![]() |
|
|
|
|
|
#1 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
İşte doğaya böyle bakarsak bir mavi balinanın da penguenin de bir bonsainin de insana hizmet ettiğini düşünürüz ki bu yanlıştır.. Bu dünyanın tek meyvesinin de insan olduğu yine insani bir bencilliktir. Bu söyleminiz biraz dini imgeler taşıyor gibi de görünse, yaradılanı yaradan dan ötürü severiz kavramına çok uzakta kalmış.. Değerli bonsaiciler.. Ben fikrimi söyledim, kimi destek verdi, kimi uslubu farklı buldu. Kimi ben yapmayacağım vazgeçtim dedi.. Özetle yalnızca bonsai felsefesini haklı bulanlar yok, bulmayanlarda var.. Zaten bu dünyada da sürüp gelen bir tartışma..Bir dostum şöyle yazmış.."Kürtaj'da çok kötü bir olay, büyüyecek vatana faydalı bir insan olabilecekken öldürülüyor". Ben de ona şunu yazdım "Büyüyecek vatana faydalı bir ağaç olabilecekken saksıda yetiştiriliyor" Aradaki farkı anlamak biraz duygusal, biraz daha her yaradılana daha fazla saygıyı gerektiriyor. Hepinize iyi günler.. |
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 24-10-2008
Şehir: TRABZON
Mesajlar: 50
|
Sayın karaselvi3 telleme hakkında ben de sizin düşüncenize yakın bir örnek buldum. Diş teli kullanıyorum. İlk takıldıkları zaman ağzımın içini yara yapmışlardı yani acı çekmiştim baya. Sadece ilk takıldığı zamanda değil tellere ilave takılan lastikler çene ağrısı bile yapıyor zaman zaman. Bu örneği niye verdiğimi düşünüyorsanız hemen cevaplıyayım: Bu konuda bitkilerle en rahat empatiyi ben kurabilirim. ![]() Tellerden duyduğum acıdan bahsettim, çünkü benim acı algılayıcı sinir sistemim var...(1) Acıya katlanıyorum çünkü sonuç güzel olacak...(2) Tel takmasaydım, sadece 2 dişim yamuk olacaktı...(3) Bitkilerin kanıtlanmış sinir sistemleri, acı algılayıcıları yok...(1) Telleme bitkiye şekil vermek için yapılır. Bu normal ağaçlara da yapılır [ parklarda ki ağaçlara dikkat edin, ben gördüm.Dalları telle sarmıyorlar ama telle bir yere bağlıyorlar.]...(2) Bonsai ye bunu uygulamazsak görsel bir fark olacak...(3) Şunu da belirtmeliyim ki bitkilere algısız varlıklarmış gibi bakamayız. İnsanlar enerjileriyle cansız varlıkları etkiliyorlar. Bence; canlı ve enerjiye sahip bir bitki hem etkilenir hem de bizi etkiliyebilir. Bu işi geliştiren Japonlar ki doğaya çok duyarlı insanlar. Bu yüzden bence bonsai ağaca acı çektirmiyor. Çektirse yapmazlarmış gibi geliyor bana. Yine de tatmin olmayan arkadaşlar: Babam da bonsaiye sıcak bakmıyor. Ona göre ağaç doğada olur, meyve verir, gölgesinde dinlenilir. O ağaç dikmeye devam edecek, ben de babama yardım etmeye. Aldığım bonsaiye çok iyi bakmaya çalışacağım, hazır bir bonsai, yeri gelince budayacağım, telleyeceğim de. Bonsaiye karşı olanlar sanat karşıtı olmadığı gibi bonsaiseverler de cani insanlar değil. Şunu da eklemek isterim ki: Doğa hiç birimizin oyun alanı değil. Bonsai de oyuncak değil. Belki kızacaksınız ama; özgülüklerine düşkün hayvanları nasıl evcilleştirmişsek bence bonsai de bitki evcilleştirmesi oluyor bir yerde. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaç Dostu
|
Bonsai sevip yapana ve karşı olana söz hakkı veren bu konuda önemli olan; üslubunuzu koruyarak fikirlerinizi sunmak. Yoksa tartışma yerine kavga eder gibi bir durum oluşuyor ki, hoş değil. Her parasını verdiğimiz şeyi kendi malımız gibi görmemiz de ayrı bir tartışma konusu. Bir Zeytin bahçesini veya Osman Hamdi Bey tarafından yapılmış Kaplumbağa Terbiyecisini satın almış olmamız, onu yakabileceğimiz anlamına gelmiyor değil mi? |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
