![]() |
|
|
|
|
|
#1 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Sümbülteber saksısı eminim yavru doludur şimdi, kendisi pek bir üregen (Yücel Özlem ağabeyin kulakları çınlasın, "arsız" yazdıydım da özel mesaj atıp "üregen" kelimesini tavsiye etmişti."![]() Kurusun, soğanları sökünce sana da gönderi yaparım. Hepimize yeter. ![]() |
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ağaç Dostu
|
Laf sümbülteberden açılmışken buradan devam edelim istedim. Havalar serinledikten sonra sümbülteber saksısında son bir çiçek sapı daha gelişti. Bundaki tomurcuklar serin havanın etkisiyle kurumadan bir güzel açıyorlardı. Akşamları da çiçek sayısına paralel müthiş bir koku balkonu sarıyordu. Bu çiçeği de geçsin artık suyunu keseyim uyutayım diyordum ki çiçek ağırlığını taşıyamayan sap kırılmış. Bana da kesip bardağa koymak kaldı. Mutfak ve tüm koridor akşam sanki parfüm sıkılmış gibi mis gibi koktu. Sabah koku kesildi, akşamı iple çekiyorum aynı kokuyu içime çekmek için. ![]() Ne büyük mucize, kara topraktan, minicik bir çekirdekten çıkan koca koca bitkilerden böyle güzel kokular salınması. ![]() ![]() ![]() Yalınkat ve pembe sümbülteberler. Yalınkat aynı saksıda ikinci tomurcuk sapını sürüyor. ![]() |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaç Dostu
|
Bu arada A101'den lâle soğanları aldım onları da diktim. Dikim fotoları burada. Karaburun nergislerini bir ay oluyor, dikmiştim. Çıkmaya başlamışlar. Kenarlardan yavrularıyla beraber geliyorlar. hocam100'den geçen sene 3 tane almıştım. İki tane de yavruladı toplamda 5 nergisim oldu. Sonra eşimin okulunun bahçesinde karaburunları görünce hizmetli amcadan istedim. 20 tane de o verdi (ben bu kadar dememiştim, ama o kadar çoğalmışlar ki seyrelsinler diye bol bol verdi.) Ben de amcaya hediye olarak bol miktarda sümbül soğanı verdim. Karşılıklı gönüllerimiz hoş oldu. ![]() Bu saksıda amcanın verdikleri, henüz iki tanesi sürdü. Büyürlerse nergis şenliği olacak, erlicheerler, karaburunlar ve gelecek olanlarla ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
|
Sprekelia formosissima (aztek zambağı) soğanlarını söktüm. ![]() ![]() Yavrulu soğanı ayırdım. ![]() Soğanları yıkayıp temizledim. ![]() Mantar ilaçlı suda bekletip gazete kağıdına serdim. Kuruduktan sonra bir saksıya torf doldurup içinde bekleteceğim. ![]() |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-12-2013
Şehir: istanbul
Mesajlar: 5,471
|
Ama hani mini minnacık kardelenin fotoğrafı? ![]() |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-12-2013
Şehir: istanbul
Mesajlar: 5,471
|
Merakla bekliyorum öyleyse ![]() |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Ağaç Dostu
|
Suzi'ciğim, her bitkiden bir tane olsun diye diye her tarafı dolduruyoruz, yakında bize oturacak yer kalmayacak ![]() Maşallah diyorum hepsine de çok güzel bakmışsın, hoyalar özellikle, çok sağlıklı görünüyorlar, bol çiçeklerini koklarsın inşallah. Sümbülteberine bayıldım, ne kadar naif bir bitkiymiş, ben hiç yetiştirmedim. Gloksinyaları nasıl uyutacağını Cengiz(Cengizildas) beye sormalısın, geçen sene iki tanesini uyutmayı başardı, uyandırmayı da ![]() |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Ağaç Dostu
|
