![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 07-07-2007
Şehir: Mersin
Mesajlar: 42
|
Merhabalar, Siteye yeni üye oldum. Aslında amacım Bonsai hakkında bilgi edinmekti ancak birden kendimi burada buldum. Hızlı yazma kaygısı ile sözcüklerin kısaltılarak yazılması,noktalama işaretleri ve sözcüklerin doğru yazımı konularında göstermiş olduğunuz ilgi ve özen, özdeğerlerimizin korunması konusundaki inancımı bir kat daha arttırdı. Bu çabalarınızdan dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. İletilerinizi olabildiğince okumaya çalıştım ve işlenen ana konunun yazım kuralları olduğunu gördüm. Benim de bu konu hakkında bir önerim var. Benim ve benim gibi birçok Türkçe gönüllülerinin, Türkçe'nin yozlaşmasıyla ilgili en büyük şikayetleri dilimize giren yabancı sözcüklerdir. Bu sözcükleri dilimize çok önceden girmiş, dilimize yakın zamanda girmiş ve dilimize girmekte olan sözcükler olarak üç öbekte sınıflandırabiliriz. Önerim iletilerimizde (dolayısıyla günlük hayatımızda) kullandığımız yabancı sözcükleri olabildiğince kullanmamaktır. Yine sizin iletilerinizi incelerken karşılaştığım sözcüklerden birkaç örnek vermeye çalışacağım. 1- Mesaj : Bu sözcük dilimize cep telefonları ile girdi ve en çok kullandığımız sözcüklerden biri haline geldi. Bu sözcük yerine, ileti sözcüğünü kullanabiliriz. Belki mesaj geldi yerine ileti geldi demek kulağımıza hoş gelmeyebilir. Ancak özellikle eposta ve burası gibi karşılıklı iletişimin yazı ile sağlandığı yerlerde kullanılabilir. Ayrıca kulağa hoş gelmemesi sözcüğün güzel olmamasından değil, sözcüğe alışkın olmamamızdan kaynaklanmaktadır. 2-Detay: Yine günlük hayatımızda çok kullandığımız sözcüklerden birisidir. İngilizcedeki detail sözcüğünden dilimize geçmiştir. Bu sözcük yerine ayrıntı sözcüğünü kullanabiliriz. Yine karşılaştığım bir durum ya da bağlacı **** olarak yazılmış. Ya da bağlacı her zaman ayrı yazılır. Kafınızı karıştırabileceğini düşündüğüm şey sözcüğü var. (Ki benim kafamı karıştırıyordu.) Şey sözcüğü önündeki sözcükten her zaman ayrı yazılır. Kelime yerine sözcük, pratik yerine uygulanabilir, chat yerine sohbet sözcüklerini kullanabiliriz. Yine iletilerde gördüm. Maalesef sözcüğü malesef şeklinde yazılmış. Bu yanlış hızlı yazmaktan kaynaklanıyor olabileceği gibi sözcüğün arapça kökenli olması, dolayısıyla okunduğu gibi yazılmamasından kaynaklanıyor da olabilir. Bana göre okunduğu gibi yazılsa mağlesef yazmamız gerekir. Bu sözcük yerine ne yazık ki sözcüğünü kullanabiliriz. -------------------------------------------------------------------------- Karga takma adlı arkadaşım Türkçe için fakir demiş. Ben bu kanıya kesinlikle katılmıyorum. Dildeki sözcük sayısı o dilin zenginliğini ölçmek için ölçüt(kriter) olamaz. Bunu bir alıntı ile anlatmaya çalışacağım. Alıntı Yazının Sahibi : Ahmet Okar "Victor hugo şiirlerini 40.000 kelime ile yazdı. Türkçe'yi en zengin kullananlardan yaşar Kemal'in romanları 3.500 kelimeyi geçmez"görüşü çok yaygındır. Bu görüş haklıdır zira Türkçe'nin Fransızca'ya oranla daha az sözcük içerdiği doğrudur. İngilizce'ye, Almanca'ya, ispanyolca'ya oranla da daha az sözcük içeriyor olması gerekir. Ne var ki bu Türkçe'nin daha yetersiz bir Dil olduğu anlamına gelmez! Çünkü Türkçe az sözcük ile çok şey