serkaf ve daysleeper beğendi.
ankafar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 08:39   #15
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-07-2007
Şehir: iSTANBUL
Mesajlar: 1,403
Sayın ankafar, gerçekten size bir teşekkür borçluyuz.İnsanların aklını karıştıran birçok soruya bilimsel yaklaşımla cevap vermişsiniz. Umarım şüphesi olanlar biraz rahat nefes alırlar. Topraksız tarımın tadını çıkartmaya devam ederler.Sağolun varolun.Teşekkür ederiz.

Kudret Tezel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 09:46   #16
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,046
Saygıdeğer arkadaşım vetman ,;

Aslında aynı şeyleri düşünüyoruz ve aynı endişeleri taşıyoruz. Ve tabii fikirlerimizi aklımıza takılanları paylaşacağız .

Senin topraksız tarım konusundaki çabalarını biliyoruz. Konu hakkındaki araştırma ve uygulamalarını taktirle izliyoruz. Ve gerçekten izlerken mutlu oluyoruz.


Besin eriyiği içinde
kadmiyum, kurşun, nikel, arsenik de var demişsin.

Bunlar besin eriyiğinde gerçekten var mı?

Bir de bilmediğim için soruyorum .

İnsan hayvan gibi canlılar önlerine konan yiyeceği olduğu gibi mideye indirirken , bitkiler her terkipte kendine verileni yerler mi ?
Örneğin , sığırın önüne tavuk gübresi ile tavuk yemini karıştırıp verseniz yemem demez. Ve Tavuk gübresi içindeki nitratı gövdeye indiriverir. Ve tabii çok çabuk kilo yapar. Sonra nitrat sığırın sindirim sisteminde nitrite dönüşür ve sonrasında oksijeni sistemde azaltır ve sonrasında hücreler üzerinde oksijenizlik ve kansere sebep olur . Diyen bilim adamları var.

Bu durum İnsan içinde öyle.

Ben şunu merak ediyorum ,

Bitki önüne konan ( toprakta veya topraksızda) her şeyi olduğu gibi bünyesine alabilir mi?

Bitki önüne konan tavuk gübresini parçalamadan bünyesine alabilir mi?

İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 09:59   #17
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,046
Topraksız tarım kansere neden oluyor mu?

Toprakta nitrat oranı çok fazla olma olasılığı her zaman var .
Mesela , Ben geçen sene yaptım .
Topraksız ortamda geçen sene ıspanak ve marul için toprağı hazırlarken İlçe tarımdaki sizin meslekdaşınız olan değerli arkadaşıma sordum . Koyun gübresi ne kadar koyayım diye , yanmış olursa fazlasının zararı olmaz dedi.

Biz de onun dediği miktarın iki misli koyun gübresini toprağa karıştırdık . Tabii ıspanak ve marullar adeta çoştu .

Topraksız gübrelemesinde böyle bir şey asla yapmıyoruz. Hangi oran kabul edilmişse o orana bağlı kalmaya aşırı özen gösteriyoruz. Ve bunu gramın milyonda biri kadar hassasiyetlerle yapmaya çalışıyoruz.

Bu açıdan bakıldığında hangi sistemi kullanırsak nitrat aşımı olacağı açık değil mi?

İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 12:13   #18
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 09-08-2013
Şehir: Mersin
Mesajlar: 562
Tüm arkadaşların kalemine sağlık. Yeter ki eleştiri de, öneri de rencide sınırında olsun. Yoksa konu hakkında bilgisi olmayan buraya yazmasın demiyorum ki örneğin 3 aylık bilgiyle benim bilgim belki de forumda en az olandır.

Ama benim bildiğim şeylerde var ve bildiğimden emin olduğum şeylerde.

Örneğin Levent Ali Keten, "Kardeşim bu %100 organiktir ya da Bu %100 şöyledir, böyledir", diyebilir. Kimdir Levent Ali Keten? Yazılımcı. Yani toplumda bir birey. Bilimsel bir hükmü yoktur. Olsa olsa bilimde yüzde kavramlarını öğrenememiş biridir deyip geçersiniz.

Örneğin iktidar partisinin millet vekillerinden birisi çıkıp " Şu ülkeye savaş açmalıyız!" gibi saçma bir cümle kurabilir. Gerek parti içinde gerek, ülke içinde ciddiye alınmasa da üzerine gidilir biraz. Dünyada yaratacağı etkisi, siyasi, politik anlamda, bir hiçtir.

Ama bir dış işleri bakanı bırakın bu cümleyi, bu cümleyi çağrıştıracak bir kelime dahi kullansa, ülkenin büyüklüğüne göre, dünya siyasetini, politikasını ve alt dallarını harekete geçirir.

Daha öncede yazmıştım. Şems'e sormuşlar "En iyi Neyi bilirsin?",diye "Haddimi", diye cevaplamış. Çünkü o artık Şems. Yani ağzından çıkacak her kelimenin insanlar üzerinde yaratacağı etkinin farkında.

Eğer bir Üniversite bu kadar güzel bir çalışmanın sonuçlarını açıklarken, %100 ifadeli kelimeler kullanabiliyorsa bu üniversitenin yaptığı hiç bir çalışma dünyada "Bilim Adına", dikkate alınmayacaktır. Zira bilimsel çalışmalarda, cümlelerde böyle bir oran yoktur. Bu haddini aşmaktır. Beni ciddiye almayın demektir.

Yoksa Levent Ali Keten olarak üniversiteye kafa tutacak fersah fersah bilgim de yoktur. Ona rağmen (Dünyayı benim döndürdüğümü sandığım yaşlarım hariç) hiç bir zaman böyle oranları kullanmadım.

Üniversite mükemmel ötesi bir sera kurmuş, mükemmel ötesi çalışmalar yapmış, zaman harcamış, mükemmel ötesi bunu insanlarımıza duyuruyor. Tüm bu mükemmeliğin bir kelimeyle yok olmasınadır benim isyanım. Levent Ali Keten istediği cümleyi kurabilme özgürlüğüne sahiptir. Zira sade bir bireydir. Dikkate alırsınız almazsınız. Ama Üniversite diyorsak, bilim diyorsak, bilim adamı diyorsak işte o zaman iş değişir Sayın Tezel.

