agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğa ve yaşama dair her şey > Yaşantımızda ve Sanatta Bitkiler
(https)




Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 19-03-2007, 09:35   #1
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 17-03-2007
Şehir: izmir
Mesajlar: 11
Bir Ağaç; Yorgani Da Gökyüzü

BİR AĞAÇ ; YORGANI DA GÖKYÜZÜ

hiçbir sınır sarkmaz mı ötekine
çocuk topaçları gibi
kendi gölgesinde mi döner herkes
sade ayaz mı önler tohumun toprağa yağmasını
oysa ellerim de tohum dolu ilkyaz tadında
gelinleri güveyleri kıyıda köşede tutarak
ne çok yazık ediyorum çiçek düğünlerine
paytak ve acemi
bütün ayaklarıyla gelseler
dolsalar göğsümün ötücü ovalarına
elden ele gözden göze gülüşüp dağıtsalar
koca köyde duymayan kalmasa
kalır mı çit
durur mu duvar ağırca ara yerde
dolaşıp sesler seslere
gülüşler gülüşlere bulaşıp
dönmezler mi gönüllerince

bir ağaç gördüm güpegündüz
gökyüzünden bir yorgan çekmiş üstüne
şiire doğru gidiyordu

Ali Tekmil


Düzenleyen yengeç : 19-03-2007 saat 09:41 Neden: (n)harfi eksik
yengeç Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-04-2007, 18:54   #2
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 17-03-2007
Şehir: izmir
Mesajlar: 11
GÜLÜŞÜNE GÜLÜŞÜNE

o adamdı
işte o adam.
bir ağacın gövdesine bir deniz oymuş
içine de gökyüzü
içine de alabildiğine yağmur
tıka basa güneş
ve sevişme zamanı koymuş
şiirden geliyordu.

madeni eritmiş göğsünde
götürüp dikmiş gömütüne olmaz ' ın.
toprağı ekmek yapmış
açlığın karasını ak.
eğirmiş nefesini acıda
umarsız dağlara yolak
bir mayıs gelininin saçlarına tarak yapmış
ay karanlık gecelerde ay ışığı
gün tutulmalarında güneş
toprak çanaklarda içilen tarih olarak
ve kanlı kılıçlardan kopardığı alnını
dilinin rüzgârında savurarak
ölümden iniyordu.

o adamdı
işte o adam.
yeryüzünün bütün adalarında adam aramış
ve tenhalığa kapaklanmış olarak
öfkesinin horozu kalkık
avcıdan avcı
mızraktan mızrak
azalan umudunu uğrusu bilip
kendine gidiyordu.

o adamdı
işte o adam.
ağacın göğsüne koymuş başını
uzundan uzun
genişten geniş
elleri meyve
gözleri çiçeklenmiş
gülümsüyordu.


Ali Tekmil / 24. 06. 2002 - Urla.

yengeç Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-05-2007, 23:45   #3
Ağaç Dostu
 
zenfree's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 5,657
Galeri: 341
BİR YER DÜŞÜNÜYORUM -Ziya Osman SABA

Bir yer düşünüyorum, yemyeşil,
Bilmem, neresinde yurdun.
Bir ev günlük güneşlik
Çiçekler içinde memnun

Bahçe kapısına varmadan daha,
Baygın kokusu ıhlamurun
Gölgesinde bir sıra, der gibi:
-Oturun!

Haydi çocuklar, haydi,
Salıncakları kurun!
Başka dallarsa, eğilmiş:
-Yemişlerimizden buyurun!

Rüzgâr esmez, konuşur:
Uçurtmalar uçun, çamaşırlar kuruyun.
Mesut olun, yaşayan,
Ana baba evlat torun

Ziya Osman SABA



Bu şiiri ezberlediğimde sanırım ilkokul 3.sınıftaydım. Ben hala böyle bir yer düşünür dururum.

zenfree Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-05-2007, 12:29   #4
Ağaç Dostu
 
Metin Y.'s Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,374
Galeri: 66
Rahatı Kaçan Ağaç

Rahatı Kaçan Ağaç

Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrının işine bakın.

Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsim, rüzgârı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı.

Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin.

[Melih Cevdet Anday]

Metin Y. Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-05-2007, 14:58   #5
Ağaç Dostu
 
Metin Y.'s Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,374
Galeri: 66
Çocuk ve Ağaç

ÇOCUK VE AĞAÇ

Çocuk çok sevdi ağacı...
Verirdi ona, her kış
Çiçekleri olaydı!

Ağaç, çok sevdi çocuğu...
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!

Ve ona öptürmek için
Eğilirdi yerlere kadar;
Yanakları olaydı!

Dökerdi önüne hepsini
Gümüşten, altından, sedeften
Oyuncakları olaydı!

Ve çocuk gittikten sonra,
Böyle kalır mıydı ağaç?
Ne olurdu onun da
Bacakları olaydı,
Ayakları olaydı!

[Arif Nihat Asya]
Şair 1904 yılında İstanbul'da doğdu, 1975 yılında Ankara'da öldü.

Eklenen Resimler
 
Metin Y. Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-05-2007, 11:20   #6
Ağaç Dostu
 
zenfree's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 5,657
Galeri: 341
CEVİZ AĞACI ( Nazım Hikmet RAN)

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.


Nazım Hikmet RAN

http://www.nazimhikmetran.com/

zenfree Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-06-2007, 14:46   #7
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-06-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 633
Galeri: 175
Biraz önce Türkçe olimpiyatları programında
Vietnamlı bir küçük kız bu şiiri okudu.
Ağlattı beni.


Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırır beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Bahaeddin KARAKOÇ
(Uzaklara Türkü)

Erguvan Muhibbi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2007, 13:01   #8
Ağaç Dostu
 
Müjgan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-08-2004
Şehir: Ankara
Mesajlar: 4,544
Galeri: 30
Dün gece Kırsal Çevre Derneğinin düzenlediği "ağaç ve edebiyat" konulu sunumdaydım. Daha çok Türk şairlerin yazdığı şiirlerin konu edildiği sunumda, ağaçlarla ilgili ilginç yaklaşımlar vardı.

Ağaçlar ve doğa ile ilgili türkülerin seslendirildiği ikinci bölümde, gitar, bağlama ve bendir le gönlümüz tıka basa doldu
"Karlı kayın ormanı" ile biten sunum, "yalnız ağaç" değil, orman olmanın güzelliğini bir kez daha vurguladı.

Müjgan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2007, 13:15   #9
Ağaç Dostu
 
Metin Y.'s Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,374
Galeri: 66
Karadutum

KARADUTUM

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.

Bedri Rahmi Eyuboğlu

Metin Y. Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-08-2007, 06:27   #10
Ağaç Dostu
 
Kemal Kabcık's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-08-2007
Şehir: ANTALYA
Mesajlar: 4,518
Bir Ağaca Duyulan Sevgi ve Saygı; Bir İnsana Duyulandan Az Değildi ve Özlemine Yazdık

Dede Özleminde Kaleme Alınan Temiz Duygu ve Düşünceler Türkçe ile Var
= IX =
Asar Dağı Zirvesinde: tarımı uğraşı edinmek stres atmaya en etkili yoldur;
Bir bitkinin arzu etmiş olduğu, en seçkin ortamı hazırlamak strese iyi gelir!
Bugün için insan emeğinin değeri, meydana getirdiği eserle ölçülmektedir:
Bir bitkinin, yüz güldüren canlılığında; ümitler, sevinçler ve de huzurumuz!

Kemal Kabcık Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-08-2007, 06:38   #11
Ağaç Dostu
 
Kemal Kabcık's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-08-2007
Şehir: ANTALYA
Mesajlar: 4,518
Bir Ağaca Duyulan Sevgi ve Saygı; Bir İnsana Duyulandan Az Değildi ve Özlemine Yazdık

Babaların Duasıyla Hakka Yönelmiş Türk Gençliği Elbette Ki Türkçe İçin Var
= XI =
Asar Dağı Zirvesinde; toprağa düşen her bir tohum, açlığın çaresine ilaçtır;
Bir tohumu, toprağın döşeğinde filizlenirken hissedersin ve aşk ile titrersin!
Bir tohumu toprakla öpüştürmenin mutluluğu sarar insanı ve aşkın huzuru!
Mutluluğu, huzuru, ve ümidi uzakta aramamalı ve toprağın isteğini anmalı!