anlatabilen bir dildir! Daha fazla sözcük içerse bunun kimseye zararı dokunmaz ancak, gereği yoktur. Başka bir dilden Türkçe'ye çeviri yapan herkes sözlüğü açtığında, aralarında minik anlam farkları olan bir çok sözcüğün Türkçe karşılığında çoğu zaman aynı kelimeyi okur. Bu, ilk bakışta bir eksiklik gibi görünebilir, oysa öyle değildir. Çünkü yukarıda adı geçen diller kelimelerin statik olan anlamlarını öğrenmeye, Türkçe ise bu anlamları bulup çıkarmaya, yani dinamik anlamlandırmaya dayalıdır. Türkçe'de anlamları sözlükteki tanımlar değil,kelimelerin cümle içindeki konumları belirler. Tam bu noktada, Türkçe'nin, referans olmak üzere sadece gerektiği kadarı sözlüklere alınmış, sonsuz sayıda kelime içerdiği bile öne sürülebilir. İngilizce - Türkçe sözlükte"sick","ill"ve"patient"ın karşısında hep"hasta"yazar. Bu bağlamda İngilizce'nin üç kat daha fazla sözcük içerdiği söylenirse bu doğrudur. Ancak, aradaki farkların Türkçe'de vurgulanamadığı söylenmeye kalkılırsa bu yanlış olur:"Doktor falanca beyin hastası olmak","böbrek hastası olmak","ınternet hastası olmak","filanca şarkının hastası olmak"arasındaki farkı Türkçe konuşan herkes bir çırpıda anlar. Bunun nasıl olabildiğini görmek zor değildir. Bir kalem alıp, alt alta: 3 + 5=. 12 + 5=. 38 + 5=. Yazmak, sonra da bunları toplamak yeterlidir. Hepsinde aynı"+5"yazdığı halde sonuçlar farklı çıkıyorsa, Türkçe'de de hepsinde aynı"hastası olmak"ifadesi geçtiği halde sonuçlar farklı olacaktır. Türkçe'nin az araç ile çok iş yapmasının sırrı matematikte yatar. 0 Dan 9 a kadar 10 tane rakam, artı, eksi, çarpı, bölü dört işlem işareti ve bir ondalık ayracı virgül, yani topu, topu 15 simge ile sonsuz sayıda işlem yapılabilir. Türkçe de benzer özellikler gösterir. Türkçe matematiğe dayalı olmaktan da öte, neredeyse matematiğin kılık değiştirmiş halidir." Yazının bütünü için bana eposta atabilirsiniz. -------------------------------------------------------------------------- Çok fazla uzattım biliyorum ama bunu da paylaşmadan edemeyeceğim. Okuyalım ve ne büyük bir hazineye sahip olduğumuzun bir kez daha farkına varalım. "...Anadili Türkçe olan bir kişinin kısa cümlelerle düşündüğü, konuşma anında ise bu kısa cümleleri çeşitli yollarla birbirine bağlayarak karmaşık yapılar kurduğu görüşündeyim. Bu "cümle bağlama eğilimi" bazı konuşurlarda zayıf, bazılarında ise adeta bir hastalık derecesinde güçlü olabilir. Bu son durumda ortaya çıkan dilsel yapılar, insan zihninin üstün olanaklarını en güzel şekilde yansıtıyor. Farklı dil gruplarına ait birçok dili incelediğim halde şimdiye kadar hiçbir dilde beni Türkçe’deki karmaşık cümle yapıları kadar büyüleyen bir yapıya rastlamadığımı söyleyebilirim. Biraz duygusal olmama izin verirseniz, bazen kendime "keşke Chomsky de gençliğinde Türkçe öğrenmiş olsaydı... ", diyorum. Eminim o zaman çağdaş dilbilim İngilizce’ye göre değil, Türkçe’ye göre şekillenmiş olurdu..." Bu alıntı 34 dil ve lehçe bilen, dünyanın en büyük dilbilimcilerinden Johan Vandewalle'ye aittir ve yazıyı tamamen Türkçe yazmıştır. Saygılarımla ![]() |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
agaclar.net
|
Alıntı:
![]() |
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Ağaç Dostu
|
