![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Moderatör
|
Oğlum ısrarla tatlı patates yetiştirmemizi istedi. Bulmakta epeyce zorlandık sonra eşim Makro markette bulmuş 3-4 tane almış. Olur mu olmaz mı diye düşünürken " sen birini bana bırak diğerlerini ek" dedim. Bir tanesini suda köklendirmek istedim, yarısını suya değecek şekilde bir kaba koydum. Uzunca bir müddet bekledikten sonra kök salmaya daha sonra da filiz vermeye başladı. Sonra filizli yerlerden keserek çuvala ektik. Toprakla buluşunca hızla büyüdüler. Benim suda filizlendirdiğim Oğuz'un toprağa ektiklerinden daha çabuk büyüdü. Oğlum geldiğinde sürpriz yapacağım. ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 25-06-2008
Şehir: izmir
Mesajlar: 393
|
bu çiçekleri gördükçe mest oluyorum ve bahçe hayalleri kurmaya başlıyorum hemen ![]() ama 2 sene kadar beklemem gerekecek bahçe hazırlığı için ama olsun kuruda olsa bir tarla alabildikye öyle mutluyum ki güler abla yazamasamda ne zaman siteye girsem bahçene bakıyorum ve hayal kuruyorum RABBİM seni ve aileni o güzel bahçede ondan daha güzel yaşatsın ..... |
|
|
|
|
|
#5 |
|
agaclar.net
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 9,052
|
Tatlı patates epey zahmetli bir iş Bu yıl biz de deniyoruz. Filiz almak için hazırladığımız düzeneği biraz farklı yaptık. Alttaki suyun ışık almasını önledik, bir de suya sürekli oksijen verebilmek için akvaryum hava motoru ile hava basıyoruz. Bu sayede yosun olmuyor ve ikide bir su değiştirmek gerekmiyor. Uzayan filizleri köklendirmek için de aynı şekilde hava basılan ve ışık almayan bir düzenek hazırladık. Köklenenleri bahçeye dikiyoruz artık. Not: Güler hanım, usul olarak sizin yaptığınız doğru. Tatlı patates doğrudan toprağa ekilmiyor ![]() |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Moderatör
|
Bilgilendirmeniz büyük incelik, teşekkür ederim. Ne Oğuz ne de ben bu konuda fikir sahibiyiz. Tadını da hiç bilmiyorum, oğlum çok güzel siz de ekin diye tutturdu diye denemeye karar vermiştik. Bir yerde okumuştum petşişede suda bekletildiğini, yaptığımı da ezbere yaptım meğerse ne de zormuş. Benim tek patates o kadar çok kök saldı ki, ben hep filizlensin diye bekledim meğer köklenmesi kafiymiş. Yer fıstığı gibi yaprakları yükseldikçe toprakla dolduracak mıyız? Oğuz öyle yapıyor ama bildiğinden değil sanırım öyle duymuş olmalı. h-dogan'ın yazdığına göre domatesler gibi askıya alacağız galiba. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 06-02-2013
Şehir: muğla bodrum
Mesajlar: 2,020
|
maşallah güler abla,bahçeniz balkonunuz çok güzel .vişneleriniz afiyet bal şeker olsun.bolca reçelini yapmışınızdır.ağız tadıyla çoluk çocuk torunlarınızla yersiniz inşallah.ha bu arada göz hakkıdır diye bir iki bende vişnelerin tadına baktım.helal edin. şu tatlı patates nasıl tüketiliyor.bildiğimiz patates gibi her türlü yenilebiliyormu?her gün yeni bir şey öğrenmek ne güzelinşallah deneyimleriniz başarılı olur.tecrübelerinizide bizlerle paylaşırsanız,bize faydalanırız....sevgiler..... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
agaclar.net
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 9,052
|
Tatlı patates yetiştirmek için önce filiz yapmak gerekiyor. Aynı sizin yaptığınız gibi, filizler bir karış olunca diplerinden koparılıyor ve onlar da suya konuyor. 10-15 gün içinde kökleniyorlar ve sudan alınıp bahçeye dikiliyorlar. Bitki burada büyüyerek toprak altında patateslerini oluşturuyor. Yani, büyüttüğünüz filizler bir karış olunca koparıp suya koyacaksınız, suda köklenince de bahçeye dikeceksiniz. Sıcak sevdiği için köklenmiş filizlerin dışarıya dikimi Marmara bölgesinde Haziran ortasından önce yapılmamalı. Tatlı patates ülkemizde bilinmiyor pek, ama çok güzel bir sebze. |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 14-07-2012
Şehir: Ankara/Morgantown
Mesajlar: 2,797
|
Tatli patatesin puresi, firinda rostolanmisi cok guzel oluyor. Kivam olarak, balkabaginin pismis haline benzer. Amerikalilar, Sukran Gunu'nde hindiyle birlikte geleneksel olarak tuketirler. |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Moderatör
|
