![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 16-09-2008
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 26
|
İnadına kaçmak için kalplerimizdeki umut tohumlarını yeşertmeye, büyütmeye devam edelim.. Siz, dostlarımın tüm mesajlarını tekrardan okudum.3-4 aydır iş değişikliğinden dolayı forumu takip edememiştim. Söze, sizlerin bıraktığı yerden devam etsem aynı akıntıda yol alan bi dal parçası gibi olabilirim, varsın olsun.. Burada her bir can arkadaşın söylemlerine kalpten katılıyorum. Biz de emekliliğini beklemeden kırsal yaşamın dinginliğinde(!?) olmak isteyenlerdeniz. "Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz ............'sıyız." diye bi reklam spotu vardı yıllaar önce.. Özlem ve isteklerimiz belli, bi farkımız yok. Yüreğimizde coşku yaratan betimlemeler birbirine benzer, bi farkımız yok. Niyet ve girişimlerimiz aynı, bi farkımız yok.. Örneğinimiz de çook: "Aslında istediğim çok çok bir köy evi: ahşap iskeleti, araları kerpiçle örülsün, Sıvası çamurdan ve samandan, üzerine beyaz badanası olsun. Pencerlerinden güneş girsin; horoz sesi, inek çanı, at kişnemesi, gübre kokusu girsin. Ocağı olsun yemek yapılası, kocaman bir odanın bir duvarında." "Tek odalı bir dam (bağ evi) ve gölgeli küleme (çardak). Ne elektrik nede teknoloji, sadece transistörlü radyo. Yiyecekler tel dolapta, yemekler odun ateşinde günlük pişiyor, ekmekler ise halis buğday unundan köy usulü fırında pişiyor." Sn.Tenar, Zeytinci, efe-can, ahmeter, aliş, Minem, caucasus, seyyah17, aaylin, rohlfs, denizakvaryumu, aslan_k, hosseda, cemo, nurcanaybay ve diğer isimlerini yazamadığım arkadaşlara somut anlamda sesleniyoruz: UMUTLARINIZDAN VAZGEÇMEYİNİZ. Ne para kazanmanın sonu var. Ne de mal edinmenin sonu var. Mevki, kariyer, koltuk geçici kavramlardır. Giderken bir şey gitmiyorki. İşi bilen usta bulamıyorsak biz önce araştırıcı-amatör çırak edasıyla, aklını profeyonel işleten ustalar olalım. Önce kendimiz asgari müşterekte kafa dengi insanlar olalım. "artık insanlar kaba bir tabirle atıp tutuyorlar "şöyle yaparım böyle yaparım" diye ama iş icraata geldiğin de malesef etrafınızda kimse kalmadığını görüyorsunuz. İnsanların birbirlerine güveni mi kalmadı yoksa "amann nasılsa gideriz toprak, doğa kaçmıyor ya" diye mi düşünüyorlar bilemiyorum. Dönem dönem o an ki psikolojimize göre konuşmak yapmaktan daha kolay geliyor bizlere." Genel geçer psikolojik halimize göre konuşanlar yerine farklı tad,anlayış ve duyarlılığı özümsemiş kararlı, azimli insanlar olalım.. Önce biz olalım, derim.. Önce biz 'günaydın, iyi günler, hoşgeldiniz' diyenler olalım.. Önce biz emin ve güvenilir olalım yaşamsal değerlerimizin devamlılığı için.. Eğer 'değilsek' bu sözler fazla bize.. İstanbul-Anadolu yakasında Üstbostancı'da yaşıyorum. Çalıştığım firma YDudullu sanayinin içinde.. Gözlerim ağacı, toprağı, suyu göremiyor.. Ereğli ve Menderes'teki dostların doğaya yakınlıkları imrendiriyor.. Türkiye'nin bi çok yerinde tanıdığım arkadaşlarım, benzer taleplerini(köye-kırsala yerleşmek) imkanları ölçüsünde yaşama geçirmek için ferdi çabalarını sonuna kadar kullanıyorlar.. Birisi Antalya-Kemer'de, birisi Küçükkuyu'da, birisi Gümüldür'de, birisi Ödemiş'de, birisi Bursa Ürünlü'de ve daha başka yerlerde.. Sizlerle aklınızın ve kalbinizin bi yerinde yeşermiş bu umutlarla bir araya gelelim, diyorum. Sevgi ve Esenlikle kalın ) |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 16-09-2008
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 26
|
Saman Balyası Evlerinden Örnekler
Sizlerin özlem dolu kokan niyetlerinizi biraz ateşleyelim istedim.. Nette bikaç yere bakıp aşağıda ve ekteki Saman Balyası-Straw Bale- evlerinden örnekleri içeren resimleri yükledim... Sevgiler |
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 24-12-2008
Şehir: İzmir/Kaynarpınar
Mesajlar: 1,151
|
Alıntı:
Bir oda bir mutfak içi ahşap taş ev düşünmüştüm. Ağaç ev, prefabrik **** karavan bana uygun değil. İçinde asırlık zeytin ağacları ve tarım yapılan bahçenin 1 derece doğal sit yapılmasına şaşırdım. Yoksa, doğal ormanlarımızın ve sahillerimizin sit olarak korunmasına tarafım. Hoşça kalın. |
|
|
|
|
|
|
#4 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 26-07-2007
Şehir: Yerdeniz
