![]() |
|
|
|||||||
| Anket Sonuçlarını Göster: GDO'lu besinler tüketmek ister misiniz? | |||
| GDO'suz olduğunu bilmek istiyorum |
|
243 | 98.38% |
| Binde dokuza kadar GDO'lu içerik benim için sakıncasızdır |
|
2 | 0.81% |
| Benim için olmuş, olmamış farketmez |
|
2 | 0.81% |
| Oy Verenler: 247. Bu ankete oy veremezsiniz | |||
![]() |
|
|
|
Dış Bağlantılar | Konu Araçları | Mod Seç |
|
|
|
|
#1 | ||
|
agaclar.net
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 9,034
|
Alıntı:
Hala bilerek aynı şeyi yazıyorsunuz. Oysa söylenen şey çok basit. Araştırmalar Amerikan toplum sağlığının iyiye gittiğini göstermiyor. Son 15 yıldır bu toplumda gerçekleşen değişikliklerden birisi. Bu yüzden ülkemizde resmi, gayrı-resmi, fahri vb. bireylerden oluşan GDO lobisinin GDO ile beslenmeyi kabullenmelerini teşvik için insanlara söylemekten çekinmediği lafın geçersiz olduğunu ortaya koyar. Bunun dışında (Her ne kadar bazı amerikan tıp kurumlarına bağlı hekimlerin GDO'suz diyet reçeteleri yazıdığı bildiriliyor olsa da) GDO ile beslenmenin araştırmadaki sağlık kötüye gidişini doğrudan etkilediğine dair tek bir cümlem yok. Bunu da siz yakıştırıyorsunuz. Bu noktada bir başka gerçek ise ABD'de yapılmış uzun dönemli araştırmaların olmadığıdır, ki en azından bunda hemfikiriz sanırım. Dikkat çekici başka bir gerçek de bu araştırmaların olmayışının sebebi, ilgili biotech şirketlerinin iznine tabi olması. İzin almaya gerek görmeden yapılan bazı ülke dışı araştırmalarda ortaya çıkan bir çok bulgu olmasına rağmen bunu Milken Institute'un araştırmasıyla bağlamıyorum. Alıntı:
Vahşi kapitalizmin yaşandığı bir ülke her şeyden bir ekonomi yaratır. ABD'de sağlık sektörü sigorta sektöründen beslenir. Ödeyeni de toplum ve (bazı) işverenlerdir ve sigorta primi şeklinde ödenir. Böyle bir ülkede toplum sağlığının kötüleşmesi siyasetçilerin toplum karşısında söyledikleri tumturaklı sözlerin aksine ekonomide çok güzel yerini bulur. Bu sistemde sağlıkla yaşayıp nisbeten genç ölüm oranları yerine hastalıkla nisbeten uzun yaşamanın ekonomik yansıması daha fazla ciro anlamına da gelir. Hali hazırda GDO'lu bitki üretiminin ağırlık noktası RR (RoundUp-Ready) ürünler. Bunun anlamı, glyphosate denilen aktif maddeli pesitiste dayanıklı demek. GDO'lu mısır ve soya tarlalarında her yıl çok daha fazla glyphosate kullanılıyor. GDO'lu nihai ürünlerin etkileri dışında glyphosate ile bağlanan bir çok kronik hastalık olduğu söyleniyor. Söz gelimi otizmi bile glyphosate'a bağlayan bağımsız araştırmalar var. Kapitalizmin bu uygulamasında glyphosate kullanım artışını ellerini ovuşturarak izleyen otizim sektörü mensubu tıp doktorları bile vardır muhtemelen. |
||
|
|
|
|
|
#2 | |||||
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
|
Alıntı:
