agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Ağaçlar > Ağaçlar Hakkında Genel Konuşmalar
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni2Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 22-06-2006, 14:58   #1
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,721
Galeri: 90
Erozyon

Çayın D.Karadeniz ormanlarına etkisi konulu yazıda erozyon meselesi gündeme gelince ayrı bir açmak farz oldu. Erozyonla mücadele konusuna burada devam edebiliriz.

Çok etkili bir fotoğrafla başlamak istiyorum. Fotoğraf sevgili Rasim Çetiner'in...

Name:  ormanci.jpg
Views: 5745
Size:  54.2 KB

- Rasim Çetiner:

Erozyonla Mücadele:
Dünyanın en zor işlerinden biri; bozulan toprak, bitki ve su dengesinin yeniden tesis edilmesi. Paranın bolluğu da zenginlikte yeterli olmuyor çoğu zaman. Sebep olan insan yine tamir etmek zorunda.
Çoğu zaman yamaçta bir kazma ile darbesi ile başlıyor ameliyat; gradoni teraslar, çalı takviyeli teraslar, örme çitler vb. bir sürü emek isteyen dantel dantel alın teri.

Hiç ummadığınız, belki de hayatınızda hiç görmediğiniz mekanlarda, erozyona dur demek için çarpan yürekler var.
Şimdiden yeşerdi sayın oraları, ağaçların gölgesinin serinliği size kadar uzandı belki de...


Açıklama: Bu çalışma; Denizli'nin Sarayköy ilçesi ile Babadağ ilçesi arasında kalan bir bölgede yapılıyor. Çalışan kişi sayısı yaklaşık 120 civarında, diğer projelerdeki çalışanları da sayarsak 1500'ü bulur. Karedeki her bir çizgide işçiler var, ancak ben tek kişinin olduğu kareyi tercih ettim. Arazi çok dik(%100'ün üzerinde), benim bulunduğum yer daha yüksekte olduğu için karşı yamaç daha dik ve duvar gibi görünüyor.

-Ben :

"Arazi çok dik (%100'ün üzerinde)" cümlesini tam anlayamadım. Yatay hatların genişliği ne kadar? Orada neler yetiştiriliyor? Bu proje kimin denetiminde?


- Rasim Çetiner:

Meyil teknik bir ifade; 100 metre yatay mesafeye denk gelen yüksekliği ifade eder. Daha anlaşılır bir ifade ile; tabanı yatay düzleme paralel bir dik üçgen düşünün. Taban (bir dik kenar) 100 mt olsun, diğer dik kenarın boyu ise 30 metre olsun, sizde hipotenüs (yamaç)'ta tırmanıyor olun. Çıktığınız yolun meyili % 30 dur.
Arazi her tarafta aynı meyilde değildir. İşçi çıkabileceği meyilde çıkar, dozerin yamaçta yaptığı yolda ilerlemesi gibi işçi de yaptığı teras boyu çalışmasını sürdürür.
Terasların genişliği 60-80 cm civarındadır. buralara yöreye uygun fidanlar dikilir. Bazan da ot tohumu ekilir.
Proje Çevre ve Orman Müdürlüğü (Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Şube Müdürlüğü) denetiminde sürdürülmektedir.

Burası yaklaşık 60 derece... Oradan en az 100 metreye daha yüksekten zoomlu çektim. Daha yüksek bir mekanda olduğum için, daha dik görünüyor.

http://www.fotokritik.com/47496

 
malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-06-2006, 08:22   #2
Ağaç Dostu
 
sezinci's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-11-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,969
Galeri: 28
Bu foroğrafı hatırlıyorum "Fotokritik'te " yayınlanmıştı

sezinci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-07-2006, 23:12   #3
Yeni Üye
 
Tariuq's Avatar
 
Giriş Tarihi: 27-04-2006
Şehir: antalya
Mesajlar: 27
Galeri: 52
MAVİ killi bir tepede zemini tutmasi (erezyonu onlemek) icin dikilecek en guclu kök agaclar hangileridir??antalya icin denizden 65 m rakimli bir tepede..tavsiyelerinize ihtiyacim var mesela dut olabilirmi???

Tariuq Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-07-2006, 12:00   #4
Ağaç Dostu
 
sezinci's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-11-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,969
Galeri: 28
Bu tarife göre bir ağaç türü belirlemek yanış yapmamıza neden olabilir. Toprak tahili yapılması türün ondan sonra belirlenmesi daha iyi olur.
Ama kaba bir bilgi vermek gerekirse yukarıda Rasim Çetiner'in fotoğrafında olduğu gibi teraslar veya çitler yapılıp sonra sahaya Antalya'da kolay yetişebilen türler (Kızıçam veya sadece toprak koruma foksiyonu düşünülüyorsa fazla boylanmayan makiler) getirilebilir

sezinci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-07-2006, 18:22   #5
Yeni Üye
 
Tariuq's Avatar
 
Giriş Tarihi: 27-04-2006
Şehir: antalya
Mesajlar: 27
Galeri: 52
cok tesekkurler

Tariuq Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-08-2006, 13:45   #6
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-04-2005
Mesajlar: 517
Benim, İç Anadolu'dan başlayıp Afganistan'a uzanan hat üzerinde etkili rüzgar erozyonu üzerinde küçük de olsa bir deneyimim var aslında.

Erozyonu önleme konusundaki en büyük yanlışlardan birisi de, o bölgeye koruma amaçlı hiç alakasız bitkilerin veya ağaçların dikilmesi. Örneğin iğne ve ibre yapraklıların, bulunan bütün boş arazilere dikilmesi ve bir de bunlara kutsal değerler yüklenerek kimilerinin isimlerinin verilmesi.
Oysa, bir bölgenin, örneğin rüzgar erozyonundan kurtarılması ya da önlenmesi için, o bölgeye ait ağaç, çalı ya da örtü bitkilerinin dikilmesi büyük önem taşır.
Düşünün, erozyon etkisinden önce buralarda iğde, dişbudak, akasya ya da doğal buğdaygil otsu bitkileri yer alıyor. Bunlar bir güzel temizlenip tarla haline getiriliyor ya da başka nedenler var.
Sonra akıl başa geliyor ve çam dikilmeye başlanıyor. Ne alaka? Bir kere iğne ve ibre yapraklıların yetişebilmesi için gereken iklim ve toprak koşulları farklıdır, o bölgenin doğal florasında yer alanlar farklıdır.
zamanla devam ederiz.