Üniversite yıllarımda dizgi atölyem vardı. Ankara Ulus Çocuk Esirgeme Kurumu karşısında. Küçük bir büro. O zamanlar bilgisayar bu kadar yaygın değildi. Haliyle kalemle, daktiloyla, kesip yapıştırmayla yapılan tezleri (öğrenci, doktora vs.), üniversite öğretmenlerinin kitaplarını 4-5 yıl boyunca bilgisayar ortamında dizdim. On parmak yazarken iki gözünüz sadece okur. Öyle farklı konularda öyle araştırmalar, öyle tezler, öyle kitaplar okudum ki o 4-5 yıllık dönemde anlatamam. Elbette bana öğrettiği binlerce şey oldu. Ama bu araştırmaları yapanların titizliğinden (büyük çoğunluğunun) öğrendiğim yegane şey, bilimsel araştırmaların, makalelerin sonuçlarını hoyratça kelimelere dökemeyeceğiniz.

Sayın Ankafar'ın yazıları ve vermiş olduğu linkler, bilgiler burayı ayrı bir renklendirdi. Kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Konu hakkındaki bilgisini ezmeden kullanma gayretine de.

Konunun topraklı, topraksız tartışması gibi algılanmaması gerek. Konu bitkinin kimyasalı doğal yollarla mı, dışarıdan müdaheleyle mi alıp vermesidir.

Burayı yazmadan izleyen arkadaşların da kafasına onlarca soru takılmaması adına, "Kanser yapar, yapıyor" gibi çok tehlikeli kelimelerin özenle kullanmasını tavsiye ederim. Çünkü yine bilimsel çalışmalar sonuçlarını açıklarken (kanser hakkında) şöyle bitirirler: "Dünyada 6-7 milyar insan var. Tüm bunların bilgileri net olarak bilinemediğinden ve böyle bir imkan olmadığından, yapılan araştırmalar sonucunda çıkan yüzdeler bunu gösteriyor", derler. O yüzden her çalışma önemlidir ama net değildir.

Yapılan tüm araştırmalar kalp hastalarına 70-80 yıldır yumurtayı bu ve benzeri hastalara yasaklarken, yine aynı bilimsel araştırmayı yapanlar üç-beş yıldır yumartanın insan hayatının hiç bir döneminde bedeninden eksik etmemesi gerektiğini buldular. Yumurta yemeyinden, yumurta yiyine geçtik.

Altını çize çize söylüyorum. Bu konudaki bilgim okuduğum makalelerden ibaret. Zaman geçse de böyle bir sonuca ulaştırabilecek labaratuvar çalışmasını yapamayacağım için de bundan öte gitmeyecek. Korkarım bu sadece benim için de geçerli değil. Ha denilse bile böyle bir çalışmanın, insan üzerine olası etkilerinin araştırılması onlarca yıla tekabül edecektir.

Topraklı, topraksız, organik... Her birinin bir birine oranla üstünlükleri, avantajları ve dezavantajları olduğu sürece bu tartışma bırakın burada, bilimsel çalışmalar anlamında da hiç bitmeyecektir.

Ama beni tedirgin eden şey, Türkiye'nin tam da bu konuda araştırmalar yapmaya, hatta bunu uygulamaya geçirmeye yeltendiği zamanlarda bu tartışmaların alevlenmesi. Sadece burada, bu forumda değil sosyal medyada bile. Türk tarımının içler acısı durumunu düzeltebilmeye adım olarak gördüğüm bu konunun insanları tedirgin edebilecek düzeyde tartışmaların içine çekilmesinde.

Kimya, yanlış uygulamaların sonucunda kötü sonuçlar doğurur. Doğru uygulamaların yıllardır hayat kurtardığını biliyoruz.

Tartışmaları bu boyutta yaparsak, burayı okuyan duyarlı insanlarında kafasını karıştırmamış oluruz.

Duygularım, düşüncelerim, ön sezilerim bu işin yapılabilirliği yanında. Ve kısa zamanda bunu onlarca tarımla uğraşan kişilere anlattım. Bu serada ticari bir beklentimin olmayacağını m2 sinden bile anlarsınız. Eğer ben evin damında bunu yapabiliyorsam, sizde yapabilirsiniz diye görücüye çıkarmamın nedeni, Türkiye'deki tarım açmazına bir nebze katkımın olabilmesini düşünmemden dolayıdır.

Hassas arkadaşların da düşüncelerinin sadece ticari olmadığı inancındayım.

Konuyu çok dallandırıp budaklandırmamak adına aslında herkesin altına imzasını atacağı ve bir başlıkta toplanması gereken, tartışma boyutunda değil, bir metin hazırlayıp, bu metnin doğruluğunu bilimsel kuruluşlara da imzalatıp, insanların kafalarını karıştırmamak adına yayımlanması gerekiyor.

Zira bu konu Türk tarımını yakından ilgilendiren bir konu.

Eğer izniniz olursa bu tartışmanın daha da uzamasını istemiyorum. Burada sizlerden, yetiştirmeye çabaladığım ürünlerle ve sistemle olan eksiklerimi, önerilerinizi, eleştirilerinizi bekliyorum.


Ayrıca Kudret Bey'den de, konuya olan hassasiyetinden ötürü kaleminin kaydığını düşünüyorum, "Amatörler ve Cahiller" konusunu düzeltmesini istirham ediyorum.

Saygı ve sevgilerimle...

leventali Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 18:31   #19
Ağaçsever
 
merdefe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-03-2007
Şehir: Antalya
Mesajlar: 84
Hayat Güzeldir, Araştırmak güzeldir. her gün karşımıza yeni bir sorun çıkması ne kadar güzel derim ben her gün kendime çünkü öğrenmeye araştırmaya çözmeye iter insanı.. Neyse çok konuşdum. Harika bir konu ve devamını bekliyoruz. Siz uçmuşsunuz Sayın LeventAli Saygı ve Sevgilerimle ..