Sayin Ceviz hos geldiniz, turkce ile ilgili, paylastiginiz bilgiler icin sag olun. Bonsai icin burada oldugunuzu belirtmissiniz. Ne guzel, aramizda bir cok guzel bonsailer yapmanizi dilerim. En az turkce kadar heyecan veren bir ugrastir bonsai. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 07-07-2007
Şehir: Mersin
Mesajlar: 42
|
Herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Hoşbulduk. Türkçe'ye ve doğaya saygı gösteren insanlarla bir arada bulunduğum için çok mutluyum. Sayın Malina, Yazının devamını buraya göndermemi mi kastettiniz? Ben uygun olmayabilir endişesiyle yazının tamamını yollamaktan kaçınmıştım. İsterseniz büyük bir zevkle yollayabilirim. Sayın Ali H. ALI, Evet, bonsailer bugünlerde çok ilgimi çekmeye başladı. Bonsai ile ilgili bölümleri okurken iletilerinizle ve önerilerinizle çok yerde karşılaştım ve büyük bir ilgi ile okudum. Hepsi için çok teşekkür ederim. Umarım ben de başarabilirim. ![]() |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Ağaç Dostu
|
Security ve üniforma uyarısı: Özel güvenlik şirketleri, asker ve polis üniformasına benzeyen kıyafetlerle 'security', 'staff,' 'crew' gibi yabancı sözcükleri kullanmamaları konusunda bir yazıyla uyarıldı İçişleri Bakanlığı, bazı özel güvenlik görevlilerinin giydiği üniforma ve üniformayı tamamlayan diğer unsurların, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile genel kolluğun üniformalarındaki renk, biçim veya motiflere benzediği gerekçesiyle değiştirilmesini istedi. İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Alim Barut'un imzasını taşıyan emir yazısında şunlar kaydedildi:
Kaynak: Milliyet gazetesi |
|
|
|
|
|
#12 |
|
dArknEss
Giriş Tarihi: 13-07-2007
Şehir: İzmit
Mesajlar: 3
|
Duyarlılığınız için teşekkür ederim. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Ağaç Dostu
|
Forumda Türkçe'yi doğru kullanmaya çalışıyorum. Bunun yanında daha önce msnde dikkat etmediğim büyük harfler ve virgüller, gelişi güzel yazdıklarım da değişti. İçim rahat etmiyor. Artık nette yazdığım her yerde daha dikkatliyim. Kurallı yazmaya dikkat ediyorum. Teşekürler agacalar.net. ![]() |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Ağaç Dostu
|
Türk Dil Kurumu, konut ve iş merkezi projelerine yabancı isim veren dev inşaat firmalarına savaş açtı.. Hafta sonları gazetelerde verilen ilanlardan 70'in üzerinde yabancı ad taşıyan konut ve iş merkezi projesi tespit eden Dil Derneği, adreslerini tespit ettikleri 14 inşaat firmasına noter aracılığıyla ihtarname gönderdi. Yabancı adların Türkçe olarak değiştirmeleri istenilen ihtarnamede, bunun yapılmaması halinde maddi manevi tazminat davası açacakları belirtildi. Alice Village, Almondhill, Andromeda, Qantium, Sinpaş Aqua City, Villa Mare, Yeshill Göktürk gibi adlar taşıyan konut projelerinde yabancıların değil Türklerin oturacağı ifade edilen ihtarnamede, "Dilimizi, kültürümüzü, ulusal kimliğimizi korumak için hukuk savaşı başlatıyoruz" denildi. "Eğer isimleri değiştirmezseniz, dava açacağız" uyarısı yapılan ihtarnameye hiçbir inşaat firması cevap vermedi. Bunun üzerine dernek, Ağaoğlu, Sinpaş ve Taşyapı şirketleri aleyhine isimleri değiştirmesi için dava açtı ve ayrıca 10 bin YTL'lik manevi tazminat istedi. Medeni Kanun'un kişilik haklarına saldırı konusunu ele alan 24 ve 25'inci