![]() |
|
|
|||||||
| Anket Sonuçlarını Göster: GDO'lu besinler tüketmek ister misiniz? | |||
| GDO'suz olduğunu bilmek istiyorum |
|
243 | 98.38% |
| Binde dokuza kadar GDO'lu içerik benim için sakıncasızdır |
|
2 | 0.81% |
| Benim için olmuş, olmamış farketmez |
|
2 | 0.81% |
| Oy Verenler: 247. Bu ankete oy veremezsiniz | |||
![]() |
|
|
|
Dış Bağlantılar | Konu Araçları | Mod Seç |
|
|
|
|
#1 | ||
|
-
|
Alıntı:
Alıntı:
ifadenizde zaten mevcut. Bu işi doğa yapıyorsa doğrudur ya da bir başka deyişle daha yanlış değildir diye düşünüyorum. Görece bozulduğunu düşündüğümüz denge, yeni bir dengenin merkezi olabiliyor. İnsanlık süregelmiş bugüne kadar, doğanın onbinlerce yıllık tecrübesi ile örneğin Monsanto'nun Bt mucizesini(!) aynı kefede değerlendirmek insanlığın doğa ile ilişkisine haksızlık olur. Doğanın, bozduğunu ya da beceri gösteremediğini "iddia ettiğiniz" bir süreç sonrasında yaşamı sürdürebilme becerisine ben şahidim, sizi de istemesiniz de şahit tutarım. Ama Monsanto ya da ABD'nin politik, ekonomik ve stratejik eylemleri sonrasında şahit tutacak bir insan bulmakta güçlük çekileceğinden endişeliyim. |
||
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
|
Alıntı:
Zaten ilk mesajımdan bu yana ticari tekelleşme gidişatını olumsuz bulduğumu ifade ediyorum. Bu nedenle de bizim de ulusal gen teknolojisi konusunda atak yapmamızı savunuyorum. Ben biraz analoji yapmayı severim. Nükleer Enerjiye karşı olabilirsiniz. Ülkenizin kapısından da sokmazsınız. Ama sınırınızın 500m ilerisine santral yapılmasına da engel olamıyorsanız bundan kaçışınız kalmamıştır. Bizim de ülke olarak içinde bulunduğumuz durum bu. Bu tohumlar ülkemize geliyor. Hükümetin yasal düzenlenmesinden önce kaçak ve kontrolsüz geliyordu. Tüm önlemleri alıp hiç gelmemesini sağlasak bile end-product, yani muhtelif ürünler şeklinde yine gelecek. Bu durumda, bana göre yapılması gereken şey; kör bir kaygı ile kareket etmek yerine bu teknolojiyi öğrenmek ve geliştirmek, hatta kullanmak olmalıdır. ********************* Monsanto'nun genlerine karşı olmanızı anlayışla karşılıyorum. Benim anlatmaya çalıştığım şey ise, Monsanto olmasa dahi biz bitkilere, hayvanlara gen sokuşturup duruyoruz. Bunların hiç biri doğada kendiliğinden, milyonlarca yılda olmuyor. Biz bunu bilerek ve isteyerek yapıyoruz. Bunun adına da ıslah ve melezleme diyoruz. Melezleme veya ıslah ile elde ettiğiniz ürünler doğada kendiliğinden ortaya çıkmamışstır. Siz evrimsel olmayan bir süreç müdahalesinden bulunuyorsunuz, ortaya yeni bir ürün çıkıyor. Mutlaka bunun çevresel sonuçları oluyor. GDO ile melezleme arasındaki fark, birinde oldukça zahmetli, sonuçları net olmayan bir işlemle sürece müdahale etmeniz, diğerinde hedefe özel hareket etmenizdir. Her ikisi de doğanın işine karışmaktır. İnsanoğlu yerleşik yaşama geçtiği andan itibaren doğanın işlerine karışmış. Boyu 3-4cm olan mısırları 25-30cm'e çıkartmış. Başağında 2-3 dane olan buğdayı, bir başakta 15-20 dane verecek hale getirmiş. Çekirdeği olmayan meyveler üretmiş. Hatta doğada hiç var olmamış bir hayvanı, köpeği yaratmış. Şimdi tüm bu yapılanları "doğal" görüp, doğanın kendi tasarrufu gibi görüp, GDO ile yapılan müdahaleyi yapay görmek oldukça büyük bir haksızlık olur. Ben, bu aşamada irrasyonel bir kaygının ön plana çıktığı kanısındayım. Aman genlerle oynamayalım, bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz öcülerle karşılaşırız, kontrolü elimizden kaçırırız gibi... İyi de öcüler doğada her zaman ortaya çıkıyor. Biz müdahale etsek de etmesek de... Doğa bunların bir kısmını yok ediyor, biz kısmı yaşamaya, kendine yer bulmaya devam ediyor. Örneğin İngiltere sanayi devriminde ortaya çıkan Gri Güveler. Plastik kullanımıyla ortaya çıkan plastik yiyen bakteriler gibi. (Bu bakteriler ciddi bir çevre kirliliğine neden olan plastiklerin parçalanma süresini binlerce kez hızlandırıyor) Diğer taraftan, gen teknolojisini bitkilerle oynamaya başlayarak öğrendik ama nihai yararı insan hastalıklarının çözümü olacaktır. 2-3 domates yiyerek şeker hastalığından kurtulabilmemiz muazzam bir şey olmaz mıydı? Düzenleyen MeTePe : 17-03-2012 saat 16:40 Neden: harf hatası |