Alzehimer'den olsa gerek, hatırlayamıyorum.Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Otizm gibi duygulanım bozukluklarında araştırmaların büyük çoğunluğu "BAĞIMSIZ" dır. Çünkü bu araştırmaların GDO firmalarıyla falan alakası yoktur. Otizm, GDO, glikofosfat, herbisitler, aşılar veya diğer kimyasallar hayatımıza girmeden çok önce keşfedilmiş bir rahatsızlıktır. Tıp insanları "kapitalizmin bu uygulamasında" insanları hasta etmeye değil, tedavi etmeye çalışırlar. Yapılan "bağımsız" çalışmaların amacı da hastalıkları ortaya çıkmadan önlemek içindir. Otizm kardeşler arasında diğer toplum fertlerine göre 20 kat fazla görülür. Kalıtsallığına ilişkin çok güçlü deliller mevcuttur. Erkeklerde 5 kat fazla görünmesinin erkek beynindeki soyut düşünme becerisiyle yakından ilişkili olduğuna dair ciddi kanıtlar vardır. Bunların dışında otizme neden olabileceği düşünülen pek çok genetik faktör mevcuttur. Tüm bunları bir kenara bırakıp, kapitalist bazı tıp adamlarının 1-2 fazla otizm hastası çıksın diye (toplumda kendiliğinden zaten fazlasıyla varken) GDO kullanımını teşvik ettiğini söylemek -kusura bakmazsanız- mantıksızlıktan da öte, ancak paranoya diye adlandırılabilir. ![]() Siz gelin şuna "hayattaki her türlü kötülük ve musibetin nedeni GDO'dur" deyin, bu işi bitirin... Böylelikle detaylı açıklamalara da gerek kalmaz. ![]() ************* EK: Şu glikofosfat ile otizmi ilişkilendirdiğiniz "makale" (!!!) yi de buldum. Bir bilgisayar mühendisi ile kendine "serbest bilim adamı" diyen eski bir kimya mühendisi tarafından yazılmış. Bu şahısların yaptığı hiç bir çalışma yok. Sadece makale yazmışlar. Bilim dünyası tarafından da alay konusu olmuş. Bilginize... ![]() http://www.examiner.com/article/bogu...s-the-internet |
|||||
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Ağaç Dostu.
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,527
|
Alıntı:
Prof. Dr. Kenan Demirkol : GDO'lar çıktıktan sonra otizm 16 kat arttı Otizm, zihinsel engelli demek değildir. Genetik de değildir. Vücudun, ağır metal /GDO vb. faktörlerden etkilenmesinin sonucudur. Bugüne kadar uygulanan testlerin çoğu hatalı olduğu için yanlış teşhisler konulmuştur. Dr. Burhan Özfatura http://www.sonsayfa.com/Makaleler/Dr...akfi-4094.html 1987’den 1998’e kadar olan 10 yıllık zaman diliminde California’da otizm nedeni ile tedavi gören çocuk sayısı 2.7 kez artmıştır. 1991’den 1997 yılları arasındaki artış ise 5.6 kattır. Bütün bu araştırmalar otizmin muazzam bir şekilde arttığını ve bu durumun temel olarak sadece genetik nedenli olmayacağını, çevresel faktörlerin otizm tablosunun oluşumunda çok daha önemli rollerinin olduğunu kuvvetle düşündürmektedir. PROF.DR.AHMET AYDIN http://saglikliyasham.blogcu.com/pro...ihcesi/5502442 |
|
|
|
|
|
|
#4 | ||
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
|
Sn. pria, Metodoloji konusunda çok ciddi bir yanlış içerisinde olduğunuzu söylemeden edemeyeceğim. Gerçi konumuz otizm değil ama aşağıda yazdığınız şu cümle tamamen yanlış! Alıntı:
