agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları
(https)




Anket Sonuçlarını Göster: GDO'lu besinler tüketmek ister misiniz?
GDO'suz olduğunu bilmek istiyorum 243 98.38%
Binde dokuza kadar GDO'lu içerik benim için sakıncasızdır 2 0.81%
Benim için olmuş, olmamış farketmez 2 0.81%
Oy Verenler: 247. Bu ankete oy veremezsiniz

Beğeni Düzeni200Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 01-11-2013, 00:31   #1
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 9,034
Alıntı:
Ayrıca şöyle bir baktım da, "lobiciler, ABD kendi vatandaşına 15 yıldır GDO yediriyor, bak bir şey oldu mu? derler" lafını kendiniz yazıp, sonra kendiniz tekrar alıntılamışsınız. Enteresan olmuş.
Bu laf benim söylediğim bir şey değil, GDO lobisinin, özellikle de ülkemizdeki GDO lobisinin sık sık tekrarladığı bir şeydir. Mesajımda alıntıladığım cümle de bu forumda yazılmıştır.

Hala bilerek aynı şeyi yazıyorsunuz. Oysa söylenen şey çok basit. Araştırmalar Amerikan toplum sağlığının iyiye gittiğini göstermiyor. Son 15 yıldır bu toplumda gerçekleşen değişikliklerden birisi. Bu yüzden ülkemizde resmi, gayrı-resmi, fahri vb. bireylerden oluşan GDO lobisinin GDO ile beslenmeyi kabullenmelerini teşvik için insanlara söylemekten çekinmediği lafın geçersiz olduğunu ortaya koyar.

Bunun dışında (Her ne kadar bazı amerikan tıp kurumlarına bağlı hekimlerin GDO'suz diyet reçeteleri yazıdığı bildiriliyor olsa da) GDO ile beslenmenin araştırmadaki sağlık kötüye gidişini doğrudan etkilediğine dair tek bir cümlem yok. Bunu da siz yakıştırıyorsunuz.

Bu noktada bir başka gerçek ise ABD'de yapılmış uzun dönemli araştırmaların olmadığıdır, ki en azından bunda hemfikiriz sanırım. Dikkat çekici başka bir gerçek de bu araştırmaların olmayışının sebebi, ilgili biotech şirketlerinin iznine tabi olması.

İzin almaya gerek görmeden yapılan bazı ülke dışı araştırmalarda ortaya çıkan bir çok bulgu olmasına rağmen bunu Milken Institute'un araştırmasıyla bağlamıyorum.

Alıntı:
Buradan vardığımız nokta ABD'lilerin hızlı yaşayıp genç öldüğü, ölümlerin en önemli nedeninin GDO tüketimine bağlı kanser, erken bunama, şeker, felç, yüksek tansiyon gibi GENÇ hastalıkları olduğu sonucu oluyor.
Çıkardığınız sonuç bu ise buna da diyecek bir şey yok. Oysa sonuç çıkarmaya bile gerek yoktu. Söylenen şey çok basit, nüfus artışı ile karşılaştırılamayacak oranda kronik hastalıkların artmış olmasından ibaret. Nüfus %19 artarken kanserler %62, akıl hastalıkları %54 artıyor. Yaşam süresinin bu zaman aralığında 77,5'dan 78,6 çıkmış olması, bu yıl için ortalama yaşın 37,2 olması, "toplum yaşlandı da böyle oldu, zaten yaşam süresi 90'a dayandı" açıklamasını da geçersiz hale getiriyor.

Vahşi kapitalizmin yaşandığı bir ülke her şeyden bir ekonomi yaratır. ABD'de sağlık sektörü sigorta sektöründen beslenir. Ödeyeni de toplum ve (bazı) işverenlerdir ve sigorta primi şeklinde ödenir. Böyle bir ülkede toplum sağlığının kötüleşmesi siyasetçilerin toplum karşısında söyledikleri tumturaklı sözlerin aksine ekonomide çok güzel yerini bulur. Bu sistemde sağlıkla yaşayıp nisbeten genç ölüm oranları yerine hastalıkla nisbeten uzun yaşamanın ekonomik yansıması daha fazla ciro anlamına da gelir.