Not: uçmuşsunuz derken harika şeyler yapıyorsunuz manasında..

merdefe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 19:36   #20
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-07-2007
Şehir: iSTANBUL
Mesajlar: 1,403
Sayın leventali, dediğiniz gibi ''amatörler ve cahiller''deyimi ile,
''Bence amatörce cahilce araştırmalar yapmaktansa''
söylemi arasında oldukça büyük fark var. Niyetim kimseyi kırmak değil , lütfen sağ duyunuz ile birkere daha değerlendiriniz.

Milyonlarca hatta milyarlarca insanın topraksız tarımla yetişen çileği yerken, bir arkadaşımızın yetiştirdiği çilekten yiyen çocuğunun çilek yedi diye hastalanmasını ganimet sayıp, dünyanın kabullendiği topraksız tarımı yeren, onlar yenirmi, verdiğiniz gübreden bomba yapılır diye konuşa bilen bir doktorun söylediklerine prim veren yazınız beni gerçekten şaşırttı. Zira bunu baz alarak bende tahliller yaptıracağım konuyu araştıracağım demenizde tuz biber ekti.

Ama ne yazık ki arkadaşımıza sayın arkadaşım acaba bir ilaçmı kullandınız ve zamanından önce hasad ettiniz,veya siz farkında olmadan çocuğunuz çileklerin güzelliğine dayanamayıp ilaçlı çilekleri mi yedi acaba diye sormadınız. Teknolojinin geliştirdiği dünyanın kabul ettiği bir sistemi sanki çiftci memedin bulduğu bir şeymiş gibi basite aldınız. Sanki tahliller siz istediğiniz için yapılacak veya siz araştırıyorsunuz diye değerlendirilecek gibi bir imaj verdiniz.

Ve farkında olmadan topraksız tarıma gönül verenler içinde bir kuşku korku oluşturdunuz.
Neredeyse İsmail Karagülle arkadaşımız köye gitmekten vaz geçeçekti az kalsın

Sayın leventali lütfen söylediklerimi samimi olarak bir değerlendirin. Haklı mıyım haksız mıyım kararı size bırakıyorum. Topraksız tarımın sağlık açısından geleceğini görebilmek Biz cahil amatörlerin işi olamaz. Bilim adamları var , üniversiteler var , araştırma kurumları var. Herşeyde olduğu gibi onların dediklerine inanmak zorundayız aksi taktirde geleceğimiz tehlikede olabilir. Öyle diyorlar. Onun için kısır tartşmaları bırakıp dünya standartlarında topraksız tarımı öğrenmek için çaba sarfedelim bu işi layıkı ile yapmayı öğrenelim. Selamlar sevgiler.

Kudret Tezel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 19:56   #21
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,046
Gitmek mi zor kalmak mı zor ?

Kudret Hocam , Artık geçmiş olsun . İstesem de İstanbul'a geri dönemem.

O kadar kendimi bu topraksız tarım konusuna kaptırdım ki , Bu yolda zaman zaman moral bozuklukları olsa da yola devam .

Yalan söylemeye gerek yok . Bazı olumsuzluklar benim de başıma geldi .

Ama her seferinde nerede yanlış yaptım . Neyi doğru öğrenemedim diye kendimi sorguladım .

Ve topraksız tarım ile uğraşmaktan ve ortaya çıkan problemlerimden de çok memnunum . Çıkan her sorun yeni bir şey öğretiyor. Bunu halledince de piyangodan ikramiye çıkmış gibi seviniyorum .

Bu konu çok yeni bazı bilgiler yanlış öğrenilmiş olabilir. Başka sebep aramak yerine kendimizi sorgulamalıyız.

İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 21:22   #22
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 09-08-2013
Şehir: Mersin
Mesajlar: 562
Merhaba Kudret Bey,

Ben ne yazarsam yazayım, okuyan herkes kendi hissiyatında algılayacaktır yazdığımı. O yüzden kimseyi incitmek niyetim yok. Sizin forumda zaman ayırıp fedakarca yazdığınız yazıların hemen bir çoğunu okudum. Okumadıklarım gözden kaçanlardır. Bilginizi, tecrübenizi esirgemeden paylaşmanız, bir öğretmen edasında anlamayana defalarca anlatmanız azmi takdire şayan bir davranış.

Bu işe vermiş olduğunuz gönül ve emek ister istemez sizi aşırı duyarlı yapmış ve bu kadar emek vermiş birisi olarak da hakkınız olarak görüyorum.

Yazımı, yazılarımı tekrar tekrar okumama rağmen Sayın Vetman'ın yaşadıklarını onaylayan bir yazıma, okuyana korku salacak bir yazıma ben rastlayamadım. Yazım yeniden iyice okunursa daha iyi anlaşılacaktır.

Bu konulara net cevap verecek, bilimsel anlamda insanları rahatlatacak bir bilgim olmadığından sizin gibi, Sayın Ankafar gibi bu alanda bilgiye sahip arkadaşların mutlaka uygun yanıtları vereceğinden hiç şüphem yoktu.

Ben Sayın Vetman bu konuda yazmadan da, buraya yazmasam da, tahlil yaptıracaktım. Bunu keşke linkini verdiğiniz üniversite yapmış ve bizi rahatlatmış olsaydı ki onların imkanları bizimkinden daha fazla.

....Teknolojinin geliştirdiği dünyanın kabul ettiği bir sistemi sanki çiftci memedin bulduğu bir şeymiş gibi basite aldınız. Sanki tahliller siz istediğiniz için yapılacak veya siz araştırıyorsunuz diye değerlendirilecek gibi bir imaj verdiniz.
Ve farkında olmadan topraksız tarıma gönül verenler içinde bir kuşku korku oluşturdunuz....

Bunu hangi cümlemden çıkardığınızı lütfen alıntı yaparak belirtmeniz gerekecek (basite almak, Sayın Vetman istediği için tahlil yaptıracağım ve kuşku korku oluşturduğum) çünkü bunları itham olarak kabul ettim.