|
Kesinlikle Dün fazla galeyana geldim. Ama kızdığım nokta şuydu, bonsaici arkadaşlar, sanki suçlularmış gibi, hata yapıyorlarmış gibi, oturmuş, savunma yapıyorlar. Halbuki söylenecek tek şey var: HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU ? |
|
|
|
|
|
#5 | ||
|
agaclar.net
|
Alıntı:
Alıntı:
|
||
|
|
|
|
|
#6 |
|
Ağaç Dostu
|
Bonsaiye gonul vermis dostlarim, Turkiyede bonsai, yeni bilinmiye baslanan bir ugras ve yukarida tartisilan(zaman, zaman bagrisilan) konu belki daha uzun bir zaman karsiniza cikabilir. Bilincli bir sekilde bonsai yapan herkes biliyor ki bonsai yapmak agaclara bitkilere zarar vermek degil onlara severek bakip yetistirmektir. Bu konuda sizin yureginiz rahatsa, karsi taraftan soylenenler sizi rahatsiz etmemeli. Kimse kimseyi bonsai yapmak icin zorlayamiyacagi gibi, kimse de kimseyi bonsai yapmaktan men edemez. Tum dunyada bonsaiye sanat gozu ile bakiliyor cunku gercekten bir sanat dalidir. Bir gun Turkiyede de bu sanatin en ust duzeye gelecegini biliyorum Bonsaiye dogru kosarken yolunuz hep acik olsun. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 13-03-2007
Şehir: bursa
Mesajlar: 134
|
Bir kanalda cok eskiden birseyler izlemistim. Hangi agac oldugunu tam hatirlayamadigim bir agac cinsi ile kapli ormana giden bir grup oduncunun olmesi hikayesi idi. Oduncular agaclara balta ile vurmaya baslayinca agaclar aralarinda haberlesip bir hormon salgiliyorlar ve ormancilar bayiliyor **** oluyorlardi. Daha sonra termal kameralarla falan ormana gidip inceleme yapan bilimadamlari ; agaclarin birine vurmaya basliyorlar ve agac kizarmaya basliyor. Daha sonra cevresindeki diger agaclarda kizarmaya basliyor ve hepbirlikte tepki veriyorlar. Ve dahasi zehirli bir gaz salgiliyorlar. Cok eskiden izledigim icin agac cinside dahil olmak uzere hicbir ayrintiyi hatirlamiyorum ![]() |
|
|
|
|
|
#9 | |
|
agaclar.net
|
Alıntı:
Aradaki 350 bin farkı bulun Öyle olsa, bu tür haberlere gerek kalmazdı... |
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
|
Polemik yaratarak eğlenmekten başka bir niyetiniz olmadığı görülüyor yazılarınızda. Ne site buna uygun, ne de bonsai başlığı. Ciddiyet sınırları dışında dolaşmaya devam ederse, mesajlarınızı sileceğim. Bundan sonra. Oltayla balık avlanarak balığa işkence edildiğini iddia eden zatın tezlerine benziyor sözleriniz. Forumumuz başka üyelerin fikir, düşünce, dini görüşleriyle ilgili konuşmalar yapmaya uygun değil. Başka üyelere bu konuda kışkırtıcı sözler kullanmayın. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 19-11-2007
Şehir: izmir, güzelyalı
Mesajlar: 15
|
Aranızda pek yeniyim. Ve bu tartışmada söylemek istediğim birkaç şey var. İnsanoğlu mağralardan çıkıp doğada bulduğu taşları dizerek ev yaptı ve içinde oturdu. Zaman içinde bu taşları kesti ve yonttuda. Taş doğanın bir parçası. Doğa taş ile güzel ve doğada taş çok. Taşın bir sinir sistemi yok. Canlı değil ve yok. Faydası çok çünkü o olmazsa doğa da olmaz. Daha iyi bir yaşam için insanoğlu doğayı kullandı ve ondan kendine bir ev yaptı. Bunda bir sorun yok. Bitkiler bildiğim kadarıyla dna ya değil rna ya sahip ve bir sinir sistemleri yok. Yani bizim