maddeleri gereğince dava açan Dil Derneği'nin avukatı Çelik Ahmet Çelik, dernek olarak tüzel kişiliklerinin böyle bir dava açmaya hakkı olduğunu söyledi. BADEM TEPE ÖRNEĞİ Avukat Çelik, "Taşyapı'nın sahibi Emrullah Turanlı konut projeleri olan Mashattan ve Almondhill adlarının neden yabancı olduğu sorusuna, Maslak'taki projenin New York'taki ünlü Manhattan'dan esinlendiklerini, Acıbadem'deki proje için ise Acıbadem'in tepe konumunda olması nedeniyle "Badem Tepe" anlamına gelen Almondhill adının verildiğini söyleyerek toplumuna ve ülkesine yabancılaşmanın ilginç bir örneğini vermiştir" dedi. Taşyapı'nın avukatı Orhan Karataş isimlerde bir sakınca görmediğini söylerken, Sinpaş'ın avukatı İbrahim Erdal da, Türkçe'ye diğer dillerden binlerce kelimenin girdiğini ve bu kelimelerin birçok mekânda kullanıldığını ifade ederek davanın reddini istedi. Kaynak: Sabah Gazetesi |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Ağaç Dostu
|
buyur burdan yak olayı avukat bunu yapıyorsa cahilini var sen hesap et.rezalet,zeytinyağı diye buna denir...yasa konuluyor ama boşlukları tıkanmıyor.avukatlar da bu boşlukları bulmaya yarıyor.tc'nin sistemi adalet dağıtmıyor,uygun boşluklar bulup çuvala mızrak sığdırmaya çalışıyor,tdk kapandıda bu günleri görmedi iyi ki:!!! Düzenleyen berduray : 28-07-2007 saat 01:38 Neden: Özellikle böyle yazdım!Konuya yeterli ilgiyi belki çekebiliriz diye. |
|
|
|
|
|
#16 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 06-05-2007
Şehir: Yigitlerin harman oldugu diyar
Mesajlar: 230
|
Herkese Günaydın, Agaçlar net,türkçe imla kurallarına dikkat eden ender site diye bilirim.en azından benim baktıgım siteler içinde,12 yaşından bu tarafa yaklaşık 19 senedir dubaide yaşamam nedeniyle türkçeden uzaklaştım,konuşmada sorun yok ama yazarken çok zorlanıyorum zamanla bu eksikligimide aşacagıma inanıyorum.. |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Ağaç Dostu
|
Günaydın arkadaşlar günaydın sonreis, günaydın Todor. Haber çok ilgimi çekti. Baştan sona okudum. Şirketlerin gerekçeleri o kadar komik ki... Bütün o havalı gibi duran isimlerin ne kadar saçma gerekçelerle konduğu da anlaşılmış oldu. Acaba Avrupa'dan bakılınca nasıl görünüyoruz? Bu konuda Oktay Sinanoğlu'nun kitaplarını önerebilirim."Bye bye Türkçe" adlı kitabında akıcı ve detaylı bir şekilde olup biteni anlatmış. Dernek avukatına helal olsun diyorum. Bence konuyla ilgili daha ayrıntılı ve sağlıklı bir yasal düzenleme yapılmalı ve tazminat şeklinde değil de cezai yaptırım şeklinde bu tür garip isimler koyanlara gereken bedel ödetilmeli... |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Ağaç Dostu
|
Bir yıl kadar önce, birgün gazetede bir ilan dikkatimi çekti. Büyük binaların olduğu yarım sayfalık bir ilanda, büyük puntolarla "wish you were here" diye bir yazı gördüm. İlk olarak; yabancı bir ülkede yapılan inşaatlara, bizim uyanık firmaların Türkiye'deki yabancılara yönelik bir pazarlaması olduğu geldi aklıma. Sonra biraz daha dikkatli bakınca gördüm ki inşaat İstanbul'da. İlan bir ulusal gazetede, okuyanlar sanırım turistler değil, türkler. E, türklerin okuma yazma dili de türkçe!!! Şimdi bu konutlardan birine sahip olmak için acaba ingilizce bilmek zorunluluğu mu var diye düşünüyor insan. Kendi yurdunda, kendi parasıyla, ingilizce bilmeyen birisi demekki satın alamayacak bu evleri. Bunun hangi mantıkla yapıldığı konusunda bir düşüncesi olabilen var mı acaba Ha unutmadan söyleyeyim, bu ilan Milliyet gazetesinde çıkmıştı. Çok sinirlenip sevdiğim bir yazar olan Can Dündar'a, bir tepki yazısı göndermiştim. Hiç bir yanıt alamamıştım ![]() Düzenleyen nevsune : 26-07-2007 saat 12:27 Neden: ilave |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Ağaç Dostu