Mesajlar: 186
|
Alıntı:
Bu işi biraz karıştırmaya başladığımda, Hükümetin toprak oyunları çıkıyor karşımıza ne yazık ki. 2Blerden sonra bir de bu var. Etrafınızdakilere söyleyin lütfen, arazilerini kimseye satmasınlar. Çünkü ucuza kapatmaya ve yanyana arazileri almaya çalışıyorlar. Daha sonra sit alanından çıkarıp otel motel yapacaklar anlaşılan. Biliyorsunuz bizim oranın insanları böyle şeyler olsun istemiyor ve hatta otoban dahi istemediler, şimdilik izin vermediler, en gel olundu ama... bir yolunu bulanlar var görüyorsunuz. Benim bahçemde asırlık ağaçlar bile yok. yıllardır tarım yapılır. Eski bağlıktır. İki oda salon bir ev yapacaktık, bir oda bile yapamıyoruz. Ama hayyallerimi gerçekleştirmeye engel değil bu. Hemen bir B planı yürütmeye başladım. Biliyorsunuz 1.derece doğal sit olunca kuyu dahi açamıyorsunuz. Suyu şebeke suyundan alıyorum. Karaburun yolunun üzerinde en son geçen imardan sonra imarsız olarak kayıtlı yerlerin hepsi sit alanı olarak yazılmış. Yolun altı hepten sit. |
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 24-12-2008
Şehir: İzmir/Kaynarpınar
Mesajlar: 1,151
|
[QUOTE=tenar;359594]Bu işi biraz karıştırmaya başladığımda, Hükümetin toprak oyunları çıkıyor karşımıza ne yazık ki. 2Blerden sonra bir de bu var. Etrafınızdakilere söyleyin lütfen, arazilerini kimseye satmasınlar. Çünkü ucuza kapatmaya ve yanyana arazileri almaya çalışıyorlar. Daha sonra sit alanından çıkarıp otel motel yapacaklar anlaşılan. Biliyorsunuz bizim oranın insanları böyle şeyler olsun istemiyor ve hatta otoban dahi istemediler, şimdilik izin vermediler, en gel olundu ama... bir yolunu bulanlar var görüyorsunuz. QUOTE] Arazilerin miras sebebiyle bölünerek küçülmesi kırsal alanda tarımı öldürdü ama doğanın bir dereceye kadar bakir kalmasını da sağladı. Mülk sahibi çoğalınca anlaşarak arazi satılması da zor oluyor böylece betonlaşma azalıyor. Devlet kuralı, kanunu koyuyor dürüstler için. Kurala kanun tanımayan cesurlar işini hallediyor. Paranın gücüyle olağanüstü yapılar yaparsın. Ama bizim yarımadanın doğasını yapamazsın. Şimdilik en azından.... ![]() Internet icat oldu tepemizde binlerce göz doğayı izliyor. Tanrı doğa katliamcılarından, kötülüklerden son kalelerimizi korusun. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 28-01-2009
Şehir: İzmir
Mesajlar: 54
|
ah ne güzel bizde bahçeli evden apartmana taşınıyoruz![]() |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 16-09-2008
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 26
|
http://www.greenplanethomes.ca/photo_gallery.htm http://harvesthomes.ca/portfolio/ resmin yanındaki yerleri tıklayın.. http://www.strawbalebuilding.ca/gallery.shtml Buraya aldığım örnek ev modelleriyle ilgili teknik bilgiyi bu website yetkililerinden yardım isteyebiliriz. Daha önce bir arkadaşımız imeceevi'nden (İsmail Yenigün'den) yardım ve destek alabileceğimizi söylemişti.. Hadi hayırlısı.. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 21-11-2008
Şehir: Menderes-İZMİR
Mesajlar: 113
|
Emeğinize-elinize sağlık sn. sedirtoprağı; Yüklediğiniz resimler çok güzel. Yeni bahçe kuracaklar için güzel modeller var. Kafamda yapacağım eklentiler için ben de model alabilirim. Bir anımı anlatmak istiyorum: Bu araziyi aldığımda çıplak ayakla çalışıyordum tarlada. Yorulunca da toprağa upuzun yatıyordum. Yanımdaki tarlada yaşlı bir adam beni izliyormuş. Kahveye gitmiş " yazık adama, kafayı kırmış. Toprağa belenmiş çalışıyor. Karısına yazık, odun ateşinde çay yemek yapıyor. Üstelik memurmuş. Allah şifasını versin" diye kahvedekilere anlatmış gördüklerini. Yabancı olduğum için bir kaç kişiden fazla insan tanımıyordum. Tarlanın kenarında açık alana bir uyduruk mutfak yapmıştım. Tarlanın etrafı açıktı. Sadece yeni diktiğim meyve fidanları vardı. Ertesi yıl sebze, karpuz kavun vs vs diktim. Herşey çok fazla idi. Genç fidanın bir dalına poşet torbası astım. Kartona bir tabela yazdım. " ihtiyacı olan fidelere zarar vermemek kaydı ile sebze toplayabilir " Gelen geçen toplamış götürmüş. Bir gün kahveye gittim. Ayağımda çizme, başımda poşu, üstüm toz toprak. Birkaç çay içtim. Bir adam oturdu yanıma. Durumu anlattı. " Senden özür dilerim. Sen bizi utandırdın. Meğerse senin kafan kırık