![]() |
|
|
|
#11 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Düşüncelerinize katılmakla birlikte, itirazlarımda var: Biz icat etmesek de bir eşyaya Türkçe bir ad verilebilmelidir. Çünkü pek çok farklı dilde o aygıtın, yemeğin mucidinin verdiği ad dışında adlar verildiğini görürsünüz. Şöyleki bu durum bazen size: " Bu kadar da olmamalı; bu da gerçekten abartı." dedirtir. Örnek olarak İşkembe çorbası: Trip soap ( Merak ettim kral Arthur da işkembeyi sever miydi ? İngiliz milletler topluluğunun asla yapmadığı ve asla yemeyi tercih etmedikleri bir sakatat çorbasına nasıl kendi dillerinde ad verebiliyorlar...) Peri bacası:Fairy chimney. Sanırım Londra'nın göbeğinde bu oluşumlardan bolca bulunmakta. Yoksa biz de fiyord'a Türkçe karşılık bulurduk. Lokum: Delight . Geleneksel ingiliz tatlısı desem... Halı : carpet. Biz bulmadık; onlardan öğrendik sanırım ![]() Troy: Truva. Sanırım fransızlar millet olarak ortaya çıkışlarından 2.500 yıl önce Troy'a Fransız aksanlı ad verebilme becerisini gösterebilmişler. Buradaki örneklere benzer binlercesi var. Elin fransızı, ingilizi bizim buluşumuza, yerimize kendi diliyle ad verebilme özgürlüğüne sahipken biz neden değiliz ? Düzenleyen Tamtutulma : 26-09-2008 saat 17:20 Neden: Yazım yanlışı |
|
|
|
|
|
|