agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Enerji
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni1Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 16-03-2006, 14:25   #1
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,928
Galeri: 90
Nükleer Enerji - Nükleer Santral

Nükleer Enerjiyi savunanlar ve karşı çıkanlar...

İki yöndeki yazıları da kaynaklarını yazmayı unutmadan burada toplayalım mı?

 
malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-03-2006, 14:28   #2
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,928
Galeri: 90
Bu yazıyı okuyunca, konuyu başlatmaya gerek duydum...



Alıntı:
Törenden sonra Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le biraz sohbet ettik.

Konu enerji sorununa geldi.

"Nükleer enerjiye geçişte çok geç kaldık" dedi ve hepimizi şaşırtan bir gerçeği açıkladı.

* * *

Hükümet önümüzdeki günlerde nükleer santral için kesin kararını açıklayacakmış.

Ancak önümüzde büyük bir sorun varmış.

Bugünlerde bütün dünyada nükleer santrala karşı yöneliş varmış.

O nedenle nükleer santral üreten şirketlerin üretim kapasiteleri dolmuş.

Bu, şu anlama geliyor:

"Eğer hükümet nükleer santral yapımı için bugün karar verir ve hemen anlaşmayı yaparsa, bu santral en erken 2012, büyük bir ihtimalle de 2015 yılında üretime girebilecek."

Evet, bu santralın yapımını 15 yıl geciktirmemizin bedeli bu.

Hem daha fazla para ödeyeceğiz, hem de daha 10 yıl petrol fiyatlarına ve doğal gazdaki konjonktürel dalgalanmalara tahammül edeceğiz.

Şimdi oturup hep birlikte soralım.

Bu projeyi yıllardır engelleyenler, ülkenin uğradığı zararın bedelini ödemeyecek mi?

Hayır ödemeyecek.

Hatta dürüst halk kahramanları olarak aramızda dolaşmaya devam edecekler.

* * *

Adalet onlardan hesap soramıyor.

Ama artık bizlerin sorması gerekiyor.

Yıllardır özelleştirmeleri engelleyenlerin ve ülkenin rekabet gücünü artıracak bu tür projeleri geciktirenlerin de en az hortumcular kadar sorumlu ve suçlu olduğuna önce kendimizi inandırmamız gerekiyor.

Biliyorum, çevreciler bu sözlerime karşı çıkacaklar.

Bugün dünyada 441 nükleer santral çalışıyor.

Dünyadaki elektrik enerjisinin yüzde 19’unu bunlar üretiyor.

Çevremizdeki ülkelerin çoğunda bu santrallar hálá çalışıyor.

Ve Çin’le rekabet eden şirketlerimiz, elektriğe her gün biraz daha fazla para ödüyor.

Doğal gaz ise Rusya’nın, Ukrayna’nın, İran’ın keyfine kalmış.

* * *

Dün bu konuyu Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’le konuştum.

"Ben 1992’de bunun arsasını aldım. Çok mücadelesini verdim. Ama her defasında direnişle karşılaştım. Türkiye çok zaman kaybetti" diyor.

Bu sözleri işittiğim zaman, geçmişte sorduğum bu soru tekrar aklıma geldi:

"Türkiye’ye altın kadar kıymetli zamanı kaybettiren bu maskeli insanlar, hortumculardan daha mı dürüsttür?"
Ertuğrul ÖZKÖK / Hürriyet
16 mart 2006

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-03-2006, 15:10   #3
Ağaç Dostu
 
Baki Berk Kayalar's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-03-2005
Şehir: İzmit
Mesajlar: 761
Galeri: 73
Nükleer enerjiyi destekliyorum ama dikkatli olunması gerekiyor. Nükleer santraller sayesinde pek çok doğal ve tarihi hazinemiz sular altında kalmaktan kurtulacak. Fakat en ufak bir hatanın dünya çapında büyük bir felakete dönüşebileceği asla unutulmamalı ki yüzlerce kilometre uzağımızda olan bir facianın etkilerini ülkemizde hala görebiliyoruz.

Baki Berk Kayalar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-03-2006, 15:14   #4
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,928
Galeri: 90
Alıntı:
Fakat en ufak bir hatanın dünya çapında büyük bir felakete dönüşebileceği asla unutulmamalı ki yüzlerce kilometre uzağımızda olan bir facianın etkilerini ülkemizde hala görebiliyoruz.
Bu demektir ki bizim karşı çıkmamızın bize faydası yok Çevremizdeki çoğu ülkede var.

