![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaç Dostu
|
Hep beyaz geceler olarak biliyoruz ama bu sadece 2 ay sürüyormuş, ya kışın? Bu da bir bakış açısı. Sürekli olarak orada oturmak, kasvetli bir hava herhalde bana göre de değil. Her dışarı çıkıp, içeri girdiğimde bu ülke kadar güzeli yok diyorum ya; ah bir de ileri görüşlü, bilimi yücelten, ülkesini seven, akraba çıkarı gözetmeyen insanların seçilip yönetildiği bir ülkede yaşayabilseydik.... |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ağaç Dostu
|
Saint Petersburg: Karanlıkların Prensesi-3 (Petrogradskaya)
St Petersburg’un turistik merkezi, her şehirde olduğu gibi, bölgelere ayrılmıştır.(resim-1) Petrogradskaya’da bu merkezlerden bir tanesi(resim-2). Burada Avrupa’da bulunan camiler içinde en büyüklerinden olan Tatar Camii, Petro-Pavel kalesi ve Aurora zırhlısı ziyaret edilecek başlıca yerler. Büyük Petro, Petrogradskaya bölgesine bir kale yapımını istiyor ve daha sonradan gelen Çarlarında ilaveleri ile Petro-Pavel kalesi inşa ediliyor (foto 1). Bu kale çevresinde gelişen alanda şehir inşasında çalışan işçiler ve aileleri yerleşiyorlar. Troçki Most (üçleme köprüsü) sizi Saraylar bölgesine bağlıyor (foto 2). St. Petersburg’da 350 ye yakın köprü olduğunu söylemiştim. Bu köprü, St Petersburg’un en güzel köprülerinden bir tanesi. Gece bu köprünün hem kendisi çok güzel oluyor (foto 3) ve hem de bu köprüden şehir manzarası. Eminim ki St Petersburg’a giden turların çoğu, Petro-Pavel kalesini dışarıdan şöyle bir gösterip, geçiyorlardır. Halbuki içerisi çok önemli bir kiliseye ev sahipliği yapıyor; Svitoy Pyotr ve Svitoy Pavel. Bu kilisenin önemi , içerisinde Rusya’nın Büyük Petro ve sonrasında gelmiş geçmiş tüm Çarlarının, Çariçelerinin ve ailelerinin mezarlarının bulunmasıdır. Siz burası için mutlaka, kendi başınıza da olsa vakit ayırın. Düzenleyen kuru.umit : 23-05-2008 saat 00:13 |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaç Dostu
|
Saint Petersburg: Karanlıkların Prensesi-3 (Petro-Pavel Kalesi)
Kalenin orijinal hali olan ahşap yapı, Domenico Trezzeni adlı mimar tarafından, parça parça taşla değiştirilmiştir. Bu kalenin zindanlarında Büyük Petro’nun oğlu Aleksey, Lev Troçki dahil bir çok ünlü hapis yatmıştır. Petro-Pavel kalesine giriş ücretli. Bilet alma yeri solda bulunan ve eskiden kayıkhane olan küçük bina. Burada ziyaretlerinizi sadece kiliseye yapabilirsiniz, ya da kalenin tamamını gezmek için bilet alıp gezebilirsiniz. Biz vakitsizlikten (kendimiz tur dışı gittik) sadece kiliseye girdik (kiliseye ziyaret 300 Ruble). Kalenin diğer alanlarında Aziz Petrus kapısı, Trubeçkoy tabyası (meşhur hapishane), mühendisler konutu var. Ayrıca kalenin ön tarafında kumsalda olmak ve foto çekmek de iyi olabilir (bu alanda St Petersburglular yazın güneşlenirlermiş). Ama bu kalenin görülmese olmazı, kilisesi (foto 4). Bu kiliseyi de mimar kardeş Domenico yapıyor. İçi gerçekten çok güzel. Geleneksel Rus kilise