|
Aslında bu yeni bir şey değil. Vakti zamanında bütün isimlerimiz Farsça ve yahut da Arapçaydı. Cumhuriyetin kurulması ile isimlerimiz Fransızcaya dönüştü. Şu anda dünyada egemen kültür, Amerikan kültürü olduğu için isimlerimiz hep ingilizce. |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Ağaç Dostu
|
Peki o zaman Türkçemize son derece önem veren bir sitede, kullanıcı isimlerinizi neden Türkçe seçmiyorsunuz? Limon bizim şirketimizin adı. Şirket ismi ararken ilk olarak düşündüğümüz Limon'un zaten başka şirketlerce kullanıldığıydı. Fakat gördük ki bizim Limon olarak bildiğimiz hemen hemen tüm şirketler Lemon'muş. O yüzden de Limon Ltd. olmak hiç uğraştırmadı bizi. Sizce Lemon mu Limon mu kulağa daha hoş geliyor? Düzenleyen limon : 26-07-2007 saat 13:09 Neden: ekleme |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 16-05-2007
Şehir: YALOVA
Mesajlar: 4,833
|
****** yüz kere bin kere milyon kere limon limon limon. Şirket ismi olarak ilk defa duydum ancak seçenler sağ olsunlar. Keşke aynı duyarlılığı herkes gösterse. Öneriniz çok güzel neden bizler türkçe isimler kullanmayalım. Bu konu hep kafamı kurcalıyor ilk günden beri. Saygıyla. |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Kaybettik...
|
Bence özel isimlere takılmak başka bir konu. Türkçeyi kabul görmüş imla kuralları veya cümle yapıları ile yazmak konusunda dikkat etmek başka bir şey. Cins isimlerde ve bazı yeni terimlerde sanırım tavrım biliniyor. Ancak Einstein'a Aynştayn demek bana göre pek de uygun olmasa gerek. Ancak yeni latin harflerine adapte edilmiş bir dilde örneğin "x" harfinin kullanılmasında çok da mahsur göremiyorum. örneğin Taksi yerine Taxi. Cyclohexan yerine şahsen siklohekzan beni rahatsız ediyor ![]() biftek, bonfile, afiş, v.s. gibi epeyidir kullanılan yabancı kelimeler için bir şey diyemiyorum. uzun lafın kısası benim kullanıcı adımla (veya rumuzumla) özel adımış gibi gördüğümden bu gibi özel isimlerin de özel kalması vede zoraki bir Türkçeleştirmeye gerek yok diye düşünüyorum. Çocuğu doğuran, buluşu yapan adını koymuş. Andromeda galaxisine de sütlü yol desek ne olur... bence kavram kargaşası olur. Her 10 yılda bilgilerimiz artık katlanır oldu. Bu bağlamda terimlerde değil de özel isimlerde veya bazı cins isimlerinde de pek takılmamak gerektiği görüşündeyim. Bu kavram kargaşasını kimyada çok iyi yaşıyan biriyim. |
|
|
|
|
|
#26 | |||
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 07-07-2007
Şehir: Mersin
Mesajlar: 42
|
Alıntı:
Bir öyle yazalım bir böyle yazalım gibi bir şey olmuş. Bana göre dildeki her yabancı sözcük, o dildeki mayınlardan biridir. Örneğin mahsur görmek demişsiniz. Mahsur sözcüğü kuşatılmış anlamına gelir. (muhasara sözcüğünden) Bunun yerine mazur ya da mahzur sözcüğünü kullanmanız gerekirdi. Siz de mayına bastınız Bu anlamda mayınları olabildiğince azaltmalıyız. Adapte edilmiş yerine uyarlanmış sözcüğünü kullanarak başlayabiliriz. Alıntı:
Ancak Türkçe'den diğer dillere sadece yoğurt sözcüğünün geçtiğini söylemek Türkçe'ye haksızlık yapmaktır. ![]() Çünkü Türkçe'den Ermenice'ye 3159, Yunanca'ya 2643, Bulgarca'ya 369, Arnavutça'ya 2422, Sırp-Hırvatça'ya 2365, Arapça'ya 1801, Rusça'ya 1576 , Rumence'ye 1542, İngilizce'ye 1500, Farsça'ya 1369, Macarca'ya 1142, Urduca'ya 228, Çince'ye 213 sözcük geçmiştir. Alıntı:
Sanırım çok yazdım. ![]() |
|||
|
|
|
|
|
#27 |
|
Ağaç Dostu
|
O konuda size katılıyorum, Türkçede karşılığı olmayan nesneleri alırken onları Türkçeye çevireceğiz diye zorlamanın bir manası yok. Televizyon yerine uzak görüntü dememiz çok yersiz. Ama televizyon yerine television demeye başlamamız kendimize saygısızlık. Fakat biz bu zihniyetle devam ettiğimiz sürece İbrahip Paşa Konağı'na Casa De Ibrahim Pasha deriz. |
|
|
|
|
|
#28 |
|
Ağaç Dostu
|
Böyle deyince daha bilgili, görgülü ve kültürlü mü olunuyor? Bir ara İstanbul sokaklarında kızların çoğu "Avrupa Yakası'ndaki" Selin gibi konuşmaya merak sarmıştı. Allah'tan o diziden sonra artık öyle konuşanlara pek rastlamıyorum. ![]() Kabul etmemiz lazım Dünya kültürüne dil anlamında katkıda bulunamamışız. Bir yoğurt kelimesinin her yerde aynı şekilde kullanılması bizi gururlandırmıyor mu? Ama biz tarih boyunca hep kelimeleri diğer milletlerden almışız. Bu arada dil konusuna girmişken İngilizce'nin temelinin Anadolu'ya Hititler'e dayandığı söyleniyor ve " su, anne, baba" gibi ( vadar, mader, fader ) bazı kelimelerinin Hitit tabletlerinden yapılan çözümlemelere göre ortak olduğu belirtiliyor. Yani bu dil alanındaki etkileşimler zannettiğimizden çok daha eski ve karmaşık bir konu. ( Kusura bakmayın konuyu çok dağıttım ama dil konusuna biraz merakım var. Bu konuda konuşulması hoşuma gidiyor da...) |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Ağaç Dostu
|
Sn. Ceviz, bu konuda size katılmamak elde değil. Yabancı sözcüklerde kendimizi haklı kılma çabasına girersek, herkesin bu noktada bir bahanesi olacaktır. Sonuçta bu bizi çifte standarda götürür. Gidin sorun mağazasına yabancı bir isim koyan birine, onun da kendine göre haklı bir nedeni mutlaka olacaktır. Elbette bu bir seçim meselesi. Bir zamanlar Ecevit'in ortaya attığı kelimelerin bir kısmı, beni oldukça zorlamıştı. Uzun yıllar alışkanlık olmuş bir yığın kelimeyi dilimden söküp atmak, kolay olmamıştı. Bugün baktığımda ne güzel olmuş diyorum. Yine bir zamanlar(gençliğimde)bazı süperstarların yaptığı gibi, her cümleye, ingilizce, fransızca sözcükler yerleştirmenin matah bir şey olduğunu sanılırdı ama artık bunun gerekmediğini, Hakkı Devrim gibi sözcük ustaları hergün basında dile getiriyor. Günlük yaşamda özenli bir türkçenin kullanımı, ancak çok ve doğru okuma ile sağlanabilir. O zaman farkına bile varılmaksızın güzel türkçe, konuşma diline yerleşmiş olur. Konuşurken özen göstereceğiz elbette ama hele yazarken, kimsenin arkasından kovalanmıyor. İki dakika daha fazla ayırıp, yeniden düzenleme fırsatımız var. Sözün kısası gerçekten dilimize sahip çıkmak istiyorsak, bu konuda elimizden geldiğince duyarlı ve özenli olmamız gerektiğine inanıyorum. |
|
|
|
![]() |
|
|