agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Daha İyi Bir Yaşam İçin
(https)




Beğeni Düzeni146Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 03-08-2008, 15:46   #1
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,245
Galeri: 88
Herhangi bir doktor ve eczacıya kısa süreli danışmanın yetmeyeceğini düşünüyorum. Sizin var olan rahatsızlıklarını bilen, sizi önceden tanıyan bir doktor gerekebilir. Çünkü tek başına sorulduğunda bir sakıncası olmayan bitki, belli durumlar için sakınca doğurabilir.

Mesela, havuç suyunun, kanser, alzheimer ve bazı hastalıklar için kullanılması öneriliyor. Ama önemli bir uyarı da var:

Alıntı:
Sigara ve/veya Alkol Tüketenler
Avusturalya ve Yeni Zellanda üzerinde Ozon Tabakasının inceldiği son yıllarda yapılan ölçümler ile ortaya konmuştur. Ozon Tabakasının incelmesi demek güneş ışığında bulunan UV- ve daha kısa dalga boylu ışığın bu bölgelere (Avusturalya ve Yeni Zelanda) daha yoğun bir şekilde giriş yaptığı ve bu yörede yaşayan tüm canlıları olumsuz etkilediği bir gerçektir. Ozon Tabakasının incelmeye başlamasından sonra, bu ülkelerde yaşayan insanlarda deri ve cilt kanserlerinde büyük artış gözlenmiştir. Beta-karotenin deri ve cilt kanserini önlediği bilinmektedir. Bu nedenle bir grup Avusturalyalı bilim adamı, beta-karotenin bu gücünü ortaya koymak için klinik deney başlatmışlardır. Yapılan bu klinik deneylerin sonucunu, 21 Mayıs 2003 tarihinde, Journal of the National Cancer Institute dergisinde açıkladılar. Bu araştırmanın sonuçları oldukça şaşırtıcıdır.

Alkol veya sigara içenler beta-karoten aldıkları taktirde bağırsak adenomlarında, bağırsak kanserinin ön basamak oluşumlarında enaz iki misli artış gözlenmiştir. Alkol ve sigara kullanmayan larda ise, tam aksine %44 azalma gözlenmiştir.

Bu nedenle sigara veya alkol tüketenlerin zengin beta-karoten içeren besinlerde ölçülü olmaları önerilmiştir. Havuç, zengin bir bata-karoten kaynağıdır. Eğer, sigara veya alkol tüketiyorsanız havuç kürü uygulamayınız. Şayet, sigara veya alkol tüketmiyorsanız, bu taktirde uygulayacağınız havuç kürü veya zengin beta-karoten kaynaklı besinler tüketmeniz, aynı zamanda bağırsak kanserine karşı %44 daha az yakalanma riskine sahipsiniz anlamına gelmektedir.

Kısaca, beta-karoten içerikli besinler, sigara veya alkol kullananlarda bağırsak kanserine yakalanma riskini iki kat artırırken, sigara veya alkol tüketmeyenlerde ise, bağırsak kanserine yakalanma riskinide %44 oranında önleyebilmektedir. Değerli okuyucu, eğer sigara veya alkol tüketiyorsanız havuç kürünü uygulamayınız.

Yazının tamamı için...

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-08-2008, 20:54   #2
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,603
Galeri: 21
Kanseri "yenmenin" en ilk şartı bireyin hayata olan bağlılığıdır. Yaşama sevinci ve isteği bilinç altında ve bilincinde ne kadar yüksekse o kadar bu meredle alt edilir gibi...

Bundan yıllar öncydi. Platin metalinin cis konfigurasyonunda olan bir komplex bileşen keşfedildi, hayvanlar üzerinde denendi, sonra insanlara geçildi.

O yıllar başarı ve düzelme o kadar iyiydi ki farma endüstrisi dünyadaki platin resrvlerinin fizibilitesini yaptı ve sonuç olarak bu gidişle her kanserli hastaya yetemiyeceği hesabı yapıldı. Sonrası ciddi ciddi bu cis-platinle yaşamı uzatılmış hastaların ilerde öldükleride mezar toprakların işlenerek bu platin metallerinin geri kazanım şekilleri dahi düşünüldü.