Düzenleyen cemada : 14-08-2006 saat 10:58 Neden: imla hataları
cemada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-08-2006, 23:19   #7
Ağaçsever
 
AYDIN_ATICI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2005
Şehir: BODRUM
Mesajlar: 38
Galeri: 11
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Tariuq
MAVİ killi bir tepede zemini tutmasi (erezyonu onlemek) icin dikilecek en guclu kök agaclar hangileridir??antalya icin denizden 65 m rakimli bir tepede..tavsiyelerinize ihtiyacim var mesela dut olabilirmi???
Bu sözünü ettiğiniz alan açık maden işletmesi mi? Mesela linyit işletmesi mi?
Antalya'nın tam olarak neresi? Örneği Antalyanın merkezine yakınsa ve denizden 65. yükseklikte olduğuna göre yıllık yağış miktarı 1000 mm.nin üzerinde olur ve bu durumda kilin parçalanması oldukça hızlı olacağı için ve mavi kilin içinde silis de olduğu gözönünde bulundurulursa önce toprağın azot bakımından zenginleşebilmesi için Cytisus (poruk) ekilebilir ve daha sonra kızılçam ağaçlandırması yapılabilir. Ama elbette daha fazla bilgi vermeniz gerekir.

AYDIN_ATICI Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-08-2006, 01:50   #8
Ağaçsever
 
AYDIN_ATICI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2005
Şehir: BODRUM
Mesajlar: 38
Galeri: 11
Toprak Erozyonu hakkında bilen bilmeyen herkes bir şeyler dedi bugüne kadar madem toprak erozyonu söz konusu ; ben toprak erozyonunun yararlarından söz edeyim biraz ve herkesi şaşırtayım.

"Nasıl olur da toprak erozyonu yararlıdır dersin " diye karşı çıkacaklara peşin peşin söylüyorum söyleyeceğiniz her söylemi biliyorum.

Sizin söyleyecekleriniz antropejenik erozyon, yani insan eliyle meydana getirilmiş, hızlandırılmış erozyonla ilgili. Ve bunları (günümüzden 2700 yıl önce) Hesiodos dile getirmiş zaten.

Günümüzdeyse malum vakıf erozyonun ne kadar kötü bir illet olduğunu sürekli beynimize kazıyarak ve de milletten -özellikle de büyük kentlerde yaşayan minik çocuklarla, erozyonu doğrudan ya da dolaylı hızlandıran şirketlerden para toplayarak dile getiriyor sürekli ve zaten.

Oysa benim amacım biraz beyin jimnastiği yapmak ve yaptırmak Ben toprak erozyonunun yararlı yanlarından bazılarını yazıyorum. Bu yararlara katkıda bulunacak arkadaşlar olursa onlara peşin peşin teşekkür ederim.

Şimdi başlıyorum toprak erozyonunun ne kadar yararlı olduğuna ama uyarıyorum benim sözünü ettiğim normal erozyon ya da jeolojik erozyon diye adlandırılanı. O nedenle hemen tepki gösterecek arkadaşlarımız biraz sabırlı olup tepkilerini daha sonra göstersinler:

Şu soruyu sorarak başlayalım: Toprak erozyonu olmasaydı ne olurdu? Aslında üzerinde yaşadığımız yeryüzünün yapısı, atmosfer olayları, yer çekimi , hidrosfer gibi etkenler gözönünde bulundurulduğunda bu çok saçma bir soru oluyor bunu hemen belirtmeliyim ki itirazlar biraz azalsın.

Dış kuvvetler adını verdiğimiz sıcaklık, rüzgar, yağış, dalgalar, buzul gibi etkenlerin ve yer çekiminin neden olduğu aşındırma-taşıma ve biriktirme olaylarının yeryüzünü biçimlendirdiğini, bu biçimlendirmeye bağlı olarak yeryüzünün birbirine benzemez ünitelerle dolu olduğunu bu birbirine benzemez ünitelerin de biyosferin muazzam bir biyolojik çeşitliliğe sahip olmasında birinci dereceden rol oynadığını, bu etkenler olmasaydı en başta toprakların olamayacağını olmayan toprakların da aşınamayacağını söyleyebiliriz. Bunda da mutabık kaldığımızı umarak

Yine bu etkenler olmasaydı 4.3 milyar yıl öncesinin ana karaları yerli yerinde durur, iç kuvvetler adını verdiğimiz seizma ( depremler), volkanizma, orojenez (dağ oluşumu) ve epirojenez (kıta oluşumu) olayları bu kadar yoğun yaşanmazdı. Dolayısıyla Pangea süper kıtası, Gondwana kütlesi, tethis sıra dağları aşına aşına yok olmazdı. Yeri gelmişken belirteyim; eğer bitki örtüsünün toprak erozyonunu durduracağına inanan varsa boşuna hayal kurmasın.
Koskoca tethis ve gondwana kıtalarının karbonifer döneminin insansız, orman yangınsız, keçisiz, 2B siz son derece yoğun bitki örtüsüne rağmen aşına aşına ortadan kalkıp zamanının okyanuslarının dibine indiğini jeoloji bilimi söylüyor.

Okyanus diplerine inen bu tortulara jeosenklinal adı verildiğini ve yüksekliklerinin binlerce metre, uzunluklarının ise; binlerce km. olduğunu da 9. sınıfların coğrafya kitapları yazıyor.

