agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları
(https)




Anket Sonuçlarını Göster: GDO'lu besinler tüketmek ister misiniz?
GDO'suz olduğunu bilmek istiyorum 243 98.38%
Binde dokuza kadar GDO'lu içerik benim için sakıncasızdır 2 0.81%
Benim için olmuş, olmamış farketmez 2 0.81%
Oy Verenler: 247. Bu ankete oy veremezsiniz

Beğeni Düzeni200Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 03-11-2013, 02:27   #1
Ağaç Dostu
 
birnefestoprak's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-07-2012
Şehir: Ankara/Morgantown
Mesajlar: 2,797
Alıntı:
Açıkcası cinsini bilmiyorum. Tohum konusunda o kadar bilgi sahibi değilim. Konya Ereğli bölgesinde eskiden beri yetiştirilen yetiştirilen, çok övdükleri ve üreticinin kendisine tohumluk olarak ayırdığı bir koçandan yetiştirdim.
Sizin iklim kosullariniza musait bir cesit degildir, yetistirirken dikkat etmeniz gereken seyleri goz ardi etmissinizdir vs vs. Hem tuketici oldugunuzu soyluyorsunuz, hem de olasi yetistirme hatalarindan geleneksel tohumlari sorumlu tutuyorsunuz Varsayalim ki, size kocani gonderen uretici size aslinda o kadar da iyi olmayan bir cesidi cok kaliteli oldugunu soyleyerek gonderdi. Ya da belki de size gonderdigi geleneksel cesit, aslinda o kadar iyi sonuc vermeyen bir cesit. Size gelen misir, iyi sonuc vermeyince, butun geleneksel tohumlar kalitesiz mi oluyor? Ayni mantiktan hareketle, raf omru uzun olan bir hibrit cesit eger lezzetsizse, butun hibrit tohumlar kalitesiz mi diyeceksiniz?

Alıntı:
Ürün alırken de sizin bahsettiğiniz kadar ayrıntılı tercihlerde bulunamam. Domates almaya gittiğimde markette 5000 cins değil, genellikle 2 cins domates olur.
Size 5000 cesit domatesi birden ayni anda yetistirin demiyorum ki. Belli ki 5000 cesit icinden begeninize uymayan, raf omru cok kisa olan 2 cesidi yetistirmissinizdir diyorum. Sizdeki de ne sans, 5000 icinde gidip 2 tane begenmeyeceginiz cesit bulmussunuz Raf omru kisa geldiyse, raf omru uzun olan kalin kabuklu bir geleneksel cesidi yetistirirsiniz, bu kadar basit. Madem karsilastirma yapacaksiniz, kalin kabuklu geleneksel cesitle kalin kabuklu hibriti karsilastirmaniz lazim.

Alıntı:
İdealize edilmiş bir tarım dünyasında tamamen doğal, organik ürünler kulağa hoş gelebilir. Ancak ben gerçekte yaşadığımız dünyadan bahsediyorum. Yani sıradan bir vatandaş olarak pazardan, marketten alacağımız ürünler beni daha çok ilgilendiriyor.
Ben de diyorum ki pazara gelen urunlerin yetistirilme kosullari bakimindan vatandas talepte bulunacak ki organik urunden satin alma sansiniz olsun. Biz de uzayda yasamadigimiza gore, gercekte yasadigimiz dunyada meydana gelen artistan bahsediyorum. Organik urunu ciftci yetistiriyor. Ayni sehrin fiziki sinirlari icinde, bakkala gider gibi ciftlige gitmiyorsunuz herhalde. Yerel deyince 50-100 km gibi mesafelerden bahsediyoruz ki Amerika'da bu mesafeler de cok daha azaliyor. Adam urununu yetistiriyor, sonra pazara getirip satiyor ya da markete satiyor, musteri de gidip marketten aliyor. Urun, talebe gore gunluk geliyor cunku yetistirilirken kimyasal kullanilmamis. Eger market, kullanim suresi gecen mali satiyorsa, markete sikayette bulunacaksiniz, ciftcinin o iste bir rolu yok.

Alıntı:
Açıkcası, organik tarımın buna yanıt vermekte yeterli olabileceğine de çok fazla inancım yok.
Teknik ve istatistiklerle ortaya konan konularda inanc ustunden karar vermemiz mumkun degil.

