agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Orkide > Orkide Türleri
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni151Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 09-07-2006, 18:01   #1
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Salep Orkideleri

Buraya sadece ek bir bilgi olması adına Salep'lerin orkideler sınıfında olduğunu biliyoruz ancak bilmediğimiz bu sınıfın adı "Orchis" olmasının sebebi adını Orkide kelimesinden almadığıdır. Orchis yunancada çocuk yumurtaları demek (yani nasıl yazacağımı bilemedim ) Orkidler sınıfının isim babasıdır yani. Orkide yani Orchidea = Orchis-idea 'lar Orchis'den gelir.

Hakatten de bu Orchis sınıfının toprak altında çocuk yumurtalıklarına benzeyen bir çift rizomu bulunur ki bu rizomların kurutulmuş çekime hazır hallerini görürsek, sanırım en geç bu görüntüde saleple bağlantısını kurmuş olurduk.

Orchis anatolica O.macalatum ve diğer bir dizi Orchis sınıfı tabiatı hiçe sayanlarca sökülüp satılmakta... nereye kadar mı ?
bunu da foruma soruyorum.

birileri üretebileceğini sanıp başlamış olsa da halen tabiatdan sökülmesi durdurulabilmiş gibi görünmüyor.

CITIES in bu konuda kesin kuralları olmakla birlikde sanırım bu konuya aldırış edenler yok gibi...

 
praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-08-2006, 20:32   #2
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,947
Galeri: 11
dondurma ve salep için katliam gibi toplandığı kesin,ama sizin sözünüzden tarımsal üretimin olamayacağı gibi bir anlam çıkardım. bir ara duymuştum denendiğini bende..
CITIES konusunu biraz açarmısınız..

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-08-2006, 09:58   #3
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Cities

CITIES uluslar arası koruma altında olan canlı ve bitkilerin doğadan (çok özel izin olmadan) toplanması ile ilgili Türkiye'nin de imzalamış olduğu bir anlaşma.
Salep gerçi bu listede pekde koruma altındad eğilmiş izlenimi uyandırılmak istensede bu forumda sözü geçen sphagnum yosunu ile bir örnek vermem gerekir ise ben şu anda bu anlaşmayı imzalamış olan ülkelerden birinde doğadan bu yosunu toplamış bir halde yakalanmam durumunda sorgusuz sualsiz 2 sene hapsim demektir.
Ancak Türkiyede beni yakalıyan polisler olası bir aramada elimde bomba veyahut uyuşturucu bulamayıp da sphagnum yosunu bulsalar sanırım değil 2 sene hapis deli dir zavalı üşütmüş demek böylesi de var zihniyeti ile koyverilmem büyük olasılık sınırlarında

praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-08-2006, 20:12   #4
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,100
Galeri: 25
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi praecox
CITIES uluslar arası koruma altında olan canlı ve bitkilerin doğadan (çok özel izin olmadan) toplanması ile ilgili Türkiye'nin de imzalamış olduğu bir anlaşma.
Salep gerçi bu listede pekde koruma altındad eğilmiş izlenimi uyandırılmak istensede bu forumda sözü geçen sphagnum yosunu ile bir örnek vermem gerekir ise ben şu anda bu anlaşmayı imzalamış olan ülkelerden birinde doğadan bu yosunu toplamış bir halde yakalanmam durumunda sorgusuz sualsiz 2 sene hapsim demektir.
Ancak Türkiyede beni yakalıyan polisler olası bir aramada elimde bomba veyahut uyuşturucu bulamayıp da sphagnum yosunu bulsalar sanırım değil 2 sene hapis deli dir zavalı üşütmüş demek böylesi de var zihniyeti ile koyverilmem büyük olasılık sınırlarında
Erkan Hocam ,sizin balkon canlı sphagnum ile dolu zaten ,sizden başka Türkiye de evinde canlı sphagnum yetiştiren kişi de yok.
eğer varsa lütfen buraya yazsın

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-08-2006, 13:13   #5
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,947
Galeri: 11
[Dondurma Türkiye'nin Çiçeklerini Tehdit Ediyor.

Sadece Türkiye'de Bulunan Bir Çok Nadir Orkide Türü Türklerin Dondurmaya Düşkünlüğü Yüzünden Soylarının Tükenmesi ile Karşı Karşıya.

Güney doğu Türkiye dağlarında yetişen yabani, kuru orkide yumrularından elde edilen bir undan üretilen salepten yapılan dondurma ülkede mükemmel bir lezzet kaynağıdır.

O kadar meşhur ki şehr-i İstanbul’un bir bölgesi “dondurma diyarı” olarak isimlendirilir ve trafik düzenli olarak bu tatlıdan tatmak isteyenlerin yüzünden sıkışır.

Ama bilim adamları dondurma endüstrisinin orkidelerin sayısını ciddi biçimde azalttığı konusunda uyarıda bulunuyor.

İstanbul Üniversitesi’nden botanist Özdemir Özhatay BBC World Service's Outlook programına “Türkiye’deki orkidelerin sayısı ciddi tehdit altında” dedi.

“Bu sebepten dolayı ihraç edilmesi yasak ancak hala Türkiye dahilinde dondurma üretiminde kullanılıyor”

Çobanların Kanıtı

Bayan Özhatay hızla genişleyen endüstriyi desteklemek için gereken miktarın çiçeğin soyunun iyice kuruttuğunu da ekledi..

“1 kg kuru salep için 1000 civarında orkide gerekiyor” dedi.

“Ne kadar çok kullandıklarını hala edecek olursanız, bu yeterince büyük bir hasar.”

Bölgedeki çobanlar – orkidelerin geleneksel toplayıcıları – çiçeklerin kırda hızla azaldığı kanıtını da sundular.

Programa konuşan birisi; “Burda herkes dondurmaya bağlı” dedi.

”Keçilerimizin sütünü satıyor ve orkide topluyoruz. Ama çiçekleri bulmak çok daha zor, çok daha fazla dondurma üreticisi onları kullanıyor ve artık kayboluyorlar.”

“Onları bulmak için çok dağlarda çok daha yükseğe çıkmak gerekiyor.”

Zarar o kadar büyük ki çevrebilimciler şimdilerde dondurmada salep kullanımının tamamen yasaklanması çağrısında bulunuyor.

Ancak böylseine kesin bir hareket Türkiye’deki dondurmaseverler tarafından ufak bir tepkiyle karşılanacak gibi görünüyor.

Bir tanesi “Çok uzun zamandır biz bu dondurmayı yiyoruz, neden artık bırakalım?” dedi birisi. “(Eğer yasaklanırsa) sadece yasadışı dondurma yeriz.”

Yerli Talep

Mahalli tasarılar çoüğ Türkiye’nin dondurma şehri olan Kahramanmaraş’ta olan dondurma üreticileri tarafından geri çevrildi.

Aile şirketi yılda 3 tona kadar salep ya da 12 milyon çiçek kullanan işletme sahibi Mehmet Kumble üretimi durdurma gibi bir niyetinin olmadıı belirtti.

“Dondurma bu topraklarda somanlı çiftçileri zamanından beri üretilir.” dedi.

“Bu dondurma her zaman özel oldu çünkü yabani orkide kökleri kullanılıyor.”

Orkideler baştan beri meşhurdu çünkü Osmanlılar cinsel gücü arttırdığına inanıyorlardı.

Bay Kumble; “Dondurmaya eşsiz kıvamını ve özel tadını veriyor” diye ekledi.

Sonuçta, orkide ihracatı yasağının devreye girmesinden beri salepli dondurma neredeyse sadece elde edilebilir oldu.

Ama bakış açısı değişmediği sürece daha ne kadar piyasada kalacak?

haberin aslı burda

ağaçları çok seviyorum...


--------------------------------------------------------------------------------
Düzenleyen ibuprofen : Bugün saat 11:05.


Düzenleyen memet : 13-08-2006 saat 13:22 Neden: linki ekledim
memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-08-2006, 11:54   #6
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Oturduğumuz dalı kesmeyi görmemezlikden gelmek...