DSM-5 Diagnostic Criteria | What is Autism?/Diagnosis | Autism Speaks Görüleceği üzere, bu teşhis yöntemlerinin sizin bahsettiğiniz "testlerle" yakından uzaktan alakası yoktur. Yani bir çocuğun otistik olduğunu anlamak için genetik veya kimyasal testler yapılmaz! Otistikler üzerinde genetik ve kimyasal testler yapılır. Bunlar TEŞHİS için değil, hastalığın nedenlerini anlamak için yapılan çalışmalardır. Yani hatalı testlerden yanlış otizm tanısı konuldu diye bir şey yoktur. Bu iddianız tümüyle dayanaksız olduğu gibi, bugün dahi otismi bilinen kriterler dışında teşhis edebilen kesin bir test mevcut değildir. Pek çok rahatsızlık gibi otizm de hem genetik, hem çevresel nedenlere bağlıdır. Bir hastalık için çevresel nedenler denilince ilk akla gelen şey GDO değildir. Çevresel nedenler; - İçinde yaşadığınız fiziksel koşullar, - İklim, - Kimyasallar vs. gibi maddi şeyler olduğu kadar - Sosyal ilişkiler - Ekonomik refah düzeyi - Yaşantımızı etkileyen teknolojilerden oluşur. Örneğin; - Tek çocuklu ve ana-babanın çalıştığı ailelerde otizm daha fazla görülmektedir. - Çocukla sosyal iletişimin sınırlı olduğu, çok TV seyredilen evlerde daha fazla görülmektedir. Bunların hepsi çevresel etkenlerdir. Diğer taraftan, otizmin genetik nedenleri olduğuna dair sayısız bilimsel makale mevcuttur. Şüphesiz bunlar içinde en önemlileri tek yumurta ikizleri ve kardeşler üzerinde yapılan araştırmalardır. Bu araştırmalar bir hastalığın genetik nedenleri hakkında çok güçlü deliller sunarlar. Ayrıca, otizmli kişiler üzerinde yapılan genetik araştırmalar bu kişilerin hatırı sayılık kısmında genetik farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Yani sizin bahsettiğiniz "genetik değil" kısmı doğru değil. Nitekim sizin verdiğiniz yazılardan birinde de aynen şu ifade mevcut: Alıntı:
Şimdi verdiğiniz bilgiler içinde doğru olan bir şey var. Otizmin görülme sıklığında artış var. Ben buna karşı çıkıyor değilim. Ancak, kendisi Genel Cerrah olup otizm konusunda hiç bir çalışması olmayan, tescilli bir GDO karşıtı bir kişinin GDO nedeniyle otizm 16 kat artmıştır tezini kabul etmem de mümkün değil. Otizme ilişkin bütün kaynaklar otizmin genetik ve çevresel faktörler sonucu ortaya çıktığını kabul eder. Ancak bu faktörlerin neler olduğu detaylı araştırmaların konusudur. Örneğin, "aşıların" otizmin artmasında bir etkisinin olup olmadığını tespit edebilmek için aşı uygulamasının olmadığı toplumlarda da otizmin artıp artmadığına bakmanız lazım. Multifaktoriyel nedenler söz konusu olduğunda bu analizleri yapmak çok zordur. ************** Konuyu teknik ayrıntılara boğmak istemediğim için fazla uzatmayacağım. Ancak dramatik bir örnek olarak; 3 yaşından önce fazla TV izleyen çocuklarda ve yağmuru bol ülkelerde otizmin daha fazla görülmesi gibi ÇEVRESEL nedenlerle, GDO kullanımının artmasının otizmi arttırdığı fikri arasında nesnel bir ilişki kurulamaz. Otizmde artış patlamasıyla TV yayınlarının başlaması, yaygınlaşması arasında çok ciddi bir korelasyon bulunmaktadır. Benzer bir çevresel neden olarak aşılama uzun süre sorgulanmış, ancak klinik bulgular bunun pek de doğru olmadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, otizm görülme sıklığı artmıştır. Bunun çevresel nedenleri olması da son derece muhtemeldir. Ancak bu çevresel nedenler içerisinde GDO'nun ne kadar payı olduğu net bir şekilde gösterilmedikçe bu sadece bir iddiadan ibaret kalır. Ben 20 yıldan uzun süredir engelli çocuklarla çalışıyorum. Bunlar içinde otistikler de ciddi bir payı oluşturur. 