Adalet ablacığım, naif sümbülteber soğanlarından sana rezerve yapabilirim istersen madem beğendin ![]() Gloksinyaları uyutup uyandırma konusunda sıkıntım yok da çiçekleri çok güzel olunca uyutmak istemiyorum o bakımdan ![]() Şimdi gelelim bohça, sandık açmaya, karıştırmaya bayılanlara. Tabii bohça ağaçlar.net'e uygun bir bohça. Soğanlı bitki bohçası, yani kargo Sayın alys'ten aldığım soğanlılarım birkaç gün önce elime ulaştılar. Siparişim cömert hediyelerle geldi. Çoktan dikildiler ama fotoğraflar bugüne kaldı. Sayın alys'e karşılığını fazlasıyla hak eden sağlıklı soğanları ve hediyeleri için teşekkürler. Not: Sayın alys'in gönderdiği hediye nergisler birer ikişer çıksa da paketlerinden öyle iri yavruları vardı ki ayırınca; 1 nergis 2, 2 nergis 3, 4 oldu. Onları da dikince koca bir saksı dolusu nergisim oldu. Saydım 6 çeşit nergis gelmiş. Hiç bu kadar nergis çeşidim olmamıştı. Erlicheerle karaburuna talim ediyordum Tekrar teşekkürler sayın alys ![]() Siparişim genel olarak ters lale (uva vulpis, meleagris, çok beğendiğim michailovskyi, sümbül(farklı renkler), müge(pembe-beyaz), muscari(armeniacum, ambrosiacum, macrocarpum) ve hediye nergisler. ![]() Not2: Keşke daha detaylı çekseymişim fotoğrafları ![]() Düzenleyen Sûz-i Dilârâ : 29-11-2016 saat 18:26 |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Ağaç Dostu
|
Balkonumdan birkaç görüntü ekliyorum ![]() Önce uyanışlardan başlayalım. Muscari golden frangranceler ve armeniacumlar bir arada dikildi. ![]() hocam100 karaburunları bendeki ikinci seneleri. ![]() pria erlicheerleri bunların da ikinci senesi. ![]() Bunlar da eşimin okulundan verilen karaburunlar. Hani ben bir iki tane istemiştim de amca 20 tane vermişti ya. Sonra ben de mahcup olmamak için ona bol miktarda sümbül hediye etmiştim. Çiçekleri çok sevsek de bizim de bir gururumuz var böyle cömert bir hediyeye mukabele etmezsem olmazdı. ![]() Sevgili A_NOMAD'cım hani sorduğun bir kardelencik vardı ya, o görünür oldu, ben de senin için çektim. En soldaki, ilk üç sıra muscari. Bu saksıda geçen yıl köyden getirdiğim ters lâleler, kırmızı lâleler, muscariler ve hocam100'den geçen yıl aldığım kardelenler vardı, inşallah sağ salim çıkar hepsi. ![]() |
|
|
|
|
|
#16 |
|
Ağaç Dostu
|
Şimdi yılbaşıların toplu çekimiyle devam edelim. Burada A_NOMAD yılbaşıları yok, onları köklenme aşamasında soğuk vurur diye içeri aldım. ![]() Bu yıl sayın Kaptanzst'den bir sipariş bir de hediye olarak gelen kafkas güllerimden hediye olan miniğinde bir filiz belirdi, aslında gövdede birkaç sürgün var ama onlar çok küçük olduğundan fotoda görünmüyorlar. ![]() İki adet yabanî siklamenimden bir tanesi uyanmıştı şimdi diğeri de uyandı. ![]() ![]() Bu da tohumdan yetişen miniğim. Yerim seni ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Ağaç Dostu
|
SDurul şebboyum güzel gidiyor, dallana budaklana bir ağaç gibi ![]() ![]() Bu saksıda da yine sümbül, lâle, ters lâle var. Köyden getirdiğim toprağa dikince ve topraktaki tohumlar köyün soğuk havasından Tarsus'a gelince bahar geldi sanıp çimlendiler. Ben de dokunmadım, lâleler ve sümbüller de büyürse doğal ortamındaymış gibi görünürler belki çayırların arasında gibi![]() ![]() Biraz da çiçekli kasımpatı ekleyeyim, hani şu bitli kasımpatılarım var ya bu kadar açtılar. Bitlerle başedemedim, bir ara uğur böcekleri geldi ama onlar bile bitiremediler. Ben de bunları köye götürüp halama vereceğim, balkonumu istila etmesinler diye tek tutuyorum. ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-12-2013
