![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 08-04-2010
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 28
|
Kuşluk vakti kalkıp yola düşülür. Gün doğmadan güllüğe varılır ve toplamaya başlanır. Sabah çiyi, güllerin üzerindedir ve asılan her bir gülle birlikte çiy taneleri de dökülmeye başlar eteklerinize. Derken günün ilk ışıkları görünür. (Bu, zamanla bir mücadeledir aslında. Hava çok ısınmadan toplama işlemi bitmelidir. Yoksa güller sıcakta kilo basmaz.) Bülbüller ötmeye başlar bahçede. Bunun bir nedeni vardır: Bülbül güle yapar yuvasını. Mayıs ayında da her bir yuvada 3-4 yumurta vardır. Bu nedenle bülbül terk etmez yuvasını. Şakımaya başlar etrafınızda. Dem çeker. İçli içli öter durur. Derken arkanızdan sabah güneşi vurmaya başlar sırtınıza. Önceleri ısıtır içinizi. Sabah çiyinden ıslanmış bedeninizi kurutur. Sonraları da yakmaya başlar sizi. Bitsin istersiniz, bitsin de gideyim. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ağaç Dostu
|
Bu da benim Isparta'lım. İki yıl önce, Samsun-Çarşamba- Kızılot Köyü' ndeki bahçeme, İstanbuldan getirmiştim. Bugünlerde habire açıyor. Nefis kokusuyla da, mesthediyor. Üstelik tüm mantari hastalıklara karşı, en dayanıklı gül olduğu gibi bir tesbitim var! ![]() ![]() |
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|