değilmiş" dedi. Aslında insanlar emekli olduktan sonra , şehirde kalma zorunluluğu yoksa, kırsal kesimde yaşamalarında yarar var. Hem şehrin yükü azalıyor, hemde insan daha sağlıklı kalıyor. Haftada bir gün kültürel gıda için ( sinema-tiyatro vb ) şehre inilebilir. Zaman zaman şehre indiğimde arkadaşlamın büyük bir çoğunluğu kahvelerde vakit geçirdğini görüyorum. Solundaki oyun arkadaşı taş atmadığı için ağzı bozuluyor. Sözcük dağarcığını yeni argo ve küfürlü sözcüklerle zenginleştirmişler. Yüz renkleri tanımı uygunsa; yoğurtlu patlıcan gibi olmuş. ****** günde 10 küsür saat kahvede oturmanın bir de ekonomik boyutu ve arkasından gelen geçim sıkıntısı vardır. ****** böyle yerde yaşamak için önce toprağı, otu çöpü, börtü böceği, yılanı sevmesi lazım. Karı kocanın fikirlerinin de örtüşmesi gerekir. Saygılarımla. |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 04-02-2008
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 7,951
|
Bahçe
Sayın Efe Can yazınızı okudum görüşlerinize katılıyorum . Müsade ederseniz son cümlenizi bir daha buraya yazmak istiyorum. ****** böyle yerde yaşamak için önce toprağı,otu cöpü ,börtü böçeği ,yılanı sevmesi lazım .Karı koçanın fikirlerinin örtüşmesi gerekir. Hayat arkadaşınızın sinek yapıyor diye eve saksı sokmazsa,her eli toprağa değdiğinde yıkamak için çeşmeye koşarsa ,sinek geliyor ben bahçede yemek yemem derse bu iş zor Sizi candan kutlar uzun ömürler dilerim |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 16-09-2008
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 26
|
Saman Balyasından-Straw Bale- bikaç örnek daha Fırsat buldukça yapım uyguklamaları hk. az da olsa katkı sağlamaya çalışacağız.. İnadına (güzel inat) yürümek istiyoruz.. Esenlikler |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 20-08-2013
Şehir: Adana
Mesajlar: 1
|
çok güzel ev projeleri. bakalım bizde yapabilecekmiyiz bu şekilde bir ev... |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 04-02-2008
Şehir: istanbul-Gelibolu
Mesajlar: 1,829
|
Arkadaşlar önce selam buralardan çekip gitmek atlı konunuzu merak edip yazılanlar banim yaşam anlayışıma uygun paralellik arz ediyordu efe- can arkadaşımın yazılarınıda görünce kendimi konunun yabancısı görmedim. Önce size kendimden bahsederek tanışalım ben bahçe,toprak ,kompost hobilerimi hayata geçirmek için geliboluda 300 mt2 arsa içinde bürüt 72mt2 tek katlı bahçeli evim de senenin yarısı orada yaşıyarak emekliliğimin demini sürüyorum. Bahçemde bulunan ağaçları çekirdekten yetiştirip amatörce aşılama işlerni onların üzerinde öğrendim. Kendim pratikten yetişme elektronik teknisyeniyim Radyo,Tv Tamiri ve Uydu montajcılığı üzerine dükkanımdan 1995 senesinde emekli olduktan sonrada kesintili olarak devam ediyorum . Buralardan çekip gitme duygusu, bana rahmetli babamdan kalma sanki vasiyet gibi hayata geçirme isteğini kabullendim . Bu duygu bende alışkanlık yaptı gelibolu ya gitme heyacanım bitmiyor .Ocak 23-Şubat 19 arasında yine orada kış da olsa bahçemde ağaçlarımın yanında olmak mutluğunu kendime yaşatmış oldum bahçe ve ağaçlarımla ilgilenip bakımlarını yaptım toprağın uygun yerlerine bakla,bezelye,soğan,sarımsak ektim aşıya gelen ağaçlara kalem aşısı yaptım.Bordo bulamacı ile ağaçlarımı asmalarımı ilaçladım. Tanışma için sorularınız olursa cevaplamaktan kaçınmıyacağım tekrar bu satırlarda buluşmak üzere sağlık esenlik içinde olasınız |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 20-09-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 126
|
Sn. epsody, birşey soracağım. Sanırım İstanbul'da da yaşadığınız eviniz var, Gelibolu'da da.... Siz İstanbul'da olduğunuz zaman Gelibolu'daki evizin güvenliği problem olmuyor mu, yani eviniz kırsal kesimde mi, şehir içi bir yerde mi? Şehir içinde ise şehirden kaçmış olunmuyor pek diye düşünüyorum, şehir dışına çıkıp da 7/24 yaşamayınca güvenlik problemi oluşmuyor mu? Şimdiden teşekkürler... |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 04-02-2008
Şehir: istanbul-Gelibolu
Mesajlar: 1,829
|