... Bence amatörce cahilce araştırmalar yapmaktansa...

... Bence amatörce araştırmalar yapmaktansa...

Ben bu iki cümle arasındaki farkı düzeltmenizi, size bırakıyorum.

Ve ben gerçekten bu tartışmanın noktalanmasını istiyorum. Size inanınki saygı duyuyorum. Ve sizin cevabınızdan sonra yorumları okuyan arkadaşların bunun üzerine yorum yapmamasını rica ediyorum.

Yapmış olduğum amatörce çalışma hakkında dilediğiniz soruyu, öneriyi, eleştiriyi lütfen çekinmeden yazın. Ama bu konuyu lütfen burada bitirelim.

Saygı ve sevgilerimle...

leventali Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 21:24   #23
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-07-2007
Şehir: iSTANBUL
Mesajlar: 1,403
Bravvo sayın karagülle,nekadar güzel söylediniz.Hangi olumsuzluk la karşılaşırsak karşılaşalım hatayı kendimizde arıyacağız. Onu bunu suçlamak yerine yetersik kalan bilgilerimizi tamamlamaya çalışacağız. hata ortamımızdan, fidemizden seramızdan besinimizden formülümüzden gübremizden sistemimizden herşeyden olabilir Ama hepsinin toplamı eşittir ( = ) bilgisizlikten kaynaklanır. Birde imkansızlıktan kaynaklanan hatalar vardırki onlar önemli değildir imkan sağlandığında yeri doldurulacaktır. Yeterki boşluğu tesbit edebilelim. Bilgisizlikten olan hatayı imkansızlıktan diyerek değerlendirisek kendimiz kandırırız. İnsanın yaptığı en kolay şey kendi kendini kandırmasıdır.
Bugün teknoloji bir dönümden 80 ton alıyorsa hedefimiz o olmalı. birgün olacaktır belki ama çıta 120 tona çıktıysa yine geç kaldık demektir. Hedefimiz bugün örnek aldıklarımıza yarın örnek olmaktır.
BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA BÜYÜR.

Kudret Tezel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-11-2013, 21:35   #24
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,046
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi leventali Mesajı Göster
Ve sizin cevabınızdan sonra yorumları okuyan arkadaşların bunun üzerine yorum yapmamasını rica ediyorum.
Susmak zorundayız.

İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-11-2013, 07:13   #25
Ağaç Dostu.
 
vetman996's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-08-2008
Şehir: Manisa-Salihli
Mesajlar: 579
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi leventali Mesajı Göster
Değerli yorumlarınızı esirgemezseniz beni mutlu edersiniz.
Sayın Leventali Bey merhaba.

Çalışmalarınızı ilgi ve takdirle izliyorum. Bana sorulan sorulara “sizin çalışmalarınızı gölgelememek adına” cevap vermeyecektim ama çalışmalarınıza yorum yapabilmem için ilk önce bunları cevaplamam gerekiyor. Hoşgörünüze sığınarak detaya girmeden ve kendi yorumlarımı fazla katmadan bu yazıyı bitirmeye çalışacağım.

Topraksız Tarım Türk tarımının kurtuluş reçetesidir. İlk önce bunun altını çizmem gerekir. Ben topraksız tarım kimyasallar minimum kullanılarak da yapılabilir düşüncesindeyim ve bunu belirtmek istedim. Dostlar bunu yanlış yorumlamışlar fazla detaya girmiyorum.

Peki niçin kimyasalı minimum kullanılarak topraksız tarım yapma ihtiyacı hissediyorum. Buradan İsmail Karagülle abinin sorusuna da yanıt vermiş olayım:

Besin eriği hazırlarken kullanılan ve Kudret Hocanın bize vermiş olduğu besin eriği formülünde de bulunan diamonyum fosfat gübresi ve içeriğinde bulunan ağır metallerle ilgili bir araştırma. Özetle özellikle fosfor kayalarının içinde kadmiyum, kurşun, nikel, arsenik olduğunu söylüyor. Makaleye buradan ulaşabilirsiniz.
http://www.ekoloji.com.tr/resimler/55-1.pdf

Diamonyum fosfat içinde bulunduğu tespit edilen kadmiyum ve zararları ile ilgili makaleye de buradan ulaşabilirsiniz. Özetle :Kadmiyum gübrelerle bitkilere geçer ve insanlar tarafından alındığında Kadmiyum ve bileşenleri böbrekler ve karaciğerde birikerek yüksek tansiyon, akciğer kanseri, kemik erimesi ve kansızlık gibi önemli rahatsızlıklara neden olabilir.
http://batem.gov.tr/yayinlar/derim/2007/32-39.pdf Doktor arkadaşımın bu ağır metallerin toprakta elemine edildiğini söylediği çok açık.

Sayın Ankafarın paylaştığı makale İran’daki bir araştırma. Burada tavuk gübresini araştırmada kullanmışlar ki zaten ham tavuk gübresi içeriğindeki yüksek nitrat nedeniyle tarımda kullanılması uygun değildir. Yoncanın da fazla nitrat içerdiği bilinen bir gerçek. Araştırma bu şekilde yapılınca doğal gübreye gerek yok anlamı çıkmış ne yazık ki. Ama başka bir araştırmada topraksız tarımda kimyasal gübre ile elde edilen marulda nitrat birikimi bulunmuş ve bunun önlenmesi için de hasattan beş gün öncesi nitrat da içermeyen düşük Ec’li bir besin eriği önerilmiş. Nitratın zararlarıyla ilgili Tübitak Dergisinde yayınlanmış bir makale.
http://journals.tubitak.gov.tr/agric...-1-1-98021.pdf

Makalede geçen bir metin:”sebzelerle vücuda alınan ve fazla miktarda vücutta biriken nitrat ise; vücutta bağırsak zarlarının parçalanmasına ve A vitamini noksanlığına yol açar, tiroid bezlerinin fonksiyonunu olumsuz yönde etkiler. Nitratların vücutta nitritlere dönüşmesi sonucu oluşan nitrit ise, kandaki hemoglobin ile birleşmek suretiyle methemoglobin oluşumuna yol açmakta, bu bileşik ise kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltarak hayati tehlikelere yol açmaktadır. Özellikle süt çocuklarında hemoglobin %50’si methemoglobine dönüştüğünde hayati tehlike meydana gelmektedir. Nitrit ayrıca vücutta aminler ve amidler ile reaksiyona girmek suretiyle yüksek düzeyde kanserojen etkiye sahip nitrosaminlerin oluşumuna da yol açabilmektedir.”

