agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğa ve yaşama dair her şey > Yaşantımızda ve Sanatta Bitkiler
(https)




Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 14-11-2008, 13:46   #1
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
BİNGÖL ÇOBANLARI

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi
Her gün aynı pınardan doldurur destimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.

Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski yeni
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı
Her adım uyandırır acı bir hatırayı!

Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda
"Suna"mın başka köye gelin gittiği akşam.

Gün biter, sürü yatar ve sararsan bir ayla
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla
Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al
Diye hıçkırır kaval.

Bir çoban parçasısın, olmasan bile koyun
Daima eğeceksin başkalarına boyun
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı
Yamaçlarda her aksam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an
Madem ki kara bahtın adını koydu çoban!

Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı uzun uzun.

Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına.

(Kemalettin KAMU)

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2009, 16:14   #2
Ağaç Dostu
 
Funda Kalaycıoğlu's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-11-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 264
Dedem Şeref Tipi'nin 50 yıl kadar önce, kesilen bir çınarın ardından yazmış olduğu bir ağıt...

NENE BACI’NIN AĞIDI

O yollarımıza sesti
O kırlarımıza süstü
Ondan esip gelen yeller odalarımıza misti
Onu hangi eller kesti
Çınarıma kıymışlar
Başımızı
Başımızı eğmişler

Alımı çalımı bizeydi
O bir canlı yelpazeydi
Esimiz her gün tazeydi
N’olur kesene kızaydı
Alıp altına ezeydi

Neye dönmüş gelin bakın ortalık
Gölgeliksiz kaldı bizim çocuk çoluk
Meğer oymuş köyümüze kalabalık
Kurtlar , kuşlar dönüp durur alık alık
Çınarımı sökmüşler
Boynumuzu
Boynumuzu bükmüşler

Benim köyüm o çınarla dillenirdi
Soylar soplar dallarında salıncaklar sallanırdı
Gelen geçen yolcular
Onu konak kullanırdı
Uzaklardan gören eden bu yanlara yollanırdı

Bizim övüncümüz oydu
Onca çağlar şuracıkta yayla yaydı
Hay elleri , hay elleri kırılaydı
Yemenlere, Yemenlere sürüleydi
Gide gide tabanları yarılaydı
Ağacımı yıkmışlar
İçimizi dışımızı yakmışlar

Artık yok ki serim serpim gölgesinde uzanasın
Püfür püfür essin de birkaç soluk kazanasın
Dağım taşım artık neyle bezenesin
Çınarımı , çınarımı kestiler
Kaşımızı astılar

Nerde yedi renkler akan süslü dallar
Hani yedi diller döken tatlı diller
Çöle döndü , çöle döndü sağlar sollar
Bir ölümlü susu sardı yamacı
O toplardı yamacına toku acı
Onca çağlık düzenimi bozdular
Anlı sanlı çınarımı kestiler

Çayır çimen boydan boya sus oldu
Şakır şakır öten yerler küs oldu
Onsuz kalan pencereler yas oldu
Bakışları bozkırlara yaydılar
Yeşilimi yeşilimi soydular

Oy sazına , oy sözüne
Çalımına , alımına , süsüne
Oy boyuna , oy bosuna doymadığım
Oy bakmaya kıymadığım
Ölene dek dinmem gayri , yanarım
Çınarım da
Çınarım da çınarım ...

Şeref Tipi

Funda Kalaycıoğlu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2009, 13:48   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,457
Galeri: 225

Funda Hanım,


Dedenizin şiirini içim ezilerek okudum. Üstelik özgün bir ağıt olarak okudum. Naif, katışıksız, duru ve içten bir duyguya dayalı anlatım ancak bu kadar etkili olurdu.

Yazları gittiğim Ege kasabasında bir Işık Dede var. Yaşı 80' inin üzerinde...
Ufak tefek ama yapısından umulmaz bir enerjiyle çevresine gerçekten ışık saçan biri... Evinin önündeki zakkum ağacını (gerçekten ağaç gibiydi) altına park ettiği arabasını kirletiyor diye komşusu kesmiş. O da bunun acısı ve kırgınlığıyla bir şiir yazmıştı. Ne yazık tamamı aklımda yok. Ama şuna benzer sözler vardı: "Ellerin kırılsın demiyorum, öbür dünyada da bunun cezasını çekersin inşallah da demiyorum. Ama öldüğümde bunun için ne ceza çektiğini Allah bana gösterir inşallah..." Aklıma bu olay geldi. Işık Dede'nin şiirini edinebilirsem sizinle paylaşırım.