Bir **** iki yıl geçtikten sonra bakıldı ki cis-platin etkisini yitiriyor hastalarda düzelme iyileşme hatta duraklama oranı da gerilere gidiyor.
Müteakibi araştırmalarda bu sorunun cevabı araştırıldı ve görüldü ki ilk yıllar cis-platini gönüllü deneyip iyileşen hastalar zaten fazlaca yaşama bağlı kişilerden oluşmaktaydı. Sonrası ise kansere yakalanmış ve hayata küsmüş hastaların da olduğuydu... Bu gibi bir durumda cis-platin de etki edemiyordu.

Yine gerçi değişik cis-platin komplaxleri kullanılıyor ve hatta bu gibi chemotherapilerde bir nevi ağır metal zehirlenmesi geçirdikleri için hastalar saçları dökülüyor v.d. semptomlar da gözlemleniyor...

Kısacası tebabetin arkasından gelen her türlü olgunun sadece psikolojik olduğuna ve bu alternatif/tamalayıcı tıbbın hayata bağlıyan bir tür "ayin"i gibi görüyorum.

Havuç örneğinde ise... insanoğlu istenmese de karnivor bir hayvandır, yani bir etobur methabolizmaya sahiptir. Vegetaryenler ne kadar sebzelerle beslenmeye çalışsalar da geviş getiremiyeceklerinden burda bir dizi bitkisel glycosidlere veya flavonoidlere bağlı metabolizmaya yarıyacak maddeleri ayrıştıramaz. havuçta A vitamini var örneğinde ise... geviş getirmediğimiz sürece havuçta var olan beta-caroten in sadece % 15 i kana geçer ve bu miktarın yine sadece takribi %15 kadarı asıl vitamin A olan retinola dönüşür.
Çoğu vegetaryenin sağlıksız görünme sebebini de buna bağlanır.

İlk çağlarda insanoğu avlanmayı bilmeden ateşi keşfedemediği yıllarında vegetaryendi. Bu çağların sonuna doğru ilk insanlarda bazı kemik deformasyonları keşfedildi. Bu bulgular adeta kemik kanseri gibi oluşumlardı. Sbebpleri araştırıldı ve günümüzde kabul gören theori vegetaryen bir metabolismaya sahip ilk insanların, yırtıcı hayvanların avlarından arta kalnlarla beslenmeye başladığı, ancak kadavrada hayvanlardan geriye kalan kadavraların başlıca sakatatları yani iç organlarını yedikleri. Ve o güne değin hiç et yememiş bir insanın kadavra artıklarındaki sakatatlardan karaciğeri de yemesi sonucu bir tür alışık olmadığı vitamin A zehirlenmesi geçirdiği kabul görür. Bu karaciğerden pat diye alınan fazla miktarda vitamin A ilk çağlardaki insanoğlunun bünyesini bozmuş ve kemiklerdeki ciddi deformaysonla kanser oluşmuştur.

Ancak günümüz insanına kadar nerdeyse yine milyonlarca yıl geçmiş ve günümüz insanı Homosapiens'in metabolizması bir karnivor beselnme şeklinde gelişmiş ve değişim görmüştür.

Saygılarımla

praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-08-2008, 22:02   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-11-2007
Şehir: Istanbul
Mesajlar: 343
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi praecox Mesajı Göster
Kanseri "yenmenin" en ilk şartı bireyin hayata olan bağlılığıdır. Yaşama sevinci ve isteği bilinç altında ve bilincinde ne kadar yüksekse o kadar bu meredle alt edilir gibi...
Son yıllarda çok fazla yakınımı kanserden kaybettim. Aralarında bazılarının daha önce büyük stresler **** acılar yaşadığını biliyorum. Bu türden psikolojik travmaların hastalığa davetiye çıkardığına inanıyorum.
Bir de herşeyi kafalarına fazlasıyla takanlarda bu hastalığın görülme ihtimalinin fazla olduğunu düşünüyorum. Hatta kalp krizinde bile bu tür psikolojik etkiler önemli paya sahip olabilir.
Bu başlığı açmaya, forumdaki yazışmalarda gördüğüm ABD kaynaklı ORAC kavramını araştırırken karar verdim. Oxygen radical absorbance capacity kelimelerinin baş harflerinden türetilen bu kavram, çeşitli bitkisel besinlerin antioksidan etkilerinin derecelendirilmesini gösteriyor. Bu, önemli bir gösterge. Ama bu kavram, anladığım kadarıyla herkes tarafından ticari çıkarları için manipüle ediliyor.
Yine de besinlerin antioksidan etkilerini böyle bir başlıkta tartışabiliriz.

polatuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla


Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 16:18.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026