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-03-2006, 15:17   #5
Ağaç Dostu
 
Baki Berk Kayalar's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-03-2005
Şehir: İzmit
Mesajlar: 761
Galeri: 73
fransadaki pek çok nükleer santralin çelik çatısının çatlak olduğunu da bir yerlerden duyuyorum.

Baki Berk Kayalar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-03-2006, 16:11   #6
ağaç dostu
 
Giriş Tarihi: 10-01-2006
Şehir: Tekirdağ
Mesajlar: 2,589
Galeri: 3
Hemen hemen ilk okuyanlardan biri olduğumu düşünüyorum bu konuyu
ama ilk yazan olmak istemedim.
Öncelikle takım tutar gibi bir tarafı tutmadıktan sonra tartışmakta sakınca yok.
Kendi adıma çelişkide olduğum bir konu bu. Bir yanıyla gerekli olduğu tartışma götürmez bir enerji kaynağı, bir yanıyla sadece bir ülkenin değil tüm insanlığın hayatını üzerine oturttuğunuz ve ne zaman patlayacağı bilinemeyen bir mayın.
Yine de zorlanarak bir taraf daha ağır basıyor benim için, nükleer enerjiden yanayım. Ne pahasına olursa olsun demiyorum elbette.
sayın Erguvan Muhibbi'ne katılıyorum çok özel bir konu bu, sadece nükleer enerji değil, enerji konusu. Bir arkadaşım Sıcak su kaynakları ve bunun enerjiye çevrilmesi ile ilgili bir şirkette çalışıyor. Kendisi Türkiye'nin bu konuda çok zengin kaynakları olduğunu ama değerlendirilemediğini, diğer enerji kaynaklarının sağladığı rant nedeniyle değerlendirilmesinin özellikle engellendiğini ifade etmişti. Birçok ilimizin tümüyle ısınma sorununun bu yolla giderilebildiğini, dolayısı ile diğer enerji kaynaklarının üretime yönlendirildiğini düşünün. Konunun bir de bu boyutu var. )

arsakay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-03-2006, 18:29   #7
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-06-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 633
Galeri: 175
Nükleer Santral konusu çok uzmanlık isteyen ve çok karışık
teknik olmaktan çıkmış siyasi hale gelmiş bir konu.
Bu konunun agaclar.net in geleceği açısından uygun olmadığını
düşünüyorum.

Erguvan Muhibbi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-03-2006, 19:21   #8
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,928
Galeri: 90
Sonuçta, herbirimizi bireysel olarak ilgilendirebilecek bir konuda bildiklerimizi paylaşmazsak ne yapacağız? Konunun uzmanlık gerektirdiğini ve siyasi boyutunu biliyorum ama olayı yaşadık, içtiğimiz çay yüzünden her birimize ulaşacak kadar yakındı.

Merat etme, suç teşkil edecek boyutta tartışmalar yaşanmaz, olursa da engellerim.

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2006, 17:16   #9
Ağaçsever
 
AYDIN_ATICI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2005
Şehir: BODRUM
Mesajlar: 38
Galeri: 11
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi BayMineral
fransadaki pek çok nükleer santralin çelik çatısının çatlak olduğunu da bir yerlerden duyuyorum.
Bu sözleriniz daha önce "nükleer enerjiyi destekliyorum" diye yazdığınız bir önceki mesajınızdaki görüşlerinizle çelişiyor.
Biliyor musunuz Küçükçekmece de bulunan 1 mwattlık reaktör de göle doğru kaymakta olan bir arazi üzerinde kurulu. Eğer içeri girme olanağını bulursanız asvalt yolun boydan boya ikiye ayrılmış olduğunu da görürsünüz.

Nükleer santrali savunan arkadaşların 2400 mwattlık bir santralin yakınında yaşamak isteyip istemeyeceklerini de merak ediyorum. "bize bir şey olmaz abi" diye düşünüyorlarsa ya da "biraz radyasyon iyidir erkeklik gücünü arttır" gibi saçmalıklara inanıyorlarsa o ayrı tabii.

Nükleer enerji olmazsa enerjisiz kalmayacağız. Rüzgarımız ve Güneşimiz var.
Rüzgar konusunda, Almanya 1990 ların başında başlattığı çalışmaların meyvalarını toplamaya başladı bile.