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 29-10-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 236
|
Madem devam edeceğiz bildiklerimden yazayım. Benim bilgi seviyem bu konuda Sayın MeTePe’nin ki kadar geniş değil. Ama yine de ilgi alanı geniş biri olarak DNA nedir veya temel kimya gibi konularda bilgim oldukça iyidir. Şimdi şeker zararlıdır, faydalıdır tartışmasına girmeyeceğim. Hekimler şekerin fazla tüketilmemesini öneriyorlar. Ama yasakladıklarını sanmıyorum. Şekerin GDO’lu olup olmadığı bir yana hangi tür şekerleri yiyip yemeyeceğimiz konusunda da bir kafa karışıklığı var. Yazılan bazı mesajlardan sakkaroza evet glikoz ve fruktoza hayır anlamlarını çıkarıyorum. Tüm samimiyetimle söyleyeyim ki ben lise bilgilerimden aslında sakkarozun fruktoz ve glikozun bileşimi olduğunu hatırlıyorum. Keza memeliler sakkarozu ve nişastayı enzimler yardımıyla glikoza çevirip hazmederler. Şimdi “bana fruktozu sakkoroz diye yedirmelerini kabul etmiyorum” ifadesi maalesef beni üzüyor. Yediğimiz elmada fruktoz, üzümde glikoz var. Hatta doğal ürün dediğimiz bal bile glikoz ve fruktoz esaslı bir gıda. Şimdi olgular böyleyken glikoz ve fruktozu GDO’lu ürünlere karşı çıkmak için kullanmak anlamlı olur mu? Yazılan mesajlardan birisinde Hürriyet gazetesinden bir habere bir link var. Nişasta şekerinin Amerika’da ve Avrupa’da yasaklandığını tüm ürünün Türkiye gibi ülkelere satılarak zehirlendiğimizi Doç. Dr. ünvanlı bir kardiyolağa atfen anlatılıyor. Bu haber de maalesef gerçek dışı. Bakın anlatmaya çalıştığım nişasta şekerinin yararlı veya zararlı olduğu değil. Bu ürünün tüm batı ülkelerinde yasaklandığına dair iddia. Maalesef bu da doğru değil. Doç Dr. ünvanlı biri ister GDO taraftarı olsun ister olmasın, kendi görüşünü benimsetmek için nasıl böyle gerçek dışı bir ifadeyi kullanabilir? Öyle ya, koskoca Doç.Dr. bir kardiyolog, o söylüyorsa vardır bir bildiği diye bakıyor insanlar olaya maalesef. Sayın MeTePe’nin Internette korkunç bir bilgi kirliliği var diyişini bu tür haberleri kastedişi olarak algılıyorum. Kişisel yaklaşım olarak tüm olaylara slogan dışı yaklaşmak taraftarıyım. Örneğin, Internette bakarsanız GDO’lu ürünler için yapılan yakıştırmanın “Frankeştayn ürün” olduğunu görürsünüz. Bu, konuyu sloganlaştırmaktan başka bir şey değil. Bu ve benzeri sloganlar kullanılmaya başlandığı zaman derhal bir şüpheye düşer ve arkasını araştırmaya ve karşı çıkışın sağlam gerekçeleri var mı diye bakmaya çalışırım. Saygılarımla.. |
|
|
|
|
|
#4 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Kafa karışıklığının nedeni zaten GDO... ![]() |
|
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
|
Alıntı:
![]() Sayın Serpent'in de ifade ettiği gibi bunların hepsi farklı şeker, yani karbonhidrat molekülleri. Çeşitli teknolojilerle ve doğal yollarla elde edilebilir. Birinin veya diğerinin zararlılığı da ayrıca tartışılabilir. Ama şeker ve türevleri GDO yokken de vardı, şimdi de var, gelecekte de var olacak. Burada GDO'yu suçlamak için şekeri gündeme getirmenin ne gibi bir mantığı var anlamak mümkün değil. Emin değilim ama nişasta bazlı şeker veya pancardan üretilmiş şeker kullanma tercihi tamamen gıda teknolojisinin ekonomik ve teknik nedenlerle yaptığı tercihler... GDO ile falan ilgisi yok. |
|
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 29-10-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 236
|
Alıntı:
Siz glikoza, fruktoza ve sakkoraza mı karşısınız, yoksa GDO'lara mı? Sizin verdiğiniz linkler benim söylediklerimi teyit ediyor. Ben diyorum ki bunlar doğal gıdalarda zaten bulunuyor. Benim söylediklerimde ne yanlış var? Hala anlayabilmiş değilim. Yani mesajınız beni destekliyor mu, karşı mı çıkıyor onu bile tam anlayamadım. Saygılar.. |
|
|
|
|
![]() |
|
|