Yani diyorum ki arkadaşlar; dünya var olduktan uzun bir süre sonra suda başlayan yaşamı izleyen daha da uzun bir süre sonra, bitkilerin yeryüzünü istila etmesiyle oluşan toprak, oluşur oluşmaz aşınmaya başlamıştır.

Toprak adını verdiğimiz ufalanmış kayaçların bitki ve hayvan artıkları, erimiş-erimemiş mineral ve tuzlarla sonsuz sayıda çok mikro organizmayı içerdiğini, oluşumunun iklim ve ana kayanın yapısına bağlı olarak yavaş ya da hızlı olduğunu da az çok hepimiz biliriz. Toprak aşınması denilen olgun da; bir yerde oluşan toprağın oluşum hızından daha çabuk taşınması olduğunu biliriz. Başka bir deyişle; herhangi bir yerde toprak oluşumu sürerken aynı zamanda aşınma da sürdüğünde aşınan toprak oluşan topraktan çoksa orada erozyon var demektir.
Bitki Örtüsünün Toprak aşınmasını durdurması kocaman bir yanılgıdır: Bitkiler olsa olsa bu aşınma sürecini yavaşlatabilir. Ama asla durduramaz.

Ne karboniferin bugünkü yağmur ormanlarını kıskandıracak dev ve neredeyse bütün kara parçalarına yayılmış olan yoğun bitkileri ne de Jura döneminin dinazorlarını besleyen ormanları erozyonu önleyememiştir.

Gelelim maddeler halinde erozyonun yararlarından bazılarına:
Toprak Erozyonu olmasaydı:
1-Yer yüzü son derece girintili çıkıntılı bir yer olurdu. Yüksek yerler çok yüksek, çukur yerler çok çukur olurdu. Zaten en başta çok verimli kıyı ovaları olmak üzere hiç bir ova olmazdı (dağ eteği ovaları dahil).

2-Platolar da olmazdı.

3-Dünyanın en verimli toprakları olan alüviyal topraklar olmazdı

4-Yer yüzündeki topraklar büyük ölçüde ana kayanın karakterini yansıtan topraklar olurdu. Böyle olunca; Yeryüzündeki bitkiler asla ama asla bu kadar çeşitli olamazdı.

a-Çünkü topraklar taşındıkça beraberinde sayısız bitkinin tohumunu da taşır
b-Çünkü topraklar taşındıkça içeriğinde bulunan mineraller, tuzlar da birlikte taşınır ve bu taşınma gerçekleştikçe daha fazla bileşik ortaya çıkar. Bu da ortamın karakterinin iklimle olan ilişkisi de göz önünde bulundurulduğunda birbirinden değişik nişler (yetişme muhiti) oluşturur. Dolayısıyla bitkiler ve onlara bağlı olarak çeşitlenen böcekler, sürüngenler, memeliler, parazitler vb. bu kadar çok çeşitli olamazdı.

6-Yer altı ve yerüstü suları da farklı olurdu. Denizler daha az tuzlu, karalardaki toprağı andıran ufalanmış kayalar daha çok tuzlu olurdu(halosoiller) . Dolayısıyla olsa olsa tuz sever bitkilerin (halofitlerin) çeşitliliği artardı ama bitki türleri sayıca az olurdu (yine)

Şimdi de neler olmasaydı toprak erozyonu olmazdı diye bir soru soruyorum:
1- Toprak olmasaydı
2- Su olmasaydı
3- Rüzgar olmasaydı
4- Yerçekimi olmasaydı toprak erozyonu olmazdı diyor başka da bir yanıt bulamıyorum. Siz buldunuz mu?

Bir de işin şaka kısmı var: Toprak erozyonu olmasaydı:
Malum vakıf olmazdı. şaka şaka.. varsın olsun iyi çalışmalar da yapıyor.

Sonuç, Toprak erozyonunun olumsuz etkileri denildiğinde aslında hep insanlar için zararlı olan tarım alanlarının verimsizleşmesi, barajların dolması gibi konuları dile getiriyoruz. Bu dile getirdiklerimiz ise; toprak olmazsa açlıkla, sefaletle daha fazla karşı karşıya geleceğimiz anlamına gelmiyor mu?

İnsanların dünyamızın 4.3 milyar yıllık varlığının içinde doğayı kendi arzusuna göre değiştirme ve kontrol etme çabaları on-onbeşbin yıl öncesinden başlıyor. Bu da 80 yaşındaki bir insanın son bir-iki saniyesi kadar kısa ama insanlık için çok önemli bir zaman parçasıdır.

Elbette biz insanların doğayı kontrol edebilme çabalarını asla ama asla küçümsememeliyiz. Günümüzden 6-7 bin yıl önce yaşamış Sümerlerin, kendi dönemlerinin Mezopotamyasında Dicle ve Fıratı dizginleyebilmek için yaptıkları kanalları, Çin'de, Mısır'da, Anadolu'da ve dünyanın başka bir çok bölgesinde bugün vazgeçemediğimiz, vazgeçemeyeceğimiz türlü türlü tahılı, meyvayı, sebzeyi yetiştirme çabalarını nasıl yok sayabiliriz ki? Kendi türümüzün bilgiyle, sabırla, emekle verdiği insanlaşma çabalarının toprağı işleyip suyu dizginlemeye başlamasıyla hızlanmasının bir gereği olarak bugün hızlandırmış olduğumuz toprak erozyonunun insanlık açısından ne büyük felaketler getirebileceğini söyleyenlere kulak asmalıyız. Toprağı ekip biçerken yanlış tarım tekniklerini bir yana bırakıp gözümüz, kulağımız, elimiz kolumuz gibi korumalıyız.

