agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları
(https)




Anket Sonuçlarını Göster: GDO'lu besinler tüketmek ister misiniz?
GDO'suz olduğunu bilmek istiyorum 243 98.38%
Binde dokuza kadar GDO'lu içerik benim için sakıncasızdır 2 0.81%
Benim için olmuş, olmamış farketmez 2 0.81%
Oy Verenler: 247. Bu ankete oy veremezsiniz

Beğeni Düzeni200Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 17-03-2012, 01:50   #1
-
 
Giriş Tarihi: 17-08-2010
Şehir: Manisa
Mesajlar: 508
Galeri: 4
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
GDO yoksa GDO'dan geçebilecek genler söz konusu olmayacaktır diyorsunuz. Bunu nereden biliyorsunuz? Örneğin meşhur BT genini alaım. Toprakta bulunan Gram(+) bir bakteriye ait bir gen. Hayatınız boyunca bununla hiç karşı karşıya gelmeyeceğinizi nasıl söyleyebilirsiniz? Bağırsaklarımızda dahi milyonlarca bakteri yaşıyor. Bunların bazıları GDO çalışmalarında kullanılan bakteriler.
Belki de 5-10 mesajdır ifade edememişim belli ki... En öz haliyle; eğer bir gen transferi olacaksa bu genin kaynağının bir şirket olmamasını tercih ettiğimi söylemem sanırım yeterince açık olacaktır. (Ancak bu biraz daha genişletilmesi gereken bir konu bence.)

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Bir de doğanın hassas dengesi ve bu dengeyi sürdürebilme becerisinden bahsetmişsiniz. Üzülerek bu değerlendirmeye de katılmadığımı söylemeliyim.
Doğanın "dengesinden" ne anladığımı daha detaylı ama sübjektif bir pencereden anlatmamın konuya bir katkısı olacağını sanmıyorum. Ama hassaslık konusundaki düşüncemin dayanağı aşağıda sizin de özetlediğiniz
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Dünyanın tarihinden bildiğimiz kadarıyla dünya biosferi en az 3-4 kez yok olma eşiğinden geçmiştir. Binlerce tür canlı yok olmuş, binlerce tür yeni canlı ortaya çıkmıştır. Halen her yıl çeşitli canlıların türleri yok olmaktadır.
ifadenizde zaten mevcut. Bu işi doğa yapıyorsa doğrudur ya da bir başka deyişle daha yanlış değildir diye düşünüyorum. Görece bozulduğunu düşündüğümüz denge, yeni bir dengenin merkezi olabiliyor. İnsanlık süregelmiş bugüne kadar, doğanın onbinlerce yıllık tecrübesi ile örneğin Monsanto'nun Bt mucizesini(!) aynı kefede değerlendirmek insanlığın doğa ile ilişkisine haksızlık olur. Doğanın, bozduğunu ya da beceri gösteremediğini "iddia ettiğiniz" bir süreç sonrasında yaşamı sürdürebilme becerisine ben şahidim, sizi de istemesiniz de şahit tutarım. Ama Monsanto ya da ABD'nin politik, ekonomik ve stratejik eylemleri sonrasında şahit tutacak bir insan bulmakta güçlük çekileceğinden endişeliyim.

Odeh Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2012, 16:38   #2
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Odeh Mesajı Göster
.
. Bu işi doğa yapıyorsa doğrudur ya da bir başka deyişle daha yanlış değildir diye düşünüyorum. Görece bozulduğunu düşündüğümüz denge, yeni bir dengenin merkezi olabiliyor. İnsanlık süregelmiş bugüne kadar, doğanın onbinlerce yıllık tecrübesi ile örneğin Monsanto'nun Bt mucizesini(!) aynı kefede değerlendirmek insanlığın doğa ile ilişkisine haksızlık olur. Doğanın, bozduğunu ya da beceri gösteremediğini "iddia ettiğiniz" bir süreç sonrasında yaşamı sürdürebilme becerisine ben şahidim, sizi de istemesiniz de şahit tutarım..
Şimdi konumuz Monsanto veya başka bir çok uluslu şirket olursa sonuna kadar sizinle hem fikir olurum.

Zaten ilk mesajımdan bu yana ticari tekelleşme gidişatını olumsuz bulduğumu ifade ediyorum. Bu nedenle de bizim de ulusal gen teknolojisi konusunda atak yapmamızı savunuyorum.

Ben biraz analoji yapmayı severim. Nükleer Enerjiye karşı olabilirsiniz. Ülkenizin kapısından da sokmazsınız. Ama sınırınızın 500m ilerisine santral yapılmasına da engel olamıyorsanız bundan kaçışınız kalmamıştır.

Bizim de ülke olarak içinde bulunduğumuz durum bu. Bu tohumlar ülkemize geliyor. Hükümetin yasal düzenlenmesinden önce kaçak ve kontrolsüz geliyordu. Tüm önlemleri alıp hiç gelmemesini sağlasak bile end-product, yani muhtelif ürünler şeklinde yine gelecek.

Bu durumda, bana göre yapılması gereken şey; kör bir kaygı ile kareket etmek yerine bu teknolojiyi öğrenmek ve geliştirmek, hatta kullanmak olmalıdır.