Bugün Almanya'nın Rüzgardan elde ettiği elektrik Türkiye'nin bütün hidroelektrik, doğalgaz, termik santral ve mobil santrallerle elde ettiği elektrik miktarını geçmek üzere. Türkiye'nin elektrik üretimi 25.000 megawatt Almanya'nın ise sadece rüzgardan elde ettiği elektrik miktarı (en son 2005 yılındaki rakamlarını biliyorum) 22.000 megawatt.

Rüzgar Santrali Sanayicileri Derneği diye bir dernek var. Bu dernekten aldığım bilgiye göre rüzgar santrallerinin yapımı % 100 yerli. Yani hiç birşekilde dışa bağımlı değil. Ancak IMF tarafından Türkiye'ye yapılan dayatmalar sonunda rüzgardan enerji elde etmek isteyenlere lisans verilmiyor. Çünkü kimi siyasilerin dar kafaları yüzünden ve bu ülke için iyi olan her görüşe siyasi görüş diye tahdit konulması yüzünden Türkiye Rus ve İran Doğalgazlarına mahkum edildi.
Öyle ki, Türkiye'de şu an enerji fazlası var o nedenle bir çok santral en düşük kapasiteyle çalışıyor. Yani karanlıkta kalacağız korkutmaları da boş korkular.

Enerji konusunda otomobil kullanıcıları çok iyi bilirler geçmişte üretilmiş otomobillerle günümüzde üretilen otomobilleri benzin tüketimi açısından kıyaslamak bile mümkün değil. Günümüzde daha hızlı, daha konforlu ve güvenilir araçlar daha uzun mesafeleri daha az yakıt tüketerek alıyorlar. Çünkü benzin fiyatlarının artması otomobil üreticilerini daha az yakıt harcayan otomobil üretmeye zorladı.

Türkiye'de Ege ve Akdeniz Bölgelerinde hemen her ev sıcak suyunu güneşten elde ediyor.(bedava) Bunu elektrik, doğalgaz vb. ile elde etmeye kalkışsaydık harcayacağımız enerjinin haddi hesabı yoktu. Yani şu anda bile biz güneşten oldukça çok enerji elde ediyoruz. Ama bu hesaba katılmıyor çünkü bunun için dev enerji kartellerine tröstlerine para ödemiyoruz.
Son olarak diyorum ki lütfen herkes aklını başına toplasın yenilenebilir, temiz ve güvenilir enerji kaynakları için Hükümete, bürokratlara baskı yapsın.

"En temiz ve en ucuz enerji tasarruf edilen enerjidir"

Aydın Atıcı
TÜRÇEV Y.K.Üyesi
www.turcev.org.tr
www.pansiyonara.com

AYDIN_ATICI Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2006, 18:08   #10
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,928
Galeri: 90
Hidrojen enerjisi ile ilgili basında habere rastladınız mı? Neler yapılıyor takip edemedim...

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-03-2006, 12:31   #11
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,928
Galeri: 90
İlter TÜRKMEN demiş ki... (Hürriyet)

Alıntı:
Türkiye de enerji kaynakları bakımından zengin bir ülke değil. Halen Türkiye gazının tamamını, petrolünün yüzde 90’dan fazlasını ithal ediyor. Türkiye’nin enerji politikası bu nedenle son zamanlarda bir hayli tartışılıyor. Geçen hafta Harp Akademileri’nde Türkiye’nin güvenlik politikası hakkında düzenlenen çok başarılı bir konferansta, güvenliği ilgilendiren çeşitli sorunlar arasında ASAM Genel Koordinatörü Necdet Pamir’in sunumu temelinde enerji konusu da kapsamlı bir şekilde ele alındı. Dikkati çeken Türkiye’nin bugünkü enerji politikasının çeşitli yönlerden eleştirilmesidir. Bu eleştiriler başlıca iki noktada toplanıyor.

* * *

Birincisi Türkiye’nin kendi kaynaklarını ihmal ederek özellikle ithal gaza yönelmesi. İkincisi ise gaz temini bakımından tehlikeli ölçüde Rusya’ya bağımlı hale gelmesidir. Mavi Akım projesi de bu kapsamda tenkit ediliyor.