Sn.Açık-pozisyon önce selamlarımı sunar, yazıma gösterdiğin alkana teşekkür eder, samiyetine istinaden sorularınızı tam anlamıyla yanıtlıyarak, şehirden kaçarak buralardan çekip giderek büyük şehir hayatının stresini küçük bir beldede sakin, mutlu, sade ve doğallığı içinde; yaşamın acı tatlı birikimlerin geçimden kaynaklanan olumsuz etkilerinin strese dönüştüğünde yaşamın güzelliklerinin silinipte hayatın çekilmezliğini tatlı anılara dönüştüren , kaçışın nasıl bir sihirle yeni bir dünya yaşamı başlattığını, romanlara konu olacak kadar uzun ben size özetliyerek sorularınızın içinde açıklamaya çalışacağım .. İstanbul eyüpte babadan kalma bahçeli bir evde yaşıyorum, bu ev ne kadar müstakil olsada büyük şehir hayatının olumsuz, kargaşa stres yaratan koşullarınıda azaltmıyor. Mesleğim ve evliliğim içinde kırsalda yaşamanın hazlarını yakaladım, kenarda yaşama planları yaparken, atölyeme komşu bir avukat arkadaşla 1987 yılın da geliboludaki evim olacak koopratife üye olduk, fakat sizinde malumunuz koopratifler işi yokuşa sürerek üyelerin evlerini tamamlamadan 300mt2 arsada %20 imarlı tek katlı kaba inşaat durumda olarak 1993 yılında kooparatif dağıldığından üyelere teslim edildi. Ben ve eşim kendi imkanlarımızla yaparız düşüncesiyle 1997 ağustosunda gerekli hazırlıkları tamamlıyarak, ben eve lazım olan kapı çerçeve ve el aletlerimi, eşimde evde kulanacağımız eşyaları tamamlıyarak geliboluya gidiş maceramıza başlamış olduk. Ben kendi evimin ustalığına soyunurken eşimde bahçe düzenleme işleriyle bir yandan bana çimanto işlerinde su ve elektrik tesisat işlerinde yanımda bulunarak yardımlarını kendi evini yapmanın şevki ve heyacanı içinde, büyük şehrin verdiği stresi umutsuzluğu evimizin inşaatına gömüyordük. Bulunduğumuz yer şehir merkezine 6.3 km gelibolun dışında kırsal alanlarla çevrili tarlalar içinde, merkeze bağlı bir mahalle ulaşım münibüslerle sağlanıyor devamlılığı yaz sezonunda sabah 8den akşam 19a kadar saatte bir olarak servis yapıyorlar kışın yolcu olursa günde 3servis yapıyorlar, kendi aracımız olmadığından şehre gidişi minibüsler le karşılıyoruz . Gelelim güvenlik konusuna sitemiz de hayvan severlerden dolayı bir çok kedi ve köpek barınıyor bunların ihtiyaçlarıda siteye kış aylarında da istanbulun yaşamından kaçamak yaparak yaşamaya gelen bir kaç komşunun bulunmasıyla sağlanıyor sizin bahsettiğiniz güvenlik soruları sitenin uzağında kalan komşularda görüldüğü oluyorsada bölgemizde askeri birlilkerin olması ve bölgemizde jandarmanın gözetimiyle sağlanmış oluyor zaten komşularda fazla kıymetli eşyalarda bulundurmuyorlar evler yazlık nizamında donatıldığından göze çarpacak durum arzetmiyor. Sözün kısası ama sen dersen 15 milyonluk şehirden 22 bin nüfuslu beldeye gitmeyi şehirden şehre gitmek gibidir deyip, bana robinson kruzo misali ıssıs bir yerdeki yaşam biçimini kıstas alırım. Benim sana söyleyecek şu sözüm 60ına gelmiş bir insana yakışan bu yeter derim satılarıma son vermeden sağlık esenlik içinde gönlüne göre şehirden kaçışlarınız olsun sevgiler saygılar. |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 20-09-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 126
|
Sn. epsody, aleyküm selam... Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim... Ben henüz 31 yaşındayım, şu an para biriktirme/borçlarımı ödeme aşamasındayım... Ben, her an çekip gitmeyi düşünüyorum fakat sanırım 4-5 sene daha bekleyeceğim maddi durumlardan dolayı... Umarım "kaçış" yapmak isteyen herkese nasip olur... |
|
|
|
|
|
#16 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 04-02-2008
Şehir: istanbul-Gelibolu
Mesajlar: 1,829
|
Yorumlara açıklık
Sn,açık-pozisyon günün aydın olsun diyerek başlıyorum, kardeşim benim bir sözüm emekli olacaklara kedinizi emekli yaşamda nelerle uğraşacaksanınız emekli olmadan bunun ön görümünü yaparak beceri ve alışkanlıklarınızı geliştirerek sonra emekli olduğunuzda biçare kalmayınız. Sözün kısası emekliliğe kendinizi şimdiden hazırlayınız ki emeklilik geldiğinde şaşkın ördek durumuna düşmeyiniz. Ben çok insan gördüm hazırlığını yapmayıp emekliliği geldiğinde yapıcak bir şey bulamadığından, yaşamı boyuca oluşturmuş olduğu kafa yapısına göre kimisi camii cematına katılıp onlarlar la vakit namazların da bulunmak la yaşam birikimlerini orada değerlendiriyor , bir başkası kendini kahvede dörtlü oluşturma deneylerini çoçukluğun da oyun oynamamış çocuklar gibi kendini oyunlarda arıyor kimiside