Üzerimize yoktur... bahanemiz de hazırdır.
ekmek parası ya da geleneksel tadlarımız göreneklerimiz maskesi altında aslında bunları kurutuğumuzu da görmemezlikden gelmeye gereksiz bir çaba harcamamız neden?
balıkçılarımız karadenizi kurutup bakır madenlerinin de engin çabaları ile kurıyan karadenzide balık avlamak için bulgaryaya veya gürci sahilerine dayanmamız...
Osmanlı tadlarının gelenekleri... bu Orchis'ler ile belki yarın hiç bulamıyacağımız bu tadları gelecek neslimize birer Ansiklopedi sayfasından ibaret bilgi olarak bırakacak bir nesil olmamız...
tüm bunlar sanırım birer bahane.
bugün etin kilosu 15 YTL civarı iken balıkçılarımız balık üretimine hiç de katkıda bulunmadan denizden toplama balıkların kilosunu 25 YTL den satmaları...
salepde de olduğu gibi sanırım Tabiyat artık bize hazır toplıyacağımız kaynaklarının musluk suyunu kesdi ama biz hala bunları görmemezlikden gelme çabalarımız nafile.
Şair nasıl demiş bu son fasıldır ey gönül...
Artık tabiyat kendinde bu kadar insanı salepli dondurma ile yağlı enfes kalkan balığı ile doyuracak gücü kendinde bulamıyor.
bence Oturduğumuz dalı kestiğimizin farkına varmamız için saat 12 yi çoktan çaldı da geçiyor.
ama biz hala Anadolu yakasında ikamet edip avrupa yakasında çalışmak için üçüncü köprüyü de tabiyatdan çalma alanlarla inşaa eder bir safsatalı mantıkla haklı çıkartmaya çalışır isek
bazı temiz su havzalarını da yok eder isek arıtma tesisinden çıkma suları içirir olacağız gelecek neslimize.
Beyler bu çağrı hepimize
Lütfen oturduğumuz dalı artık testerelemeyi bir yana bırakalım bu tür ağaç budama teknikleri doğru değil sanırım.

P.S.rchis mascula, (Asıl türk salebi) o. anatolica, Benekli salep (doğu Anadolu salebi): drchtylorhiza majalis, Küçük salep: o. morio, Leylaki salep: o. purpurea ve Migferli salep: Orchis militaris. sınıfı Orkideler toprak altında erkek çocuk yumurtasına benzer bir çift yumrusu Osmanlıda cinsel gücü artırır bir görüş oluşturmuşdur ki bunun günümüze dek herhengi tıbbi veya fenni bir dayanağı yoktur, kanıtlanmamıştır.


Düzenleyen gece : 17-03-2010 saat 00:57
praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-08-2006, 11:12   #7
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,947
Galeri: 11
Erkan bey,aslında yazdıklarınıza tamamen katılıyorum da,
balıkçılık yapan heykelci(biraz karışık bir meslek tanımı ama .... )
hem söylediklerinize katılıyorum,bir noktada da eklemek istediklerim var.
biraz ağaçlardan çıkıp denize giriyoruz ama,
üretimine katkıda bulunmadan denizden toplamak balıkçılığı fazla açıklamıyor.
çiftlik üretimi yapılan balıklar var.
Ama fiatlarıda daha ucuz.
ne kadar teknoloji kullanılırsada kullanılsın balıkçılık inanılmaz güç şartların ve emek yoğun bir işin adı.
kışın soğunda tirteyerek ellerimiz halat tutacak diye donarak trol avında,çamur içinde balığı tutarız.fırtına dalga arasında sabaha hale yetiştiririz .en güzel barbunyayı bizden kasası yüz liraya alırlar.ortalama yirmi kilo kadardır.
satış yapandan kilosunu otuz liraya alırsınız.
Türkiye de balık bilgisizce avlanıyor ve pahalı,ama balıkçılık, görmeden anlaşılmaz zorluğu.
Ben trol avına çıktığım için bilirim. kaçak sulardaki balığın cazibesi trolcülerin aklını çeler.Sonuç dondurmanın salebinin başına gelene benziyor.

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-08-2006, 18:13   #8
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Ben balıkçılar adına söylediklerinize tamamı ile katılıyorum benim asıl vurgulamak istediğim, kaçak ve yanlış avlanma harici, de denizi sömürüyor olmamızdır. Denize bir şeyler vermeyi, temiz tutmayı, ne denizcilerimiz düşünüyor, destekliyor nede deniz kenarında gezinenler, oturanlar.
Ne tuhaftır ki bende 48 senedir bir fiil boğazın kuzeyindeki kıyısında oturuyorum profesyonel denizcilikle uğraşan abilerim, komşularım var. Bende çocukluğumdan bu yana sandalımla kendi çapımda amatörce avlanmaya çıkardım. Ancak geçen yıllara nazaran bir dizi deniz mahsülü bugün yerini pet şişelere, nylon torbalara bırakdı vede balıkçı komşularımız da styropor saklama kaplarını hemen sahile atmakda pekde bir sorun göremeyip suçu bir başkasına yıkıp devletin yaptırımlarını sorguluyorlar. Bu balıkçı komşularım oturdukları dalı kesmeyip de ne yapıyorlar sizce?
Ben elbetteki çiftlik türü üretme yapanları da desteklerim ancak yine de avrupada olduğu gibi balıkçıların yakaladıkları balıkların yerine de üretme yavru balık, (denizine göre avlandıkları çeşide uygun,) tekrardan denize salmalarının en doğrusu olduğunu da düşünenelerdenim.
Sanırım bu açıdan bakınca siz de eminim ki bunların doğruluğunu kabul eder, beni haklı bulursunuz. forumun konusu fazlaca sapma göstermeden saleplere döner isek salepde de bir tür çiftlik üretimi mümkün ama biz hazıra konmaya alışık bir milletiz. Ancak en kısa zamanda bu davranış tarzımızı değiştirsek iyi olur kanısındayım. forumun sloganı Siz onu umursamamazsanız doğa sizi hiç umursamaz.
Üniversite yıllarımda Profesörlerimden biri şunu derdi: ben aslında doğayı hiç düşünmüyorum. Doğa herzaman çıldırmış haddini aşmış varlıklarını kendi içinden atmayı başarmış kendini yeniden dengesine sokmayı bilmiştir, dinozor örneğinde olduğu gibi, işte benim asıl korkum doğanın da bizi bir gün kendi içinden atmasıdır. asıl ben insanlık için endişeleniyorum...
evet aynende Nasreddin hocanın örneğindeki gibi o kesilen dal kopar hatta o ağaç budandığı için belki ilerde daha da serpilir ancak yerde yatan biz ve insanlık olacaktır.

praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-08-2006, 20:24   #9
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,947
Galeri: 11
Cevat Şakir -Halikarnas balıkçısı-bir hikayesinde anlattığı kötü adamdan..ve deniz kendine ait olmayan bu leşi karaya fırlattı diye sözediyordu.
tam kavrayamadığım salep diğer dondurmalarda kullanılması gerekmiyor mu acaba.
tarımsal üretimi yapılabiliyorsa kendi kendimize diyecek sözümüz kalmıyor artık.

bu arada denizlerin en kirli olduğu yerler arasında balıkçı limanlarıda var kesin.
diğer başka yerlerdeki gibi balıkçılarda ekmeklerini kazandıkları yere hoyrat davranıyor..
doğada bizi bir kenara fırlatmadan başarmamız gereken çok şey var

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-08-2006, 22:40   #10
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Sayın Mehmet bey,