gibi acı çekmiyorlar. Nasıl doğadaki taşın doğanın bütülüğüne faydası varsa elbette ağaçlarında var. Bir süs yapmak için bir taşı kullanıyoruz **** ev yapmak için. Ve taşı birdaha yapamayız veya çoğaltamayız. Ağaçları ise çoğaltabiliriz. Fidan dikebiliriz. Bir dal parçasını köklendirip onu yaşatıyoruz. Onu yaşatmasakta kendimiz için kullanabiliriz. Çünkü fidan dikebiliriz. (Bu kavgalar dikmediğimiz için başlıyor galiba) Yani çoğaltmak gibi bir şansımız var. Ama taşı çoğaltamayız (niye taşa döndüm ben )Tüm canlıların yaratılış amacı insana hizmet değildir. Neden insan olarak kendimizi doğadan farklı bir yere koyuyoruz? Biz doğal değilmiyiz? solucan nekadar doğalsa taş nekadar doğalsa ağaç nekadar doğalsa bize dokadar doğalız. SAdece yaptıklarımız doğal olmayabilir. Bu söz şöyle çevrilebilir. Tüm canlıların yaratılış amacı (bu canlıların içinde insanında olduğunu hatırlatayım) afrika dere kurbağalarına, komodo ejderine, hammsterlara, bıldırcınlara, dağlara, taşlara, dağlara-taşlara, ağaçlara, ....., hizmet etmektir. Doğa hepimiz içindir, hepimiz doğa içinizdir. Ben ağaca olan sevgimden ve hasretimden dolayı "ben ağaca gidemiyorsam ağaç bana gelsin" diyerek başlayacağım bonsaiye. Benim ağaca ihtiyacım var ve şehirde bunun bir yolu yok. Şehiri terketmeninde bu sıralar hiç yolu yok. Bir arkadaşımız vicdan sızlatmaktan bahsetmiş. Bir bonsai cüce diye okulda arkadaşları dalga mı geçicek? Peki bu ağacın canı mı acıyacak? Bir ağaçta bir dal eksik olsa bile ağaç bir süre sonra dengesini bulmak için yeni bir dal çıkarıyor. Ağacı mı eksilttik? Bunu bir hayvana yapsaydık (akvaryum gibi) evet vicdan konusundaki tezlere katılacaktım. Merak ettiğim neden düşünülmeden bukadar karşı çıkılıyor? Neden düşünülmeden araştırlmadan önyargı ile yaklaşılıyor? ne bu şiddet bu celal? Bonsai sanatı başlığında neden bu gereksiz kavgayı yapıyoruz? Bonsai nin insanlara doğayı hatırlattığını düşünüyorum. Ve bu hatırlatmalar bence fidan dikme organizasyonları için etkili bir reklam. Esenlikler efenim. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Ağaç Dostu
|
Bonsai doğada mevcut. Doğayı taklit etmek bunu da onun parçaları üzerinden taklit etmek yanlış mıdır? Şahsen "bonsai canlı hayatına bir müdaheledir" fikrine katılıyorum. Bu bir müdahele. Müdahelenin yanlış olduğuna katılmıyorum. Herhangi bir şekilde istek ve talep bildirmiyorsa (Görsel **** işitsel) sağlıklı yaşamasının ve hayatını sürmesinin bir cevap sayılacağını düşünüyorum. Akdeniz ikliminde yaşayan bir ağacı karadeniz ikliminde yaşatmak o ağaca eziyetmidir? Ağaca eziyet denince aklıma daha çok Yanlış ve acımasız budama, gereksiz ağaç kesmek geliyor. Çanak antenin önünü kesiyor diye ağaç kensen insanlar tanıyorum. Ben topladığım ve asla filizlenmeyecek olan çam fıstıklarından ve atmayıpta çimlendirdiğim limon çekirdeklerinden bonsai yapmayı planlıyorum. Ben onları özellikle filizlendirmeseydim zağaç olma ihtimalleri yoktu. Doğaya müdahele ettim, onlar ağaç olmayacaktı. Şimdide ağaç ürettiğim için suçlu olurmuyum? Evimde ağaç bulunması mükemmel bir zevk. Bunun için birkaç ağaca eziyet etme fikrindeyim. Kimseye değil cevabım. Şahsen düşündüklerim ve yapmak istediklerim sadece..... |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 14-08-2007
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 12
|
Bonsai gerçekten ne soruyorum?
