![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
agaclar.net
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 9,027
|
Halil bey, İyi bir kaplama konusunda yazdıklarımın buradaki gereksiz tartışmalarla bir ilgisi yok, yanlış anlaşılmasın. Hangi ürünü kullanırsanız kullanın, bir parçacık film uygulamasının hemen akabinde malzeme kuruyunca yapraklarda gördüğünüz, kullandığınız alet edavat, elinizin ayarı vb. ye göre irili ufaklı beyaz lekeler. Mısır nişastası bile aynı şekilde görünüyor. Siz de uzun bir süredir bu gibi malzemeleri kullandığınıza göre farketmişsinizdir. Uygulamadan 3-4 gün sonra, 10 gün sonra ne oluyor, uygulamanız ne duruma geliyor? Bu kadar bir zaman geçince görmeniz gereken, belli belirsiz ama homojen bir kaplama olmalı. Bu kaplamanın elde edilmesinin de çok aykırı değilse (iri parçacıklalar, az sayıda parçacık vb.) kullanılan malzeme ile doğrudan ilgisi yok. Uygulamadan 10 gün sonra yapraklara yakından baktığınızda hala belirgin ve kalın beyaz noktalar görüyorsanız, bunların arası kaplamasız nisbeten geniş boşluklar şeklinde kalmış ise, ağaçlar hala beyaz görünmesine rağmen iyi bir kaplamanız olmamış anlamına gelir. Bir ağaca ilk kez uygulama yapılıp 10 gün sonra yapraklara bakıldğında kalın ve birikintili malzeme incelerek düzgün kaplama haline gelmiş olsa bile muhtemelen aralarda pek çok boşluk da görülecektir. Bu sebeple, 10-15 gün ara ile peş peşe üç uygulama yapılıp bu boşlukların yok edilmesi, kalın birikintiler yok olduktan sonra da geriye homojen bir kaplamanın kalması istenir. Bu filmin iyi ya da kötü, az ya da çok, iş yapması ise malzemenin detay özellikleriyle ilgili. Sonradan, kısmen mevsim sonunda, yapılan benzer araştırmalarda da iki-üç yıllık dönemlerde olumlu ve olumsuz etkilerin ayırd edildiği bildiriliyor. Ağaçların metabolizmalarının fazla hızlanması ise benim kişisel bir endişem. Metrelerce sürgün verenler naşiler. Zeytinler tepelerden 40 santim kadar fırça gibi sürgün verdi. Çoğu ilk budamada çıkarılacak. Dengedeki bir ekosisteme müdahalenin uygun ölçüsü nedir diye düşünüyorum. |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 18-01-2009
Şehir: izmir/aliağa
Mesajlar: 5,567
|
Alıntı:
Hiçbir üretici de buna bakmaz. İlacını atar gider başka tarlasına çiftini sürer, çapasını yapar. Üretici; 1.İlaç iyi yapışmışmı, 2. güneşten koruyormu, 3. bitkiye/ağaca sürgün veriyor mu yoksa durrurmuşmu, 4. Sineğe _ zararlıya_ etkilimi, bunlara bakar. Bunlardan bir ya da ikisi yoksa arkasına bile bakmaz. |
|
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Organik yetiştiricilik iyi bir gözleme dayalıdır. Düzenleyen üzüm : 07-07-2011 saat 14:24 Neden: ilave |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
|
Ağaçlar için güneş ışınlarından korumak amacıyla kaolin kullamaya karar vermiş ve bu bahar almıştık. Atma zamanını beklerken içimdeki şeytan dedi ki 'Ağaçlar kaoline alışırsa ne olur?'. ![]() Bölgemiz yazları aşırı sıcak oluyor. Bahar/yaz başından itibaren uygularsak güneş yanıklığını, sıcaklık stresini azaltıyor. Buraya kadar çok güzel. Peki bir nedenle kaolin uygulamasını gerekli/doğru zamanlarda yapamazsam/tekrarlayamazsam sonuç ne olur diye düşündüğümde ağaçların çok büyük strese gireceğini, bölgenin ikliminide göz önüne aldığımda özellikle meyve ağaçlarında kaybım bile olabileceğini düşünüyorum. Bu sebeple kaolini henüz uygulamadım. Bölgenin en sıcak olduğu dönem Temmuz 15 - Ağustos 15 gibi. Şimdilik bu dönemde kullanmayı düşünüyorum. 'Ağaçlar kaoline alışırsa ne olur?' konusunda Sayın Meyvelitepe'nin aşağıdaki cümlesinide göz önüne alarak yorumlarınız nelerdir? Düzenleyen üzüm : 07-07-2011 saat 14:15 Neden: imla |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 18-01-2009
Şehir: izmir/aliağa
Mesajlar: 5,567
|
Alıntı:
Evet bence de bu şekilde kaolin uygulanmalı. Yani güneşin en yakıcı olduğu zaman diliminde, geçici bir süre _1 ay gibi_ kullanılmalı. Yani; Örneğin zeytin çiçekten çıktıktan hemen sonra _olası zararlı veya yakma tehlikesine_ karşı başlamak ve meyve toplama dönemine kadar 3 defa uygulamak; sorgulanmalı. Yine örnek üzerinden gidersek, diyelim zeytinde kaolin uygulanacak; hedef zararlı _ zeytin sineği_ ise, taneye yağ yürüdüğünde yani tane yumuşadığında uygulanmalı. Çünkü zeytin sineği bu dönemde tane üzerinde o meşhur 'V' şeklini çiziyor ve yumurtasını bırakıyor. Bu bölgeye, hava sıcaklığına, sineğin döl verme yeteneğine göre farklılık gösterir_ ki 2 ay önce atmanın bir anlamı yok. Yani dediğiniz gibi bitkiye her müdahale _ ki doğal, organik olan da bir müdahaledir ve Sn. Meyveli Tepe çok güzel bir soru sormuş_ sadece zeytine değil ekosisteme bir müdahaledir. Peki 'doğal dengeye herhangi bir müdahalenin' ölçüsü nedir? Ölçü olmayan yerde _ ki bu doğa bile olsa_ hiç bir şeyin erdemi yoktur. Bu bize ' peki doğada bir denge vardır ve insan neyin dengesidir'' e kadar götürür. Diyelim ki; hava raporu don tehlikesi verdi. Ve siz birkaç günlüğüne zeytininize don vurmasın diye kaolin attınız. Ve onu dondan zarar görmesini önlediniz. Belki onu ölümden korudunuz. Ya da, yaz dönemi güneşte oluşan patlamanın getirdiği yakıcı sıcaktan haberiniz oldu; yakmasın diye kaolin attınız, 5, 10 günlüne... Bu ölçülü bir müdahale değil mi? Peki bu sizin yaptığınız yararlı müdahaleye zeytininiz alışırsa ve en küçük dondan etkilenir olursa, hep kaolin isterse ne olacak? Doğanın insanlaştırılması yolu sonuna kadar açık. Zeytinin böyle bir isteği olabilir mi? ![]() Saygılar |
|
|
|
|
![]() |
|
|