Şehir: istanbul
Mesajlar: 5,471
|
Öncelikle yılbaşıların muhteşem görünüyorlar, ellerine sağlık, eminim benden gelen çelikler de seninle çok daha mutlu olacaklar... Kardelenciğini görmek yüzümde kocaman bir tebessüm oluşturdu, teşekkür ederim. ![]() Otlu saksına ise resmen bayıldım, doğal ortamı alıp saksıya yerleştirmişsin. Benim hanımeli saksısı da gözüme hep mini bahçe gibi görünüyor, oranın yer örtücüsü olan nakkaş sarmaşığı sağ olsun bu efekti çok iyi veriyor. Elbette benimki çakma bir bahçe, sendeki tam manasıyla doğal bahçe olmuş, pek de güzel olmuş. ![]() |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Ağaç Dostu
|
Ey insan! diye başlayan cümleleri hep çok sevmişimdir. Bana ve kendi türüme açgözlülüğünü, hak ve sınır tanımazlığını, bozgunculuğunu, kan dökücülüğünü hatırlatan, uyaran cümleler olur bunlar genelde. Ve yol yakınken "dön" yoksa sonu çok kötü olacak. İnsan açgözlü bir kemirgen. İhtiyaç fazlasına gözünü dikmiş, yiyebileceğinden fazlasını biriktiren bir açgözlü kemirgen. Sadece yolcusu hükmünde olduğu dünyayı üç günlük maskaralıkları, cakaları, fiyakaları için yok eder. Ormanlar ne yok hükmünde yoklar için yok edilir, dağlar, taşlar boynuna takıp takıştıracağı milyonluk incik boncuklarla süslensin diye oyulur, kazılır, patlatılır. Tıka basa yiyip karnı doysun diye hem kendi türünü hem diğer canlıları ezer, kanını döker. Binalar diker, fabrikalar kurar, gölleri kurutur, denizleri, havayı, toprağı kirletir. Sonra da bakar ki aslında kendini yok ediyormuş ince ince. Depresyonlara girer, kanser olur, kalbi güçten düşer, damarları tıkanır, beyni iflas eder, ruhu da bedeni de yavaş yavaş çürür. Elindeki son model telefon, ne marka çanta ve ayakkabıyla mutluyum sanır bir de kendini. Otlu saksımın başında bir anda bunlar geçti aklımdan "Ey insan" dedim kendime, "fıtratına sırtını döner şu binaya kapatırsan kendini işte böyle bir saksı içindeki bir tutam ota tav olur, ondan medet umarsın." Ey insan! beter ol diyecektim tuttum kendimi çünkü: Akşam haberlerinde izledim. Kırklareli Babaeski'de Gökçen isimli bir genç. Turizm Otelcilik'i 3. sınıftan terk etmiş. "O ben değildim sanki" diyor. Her şeye sırtını dönmüş, kendini sokak hayvanlarına adamış. Bir insanın yaşaması için asgari ne lazımsa onlarla yaşıyor, geri kalan hayatı başka canlara adanmış. Yaralı köpekler, kediler onunla hayata dönmüş, gözlerindeki mutluluk, ruhunda yaşadığı huzur ve tatmin hissini az buçuk tanıyorum ben de. O kara kara, sulu sulu, masum masum bakan yardıma muhtaç canlar için dünyanın bütün cazibesine sırtını dönebilmiş bir ulu yürek. Allah senden razı olsun ve bizleri de senin gibi yapsın. Dualarım seninle ve senin gibi nice kardeşlerimle. |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-12-2013
Şehir: istanbul
Mesajlar: 5,471
|