Hali hazırda GDO'lu bitki üretiminin ağırlık noktası RR (RoundUp-Ready) ürünler. Bunun anlamı, glyphosate denilen aktif maddeli pesitiste dayanıklı demek. GDO'lu mısır ve soya tarlalarında her yıl çok daha fazla glyphosate kullanılıyor. GDO'lu nihai ürünlerin etkileri dışında glyphosate ile bağlanan bir çok kronik hastalık olduğu söyleniyor. Söz gelimi otizmi bile glyphosate'a bağlayan bağımsız araştırmalar var. Kapitalizmin bu uygulamasında glyphosate kullanım artışını ellerini ovuşturarak izleyen otizim sektörü mensubu tıp doktorları bile vardır muhtemelen.

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-11-2013, 01:51   #2
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe Mesajı Göster
.. GDO ile beslenmenin araştırmadaki sağlık kötüye gidişini doğrudan etkilediğine dair tek bir cümlem yok. Bunu da siz yakıştırıyorsunuz.
Herhalde haklısınız.... Bunları farketmeden ben yazmış olmalıyım... Alzehimer'den olsa gerek, hatırlayamıyorum.

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe
Yayınladığım araştırma 15 senedir GDO yemekte olan amerikan toplumunda sağlık durumunun pek de iyiye gitmediğini gösteriyor.
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe
Neticesi; "15 senedir GDO yiyiyorlar bir şey oldu mu?" ifadesine yanıt, evet bir şey olmuşa benzer.
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe
Bu tablonun tek sebebinin GDO'lar olduğu tabii ki söylenemez. Ancak tersi de hiç söylenemez. Söylenebilecek tek şey, toplum sağlığının son yıllarda (tam da her gün daha fazla GDO'nun besin olarak tüketildiği dönemde) oldukça kötüye gidiyor olması.

Kronik hastalıkların bu şekilde artma sebepleri içinde beslenme önemli bir yer tutuyor.
**************

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe
Söz gelimi otizmi bile glyphosate'a bağlayan bağımsız araştırmalar var. Kapitalizmin bu uygulamasında glyphosate kullanım artışını ellerini ovuşturarak izleyen otizim sektörü mensubu tıp doktorları bile vardır muhtemelen.
İsterseniz gerçekten bilgi sahibi olmadığınız konulara fazla bulaşmayın. Mahçup olmanızı istemem!

Otizm gibi duygulanım bozukluklarında araştırmaların büyük çoğunluğu "BAĞIMSIZ" dır. Çünkü bu araştırmaların GDO firmalarıyla falan alakası yoktur.

Otizm, GDO, glikofosfat, herbisitler, aşılar veya diğer kimyasallar hayatımıza girmeden çok önce keşfedilmiş bir rahatsızlıktır.

Tıp insanları "kapitalizmin bu uygulamasında" insanları hasta etmeye değil, tedavi etmeye çalışırlar. Yapılan "bağımsız" çalışmaların amacı da hastalıkları ortaya çıkmadan önlemek içindir.

Otizm kardeşler arasında diğer toplum fertlerine göre 20 kat fazla görülür. Kalıtsallığına ilişkin çok güçlü deliller mevcuttur. Erkeklerde 5 kat fazla görünmesinin erkek beynindeki soyut düşünme becerisiyle yakından ilişkili olduğuna dair ciddi kanıtlar vardır. Bunların dışında otizme neden olabileceği düşünülen pek çok genetik faktör mevcuttur.

Tüm bunları bir kenara bırakıp, kapitalist bazı tıp adamlarının 1-2 fazla otizm hastası çıksın diye (toplumda kendiliğinden zaten fazlasıyla varken) GDO kullanımını teşvik ettiğini söylemek -kusura bakmazsanız- mantıksızlıktan da öte, ancak paranoya diye adlandırılabilir.

Siz gelin şuna "hayattaki her türlü kötülük ve musibetin nedeni GDO'dur" deyin, bu işi bitirin... Böylelikle detaylı açıklamalara da gerek kalmaz.

*************

EK: Şu glikofosfat ile otizmi ilişkilendirdiğiniz "makale" (!!!) yi de buldum. Bir bilgisayar mühendisi ile kendine "serbest bilim adamı" diyen eski bir kimya mühendisi tarafından yazılmış. Bu şahısların yaptığı hiç bir çalışma yok. Sadece makale yazmışlar. Bilim dünyası tarafından da alay konusu olmuş. Bilginize...

http://www.examiner.com/article/bogu...s-the-internet

MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-11-2013, 02:50   #3
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,527
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster

Otizm, GDO, glikofosfat, herbisitler, aşılar veya diğer kimyasallar hayatımıza girmeden çok önce keşfedilmiş bir rahatsızlıktır.