bonsai büyük metrelerce ağaçların küçücük hale getirilmesi.. Ne güzel değil mi.. Evinize asla sığdıramayacağınız ağaçları sığdıran sistem her ağacın farklı şekillerde yüzlerce yaşında ufak olarak gösterilmesi mi.. hııııı..... öyle mi dostlar .. alınan küçücük yavrunun dallarının kırılarak üzerine vurularak, ve hatta jiletlerle yüzlerinin kesilerek, darbelerle zarar verilerek filizlerinin kırılarak kesilerek büyümesinin engellenmesi değil mi... iç organarına kadar hasarla yalnızca varlığını sürdürebilme yetisinde bırakılan küçücük bir çelik değil mi.... Siz ne derseniz deyin.. Siz ne kadar severseniz sevin.. bitkilerin eziyet görmesi değil mi bu durun.. |
|
|
|
|
|
#15 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Bonsai hakkindaki dusunce ve endiselerin, sadece bonsaiyi tanimamandan ve ya cok az tanimandan kaynaklndigini dusunuyorum. Bitkilere eziyet eden birisi bonsai yapamaz. Bonsai yapmanin yolu sevmekten gecer sevmeyi bilmeyen icin bonsai uzak bir hayaldir. Bonsai bir sanat dalidir ve diger sanat dallarindan ayrilan en onemli ozelligi canli olmasi yasiyor olmasidir. Bir bonsaiyi yasatmak icin bircok bilgiye sahip olmak gerekir. Bonsai yapmiya ugrasanlar da her ne sekilde olursa olsun bu bilgileri ogrenmiye calisiyor. Cunku uzerinde calisacagi agaci sevgi ile yasatmak zorundadir. Bir bahcivan nasil ki makasi ile gul agacini budarken, ona eziyet etmiyorsa, budadigi her dalin baharda nasil acilip gullerle bezenecegini dusunuyorsa ki mesleginiz geregi bu duygulari cok iyi bildiginizi dusunuyorum. Bonsai uzerinde calisan da ayni duygularla agacini budayip onun nasil bir sekil alacagini nasil guzellesecegini hayal ediyor. Kisacasi bonsai ile ugrasanlar sizin dusundugunuz gibi bitkilere eziyet etmiyorlar. Onlar da bahcivanlar gibi duygu ve sevgi ile yaklasiyorlar uzerinde calistiklari agaclarina. Sevgi ve saygi ile hosca kaliniz. |
|
|
|
|
|
|
#16 |
|
agaclar.net
|
Forumun başlangıcından bu yana, benzer tartışmalar yapılıyor. Konuyu ayrı başlıkta açmışsınız, buraya taşıdım. Önceki yazışmaları okuyabilirsiniz. |
|
|
|
|
|
#17 |
|
agaclar.net
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 9,050
|
Neden bonzai ?