*********************

Monsanto'nun genlerine karşı olmanızı anlayışla karşılıyorum. Benim anlatmaya çalıştığım şey ise, Monsanto olmasa dahi biz bitkilere, hayvanlara gen sokuşturup duruyoruz. Bunların hiç biri doğada kendiliğinden, milyonlarca yılda olmuyor. Biz bunu bilerek ve isteyerek yapıyoruz. Bunun adına da ıslah ve melezleme diyoruz.

Melezleme veya ıslah ile elde ettiğiniz ürünler doğada kendiliğinden ortaya çıkmamışstır. Siz evrimsel olmayan bir süreç müdahalesinden bulunuyorsunuz, ortaya yeni bir ürün çıkıyor. Mutlaka bunun çevresel sonuçları oluyor.

GDO ile melezleme arasındaki fark, birinde oldukça zahmetli, sonuçları net olmayan bir işlemle sürece müdahale etmeniz, diğerinde hedefe özel hareket etmenizdir. Her ikisi de doğanın işine karışmaktır.

İnsanoğlu yerleşik yaşama geçtiği andan itibaren doğanın işlerine karışmış. Boyu 3-4cm olan mısırları 25-30cm'e çıkartmış. Başağında 2-3 dane olan buğdayı, bir başakta 15-20 dane verecek hale getirmiş. Çekirdeği olmayan meyveler üretmiş. Hatta doğada hiç var olmamış bir hayvanı, köpeği yaratmış.

Şimdi tüm bu yapılanları "doğal" görüp, doğanın kendi tasarrufu gibi görüp, GDO ile yapılan müdahaleyi yapay görmek oldukça büyük bir haksızlık olur.

Ben, bu aşamada irrasyonel bir kaygının ön plana çıktığı kanısındayım. Aman genlerle oynamayalım, bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz öcülerle karşılaşırız, kontrolü elimizden kaçırırız gibi... İyi de öcüler doğada her zaman ortaya çıkıyor. Biz müdahale etsek de etmesek de... Doğa bunların bir kısmını yok ediyor, biz kısmı yaşamaya, kendine yer bulmaya devam ediyor.

Örneğin İngiltere sanayi devriminde ortaya çıkan Gri Güveler. Plastik kullanımıyla ortaya çıkan plastik yiyen bakteriler gibi. (Bu bakteriler ciddi bir çevre kirliliğine neden olan plastiklerin parçalanma süresini binlerce kez hızlandırıyor)

Diğer taraftan, gen teknolojisini bitkilerle oynamaya başlayarak öğrendik ama nihai yararı insan hastalıklarının çözümü olacaktır. 2-3 domates yiyerek şeker hastalığından kurtulabilmemiz muazzam bir şey olmaz mıydı?


Düzenleyen MeTePe : 17-03-2012 saat 16:40 Neden: harf hatası
MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2012, 17:19   #3
Ağaç Dostu
 
Serpent's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-10-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 236
Madem devam edeceğiz bildiklerimden yazayım.

Benim bilgi seviyem bu konuda Sayın MeTePe’nin ki kadar geniş değil. Ama yine de ilgi alanı geniş biri olarak DNA nedir veya temel kimya gibi konularda bilgim oldukça iyidir.

Şimdi şeker zararlıdır, faydalıdır tartışmasına girmeyeceğim. Hekimler şekerin fazla tüketilmemesini öneriyorlar. Ama yasakladıklarını sanmıyorum.

Şekerin GDO’lu olup olmadığı bir yana hangi tür şekerleri yiyip yemeyeceğimiz konusunda da bir kafa karışıklığı var.

Yazılan bazı mesajlardan sakkaroza evet glikoz ve fruktoza hayır anlamlarını çıkarıyorum. Tüm samimiyetimle söyleyeyim ki ben lise bilgilerimden aslında sakkarozun fruktoz ve glikozun bileşimi olduğunu hatırlıyorum. Keza memeliler sakkarozu ve nişastayı enzimler yardımıyla glikoza çevirip hazmederler.

Şimdi “bana fruktozu sakkoroz diye yedirmelerini kabul etmiyorum” ifadesi maalesef beni üzüyor. Yediğimiz elmada fruktoz, üzümde glikoz var. Hatta doğal ürün dediğimiz bal bile glikoz ve fruktoz esaslı bir gıda. Şimdi olgular böyleyken glikoz ve fruktozu GDO’lu ürünlere karşı çıkmak için kullanmak anlamlı olur mu?

Yazılan mesajlardan birisinde Hürriyet gazetesinden bir habere bir link var. Nişasta şekerinin Amerika’da ve Avrupa’da yasaklandığını tüm ürünün Türkiye gibi ülkelere satılarak zehirlendiğimizi Doç. Dr. ünvanlı bir kardiyolağa atfen anlatılıyor. Bu haber de maalesef gerçek dışı. Bakın anlatmaya çalıştığım nişasta şekerinin yararlı veya zararlı olduğu değil. Bu ürünün tüm batı ülkelerinde yasaklandığına dair iddia. Maalesef bu da doğru değil. Doç Dr. ünvanlı biri ister GDO taraftarı olsun ister olmasın, kendi görüşünü benimsetmek için nasıl böyle gerçek dışı bir ifadeyi kullanabilir? Öyle ya, koskoca Doç.Dr. bir kardiyolog, o söylüyorsa vardır bir bildiği diye bakıyor insanlar olaya maalesef.