Prof. Dr. Kenan Demirkol :

GDO'lar çıktıktan sonra otizm 16 kat arttı

Otizm, zihinsel engelli demek değildir. Genetik de değildir. Vücudun, ağır metal /GDO vb. faktörlerden etkilenmesinin sonucudur.
Bugüne kadar uygulanan testlerin çoğu hatalı olduğu için yanlış teşhisler konulmuştur.

Dr. Burhan Özfatura

http://www.sonsayfa.com/Makaleler/Dr...akfi-4094.html

1987’den 1998’e kadar olan 10 yıllık zaman diliminde California’da otizm nedeni ile tedavi gören çocuk sayısı 2.7 kez artmıştır. 1991’den 1997 yılları arasındaki artış ise 5.6 kattır.

Bütün bu araştırmalar otizmin muazzam bir şekilde arttığını ve bu durumun temel olarak sadece genetik nedenli olmayacağını, çevresel faktörlerin otizm tablosunun oluşumunda çok daha önemli rollerinin olduğunu kuvvetle düşündürmektedir.

PROF.DR.AHMET AYDIN
http://saglikliyasham.blogcu.com/pro...ihcesi/5502442

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-11-2013, 16:16   #4
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Sn. pria,

Metodoloji konusunda çok ciddi bir yanlış içerisinde olduğunuzu söylemeden edemeyeceğim. Gerçi konumuz otizm değil ama aşağıda yazdığınız şu cümle tamamen yanlış!

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi pria Mesajı Göster
Otizm, zihinsel engelli demek değildir. Genetik de değildir. Vücudun, ağır metal /GDO vb. faktörlerden etkilenmesinin sonucudur.
Bugüne kadar uygulanan testlerin çoğu hatalı olduğu için yanlış teşhisler konulmuştur.
Öncelikle otizmin "zihinsel engel" olduğunu iddia eden olmadığı gibi, aslında tek bir hastalıktan ibaret değildir. Uluslararası DSM-5 kriterlerine göre Otistik Spektrum Bozuklukları ve Sosyal İletişim Bozuklukları başlıkları altında, bu rahatsızlıklara nasıl teşhis konulacağı anlatılmaktadır. Ülkemizde de Yaygın Gelişimsel Bozukluk başlığı altında toplanan pek çok farklı tablodan oluşur. Örneğin Asperger Sendromu, otistik fakat üstün zekalı veya yüksek beyin işlevi olan kişilerde görülür. (Hatırlarsanız Fazıl Say için de otistik diyenler olmuştu)

DSM-5 Diagnostic Criteria | What is Autism?/Diagnosis | Autism Speaks

Görüleceği üzere, bu teşhis yöntemlerinin sizin bahsettiğiniz "testlerle" yakından uzaktan alakası yoktur. Yani bir çocuğun otistik olduğunu anlamak için genetik veya kimyasal testler yapılmaz!

Otistikler üzerinde genetik ve kimyasal testler yapılır. Bunlar TEŞHİS için değil, hastalığın nedenlerini anlamak için yapılan çalışmalardır. Yani hatalı testlerden yanlış otizm tanısı konuldu diye bir şey yoktur. Bu iddianız tümüyle dayanaksız olduğu gibi, bugün dahi otismi bilinen kriterler dışında teşhis edebilen kesin bir test mevcut değildir.

Pek çok rahatsızlık gibi otizm de hem genetik, hem çevresel nedenlere bağlıdır. Bir hastalık için çevresel nedenler denilince ilk akla gelen şey GDO değildir. Çevresel nedenler;
- İçinde yaşadığınız fiziksel koşullar,
- İklim,
- Kimyasallar vs.
gibi maddi şeyler olduğu kadar
- Sosyal ilişkiler
- Ekonomik refah düzeyi
- Yaşantımızı etkileyen teknolojilerden oluşur.