hayatın zorluk ve çilelerini şişenin dibinde gidermeye çalışıp hayatı ayık algılama yetilerini kaybediyor bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Şimdi size soruyorum buradan zamanı gelince çekip gitmek sözünüzün samiyetini ortaya koyacak ve emekliliğe hazırlıklarınızdan bahsedermisiniz. Önce sizi buralardan çekip gitmeye gütüren sebebleri ortaya koyarmısınız, eşinizle bu konularda fikirleriniz nekadar örtüşüyor doğa merakınız deniz ve güneşin dışında dağ ve ormanıda kapsıyor mu. ? Size bu suruları yöneltmemin sebebi, size kendi deneyimin birikimlerini aktarma ve bilgi paylaşımı sırasında yeterli desteği sağlamak için sizin samimi olan kişisel bilgilerinize örtüşücek bilgileri ortaya koyabilmek ve konumuzun özüne hizmet ederek hem bu konuda yorum koyanlara, hemde ağaçlar nette diğer arkadaşları da konuya yakınlık duyurarak ilginç fikirlerin alternetiflerini sağlamaktır. Siz ne iş uğraşarak gelir sağlıyor, boş zamanlarız da neler yapıyorsunuz istanbuldaki eviniz bağçeli mi yoksa apartmadamı yaşıyorsunuz. Umarım sorularımla sizi sıkmamışşımdır. sorularımın ayrıntı detaylarını atlamadan açıklığa kavuşturmanı aynı hassasiyeti yazdığım yorumlarada aynı şekilde yazmanız dileğiyle satılarıma son vermeden önce cevabınızı, furumda yazan diğer arkadaşlarıda yurumlarını bekliyorum iyigünler sağlık esenlikler dilerim.Sevgilerle kal. |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 20-09-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 126
|
Sn. epsody, ilgi alakanız için teşekkür ederim... Ben istanbul'da Emirgan'ın ara mahallerinde birinde kendi halinde bir sokakta bahçeli 3 katlı bir evde yaşıyorum, ev kendimin değil, kiracıyım... Benim işim yazılım geliştirmektir. Ömrüm plazalarda geçmiştir, şu anda da bir amerikan firmasında çalışıyorum. Beni şehirden kaçıran şey aslında çok kişiyle benzer sebepler; trafik, kalitesiz insan yığını, kalitesiz ve pahalı beslenme olarak sayabilirm. Tabi daha çok sebep var... Henüz çocuğum yok ama olduğunda onun da benim gibi stresli, trafikli, pahalı, belki etrafı duvarla çevrili bir sitede doğayı hiç tatmadan, saygısız insan yığınları arasında değil küçük bir şehirde (örneğin balıkesir, çanakkale, bursanın merkez olmayan yerleri) büyümesini-yaşamasını istiyorum. Boş zamanlarımda internet ile vakit geçiririm, tv hemen hiç seyretmem, olsa da olur olmasa da cinsinden yani... Saksılarımda domates, biber, çiçek vs dikerim, onlarla uğraşmayı severim. Sinemaya senede 2 defa giderim, eğlenceye düşkün değilim... İnsanları da genel olarak pek sevmem ![]() Bir de emeklilik konusuna değinmek istiyorum, bu iş benim için zor, çünkü emeklilik yaşım 58 daha var 27 sene, ben o yaşa kadar yaşayabilir miyim bu şehirde bu soruya cevap vermek çok zor... O yüzden küçük bir şehire gidip kendimle başbaşa kalmak istiyorum, yani benim planım emeklilik için değil 5 sene sonrası için... Eşim de kısmen benimle aynı fikirde ama o küçük bir şehirde evde oturup çocuk bakmak konusunda kararsız... Sonuçta pek arkadaşı, komşusu, tanıdığı vs olmayacak orada... Kendi evimi yaptıktan sonra, kira derdi olmayınca küçük bir iş kurarsam, geçinip gideriz diye düşünüyorum... En sonunda insan bir avuç toprak olup gidecek, çok lükse gerek yok... |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 04-02-2008
Şehir: istanbul-Gelibolu
Mesajlar: 1,829
|
Samimiyete teşekkür
Sn,açık-pozisyon açıklayıcı ifadelerinden dolayı medeni cesaretizi kutlarım.Size benimde bazı açıklamalarım olacak, konu çocuğunuz üzerine düşündüklerinize bazı ilavelerim olacak arkadaşım benim buralardan çekip gitme düşüncelerime kendi insanlarımı büyük şehrin pislik ve sıkıntılarıdan kurtarma amacı içinde çözüm olur bir yaklaşımı güderken, sonradan edindiğim izlenimler den dolayı bu yakaşımımın doğruluğu her kes kendi hayatının içinden çıkardığı doğrularla çeliştiğinden. Görüşüm her kes kendi hayatını yaşıyarak saptar kişinin geleceğe yatırım yapacaksa bu yönde olması ekonomik değer arz ediyor. Sizinde son sözlerinizdeki yaşama dair makul yaklaşımlarınız açısından açıklamağa değer buldum. Bilgisayar donanımları hakkındaki malumatınız bizim oyun hastası oğlumuzun değişik oyunlar karşısındaki bilgisayar donanımlarının uyumsuzluğundan kaynaklanıyor bilgisayarı ortaklaşa kullandığımızdan senin bilgisayar üzerindeki çalımalarının farkına varınca derdini sana da açmak ihtiyacın dan dolayı çare arayışlarını sürdürüyor. 15-16 yaşlarında olmasına rahmen oyunlardan kendini alamıyor. ilgin için teşekkür ederim, satırlarıma son vermeden önce sağlık esenlik dolu günler seninle olsun tekrar görüşmek üzere hoşça kal. Saygılar Düzenleyen epsody : 05-03-2009 saat 15:12 Neden: klevye hatası |