Dedenizle ne kadar gururlansanız yeridir...

hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2009, 21:34   #4
Ağaç Dostu
 
Funda Kalaycıoğlu's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-11-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 264
Sayın Dedem,
Sizin anlatım tarzınız da aynen kendi tanımladığınız gibi katışıksız, duru, içten ve etkili... Yazdıklarınızı okumak beni çok mutlu etti. Artık böylesi anlatımlara pek sık rastlayamıyoruz ne yazık ki...
Işık Dede'nin şiirini okuyabilmek çok isterim. Bu şiirler hissedilen acıyı ne kadar güçlü yansıtabiliyorlar değil mi?
İlginize teşekkür ederim.
Saygılar.

Funda Kalaycıoğlu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-01-2009, 22:20   #5
Ağaç Dostu
 
Yücel Özlem's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-04-2006
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 3,116
Galeri: 137
NERDE KALDI O GÜNLER ?

Dağdan dağa göçerdik
Soğuk sular içerdik
Tahta makas biçerdik
Nerde kaldı o günler?

Keçe çadır evimdi
Bıçkı balta elimdi
Sevgi saygı benimdi
Nerde kaldı o günler?

Dağdan inip köy olduk
Uygar olduk ne olduk
Gitti doğa mahvolduk
Nerde kaldı o günler?

Zaman akıp giderken
Eller kültür toplarken
Tarih deyip saklarken
Nerde kaldı o günler?

10 Haziran 1991

Alibey KUDAR
Name:  direktor2%20(2).jpg
Views: 1217
Size:  14.0 KB

ALIBEY KUDAR:1932 Tahtakuşlar Köyü doğumlu. Savaştepe Köy Enstitüsü' nden mezun olduktan sonra 26 yıl öğretmenlik ve Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü yaptı. 1980 yılında Akçay ılkokulu öğretmeni iken, emekli olup köyüne yerleşti. Uzun yıllar araştırmacı - derlemeci olarak adeta iğne ile kuyu kazarak "Tahtakuşlar Köyü Özel Etnografya Galerisi" ni kurdu. şu anda ailesi ile birlikte bu galeriyi yönetmektedir.

Yücel Özlem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-02-2009, 01:22   #6
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,457
Galeri: 225
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Funda Kalaycıoğlu Mesajı Göster
"....." Işık Dede'nin şiirini okuyabilmek çok isterim. Bu şiirler hissedilen acıyı ne kadar güçlü yansıtabiliyorlar değil mi?
Funda Hanım,
Işık Dede'ye ulaşmak biraz zaman aldı.
İşte, onun evi önündeki zakkum ağacını kesen kişiye olan ağır sitemi
ya da Zakkum Ağacı için yazdığı ağıt:

ZAKKUM AĞACI
Yeşil yapraklardan gelinlik giymiş
Çiçeklerden başına tacını takmış
Endam yarışında birinci gelmiş
Tabiat güzeli zakkum ağacım
Kainatı allah yeşile boyamış
Doğaya bakanlar ferahlık bulmuş
Susayan insana ferahlık vermiş
Benim küçük zakkum ağacım
Ölüm fermanını eline almış
Balta ile ağacın sağına geçmiş
İki hamlede katliam bitmiş
Ölüverdi benim zakkum ağacım
İmanı yitirmiş dini kaybetmiş
İnsanlık babında çok geri kalmış
Soyunu sorarsan vicdansıza çekmiş
Ne istersin benim zakkum ağaçtan
Elbet bir gün Allah verir cezanı
Şimdiden bul demiyorum belanı
Yarın ahirette gösterir bana İnşallah
bunun için sana verdiği cezayı Allah
Ne istedin benim zakkum ağacımdan?

hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-02-2009, 23:54   #7
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 14-04-2008
Şehir: Burdur
Mesajlar: 338
Galeri: 6
Name:  zerdali.jpg
Views: 10774
Size:  36.3 KB

ZERDALİ AĞACI

I

Havalar güzel gidiyor
Sen de çiçek açtın erkenden
Küçük zerdali ağacım,
Aklın ermeden.

Bak kurt gibi kalın yapılı
Görmüş geçirmiş ağaçlara
Küçük zerdali ağacım,
Pişman olursun sonra.

Şimdi okşar da hafif hafif
Bir gün yerden yere çalar rüzgâr
Küçük zerdali ağacım,
Bakma güzel gitsin havalar.

Sallansın dalların çocuklar gibi
Bakma güneş ısıtsın varsın
Küçük zerdali ağacım,
Sonra donarsın.

Zemheride bahar mı olur
Akşamları seyret anlarsın
Sakın erkenden çiçek açma
Küçük zerdali ağacım.