mimarisine (soğan kubbeli kiliseler) sırt çevirmek isteyen Petro (burada da arayış içinde) Barok tarzı bu muhteşem kiliseyi yapıyor. Kilisenin çan kulesi 122 mt yükseklik ile, 1960’larda yapılan televizyon vericisi inşasına kadar St Petersburg’un en yüksek yapısı olmuş (foto 5). Pembe yeşil renkli Korint sütunları da şatafatlı Barok üsluptaki ikonostasis de geleneksel kiliselerden farklı (foto 6 ve 7). Büyük Petro 1725’de ölünce mezarı bu kiliseye konuyor. Büyük Petro’nun mezarı İkonostasisin sağında. Mezarın başında bir büstü var (foto 8). |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
|
Saint Petersburg: Karanlıkların Prensesi-3 (Petro-Pavel Kilisesi, Aurora zırhlısı)
Bu kilise içinde Büyük Yekaterina’nın (bize hep Katerina olarak öğretmişlerdi, hani şu Baltacı’nın çadırından geçme öykülerini anlattıkları Katerina-bu arada yok öyle bir şey-) ve son olarak Rus Devriminin tüm aileyi ortadan kaldırdığı Çar Nikolay ve ailesinin mezarları da burada (foto 9). Bir fırsat yaratabilirseniz bu kalenin gece ışıkları yanınca çok güzel bir görüntüsü ortaya çıkıyor, Troçki (Üçleme) köprüsünden güzel fotolar alınabiliyor, tavsiye ederim (foto 10). Petro-Pavel kalesinden sonra bu yakada gezilmesi gereken bir diğer yer Tatar cami ve Aurora zırhlısı. Tatar camii Avrupa da bulunan camiler arasında en büyüklerinden bir tanesi olmakla meşhur (foto 11). Bir de çok güzel çinileri var. Buraya gelmeden hemen önce Kşesinskaya Konağı var. Matilda Kşesinskaya meşhur Rus balerini ve Çar 2. Nikolay ile olan aşk ilişkisi ile sansasyonel bir isim. Bu konağın bir özelliği de Lenin’in Rusya ya dönüşünde halka hitaben yaptığı konuşmayı bu konağın balkonundan yapmış olması. Gelelim Aurora zırhlısına. Hemen söyleyelim; Denizcilik okulunun karşısında olan bu kruvazöre ziyaret Cuma günleri hariç paralı ve saat beşte ziyaret bitiyor. Bu zırhlıdan Çarın sarayına doğru yapılan tek el kuru sıkı bir atışla Bolşevik isyanı başlıyor(foto 12-13). İkinci dünya savaşında bu gemi Almanların eline geçmesin diye batırılmış ve sonradan tekrar su yüzüne çıkarılıp müze yapılmış. Bizim hoşumuza gitti, tavsiye edip, görülmesi gerekli olanlar listesine dahil edebiliriz. Bu gecelik bu kadar; yoruldum ve yarın iş var.. Gezekalın.. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Ağaç Dostu
|
Saint Petersburg: Karanlıkların Prensesi-4 (Saraylar Bölgesi)
St. Petersburg’un Saray Yakası, Teğmen Smidt köprüsü ve Üçleme köprüsü arasında kalan alan olarak kabaca belirtilebilir. Burada Petro’nun meşhur heykeli Bronz Atlı (Bakır Atlı, Bakır Süvari diğer Türkçe çeviriler), Dekabristler Meydanı, Donanma binası, Aziz İsak meydanı, Saray Meydanı, Aleksandr Sütunu, Hermitaj, Mars Tarlası, Mermer Saray ve Yazlık bahçeler gibi gezilmesi gereken bir sürü yer var. Burası ile bağlantılı olan Rus Müzesi, Dökülen Kan kilisesi ve Mihaylovski Bahçesi de bu güzergahta bulunan yerler arasında.. Bir uçtan başlayalım; Petro’nun Bronz atlısı. Bu heykelin