Günümüz dünyasında toprak erozyonunun en ağır yaşandığı ülke olan Bengaldeşin her yıl ne büyük felaketlerle karşı karşıya kaldığını, Pakistanın Sind Barajı, Mısırın Assuan Barajının yol açtığı milyonlarca hektar aland ve GAP projesinde yıllar önce yapılan uyarılara kulak asılmamasının bir sonucu olan yüzbinlerce hektar büyüklüğünde toprağın tuzlanma nedeniyle kullanılamaz hale geldiğine, en verimli tarım alanlarının sanayi, konut ve yol yapma uğruna nasıl elden çıkarılmakta olduğuna, heryıl artan miktarda zehirli kimyasal maddenin toprakları ve suları nasıl zehirlediğine de dikkatleri yoğunlaştırmak gerektiğini düşünüyorum.

Bu yazdığım yazıda toprak erozyonunun yararları ve zararlarını karşılaştırmak gibi saçma bir eylemde bulunduğumu düşününler olabilir. Benim amacım toprak erozyonu hakkında değil, hepimizi toprak hakkında düşünmeye zorlamak. Toprakla ilgili sorunlar sadece aşınımla ilgili değil, toprağın nasıl kullanıldığıyla da ilgilidir. Toprak aşınması (hızlandırılmış olanı elbette) neden değil sonuçtur. Ancak toprak aşınmasını hızlandıran nedenlerle birlikte toprak kirlenmesini ve tarım topraklarının amaç dışı kullanımının da göz önünde bulundurulması zorunluluktur.

AYDIN_ATICI Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-08-2006, 08:23   #9
Ağaçsever
 
ceratonia's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-05-2006
Şehir: mersin
Mesajlar: 86
Aydın Atıcı Beye Erozyon konusuna farklı bir cepheden bakmamıza vesile olduğu için çok teşekkür ederim.
Tariuq'un bahsettiği Antalyadaki sahada badem tohumu ekimi gerçekleştirilebilir.Çok başarılı olacağı kannatindeyim.

ceratonia Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-08-2006, 08:28   #10
Ağaçsever
 
ceratonia's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-05-2006
Şehir: mersin
Mesajlar: 86
Ayrıca Tariuq'un bahsettiği bu sahada Keçiboynuzu,fıstık çamı,biberiye(rosmarin),bir ihtimal defne de başarılı olabilecek türlerdendir.

ceratonia Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-08-2006, 11:41   #11
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-04-2005
Mesajlar: 517
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi AYDIN_ATICI
Bitki Örtüsünün Toprak aşınmasını durdurması kocaman bir yanılgıdır: Bitkiler olsa olsa bu aşınma sürecini yavaşlatabilir. Ama asla durduramaz.

Ne karboniferin bugünkü yağmur ormanlarını kıskandıracak dev ve neredeyse bütün kara parçalarına yayılmış olan yoğun bitkileri ne de Jura döneminin dinazorlarını besleyen ormanları erozyonu önleyememiştir.

İsrarla yanlış anlamamamızı belirtmenize, erozyonun farklı bir biçimini dile getireceğinizi söylemenize rağmen ben yine yapacağımı yaptım ve yanlış anladım sayın Atıcı
Yeryüzünün varoluşundan sonra toprağın meydana gelmesi ve başka yerlere taşınmasının bir erozyon olduğunu söylüyorsunuz, doğru.
Toprağın insan yaşamı için ne kadar önemli olduğunu söylüyorsunuz, doğru.
Bitkiler ise bu aşınma sürecini sadece yavaşlatır diyorsunuz ama bitkilerin toprak oluşmasında, hidrosfer, yerçekimi, atmosfer olayları kadar önemli etkileri vardır ve bitkiler toprak oluşması tamamlandıktan sonra yeryüzünü kaplamamışlar, tam tersi, toprak oluşmaya başladıkça yayılım göstermişlerdir. Yani bitkilerin toprağın meydana gelmesiyle doğrudan belirleyici etkileri bulunmaktadır.
Söylemek istediğim, yukarıda alıntıladığım cümlenizde, toprağın oluşmasıyla, toprağın başka yerlere taşınması konusu birbirine karıştırılmış gibi geldi bana.
Yine de, ne yapıp edip herşeyi birbirine karıştırmakta üstüme olmadığını ve burada da yanılıyor olabileceğimi söyleyerek kendim için hafifletici nedenler de bulmalıyım

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi AYDIN_ATICI
Sonuç, Toprak erozyonunun olumsuz etkileri denildiğinde aslında hep insanlar için zararlı olan tarım alanlarının verimsizleşmesi, barajların dolması gibi konuları dile getiriyoruz. Bu dile getirdiklerimiz ise; toprak olmazsa açlıkla, sefaletle daha fazla karşı karşıya geleceğimiz anlamına gelmiyor mu?

Bu cümlenizi gerçekten anlamadım ve yorum getirmedim gördüğünüz gibi

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi AYDIN_ATICI
Bu yazdığım yazıda toprak erozyonunun yararları ve zararlarını karşılaştırmak gibi saçma bir eylemde bulunduğumu düşününler olabilir. Benim amacım toprak erozyonu hakkında değil, hepimizi toprak hakkında düşünmeye zorlamak. Toprakla ilgili sorunlar sadece aşınımla ilgili değil, toprağın nasıl kullanıldığıyla da ilgilidir. Toprak aşınması (hızlandırılmış olanı elbette) neden değil sonuçtur. Ancak toprak aşınmasını hızlandıran nedenlerle birlikte toprak kirlenmesini ve tarım topraklarının amaç dışı kullanımının da göz önünde bulundurulması zorunluluktur.