şimdi bir de konuya tamamen dondurma üretimi ve salep kullanımı açısından bakalım isterseniz. Şimdiye kadar gördüğümüz bu Salep Orkideleri Türkiye ağırlıklı yetişen bitkiler hatta avrupa da ithalatını vede doğadan toplanmasını yasaklamış durumda. Peki avrupa hatta özelikle de amerika dondurma üretimini nasıl gerçekleştiriyor.
Demek ki dondurmanın kıvamını veren emulsyonun dondurulması durumunda kesilmesini buzlanmasını önleyen bir dizi kıvam artırıcılar var. ki bunlara toptan dondurma katkı maddeleri deniyor. Kullanılan bu katkı maddelerinin terkibine girebilecek maddeleri kabaca sayar isek Alginat (adından da anlaşılacağı gibi alg lardan elde edilen bir polysacharid) veya bildiğimiz agar-agar keçiboynuzu unu guar zamkı arap zamkı modifiye nışasta gibi bir dizi dondurma hazırlıyacak vede üretiminde çevre sorunu yaşıyamıyacağımız bir dizi tabii doğal kökenli hammade bunlar ki burda da gözümüze batan Türkiye açısından da kilit isimlerden sayılabilecek olanı keçi boynuzu unudur. işde bu maddenin ihracatını yasaklıyacak bir yasa yok gerek de yok üretimi de Ülkemizde kolay buna neden ağırlık verilmiyor dersiniz...?
Tüm bu bilgilere ek şimdi söyliyeceklerim ise işin asıl ironik yönü...
şöyle ki salep meyvalı dondurma üretiminde kullanmak tam bir ...."burda ağır bir kelime eklemem gerekiyor" zira meyvelide salep acılaşma gösterip tadını bozuyor bunu her dondurma yapan usta bilir. o zaman neden salebi sadece kaymaklı vede ananevi tadlarımızdan sayacağımız maraş dondurması ve kışlık salep içeceği alanlarında yoğunlaştırıp kısıtlamıyoruz en azından aşırı bir salep üretimimiz söz konusu olana değin.
kaldı ki bu kıvam artırıcılara ekliyeceğiniz özel terkip aromalar ile salep tadını sağlamak da çok kolay hemde Orchislerin yanına dahi yaklaşmadan. şu anda benim bildiğim avrupada isviçrede vs. vede bilmediğim bir dizi firma öylesine güzel aromalar geliştirmişler ki sade pirinç pilavının üzerine dökeceğiniz kahverengimsi bir toz ile gözünüz kapalı bu pilavı yediğinizde ateşde meşe odunundan imal kömür ile yaptığınız mangaldaki köfte den ayırmanız mümkün değildir. ama eminim bu konuda da "sinan çetin ile var mısın idaa ya" adayları çıkıverecektir
söylemek istediğim bu tür salep içecekleri veya dondurma hazırlama tozları otonormal kullanıcılar için çevre açısından da gönül rahatlığı ile sunulacak bir alternatif dir.
tam bilmemekle beraber kışın evimizde kullandığımız süte katığımız salep içecekleri tozlarının da Orchislerin yanından geçememiş olma ihtimali fazlaca yüksekler tabii bu bir tür şirket sırrı olabileceğinden pekde tam anlamı ile bilemiyeceğiz ancak ben kendi adıma bu konuda eminim.

praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-08-2006, 00:18   #11
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,947
Galeri: 11
desenize kolayca vaz geçebileceğimiz bir bitki türünün yerine bir çok alternatif koyma şansımız varken.işin kolayına kaçıyoruz ....diyecektimde... yazarken,düşündüm, doğadan salep toplamakta kolay olmasa gerek...
türü yok etmekten başka işe yaramıyor...
bu durumda biraz bizede iş düşüyor ,saleplere kısıtlama getirilmesine çalışmak için....

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-10-2006, 15:56   #12
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Sayın Halit Togay,

galeride eklediğiniz kırçiçekleri altındaki orkide bir Orchis laxifora.
Salepgillerdendir zatı alileri.


Düzenleyen praecox : 08-10-2006 saat 15:57 Neden: düz
praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-10-2006, 16:52   #13
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,947
Galeri: 11
Bir süredir aklımda olan bir şey var... Orkideler hakkında bildiklerimde sıfıra yakın aslında..
Yerel orkide türlerini görüntüleyip arşivleyeceğimiz bir çalışma konusunda ne düşünürsünüz?


Düzenleyen memet : 08-10-2006 saat 17:14 Neden: yazım hatası
memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-10-2006, 17:07   #14
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Memet bey çok iyi fikir elbeteki ancak, diğer forumlarda yaşadıklarım gördüklerim ,bunu alenen telafuz etmeye imkan vermiyor.

Bilen bilmeyen başlıyacak bunları kendince kategorize ediyorum besliyorum symbiose mantarını yetiştiriyorum diye doğayı bilinçisizce talana...

Evet sadece fotoğrafını çekmekle kalınsa ne ala, tabii şahsınıza bir suçlama gibi ASLA algılamayın. Ben başka bir forumda gördüklerim duyduklarımdan sonra bu konuda korkar oldum. Birileri nemli bir terada Orchis yetiştireceğim diye, her türü çiçekli iken dahi yolup yolup dikmeye, dahası heder edip çürütmeye başladı.

Evet, sadece ve sadece fotoğrafının çekilmesine elbeteki bir maruzatım olamaz. Ancak bu forum sadece bizim gibi doğa düşkünü çevrecilerce okunmamaktadır.


Düzenleyen Mine Pakkaner : 08-10-2006 saat 17:15 Neden: paragraf,vurgu
praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-11-2006, 19:09   #15
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 03-03-2006
Mesajlar: 5
inanın doğayı çok sevdiğimi düşünüyorum ve öyle olduğuma inanıyorum. bende bir zamanlar (1996) yılalrında kastamonu ormanlarından salep üretimi için orkide söktüm ve sattım. şu an pişmanım. çünkü ormanalrda gezintiye çıktığımda eskisi kadar orkide olmadığını görüyorum. ben her ne kadar toplamayı bıraktıysamda burda bir çok kişi salepi geçim kaynağı olarak kullanmak zorunda.

peki bu orkide katliamını durdurmak için ne yapıyoruz. şahsen ben bir ziraat mühendisi olarak çok uğraştım fakat üretmeyi başaramadım. üretimi konusunda bilgisi olan varsa yardımcı olabilir mi. bir an evvel üretim tekniklerini bulur ve kendimiz üreterek salep elde edersek doğadaki salepler katledilmemiş olur. lütfen bilen arkadaşlardan yardım rica ediyorum.

Mai_Turk Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-11-2006, 19:33   #16
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 15-11-2006
Şehir: adana
Mesajlar: 12
Sevgili dostlar...
Doğada bu kadar basitce hiçbir destek olmadan yetişebilen bir bitki, kültür ortamında yıllarını bu kadar bu işe verilmiş insanlarca üretilemiyor, bu benim aklımı tırmalanamkta. sorun kimde doğadamı, müfredattamı ??

endorphyn Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-11-2006, 21:52   #17
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Orkidelerin tohumları civcivi gelişen yumurtaya benzetir isek Bu tohumlarda yumurta akı ve sarısı ilk kotelidon gibi nışasta vs. gibi ilk canlanma denemelerini yapacakları sırada ihtiyaçları olan hiç bir besin bulunmamakda adeta toprağa çırılçıplak bir embryo misali atılmakda. bu adeta prematüre embriyorara küvezlik görevi gören kendi doğal yaşamlarında bu orkide türlerine spesifik yani özel sybiozeye girdikleri bir mantar türü bulunur.

bu mantar mükozası tohumlarını diktiğiniz substratda yoksa tohum çimlenir çimlenmez besinzilikden açlıkdan ölmek zorundadır. hiç bir şeyi çevresinden alamaz. o ilk canlanmanın müteakibi symbiozesi olduğu mantarın bu embriolara analık, hatta küvezlik görevi gösterip belli bir büyüme aşamasına kadar besliyerek getirmesi gerekmektedir.

bunu evde sera da yapmak çok zor özelikle de türe özel mantar mukozasını bu tohumları besliyecek hale getirmek bu ortamı sağlamak zira bu ortamda analık görevini üstelnecek olan mantarların yanı sıra bir dizi çürüten küflendirenleri de beraber büyütmüş oluruz . dolayısı ile bir tür mantar için de steril şartlar gerek.

bir kez zaten steril şartlara dayandık mı bugün mantarın orkide tohumlarına sunan besinleri laboraturada steril kaplarda hazırlar ekimi yine bu steril alanlarda yaparız.

kısaca anlatmaya çalıştığım ancak korkarım yine forumun büyük bir kısmının anlamadığı orkidelerde tohumdan yetiştirmenin zorluklarına giriş sözüm bu kadar.

şimdi sizden sorular gelirse cevaplıyarak neyin anlaşımadığını anlar o yöne daha açarak verdiğim cevaplar şeklindeki bir dialogla konuyu daha iyi anlaşılır kılabileceğim kanısındayım...

sayın mai turk siz bir ziraat mühendizi olarak neler bildiğinizi de yazarsanız neleri deneyip de olmadığınıda anlatırsanız benim gibi konuyu bilmeyenler de haddini bilir belki yazmazlar da sizi dinler.

doğru buralarda bilen de yazıyor bilmiyen de ama en azından benim bilmemem doğal, ziraai bir eğitimim yok.


Düzenleyen Mine Pakkaner : 19-11-2006 saat 13:42 Neden: paragraf
praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-11-2006, 11:22   #18
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Önce mukoza sonra dev Ağaçlar ölür...!