Cahit KÜLEBİ

seleste Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-03-2009, 21:51   #8
Ağaç Dostu
 
Funda Kalaycıoğlu's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-11-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 264
Sayın Hassoman,
Işık Dede'nin şiirini şimdi gördüm. Gerçekten eski nesil nahif duygularını öyle güzel ifade ediyor ki...
Çok teşekkür ederim.
Saygılar.

Funda Kalaycıoğlu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-05-2009, 22:19   #9
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 14-04-2008
Şehir: Burdur
Mesajlar: 338
Galeri: 6
KIRLARDAN GELİYORLAR

kırlardan geliyorlar ellerinde sümbülteber
elbette kırlardan kırlardan gelecekler
başka türlü nasıl güzelleşir bu akşamüstleri
söyleyin nasıl dayanılır dükkânlara depolara
bu katran kokusu başka türlü nasıl geçer

sonsuza varmadan bir önceyiz sanki
-o sayının da bir adı vardı unuttum-
her şey öyle saydam öyle madensel
kapıların kilitleri açık ve herkes uykusuz
hepsinin elinde bir saat bir sümbülteber

eskiden şaşardık bazı şeylerin yokluğuna
artık bu yokları var etmeyi usladık
ağaçları budadık ormandan balıkları tuttuk denizden
hani bazı açılmaz sanılan kapıları omuzladık
çünkü herkesin elinde bir saat bir sümbülteber

hey koca dünya nasıl avucumuzdasın
nasıl da parlıyorsun ey gözleri maden
çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin
elbette kırlardan gelecekler kırlardan
kırlardan gelecekler ellerinde sümbülteber

ey güzelim sümbül ve teber ey canım
gördüğüm sanki o değildi
sanki kuşlar albümünden bir maden

Turgut UYAR

seleste Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-05-2009, 20:29   #10
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 22-01-2009
Şehir: bursa
Mesajlar: 207
tebrikler

karagoz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-01-2011, 16:35   #11
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 14-04-2008
Şehir: Burdur
Mesajlar: 338
Galeri: 6
Senin Sayende

Her günüm mis gibi dünya kokan bir kavun dilimi
Senin sayende.
Bütün yemişler elime güneştenmişim gibi uzanıyor
Senin sayende.
Senin sayende yalnız umutlardan alıyorum balımı.
Yüreğimin çalışı senin sayende.

En yalnız akşamlarım bile duvarında gülen bir Anadolu kilimi
Senin sayende.
Şehrime ulaşmadan bitirirken yolumu
Bir gül bahçesinde dinlendim senin sayende
Senin sayende, içeri sokmuyorum
En yumuşak urbalarını giyip
Büyük rahatlığa çağıran türküleriyle kapımı çalan ölümü.

Nazım Hikmet

seleste Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-01-2011, 17:35   #12
Ağaç Dostu
 
artemisia10's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-05-2010
Şehir: BALIKESİR
Mesajlar: 376
Galeri: 55
Oğlum Mehmede


Ağaçlarımızı Takdim Ederim


Şu karşıki yeşil yumağa ağaç derler
O da senin gibi elimizde büyüdü
Yalnız ne altını kirletir
Ne de öksürürdü.
Biz bu ağaçlan uzak ormanlardan getirdik
Meyveleri zehir zıkkım
Dalları diken içersinde,
Köklerini köstebekler kemirirdi
Biz bu ağaçlara evlât gibi baktık tosunum
Onlar da bizden hiç bir şey esirgemediler
Ne bir mevsim atladılar
Ne bir hasat gizlediler
Bir gün gölgelerine evlerimizi kurduk
Dallarına salıncaklar,
Cıvıl cıvıl kuşlar dadandırdık yuvalarına
Biz ölürken hakkımızı helâl ederiz ağaçlara
Onlar da arkamızdan kendi dillerince
Helâl olsun derler.
Bedri Rahmi Eyüboğlu

artemisia10 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-02-2011, 21:07   #13
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 14-04-2008
Şehir: Burdur
Mesajlar: 338
Galeri: 6
Baharı Bekleyene

ben kışın güzelliğini söylerim ne gelirse dilime
çünkü kış bir hazırlıktır soluğuma kıpkırmızı gülüme

nice kırmızı ayaklar gelip geçti o gün katar katar
kış günleri sözgelişi ben bir çöp bile almadım elime

altı kız bir ay ışığı def calip şarkılar söylediler
beri yanda ormanlar yanardı, ciğerpareler lime

artık su uyur aşk uyanır mendilim kana boyanır
bilirim bu baharda da herkes hasetlenir halime

ve ellerim batık bir suda akar gözlerim her şeye bakar
bahar bir gelsin yeter artık eksikse de bırak elleme

su uyur düşman uyumaz suların dibi güllerde
<>

altı kız bir oğlan def çalıp şarkılar söylediler
baktım birinin kara bir gecesi düşüvermiş mendilime