Toprak erozyonunun faydaları ve zararları konusunda söylediğiniz herşeye katılıyorum. Bu konuda uzman görüşlerinizle çalıştığınızı tahmin ediyorum.
Söylemek istediğim, toprağın ilk andan beri oluşmasıyla ve taşınmasıyla ilgili getirdiklerinizle, toprağın insan eliyle bozulması, kötü tarım teknikleriyle -toprak işleme, münavebenin olmaması, yanlış tarım ürünlerinin yanlış topraklarda yetiştirilmesi, hasat sonrası toprağın çıplak bırakılması, uygun olmayan sulama, tarım ilaçlarının kullanımı ve veya zararlı doslarda kullanılması...- ve daha bir çok şeyle toprağın yağışlar ve rüzgarla başka yerlere taşınmasının aynı konu içinde yer almasının, özellikle benim aklımı karıştırdığıdır.

cemada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-08-2006, 11:46   #12
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-04-2005
Mesajlar: 517
Yani kısacası, ben olsaydım, her iki konuyu ayrı ayrı ele alırdım demek istedim, izin vereceğinizi umarak tabii...
Erozyon konusunun gerçekten iyi anlaşılması için israrla işlenmesi, bıkmadan anlatılması gerekmektedir.


Düzenleyen cemada : 14-08-2006 saat 11:52 Neden: Daha kibar ifade için
cemada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-08-2006, 21:54   #13
Ağaçsever
 
AYDIN_ATICI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2005
Şehir: BODRUM
Mesajlar: 38
Galeri: 11
Bitkilerin toprak oluşumu üzerindeki etkisini ve toprak oluşum sürecini http://www.turcek.org.tr/pages.php?p...168&item=0,168 burada yazmıştım.
Neredeyse sabah olmak üzereyken toprak erozyonu konusuna farklı bir yaklaşımla girip aslında "toprak" üzerine dikkat çekmek istemiştim. Bunun sebebi de "her yıl 500 milyon ton toprak denizlere dökülüyor" geyiğinin canımı sıkması. Bunun gibi canımı sıkan başka bir geyik de " tarımda kendi kendine yeten yedi ülkeden birisiyiz- ya da birisiydik- " geyiği. Hep sormak istiyorum bu lafları sık sık kullananlara: Söyle kardeşim diğer altı ülke hangisi ya da şu 500 milyon ton toprağın hesabını neye göre yaptınız?

Benim bildiğim daha Türkiye'nin 1/25.000 lik topoğrafya haritası bile tam olarak yapılabilmiş değil. Hangi akarsunun ne kadar yük taşıdığını bu yükün ne kadarının normal ne kadarının anormal olduğunun hesabını kim yapmış? DSİ mi?
DSİ nin gerçekten çok bilgili, çok duyarlı uzmanları var ama başında İstanbul' un eski kanalizasyon Müdürü bulunuyor ve onun kültüre, tarihe bakış açısı biraz farklı. ( Hasankeyf!, Allioni! )

Diyelim ki üç aşağı beş yukarı bu rakamlar doğru rakamlar. İyi de bu kadar toprak denizlere gidiyor heba mı oluyor? (Akarsuların denize akarken taşıdıkları kirliliği saymazsak, taşıdıkları bu toprak aynı zamanda denizlerdeki canlılara bol besin taşımak gibi çok önemli başka bir işleve de sahip-di! çünkü zaten artık her birinin üzerine en az bir baraj yapıldığı için alüvyonlar barajları dolduruyor)I

Coğrafya derslerinde öğrencilere hep söylüyoruz "Efes, Bergama, Tarsus ve daha bir çok kent 2-3 bin yıl önce birer liman kentleriymiş ama Bakırçay, Gediz, K. ve Büyük Menderes, Seyhan, Ceyhan gibi akarsuların taşıdıkları alüvyonlarla denizden 7-8 hatta 10 km. içeride kalmışlar" diye anlatıyoruz.

Günümüzden 2-3 bin yıl önce nüfus bu kadar çokmuymuş? ormanlar bu kadar tahrip edilmiş mi? 2B diye saçma sapan maddeleri olan faşist dönem kanunları mı varmış?

Ne olmuş da bu kadar çok alüvyon gelmiş..ayrıca gelmiş de fena mı olmuş. Bergama, Menemen, İzmir, Bayındır, Pamucak, Söke, Çukurova gibi son derece verimli ovalar oluşmuş. Ayrıca bu saydıklarım sadece bir kaç tanesi daha başka örnekler de verebilirim. Bütün bu ovalar olmasaydı bugün halimiz nice olurdu.

Neyse konudan sapma noktasına geldik. Değerli arkadaşımız "cemada" ya çok teşekkür ediyorum. Özellikle de nazik uslubundan dolayı. Bana bir çok noktada açıklama yapma zorunluluğu olduğunu görüyorum.

"Söylemek istediğim, yukarıda alıntıladığım cümlenizde, toprağın oluşmasıyla, toprağın başka yerlere taşınması konusu birbirine karıştırılmış gibi geldi bana. "
Benim demek istediğim toprak oluşumu ve aşınması çoğu zaman ve çoğu yerde aynı anda devam eden süreçlerdir.
Toprak oluşumu ve aşınmasının aynı anda devam eden süreçler olduğunu belirtmek istedim.
Öte yandan bence forumda başlı başına "toprak" konusunu ele alan bir başlık açılmasında yarar var. (yoksa var da ben mi görmedim? ama inanın forumda o kadar çok konu var ki bazen forumdaki konulara bakarken yoruluyorum ve sonunda forumda kaybolup ana sayfaya dönüyorum oradan da resimlere falan bakarken ilgimi çeken konu bir anda ilgimin dışını çıkıyor

AYDIN_ATICI Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-08-2006, 22:14   #14
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-04-2005
Mesajlar: 517
tamam

cemada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-08-2006, 08:52   #15
Ağaçsever
 
AYDIN_ATICI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2005
Şehir: BODRUM
Mesajlar: 38
Galeri: 11
Bu arada bir ekleme daha yapmalıyım, Türkiye'nin ortalama yüksekliği 1165 metre ve eğimli, çok eğimli, dik, çok dik ve sarp alanlar Türkiye yüzölçümünün %91 ini oluşturuyor. Ayrıca akarsuların rejimleri düzensiz, akışları hızlı..