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi endorphyn
Sevgili dostlar...
Doğada bu kadar basitce hiçbir destek olmadan yetişebilen bir bitki, kültür ortamında yıllarını bu kadar bu işe verilmiş insanlarca üretilemiyor, bu benim aklımı tırmalanamkta. sorun kimde doğadamı, müfredattamı ??
Bu Doğada bu kadar basitce hiç bir destek olmadan yetişen bir bitki'yi ne kadar iyi tanıyoruz ki...

bundan evvelki mesajlarımda da yazdığım gibi 1970'li yıllarda avrupanın büyük alanlara yayılı monokültür köknar ormanlarının birden apansız ölümü çok araştırıldı.

ilk başlarda telafuz edilen eksoz gazlarından çıkan kükürt dioxidin su ile (schweflige saeure bunun türkçesini maalesef bilmiyorum bildiğim kolaylıkla sülfirik asid ile karıştırdığımızdır) yağan yağmırların asidikliğinin ve/veya kurşun asetatın neden olduğu idi.

Ancak nasılı çok arandı vede bugün biliniyor ki ormanda bugünlerde gördüğümüz mantarın "çiçekleri" esasen ağaç köklerini saran devasa bir mükoza yapısının "eisberg ucu" olan bu ağacı köklerden beslemek üzere kurulu sistemin bu asidik yağmurlardan etilenip ölmesi sonucu.

ağaç kökleri besin hatta su alıcak durumda olamayıp hastalanıp ölüvermişderdir. demek ki bildik köknarların da karanlık diplerinde henüz çok geç farketiğimiz bir eko sistem var . önce o mantar mukozası ölmüş sonrada ağacın kendisi.

Ha bu arada modern biolojide mantarlar fotosentez yapmadıklarından bitkiler sınıfından çıkartılıp ayrı bir sınıfa alındığını da genel bir ek bilgi olarak vermeyi uygun gördüm.

doğa hiç de istediğimiz kadar basit değildir. basit bir bitki ektiğiniz saksıda bile öylesine bir denge vardır ki öylesine bir karmaşa, etken faktörler vs ... biz bunların sadece bir kaçını karşılayınca sistem yerine oturmalı sanıyoruz.

ancak hiç de öylesi bir şey olmadığını biliyoruz görüyoruz.
hiç bir şey göründüğü kadar basit değildir. Ancak biz doğanın kantarının topunu kaydırarak hala da dengede kaldığını zannetiğimiz sürece bir zaman sonra neyin ters düz olduğunu çok geç farkeder olacağız.

bazı Avustralyalı arkadaşlarımız kibritotu gilleri yeni yeni keşfediyor olması ona birilerinin bu bitkilerin 300 milyon yıldan beri süre geldiğini söylemesi gibi bende bunu bir zaman sonra başkalarının insanoğlu için söyler olmasını dilerim...

ancak görünen o ki tabiat dengesini yendien bulacak ancak bizim gibi dinozorlaşmış çevresine saldırır bir türün varlığını yürüteceği bir doğada yer alabilecek miyiz...
hiç sanmıyorum.

saygılar.


Düzenleyen Mine Pakkaner : 21-11-2006 saat 18:31 Neden: paragraf
praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-12-2006, 21:29   #19
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,947
Galeri: 11
Dün CNNTürk'de bir program vardı..Kahramanmaraş'ta bir grup gönüllü genç saleplerin doğadan sökülmesi ve neslinin tükenmesini engellemek için gönüllü çalışma yapıyorlarmış..Maraşın bir ilçesinden, adı tam aklımda kalmadı ama Göynür olabilir.

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-02-2007, 08:48   #20
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 08-12-2006
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,239
Sn Praecox
Ophrys'ler salepgiller familyasındandır. Dün gece aklıma takıldı.
Kahramanmaraş'ın dondurmasını kıvamlı yapan şey alında içine kattıkları sahleptir. Sanırım ineklerin sütü bu bitkinin soğanını yemeleri sonucunda daha kıvamlı bir yoğunluğa ulaşıyor.
Bu düşüncemi sizinle paylaşmak istedim.

sukranayalp Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-02-2007, 11:32   #21
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Sayın Şükran hanım,

Oprhys'ler genelde tek yumrulu olur. Orchis'ler ise oğlan yumurtalığına benzeyen iki adet ufak yumrusu olur. Asıl salep dediğimiz bu Orchis'lerdir.

Ophrysleri de inekler sadece üst yeşil yaprak kısımlarını yemektelermiş. Ben sadece ineklerin sütü pahalıya mal oluyor derken bir espri yapmak istemiştim.
Aslında ophryslerle orchisleri patates ve yerelması relasyonunda da düşünebiliriz.

Bu arada Maraş'ta büyük çapta orchisler kullanılmaktadır. Umarım köylülere söylendiği gibi tek yumrusunu alıp diğerini tabiata bırakıyorlardır. Tabii bu nazik bitkilerin bir kez tek yumrusu alınmak için söküldükten sonra ne kadar daha yaşamlarını devam etirebildiklerini bilemiyoruz.

Saygılar

praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-03-2007, 21:17   #22
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-03-2006
Mesajlar: 179
Merhaba!
Kendimce bulduğum saleplerden alıp bahçeye diktim.Salepleri aldığım yerdeki toprakla benzer özellikte bahçe toprağı.Korunaklı biryerdeler çiçek açtılar ancak çok küçükler.Üretmek konusunda pek bilgim yok.Deneyerek ve izleyerek öğreniyorum

İzmirli Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-03-2007, 08:47   #23
ada
ada
 
ada's Avatar
 
Giriş Tarihi: 17-11-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 81
Merhaba, konuya katkısı olması açısından, öğrencilerimizin hazırladığı bir ödevi gönderiyorum.

Geleneksel ve Tıbbi Bir Tat: Salep

İÜ Eczacılık Fakültesi 6. Yarıyıl Öğrencileri
“Dondurucu bir kış günü, hele biraz da kırgınsa vücudunuz üzeri kaymaklı, bol tarçınlı, buğusu tüten bir fincan salepten daha iyi ne gelebilir ki insana. Bir yudumu bile içinize işleyen soğuktan sizi uzaklaştırmaya yeter. Aynı zamanda göğüs yumuşatıcı etkisi de olan bu eşsiz içecek bir anda içinizi ısıtır, yüzünüzü güldürür.
Ya o kavurucu yaz günleri ..... güneşten iyice bunalmış, terden yapış yapış olmuşken başka hangi lezzet bir külah, tazecik süt kokulu, kaya gibi sert, değme bıçağın kesemediği namlı Maraş dondurmasının vereceği keyfi karşılayabilir ki.
Peki ya nedir bu güzelliklerin sırrı? Nedir özelikle Maraş dondurması olsun diye direnmemizin sebebi, kışın da başka bir içeceğin aklımıza bile gelmesini engelleyen şey?
Pek çok insan yıllardır adını duyduğu hatta hayatının vazgeçilmezleri arasına aldığı salebin bir bitkiden elde edildiğini bilmez. Oysa salep Orchidaceae familyasına ait ve Türkiye’de doğal olarak yetişen 10 cins ve 38 türden elde edilmektedir. ”

TÜRKİYE’ YETİŞEN ORKİDELERİ (ORCHIDACEAE ) TANITAN ÖZELLİKLER

Orkideler toprak altında yumru, kök veya rizom taşırlar. Yumrulu olan cinslerde, yumrular yuvarlak, elipsoit veya parçalanmış olabilir. Yumruların şekilleri ve hatta büyüklükleri cinslerin ayrımında önemli bir anahtardır.
Bir orkide çiçeğinde, kaliks, korolla, erkek ve dişi organlar değişikliğe uğradıkları için kolayca ayırt edilemezler.
Diğer bitkilerde genellikle yeşil olan kaliks parçaları veya renkli olan korolla kısımları yapı olarak korollaya benzemiş, farklılaşmıştır. Erkek ve dişi organlar ise birleşerek özel yapılı bir organ (ginostemiyum) meydana getirmişlerdir.
Periant parçaları dış ve iç olmak üzere 2 halka meydana getirmişlerdir. Dış periant parçaları üçgen meydana getirecek şekilde dizilmişlerdir. İç periant parçalarından iki yandaki, birbirine benzer, ortadaki ise ileri derecede farklılaşmıştır. Bu petale labellum (dudak) denir. Labellum orkide çiçeğinin en güzel ve çarpıcı kısmını oluşturur.
Orkidelerin tozlaşmaları böcekler vasıtasıyla olur. Tozlaşmaları için çevre koşulları uygun olmadığında vegatatif olarak çoğalırlar.