Kemal Kabcık Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-08-2007, 06:47   #12
Ağaç Dostu
 
Kemal Kabcık's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-08-2007
Şehir: ANTALYA
Mesajlar: 4,518
Bir Ağaca Duyulan Sevgi ve Saygı; Bir İnsana Duyulandan Az Değildi ve Özlemine Yazdık

“Annelerin Öz Türkçe’si” ile Ruhum Zenginleşir ve Anne Vicdanında Ümitler
= VII =
Asar Dağı zirvesinde; dost bellediğim makam öğretti bir çiçeğe bakmasını:
Eskiden olsa, basitçe, ‘gördüğüm bir çiçekten ibarettir’ derdim, oysa şimdi;
Kazanmış olduğumu sandığım manevi his ve duygularla, söyleyebileceğim;
‘Bir hayal ürününün, insana adanmış gerçeğiyle, hayatın güzelliği bir çiçek’

Kemal Kabcık Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-08-2007, 06:52   #13
Ağaç Dostu
 
Kemal Kabcık's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-08-2007
Şehir: ANTALYA
Mesajlar: 4,518
Bir Ağaca Duyulan Sevgi ve Saygı; Bir İnsana Duyulandan Az Değildi ve Özlemine Yazdık

Seçilmiş Kardeş Olan Arkadaş Hasretinde Hece Hece Okunan Türkçe Anlatı
= XI =
Asar Dağı Zirvesinde, payına düşene razı olabilmişsen daimilik söz konusu:
Şikayetçilik ve payına düşmüş olana isyankarlık; insani kurtuluşa engeldir!
Sen de sev, sen de saygıyla koru ve adını sevgiyle andığın aşklar büyüsün:
Unutma ki; bir iyilik yapılacaksa eğer, önce kendinle olan dostluğunu koru!

Kemal Kabcık Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-08-2007, 06:55   #14
Ağaç Dostu
 
Kemal Kabcık's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-08-2007
Şehir: ANTALYA
Mesajlar: 4,518
Bir Ağaca Duyulan Sevgi ve Saygı; Bir İnsana Duyulandan Az Değildi ve Özlemine Yazdık

Dede Özleminde Kaleme Alınan Temiz Duygu ve Düşünceler Türkçe ile Var
= III =
Asar Dağı Zirvesinde; sahip olduğun mevkii koruma düşüncesi: ÖNCEliktir!
Kendi konumunu, kendi mevkisini muhafaza edemeyen olgunluğa eremez!
Sahip olunan konumu ve mevkii sev; çünkü, insan ‘şükrü’ ile can bulandır!
Kendi-kendine yeten ve kimseyi etkilemek istemeyen varlığımla; ÖNCE’lik!

Kemal Kabcık Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-08-2007, 09:38   #15
Ağaç Dostu
 
Kemal Kabcık's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-08-2007
Şehir: ANTALYA
Mesajlar: 4,518
Bir Ağaca Duyulan Sevgi ve Saygı; Bir İnsana Duyulandan Az Değildi ve Özlemine Yazdık

“TÜRKÇE SEVDALI” TEMİZ KALPLERİN SEÇKİN ANLATISI ile LİSAN ADINA

Temiz kalbimizin verimliliği ve duyarlılığı ile gözlemlenebilen ve her biri ayrı bir ağaç ismi ile adlandırılabilecek, insanlığın önderi olmuş, değerli ve büyük tüm güzel insanlar, güçlü hafızamızın zenginliklerindedir!

Ve insan, tanımış olduğu büyük insanın, olgunluk yüklü karakterinde, kendi geleceğine yürümektedir. Taşımış olduğu sorumluluk gereği, önce, kendine faydalı olabilmeyi ve daha sonra da aile içi, kendi konumunda, kendi varlığının önemiyle ailesi için çaba sarf etme düşüncesinde.