|
|
|
|
|
#19 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 16-10-2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 269
|
Alıntı:
Sayın epsody açık yüreklilik ve deneyimlerinizi paylaşma samimiyetiniz için teşekkürler. Ben de emekliliğine 3 yıl kalmış bir şehir insanıyım maalesef. Buradaki birçok insanla benzer duygu, düşünce ve hayalleri paylaşıyorum. Bunlar gerçekten çok insancıl okumaya doyamadığım duygu ve düşünceler. Ben de şu an hayal aşamasındayım. Sayın epsody size danışacağım çok şey olacak ama şu aşamada sizden almak istediğim tavsiye yer hususunda. Bir tarla arsa bağ bahçe nereden almamı tavsiye edersiniz? Tabi çocuklar daha okuyor, yani bir ayağımız İstanbul'da olacak. Ancak emeklilikten sonra belki tamamen kaçmak mümkün olacak benim için. Hürmetler. Sayın açık-pozisyon sizin de düşüncelerinizi takdir ettim. Ben sizin yaşlardayken bu kadar doğa hayranı değildim. Ve şimdi yaşım 47. Ama şimdiye kadar elime o kadar fırsat geçmesine rağmen bir yerden bir tarla bağ bahçe toprak parçası almadığıma çok pişmanım. Her şeyin hayırlısı tabii ki. Ama zaman geri gelmiyor. Sakın geç kalmayın kaçma düşüncenizde. Dediğiniz gibi emekliliği beklemek çok geç olabilir. Allah herkese gönlünce sağlıklı bir hayat nasip etsin. |
|
|
|
|
|
|
#20 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 28-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 81
|
Merhaba Paylaşacak tecrübelerim var. Sanırım bu konuyu erken tecrübe eden "şanssız" kişilerden biriyim... 2000 yazında İstanbul'dan ani bir kararla Antalya'ya, Olympos'a yerleştim. Bir sene kadar o arsa senin, bu arsa benim gezdikten sonra doğru yeri bulup satın aldım. Böylece 5 dönüm kocamaaaan bir arazim oldu. Biraz büyük biliyorum. İleride burada ufak tefek bir iş yapıp geçimimi de buradan sağlayıp yaşayıp gitmeyi umuyordum. İnanması zor ama 2 sene boyunca hesap-kitap, mimari proje ve etüt çalışmaları sürdü. Kendimcede çizdim, mimarlarda. Bir mimar birşey, diğeri başka bir şey önerdi. Biraz araştırdım bana önerdikleri bölgeye uygun olmayan yapılar, maliyeti belirtmeme rağmen boyumu aşan yapılar çıktı. 2. mimar, 3. mimar derken sanki projeyi kendim çizdim... Benim sizlere tavsiyem bir bölgeye bir ev yapacaksanız, mümkünse gidip eski yerleşimlere bakınız. Taştan mı yapmışlar, imkan varsa taştan yapınız. Ahşap mı, sizde ahşaptan yapınız. Çatınızın eğimini dahi mümkünse o binalardan örnek alarak yapınız. Bölgeye düşen yağmuru-karı çatınızın en iyi nasıl tutmayacağını deneyerek öğrenmişlerdir eskiler nasıl olsa. Şahsi fikrimdir ama mümkünse bölgedeki görüntüyüde çok değiştirmeyiniz. Bütün mesajları okuyup, neredeyse tüm linklere baktım. Gördüğüm bazı evler tamam ekonomi buna izin vermiş olabilir ama o kadar sentetik, o kadar sakil duruyor ki arazilerin üzerinde... Sadece ekonomik sebeplerle değil, mimari açıdan da bu durumda olan evler var. Neyse.. Yazları serin, kışları daha sıcak olacağı için ben binalarımı taştan yapmaya karar verdim. 2000 yıldır orada duran yapılara, dokularına zaten aşığım. Köydede eski pek çok taş yapı var. Hatta arazide de yıkık duran, toprak harçla örülmüş, taş duvarlı bir ev ve han vardı. İnşaattan önce sevgili devletimizin çıkarttığı imar kanunlarından nasıl en makul rakamla çıkılır, bürokrasiye en az nasıl takılınır diye araştırıp, başladım işlemlere. Önce "Haritacı" getir dediler. Bir mühendisle çalışıp ölçümler yaptırdım. Sonra zemin etüdü istediler. Deprem ölçümü yapılmasınıda istediler, hallettim. Sonra dediler mimari plan, statik, elektrik... eee tamam onlarıda yaptırdım. Benden yapı denetimi için bir firma istediler. Sordum bir firmada 2 milyar o zamanın parasıyla istedi, çok sağolun dedim ben almayayım. Öğrendimki 200m2 üstüne isteniyormuş yapı denetimi. Kestim biçtim plandan 200m2 altına