Bu da Nitratın mide kanseriyle ilişkisini ortaya çıkaran bir çalışma:
Bu çalışmanın orijinal ismi:With a population of low and high risk for gastric cancer nitrate nitrogen levels in drinking water in urban areas: an environmental epidemiology study.
Bu çalışmaya buradan bakabilirsiniz: Nitrate nitrogen levels in drinking water of urban areas with high- and low-risk populations for stomach cancer: an environmental epidemiology study - Springer

Siteden bir arkadaş Besin Eriğinde kullanılan bazı hammaddeler hakkında bilgiler derlenmiş.
Topraksız Tarımda Kullanılan Kimyasal Maddelerin Tehlikeleri

Bomba yapımında kullanılan gübre ifadesini sadece doktor arkadaşım kullanmamış.İşte bir haber: Çay tarımında kullanılan gübre bomba yapımında da kullanılıyor:
Türk Çayı

Kimyasal gübrelerin insan vücuduna zararları bunlarla sınırlı değil ama ben detaya girdikçe dostların ödü kopar ve bu da bizi üzer. Ayrıca çevreye olan zararları da var ki ben bu konuya hiç girmedim. Merak eden dostlar kimyasal gübrelerin insan ve çevreye verdiği zararlardan bir kısmını bu makaleden okuyabilirler:http://batem.gov.tr/yayinlar/derim/2008/24-34.pdf

Ben topraksız tarıma karşı değilim. “topraksız tarım sadece kimyasallar kullanılarak yapılır” anlayışına karşıyım. Benim demek istediğimi anlamadan topraksız tarım karşıtıymışım gibi paylaşımlarda bulunan dostlara teessüf ediyorum.

Yazım çok uzadı ve ben söylemek istediklerimi henüz aktaramadım. Devam edeceğim…


Düzenleyen vetman996 : 11-11-2013 saat 08:33 Neden: link ekleme
vetman996 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-11-2013, 07:29   #26
Ağaç Dostu.
 
vetman996's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-08-2008
Şehir: Manisa-Salihli
Mesajlar: 579
Topraksız tarım kimyasallar minimum kullanılarak yapılabilir

Topraklı tarım yapan bir dostuma topraksız tarımın üstünlüklerini anlatıyordum. Bir ara “aslında sizin yaptığınız da bir nevi topraksız tarım ama sizinki kontrolsüz topraksız tarım” dedim. Anlamayınca izah ettim. “ Türkiye topraklarının 5 de 1’inde organik madde miktarı %1’in altında. Aşırı kimyasaldan topraklardaki canlı materyal kalmamış verimsizleşmiş, çoraklaşmış (topraksız tarımda kullanılan yetiştirme ortamı gibi yani). Gübre kullanırsanız verim alıyorsunuz, kullanmazsanız verim alamıyorsunuz. Biz ise bunu besin eriği kullanarak daha kontrollü yapıyoruz, bizim yaptığımız kontrollü topraksız tarım, sizinki ise kontrolsüz topraksız tarım” dedim. Bana hak verdi.

Siz Tavuk gübresini hiçbir işlemden geçirmeden kümesten çıktığı gibi kullanırsanız hem toprağa hem çevreye en az kimyasal gübreler kadar zarar verirsiniz. Sığır gübresi de aynı şekilde.

Sayın Ankafarın bahsettiği gibi sığır gübresinde antibiyotik kalıntısı bulunabilir. Ama bu gübreyi işlemden geçirdiğinizde hiçbir kalıntı kalmaz. Bununla ilgili araştırmalar:
An Error Occurred Setting Your User Cookie
Removal of nutrients and veterinary antibiotics from swine wastewater by a constructed macrophyte floating bed system

Büyükbaş gübresinde antibiyotik kalıntısı olabileceğini düşündüğümüz için biz bunun önlemini aldık. Paylaşımlarımızı takip eden dostlarımız bunu bilmektedirler.

Sayın Ankafarın bahsettiği gibi Solucan gübresinde E.Coli olabilir mi? Eğer ruhsatsız, merdivenaltı üretimle üretilmiş ise olabilir. Ama ruhsatlı bir şekilde üretimi yapılmış ise bu mümkün değil. Çünkü Tarım Bakanlığı (Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı) bu ihtimali göz önünde bulundurarak her türlü tedbiri almıştır ve “ Yönetmeliğe uygun” üretim yapıldığında solucan gübresin de E.Coli bulunması mümkün değildir.
http://http//www.tarim.gov.tr/Docume...e_talimati.pdf

Yönetmelik ve talimatlar göre solucan gübresini veya hayvan menşeli her tür gübreyi piyasaya arzdan önce ısıl işlemden geçirmeniz gerekir. Böyle bir gübrenin içinde E.Coli bulunmaz

Sayın Ankafarın şunu bilmesini isterim ki kimyasal kullanılmadan veya minimum kimyasal kullanarak da topraksız tarım yapılabilir. Doğal kaynaklı mineral maddeler kullandığınızda veriminizde düşme de olmaz. Zaten yurt dışında bunların denemeleri yapılıyor ve mineral maddelerin köklerden daha iyi alınabilmesi için topraksız tarımda mikoriza mantarları kullanılmaya başlamış bile.