Sayın MeTePe’nin Internette korkunç bir bilgi kirliliği var diyişini bu tür haberleri kastedişi olarak algılıyorum.

Kişisel yaklaşım olarak tüm olaylara slogan dışı yaklaşmak taraftarıyım. Örneğin, Internette bakarsanız GDO’lu ürünler için yapılan yakıştırmanın “Frankeştayn ürün” olduğunu görürsünüz. Bu, konuyu sloganlaştırmaktan başka bir şey değil. Bu ve benzeri sloganlar kullanılmaya başlandığı zaman derhal bir şüpheye düşer ve arkasını araştırmaya ve karşı çıkışın sağlam gerekçeleri var mı diye bakmaya çalışırım.

Saygılarımla..

Serpent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2012, 17:56   #4
Ağaç Dostu
 
üzüm's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-10-2007
Şehir: Sarıcakaya/Eskişehir
Mesajlar: 1,606
Galeri: 1
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Serpent Mesajı Göster
Madem devam edeceğiz bildiklerimden yazayım.

Benim bilgi seviyem bu konuda Sayın MeTePe’nin ki kadar geniş değil. Ama yine de ilgi alanı geniş biri olarak DNA nedir veya temel kimya gibi konularda bilgim oldukça iyidir.

Şimdi şeker zararlıdır, faydalıdır tartışmasına girmeyeceğim. Hekimler şekerin fazla tüketilmemesini öneriyorlar. Ama yasakladıklarını sanmıyorum.

Şekerin GDO’lu olup olmadığı bir yana hangi tür şekerleri yiyip yemeyeceğimiz konusunda da bir kafa karışıklığı var.

Yazılan bazı mesajlardan sakkaroza evet glikoz ve fruktoza hayır anlamlarını çıkarıyorum. Tüm samimiyetimle söyleyeyim ki ben lise bilgilerimden aslında sakkarozun fruktoz ve glikozun bileşimi olduğunu hatırlıyorum. Keza memeliler sakkarozu ve nişastayı enzimler yardımıyla glikoza çevirip hazmederler.

Şimdi “bana fruktozu sakkoroz diye yedirmelerini kabul etmiyorum” ifadesi maalesef beni üzüyor. Yediğimiz elmada fruktoz, üzümde glikoz var. Hatta doğal ürün dediğimiz bal bile glikoz ve fruktoz esaslı bir gıda. Şimdi olgular böyleyken glikoz ve fruktozu GDO’lu ürünlere karşı çıkmak için kullanmak anlamlı olur mu?....
Glikoz için bu sayfadaki üretim şeklini, sakkaroz için bu bölümü ve Fruktoz içinde bu başlığı okumanızı öneririm.

Kafa karışıklığının nedeni zaten GDO...

üzüm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2012, 18:52   #5
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi üzüm Mesajı Göster
Glikoz için bu sayfadaki üretim şeklini, sakkaroz için bu bölümü ve Fruktoz içinde bu başlığı okumanızı öneririm.

Kafa karışıklığının nedeni zaten GDO...
Benim kafamın karıştığı kesin...

Sayın Serpent'in de ifade ettiği gibi bunların hepsi farklı şeker, yani karbonhidrat molekülleri. Çeşitli teknolojilerle ve doğal yollarla elde edilebilir.

Birinin veya diğerinin zararlılığı da ayrıca tartışılabilir. Ama şeker ve türevleri GDO yokken de vardı, şimdi de var, gelecekte de var olacak.

Burada GDO'yu suçlamak için şekeri gündeme getirmenin ne gibi bir mantığı var anlamak mümkün değil.

Emin değilim ama nişasta bazlı şeker veya pancardan üretilmiş şeker kullanma tercihi tamamen gıda teknolojisinin ekonomik ve teknik nedenlerle yaptığı tercihler... GDO ile falan ilgisi yok.

MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2012, 20:10   #6
Ağaç Dostu
 
Serpent's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-10-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 236
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi üzüm Mesajı Göster
Glikoz için bu sayfadaki üretim şeklini, sakkaroz için bu bölümü ve Fruktoz içinde bu başlığı okumanızı öneririm.

Kafa karışıklığının nedeni zaten GDO...

Siz glikoza, fruktoza ve sakkoraza mı karşısınız, yoksa GDO'lara mı?

Sizin verdiğiniz linkler benim söylediklerimi teyit ediyor. Ben diyorum ki bunlar doğal gıdalarda zaten bulunuyor. Benim söylediklerimde ne yanlış var? Hala anlayabilmiş değilim.

Yani mesajınız beni destekliyor mu, karşı mı çıkıyor onu bile tam anlayamadım.

Saygılar..

Serpent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla


Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 06:47.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026