Buna kötü ormancılık politikaları, yanlış arazi kullanımları, ekstansif hayvancılık da eklenince toprak aşınıyor.

AYDIN_ATICI Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-08-2006, 09:28   #16
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-04-2005
Mesajlar: 517
Ne olacak peki? Nereye gidiyoruz?

cemada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-08-2006, 10:01   #17
Ağaçsever
 
AYDIN_ATICI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2005
Şehir: BODRUM
Mesajlar: 38
Galeri: 11
Türkiye düzleşiyor, düzleşecek

AYDIN_ATICI Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-08-2006, 17:46   #18
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-04-2005
Mesajlar: 517
desenize her yer konya gibi olacak. yeter orada on beş yıl yaşadığım. başka düze tahammül edemem artık. bulurum çıkıntılı bir yer giderim, ya da galile'yi engizisyona mahkum edenler sonunda haklı çıkarlar.

cemada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-09-2006, 11:42   #19
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 27-08-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 2
Erezyonu Önlemede Dut

Kemaliye'de 30 Temmuz 2006 da yapılan I.Dut Paneli katılımcılarından Hacettepe Üniversitesi Ağaç Endüstris Mühendsliği Ana Bilim Dalı Bşkanı Prof.Salih Aslan, kök ypısı itibariyle erezyonu önlemede dut ağacının önemli olacağını bidirmişti.

Gülnur Gürler Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-09-2006, 12:37   #20
Ağaç Dostu
 
eskimo's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-06-2005
Şehir: Didim
Mesajlar: 740
Galeri: 24
Bilimsel açıklamanızın sonucuna göre,
günümüzde yapılan erozyon ile mücadele, günü kurtarmak için yapılacak küçük bir önlem mi?
**** ağaçlandırmayı hızlandırmak için bir aldatmaca mı?

eskimo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-09-2006, 12:45   #21
Ağaç Dostu
 
eskimo's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-06-2005
Şehir: Didim
Mesajlar: 740
Galeri: 24
Aydın bey konunun uzmanı olarak, size ilçem ile ilgili bir soru sormak istiyorum.
İlçemizde hapisane inşaatı devam ediyor(1, sınıf tarım arazisi üzerine) ve inşaattan çıkan toprakları dökmek için köylüye para teklif ediliyor,
bir çok köylü kabul etmedi.
Yakın köyümüzde, kısman kurumuş olan dere yatağının bir kısmının doldurulduğu bilgisini aldık.
Bunun sonuçları ne olur?

eskimo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-09-2006, 05:05   #22
Ağaçsever
 
AYDIN_ATICI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2005
Şehir: BODRUM
Mesajlar: 38
Galeri: 11
Sayın Eskimo, Öncelikle beni konunun uzmanı olarak nitelendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Doğrudan bu konuyla ilgili eğitim almış olmama ve uzun yıllar boyunca arazi kullanımı üzerine çalışmalarda bulunmama rağmen yine de kendimi bu konuda uzman olarak göremiyorum. Öte yandan öylesine derin bir konuyu açtınız ki, ne kadar konuşsak azdır ama ne kadar çok konuşsak da o kadar yararsız bir durum ortaya çıkmaktadır. Ziraat Fakültelerinden tutun da tarım kooperatifleri birliklerine kadar herkesin dile getirdiği ve topraklara sahip çıkması gereken Bakanlığın da samimi bir şekilde toprakları koruyamamasını itiraf ettiği bir ülkede yaşıyoruz.

Yine de sorunuzla ilgili olarak bildiklerimi aktarmaya çalışacağım: Öncelikle kurumuş dere yatağının doldurulmasının sonuçları yağışlı dönemde görülecektir mutlaka. Beni esas üzen 1. ve 2. sınıf verimli tarım arazilerinin tarım alanı olmaktan çıkartılmasıdır. Aşağıda Tarım ve Köyişleri Bakanlığının web sitesinde yayımlanan bir rapordan alıntılar var:

"Tarım alanlarının korunarak, amacına uygun kullanılmasını sağlamak, ülkemizdeki sınırlı miktardaki tarım alanlarında tarımsal üretimde bulunabilmenin temel şartıdır. Oysa, ülkenin işlenebilir tarım arazilerinin % 60.1’inde (15.859.455 Ha.) orta, şiddetli ve çok şiddetli olmak üzere su erozyonu sorunu bulunmaktadır. Ülke topraklarında taşlılık, drenaj ve çoraklık sorunları önemli boyutlardadır. Her türlü tarıma elverişli arazi varlığının toplam arazi varlığının sadece % 6.5 oranında olması nedeniyle, doğal kaynağımız ve geleceğimizin güvencesi olan tarım arazilerimiz sanıldığı kadar geniş bir alan kaplamamaktadır" (Tarım ve köyişleri Bakanlığı)


Verimli tarım arazilerimizin amaç dışı kullanımı yanısıra bir de yanlış arazi kullanımı (aşırı sulama nedeniyle toprak tuzlanması, tarım kimyasallarının bilinçsiz kullanımı nedeniyle toprakların kirlenmesi vb.) ile IMF nin diretmeleriyle tarım desteklerinin kaldırılması sonucunda çiftçilikle uğraşan nüfusun Büyük kentlere göç ederek başka geçim yolları araması ve bunun getirdiği sosyal çöküntüler suç oranının artmasına dolayısıyla hapishanelerin dolup taştıkları için yenilerinin yapılmasına neden olması garip bir çelişki ortaya çıkartıyor. Çok dolaylı gibi görünse de verimli tarım arazilerimizin azalmasının inanın bu türden olumsuz sonuçları da ortaya çıkıyor.