20 yıl önce Türkiye istatistiklerinde %0,5 çıkan engelli oranı, bugün %10'lara ulaşmıştır. Bunun nedeni elbette engellilerin dramatik olarak artması değil, daha görünür olmalarıdır. 20 yıl önce "konuşmayan, içine kapanık çocuk" dediğiniz bireyler, bugün otizm tanısı almaktadır. "Haşarı, çok hareketli, cin gibi çocuk" dedikleriniz bugün "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite sendromu" tanısı almaktadır. Burada dikkatle sorulması gereken soru, hastalık oranlarının mı arttığı, yoksa teşhis ve tespit yöntemlerinin mi değiştiğidir. Her ikisinin de doğru olma olasılığı vardır. Ama bu nedenler doğru analiz edilmelidir. NOT: Bir hastalığın "genetik" olması ile "kalıtsal" olması aynı şey değildir. Kalıtsal hastalıklar soylar boyunca devam eder. Örneği Akdeniz Anemisi kalıtsal bir hastalıktır. Genetik hastalıklar ise genlerde oluşan çeşitli bozukluklar neticesinde ortaya çıkan hastalıklardır. Bunlarda kısmen kalıtsallık da olabilir. Ancak genellikle tek bir gen veya kromozomla ilişkisini göstermekte yaşanılan zorluklar nedeniyle bu tür hastalıklar genetik eğilim veya ailesel yaktınlık şeklinde değerlendirilir. Örneğin ailenizde şeker hastası varsa, sizde de olma olasılığı yüksek olur. Ama bu tam bir kalıtsal hastalık olduğunu göstermez. Genetik mekanizmalar, çoğu kez Mendel'in bezelye deneylerinde gösterdiği "tek gen" mutasyonları kadar basit değildir. Bugün dahi bu mekanizmalar tam olarak anlaşılmış değildir. |
||
|
|
|
|
|
#5 | ||
|
Ağaç Dostu.
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,527
|
Alıntı:
Ancak okuyup araştırdığım kadarıyla tıbbi bilgilere sahip olmam ve herhangi bir uzmanlığım olmayışı nedeniyle sizin doğrularınıza karşı saygısızlık etmekten kaçınan sade bir vatandaş olarak yazdıklarınızın biraz aksini ispatlayabilecek türde araştırmalar da var: ...20 Eylül 2011’de Nature dergisine ait Cell Research’de çok önemli bir makale yayınlandı. İnsan kanında yenilen bitkilere ait genetik materyaller bulundu. Bu çok heyecan verici buluş yediğimiz gıdaların doğrudan doğruya vücudumuzun genlerine müdahale ettiğini göstermektedir. ...Araştırmacılar gıda olarak yenilen bitkilere ait mikro RNA’ların bağırsakların epitel hücreleri tarafından alındığı bunların ekzozom adı verilen minik keselerin içerisine konularak paketlendiği ve bu ekzozomlarla kana verildiğini göstermiştir. Ekzozomların özelliği dokulara ait hücrelerle kaynaşarak onların içerisine girebiliyor oluşlarıdır. Beslenmebulteni.com – Yediğimiz besinler genetiğimizi değiştirebilir! Alıntı:
Beslenmebulteni.com – Şişmanlığın temel nedeni fazla kalori almak değil, fazla früktoz tüketmek Ben doğallığı kaybolmuş her türlü nesneden ürken biri olarak, bırakın GDO'lu ürün tüketmeyi, üretim safhasında nasıl bol kimyasal ot ilaçları kullanıldığına tanık olan biri olarak pirinç bile tüketmekten kaçınan bir bireyim. Doğallığıyla oynanan herşeyin günün birinde insanoğlundan çeşitli hastalıklar yaratarak intikamını aldığına inanıyorum. Otizmin endişe verici artış nedenlerinden biri de bu olmalı.. |
||
|
|
|
![]() |
|
|