Bonzailer bende çok çelişkili duygulara sebep oluyor. Bir yandan minyatür ağaçlar. Baktığınızda dünyayı küçülmüş gibi hissedersiniz. Hatta, ağaç ile orantılı boyda insanlar, hayvanlar hayal ederek minyatür ağacın altında hayali bir yaşam düşlersiniz. Diğer yandan, az toprak, budanmış kökler ile büyümesine izin verilmeyen bir bitki. Sanki sürekli tahta pabuç giydirilip ayaklarının büyümesine izin verilmeyen kız çocukları, ya da boyunlarına bir sürü halka takılarak kaz boynuna benzer boyunlara sahip kadınlara yapılanlar gibi. Böyle baktığımda bitkilere uygulanan sadistçe bir işkenceymiş gibi geliyor. Evde bir bonzai var. Çok da güzel. Fakat sanırım, saksısından çıkarıp bahçeye dikeceğim. Kafesten salınan saka kuşları gibi... |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Ağaç Dostu
|
Sayin Meyvelitepe, "Neden Bonzai?"(Neden BONSAI?) diye baslik acip, dusunduklerinizi hissettiklerinizi yazmissiniz. Asagidaki link benzer tartismalarin yapildigi bir yer. Okuduktan sonra umarim Neden bonsai? sorunuza yanit bulursunuz. Iyi gunler. http://www.agaclar.net/forum/showthr...p?t=542&page=3 |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Ağaç Dostu
|
Hayvanlarla bitkiler arasında karşılaştırma yapmak yanlış. hayvanlar çevresindekileri hissedip duygusal tepki veren canlılar. Bitkilere ne yaparsak yapalım, ve de onlar nasıl cevap verirse versin, olan bitenden haberlerinin olmasını sağlayan bir bilince sahip değiller. Bu nedenle bonsai ve diğer bahçe sanatlarının ahlaki ve vicdani bir sakıncası olmadığı bir gerçek. |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 03-12-2010
Şehir: ankara
Mesajlar: 105
|
aklıma takılan bir soru etik ile ilgili.
arkadaslar bende aslında hemen herkes gibi kendimi bitki dunyasına attım ve kacınılmaz olarak bonsai ile karsılastım. cok ilgi cekici ve bana hitap ediyor gibi bu sanat (suan ultra acemi olmama ragmen). Aklıma takılan bir konuyu sizinle paylaşmak istedim bu işle ilgili üstadların fikirlerini ogrenmek istiyorum. Konu vede soru şu; bonsai etik mi? yani bir bitki buyumeye cogalmaya programlıdır. şartları yerindeyse yeni dallar yeni kokler yeni yapraklar verir, bu bir canlı olarak en dogal hakkı olmalıdır diye dusunuyorum.Bonsaide bitkiyi minicik bir hacime hapis etmiş olmuyormuyuz? ustelik öldürme riskine girerek? sürekli dallarını ve köklerini budayarak o bitkiyi mutlu mu ediyoruz gercekten? yoksa kendi zevkimiz icin o bitkiyi dar kalıplara mı sokuyoruz? bonsai ye baslamadan once (ki bu buyuk ihtimalle hazır bir bonsai ile olacak) bu sorunun kafamda netleşmesini istiyorum aslında. degerli fikir ve dusuncelerinizi bekliyroum arkadaslar. |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
|
Bu konuya daha geniş bir çerçeveden bakılabilir. Yediğimiz bütün bitkisel ürünler bonsaicilerin ağaçlarında kullandığı teknikler kullanılarak biçimlendiriliyor. Ağaçlar budanıyor dalları şekillnediriliyor. Sebzeler belirli biçimde büyümesi için düzenleniyor. Bonsaide tarımsal üretim teknilerinden farklı çok fazla uygulama yok. Bonsaiye ilham veren doğadaki örneklere bakarsak, doğal nedenlerle büyüyemeyen ağaçlarla sıkça karşılaşırız. Bu bakımdan bonsai doğanın saksıdaki taklidinden başka bir şey değil. Üstelik, bonsaici başka saksıdaki herhangi bir bitkiden çok daha fazla özenlidir ağacı için. Aksi olsa ağacın hemen tepki vermesinden anlayabilirdik. Bitki en ufak bir"mutsuzluk"da büyümesini durdurur. Bonsaide bunu görüyorsanız haklısınız. Bir meyve bahçesine dikilen fidanların da tümünün yaşayacağı garantisi yoktur. Bonsainin saksıda yetiştirilen herhangi bir bitkiden bu bakımdan çok farkı yoktur. |