Tanınan ve varlığının anlamındaki gizemli sonuca erişebilmiş, olgun karakterdeki yetkin insan; bir insanı hakkıyla tanıyabilmiş olmanın huzur ve ümidi içinde, kendice edindiği sorumluluklarla aşkın peşindedir.

Yalnızlıklar; düşünmeye yeni fırsatlar sunarken, akıp gitmekte olan zaman; yaşanılası yeni dostluklara, arkadaşlıklara yol alıyordu. Ve en değerli varlığı hakkıyla tanımak mecburiyetindeki insan; düşündükçe, insanlığını, kendi özüne, nakış nakış işlemekteydi.

Varlıklar arasında, en değerlisini bilmek ve onu inceleme altına alarak, bilgi bakımından nasiplenmek, düşünceli ve duyarlı olabilen, samimi insanların başarısı idi. Ve insan, kendine ve dost bellediğine hesap verebildiği ölçüde etkili olabilendi.

Okudukça; bir ağaç gölgesine sığınırcasına, bilgi ve deneyim sahibi olandan nasip almak, hayatın sunduğu bir güzellikti. Kendi bilgi ve tecrübe birikimlerinin özüne inerek anlatan ve ağaç gölgesi ümidi yaşatan, tüm değerli büyüklerimizin varlığındaki anlamı bulmalı, ümidimizi sonsuzluğa taşıyabilmeliyiz.

Okunan kitap boyunca, her sayfada, insana sunulan huzur ve ümidi paylaşmak ne güzel. Kitap sayfası paragraflarından aşka gelmek ve her bir değerli insana ağaç gölgesi yeni bir ümit olarak görmek ne büyük erdem. Sevdikçe varolabileceğimizi ve saygı ile muhafaza eyleyebilmişsek, kendi varlığımızın bir önemi olacağına dair sarsılmaz inancımız olmalı!

Artık bundan böyle ne kin, ne de hırs ulaşabilir yalnızlığımızın duyarlılığına…

Şimdi yalnızlıklara, olgunluğun tacı olmuş, sabrı ve cömertliği nakış nakış işlemelidir.

Bir kardelenden sabrı, bir başaktan cömertliği öğrenerek; hayata sunulan tüm gerçekleri özümseyerek ve gerçeklere itaat ederek bir yaşam sürdürebilmenin heyecan ve ümidini her TÜRKÇE SEVDALI’sının sınırsızca yaşayabilmesini ümit ediyorum!. Lisanımız; sevginin gölgesinde büyümeli!.

Başarı, huzur, ümit ve sevinç; Türk Dili Severlerinin üzerine olsun!. Yeni bir ümit adına; kendimizi dinlemeyi ve kendimizden sorumlu olmayı unutmamalıdır. Kendi varlığımıza karşı duyarlılığımızı gösterebilmeliyiz!...

Kemal Kabcık Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-01-2008, 12:59   #16
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,457
Galeri: 225
Arkadaşım Badem Ağacı

ARKADAŞIM BADEM AĞACI

Sen ağaçların aptalı
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış..
Açarsın çiçeklerini ..
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
Bir güler yüz bir tatlı söz..
Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hem de bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Koo desinler bize şaşkın
Sonu gelmese de hiç bir aşkın
Açalım yine de çiçeklerimizi
Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sen de bu güzel havaya
Aziz NESİN

Eklenen Resimler
 

Düzenleyen hassoman : 21-01-2008 saat 17:19
hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 07:38   #17
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
Gece İçinde

Sıcacık bir yağmur siner
Kara gecenin içine
Toprak somun gibi kabarır
Tak tak vurulur kapıma
Kişner kapımda kır atım
Dünyam gümüşler kuşanır

Sıcacık bir yağmur siner
Kara gecenin içine
Toprak somun gibi kabarır
Tak tak vurulur kapıma
Kişner kapımda kır atım
Dünyam gümüşler kuşanır


-A. Kadir-

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 07:40   #18
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
"biliyorum bu dünyada
el değmediğimiz nice doyumlu
sıcak,ölümsüz ve kederli şeyler vardır
biliyorum bu dünyada
gökyüzü ve denizyüzü
cümle çiçekler ve cümle yemişler vardır
biliyorum bu dünyada
yalnız ve yalnız insanlar
yani kardeşler vardır.."