düştüm, kurtuldum. Ben iki ayrı bina yapmak istiyordum arazime. Bir tarafta kendi evim, yakınında daha sosyal bir alan. Ona da izin yokmuş. "Tek arazi tek bina" dediler. Bende projede binaları bir koridorla birleştirdim hallettik. Daha bitmedi, malum inşaata dahi başlayamadık! Sonra dediler ki: Mütahit kim? Dedim: Benim Dediler: Ama iş verende sizsiniz? Dedim: O bir şey mi işçide benim! Kafalarını iyice karıştırdıktan sonra, "Biz bir bunun kanununa bakalım siz mütahitlik belgesi getirin" dediler. Gittim Kumluca Ticaret Odası'na, dedim durum bu. O zamanın parasıyla 540 milyon kayıt parasını verice bir liste verdiler, mesleğinizi seçin diye . Seçince mesleğimi hani şu çerçevelenen kağıtlardan verdiler. Üzerinde Kerem Akyar İnşaat ve Taahhüt İşleri yazan, oldum mütahit.Bütün bu kovalamacada dosya için tapu örneğide istiyolar ve o örnek 10 gün süresince geçerli. Her süre dolumunda tapu dairesine, oradan 1.75 TL'lik harcını yatırmaya Ziraat Bankası'na koşturmaya, sonra geri gitmeye vs girmiyorum hiç ![]() Tekrar geldik Antalya Bayındırlık Müdürlüğü'ne. "Biz tam olarak çözemedik kanunen, ama siz yapın bir mahsuru yok" dediler Oh dedim tabi, bitti bu iş sonunda. Amaaa sonra sıkıştırdılar, "İnşaat için suyu nereden alacaksınız, belge lazım?" Döndük köye...Dereden desem, hem çok yakın **** ormanın içinde kuyu var. İkisi içinde DSİ'den yazı lazımmış yer altı suları kullanım vs... Arsanın hemen altında 50 tonluk sulama havuzu var, köy kullanımına ait oradan alayım dedim. Muhtara gittim. "Tamam alda" dedi, "Senin elektriğin yok. Su için dinamo taktıracaksın, onu neyle çalıştıracaksın?". Haklı! "Haklısın dedim muhtar, haklısın". Araştırınca elektrik bağlatmak için önüme iki yol çıktı. Ya imar iznim olacak şantiye elektriği alacağım **** çiftçi kağıdı alıp sulama elektriği alacağım. İmar almak için elektrik istediklerine göre (izah edemedim bir türlü nasıl döngüde olduklarını) çiftçi olmak gerekti mecburen. Sağolsun muhtar verdi çiftçi kağıdını oradan Tedaş'a. Onlarda istedi elektrik saati, projesi vs. Bulundu elektrikçi, çizildi proje sonunda aldım elektriği. Oda az değil epey tutu. Arada atladığım o kadar çok parasal şey var ki! Sigortalı işçi istediler O'da ben oldum. Ne dedilerse ben oldum galiba kurtulmak için sonunda gidildi Antalya'ya alındı imar! Birinci kısmın burada sonuna geldik ![]() Şayet kimse sus demez ise 3 bölümde bitirebilirim yazımı. Olympos'da inşaat. İnşaattan kaçan taş ustaları azzz sonra... Saygılarımla, Kerem Akyar hala neşeyle anlatabiliyorsam, bu hayatta nerede olsamda bana birşey olmaz. |
|
|
|
|
|
#21 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-02-2009
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,160
|
Alıntı:
![]() Allah muvaffak etsin, çok zor işler, helede tamamen yabancı bir çevredeyseniz, yardım edecek kimse yoksa çok çok daha zor. Hikayenizin devamını ilgiyle bekleyeceğim, böyle işlere kalkışacak olanlara da çok güzel bir örnek. Yaptığınız bürokratik işlemleri de atlamadan anlatın ki tam örnek olsun. Şöyle de bir ek yapayım, bütün hesapları yaptıktan sonra, yola çıkarken, yaptığınız hesap toplamının üç katını hazır edin ![]() Selamlar, saygılar. |
|
|
|
|
|
|
#22 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 16-10-2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 269
|
Alıntı:
Valla helal olsun size. Ben yarı yolda kalır vaz geçerdim. Bravo. |
|
|
|
|
|
|
#24 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 04-07-2008
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 180
|
Sn therapido, öncelikle geçmiş olsun. Merakla bekliyorum yazınızın devamını. Umarım mutlu sonla bitiyordur ![]() Bende hayal ediyorum ki çakarım bikaç tahtayı birbirine, alırım dereden suyu, elektriğide güneş paneli rüzgar vb. + invertörle halletim mi, bitti gitti gibi hayallerdeyken tecrübeleriniz çok kişi için değerli olacaktır. |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Ağaç Dostu
|
Malesef her işini kuralına göre yapmak isteyen kanunlara saygılı bir vatandaşın daha iyi yaşamak için, sadece kendine ait bir araziye istediği evi yapabilmek uğruna, çektiği işkencelere bakın, bunların hepsini kaçak yapsaydı gelecek bir af ile kurtulmuş olacak ve yanına kar kalacaktı ..İşte bizim prosedürlerimiz, ahh ahhh |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 26-07-2007