Türkiye’nin kendi kaynaklarının yeterliliği konusunda fikir birliği var sayılamaz. Evet 8,2 milyon tonluk linyit rezervine sahibiz. Fakat bu kömür hem çevre dostu değil, hem de kalorisi çok düşük. Üstelik üretim maliyeti çok yüksek. Dışarıdan kömür ithal etmek daha ucuza geliyor. Türkiye su kaynakları bakımından da çok zengin ülke sayılmaz, fert başına düşen yıllık su miktarı birçok ülkeye oranla daha az. Kaldı ki bütün su ve kömür kaynaklarımızı kullanabilsek bile üreteceğimiz elektrik miktarı yılda yüzde 8-9 oranında artan tüketimi uzun vadede karşılayacak seviyede olmayacak. Güneş, rüzgár ve jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilebilecek enerji hiçbir ülkede toplam ihtiyaca yüzde 5 veya yüzde 10’dan daha yüksek oranda katkıda bulunamıyor.
Yazının tamamı için...

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-03-2006, 13:01   #12
ağaç dostu
 
Giriş Tarihi: 10-01-2006
Şehir: Tekirdağ
Mesajlar: 2,589
Galeri: 3
Sayın Aydın Atıcı ile İlter Türkmen'in verdiği bilgiler çelişiyor.
Aydın bey Almanya'nın Türkiye'nin yıllık elektirik tüketimine yakın
elektriği rüzgar enerjisi yoluyla elde edebildiğini yazdı. İlter bey ise rüzgar ve jeotermal enerji kaynakaların katkısının en fazla % 5-10 katkı sağladığını
belirtiyor.
Bir de İlter bey Türkiye'nin su kaynaklarının yetersiz olduğunu
yazmış. Şaşırdım! Enerji sağlamak açısından Türkiye'de sıcak yeraltı sularının
birçok yerde kullanılabilecek kadar çok olduğunu öğrenmiştim. Kızılcahamam'da
ısınma problemi bildiğim kadarıyla bu yolla çözümlendi. (Yeni hatırladım,
galiba hidrotermal enerji diyorlar)
Bu konuyla ilgili olarak bir arkadaşımı foruma davet edeceğim,
olmazsa teknik bilgi alıp sizlere aktarırım.

arsakay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-03-2006, 13:39   #13
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,928
Galeri: 90
Bu yüzden bu bölümü açtım, çok sıradan olabilecek, su kaynakları gibi bir bilgi bile, topluma seslenen kesimler tarafından farklı yazılıyor.

Suyumuz var mı yok mu, bunu öğrenelim hiç olmazsa

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-03-2006, 14:43   #14
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,948
Galeri: 11
alternatif enerji kaynaklarına ilgili biri olarak İlter Türkmen in referans aldığı kaynağa dikkat çekmek isterim.******* bu veriler arsakayın dediği gibi şaşıtıcı..bize nükleer enerji lazım sözüne ön hazırlık yapmak için bazı ayarlamalar yapılmış bence

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-03-2006, 20:23   #15
Ağaçsever
 
AYDIN_ATICI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2005
Şehir: BODRUM
Mesajlar: 38
Galeri: 11
Sayın İlter Türkmen bu ülkede Dışişleri Bakanlığı yapmış bir kişi, çok deneyimli bir diplomat. Makalesinde çok haklı olduğu yanları var; Türkiye'nin enerji seçeneğini çeşitlendirmesinin gerekliliği, Doğal gaz konusunda tehlikeli bir şekilde Rusya'ya bağımlı hale gelmesi vb. gibi konularda doğru bir saptama yapmış.
Linyitle ilgili rakam 8.2 milyon ton değil, milyar ton olmalı. (bu görünen rezerv olarak-düşük kalorili ve yüksek kül içeriyorlar)
Türkiye'nin su zengini bir ülke olmaması da doğru. Ancak Türkiye'de eğimlerin fazla olması, akarsuların enerji potansiyelinin yüksek olmasına neden olmaktadır. Elbette HES lerin (Hidro elektrik santralleri) doğal, kültürel ve sosyal çevreye olumsuz etkilerini de gözönünde bulundurmak gerek!
Gelelim Rüzgar, Güneş ve Jeotermal enerjiye, ayrıca biomass da (biyo kütle) çok önemli unutmamak gerek.
İşte bu açıdan Türkiye çok zengin bir ülke. Aşağıda bu konuyla ilgili bir makale var;buyurun okuyun: Yazının tamamı için http://www.ressiad.org.tr/makaleler.php?ID=12 adresini tıklayabilirsiniz.
Bugün Türkiye'ye son derece riskli, pahalı ve tümüyle dışa bağımlı nükleer santraller kurmak yerine çok hızlı bir şekilde rüzgar enerjisi yatırımlarına öncelik verse kısa süre içinde 10.000 MW elektriği havadan üretebilir hale gelecektir. Bu da Türkiye'deki elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payını %30-40 lara yükseltebilecektir ve bu hayal değil gerçektir. Gereken en önemli şey ise; tercihlerin bu yönde olması, buna göre politikalar üretilmesidir.