-E. Gökçe-

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 10:47   #19
Ağaç Dostu
 
nevsune's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 4,917
Galeri: 215
SÖZLE EKTİN KENDİNİ

Sözle ektin kendini bahçeme
ve ben nar ağacıyım dedin.
İstiyor
ve inanıyordun da
ve ben bekledim.
Ama uzun zamandır
yalnız esintilerde
dinliyorum seni.
İlk yağmurları aldın,
son yağmurları da aldın,
geçiyor baharım.
Ya çık topraktan
dalın yaprağın çiçeğinle
ve ol
ya da unutayım seni.

V.Sarısözen

nevsune Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 10:50   #20
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
yaşasın!..
Sağolun nevsune hanım!
Sonunda bu bölümü canlandıracağımı biliyordum!!!...

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 10:52   #21
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
(...)
günbatımının menevişi sona erince
ve soluk alınca kestaneler
yaz yorgunluğunun ardından
dallardaki kuş cıvıltılarını
bastırınca fısıltıları sevdalıların,
kıyı gazinosunda caz
çalmaya başlayınca denize karşı
çıkıp gelecek misin sen bana

bunca sınav ve acıdan
bunca bocalayış ve düşlerden sonra
vakti değil mi artık
yazgımıza eğilmenin
ve bakmanın ta gözlerinin içine?
uykusuzluktan neredeyse başım çatlayacak
ağzımda acı-buruk tadı anıların
vakti değil mi, sorarım gelmedi mi vakti
yaşam üstüne düşünmenin
geçmiş günlere bakarak..
yaşam?
ama nasıl bir yaşam
denize sırtını dönmek
bastırmak can evinde
o gümbür gümbür uğultusunu

orda, kıyıda kaldı
ezgin yaşantılar
çiğnenmiş çiçekler
soğuk külü, sönen ateşlerin
öpüşlerden dokunuşlar, kırıntılar
duman ve marsık kokuları
rastgele bir takım tutkulardan..
Ve ben dönmeyeceğim artık oraya
dönmek istemiyorum!

bir başka kıyı bulmalıyım ben
belirip yükselsin denizden
ve dolunay gibi ışıldasın
karanlık suların üstünde,
eşi benzeri olmayan bir kıyı..

varalım mı bir an önce o kıyıya
söz veriyor engin olacak bu gece deniz
yalnız hışırtısı duyulacak kayığın, uyuklayan sularda,
yalnız, küreklerin şıpırtısı.
ve kaplayacak yüzümü tuzlu damlacıklar
duyuluncaya kadar ıslığı
direkte sabah rüzgarının
ve açılıncaya kadar ak yelkenler

Ne gitmekte olanda
çünkü benim yazgım,
ne de gelecek olanda
aradaki sınırda tam, denizde..
çağırıyor deniz beni o kıyıya
çağırıyor bütün askerlerinin borazanlarıyla.
gideceğim
ve çarpışacağım
ve teslim olmayacağım hiç bir zaman

hazır mısın bir tanem
narinden daha narin, iyiden daha iyi
sen, çocuk düşlerinin gözdesi
hazır mısın ötelere yüzmeye buradan?
inan ki gece dediğin
bir yoldur ancak sabaha doğru..
günbatımı eriyor
bekliyorum seni burda, bu kayıkta
titreşmesine bakarak yıldızların
ve bil ki yorulacak değilim beklemekten...
(...)

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 11:14   #22
Ağaç Dostu
 
nevsune's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 4,917
Galeri: 215
Aynı ozandan gideyim ben de.

HÜZÜN ÇİÇEKLERİ

Mevsimlerin anısı yoktur
ama inanırım seninle gelirler...
İstemedim de, kendiliğinden belledim
bu kuşatılmışlığı; hem
belki de siyah bi aygırdır: aşk,
yürekte kapalı, hep vardı
hep olacak...
Bilemiyorum
çok yürüdün içime,
sana kuşatılmışlığımı veriyorum tek;
bana kalsın adakaranfili.
Ve işte, iliştirip saçıma
atıyorum adımımı kapıdan.
Kapı..? Bir alışkanlık olarak.