Bakın size Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın internet sitesinden başka bir alıntı
: "Verimli tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımıyla ilgili bir yönetmelik bulunmasına karşın, yaptırım gücünün olmaması nedeniyle, plansız kentleşme, sanayileşme ve turizm yatırımları sonucu her yıl önemli miktarda verimli tarım toprakları elden çıkmaktadır. Çukurova, Ege, Bursa, Trakya ve benzeri diğer verimli tarım arazilerinin bulunduğu bölgelerde bu bilinçsiz uygulamalar gelecek için tehlike işaretleri vermektedir. Marmara Bölgesinde 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde yaşanan depremler de, tarım arazilerinin tarım dışına çıkarılmasından doğan zararın acı ve gerçek boyutunu gözler önüne sermektedir. Dolayısıyla ülke genelinde detaylı toprak etütlerinin yapılarak, tarım dışı sektörlerin ihtiyacı olan sahaların öncelikle ve ivedilikle belirlenmesi şarttır. Bu etütlere dayalı olarak yapılacak arazi kullanım planlaması, verimli tarım topraklarının tarım dışına çıkmasını önleyen bir ilk adım olduğu gibi, deprem, sel vb. doğal afetlerden doğabilecek zararların da en aza indirilmesine sebep olacaktır."

Alıntının tam metnini bu adreste bulabilirsiniz: http://www.tarim.gov.tr/arayuz/6/ice...ma_gerekce.htm

Önceki mesajınızda "ağaçlandırmayı hızlandırmak için bir aldatmaca mı?" diye sormuşsunuz. Bu bir anlamda doğru ancak ağaçlandırmanın hızlandırılması gerçekten zorunlu. Yani ağaçlandırmayı hızlandırabilmek için ne gerekirse yapılmalıdır. Tabii bu işlem yapılırken o yörenin asli bitki türlerinin dikilmesi ve dikilen ağaçlara şu kadar sene sonra bu kadar ster odun, kereste gözüyle bakmaması koşuluyla. Ağaçlandırmaya sadece toprak erozyonu açısından bakmamak gerekir diyorum, diyoruz..Bu dünyada insan dışında da canlıların yaşadığını unutmadan, onlardan çaldığımız ortamlarını geri vermek açısından yaklaşmalıyız. Elbette su ve karbon dengesi açısından da önemini de belirtmek gerek.


Düzenleyen AYDIN_ATICI : 13-09-2006 saat 05:07 Neden: renkleri düzenlemek
AYDIN_ATICI Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-09-2006, 15:24   #23
Ağaç Dostu
 
eskimo's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-06-2005
Şehir: Didim
Mesajlar: 740
Galeri: 24
Aydın bey bilgileriniz için teşekkür ederim,
Dere yatağının doldurulması yağışlı havalarda görülecektir demişsiniz,
ya sel olursa?
Sel felekati yaşanması durumunda dere yatağının yüksek kısmında sel baskınlarımı olur?
Veya suyun siddeti ile Dere kendine yan taraftan yeni bir yol mu bulur?
Her iki sonuçda olursa olsun,
bu konu çevresel olamakla birlikte sel olması durumunda tarla sahiplari tarafından kişiselde olacak gibi gözüküyor.

Tarım arazilerinin üzerine sanayileşmenin tarakya'daki sebelerinin başında;
Toprak fiyatlarının çok ucuz olması geliyor,Keşanda toprağın dönümü 1-2 milyar
Çiftçinin toprağı çok kıymetlidir para ile ölçmez ama çifçi artık para kazanamıyor
ve toprağını gözden çıkarıyor **** miras kalmış satılıyor,
buda sanayiciye yarıyor.
Hükümet zaten sanayicinin yanında
kim düşünür verimli araziyi,su kaynaklarını,ergene nehrini......
Durum hiç iç açıcı değil.

eskimo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-10-2006, 01:35   #24
Ağaçsever
 
Skala's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-07-2006
Şehir: Antalya / Arapsuyu
Mesajlar: 48
Toprak Nasil Meydana Geldi Merak Eden Okusun :

Toprağın oluşu çok uzun bir hikaye olup bunu siz değerli dostlarıma kısaca anlatayım. Bundan yüzlerce yıl önce, avucumuzda tuttuğumuz bir avuç toprak meydanda yoktu. Belki kayalık bir dağın bir parçasıydı zamanla yağmur, rüzgar, kar, sıcaklık gibi çeşitli etkilerle dağdaki kayalar parçalandı. Bu parçalar, yine çeşitli dış olayların etkisiyle ufalanarak, çakıl, kum, çamur ve kil haline geldiler.

İşte bir avuç toprağımızın bu şekilde ortaya çıktı ve çoğaldı. Daha sonra bakteriler ve başka mikroskobik hayvancıklar, bitki zerrecikleri, meydana gelmeye başlayan bu toprağa eklendi. Çeşitli varlıklar, suyun etkisiyle bu toprağın içinde büyük bir çalışmaya giriştiler. Ve yeni yeni kimyasal bileşimler meydana getirdiler. Böylece insan, bitki ve hayvanların yaşamasını sağlayan humuslu toprak meydana geldi.


Düzenleyen Skala : 18-10-2006 saat 02:43
Skala Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-12-2006, 13:55   #25
Ağaç Dostu
 
titan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-09-2006
Şehir: Yalova
Mesajlar: 357
Galeri: 31
Ülkemizde erozyon konusunda çalışma yapan bir tek TEMA mı var yoksa başka kuruluşlar var mı? Eğer yoksa neden bunların yenilerini kurmak için hiç çalışmalar yapılmıyor?

titan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-12-2006, 19:00   #26
Ağaç Dostu
 
aybala's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-10-2004
Şehir: İstanbul-Maltepe
Mesajlar: 6,824
Galeri: 580
Az önce TRT2 Haber Anadolu programında Konya Karapınar ilçesindeki erozyona ait görüntüler vardı. Kökleri tamamen dışarıda kalmış 2 ağaç erozyonun sembolu haline gelmiş.

Buradaki rüzgar erozyonunun sonuçlarını yol kenarlarındaki çitlerin görülmeyecek şekilde kuma görmülmesine ait görüntüler anlatıyordu.