Rüzgârda kapasite artışı sağlayan yatırımlar

Dünyanın global rüzgar kurulu gücü yaklaşık 40 GW'a ulaşmış bulunuyor. Amerikan Rüzgâr Enerjisi Birliği (AWEA) ve Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği (EWEA) tarafından rapor edildiğine göre, 2002 yılında 7 milyar US dolar olan global rüzgar enerjisi yatırımı, 2003 yılında 9 milyar dolara yükselmiş bulunuyor. Böylece 2003 yılında ulaşılan kurulu güç 39294 MW'a ulaşmış durumda. 2003 yılında rüzgâr santrallarına eklenen kapasite 8133 MW. Buna karşın 2002 yılında eklenen kapasite 7227 MW ve 2001 yılında 6824 MW da kalmıştı. Bugün dünya kurulu rüzgâr gücünün yüzde 40'a yakınını elinde bulunduran Almanya'nın pazarı 2003 yılında yüzde 18.5 büyüme sağlamış bulunuyor.

Alman Rüzgâr Enerjisi Enstitüsü (DEWI), 2012 yılında global kurulu rüzgâr gücünün 150 bin MW olacağını söylüyor. Dolayısıyla 2012 yılına kadar 110 bin MW yeni rüzgâr gücü eklenecek. Bu da 130 milyar Euro'luk bir yatırım gerektiriyor. (Aydın Atıcı'nın notu: 110 bin MW a lütfen dikkat edin! 2012 yılında yani sadece 6 yıl sonra)
Öte yandan EWEA, Avrupa'daki kurulu rüzgâr kapasitesinin 75 bin MW'a ulaşmasının hedeflendiğini belirtiyor. DEWI'nin 2010 yılı Avrupası için tahmini buna yakın ve 73 bin MW düzeyinde. EWEA Avrupa'nın kurulu rüzgâr gücünün 2020 yılında 180 bin MW'a çıkacağını kestiriyor. Bu kurulu gücün dağılımına gelince, 110 bin MW'ı karasal alanlarda (onshore) 70 bin MW'ı da denizsel alanda (offshore) yer alacak. Deniz üzerinde kurulacak rüzgâr santralları için 4-5 MW'lık türbinler geliştiriliyor.

Raporlara yansıyan 2004-2008 dönemine ilişkin rüzgâr piyasası tahminlerine göre, 2004 yılında 2003 yılına göre daha az olan satışların, 2005 yılında piyasanın toparlanmasından sonra, özellikle 2007 yılından itibaren keskin bir yükselişe geçeceği şeklinde açıklanıyor. Avrupa, rüzgâr santrallarında lider kıta olacak görünüyor. Avrupa'da liderlik Almanya'da, ama ikinci sıradaki İspanya arayı kapatmaya çalışıyor.

AYDIN_ATICI Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-03-2006, 22:23   #16
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,948
Galeri: 11
felsefi idealizmin önemli düşüncelerinden birisi "kuşkuculuktur"...temel varsayımı da şöyle.."bana söylenen sözlerin doğru olduğundan nasıl emin olabilirim?...

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-03-2006, 23:06   #17
Ağaçsever
 
AYDIN_ATICI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2005
Şehir: BODRUM
Mesajlar: 38
Galeri: 11
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi memet
felsefi idealizmin önemli düşüncelerinden birisi "kuşkuculuktur"...temel varsayımı da şöyle.."bana söylenen sözlerin doğru olduğundan nasıl emin olabilirim?...
İdealist felsefe derken neyi kastediyorsunuz? Platon, Hegel ve daha bir çok filozof var ve hepsi de kuşkuculuğu yadsır.
Felsefi idealizm ya da idealist felsefe inancı, mutlak olanı kabul eder.