|
|
|
|
|
#22 |
|
/
Giriş Tarihi: 04-12-2010
Şehir: Usa
Mesajlar: 75
|
Değerli arkadaşım Jokerkan, Bonsai ye başlamayı düşünmüşsünüz ama başlamadan önce de kafanızdaki bazı soru işaretlerinin aydınlanmasını istemişsiniz. Aslında o soru işaretlerinin içine kendi kendini sokmuşsunuz. Bonsaiye, gerçek bonsai felsefesiyle, maksatlarıyla ve inancıyla başladıktan sonra bu soru işaretleri zaten olmayacaktır. Anlık ya da günlük heveslerle, tesadüf beğenilerle bonsai konusuna dalıvermek yakın zamanda zaten ağaçlar kadar o kişiye de mutsuzluk, sıkıntı vermeye başlar. Bu evimize bir kedi ya da köpek almaya karar vermek gibi birşeydir. Alınacak sadece bir hayvan değil, ihtiyaçlarıyla, sağlığıyla, eğitimiyle, sevgisiyle bir aile bireyi almaktır. Bu sebeple zaman, maddiyat, uygun ortam, ilgi gibi birçok yönden iyice düşünüp karar verip ondan sonra alınmalıdır. İşte bonsai de bunun gibi düşünülmelidir. Bonsaiyi minicik bir hacime hapsetmek olarak görerek çekinmek yerine, ne istediğine çok emin olup karar vermeden başlayıp, bir süre sonra bıkıp o bonsai ağacını ölüme ve bakımsızlığa terketmekten çekinilmelidir. Dikkat ederseniz bonsailer küçük hacimlerde de olsa çok sağlıklı ve titizlikle bakılmaktadırlar. Doğadaki cinslerinden çok daha iyi şartlarda (toprak, hava, sağlık konularında) yaşatılmaktadırlar. Aynı zaman da bir eğitimden de geçmektedirler. Dal budama, gövde ve kök budama, şekillendirme vs. hepsi doğada olanlarda da mevcut. Doğadakiler soru işaretiyken bonsailerin köklerinde kocaman kurtlar, solucanlar vs. olmasına asla izin vermeyiz değil mi? Aslında bence konuya şöyle bakmalıyız. Bonsailer seçilmiş, farklı ve de kültürel ağaçlardır. Kültürel canlılarda, o canlıların doğal ortamlarıyla karşılaştırma yapmak çok da gerçekçi ve mantıklı olmaz. Akvaryum balıklarının bir çoğu aslında tropikal ortamlarda, farklı coğrafyalarda yaşıyan balıklar olduğunu, evlerimizdeki muhabbet kuşlarının, kanaryaların ya da papağanların da yine böyle olduğunu biliyoruz. Bu canlılar da kültürel canlılardır. Bunlarda da mevcut evimizdeki ortamlarla doğal ortamları kıyaslanamaz. Hatta bunlar yapay ortamlarda daha çok ve sağlıklı çoğalıp gelişmektedirler. İşte bonsailer de böyle. Eğer olması gerektiği şartları veriyorsak ve gerçekten bonsai mantığına uygun bakıyorsak bu ağaçlar da son derece mutlu bir ömür geçiriyor. Budanmak, kesilmek, kırılmak ve hatta donup ölmek, susuzluktan ölmek doğal ortamda da mevcut birer gerçek. Doğmanın, çoğalmanın olduğu yerde ölmek de son derece normal. Yeter ki biz yapmamız gerekeni gerçekten yapalım, bonsaimizin hakkını verelim, ona ilgimizi verelim görücez ki o da yaprak ve çiçek açıcak, yeni sürgünler dallar verecek. Bu da onun sorunsuz ve mutlu olduğunu gösterecek. Her bonsaisever mutlaka bir doğasever ve ağaçseverdir. Hiç birimiz onlara eziyet etmek, işkence yapmak ya da mutsuz etmek istemeyiz. İşte bu sebeple " hiçbirşey gibi bonsai de karşıdan görünüldüğü kadar" kolay değildir. Sizin bonsaiye başlamadan önce ağaçları mutsuz etmekten sakınmanızı bir ağaçsever olarak taktir ediyorum. Ancak konuya ve amaca böyle bakarsak, doğru başlayıp doğru ilerlersek, bonsaiye dalıvermek için daha birçok sebep var bunları da görmüş oluruz. Ağaçları bu kadar düşünüp sevdiğinize göre, eğer yer ve şartlarınız uygunsa bonsaiye hemen başlamanızı diliyorum. Eminim ki bu sevgi ile birleştireceğiniz, burada ki hepimize yardımcı olmaya gayret eden üstadların bilgi ve tecrübesi ışığında çok güzel bonsailer yetiştireceksiniz. Yeter ki kararınızı verin. Kararınızı verdikten sonra yanlış yapmaktan değil, yanlış kararı vermekten korkun. Saygı ve sevgilerimle... Düzenleyen alpmoon : 13-01-2011 saat 18:53 Neden: imla düzeltme |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