heykeltıraşı Eten Moris Falcone’dir. I. Petro’nun tahta çıkışının yüzüncü yılı şerefine 7 Ağustos 1782 yılında açılmıştır. Kayanın tepesine tırmanmak üzere şahlanmış bu bakır at heykeli, dünyadaki atlı heykellerin en güzellerinden biridir. Bu heykelin en önemli özelliği atın iki ayağı üzerinde şahlanmış olarak durdurulması (foto 1). Bu ne hesap gerektiren bir olay olsa gerek! Bu heykeli Büyük Yekaterina yaptırıyor ve 1625 tonluk tek parça granit taş kaidesinde kısaca şu yazıyor: 2. Yekatarina’dan, 1. Petro’ya”. Yani “senin birinciliğini kabul ederim ama bende senden sonra gelenim”… 1833 yılında Rus şair Aleksandr Puşkin “Medniy Vsadnik” (Bronz (bazısı da Bakır diyor) Atlı) adlı bir şiir yazmıştır. Bu şiirde heykel “canlanır” ve kahramanın “peşine takılır”. O zamandan beri Petro anıtına “Bakır Atlı” adı verilmiştir. Bu anıt da tıpkı Hermitaj, İsak Katedrali ya da Donanma Binası’nın külahı gibi St. Petersburg’un bir simgesidir. Bu arada Puşkin dramını da bir kısmımız bilebilir ama bilmeyenlere; Zengin ev soylu bir anne babanın çocuğu olan Puşkin (Osmanlı-Rus savaşına katılmış ve 1829 yılında bu savaş nedeniyle Erzurum’a gelmiştir). Uzunca bir süre peşinden koştuğu büyük aşkı Natalya Gonçarova’yı sonunda razı edip 1831 yılında evlenmiş. Ancak bu gönülsüz evlilikten kokular gelip, 1936 yılında bütün Moskova’da bir Fransız yüzbaşısı d’Antes ile karısı hakkında dedikodu çıkınca, Puşkin d’Antes’i düello’ya davet etti. Bu düellodan bir diplomat olan Baron Von Heeckeren’in haberi oldu. Baron, yüzbaşı’yı ikna ederek onun Natalya’nın kızkardeşi ile evlenmesini sağladı. Ancak bu evlilik nedeniyle d’Antes, aile içine daha sık girip çıkma olanağı elde etti. D’Antes’in Natalya’ya olan ilgisi nedeniyle dedikodular artınca Puşkin tekrar d’Antes’i düello’ya davet etti. Sonunda büyük şair Puşkin aldığı ölümcül yara ile ölüyor. Sonrası mı; Natalya yüzbaşıya da yar olmuyor. Donanma binası Petro’nun iyi bir donanma kurmak istemesi sonucu Petersburg’da 3. yaptırdığı binadır. 1704-1711 arasında inşa edilen bina, o zamanlar tersane olarak işlev görüyor. 1806 yılında Andrey Zaharov tarafından yeniden inşa ediliyor ve meşhur kulesi daha da yükseltilip altın yaldızla kaplanıyor. En ucuna da bir gemi maketi konuyor. Bugün mühendislik okuluna ev sahipliği yapıyor (foto 2). Aziz İsak Katedrali Auguste de Monferrand adlı bir mimarın eseri(foto-3). Bu katedral müze ve giriş paralı. Biz şehrin panoramik fotosuna alalım diye sadece kulesine çıktık, (giriş 300 Ruble, yaklaşık 300 merdiven çıkacaksınız, hazırlıklı olun-foto 4). Binanın içinde İkonastasis ve Kubbe tavan resmi için mutlaka görün uyarısı var ama vakit dar bu nedenle bir tercih yaptık ve içine girmedik. Katedralin heykellerinin çoğu İvan Vitali elinden çıkma, özellikle Meşaleli Melekler en güzelleri (foto-5). Buraya çıkmak sizi yorsa da, St Petersburg'u tüm güzelliği ile ayaklarınızın altında görünce herşeyi unutacaksınız. Binanın dışı çok heybetli, dört bir yanını gezin, özellikle kapılarındaki (güney kapısı) İvan Vitali elinden çıkma rölyefler çok etkileyici.. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Ağaç Dostu