Alıntı:
Çiftçi de buna fazla bel bağlamıyor olsa gerek ki, hala endüstriyel tarıma devam ediyor... Üreticinin geleneksel tohumlarını bir kenara koyup endüstriyel tohumları kullanması nasıl önlenebilir.
Ciftci, piyasaya uretim yapsa dahi, kendi evinin arka bahcesinde geleneksel cesitlerini ekmeye devam eder. Geleneksel tohumlar bugune nasil ulasti saniyorsunuz? Bu ifadeniz de maalesef hibrit tohumla geleneksel tohum arasinda kalite acisindan bir degerlendirme sunmuyor.

Alıntı:
Arz ve talep ortadayken organik tarım bunu nasıl aşabilir?
Talep arttikca, organik tarim yapan ciftlikler de artiyor. Adam para kazanmayacagi ise niye girsin ki Kar ediyor ki organik tarim yapiyor.

Alıntı:
Her evin kendi ürününü yetiştirmesi buna yanıt olamaz.
Ben boyle bir konudan bahsettigimi hatirlamiyorum. Kendi evinizin bahcesinde sebze yetistirebilirsiniz. Aldiginiz urun ev ahalisini doyurmaya yeter veya yetmez, bu baska bir konu. Evde sebze yetistirmenizle ciftcinin yaptigi uretim arasinda nasil bir baglanti var?

Alıntı:
Aksi halde tarımla uğraşacak çiftçiye de gerek kalmazdı.
Bu da dogru degil. Organik tarima talebin artmasiyla birlikte ciftlik sayilari artiyor diyorum. Ciftlik sayisi artinca, ciftci sayisi artmis mi yoksa azalmis mi oluyor?

Bakin, Washington Eyaleti'yle ilgili ilk arayista buldugum bir rapor:
http://aenews.wsu.edu/july02aenews/o...s/organics.pdf.

Sekil 1'e bakarsaniz 1993-2002 yillari arasinda acre (yaklasik 4 donume tekabul eder) olarak organik tarim arazilerindeki degisim goruluyor. 1993'te 6188 acre'ken 2002 yilinda 43166 acre olmus. Artmis mi azalmis mi?

USDA (United States Department of Agriculture)'in organik tarimla ilgili hazirladigi istatistiki calismanin ozunu Chicago Tribune gecmis: Organic farms on the rise - chicagotribune.com

Ne diyor haberde?

The survery said there are 14,540 farms that were USDA certified organic or exempt from certification because sales are less than $5,000 -- including 129 in Maryland. The number has doubled at least twice since 1990.

USDA'in 5000 dolarin altinda yillik kazanci olan ciftliklere, organiklik sertifikasini bedava verdiginden bahsediyor. Yani diger bir ifadeyle organik tarim yapan kucuk uretici devlet eliyle tesvik ediliyor. Bu kucuk ciftliklerin sayisi 14540 civarindaymis ve bu sayi 1990'dan bu yana 2 kat artmis. Yani daha fazla ciftci organik tarima gecis yapmis.

They farm 4.1 million acres of land in all 50 states, though California is home to 20 percent of the farms. That's up from about 1 million acres in 1990. (It's still only about a percent of all farmed crop and pasture land.)

Bu ciftlikler ulkenin tamaminda 4.1 milyon acre (~16 milyon donum) yer kapliyormus ve bunlarin %20'si Kaliforniya'daymis. Bu sayi, 1990'daki 1 milyondan 4 kat artarak bugune gelmis. Toplam tarim faaliyetleri icindeki orani hala cok dusuk, %1 civarinda diye de ekliyor.

In 2008, sales of organic products nationwide totaled $3.16 billion. Some $1.94 billion was spent on crops and $1.22 billion on livestock, poultry and their products.

2008'de ulke genelinde organik urun satisi 3.16 milyar dolar civarindaymis.

Organic farming is largely local with about 44 percent of sales were made within 100 miles from the farm. Though, just 7 percent were direct to consumers at farmers' markets and other means. The rest went to wholesalers and retailers.