Düzenleyen AYDIN_ATICI : 21-10-2008 saat 18:31
AYDIN_ATICI Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-04-2006, 09:59   #18
ağaç dostu
 
Giriş Tarihi: 10-01-2006
Şehir: Tekirdağ
Mesajlar: 2,589
Galeri: 3
Dün Discovery kanalında bir barajla ilgili belgesel izledim.
Belgeselde baraj yapımından tutun,
taşmamaları için yapılan tahliye kanallarına,
barajları bekleyen tehlikelerden tutun,
baraj sularının yolaçtığı ve açabileceği felaketlere kadar
birçok bilgi verildi. İlgimi çeken noklatalardan birisi de
barajın yapılabilmesiin milyonlarca meterekare orman alanının
yok edilmiş olması ama bunun öncesinde vahşi hayvanların tahliye edilmiş olması, kaybolacak bitki örtüsü için ekim, dikim çalışmaları yapılmış olmasıydı.
Bunları neden anlattım. Hangi konu olursa olsun karar vermeden önce zıt savlarla ilgili bilgimiz olmalı. Bugün temiz enerji kaynağı olarak kabul ettiğimiz
hidroelektrik santralleri ve bunların doğaya verebileceği tahribat konusunda
ne kadar az şey bildiğimi dün anladım.

arsakay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-04-2006, 11:21   #19
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,948
Galeri: 11
(nükleer enerji sohbetinin gerilimi birden yükseldi gibi gelince yazmakta tereddüt ettim epey)Gap projesiyle ilgili benzer şeyler duydum..ılımanlaşan iklimin,bazı türleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getirebileceğini söylüyorlardı.

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-04-2006, 08:34   #20
Ağaç Dostu
 
cengin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-03-2006
Şehir: Zonguldak
Mesajlar: 208
Galeri: 2
Kurban belli oldu: http://www.ntv.com.tr/news/368946.asp

cengin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-04-2006, 23:59   #21
Ağaç Dostu
 
Baki Berk Kayalar's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-03-2005
Şehir: İzmit
Mesajlar: 761
Galeri: 73
Sinop'ta nükleer santral

Sinop' ta inşaa edilecek olan nükleer santral yüzünden binlerce çam ve kayın ağacı kesilecekmiş. Ülkemizin el sürülmemiş ender sahil bölgelerinden birinin katledilmesine göz yummamalıyız.

Baki Berk Kayalar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-04-2006, 22:27   #22
Ağaç Dostu
 
betito's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-09-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 756
Galeri: 31
Ben bir Sinop'lu olarak buna karşıyım!
Derneğimiz ve diğer Sinop'lu dernekler bu santrale karşıdır ve ne gerekiyorsa yapılacaktır!

betito Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-04-2006, 08:07   #23
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,928
Galeri: 90
Alıntı:
Bir nükleer santral yapılması için önce bir firmanın gelip Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na (TAEK) başvurması gerekiyor. Ya bu firmanın bir yerin incelemesini yapıp, "biz burada nükleer santral yapmak istiyoruz, uygun mu?" diye başvurması, ya da TAEK’in inceleme yapıp uygun bulduğu yer için firmalara "gelin yapın" diye çağrı yapması gerekiyor.

Peki bu uygunluk için ne yapılması gerekiyor derseniz; özetle çok şey... Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu’nun bu konuda belirlediği çok detaylı direktifler var. Yani TAEK bu direktiflere uymak zorunda ve Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumuyla çok detaylı yazışmalar, görüşmeler yapıp, Türkiye için şartları kesinleştirmesi, onların onayını alması gerekiyor. Bunun içinde yer seçimi ve çok detaylı incelemeler, araştırmalar, koşullar var.

TAEK’den uygunluk belgesi alınmasından sonra iş Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) geliyor. Nükleer santral yapacak olan şirketin EPDK’ya başvurup, üreteceği elektrik enerjisi için bir sürü şartı yerine getirip, üretim lisansı alması gerekecek.

Bu aşamalarda o kadar çok şartın yerine gelmesi gerekiyor ki... Üretimi nerede yapacak,nasıl ne miktarda yapacak. Ürettiği elektriği kime satacak, hangi kanalla satacak, tüketiciye nasıl, hangi fiyata ulaştıracak. Bunun için finansman durumu nedir, fiziki şartları nedir, bütün bunlar için çok detaylı araştırmalar yapılıp, onaylar, izinler, lisanslar alınması gerekiyor.