Topraksız tarımda kullandığımız besin eriği içindeki mineraller doğal kaynaklı olduğunda daha sağlıklı olduğu, kimyasal kaynaklı sentetik olarak elde edildiğinde insan vücuduna zararlı olduğuyla ilgili güzel bir makale okumuştum ama şimdi bulamadım. Bulduğumda da aşağıda verdiğim linklerden paylaşacağım. Bu makalede özetle sentetik olarak elde edilen minerallerin bitkilere bir zararı olmazken insan vücuduna girdiğinde zararından bahsediyordu. Hatta örnek veriyordu doğal olarak elde edilen balın şifa kaynağı olduğu halde mısırdan sentetik olarak elde edilen glikozla yapılan sahte balın insan vücuduna zararını da örnek göstererek anlatıyordu.

Tüm bu paylaştıklarımı yan yana getirdiğinizde ve topraklı tarımda kullanılan kimyasal gübreler, fungusit, herbisit vs. vs. düşündüğünüzde kimyasalları en az kullanarak topraksız tarım yapılması gerektiği sonucu ortaya çıkıyor.

Biz mum yakmaya devam edeceğiz. Dostlarımızın ödü kopmasın diye fazla detaya girmeyeceğiz. Leventali Beyin görsel şölenini gölgelememek için de paylaşımlarımızı bu linklerden:
vetman996/Ticari Topraksız Tarım Deneme Serası
Vetman996/ Topraksız Tarımda Arpa Çimlendirme- ÇİMMATİK
vetman996/Solucan Gübresi Üretim Tesisi sürdüreceğiz.

Hemen bir konuyu da eklemem gerekiyor: Kimyasal topraksız tarıma karşıyım ama topraklı organik tarıma da karşıyım. Nedenine gelince; Türkiye’de yapıldığı şekilde yapılan organik tarımda % 30 civarında bir verim düşüklüğü yaşanıyor. Bu da Türk tarımını en az elli yıl geriye götürür.

Fazla uzattım bitirmeliyim yazımı.

Her şey gönlünüzce olsun dostlar.

Selamlar… Saygılar…

vetman996 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-11-2013, 12:41   #27
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 07-03-2013
Şehir: Mersin / Adana
Mesajlar: 65
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi vetman996 Mesajı Göster
Sayın Leventali Bey merhaba.

Azminize hayranım. Çok güzel bir çalışma sergiliyorsunuz.

91. mesajınızdaki konu mankenini görünce içimden yazmak geldi: Topraksız tarımda içimi kemiren, uykularımı kaçıran, uzun zamandır yazıp yazmamakta tereddüt ettiğim bir konu var. Buraya yazmamın sebebi ise sizin azminizle bir sinerji oluşturabilir miyiz? düşüncesi. Bir çok dostum yazdıklarıma tepki verecek ama gerçekleri yazmak zorundayız

Ben kısaca şöyle özetleyeyim: Yıllardır zihnimde zirai ilacın en az seviyede kullanıldığı ve verimin yüksek olduğu topraksız tarımla ilgili iş yapma fikri vardı ve geçtiğimiz yıl bunu hayata geçirerek topraksız tarım Ar-Ge serası kurduk ve çilek üretmeye başladık.

Küçük oğlum topladığımız çileklerden yedikten sonraki günün sabahı yüksek ateş ve boğaz enfeksiyonu olmuş şekilde uyandı. Bu bir kaç kez tekrar etti. Alerji olabilir düşüncesindeydik. Fazla üzerinde durmadık.

Bir ara uzman doktor arkadaşımla sohbetim esnasında zirai ilaç kullanmadan çilek ürettiğimizden bahsettim. Kendimce çok iyi bir iş yapıyordum. Besin olarak ne kullandığımı sordu. Ben de besin eriğinde kullandığımız gübrelerin ismini verdim.

Doktor Bey:"bu gübre bomba yapımında kullanılır, bunun vücuda şu zararı vardır, bunun bu zararı vardır. Toprakta bunlar biraz elimine edilebiliyor ama topraksız tarımda direk bitki üzerinden insan vücuduna geçiyor." deyince bir anda sesim kesildi.

Bir TV programında organik gübre konusunda uzman bir kimyagerin (Sn. Ahmet Arapoğlu) sözleri hala kulaklarımda çınlıyor "Türkiye'nin belirli bölgelerinden Amerika'daki bir üniversiteye toprak numuneleri götürdük ve analiz ettiler. Aşırı kimyasal gübre kullanıldığı için yakında Türkiye'de kanser patlar dedi Amerikalı onkolog profösör"

Değerli dostum; hoşumuza gitse de gitmese de bunlar gerçekler. Topraksız tarımda zirai ilaç kullanılmıyor diye çok ilgimi çekmişti ama kimyasal gübrelerin bu denli zararını bilmiyordum.

Topraklı tarımda kimyasal gübreleri toprağın bir nebze de olsa tolere ettiğini ama topraksız tarımda bunun daha vahim sonuçları olduğunu duyunca topraksız tarımın organik olarak yapılabilirliği üzerinde sinerji oluşturmamız gerektiğine inanıyorum.

Bir kaç üniversiteye yazdım ama henüz gelen bir sonuç yok. Aklıma doktora yapmaya başladığım ama doktoranın bana fazla bir katkısı olmayacağını anlayarak bıraktığım yıllar geldi. Yani üniversitelerin kendine hayrı yok.

Kıymetli dostum, dikkat ettiniz mi Kudret Hocanın topraksız tarımda yetiştirdiği limonun içindeki çekirdekler tekrar filizlenmiş. İşte bunlar bile topraksız tarımda kullandığımız gübrelerin sonucu.

Hatta konusunda uzman bir dost bu kimyasal gübrelerin kişinin DNA'sını bile bozduğundan bahsetti. Ne derece doğrudur bilemiyorum.

Şu üç günlük dünyada kimyasallarla beslenmek yerine doğallarla beslenmeyi seçmeliyiz. Gelecek nesilleri sağlıklı yetiştirmek üzerimize düşen bir görev. Bu nesli sağlıklı yetiştirmek için doğal topraksız tarımın yapılabilirliğini gösterebiliriz düşüncesindeyim. Siz ne dersiniz?

Selamlar... Saygılar...
Sayın Vetman,

Topraksız tarımın insan sağlığı üzerinde olumsuz bir etki yaratıp yaratmayacağı konusu belki de bu işle uğraşan herkesin aklından bir kez geçmiştir. Siz de bu düşünceyle kendinizce araştırma yapmışsınız. Ancak gördüğüm kadarı ile işin sadece gübre boyutu ile ilgilenmişsiniz.