Bahçemizde çeşitli cins elma ağaçları var, bazı türlerde bu sene meyveler lekeli lekeli oysa her zamanki şekilde bakımları yapıldı. Armutların gelişimi güzel, buralarda orak armudu dedikleri bir cins iyiden iyiye oldu, yemeğe bile başladık, diğer türler daha olmadı. Bu orak armudunu sanırım seneler önce Oğuz'un dedesi dikmiş. Onlar buradaki bahçeyi ve tarlaları satıp İstanbul'a göç etmişler. Biz bahçeyi geri satın aldığımızda bu armut ağacına hayran kalmıştım. Ağacın gövdesi iki çatallıydı ve sanki birbirlerine sarılmış iki insanı andırıyordu. Hele bir de çiçeklendiğinde muhteşem bir görüntü sergiliyordu. Yamaçta zar zor durmaya gayret ediyordu. Ev inşaatı biter bitmez ilk iş olarak ev önündeki yamacı kepçe yardımı ile düz alan haline getirdik ve 1000 metre karelik bir düzlük elde ettik. Buraya çim ekmeden evvel hemen armut ağacının etrafını çevirdim, gübreli toprakla besledim. Ama o kadar ihtiyarladı ki, kuruyan dallarını kestik, gövdesindeki yarıkları karıncalardan kurtardık. Şaka maka 20 yıldan fazla bize de meyve verdi ve hala o kadar çok meyve veriyor ki kuşlar da tepesinde, çoğu da yerlere dökülüyor. Evvelki sene Manyas'a gelen bir Tümgeneral (adını hatırlayamadım) köye gelmek istemiş. Kapımızın önünde bir askeri jeep ve bir makam arabası durdu. Misafir beklemiyorduk ve gelenleri de tanımıyorduk. Resmi kıyafetli dimdik bir paşa bahçeden içeri girmeden koşarak bir asker yanıma geldi. "Müsadenizle paşam sizi ziyaret etmek istiyor" dediğinde şaşırmıştık. Hemen buyur ettik, balkonda otururken paşanın gözü armut ağacındaydı ama tereddütlü bir bakışı vardı. - Bu armut o orak armudu mu? diye sordu. Meğerse paşa daha ufacık bir çocukken anneannesi ile bu köye misafir gelmiş. Yamaç ve kıraç yerdeki bu armut ağacının meyvelerinden her sabah bol bol toplar ve yermiş. " Ondaki tadı hiçbir armutta bulamadım" dedi. Uzun uzun sohbet ettik, bir asker ağaçtan bir poşet dolusu armut topladı ve paşaya hediye ettik. Çocukluğunun ve burada geçirdiği güzel günlerin hatırası onu çok mutlu etmişti, biz de kendilerini tanımaktan çok mutlu olduk. Adını Oğuz mutlaka hatırlıyordur ama o şimdi Manyas'a gittiği için yazamıyorum. İşte bizim o Karamürsel sepeti gibi ufak tefek meyvesi olan ama büyük hatıraları içinde saklıyan armudumuz.... ve diğerleri. ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-12-2013
Şehir: İstanbul- Bodrum-Milas
Mesajlar: 3,492
|
Yine her zamanki gibi hepsi harika. Ellerinize sağlık. |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 10-03-2014
Şehir: Istanbul
Mesajlar: 143
|
Bakması bile dinlendirici bir bahçe. Güzellikleri eksik olmasın ama başında siz olduğunuz sürece zaten eksik olmaz |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Moderatör
|
Teşekkür ederim sevgili arkadaşlar..... Oğuz erkenden kalkıp sepetini takmış koluna, uyandığımda mutfakta bu sepetle karşılaştım. Yavaş yavaş bahçeden hasat toplamaya başladık. Kabaklar süt gibi, hıyarlar çıtır çıtır, kayısı ve armutlar.... akşamı zor edeceğim galiba. ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 18-03-2012
Şehir: Almanya
Mesajlar: 261
|
Güler hanim hayirli ramazanlar... Bahcenizin ve armut agacinin hikayesi cok etkileyici, demek bahceniz aslinda daha evvelde Oguz beyin dedesine aitmis... Ne güzel... Sepettekiler muhtesem gözüküyor, desenize mücver mevsimi geldi ![]() |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Moderatör
|
Sevgili Cumhur Tonba, bu kısım evin arkasında kalan alan yer. Buraya çim ekmedik, her türlü ot var. Ayrıktan tut yoncadan çık, yani her türlü ot mevcut. Çim makinesi ile biçtin mi halı gibi oluyor hem de hiç zahmeti yok. Ara sıra dikenli ot çıkarsa onları köklüyorum ki yalın ayak dolaştığımda ayağıma batmasın. Sevgili çörekotu, mücver ne kelime bundan böyle kabağın her türlüsü pişecek demektir. ![]() Bahçedeki elma ağaçlarından iki tanesinde bu lekeler mevcut, diğerlerinin gidişatı güzel. |
|
|
|
|
|
#28 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
ikinci fotograftaki ağacın başka görüntüleri var mı? Sanırım armut ağacının altını taşlarla çevreleyip çiçeklik yapmışsınız. Çok güzel duruyor. |
|
|
|
|
|
|
#29 |
|
Moderatör
|
Ön bahçedeki duvar tellerine Amerikan Sarmaşığı sardırmıştık. Hızla sardılar ve yemyeşil bir duvar vazifesini görüyor. Sonbahardaki görüntüsü de muhteşem oluyor; sarı ve kırmızı tonlarına bürünüyor. Gel gelelim ki çok tecavüzcü bir bitki. Elini kolunu atmadığı yer kalmıyor. Her defasında da hem Oğuz hem de ben sık sık budama yapıyoruz. Bir müddettir yanına uğramamıştım, katır tırnağını sarmaya başlamış, altta kalan hemerocallisler zar zor açmaya çalışmışlar. Baktım ki otoparkın yanındaki cevize ve japon manolyasına da kol atmış, hemen yoldum. ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|