Ey Sûz-i Dilârâ insanı! ![]() Doğanın içinde, kendi kendine yeterek yaşamak elinde miydi de kendini hırpalıyorsun? Bunun yerine, tav olabilecek bir tutam otun/bir avuç toprağın olduğu için ve bunların kıymetini bildiğin için, o topraktan yeşeren-çiçeklenenlerle çocukça mutlu olabildiğin için şükret bence. Bu -özellikle günümüzde- öyle büyük bir nimet ki... İnsanlar sırf mutlu olabilmek için ne çılgınca şeyler yapıyorlar, nelerden medet umuyorlar da bir türlü o hisse kavuşamamaları bir yana daha derin depresyonlara sürükleniyorlar. Oysa sen ve senin gibi şanslı azınlıktan olanlar minik bir sürgünle, bir tomurcukla, diri bir yaprakla bile iliklerine kadar mutluluğu yaşıyorlar. İşte o ''sen ve senin gibiler'' sağlam kalan son toprak parçalarının, medeniyetin içinde yaşam savaşı veren hayvanların kurtulma umudu... Ey Sûz-i Dilârâ insanı! Kibirden, açgözlülükten uzak dur ama kendini bu kadar da küçümseme lütfen ![]() |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-05-2012
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9,354
|
Ben biliyorsunuz okumayı sevmiyorum. Ama o kadar güzel 'Ey' deyip başlamış ve yazmışsınız ki duygulandırdınız beni, çok güzel ... Harikasınız!.. |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Ağaç Dostu
|
Elif Şafak'ın Aşk kitabı yayınlanmadan yıllar önce bir ablam vardı. Hitap ederken "cancağızım" derdi, ilk ondan duydum bu kelimeyi çok da sevdim. Sonra Elif Şafak bu hitabı meşhur etti, Mevlânâ ve Şems arasındaki ne olduğu kafa karışıklığı yaratan aşkta. Kâmuran ablam gibi hitap edeceğim sana cancağızım Konu şükürse yalnızca nefes alıyor oluşumuz bile yatıp kalkıp şükretmemiz gereken bir nimet. Ya da dönüp kendimize daha derinden baktığımızda şu ete kemiğe bürünmüş varlığımızın her hücresi. Üzülebiliyor, sevinebiliyor, kıskanabiliyor, korkabiliyor, düşünebiliyor, bakabiliyor, görebiliyor olmamız. Mucizeler yumağıyla sarmalanmışız. Zamanın birinde bir ermişe halktan insanlar gelip, "hadi bize bir keramet göster de sana inanalım" demiş. Ermiş, kalkmış yürümüş. Alın size mucize! Gökten kanatlı melekler mi beklersiniz, ya da donanmış bir sofra mı inecek illa! Bizler, ağaçlar.net insanları bakışımızı ağaca, çiçeğe, tohuma, toprağa, böceğe çevirmişiz de oradaki mucizeleri farketmişiz. Toprak ananın rahmine atılan tohumun, boynu bükük, utangaç, topraktan nazlı nazlı çıkışı bizi kendine aşık etmiş. Aynı topraktan çıkan farklı şekiller, çiçekler, kokulara hayran olmuşuz da vazgeçemiyoruz bir türlü. Saksıların etrafında dönüp duruyoruz. Pervane ile ışık gibi Gözünü göğe çeviren de orada kendini mutlu edecek şükre konu mucizeler görür. Gökte asılı kandilleri, devasa büyüklükteki evreni, muhteşem döngüyü, tepemizde binlerce yıldır asılı duran güneşimizi. Hiç de mi usanmaz! Biz şikâyet ederiz o aldırmadan ışığını, sıcağını bize gönderir. Biraz daha aşağıdaki rüzgârı, bulutları, mavi göğü, denizleri... Nereye baksan yüce bir saltanat, bitmek tükenmek bilmez nimetler görürsün. Ama önce kendine bakmalısın ey insan! Ya cancağızım, şükürsüzlükten değil benimkisi yeter mi acep sorgusundan. Evet bir saksı ota talim edip kendimize küçük mutluluklar çıkarıyoruz ama bu bizi sorumluluklarımızdan kurtarır mı Bizler bizden öncekilerin yaptıklarının sonucuyuz ama bugün yaptıklarımızla gelecek kuşakların sebebi. Yapıyor muyuz üzerimize düşenleri acep biraz daha zorluyor muyuz konforumuzu? Hayır! Düzenleyen Sûz-i Dilârâ : 02-12-2016 saat 16:38 |