|
Ayakabı giydiğiniz sürece hangi hayvanın derisini yüzüldüğü bir anlam ifade etmiyor. Zaten ben de size yılan derisinden söz etmemiştim kesilien bir hayvanın derisinden bir ayakabı giyiyorsunuz. Bence burada bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmak gibi ülkemizin günümüz insanında yaygın ve kronik bir sorun olduğu ortada. Ayakabı benzetmesi de çok manidar. Malum, kağıdı da aynı uygarlık bulmuştu. Ağaçların katledilmesine neden olduğu için kağıt kullanımı konusunda da buna benzer fikirleriniz olduğunu düşünmelimiyim acaba. Bu nedenle kütüpanelere de karşımısınız? bir sürü katledilmiş ağaçtan üretilmiş kitap istiflenmiş duruyor. oralarda. Kapı ve pencerelerinizin ağaç olması da ayrı bir karmaşık durum tabi. Bence önce bir şeye "bence öyledir o yüzden de karşıyım ben" demeden bir ne olduğunu öğrenmek gerekir. İşkence gördüğü için daha iyi gelişecek bir canlı sizce ne derece gerçekçilikle bağdaşır. Bilmediğiniz bir konuda yapılan uygulamaların doğru olmadığı fikrine nasıl ulaştığınzı da öğrenmeyi isterim. Doğal durumda olması için çocuklarınızı eğitim vermekten uzak tutma gibi bir fikriniz var mı? yoksa onların ileride bir meslek sahibi olması için bazı eğitimleri almaları gereğini zorunlu görüyor olabilir misiniz? |
|
|
|
|
|
#27 |
|
/
Giriş Tarihi: 04-12-2010
Şehir: Usa
Mesajlar: 75
|
Evet memet bey çok haklı. Tavuk balık yememeliyiz, arıların o kadar uğraşıp emek verdiği balları tüketmemeliyiz. Hele yumurta... yazık değil mi bırakalım her biri civciv olup çıksın. Hunharca kaynatıp ya da kızgın yağa boşaltıp öldürmeyelim... Ayrıca bilmediğim için soruyorum; domates fidanları budanmıyor mu? hiç biri ölmüyor mu? yani her fidan garantili mi? Sitede birçok defa arkadaşların yazılarında şöyle cümlelerle karşılaştım. " işyerimin önünde kazı vardı dozerden son anda kurtardım" , " yanımızdaki arsa kazılıyordu şu ağacı oradan kurtardım" , "yoldaki ağaçlar budanmış birçok çelik aldım bunları yeşertip bonsai olarak büyütecem", " arkadaşın çiçeklerinden dallar aldım bonsai yapıcam" vs. vs.. İşte bunlar da bonsainin can verdiği örnekler arkadaşlar.... Düzenleyen alpmoon : 13-01-2011 saat 19:37 Neden: imla düzeltme |
|
|
|
|
|
#28 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#29 | |
|
/
Giriş Tarihi: 04-12-2010
Şehir: Usa
Mesajlar: 75
|
ilginç bir soru
Alıntı:
Hayır arkadaşım, öyle de olmuyor zaten. Her kurtarılan ağaç maalesef ki olmuyor , olamaz da. Peki insanlar yemeyecekleri yahut çıkarları olmayan bitkiler ve canlıları çoğaltıp , yetiştirmeye ne zaman başlarlar sizce? ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
|
#30 |
|
-
Giriş Tarihi: 31-08-2010
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 55
|
''...Doğadakiler soru işaretiyken bonsailerin köklerinde kocaman kurtlar, solucanlar vs. olmasına asla izin vermeyiz değil mi? '' Bildiğim kadarıyla solucanlar zararlı değildir. |
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|