Bölgede silahlı kuvvetlerin 2 yılda 400 bin ağaç ekerek erozyona karşı yaptığı çalışmalardan bahsedilerek yardım istendi.

aybala Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 06-03-2007, 22:39   #27
aer
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-02-2007
Şehir: kocaeli
Mesajlar: 342
Merhabalar..
Mesleğinizin yabancısıyım ama bu kadar çok orman mühendisini bulunca buradan sormak istedim..
Karadenizin bir koyunda erezyon nedeniyle, %45-50 eğimli alanda meşe ağaçlarının kökleri dışarıda kaldı..toprak olduğu gibi denize akıyor, kırmızımsı bir toprağa sahip..
Bu bölge devlete ait,Tema ve bir çok yere bildirmeme rağmen meşelik alanında her yıl azalma oluyor seyreklendirme ve yerine tekrar ağaç dikimi için uğraşmama rağmen, bir türlü başarılı olamadım..
Sorum şu; bu alana ağaç dikmem yasak erezyona karşı set imkanı yok, ben buralara ağaç dışı hangi bitkiyi ekebilirim, kazık köklü bitkiler mi yoksa yayılıcı bitkiler mi ekmeliyim...
**** başka ne/ler yapabilirim yol gösterirseniz sevinirim..

aer Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-03-2007, 00:01   #28
forester
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: ADANA
Mesajlar: 19
Erozyon mu, Heyelan mı

Sayın Ağaç sever,

Bahsettiğiniz şeyin erozyon olduğundan emin misiniz.

Çünkü erozyon yüzeyden akar ve çok kolay belli olmaz. Hele hele üzerinde doğal bitki örtüsü olan bir yerde erozyon pek rastlanan bir durum değil. Toprak kayması demek daha doğru bence.

Toprak kaymasının nedeni ise bahsettiğiniz o kırmızı renkli killi toprak. Çünkü killi toprak çok küçük gözenekleri olan bir toprak türü. Ve içerisine kütlesinin on katına yakın su alabilir. Ve bu suyu taşıyamadığı için yamaçlardan zaman zaman kayarak heyelana neden olur. Bu dediğiniz yerde drenaj problemi var demek ki. Toprak bünyesine giren suyu bırakamıyor. Bunun için drenaj hendekleri açmalısınz. Herhangi bir bitkileendirme gereksiz. Dernaj hendekleri zamanla buradaki suyu azaltarak tekrar eski haline getirir. Fakat eğer imkanınız el veriyorsa kayan yere dren başları olan bir isnat duvarıda önerilebilir. İsnat duvarının üzerinde istediğiniz türü yetiştirebilirsiniz...

Emrah ÖZKALE Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-03-2007, 17:10   #29
aer
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-02-2007
Şehir: kocaeli
Mesajlar: 342
Sn.Emrah ÖZKALE, öncelikle vermiş olduğunuz bilgiden ve ilginizden dolayı teşekkür ederim..
Sizlerden öğreneceğimiz çok şey var..
Sizinde bahsettiğiniz gibi bu anlık bir olay, toprak çöküntüsü değil;yaklaşık 20 yıl önce daha iyi durumdaydı her yıl yağmurlarla birlikte toprak azalması var..
Ben yavaş yavaş toprağın kaybına erozyon, toprağın ani göçmelerine heyelan dendiğini biliyordum ( yaklaşık 20 yıllık toprak kaybı heyelan olabilir mi acaba? )
Aklım karıştı..Umarım zorda olsa yapılacak bir şeyler vardır, meşelik için

aer Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-03-2007, 19:58   #30
forester
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: ADANA
Mesajlar: 19
Erozyon için öneriler

Sayın Ağaç Sever.

Bahsettiğiniz yerin karadeniz yöresinde olması, üzerinde doğal bir bitki örtüsü olması ve kırmızı renkli toprak gibi özellikler benim bu yorumu yapmama neden oldu sanırım. Fakat görmeden bir şey diyemem. Yirmi yıldır bu sorunun olduğunu söylüyorsunuz, peki burada arazinin doğal yapısına yapılmış bir müdahale varmı. Yani yamaç üzerinde yol veya bir yapı inşası için bir kesinti açıldımı bu da önemli bir konu. Çünkü normal olarak her toprak erozyona uğrar. Buna biz doğal erozyon deriz. En sık orman kuşaklarında dahi doğal erozyon gözlenir. Fakat bu çok fazla olmadığından farkedilemez. Bahsettiğiniz olay eğer bir müdahale sonucu başlamışsa buna bir şey diyemem.

Ama erozyonla mücadelenin temel mantığı yağmur sularının toprakla olan temasını kesmek olduğunu biliyorsunuzdur. Eğer burada bir erozyon varsa bunuda ancak bu şekilde önleyebilirsiniz. Bunun için alanı çimlendirebilirsiniz, yüzeyde akış meydana gelir fakat toprak kaybı azalır, **** yer örtücü sarılıcı bitkilerde kullanılabilir örneğin Similax aspera ( Orman asması ) türü Clematis vitalba ya da ekonomik değeri olan ve şu an fidelerini de bulabileceğiniz Capparis sipinosa ( KEBERE - KAPARİ ) olabilir. Yine Rubus ( BÖĞÜRTLEN )türleride aynı işi görebilir. Amaç yağmur sularının direk toprakla temasını kesmek ve yamacı onarmak olmalıdır.

Kazık köklü bir ağacı o yamaçta tutturma epeyce zaman alacaktır. Bunun için önce öncü bir türle sorunu giderip daha sonra doğal yapıya uygun Meşe türleriyle tekrar ağaçlandırabilirsiniz. Ama öncelik buradaki erozyonu durdurmak olduğu için yukarda saydığım türleri kullanmanız daha uygun olacaktır.

Birde eğer buranın fotoğraflarını çekip ekleyebilirseniz daha net bir yorum yapılabilir.

Emrah ÖZKALE Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 19:53.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019