Şehir: Yerdeniz
Mesajlar: 186
|
Sayın Therapido, Ben de kendi arazime ev yaptırmak istedim. Önce maddi imkanım yoktu öyle bekledim. Sonra param oldu imkanlar elveriyor gibiydi ama vaktim olmadı. Sonra vaktim ve param oldu, prosedürlerin çeri çöpüyle uğraşayım derken herşey hazır, ama bu defa da tesadüfen öğrendim ki arazim bir iki yıl önce birinci derece doğal sit alanı olarak işlenmiş. Bundan da benim hiç haberim olmamış. Nasıl olabilirdi bilmiyorum ama ya evi yaptırmış olsaydım? Avukat arkadaşımın söylediğine ve araştırmalarımıza göre bunda başka bir iş var zaten. Sadece beni ilgilendiren bir durum değil, çok kimse de madur, üstelik haberleri bile yoktu maduriyetlerinden. Ancak ben böyle artık ev yaptıramayacağım diye üzülerek, hayallerimi bir uçanbalonun ipinin ucuna bağlayıp gökyüzüne salıverirken, kimse sit alanı durumuna bakmadan yine evlerini de yaptırdılar; yaptırmışlar; seçim öncesi bir kaç hafta içerisinde hem de. Ben mi aptallık ettim? İnsanlar nelerine güvenerek yapabiliyorlar. Ben bizler neden onlar gibi yapamiyoruz? Bilmediğim bir bildikleri mi var acaba? Bilen var mı? |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 15-04-2009
Şehir: Antalya
Mesajlar: 2
|
Merhaba arkadaşlar,bende sürekli olmasada siteye girip konuları takip etmeye çalışıyorum,özelliklede 'kaçıp gitme' kısmını. Umarım hekes aklındakilere eninde sonunda ulaşır.Bende antalya kendime uygun bir yer arayarak planıma başladım.Bir kaç yer için girişimlerim oldu ama sonuç alamadım.Halen takipteyim ama bu işin bireysel değilde kollektif olduğunu düşünüyorum artık.Hayatın keyfini,zorluklarını yakın **** aynı kafa yapısındaki insanlarla paylaşmak daha güzel olacaktır. Kerem akyarın arsasını gördüm.bir sitede 245.000 tl ye satılık.okadar değerli bir arsayı almaya cesaret etmiş birisinin hayalini yarım bırakması üzücü. bende hikayenin gerisini bekliyorum.herkese iyi günler Düzenleyen metin-neşe : 14-05-2009 saat 11:22 Neden: cümle bozukluğu |
|
|
|
|
|
#28 |
|
Ağaç Dostu
|
Sayın Therapido,ilk önce yazınızı bir nefeste okudum çok hoşuma gitti sizin ayzınızı okuyan bazı arkadaşlar bir yerde ev yapmak ne kadar zormuş diye düşüne bilirler.Bende emekliliğim için bir arazi aldım.Daha 7 senem olduğu için projesini yavaş yavaş çizmeye başladım ****** daha son şeklini almadı ,projenin resimlerini aşağı kısıma koyacağım ****** Bende 24 seneden beri bu işlerle uğraştığım içinmidir bilmem , bir evin doğaya ve o bölgenin şartlarına uygun yapılması taraftarıyım,şu andaki bilgilerimin bir kısmını anltsan şu anda kimse kendi evinde oturmaz diye düşünüyorum.gelelim benim yapmayı düşündüklerime ve yaptıklarıma dedimya daha emekliliğe zamanım var diktim araziye 300 zeytin ağacı(1 yıl önce) ,allahtan aldığım yerde kuyu vardı.Birtane jeneratör birtane camur pompası aldım sulama işinide damlama çekerek hallettim.bu arada bizim orada keçiler kol geziyormuş,500 m2 biryer cevirip zeytin fidanlarını oraya dikmiştim,bu sene **** seneye arazinin tamamını tel çitle cevirip zeytinleri yerlerine dağıtacağım.Bundan bir ay önce elektrik hattınıda hallettirdim.Ama bu arada rüzgar tribünleri ile ilglili bir çok araştırmam oldu işşallah onuda hallederim dışarda satılanlardansa kendim yapmayı daha uygun buldum ,hem maliyeti hem tamiri benim için daha olacak diye düşünüyorum. binayı yapmayı düşündüğünüz yerde güneşin yaz kış hareketleri rüzgar yönü bina içi yaşam alanları için çok önemlidir.onun için bunları iyi tespit etmeniz lazım.benim bildiğim kadarı ile 5 dönümün altına arazilere imar yok ise %0,5 birtane olmak kaydıyla yapı izni veriliyor.Bazı şeylere ulaşmak mesakkatli ama bir okadarda haz veriçi oluyor.Bence bunu biraz zamana yayıp bıkmamak lazım ve sizin yaptığınız gibi tam bir hazırlıktan sonra bina yapımına başlanmalı selamlar |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Ağaç Dostu
|
tenar kardeşimede şöyle bir şey söyliyebilirim bence bazı firmalar prefabrik (ama taşınabilir olanlarından) evler yapıyorlar, herhangi bir ruhsata gerek yok bir problem çıkarsa al başka yere götür.Bence hayallerinden vazgeçme önemli olan biraz sabır ve azim selamlar |
|
|
|
![]() |
|
|