|
|
|
|
|
#25 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-12-2013
Şehir: istanbul
Mesajlar: 5,471
|
Alıntı:
Benimkiler daha ''dışarıda hava nasılmış bir bakayım bari'' diyerek burunlarını yeni yeni çıkarıyorlar biliyorsun ![]() Şu çiçeklerin kokularını paylaşamadığımız için ne kadar hayıflanıyorum, keşke teknoloji bu işe de yarasaydı... Koku paylaşabilme fikri aklıma geldikçe anımsarım, yatılı okuldayken memleket hasreti çeken biz sivri zekalılar ne zaman memleketimizin plakasını taşıyan bir araba görsek 'lastiğini patlatıp, içindeki sözümona memleket havasını içimize çekmeyi' hayal ederdik Memleketten kavanozda su/deniz suyu, bir avuç toprak, hatta şişirilmiş balon bile istediğimiz ve daha komik olanı da bu istediklerimizi getirtebildiğimiz olurdu, sen düşün halimizi ![]() Kafkas gülün açtığında -şimdiden rezervasyonumu yapayım- benim için de derin derin kokla lütfen ![]() (Kokuyu muhafaza etmekle ilgili fena halde takıntısı olan bir adamı anlatan ''Koku'' filmini -eğer daha önce seyretmediysen- seyretmeni öneririm ama çocukları uyuttuktan sonra...) |
|
|
|
|
|
|
#27 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 10-09-2015
Şehir: Ankara
Mesajlar: 706
|
bu kalanşolardan iki çeşidi vardı bende.aldığımda öylesine güzel oluyorlar ki sonra çiçekleri soluyor vs derken ağaç gibi olmasına rağmen çiçek vermiyorlar.sanırım sizinki biraz hormonlu ben sırf bu yüzden elden çıkardım.sanırım karanlık uygulaması felan yapmak gerekiyormuş hatta onu da yaptım ama nafile... |
|
|
|
|
|
#28 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Bu sene saksılarını büyüttüm ama daha tam toparlanamadılar. Bazılarında istediğim çiçeklenme oranını yakalayamadım. Çiçeklenme bittikten sonra onları budayıp gençleştirme yapacağım, çelikleri de yeni bitkiler üretmek için kullanacağım. |
|
|
|
|
|
|
#29 |
|
Ağaç Dostu
|
A_NOMAD'cım kafkas gülüm açsın senin için de derin derin koklayacağım, kokuyu da tarif ederim inşallah Çok merak ediyorum, SDurul ablam çok kaliteli bir parfüm kokusu gibi demişti. Şu yurt anılarına da bayıldım, plaka hastalığı tüm yurt sathında var, siz tekeri patlatmayı hayal ediyormuşsunuz biz plakamızı görünce aşık olduğumuz insanı görmüş gibi baygın baygın bakardık. "Ayyy 46 tııııııı" Kokulara ilgim var ama burnumun çok iyi bir koku alıcısı olduğunu da düşünmüyorum aslında. Bazı insanların "hani derler ya it burnu var"diye, ben de öyle olmak isterdim sırf çiçek kokularını içime iyicene çekebilmek için. Koku filmini yazını okur okumaz meraklandım, mutlaka izleyeceğim. Teşekkür ederim. Sonucu seninle paylaşırım. Not: Koku, korku filmi değil de mi? Eskisi kadar cesur değilim de ![]() |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-12-2013
Şehir: istanbul
Mesajlar: 5,471
|
İşte o dediğin 'it burnuna' sahip bir adamı anlatıyor, korku filmi değil bence ama rahatsız edici bir film, yine de izlenmeli diyorum... |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| kokulu bitkiler, sardunya, sardunya bakımı, siklamen, soğanlı bitkiler |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|