![]() |
|
|
|
#11 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Hobi ile ticari üretim arasındaki farkı malınızı satmaya çalıştığınız zaman görüyorsunuz. Kabzımal hayatında marul yetiştirmemiş belki, belki marul sevmiyor bile. Ama ürün standartlarını çok iyi biliyor. Mala bakar bakmaz bu çok sarı, bu lekeli, bu acımış, bunun formu bozuk vs vs diyebiliyor. O yüzden çok sıkı bir kontrol gerekiyor. Ufak bir gözden kaçırma, ihmal, bilgisizlik binlerce bitkinizin satılamaması demek. Yenemez mi? Yenebilir elbet ama raf değeri sıfırdır. Uygun bir fiyata ikinci el spektrofotometre almak mümkün. Ama iş spektrofotometreyi almakla bitmiyor. Devamlı suretde kalibre etmek gerekli ve kalibrasyon sıvıları o kadar pahallı ki, benim bir yıllık gübre masrafımı geçiyor. Ayrıca tecrübe kazandıkça ve merakınız varsa, element eksikliklerinin veya fazlalıklarının bitkide yol açtığı sonuçları gayet doğru tespit edebiliyosunuz. Mümkün mertebe ürünü kurtarma şansınız oluyor. Spektrofotometre maraza çıkmadan müdahele şansı veriyor fakat şu aşamada benim için pahallı bir sarf malzemesi. Ancak büyük tesisler veya çok özel bitkiler yetiştirenler için cazip bence. Zamanla kazanılan tecrübeler hangi bitkiye hangi zamanda ne oranda ne vermek lazım olduğunu öğrenmemize yol açıyor. Ve bir sonraki ürünümüz daha kaliteli oluyor. Misal; Temelde bütün ürünlerim için aynı formülü kullanıyorum. İlk yaptığım yağlı kafalar açık sarı ve yamuktu. Daha sonraki üretimerimde EC'yi 1.45 yaptım ve mağnezyumu ve demiri arttırdım. Şimdi sorunsuz mal çıkartabiliyorum. Fakat ben her zaman işletmemin başındayım. Olayı tamamen kendim yönlendiriyorum. Tesisiniz büyükse ve tek başınıza yapma şansınız yoksa o zaman spektrofotometre ve dozlama pompaları kullanmanız kaçınılmaz olacaktır. "Bence" diye yineliyorum. Çünkü tecrübelerim kendi işletmemle sınırlı. |
|
|
|
|
|
|