V.Sarısözen

(Ben de özlemişim şiirleri, asıl ben teşekkür ederim sevgili Baobab)

nevsune Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 12:21   #23
Ağaç Dostu
 
Cumhur Tonba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-07-2008
Şehir: EDİRNE-ANTALYA
Mesajlar: 11,420
Galeri: 80
Ufak bir şiirde ben gönderiyorum.




Çocuk ve Ağaç

Çocuk, çok sevdi ağacı...
Verirdi ona, her kış
Çiçekleri olaydı!

Ağaç, çok sevdi çocuğu...
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!

Ve ona öptürmek için,
Eğilirdi yerlere kadar;
Yanakları olaydı!

Dökerdi önüne hepsini
Gümüşten, altından, sedeften
Oyuncakları olaydı!

Ve çocuk gittikten sonra,
Böyle kalır mıydı ağaç?
Ne olurdu onunda
Bacakları olaydı,
Ayakları olaydı!
Arif Nihat Asya

Cumhur Tonba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 13:57   #24
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
Biz bir inatçı bahçıvanız
siz, bizim, yedi yılda bir açan gülümüzsünüz
erişilmez oluşunuz yıldırmıyor bizi,
belki bilhassa bundan dolayı makbulümüzsünüz...


(N. Hikmet Ran)

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 13:58   #25
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
Katkınız için çok teşekkürler Cumhur bey...

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 14:50   #26
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
küçücük dalda yedi gül
altısını rüzgar alır
ama biri kalır
bulayım diye onu

yedi kez cağıracağım seni
altısında gelme
ama söz ver yedincisinde
tek sözümle gel...


(Bertolt Brecht)

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 15:40   #27
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
Düslerin mavi saganaginda bir gece
sordu cesur ve yilgin
bakisiyla bir kaçak:
Seni nasil sevmeli?

Ipeksen çildirir yüzlerce tirtil kivrimi
suysan tutulmaz bir uçari nem
gülüssen tam ortasindan parçalanan bir çelik
seni nasil sevmeli?

Düslerin mavi saganaginda bir gece
solugun solugu susturdugu Afganistan

Karanlik kayalarda sakli turkuaz
kuytu magaralarda gizemli bir fisilti
atesi üfleyen dudak kadar kirilgan
her damla terin pusata dönüstügü
dünyanin gözyasi ve isyan.

Topraga gömülmüs kesik kollu bir heykel
renk, ses ve tatlarla yikilan idol
akilla duygu ve çatisma ve cansikintisi
en ince ayrintilarla yeniden yaratilan
çagdas bin tanri... bin tanri daha.
Seni nasil sevmeli..?

Insanin insani dogurdugu bir ögle vakti
- kil ya da kaburga kemiginden degil -
mermer serinliginden
bir irmak akisindan
kuslarin ötüsünden
işik selinden
insanin insani dogurdugu...

Sordu cesur ve yilgın
bakisiyla bir kaçak:
Turkuaz nerden ulasir çarsilara bilmeden
sorgulamadan geçitsizligi
seni nasil sevmeli?

Düslerin mavi saganaginda bir gece
anladim ne zaman düsürdügümü
gögsünde ürküntüsüz tek denizi tasiyan
o güvercini.

Daglari da yitirdim
vitrinlerle kusatilmis bir sehrin
salginina kaptirip kendimi.

Kimbilir kaç kadindan birikmis turkuaz
günesin tutsak yani
seni nasil sevmeli..?


(Zerrin Taşpınar)

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 19:30   #28
Ağaç Dostu
 
Cumhur Tonba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-07-2008
Şehir: EDİRNE-ANTALYA
Mesajlar: 11,420
Galeri: 80
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Baobab Mesajı Göster
Katkınız için çok teşekkürler Cumhur bey...
Böylesine güzel şiirleri okuma fırsatı verdiğiniz için size ve yazan diğer arkadaşlara ben teşekkür ederim.

Cumhur Tonba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-11-2008, 08:47   #29
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 361
Herkese günaydın!...



Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-11-2008, 11:33   #30
Ağaç Dostu
 
Cumhur Tonba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-07-2008
Şehir: EDİRNE-ANTALYA
Mesajlar: 11,420
Galeri: 80
HAN DUVARLARI



Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı

Bir dakika araba yerinde durakladı.

Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,

Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...

Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,

Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya

İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık

Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,

Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...

Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,

Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,

Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...

Ellerim takılırken rüzgarların saçına

Asıldı arabamız bir dağın yamacına,

Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,

Yalnız arabacının dudağında bir ıslık

Bu ıslakla uzayan, dönen kıvrılan yollar.

Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar

Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.

Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu.

Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince,

Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince

Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi

Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi

Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine

Yol, hep yol, daima yol... bitmiyor düzlük yine.

Ne civarda bir koy var, ne bir evin hayali

Sonunda ademdir diyor insana yolun hali,

Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayan

Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan

Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,

Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...

Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine

Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine,

Bir sarsıntı... uyandım uzun suren uykudan;

Geçiyordu araba yola benzer bir sudan

Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,

Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu;

Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,

Bir kenarda göründü beldenin viran hanı.

Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri

Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri

Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya

Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.

Bir noktada birleşmis vatanın dört bucağı

Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı,

Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,

Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor,

Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı

Heryüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı,

Gitgide birer ayet gibi derinleştiler

Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki çizgiler...

Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,

Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;

Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,

Aygın baygın maniler, açık saçık resimler...

Uykuya varmak için bu hazin günde, erken,

Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken

Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;

Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı

Ben garip çizgilere uğraşırken başbaşa

Raslamıştım duvarda bir şair arkadaşa;

*On yıldır ayrıyım Kınadağı'ndan

Baba ocağından yar kucağından

Bir çiçek dermeden sevgi bağından

Huduttan hududa atılmışım ben*

Altında da bir tarih. Sekiz mart otuz yedi..

Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.

Artık bahtın açıktır, uzun etme arkadaş

Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;

Araya gitti diye içlenme baharına,

Huduttan götürdüğün şan yetişir yarına

Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk

Soğuk bir mart sabahı...Buz tutuyor her soluk

Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri

Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri

Bulutların ardında gün yanmadan sönuyor,

Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor...

Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,

Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar

Biz bu sonsuz yollarda varıyoz, gitgide,

İki dağ ortasında boğulan bir geçide

Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden

Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden

Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla

Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla

Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu

Burada son fırtına son dalı kırıyordu

Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla

Savrulmaya başladı karlar etrafımızda

Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü;

Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü...

Gönlümde can verirken köye varmak emeli

Arabacı haykırdı *İste Araplıbeli*

Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalana

Biz menzile vararak atları çektik hana.

Bizden evvel buraya inen uç dört arkadaş

Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş

Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor

Kimi haydut kimi kurt masalı anlatıyor

Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri

Çicekliyor duvarı ocağın akisleri

Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor

Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor

*Gönlümü çekse de yarin hayali

Aşmaya kudretim yetmez cibali

Yolcuyum bir kuru yaprak misali

Rüzgarın önüne katılmışım ben*

Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı

Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı

Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde

Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde

Uzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydık

Bir han yorgun argın tatlı bir uykudaydık

Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım.

Başucumda gördüğüm su satırlarla yandım

*Garibim namıma Kerem diyorlar

Aslı'mı el almış haram diyorlar

Hastayım derdime verem diyorlar

Maraşlı Şeyhoğlu Şatılmış'ım ben*

Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında

Korkarım yaya kaldın bu gurbet çıkmazında

Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı

Bahtına lanet olsun aşmadıysan bu dağı

Az değildir, varmadan senin gibi yurduna

Post verenler yabanın hayduduna kurduna

Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu

Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?

Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,

Dedi

Hana sağ indi ölü çıktı geçende

Yaşaran gözlerimde her sey artık değişti

Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti...

Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi.

Aradan yıllar geçti işte o günden beri

Ne zaman yolda bir han raslasam irkilirim,

Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim

Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar

Dönmeyen yolculara ağlayan yaşlı yollar

Ey garip çizgilerle dolu han duvarları

Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları
Faruk Nafız Çamlıbel

Cumhur Tonba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla


Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 21:15.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026