Peki, Başbakan, "Sinop’ta nükleer santral yapacağız" derken, bu bir sürü şartın ne kadarı yerine getirilmiş, hangi aşamaya gelinmiş dersiniz? Sıkı durun: Hiç.. Yani sıfır....
Erdal SAĞLAM

Hürriyet

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-04-2006, 11:04   #24
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-07-2004
Şehir: Adana
Mesajlar: 3,564
Galeri: 276
Nükleer santrala hayır lan!

geçenlerde okuduğum meral tamer yazısını aktarayım

Alıntı:
Başlıktaki ifade bana ait değil tabii. Başbakan Erdoğan'ın Mersinli çiftçi Kemal Öncel'e "Terbiyesizlik yapma lan. Hadi ananı al git buradan" diye bağırışından esinlenen Anti Nükleer Cephe, bu olayı izleyen günlerde Beyoğlu'nda "Nükleere hayır lan!" diye pankart açmış. Eylemlerle adını duyuran ANC'nin üyelerinin tümü 50 yaşın üzerinde; web sitesine girdiğinizde ekranda kısa süre dalgalanan "Nükleere hayır lan!" pankartı, sizi ister istemez gülümsetiyor.
Enerji Bakanı Hilmi Güler'in bugün saat 14.00'de büyük holdinglerimizin patronlarıyla yapacağı nükleer toplantının "malum" sonucunu beklerken, her nedense ANC'nin 18 şubatta açtığı pankart geldi aklıma!

Özel sektör girer mi?
Güler, bugünkü toplantıyı her ne kadar "özel sektörle görüşmelerimizin son raundu" diye nitelese de, Mustafa Koç, Güler Sabancı, Ferit Şahenk (Doğuş), Sinan Tara (ENKA), Ömer Dinçkök (Akkök), Erol Üçer (GAMA), Ahmet Nazif Zorlu, Nihat Gökyiğit (Tekfen), İshak Alaton (Alarko) ve hükümete yakınlığıyla bilinen Ahmet Çalık, nükleer santral için ilk kez biraraya geliyorlar. Daha doğrusu muhtemelen ilk ve son kez biraraya geliyorlar diyebiliriz.
Zira AKP Hükümeti, işin başını - sonunu düşünmeden "nükleer santral yapalım da tarihe geçelim" havasında. Hesap - kitap bilen özel sektörün, Hazine garantisi olmadan bu işe girmeyeceği belli. Ama hiç belli olmaz. Bugünkü toplantıda birisi çıkıp Enerji Bakanı Güler'e "Emriniz olur, 3 tane de yaparız, 5 tane de yaparız" derse, anlayın ki hükümetle başka işleri var. Örneğin devletten ihalesiz büyük işler alabiliyor, ya da...
Bu arada AKP Hükümeti, nükleer enerji konusunda kamuoyunu bilgilendirme çalışmalarına AKP'lilerden başlamış görünüyor. AKP Beyoğlu ilçe teşkilatı cumartesi günü Muammer Karaca Tiyatrosu'nda "Türkiye ve Nükleer Enerji" konulu bir toplantı düzenledi. İstanbul'daki tüm ilçe teşkilatlarının davetli olduğu toplantının konuşmacıları Türkiye Atom Enerjisi Kurumu eski Başkanı Prof. Ahmet Yüksel Özemre, Prof. Ulvi Adalıoğlu, Prof. Necmi Dayday ve Prof. Mehmet Ali Gürkaynak'dı. Anlaşılan nükleer santral taraftarı öğretim üyeleri AKP teşkilatını bilgilendirecek, AKP teşkilatı da edindiği bu bilgilerin ışığında nükleerin faziletlerini yerel örgütlerde ve mahallelerde halka anlatacak.

Meteorolojik koşul
Yazımı, nükleer santralle ilgili önemli bir soru yönelten meteoroloji mühendisi okurum Fırat Çukurçayır'dan gelen e - posta mesajıyla noktalamak istiyorum:
"Nükleer santral, uygun 4 koşulu taşıyan her yere konulabilir. 3 koşul uygun olsa bile, 4. koşulun uygunluğu için yıllarla ifade edilebilecek zamana ihtiyaç vardır. Yörenin hava koşullarının tam olarak bilinmesi, muhtemel radyolojik etkilerin en aza indirilmesi ve acil durum senaryolarının oluşturulması için gereklidir.