|
Saint Petersburg: Karanlıkların Prensesi-4 (Aziz İsac Meydanı-Hermitaj-1)
Katedralin arkası Aziz İsak meydanı ve burada 1. Nikolay’ın at sırtında bir heykeli var. Heykelin kaidesinde Nikolayın adalet, sevgi gibi bazı yüksek duyguları sembolize eden kızları var (foto-1,2). Bu heykelin arkasında ise bugün belediye binası olarak kullanılan binayı 1. Nikolay 3 kızından en sevdiğine yaptırmış ama kızı babasının ve atın arkası bu binaya bakıyor diye burada oturmayı reddetmiş (foto-3) (ne babalar ve ne kızlar var!). Hermitaj için herhalde birkaç gün ayırmak gerekir. Dünyanın en büyük müzelerinden birisi ve içinde 3 milyonun üstünde obje varmış. Bizim burayı gezmemiz sadece yarım günlük tur şeklinde olabildi. İçeride Raffaello, Michelangelo, El Greco, Velazquez, Leonardo da Vinci (Litta Madonna), Caravaggio (Lavta Çalan Genç Adam) , Rembrandt (İbrahim’in Adağı) gibi eskilerden, Picasso, Matisse, Gauguin gibi yüzyılımızın sanatçılarına kadar çok sayıda eser var(foto4,5). |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Ağaç Dostu
|
Saint Petersburg: Karanlıkların Prensesi-4 (Hermitaj-2)
Kışlık saray, Rus İmparatorları’nın en başta gelen konağıdır. Devasa bina, 1754–1762 yıllarında, Petro zamanında, Çarlığın mimarı olan Mimar Françesko Bartolomeo Rastrelli’nin projesine göre barok üslubunda yapılmıştır. Petro’nun kızı Yelizaveta zamanında Barok usulde inşaatlar devam ediyor. Büyük Yekaterina, Avrupadan ve diğer yerlerden topladığı eserler için yer kalmayınca daha sade olan diğer saray bölümlerini inşa ettiriyor. Saray kornişinin uzunluğu 2 km. civarındadır; içinde 1000’den fazla salon, 2000 kadar pencere ve bir o kadar da kapı bulunmakta. Sarayın kabartmalar, yaldızlar, oymalarla süslenmiş zengin iç mekânı, pek çok kez yeniden inşa edilmiş (özellikle de 1837 yılında çıkan yangından sonra). Devrimci askerlerin ve tayfaların vandalizmi yüzünden bina içindeki mobilyalar ve süslemeler büyük zarar görmüştür. Kışlık Saray, 1922 yılında Hermitaj Müzesi’ne devredilmiş. Kışlık Saraydan diğer bölümlere geçtiğinizi anlamıyorsunuz. Giriş 700 ruble civarlarında (grup bileti alındığında bireysel fiyatı sorunca bu rakamı verdiler). Giriş yeri çok kalabalık oluyor. Temmuz aylarında burayı gezmek eziyetli olabiliyormuş. Girişten sonra karşınıza çıkan ana merdiven çok heybetli. Saraydan beni en çok ne etkiledi derseniz, size hemen sütunlar ve parkeler derim. Taht odası, Malahit odası, Mareşaller Salonu birer saat şaheseri odalar. Bunun dışında diğer bölümlerde heykeller, resimler, objeler arasında nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Burası sadece Çarlık sanat eserlerini değil, devrim sonrası tüm soyluların kıymetli koleksiyonları da millileştirildiğinden çok sayıda esere ev sahipliği yapan bir yer. |
|
|
|
![]() |
|
|