SALEP ELDE EDİLEN ORCHIDACEAE TÜRLERİ
Aceras anthropophorum
Anacamtis pyramidalis -Çam salebi
Barlia robertiana
Comperia comperiana
Dactylorhiza iberica –salep otu
Dactylorhiza osmanica –çam salebi, Öz salebi
Dactylorhiza romana –Çam kökü, Elçik
Himantoglossum affine –ayıkulağı, Keşkeş çiçeği.
Himantoglossum caprinum
Neotinea maculata
Ophrys bombyliflora
Ophrys ferrum-equinum
Ophrys fusca
Ophrys holoserica –Deşdiye salebi, Şaknalı salep
Ophrys lutea var. minor
Ophrys mammosa
Ophrys phrygia
Ophrys reinholdii
Ophrys scolopax
Ophrys tenthredinifera
Ophrys umbilicata
Ophrys vernixia
Orchis anatolica – Anadolu salep otu, Damartartık, Dildomak, Tespih salebi, Yayla salebi
Orchis coriophora- çem salebi
Orchis italica- Tavşan topuğu, Topbaş
Orchis laxiflora – salep sümbülü, çayır salebi, çiçek durumları kesme çiçek olarak satılır.
Orchis mascula subsp .pinetorum
Orchis morio- Gelincik
Orchis pallens
Orchis palustris- Çayır salebi, Çiçek dalları kesme çiçek olarak satılır.
Orchis papillionacaea
Orchis provincialis
Orchis purpurea
Orchis sancta – Piriç çiçeği, Pürin çiçeği
Orchis simia – Püsküllü . Tavşantopuğu. Topbaş
Orchis spitzelii – Dağ salebi
Orchis tridentata – Tavşantopuğu . Beyaz dağ salebi.
Serapias vomeracea –katırtırnağı, sığırkulağı, çiçek durumları İstanbul çiçekçilerinde kesme çiçek olarak satılır. İzmir pazarlarında sebze olarak bulunur ve pişirilerek yenir (Baytop 1997, Özhatay ve Ark. 1997).

SALEBİN TARİHÇESİ
Salep kelimesi Arapça’dan dilimize geçmiştir. Manası tilki demektir. Eski eserlerde Tubera Salep karşılığı olarak “Husyet – ül salep” = ”tilki testisi” kullanılmıştır.
Salep, Diascorides zamanından beri tıp kitaplarında kayıtlı bulunan bir drogdur. Dioscorides “Materia Medica” adlı meşhur eserinde, orkidelerin renk, yaprak ve çiçekleri hakkında bilgi vermiş ayrıca köklerinden küçük olanı yiyenin kız, büyüğü yiyenin de erkek çocuğunun olacağı belirtmektedir.
İbn-i Sina’nın “Kanun” adlı eserin de saleple ilgili geniş bilgi bulunmaktadır. İbn-i Sina bu drogu afrodizyak, iştah açıcı, balgam artırıcı, felç giderici, zihin açıcı olarak önermektedir.

Malaga’lı botanikçi Ziyaeddin İbn El Baytar (1197-1249), 4. Murad’ın başhekimlerinden Emir çelebi, 2. Selim’in başhekimi Tabib Nidai, Salih bin Nasrullah eserlerinde salepten bahsetmişlerdir. Yine 1. Mehmet zamanında yaşamış olan Mehmed el şirvani tarafından önerilen Macun-u şahi’nin başlıca maddesi saleptir. 1691-1692 yılları arasında Mehmet Ali tarafından hazırlanan “Tercüme-i Cedide Filhavasıl Müfrede” adlı kitapta salep ve orkidelerle ilgili ayrıntılı bilgi vardır. 1.Mahmut devrinde (1730-1754) yaşamış olan Hüseyin oğlu Ahmed’in “Tühfet’ül Müminin” adlı Farsça kitaptan tercüme ederek hazırladığı “gunyat-al müshilin tercümeti tühfet-ül müminin” adlı eserinde salep ve onu veren bitkilerden bahsetmektedir.

Salep, Osmanlı sarayı’nın “Halvahane”sinde her sene padişahlar için pişen macunların kaydedildiği defterde de bulunmaktadır.
Buraya kadar verdiğimiz örnekler, salebin Osmanlılar’da ve daha önceki devirlerdeki tababette önemli bir yeri olduğunu, muhtelif formları halinde ve değişik gayeler için ilaç olarak kullanıldığını göstermektedir. Batı kaynaklarında da sinyatür teorisine göre, salebin Dioscorides’ten beri afrodizyak olarak Avrupa ve doğu ülkelerinde kullanıldığı belirtilmektedir.
Uzun yıllar bu gayeler için kullanılan salep artık soğuk kış gecelerimizi ısıtan, kısık sesimizi açan, göğsümüzü yumuşatan, bir içkinin veya sertliği ve hoş tadı ile sıcak yaz günlerinde aradığımız Maraş dondurmasının içinde bulunan, eski tarihi bir ilaç haline gelmiştir.

SALEP ELDE EDİLİŞİ
Yumrulu orkideler genellikle 2 yumru taşır. Kahverengi ve buruşuk görünümde olan yumru eski, beyaz ve şişkin üzeri düzgün olan yumru genç yumrudur. Yaşlı yumrulardan salep yapılmadığı için genç yumrular toplanır. Genellikle bitki tek genç yumru oluşturabildiğinden bu yumrunun toplanmasıyla bitkinin ömrü de sona ermiş olur .

Çoğunlukla bitki çiçek açtığında veya bazen taban yaprakları belirgin hale gelince salep toplayıcıları gelişigüzel ve bilinçsizce yumruları toplarlar .
Taze iken yumrular 2-7 g ağırlığındadır. Bir yumrunun ağırlığı ortalama 4 g olarak düşünülürse, 1 kg kadar yumru için 250 kadar orkide tahrip edilir.
Topraktan çıkarılan yumrular su yağ ayran veya süt içinde kaynatılır.kaynatmanın esas sebebi yumruların gelişmesini durdurmaktır. kaynatılmayan yumrularda baharda enzimatik faaliyet başlar ve dolaysıyla yeni bir orkide meydana gelebilir. Ayrıca kaynatma işlemi yapılmazsa salebin kendine hoş aroması teşekkül etmez. Kaynatma işleminden sonra yumrular soğutulur ve betona serilip güneşte diş kesmeyecek ve elle kırılmayacak hale gelinceye kadar kurutulur. Kaynatılmış yumruları kurutmak için bir başka yol da kaynatmadan sonra yumruları adeta tespih dizer gibi yorgan iğnesiyle ipe dizmek ve öylece güneşe asmaktır.

TÜRKİYE DE SALEP ELDE EDİLEN BÖLGELER
1) Kuzey Anadolu: Tokat ve Yozgat – Maden’e kadar ve Kastamonu civarında elde edilen salep piyasada “Kastamonu salebi” adı altında bulunur.
2) Güney Anadolu: Muğla’dan başlayıp Silifke – Gülnar civarına kadar olan bölgede 3 cins ticari salep çıkar.
a) Muğla salebi: Muğla, Milas ve Yerkesik civarından toplanır.
b) Antalya salebi: Elmalı’dan Antalya’ya kadar olan bölgede, Toros Dağları üzerinden elde edilir.
c) Silifke salebi: Gülnar, Mut ve Silifke civarındaki Toros Dağları üzerinden elde edilir.
3) Güneydoğu Anadolu: Maraş, Adıyaman ve Malatya civarından elde edilen salep “Maraş salebi” adıyla satılır.
4) Doğu Anadolu: Van, Muş, Bitlis civarında elde edilen salep genellikle “Van salebi” diye isimlendirilir.
5) Batı Anadolu: Bilecik–Kütahya dolaylarında elde edilir (Özhatay ve Ark. 1997).