Organik ciftcilik buyuk oranda yerelmis ve soz konusu ciftliklerin satislarinin %44'unun buyuk kismi ciftlikten 160 km mesafe icindeki marketlere dagitiliyormus (daha once bahsettigim yerellik). Pazarlarda dogrudan pazar musterisine satilan oran ise henuz %7'ymis.

Haberin alt basligi:
Survery shows farmland dedicated to organic crops is growing

Arastirma, organik tarima ayrilan arazilerde artis oldugunu gosteriyor.

birnefestoprak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-11-2013, 18:06   #2
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Sn. birnefestoprak,
Yorumlarınız için teşekkür ederim ama bunlar benim sorularıma yeterli yanıtı vermiyor.

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi birnefestoprak Mesajı Göster
Sizin iklim kosullariniza musait bir cesit degildir, yetistirirken dikkat etmeniz gereken seyleri goz ardi etmissinizdir vs vs. Hem tuketici oldugunuzu soyluyorsunuz, hem de olasi yetistirme hatalarindan geleneksel tohumlari sorumlu tutuyorsunuz
...
Size gelen misir, iyi sonuc vermeyince, butun geleneksel tohumlar kalitesiz mi oluyor? Ayni mantiktan hareketle, raf omru uzun olan bir hibrit cesit eger lezzetsizse, butun hibrit tohumlar kalitesiz mi diyeceksiniz?
Öncelikle bahsettiğim mısır tohumu sadece bir örnek idi. Elbette tek bir örnekten yola çıkarak bir genelleme yapacak değilim. Bundan başka deneyimlerim de oldu ama hepsini tek tek analiz etmek bizi bir yere ulaştırmaz. Zaten bu benim uzman olduğum bir konu da değil.

Ancak, ben piyasanın en iyi laboratuar olduğunu düşünürüm. Siz mükemmel bir ürün ortaya çıkartabilirsiniz, piyasa bunu beğenmezse hiç bir kıymeti olmaz.

Çiftçinin organik tarım yerine konvansiyonel tarımı tercih etmesi benim ektiğim mısırın başarısız olması ve buradan bir genelleme gitmem değil... piyasanın tercihlerini bu yönde kullanmasıdır. Yani piyasa kendi "genellemesini" yapmış, kendi tercihlerini belirlemiş.

Alıntı:
Ben de diyorum ki pazara gelen urunlerin yetistirilme kosullari bakimindan vatandas talepte bulunacak ki organik urunden satin alma sansiniz olsun.
...
Ayni sehrin fiziki sinirlari icinde, bakkala gider gibi ciftlige gitmiyorsunuz herhalde. Yerel deyince 50-100 km gibi mesafelerden bahsediyoruz ki Amerika'da bu mesafeler de cok daha azaliyor.
Doğru diyorsunuz da, bildiğiniz gibi bir ürünün satışındaki önemli bazı kriterler ulaşılabilirliği ve fiyatıdır. Anamur muzu için kalkıp Antalya'ya gidemem. Eğer dünyanın öbür ucundan gelen gösterişli ithal muz 2TL'ye satılırken, ufak tefek anamur muzu 3,5-4TL'ye satılırsa bu ürüne talep olmaz.

Alıntı:
Talep arttikca, organik tarim yapan ciftlikler de artiyor. Adam para kazanmayacagi ise niye girsin ki Kar ediyor ki organik tarim yapiyor...
Kazansın, yapsın... benim itirazım yok. Ancak sizin verdiğiniz yazılarda da bu işin teşvik edildiğinden bahsediyorsunuz. Bir şeyi ne zaman teşvik edersiniz? Eğer insan o işi yapmaktan kaçınıyorsa, öyle değil mi?

Ayrıca verdiğiniz yazıda, bu teşvikden yararlanan çiftçilerin %78'i bu işe devam edeceğini söylemiş. Az da olsa memnun olmayanlar da olmuş. Tüm bu artışa rağmen organik tarım halen %1 seviyesinde kalmış.

Organik tarıma gerçekten çok ciddi bir talep olsaydı 1990'dan bu yana (yani 20 yılda) sizce çiftçilerin ağırlıklı bir kısmı teşvik falan olmadan kendiliğinden bu işe meyletmez miydi?