simdi elimde baston silah, başımda şapka öyle
ağzımda kurşun hızında seçtiğim her kelime

su. hiç kimse durmazsa her şey yürür, bu aşk demektir
her şey kullanılmazsa dirim bir ihanettir ölüme

sakiniz elimiz filan temiz baharı filan bekleriz
fincanı taştan oyarlar içine bade mi koyarlar

biz silah kuşanırız bize bir şey söyleme

Turgut UYAR, Divan

seleste Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-07-2014, 13:13   #14
Ağaçsever
 
fyodor's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2010
Şehir: izmir
Mesajlar: 79
Susma Sanatı

sana da başkalarına da
yetecek kadar sus ki,
susuşun nara olsun,
konuşman çare olsun.
susmayı çınarlardan öğren,
başları göğe eren,
köklerini şehrin ta
bin yıl derinlerine süren.
halk susmayı bir bilse,
susarak bağırmayı,
zorbaların yüreği
korkudan çatlayacak.
taşa “konuş, konuş!” demişler,
bir susmuş, iki susmuş,
sonunda “ben, demiş, ben...”
ve dağdan yuvarlanıvermiş.
suya “konuş, konuş!” demişler,
bir susmuş, iki susmuş,
sonunda “ben, demiş, ben...”
ve çölde kuruyup gitmiş.

-Cahit Koytak

Susma Sanatı / Cahit Koytak - Haşmet Babaoğlu - YouTube

fyodor Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-10-2020, 08:06   #15
Ağaç Dostu
 
celalim01's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-09-2013
Şehir: adana-kozan
Mesajlar: 2,212
UMUT
Eridim eridim gönlümde eridim
Yazım ,baharım ,kışım ayazım
Doğayla yaşamı her daim rüyamda aradım
Şehrin pırıltılı ışıkları altında eridim

Kirin ,pasın içinde ekmek peşinde koşar oldum
Doğanın mis gibi kokusun özler oldum
Gürültü ,saygısızlık beter oldu
Benim gönlümde doğa sevdası geçmez oldu

Elimi uzatsam ırak değildir
Gönlümü bıraksam topraklara sarılır
Yaşamım tek düze ,hayatım donuktur
Kırlara koşup ta sarılsam bütün hüznüm yok olur

Çam kokuları yayılmaz oldu
Göçmen kuşlar buralardan geçmez oldu
Irmaklarda pırıl pırıl sular akmaz oldu
Fabrika bacalarından çıkan pis kokular dinmez oldu

Eridim eridim özlem dolu çocukluktan ayrılalı eridim
Günlerce ağladım ,çocukluğuma geri dönemedim
Yaşam savaşında doğamla birlikte ayakta kalmaya çabaladım
Esaret zincirin kırıp ,kendimi doğaya salamadım

Aşılmaz yollar etrafı çevirdi
Tüneller ,köprüler ,beton yığınlar bizi doğadan ayırdı
Teknoloji denen illet doğayı eritti
Eridim eridim doğayla birlikte yürekten eridim

El uzatsak toprak bize kucak açar mı ?
Koklasak mis gibi kokular bize gülümser mi?
Toprak anaya sarılsak bize sonsuz sevgisini sunar mı ?
Bir demir yığınına dönen bedenimiz doğaya kavuşunca yumuşar mı ?
El ele verip gönül dağından aşsak ,ırak elleri yakına taşısak
Erimiş yüreğimize soğuk pınar suyundan taşısak
Yaralı gönlümüz dikilip ,Dünyanın düzenine el atar mı ?
Bu doğanın umursanmazlığını gören yaralı yürekler böyle giderse doğasızlığa dayanır mı?

Eridim eridim ,gül gibi sararıp soldum
Kara toprağa sarıldım. Hesabın vermek istedim . Veremedim
Dur demedim ,diyemedim
Doğamı ,sevgimi ,hayatımı koruyamadım.
Ayaz bir gecede gönlümü rüzgarın eline bıraktım
Uçup gidiyorum ama gözüm gönlüm burada
Doğama sevgimi yeterince veremedim
Doğamı sevgiyle kucaklayamadan eridim nicedir eridim

Şimdi emanet sizdedir
Doğanızı sevin ,onu koruyun ben koruyamadım
Eridim eridim ,bir kül gibi savruldum
Sizleri seviyorum ama sizlerin sevgisini hak edemedim
Eridim eridim ,işte sonsuzluğa gidiyorum
Sizlere el sallayamadım. Gidiyorum ama elveda diyemedim
Eridim eridim........Sonsuzluğa eridim.

Ahmet Kavlakçı..... 22/10/2020 08..00

celalim01 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 09:58.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026