Örneğin;
- Tek çocuklu ve ana-babanın çalıştığı ailelerde otizm daha fazla görülmektedir.
- Çocukla sosyal iletişimin sınırlı olduğu, çok TV seyredilen evlerde daha fazla görülmektedir.

Bunların hepsi çevresel etkenlerdir.

Diğer taraftan, otizmin genetik nedenleri olduğuna dair sayısız bilimsel makale mevcuttur. Şüphesiz bunlar içinde en önemlileri tek yumurta ikizleri ve kardeşler üzerinde yapılan araştırmalardır. Bu araştırmalar bir hastalığın genetik nedenleri hakkında çok güçlü deliller sunarlar. Ayrıca, otizmli kişiler üzerinde yapılan genetik araştırmalar bu kişilerin hatırı sayılık kısmında genetik farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Yani sizin bahsettiğiniz "genetik değil" kısmı doğru değil. Nitekim sizin verdiğiniz yazılardan birinde de aynen şu ifade mevcut:

Alıntı:
Bu araştırmalara göre otizmin genetik alt yapısı olan, enfeksiyonlar, toksik kimyasallar, hipoksemi ve gıdalardaki protein ve peptitlerle tetiklenen ve yaygın gelişimsel bozukluğa yol açan nöroimmün bir klinik tablo olduğu
***********
Şimdi verdiğiniz bilgiler içinde doğru olan bir şey var. Otizmin görülme sıklığında artış var. Ben buna karşı çıkıyor değilim. Ancak, kendisi Genel Cerrah olup otizm konusunda hiç bir çalışması olmayan, tescilli bir GDO karşıtı bir kişinin GDO nedeniyle otizm 16 kat artmıştır tezini kabul etmem de mümkün değil.

Otizme ilişkin bütün kaynaklar otizmin genetik ve çevresel faktörler sonucu ortaya çıktığını kabul eder. Ancak bu faktörlerin neler olduğu detaylı araştırmaların konusudur. Örneğin, "aşıların" otizmin artmasında bir etkisinin olup olmadığını tespit edebilmek için aşı uygulamasının olmadığı toplumlarda da otizmin artıp artmadığına bakmanız lazım. Multifaktoriyel nedenler söz konusu olduğunda bu analizleri yapmak çok zordur.

**************

Konuyu teknik ayrıntılara boğmak istemediğim için fazla uzatmayacağım. Ancak dramatik bir örnek olarak; 3 yaşından önce fazla TV izleyen çocuklarda ve yağmuru bol ülkelerde otizmin daha fazla görülmesi gibi ÇEVRESEL nedenlerle, GDO kullanımının artmasının otizmi arttırdığı fikri arasında nesnel bir ilişki kurulamaz. Otizmde artış patlamasıyla TV yayınlarının başlaması, yaygınlaşması arasında çok ciddi bir korelasyon bulunmaktadır. Benzer bir çevresel neden olarak aşılama uzun süre sorgulanmış, ancak klinik bulgular bunun pek de doğru olmadığını ortaya koymuştur.

Sonuç olarak, otizm görülme sıklığı artmıştır. Bunun çevresel nedenleri olması da son derece muhtemeldir. Ancak bu çevresel nedenler içerisinde GDO'nun ne kadar payı olduğu net bir şekilde gösterilmedikçe bu sadece bir iddiadan ibaret kalır.

Ben 20 yıldan uzun süredir engelli çocuklarla çalışıyorum. Bunlar içinde otistikler de ciddi bir payı oluşturur. 20 yıl önce Türkiye istatistiklerinde %0,5 çıkan engelli oranı, bugün %10'lara ulaşmıştır. Bunun nedeni elbette engellilerin dramatik olarak artması değil, daha görünür olmalarıdır. 20 yıl önce "konuşmayan, içine kapanık çocuk" dediğiniz bireyler, bugün otizm tanısı almaktadır. "Haşarı, çok hareketli, cin gibi çocuk" dedikleriniz bugün "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite sendromu" tanısı almaktadır. Burada dikkatle sorulması gereken soru, hastalık oranlarının mı arttığı, yoksa teşhis ve tespit yöntemlerinin mi değiştiğidir. Her ikisinin de doğru olma olasılığı vardır. Ama bu nedenler doğru analiz edilmelidir.