Toprakta yapılan tarımda ülkemiz gerçeklerini sanırım herkes az çok biliyor. Kanımca asıl korkulması gereken tarım türü, toprakta yapılan ve ülkemizde tam anlamıyla kontrolsüz seyreden ilaçlama ve ondan daha da vahim olan hormon kullanımı. Meyve ve sebzelerde kullanılan hormonların büyüme üzerindeki etkisinden, kanser yapıcı özelliklerine kadar birçok konu bugün detaylarıyla ortaya konmuş durumda. Burada bir sürü rapor, bilimsel makale linki ve istatistik paylaşmamın anlamı yok, zira google araştırması hepsini ortaya koyar.

Topraksız tarımın yoğun uygulandığı ülkeler Hollanda, ABD, İngiltere vs. gibi ülkelerin insanlarına bakınca bizim insanımızdan daha sağlıklı olduğunu görmek ilginç bir detay olsa gerek. Söz konusu ülkelerde yaş ortalaması 75-90 arası seyrederken, ülkemizde 60-70 aralığında. Yani ağırlıklı olarak sizce "sağlıksız" bir yöntem olan topraksız tarımla beslenen insanların, mantıksal olarak ömürlerinin de kısa olması gerekmez miydi? Oysa durum tam tersi. Toprakta tarım yapan ülkemizde insanlarımız AB ve ABD ortalamasının altında bir yaşam uzunluğuna sahipler.

Bu neye benziyor biliyor musunuz, kediyi köpeği pis kabul eden, eve sokulmamasını öğütleyen ve köpekten kediden her türlü hastalığın gelebileceğine inanan bir toplumun, evinde bunları besleyen, hatta kimi zaman yatağına kadar alabilen insanlardan daha sağlıksız ve kısa ömürlü olmalarına..

Ülkemizde halen toprağını analiz ettirmekten dahi aciz çiftçiler mevcut, aynı çiftçiden tarlasında kontrollü bir gübreleme yapmasını bekleyebilir misiniz? Eğer kontrolsüz bir tarım türü varsa ve ülkemizde bunu adlandıracaksak bu ne yazık ki topraklı tarımdır. Bahçe sular gibi tarım ilacı kullananından, para hırsı ile zaten zararlı olan hormonu ultra aşırı derecede kullananına kadar geniş bir yelpazede yer alan kişiler, kanserin baş sorumlusudurlar. Kullandığı hormonla ürünü bir an önce paraya tahvil etme peşindeki kişi, yine aynı üründeki tarım ilacının toplama zamanına yetişmediğini bilmez mi sizce?

Bir kimyasal gübrenin bomba yapımında kullanılması o maddenin hepten zararlı olduğunun göstergesi nasıl olabilir? Bu tarz bir düz mantık kullanarak hayatı yaşamaya çalışırsak, elimizi hiç bir şeye dokunduramayız sanırım. Hayatın her alanına girmiş plastikten de bomba yapılıyor, ama hepimiz gibi siz de, size bunu söyleyen doktor da, marketten aldığı sebzeyi, meyveyi onunla taşıyor, uzun süre onunla temas ediyor.

Özetle şunu söylemek istiyorum, topraksız tarımı icat eden, uygulayan ve ürünlerini tüketen toplumlarla, kendi toplumumuzu kıyaslayın. Sağlık durumlarını ve ortalama ömür uzunluklarını karşılaştırın. Eminim ki problemi başka yerlerde aramaya başlayacaksınız.

fozada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-11-2013, 13:49   #28
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 09-08-2013
Şehir: Mersin
Mesajlar: 562
Sayın Ankafar, vermiş olduğunuz bilgilerden ve tecrübe paylaşımınızdan dolayı size sonsuz teşekkür ederim.

Kullandığım besin eriyiği içeriğini bilmediğimden, üzerinde oynama yapamıyorum. Ama 1.6 önerinizi dikkate alacağım. PH'ı 6.5 civarında tutmam söylendi. Bu hasadı ki tahminim 15 gün sürer, kaldırdıktan sonra Ankara'ya kızımı ziyarete geleceğim. Eğer fırsat bulursam sizinle de tanışmak isterim.

Sayın Vetman996,
Bu projeye başladığım ilk sayfada kısa bir paragraf yazmıştım. Aslında yorum yapacak olan arkadaşların şevkini kırmamak adına cümlelerimi çok da açık yazmamıştım. Kudret Bey'e son yazdığım yazı ile de bu konuyu tamamen kapatmıştım. Sayın Kudret Bey'in cevap vermemesini de bu başlığın özünden ayrılmamak adına kendince konuyu kapatmış olduğuna yoruyorum.

Israrla konunun kapanmış olduğunu vurguladığım halde, bu başlıkla çok da ilgisi olmayan konuları burada paylaşmanız doğrusu beni rahatsız etti. Site yöneticisinden rica ederek ve sizden de özür dileyerek bu konuların kaldırılmasını ya da taşınmasını rica edeceğim.

Hiç bir laboratuvar çalışmasının sonucu %100 doğruyu ya da %100 yanlışı göstermez, gösteremez. Zaten bu araştırmayı yapan kişiler araştırma sonuç bölümünde, eğer bilim adamıysa, uzun uzadıya anlatırlar bunun böyle olduğunu.

Türkiye, tarımda kendi kendine yeten 1. sırada ender ülkelerden biriydi. Bu alanda yapılan her çalışmayı baltalayan laboratuvar çalışmaları maalesef Türkiye'de onlarca deneme çiftliklerinin kapatılmasına neden oldu. Toprağı, suyu, iklimi bol olan bir ülkenin tarımda ithalat yapması ne acıdır.