Alıntı:
Bu da dogru degil. Organik tarima talebin artmasiyla birlikte ciftlik sayilari artiyor diyorum. Ciftlik sayisi artinca, ciftci sayisi artmis mi yoksa azalmis mi oluyor?
Ben böyle bir ifadede bulunmadım. Daha önceki mesajınızda yazdığınız community gardening ve urban farming açıklamalarınıza gönderme yapmıştım. Organik tarımla uğraşanların arttığı konusunda da hem fikirim. Aksini iddia etmedim. Sadece bunun hangi noktaya kadar çözüm olabileceğini tartışıyorum.

Alıntı:
A number of researchers have estimated that organic foods might eventually expand to 10-15% of total food sales. Price premiums will influence the expansion, as will the continued shift of conventional
farming to more sustainable approaches. It is not inconceivable that for certain crops organic production could become the norm if production costs are equal to or less than other systems
Verdiğiniz yazının sonuç kısmında yazan bu ifade bile %10-15 gibi bir pay öngörmüş. Benim söylediğimden pek de farklı olmayarak fiyat kriterinden bahsetmiş. Demek ki piyasa oyunu böyle oynuyor.

********************
Şimdi sanıyorum yazdıklarımı belli bir önyargı ile yaklaşıyorsunuz. Organik tarıma karşı falan değilim. Hatta destek bile veririm.
Ama sıradan bir tüketici olarak henüz benim taleplerimi karşılamıyor. Siz diyorsunuz ki, talep ederseniz organik tarım artar. Benim talep etmem için;
1. Bu tercihin önüme konulması
2. Kabul edebileceğim niteliklere sahip olması gerekir:
2a) Kalitesi
2b) Fiyatı
2c) Ulaşılabilirliği

Diyorsunuz ki, organik olan kalitelidir, lezzetlidir. Her ne kadar deneyimlerim her zaman olmasa da "genellikle" aksini gösterse de, bir uzman olarak bu görüşünüzü kabul etmeye razıyım. Ancak hala önümüzde diğer sorunlar duruyor.

MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-11-2013, 18:40   #3
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,527
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Anamur muzu için kalkıp Antalya'ya gidemem. Eğer dünyanın öbür ucundan gelen gösterişli ithal muz 2TL'ye satılırken, ufak tefek anamur muzu 3,5-4TL'ye satılırsa bu ürüne talep olmaz.

.
Bir ürünün albenili, gösterişli olması satın alma nedeni olmamalı:

... Topraklarının sadece yüzde 5’inde muz üretilen Kosta Rika’nın ithal ettiği pestisitlerin yüzde 35’i muzlara sıkılıyormuş!

"Üzerimize zehir sıkıyorlar" - Organik Yaşam- ntvmsnbc.com

Ben her zaman Anamur muzumuzu tercih ederim..Fiyatları birbirine yakın olsun olmasın bu tercihim değişmez..Özellikle bu yıl çok güzel ve daha irice yerli muzlar var piyasada..Onun lezzeti, rayihası asla ithal muzda yok sayın MeTePe..İthal muz iğde gibi sanki..

xenkebikec beğendi.
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-11-2013, 01:30   #4
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi pria Mesajı Göster
Bir ürünün albenili, gösterişli olması satın alma nedeni olmamalı:
...
Onun lezzeti, rayihası asla ithal muzda yok sayın MeTePe..İthal muz iğde gibi sanki..
Doğru ama bu bir realite... Albeni, gösteriş önemli kriterler olmasa reklamcılık ve ambalaj diye bir sektörler olmazdı.

Bu arada ben her iki tür muzu da alıyorum. Ama Antalya'da doğrudan tarlanın kenarında satılan muzun, ta ekvatordan Ankara'da evimin köşesindeki markete kadar gelen ithal muzun iki katı fiyatına satılması da bana dokunuyor. Anamur muzlarına ne kadar ilaç sıktıklarını da bilmiyoruz... ya da ben bilmiyorum.

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi birnefestoprak
Siz diyorsunuz ki, piyasa istiyorsa GDOlu urun satilacak kardesim, dolayisiyla diger misirlar kaybolursa kaybolsun. Sonuc buna variyor. Piyasa ustunden degerlendirme yapip, insanligin hafizasini bunyesinde barindiran tohumlarin yok olmasina raziysaniz, diyecek birsey yok.
Hiç bir mesajımda böyle bir şey söylemediğim gibi, böyle bir imada dahi bulunmadım. Ayrıca yanılmıyorsam kontaminasyon sadece GDO'lu ürünlerde olmaz. Bahsettiğiniz geleneksel tohum üretme yöntemleri dahi uzun vadede bir çeşit seçilmiş/yönlendirilmiş evrimdir.