SALEP’İN KULLANILIŞI VE KİMYASAL YAPISI
 Sinirleri yatıştırır ve iştah artırır.
 Kalbi kuvvetlendirici özelliğe sahiptir.
 Hanımların regl düzensizliklerin de salep etkilidir.
 Vücutta çıkan yara iltihap ve çıbanlara zeytinyağı ile karıştırılarak sürülürse iyileştirir.
 Çocukların ishali iyileştikten hemen sonra kendilerini çabucak toparlayabilmeleri için de salep oldukça etkili bir içecektir.
 Kuvvet macunlarının terkibinde de bulunan salebin bünyeyi kuvvetlendirici özelliği de vardır.
 Süt ve şekerle kaynatıp yapacağınız salep göğsünüzü yumuşatır,öksürüğü keser, bronşite iyi gelir ve balgam söktürür.
 Zencefil ve tarçınla daha da lezzetli hale getirilebilir.
 Cinsel arzuyu artırıcı (afrodizyak) olarak da kullanılabilir.
 Gıda olarak da kullanılır (Baytop 1999).
Salep glikomannan yapısında müsilaj (%11-44), nişasta (%8-30 –genç yumrularda oran daha fazladır), şekerle (glikoz, fruktoz - %1) ve azotlu maddeler (%5) taşımaktadır. Ancak oldukça değerli bir drog olması nedeniyle katıştırma çok olmaktadır.. Toz haldeyken katılan bu maddeler genellikle buğday unu ve nişastadır.

SALEP TİCARETİ
Salep ülkemizde geleneksel tedavide, sıcak içecek olarak ve Maraş dondurması yapımında kullanılmaktadır. Ancak hakkında herhangi bir kayıt olmadığından iç ticaretinin büyüklüğü konusunda bir şey söylemek çok zordur. İhracında ise başta Hollanda olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, Suudi Arabistan ve Suriye yer alır. 1974'de salep ihracatına kısıtlamalar getirilmiş ve en son 24 Nisan 1995'te kapsamı genişletilerek yeniden yayınlanan Doğal Çiçek Soğanları Ticareti ile ilgili yönetmelikle yumrularının ihracı tamamen yasaklanmıştır. Ancak 1996’ya kadar toz halde yurtdışına gönderilmiştir. 1996’da ihracatı yoktur. Şu anda üzerinde salep ibaresi olan herhangi bir mamulün ihracatı yapılmamaktır.

SALEP TİCARETİ AMACIYLA YAPILAN ACIMASIZ TAHRİBAT
Türkiye’den 1996 yılına kadar tonlarca salep ihraç edilmekteydi. ihracatın bazı yıllarda 15 tona kadar çıktığı da görülmüştür. Yumruları orta büyüklükte olan Kastamonu Salebi’nin (ortalama ağırlığı 0.50 g) 1 tonunda ortalama 2 000 000 orkidenin yumrusunun bulunmaktadır.

15 ton ihracatın bu cins salepten karşılandığını düşündüğümüzde ulaştığımız rakamın büyüklüğü gerçekten korkunçtur. Salebin yurt içinde de en az bu miktar kadar kullanıldığı düşünülürse şu anda ihracatı yasaklanmış bile olsa sadece yurt içi tüketiminin büyüklüğü ve doğaya yapılan tahribatın büyüklüğü daha iyi görülecektir. Bu veya daha az sayıdaki orkidenin her yıl salep elde etmek üzere toplanması, bu güzel bitkilerin ülkemizdeki varlığını sona erdirecektir. Avrupa kaynaklarında, Osmanlı Devleti zamanında her yıl 5,000 okka (6,5 ton) salep ihraç edildiği kaydını hatırladığımızda, bu tahribin asırlardır devam ettiğini ve hızlanarak arttığını göz önüne serer .

Yukarıda bahsedilen rakamlar kesin verilere dayanmadığı için abartılmış rakamlar gibi gelebilir. Oysa gerçek rakam daha fazla bile olabilir. Değişik bölgelerde önceleri çok bol bulunan bazı orkidelerden, şimdi bir iki örneği bulmak için o bölgelerde bazen saatlerce aramak gerekiyor. Daha önce bulunan nadir türleri ise artık bulmak imkansızlaşıyor.

Bir yandan salep elde etmek üzere toplanması, diğer taraftan hızlı şehirleşme bu bitkilerin neslini kurutmaktadır. Hızlı şehirleşme ile ilgili çok çarpıcı örnekler vardır. Son derece hızla turistik tesislerin kıyıları doldurulduğu Muğla’da adeta tarla gibi yetişmiş bir çok tür yok olmakta, nadir orkidelerin bulunduğu Yatağan bölgesinde yapılan santral ve ardından hızlı şehirleşme dolayısıyla orkideler kaybolmaktadır. Ankara İstanbul gibi büyük şehirlerde bir zamanlar var olan orkidelere artık sadece şehirleşmenin henüz ulaşamadığı çevrelerde rastlanmaktadır.

SONUÇ
Ülkemizde salep elde etmek amacıyla her yıl tonlarca orkide yumrusu toplanmaktadır. Bir çok ülkede koruma altına alınan bu narin bitkiler için ülkemizde korunmaları sadece ihracattan men edilerek sağlanmaya çalışılmaktadır. Oysa yurt içi tüketim için tahribat devam etmektedir. Sürekli ve bilinçsiz toplama orkide populasyonunun azalmasına ve bazı türlerin yok olmasına neden olmaktadır. Ülkemiz için son derece değerli olan orkidelerin korunması için alınması gereken başlıca önlemler şunlar olmalıdır.
• Türkiye’de salep ticaretinin son durumunu saptamak için, özellikle iç tüketim miktarını saptamak amacıyla araştırma yapılmalıdır.
• Orkide üretiminde kullanmak amacıyla uygulanabilir ve ucuz teknikler araştırılmalıdır.
• Salep ticareti mutlaka kontrol altına alınmalıdır.
• Salep üretimi için doğadan toplatılması ile ilgili yönetmelikler hazırlanmalıdır.
• Gıda sanayiinde salebin yerine geçebilecek sentetik maddeler kullanılmalıdır.

KAYNAKLAR
Baytop T. 1997 Türkçe bitki adları sözlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınları: 578, Ankara
Baytop T. 1999 Türkiye’de Bitkilerle Tedavi: Geçmişte ve Bugün, Nobel Tıp Kitapevleri, İstanbul.
Kreutz, C. A. J. 1998 Die Orchideen der Türkei, Cip-Gegevens Koninklijke Bibliotheek, Landgraaf-Netherlands.
Özhatay, N., Koyuncu, M., Atay, S., Byfield, A. 1997 Türkiye’nin Doğal Tıbbi Bitkilerinin Ticareti Hakkında Bir Çalışma, Doğal hayatı koruma Derneği, İstanbul.
Sezik, E., 1984 Orkidelerimiz: Türkiye’nin Orkideleri, Sandoz Kültür yayınları No. 6, Güzel sanatlar matbaası, Ankara.

Rtanyel beğendi.
ada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2007, 17:00   #24
-
 
Giriş Tarihi: 08-03-2007
Şehir: -
Mesajlar: 95
merhaba,
benden önce çok güzel seyler yazan konuya duyarlı insanlara (özellikle açıklamaları için praecox a ) teşekkür ederim.
aşagıda yazdıklarıma göstereceğiniz sabra da şimdiden teşekkür ediyorum.

salep katliamı her bahar tekrar ediyor ve bahara girdiğimiz şu günlerde, yine bu konuyla ilgili çalışmalar yapmış ancak bir yere vardıramamış biri olarak konu hakkında ben de bişeyler yazmak istiyorum.
uzun uzun yazamıycam zira yıllardır bu konuda uğraşmış ama bir yere varamamış biri olunca insan sadece bu kadar yazabiliyor...

dogum yeri: (saleple alaka) salep yapılan orkide türlerinin doğal olarak büyüdüğü bir anadolu köyü
çocukluk anısı: salep toplamaya gelen birkaç maraşlı dondurmacı
ilk soru işareti ?
ilk bilgiler:salep ve dondurmaya katılıyor kıvam veriyor bu yumrular
soru işareti ? ve ..?
sonraki yıllar:köylüler -ya bu salep toplamaya gelenler açtıkları çukurları kapatmıyorlar otlakları bozuyorlar zarar veriyorlar...
soru işaretleri ???
sonraki yıllar: daha çok salepci geldi bu sene -ya mahvetmişler incedere deki çayırı...
yine soru işaretleri ?????
sonraki yıllar: -ya bu sene ne kadar çok salepci geldi dolmuşlarla geliyorlar artık allah allah ...
soru işaretleri devam ediyor ??????????
yakın tarihli bir sonraki yıl: şükür bu sene salep açmamış otlaklarda da salepci gelmedi...
soru işaretleri....????
geçen yıl: -yine salepler açmış otlakta ama bu sene sadece tek mor olanlar var onlarda tek tük
geçen yıl birkaçhafta sonra: - ya kardeşim bu salepciler nerden geldiler yine kimse görmeden otlagı talan etmişler...
yine malum işaretler....????
bu bahar köyden hala bir haber yok orkideler (salepler) açtımı soru işareti ?