Ülkemizde santral yapılması düşünülen alanlarla ilgili böyle bir çalışma yapıldı mı?
Başbakanlık için hazırlanan raporda meteorolojik bilgiler de yer alıyor mu?
Dünya Atom Enerjisi Ajansı yayınlarından Türkçe'ye çevirerek derlediğimiz bilgileri, google'a "Türkiye'de Nükleer Santral Süreci ve Nükleer Santrallar için Meteorolojik Kriterler" yazarak bulabilirsiniz."

backyard Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-04-2006, 13:13   #25
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,948
Galeri: 11
neden iranın nükleer programına karşı çıklıyorda bizimkine karşı çıkılmıyor diye düşünen oldumu

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-04-2006, 14:24   #26
Ağaç Dostu
 
cengin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-03-2006
Şehir: Zonguldak
Mesajlar: 208
Galeri: 2
İran, nükleer alandaki çalışmaları gizli tuttu, ne oldu ne bitti bilinmiyor İran'ın bu çalışmalarda ne aşamada olduğu da merak konusu, uranyumu zenginleştirdiği açıklaması yapıldı sonra yalanlandı nükleer çalışmalarını silahlanma amacıyla yaptığı düşünülüyor, tüm çalışmaları yerel teknolojiyle yapılmış, nükleer santral sayısı çok fazla, çoğu yerleşim alanı içinde (bunun çevreci kaygılarla ilgisi olduğunu sanmıyorum)...

cengin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-04-2006, 14:29   #27
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,948
Galeri: 11
aslında, çalışmaları okadar da gizli değil bütün tesislerinde kameralar var.atom enerjisi kurumu denetleyebiliyor.
asıl fark iranın nükleer yakıt üretiyor olması.
yani bizim nükleer santral kurarsak dışardan satın almamız gereken şey.

rus gazına bağımlıyız o yüzden nükleer santral şart deniyor ya.

aynı şey nükleer yakıt içinde söz konusu olacak.

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-04-2006, 14:05   #28
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-07-2004
Şehir: Adana
Mesajlar: 3,564
Galeri: 276
'Nükleer santral yanlış Türkiye'nin rüzgârı var'

bugünkü milliyetten bir alıntı

Alıntı:
Hükümet, Türkiye'nin ilk nükleer santralı için yer belirleyip 'model' tartışması başlatırken, akademik çevrelerden, nükleer enerjinin tahribat, maliyet ve güvenlik riskleri nedeniyle terk edilmeye başlanan bir enerji olduğu uyarısı geldi. Uzmanlar, Almanya'nın Türkiye'nin kurulu gücünün yaklaşık yarısı kadar enerjiyi yalnızca rüzgârdan elde ettiğini belirterek, "Almanya Türkiye'nin yarısı kadar rüzgâr alıyor. Elektriğimizin tümünü, daha ucuza rüzgârdan elde edebiliriz' diyor
yazının devamı

backyard Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-04-2006, 23:29   #29
Yeni Üye
 
erkanakca84's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2006
Şehir: istanbul
Mesajlar: 4
Galeri: 43
insanlar nasıl görmezden gelebiliyor bütün bu olanları anlam veremiyorum

erkanakca84 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-04-2006, 09:31   #30
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,928
Galeri: 90
Gelen bir mailden...



Yolcular, uçağın yanında otobüsten inmişler..
bavulları uçağa yükleniyormuş.
Uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş.
İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler...
Yolcular fena halde şaşırmışlar..
Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant..
Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması..
Tasmanın ucunda bir köpek..
Sağa sola çarparak öylece ilerliyorlar uçağa..
Günlerden 1 Nisan değil ama, "Şaka herhalde" demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa..
Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda.
Uçak hızlanmış..
Yolcular endişelenmeye başlamışlar.. Ucak daha hızlanmış.
Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış..Uçak iyice hızlanmış..
Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar.
Uçak son hıza ulaşmış.
Bu arada pistin sonuna da ulaşılmış. 100 metre sonra betonun bitip çimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar..
Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar geri çekmiş...
Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş,havalanmış.
Kaptan pilot arkasına yaslanmış derin bir nefes almış ve
yardımcı pilota dönmüş:
-Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler
ve hep birlikte geberip gideceğiz!..."

Dünyada nice kör yöneticiler var.. Çığlık atmaktan vazgeçmeyin.

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 18:02.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2020