NOT: Bir hastalığın "genetik" olması ile "kalıtsal" olması aynı şey değildir. Kalıtsal hastalıklar soylar boyunca devam eder. Örneği Akdeniz Anemisi kalıtsal bir hastalıktır. Genetik hastalıklar ise genlerde oluşan çeşitli bozukluklar neticesinde ortaya çıkan hastalıklardır. Bunlarda kısmen kalıtsallık da olabilir. Ancak genellikle tek bir gen veya kromozomla ilişkisini göstermekte yaşanılan zorluklar nedeniyle bu tür hastalıklar genetik eğilim veya ailesel yaktınlık şeklinde değerlendirilir. Örneğin ailenizde şeker hastası varsa, sizde de olma olasılığı yüksek olur. Ama bu tam bir kalıtsal hastalık olduğunu göstermez.

Genetik mekanizmalar, çoğu kez Mendel'in bezelye deneylerinde gösterdiği "tek gen" mutasyonları kadar basit değildir. Bugün dahi bu mekanizmalar tam olarak anlaşılmış değildir.

MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-11-2013, 17:16   #5
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,527
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster

Pek çok rahatsızlık gibi otizm de hem genetik, hem çevresel nedenlere bağlıdır. Bir hastalık için çevresel nedenler denilince ilk akla gelen şey GDO değildir..
Sayın MeTePe,

Ancak okuyup araştırdığım kadarıyla tıbbi bilgilere sahip olmam ve herhangi bir uzmanlığım olmayışı nedeniyle sizin doğrularınıza karşı saygısızlık etmekten kaçınan sade bir vatandaş olarak yazdıklarınızın biraz aksini ispatlayabilecek türde araştırmalar da var:

...20 Eylül 2011’de Nature dergisine ait Cell Research’de çok önemli bir makale yayınlandı. İnsan kanında yenilen bitkilere ait genetik materyaller bulundu. Bu çok heyecan verici buluş yediğimiz gıdaların doğrudan doğruya vücudumuzun genlerine müdahale ettiğini göstermektedir.
...Araştırmacılar gıda olarak yenilen bitkilere ait mikro RNA’ların bağırsakların epitel hücreleri tarafından alındığı bunların ekzozom adı verilen minik keselerin içerisine konularak paketlendiği ve bu ekzozomlarla kana verildiğini göstermiştir. Ekzozomların özelliği dokulara ait hücrelerle kaynaşarak onların içerisine girebiliyor oluşlarıdır.


Beslenmebulteni.com – Yediğimiz besinler genetiğimizi değiştirebilir!

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
...Evvet... doğru! BESLENME!

GDO'lu beslenme değil, bir bütün olarak beslenme!

Bilindiği kadarıyla bu konudaki en önemli neden obesitedir. Yani, aşırı yağ, şeker ve hazır gıda tüketimine bağlı kötü beslenmedir. Bunun içerisinde GDO'nun bir payı varsa bile bu payın ne kadar olduğuna bakmaksızın Tip 2 şeker hastalığı bazı kronik İLERİ YAŞ hastalıklarının en önemli nedeninin kötü beslenme olduğu söylenebilir..
Bu yazdıklarınıza aşağıdaki röportajı okuduktan sonra tamamen inanmamak mümkün değil..Şeker..özellikle GDO'lu mısırdan mı yoksa doğal mısırlardan mı elde edilip edilmediğini bilemediğimiz, özellikle çocukların çok sevdiği ürünlerde bolca kullanılan mısır şurubunun bu kadar yaygın kullanılmasından endişelenmemek te mümkün değil..bunların bu yavrularımızın gelişiminde ne tür tahribatlar yaptığını maalesef bilemiyoruz henüz :

Beslenmebulteni.com – Şişmanlığın temel nedeni fazla kalori almak değil, fazla früktoz tüketmek

Ben doğallığı kaybolmuş her türlü nesneden ürken biri olarak, bırakın GDO'lu ürün tüketmeyi, üretim safhasında nasıl bol kimyasal ot ilaçları kullanıldığına tanık olan biri olarak pirinç bile tüketmekten kaçınan bir bireyim.

Doğallığıyla oynanan herşeyin günün birinde insanoğlundan çeşitli hastalıklar yaratarak intikamını aldığına inanıyorum.

Otizmin endişe verici artış nedenlerinden biri de bu olmalı..

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla


Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 10:20.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026