arada geçen süreçte olanlar: bu çiçekler hakkında bilgi edinme pek çoğunun endemik olduğunu yokolmakta olan türler olduklarını yasalarla korunduklarını ama onların kendilerini korumak için binlerce yıldır sahip oldukları yeteneklerinin onları akın akın gelen salep toplayıcısı katliamcılara karşı koruyamadığını öğrenme bişeyler yapalım diye ortaya çıkma doğadan toplanan birkaç türü kendi imkanları ile yine köyünde yetiştirme denemeleri yapma bol bol alay edilme senin ne çıkarın var bu işerden diyenlere la havle çekme bir araya gelsinler diye tırmalanan bir grup orkide bilgisi sahibi insandan ilgi bulamama..niye bişeyler yapmıyoruz diye ses yükseltme ve grubun mail grubundan sanığın savunma hakkının kutsallığına gösterilmeyen saygı ) ile yargılamanın ortasında atılma, o grupta hala çok sevdiğim ve çalışmalarını takip ettiğim kişiler var ama orkidelerin türlerini yokolmaktan kurtarma adına hala bişey yapılmıyor vallahi (bu konuyu hele hiç açmayacağım. çok feci bir durum...)

nadir türlerin yurtdışına kaçırılması ve bu olaylara karışan hiç beklenmedik kişiler bu ticaretin boyutu olayı var ki bu mevzuya da sanal ortamda girmek istemem zira henüz yasal boyutu belirlenmemiş bir ortam olan internette kimseleri lokasyon isim adres vererek itham etmeyim. merak edenler araştırma yapabilir.birkaç haber nette karşınıza çıkacaktır.

köylülerle yapılan çalışmalarda anlaşılamama, önce bu salepcilere engel olalım sonra tarımsal yöntemlerle üretimi mümkün mü eğer mümkünse maddi durumu her sene kötüye giden yöre köylüsünün türleri koruyarak kendi arazilerinden elde edecekleri salepleri çoğaltmaya çalışalım organik ürün mü buyrun bundan daha ornanik ürün mü olur debelenmeleri karşılığında -yavrum sen niye uğraşıyon bu otla çiçekle okulunu oku avukat ol hakim ol ne işin var bunlarla uğraşmana allah allah larla biten konuşmalar..

-abi senin kesin bir çıkarın var bu işlerle bu kadar uğraştığına göre darbelerinden yılma usanma halen birkaç internet sitesindeki yazılarımı görüp bizde yetiştirmek istiyoruz diye arayan ama konuşmalarında sadece bu işten para kazanmak istediklerini birazcık konuştuktan sonra ortaya koyan kişilerden ... -merhaba biz bu konuda bir proje yapıyoruz diyen kurumlar ve stk lardan -durun devam etmeyin ben söyleyim avrupa birliğinden de fon almak istiyorsunuz dimi ) (yaşasın avrupa her işimize yetiştin saol !!!! ) uzaklaşma isteği ...

geçen sene bahar aylarında orkidelerle yaşanan duygusal ama gerçekten duygusal (siz hiç bir dactylorhiza nın birbirine iki elin parmakları gibi kenetlenmiş kök yapılarını gördünüz mü ?) yapacak bişeyim yok sizler için çok üzgünüm -allah kurtarsın! vedalaşması ... doğada kalan son bireylerin yapraklarına dökülen birkaç .. hayır ne ağlaması canım sadece toz kaçmıştı gözüme )

vallahi özet olsun diye pek çok şeyi aradan çıkardım.

hı...?? nartsawa sonuç derseniz.. belki hoşuna gitmeyecek kimseler olacaktır ( ki konuya ilgili bir bilim adamı bu fikrim için beni çok kınamıştı. kendisine teşekkür ediyorum umarım benim bu çok saçma düşüncemle koruyamadığım türleri doğadan son bireylerin köklerini toplayıp korumaya devam ediyordur.)
sonuçta ... türkiye genelinde pekçok endemik bitki ve hayvan türü var ve bunları korumanın en etkin yolu jandarma evet yanlış yazmadım jandarma nasıl oluyor şöyle jandarma nın doğal hayatı koruma timleri var bu timlerin kurulu olmadığı yerlerde de karakollar bu timlerin görevini yapabilme yetkisine haiz ben orkidelerin korunması anlamında konuyu doğduğum köyün bağlı olduğu ilçedeki karakol komutanı ile konuştuğumda harita üzerinde orkidelerin yetiştiği yöremizin 3 karakolun yetki sahalarını kapsadığını gördük ve basit çözüm ))orkideleri sökmeye gelen katliamcılar yöreye geldiğinde yöre köylülerinin sadece 156 ya *** demesi sadece 156 ya *** demek yeterli dedi komutan ama ben kimseyi buna inandıramadım.

bunu sağlamak için avrupa birliğinden fon almak gerekli mi bilemiyorum ?? )

şimdi madem yeterli sen niye aramıyorsun diyecek birileri olabilir açıklayım efendim
ben artık köyüme 1000 km uzak bir başka kentte yaşıyorum ve jandarmayı arayıp -şey afedersiniz salepçilerin salep katliamı mevsimi geldi acaba bizim köyün otlağına da bir bakabilirmisiniz belki orda birileri salep söküyor olabilir demem biraz garip kaçar sanırım.

garip bir yazı oldu eminim..

ama bir avukatın oturup otla böcükle uğraşması da garip ama söz bundan sonra uğraşmayacam diyemiyorum işte ) şimdi feijoa lar var türkiye de niye biz bu meyveyi yiyemiyoruz ülkemizde çok kolay büyütülebilecek bir ağaç ve meyvesinden neden yiyemiyoruz..?
bitmez bu soru işaretleri bitmez ))

saygılarımla..

nartsawa

nartsawa Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2007, 17:17   #25
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,947
Galeri: 11
sarıkoz köyü ağaçlandırma çalışması doğanın koruması konusunda çok iyi bir örnek..
Yapılacak iş, oradaki insanların durumun farkına varmasını sağlamak.
Yoksa jandarma bir yere kadar engel olabilir. Sonuçta bütünüyle yasak da değil salep toplamak ne yazık ki.
Kıssadan hisse, bu işlerde her zaman bir öncülük edecek kişi ya da kişiler şart. Sonuç alana kadar ısrarla devam edecek kişi ya da kişiler.

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-03-2007, 17:34   #26
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Ach sayın nartsawa,

yazınızı bir solukta okudum... satır aralarını da okudum...
ne yazacağımı hangi konuyu daha çok irdelemem gerektiğini bilemiyorum şimdi.
Ama çok iyi bildiğim bir konu varsa o da maraş dondurması ve sıcak salep içeceği üretenlerin şimdilerde hakkiki "salep" bulma konusundaki ciddi sıkıntıları... akademik ciddi bir araştırmanın olmayışı halen birilerinin bu Orchis'lerin buğday tarlası gibi bir ekimini gerçekleştiremedikleri belki de hiç beceremiyecekleri...

bugün nasıl ki dışardan satın aldığımız mantıların içinde kıyma yoksa dondurmalarda artık döyle olmak zorunda... kıyma yerine soya unu salep yerine de bir dizi kıvam artırıcılar ki biri alginat (adı üstünde alg'lerden elde edilir kolayca) bunu da dışardan ithal ediyoruz) soya lecithini keçiboynuzu guar unu arap zamkı vs... bunlar sentetik doğal olmıyan ürünler dahi değiller .. nasıl ki bugün artık vanillia üretimi mümkün ama zor ve pahallı onun yerine ana maddesi olan vanillin'i koyuyorsak burda da öyle bir durum söz konusu.

praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-03-2007, 10:08   #27
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Salepgiller hakkında... bilgilerinize

praecox
-----------------------------------------------

Ölüler koruyor!Türkiye’deki orkidelerin kitabını yazan Hollandalı botanikçi Kreutz:

Çiçekler, sadece kutsal diye dokunulmayan mezarlıklarda kaldı...

MUSTAFA ÖZBAY

Hollandalı botanik araştırmacısı ve orkide uzmanı Karel Kreutz, kendini dış dünyaya tanıtmak için milyonlarca dolar harcayan Türkiye’nin, bilimadamların çalışmalarından habersiz olmasını eleştirdi. Kreutz, buna örnek olarak kendi yazdığı Die Orchideen der Türkei (Türkiye’nin Orkideleri) adlı kitabını gösterdi.