Konuyu daha fazla saptırmak arzusunda değilim. Bu konuyu burada tartışmaya açmak sanıyorum yanlış oldu. Ancak, GDO kısmına gelince, laboratuarda tailor-made üretilen bir tohumla, geleneksel melezleme yöntemleriyle elde edilmiş "doğal" tohumlar arasında prensipte nasıl bir fark olabilir?

Mısır örneğinden devam edecek olursak, doğada hiç var olmamış veya oldukça farklı olan bir bitkiyi insanoğlunun bilinçli veya bilinçsiz çabalarıyla melezleyerek "mısır" adı verilen bir ürüne dönüştüreceksiniz... sonra bu mısırı çeşitli melezleme yöntemleriyle pek çok çeşitli cins ve özelliklere bürüyeceksiniz. Bunu dikip yetiştirmeniz, üretmeniz tamamen doğal olacak.

Ve tüm bunları yaparken, bu işlemin sonucunun insanoğluna uzun vadede bir zararı olup olmayacağını bir an dahi düşünmeyeceksiniz.

Ne çelişki değil mi? Bugün başımızın belası "mısır şurubu" dünyanın en önemli sağlık sorunlarının baş müsebbibi. Üstelik GDO'lu olması dahi gerekmiyor.

************
Sorunuza yanıt: Bahsettiğim mısırdan yer darlığı nedeniyle 15 adet civarında dikmiştim. Ürün iyi olmayınca bir daha da dikmedim. Bu benim satın aldığım veya sipariş ettiğim bir mısır değil. Ereğli'den bir arkadaşımın getirip verdiği bir ürün. Dediğim gibi, kendisine ulaşabilirsem cinsiyle ilgili daha detaylı bilgi almaya çalışacağım.

Şunlar evimin terasında denemek için saksıya diktiğim bir kaç tane. Daha sonra yan saksılara bir kaç tane hibrit tohum dikmiştim. Boyları ve gövde çapları neredeyse 2 katı oldu. Daha detaylı resim bulamadım ne yazık ki. Hep çiçek böcek çekmişiz.


MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-11-2013, 17:37   #5
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,527
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Bu arada ben her iki tür muzu da alıyorum. Ama Antalya'da doğrudan tarlanın kenarında satılan muzun, ta ekvatordan Ankara'da evimin köşesindeki markete kadar gelen ithal muzun iki katı fiyatına satılması da bana dokunuyor.

...
"organik" tabir edilen ürünlerin hibrit veya ıslah edilmiş ürünlerden en az 4-5 kat daha pahalı satıldığını görüyorum.'' söyleminize katılmadığım gibi, yerli muzun ithal muz fiyatının iki katına satıldığı söyleminize de katılmıyorum..
Yerli muz her zaman ithalden ucuzdur..Gerek semt pazarında, gerekse marketlerde yerlisi 3 ila 4 lira arasıdır yerli muz, ithal ise çoğunlukla 4.5 liranın üstündedir.
Ben önceden yerli muzun da biraz irilerine özenirdim..Ama geçen yıl hor görülüp, surat asılan 2-2.5 liraya satılan minicik yerli muzların öylesine aromalı, öylesine lezzetli olanlarına denk geldim ki..Her sebze ve meyvenin gösterişli olmasına rağmen iri olmasının çok lezzetli olmayacağının kanıtı oldu benim için..

Ayrıca ''Bunun yanı sıra şehir dışında hobi için dikim yaptığımız yaklaşık 1 dönümlük bir bahçe var.'' demenize rağmen, merakımdan bir gözatayım dediğimde, Tohum Takas Etkinliği'nden hiçbir talepte bulunmayışınız da ilginç geldi bana..
Ah, benim İstanbul'da elimin altında 1 dekar yerim olacak ta, etkinlikten neler ister neler ekerdim, bilseniz..

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla


Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 22:57.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026