Sizi, çalışmalarınızı ve ne ürettiğinizi bilmiyorum. Ancak bu işin bir üslubu olduğunu düşünüyorum. Dünyada 50-60 yıl gibi kısa ama kökleri binlerce yıla dayanan topraksız tarımın bunca yerden yere vurulmasını hoş karşılamıyorum. Bir paket sigaradaki zararlı maddeleri ve insan bedenine yaptığı etkileri buraya yazmaya kalksak sayfalar dolusu yazı olur.

Bu iş devlet politikası olmadığı sürece de maalesef bu kısır tartışmaların içerisinde en büyük zararı yine toplum görecektir. 10-20-30 yıllık devlet politikalarıyla bu topraksız tarımın desteklenmesi ve AR-GE'sine ciddi para ayırması ve çiftçisini bu yönde eğitmesi ve kanunlarını bu yönde düzenlemesi durumunda topraksız tarım, topraklı tarımdan daha fazla güven ve istek kazanacaktır.

Cemil Meriç bir yazısında: "Her alevi yangın diye söndürürseniz, ileride ışık olacak ateş bulamazsınız.", diyor bir yazısında.

Küçük çaplı bir araştırmayla topraksız tarım uygulamalarının büyük bir çoğunluğunu Türkiye'de Hollanda yapıyor. Bu işten de çok ciddi paralar kazanıyor. Yani çok ciddi paralar Türkiye dışına gidiyor. Nedeni ise bu yönde kendisini geliştirememiş, geliştirmek istese de istediği sermayeye ulaşamamış esnaflardır. Ben inanıyorum ki Sayın Ankafar, bu çalışmasında hesaba dahil etmediklerini, kendi cebinden harcayıp yazmadıklarını not tutsa, abartıyor olabilirim, bir dönüm sera kurabilir.

Bunu şunun için yazıyorum: Bu işin Ar-Ge'sine devlet para ayırmıyor. Bu işi araştırıp yapmak isteyen insanlar kendi öz sermayeleriyle, kısıtlı imkanlarla, milyar dolarlık firmaların yaptığı araştırmaları yapmaya gayret ediyor. Parasız satın alamayacağınız tek şey bilgidir. Bunu da sadece Türkiye'de parasız satarlar. Bunca emek, çaba, maddiyat harcayarak, her bir çalışmanın ve hatta evin balkonunda yapılan bir çalışmanın bile, bu konuda eşi bulunmaz bir AR-GE olduğunu hatırlatmak isterim.

Siyah ve beyazın 256 tonu olduğunu size hatırlatmak isterim. Türkiye, yabancıların laboratuvar çalışmalarından yeterince maddi kayba uğradı zaten. Daha dalında filiz olan bir konuda bu kadar ciddi ve iddialı cümlelerle olaya yaklaşmanızı hiç doğru bulmadım.

Birkaç hususun daha altını çizerek bu konuyu tamamen kapatıyorum.

1- Lütfen başlıktaki çalışmalarımla ilgili, eleştiri, öneri her şeyi yazın. Uzunluğu kısalığı, cümle düşüklüğü, dil bilgisi, bilgi noksanlığı hiç önemli değil. Lütfen yazın. Yazın, eksik biliyorsanız bilen bir arkadaş mutlaka düzeltecektir. Sizin sayenizde bu eksik bilgiyi bilen bir çok kişi de sizin cesaretle yazdığınız yazıdan doğru bilgi olarak öğrenecektir.

2- Lütfen başlıktaki çalışmalarım dışında topraklı, topraksız, organik vs. konuları polemik konusu olacak şekle getirmeyin. Zira bu başlıkta bir AR-GE çalışması yapıyorum. Ama farklı bir başlık açarsanız buraya da gelip düşüncelerimi yazmaktan imtina etmem. Üyeler arası polemikler uzaktan okuyanları, ki yakından okuyan, yazan beni bile, ciddi etkilemektedir.

Yazan kişi sayısını hesaplamadım ama okuyan kişi sayısı 3 bine ulaşmış. Bu ne demek istediğimi daha iyi anlatıyor sanırım. Okuyan her zaman çoğunluktadır.

3- Bu çalışma amatör olarak başladı ama amatör olarak devam etmiyor. Hakkını veremesem de bu alana bir AR-GE katkısı olmasını istiyorum.

Şu ana kadar kaç çiftçiyle konuştum bilemiyorum ama hemen hepsinin korkularını giderecek bir çalışma oluyor bu çalışma. Ürünün laboratuvar testine varana kadar yayınlayarak birçok kişinin aklına takılmış soruları da cevaplamaya çalışacağım.

Benim yaptığım bu çalışmanın sonucunu merakla bekleyen inanın onlarca çiftçi tanıdığım mevcut. Çalışmanın sonuçları güzel olursa, babadan oğula 3. kuşağa geçmeyen çiftçilik konusu, şimdiki topraksız tarımcılara atfedilen "Kıravatlı Çiftçi" durumuna geçtiğinde bu kuşak sayısının artacağı düşüncesindeyim.

Yanlış anlaşılmasın Sayın Vetman! Sizin de yardımlarınızı, yorumlarınızı, tecrübelerinizi esirgememenizi rica ediyorum. Ancak çizdiğim sınırlar çerçevesinde.

Saygı ve Sevgilerimle...

leventali Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-11-2013, 16:20   #29
Ağaç Dostu.
 
vetman996's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-08-2008
Şehir: Manisa-Salihli
Mesajlar: 579
Sayın Leventali Bey.

Bu sayfada sizin konunuz dışında yorum yazmayacağımdan emin olabilirsiniz. Bana sorulan sorular vardı ve benim onları cevapladıktan sonra sizin çalışmalarınız ile ilgili yorum yazmam gerekiyordu. Ben kimseye sataşmadan cevabımı yazdım ve konu benim için kapanmıştır.

Sabrınızı zorladım sanırım, affedin ve hakkınızı helal edin lütfen.

Selamlar... Saygılar...

vetman996 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-11-2013, 15:49   #30
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 33,852
Galeri: 90
Buradaki yazılar Damda 12 m2 Hidroponic Sera Yapımı başlığından taşınmıştır.

Konu başlığı için başka öneriniz varsa, iletirseniz değiştiririm...

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 12:36.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2014