Uzman gözüyle
Avrupa’daki orkideler hakkında 25 yıldır araştırmalar yapan, fotoğraflar çeken yazar Kreutz, Portekiz’den Kanarya Adaları’na, Türkiye’den İsrail’e kadar birçok ülke gezdi. Bulunan bütün orkide çeşitlerinden çoğunu görmüş biri olduğunu vurgulayan Hollandalı uzman, şunları söyledi: “Orkidelerle ilgilenmek duygusu, bir kere girdi mi çıkmak bilmez. 10 yaşında çiçeklerle ilgilenmeye başladığımda, 50 çeşit çiçekten 20’si orkideydi. Bugün inanılmaz denecek bir arşivim var."

Mükemmel coğrafya
Kreutz, servünenin ayrıntılarını ve yaşadığı inanılmaz güzellikleri anlatırken, Türkiye’nin doğal zenginliğinin farkına varılmamasına inanamıyor. Asıl mesleğinin emniyet müdürlüğü trafik şubesinde memurluk olduğunu da kaydeden Karel Kreutz, Türkiye’nin orkidelerini tanıttığı kitabında şöyle diyor: “Neden Türkiye" diye bir soru akla gelebilir. Türkiye sadece orkideler için değil, eşsiz doğa farklılıkları ve güzellikleriyle her alanda, mükemmel bir coğrafya. İklimin bölgelere göre değişiklik göstermesi, toprak yapısı Türkiye’yi bitki dalında çalışan dünyanın bilim adamlarının cazibe merkezi haline getiriyor. Yaban orkidelerin henüz keşfedilmemiş türlerinin Türkiye’de olduğunu, yaptığım araştırmalarda belgelemem bunun en somut kanıtıdır."

Türkiye hayranı araştırmacı yazar Kreutz, özel ilgi alanı olan orkideleri anlatırken heyecanını gizlemiyor: “Kitabımda yer alan bilgilere ve fotoğraflara uzun emekler sonucunda ulaştım. Ortaya çıkan kitap bitki ve orkideler üzerine yazılmış önemli bir kaynak mahiyetindedir. Türkiye’yi yaklaşık 15 yıl boyunca batıdan doğuya, kuzeyden güneye her iklimde gezdim ve çeşitli zamanlarda orkidelerin dağılımını, türlerini saptadım. Gezilerim sırasında Türkiye’de bu konuyla ilgili insanlarla ilişki kurdum, ancak bu konuda araştırma yapan çok az. Bunlardan biri de Ankara Üniversitesi’nden Profesör Ekrem Sezik. Sezik, 40 yıl önce kısıtlı olanaklarıyla siyah-beyaz fotoğrafların bulunduğu dar kapsamlı bir çalışmaya imza atabilmiş. Ekolojik ortamda orkide çeşitlenmesi ve türlerini incelediğim kitapta, 60 bin fotoğraftan 1300 seçkin fotoğraf bulunmakta. Uzun emekler sonucu oluşturulmuş kitap 766 sayfa."

Yazık oluyor
Hollandalı botanikçi Kreutz, diğer doğal güzelliklerin yanı sıra orkide cenneti olan Türkiye’nin bazı olumsuzlukları da beraberinde taşımasından duyduğu üzüntüyü şöyle dile getiriyor.

“Kırsal kesimlerde aşırı hayvan otlatma nedenlerinden orkideler yok olmak üzere. Belki de orkide çeşitlerinin yok olmasının en büyük nedeni de, orkide yumrularının salep tozu yapımında kullanılması. Orkidelere büyük zararlar verilmiş, bilinçsizce tüketim ve korumasızlık felaketlere yol açmış. Dünyanın en güzel doğal botanik merkezi olan Türkiye’de, en güzel ve çeşit orkideleri mezarlıklarda buldum. Mezarlıkların kutsal olmasından dolayı insanlar oralarda orkideleri toplamaya yeltenemiyorlar. Ancak son yıllarda gittikçe azalan orkideleri bulmak için mezarlıklara da dadananların olduğunu öğrendim."

Büyük emek verdi
Türkiye’deki 148 orkide türünün dağılımlarından, bölgesel çeşitlemelere kadar, değişik bilgilerin yer aldığı kitap 766 sayfa. Hollandalı botanikçi Kreutz, kırsal kesimlerde aşırı hayvan otlatma, salep tozu yapımında kullanma yüzünden orkidelerin yok olduğunu anlatarak, “Bir tek mezarlarda var. Ancak son yıllarda gittikçe azalan orkideleri bulmak için mezarlıklara da dadananlar var" dedi.

praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-03-2007, 13:43   #28
-
 
Giriş Tarihi: 08-03-2007
Şehir: -
Mesajlar: 95
Ölüler koruyor!Türkiye’deki orkidelerin kitabını yazan Hollandalı botanikçi Kreutz:

Çiçekler, sadece kutsal diye dokunulmayan mezarlıklarda kaldı...

MUSTAFA ÖZBAY

Hollandalı botanik araştırmacısı ve orkide uzmanı Karel Kreutz, kendini dış dünyaya tanıtmak için milyonlarca dolar harcayan Türkiye’nin, bilimadamların çalışmalarından habersiz olmasını eleştirdi.


merhaba,
tekrar teşekkürler )

türkiye de ki endemik türler hakkında yazılmış bu kadar önemli bir kitap hakkında bizim konuyla ilgilenen bilim adamlarımızdan birisinin birkaçyıl önceki yorumu geldi aklıma "kreutz un kitabı mı boşver hiçbir işe yaramaz para verip almaya değmez, yapılan tasnifler yanlış üstelik kreutz bilimsel olarak hiçbir titre sahip değil !! "
türkiye gibi avrupa nın tesbit edilebilmiş endemik bitki türlerinin yaklaşık yarısına (-9000 küsür türün yaklasık 4000 küsürü- yanlış biliyorsam lütfen düzeltin) anavatan olan bir ülkedeki bilimadamı yaklaşımı..

bulduğu pekçok türe anadoluda bulundukları yörelerin isimlerini veren, işi gücü değil sadece sevdiği şey olduğu için, orkidelerle ilgilenen türkiye de mevcut orkideleri en geniş kapsamla ele alan bir kitap yazan ve türkiyeli olmayan bir "amatör"ün yaklaşımı.. amatör kelimesini burda tırnak içerisine almamın nedeni benim ve diger akademisyen olmayanların da çok sevgili bilimadamlarımızca orkide çalışmaları sırasında daima kelime anlamı ile amatör olarak değerlendirildiğimizdir. bizi amatör olarak görenler acaba profesyonel ve örgütlenmiş salep katillerini hangi profesyonel ve bilimsel çalışmalarla durdurdular ve türlerin son örneklerinin yumrularını alıp kendi kolleksiyonlarında bulundurma ve değerlendirme dışında hangi profesyonel çabalara giriştiler. hiçbirşey..
hadi beni bunu söyledim diye beni buradan da kovun.. kaçıncı köy burası acaba ? )

nartsawa Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-03-2007, 13:52   #29
Kaybettik...
 
praecox's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-06-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 4,606
Galeri: 21
Yok Yok burası on.uncu köy...

bunların çoğumuz farkındayız...
ancak sanırım biz bir şey yapmıyorsak yapanı da karalamaya üzerimizde yok...
böyle bir çalışmada yabancı bilim adamları önce gıpta eder sonrada yapabiliyorsa ... vey be adam yapmış ama ben de doğrusunu yazıp daha iyi bir şey yapayım diye uğraşırlar...
ama biz hasetiz daha iyisini yapamıyacağımızda ya karalarız ya da gider bir yerlere şikayet ederiz...

bu kitap zaten bir akademik kitap değil bilen bir akademisyenimiz varsa buyursun yazsın bunun yasak olduğunu sanmıyorum ...
ama heyhat gel gör ki bu kitabı kaç kişiye kaça satabilirim diye ticari bir yaklaşım içinde olan hiç kimse bunu derleyip yazmıyacaktır yazanı da işte böyle karalıyacaktır...


Düzenleyen gece : 17-03-2010 saat 01:26 Neden: **** ya da olarak düzeltildi
praecox Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-03-2007, 14:08   #30
ada
ada
 
ada's Avatar
 
Giriş Tarihi: 17-11-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 81
Yasak değil ama bazı akademisyenleri karşınıza alabilirsiniz. Benden habersiz nasıl çalışırsınız diye!

ada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 07:19.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2018