agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Daha İyi Bir Yaşam İçin
(https)




Beğeni Düzeni8Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 29-10-2010, 19:03   #152
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-11-2009
Şehir: İstanbul - Gaziantep
Mesajlar: 1,194
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi dogasever

Yani ABD’deki o koca üniversitede dahi EM'nin pH'sının 4'ün altında olması gerektiğini kimse bu zatlara söylememiş ya da G Newton adlı arkadaş araştırmacılara 1 Nisan şakası yapmış. Göndermede bulundukları Prof Higa'nın makalelerini iyi okusalardı ph'ın 4'ün altında olması gerektiğini anlarlardı. Kısaca ifade etmek gerekirse, yaptıkları çalışma daha baştan yanlış! Keşke o EM’cilerin yaptıkları çalışmaları da okusaydınız. Halbuki ve çok şükür ki Türkiye’de en cahilinden en eğitimlisine kadar herkes kullanmadan önce EMA’nin ph’ının 4’ün altında olması gerektiğini biliyor. Ne mutlu bizlere ki böyle basit hatalar yapmıyoruz.
pH'nın 4'ün olması gerektiğini söyleyen Sn. Dogasever'e kanıt. Mezbaha önündeki iki tanktan alınan EM lerden birinin pH seviyesi 4.3, diğeri 4.1. Demekki bizi bırak, üretici bile pH'ın ne oması gerektiğini bilmiyor. Yoruma gerek yok.

Name:  DSC05269_1.jpg
Views: 2053
Size:  26.8 KB

Name:  DSC05270_1.jpg
Views: 2110
Size:  28.8 KB

Ancak hep söylediğim gibi ölçüm metodunun her aşamada nasıl göz ardı edildiğine güzel bir örnek daha. Tanklardan birindeki melas oranı fazla gelmiş olacak ki, EM akmayacak kadar katılaşmıştı.

Name:  DSC05258_1.jpg
Views: 3867
Size:  56.3 KB

Name:  DSC05259_1.jpg
Views: 2690
Size:  41.6 KB

Ergene nehrinde bugün sular taşımıştı. İşte dozlama yapılan EM tanklarının hali. Sel hepsini darmadağın etmiş. Suda yüzen EM tankı.

Name:  DSC05245_1.jpg
Views: 2047
Size:  20.2 KB

acemi_caylak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-10-2010, 20:07   #153
Ağaç Dostu
 
Dogasever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
Sayin Acemi Çaylak,

Benim 152 nolu mesajımda ne demek istediğimi anlamamışsınız. Siz hep böyle mi yaparsınız. Önce Sayın Sarıcan örneğini verdiniz o tutmadı, sonra Benim sizin başlıklarınızı taklit ettiğimi söylediniz o da tutmadı. BOİ5'i sizden öğrendiğimi söylediniz. Olmadı, olmadı. Herhalde, gece gündüz bizim tankları gözlüyorsunuz veya birilerine gözletiyorsunuz.

Benim bildiğim kadarıyla, mezbahanın önündeki tanklar melas, EM aktif değil. Bu konuyu sayın Alper Akman mutlaka yanıtlayacaktır. Bir kap içinde ve ph metre ile resimlediğiniz ürünün nereden alındığını bilmiyorum. Kusura bakmayın ama benim hakkımda bu kadar söylediğiniz yanlış şeyden sonra, inandırıcılığınızı kaybettiniz. Bu ürünün bizim olduğunu nereden bileyim. Kendiniz herhangi bir kabın içine herhangi bir melaslı ürün koyup ölçüm almış da olabilirsiniz. Kusura bakmayın ama bu tür şeyler bizi bağlamaz. Bu da sizin yeni bir denemeniz olabilir. Bakalım bir daha ki (eğer olursa) sefere neyi deneyeceksiniz.

EM aktif'in, ph değerinin 4'ün altında olması gerektiği görüşümü yine tekrarlıyorum. O ürün bizim olsaydı bile bu görüşüm değişmezdi. Bir tartışmada, insan haksız da çıkabilir. Bunlar doğal şeylerdir. Ben haksız çıktığımda kabullenir ve eğer hata ettimse özür diler geçerim. Eğer hata etmedimse, sorun da yok demektir. Yanılmışım derim. Ama kimseyi bu yüzden zor duruma sokmaya çalışmam. Kusura bakmayın ama siz, bir konuda haksız olduğunuz anlaşılınca, sürekli ilgili ya da ilgisiz başka konuları gündeme getirerek üste çıkmaya çalışıyorsunuz. Sele kapılmış EM tankından bile medet umuyorsunuz. Bu da sizin acizliğinizi gösterir. Bu alışkanlığı bırakın lütfen.

Tamam bu projeye inanmıyorsanız, inanmayın. Ben bütün dünyayı her şeye inandıracak değilim. Ancak, sizin sürekli bizim açığımızı aramanız, sürekli bak gördünüz mü işte yanlış yapıyorlar diye insanların gözüne sokmak istemeniz bence doğru değil. Keşke bana veya Alper Bey'e özelden bildirseydiniz. Ben olsaydım öyle yapardım. Yüzen tanka gelince, her yerde kaza olabilir. İnsanların arabaları, evleri yüzüyor sel gelince. Bu tür şeyler olabilir.

SAyın Acemi Çaylak ve SAyın Ensar,

Benim için hala tüm köprüler atılmış değildir. Siz yine benim dostumsunuz. Benden nefret de edebilirsiniz. Bu size karşı duyduğum saygıyı hiç bir zaman değiştirmez. Ben kimseye kırgın değilim. Kızgın da değilim. Size yine zeytin dalı uzatmak isterim. Klavyeden el uzatmak biraz güç oluyor. Proje yapılsın veya yapılmasın. Bunlar iştir. ERgene'nin temizliği için bence bir şeyler yerinden kıpırdadı artık. Şöyle veya böyle bu hareketin sonunda Ergene'nin temizliğine vesile olacağına inanıyorum. Bunu Istranca, mikropları mı yapar, EM'mi, Pirinç suyu mu, Sarıcanın enzimleri mi veya başka bir şey mi bilmiyorum. Ama benim kafamda olan olay her türlü olanağı kullanmaktı.

Ben yine bu temizliğin hem tüm Agaclarnet ekibiyle hem de halkla birlikte halkın cebinden fazla bir para çıkmadan özellikle kirleten sanayicilerin ödeyeceği büyük bir projeyle yapılmasından yanayım. Bunu hep tekrarladım. Yine tekrarlıyorum. Ben tüm Agaclarnet uyelerini seviyorum. Buna hem siz hem SAyın Ensar dahilsiniz.

Size dün akşam arkası arkasıya sorular sormam yanlıştı. Dedim ya bazen kızıyorum her zaman değil. Eğer bilmiyorsanız açıklamam gerekirdi. (Bu da benim öz eleştirim) Projede tüm agacseverler olarak birlikte olursak sevinirim. Sayin ENsarin bolgede yapabilecegi cok sey olduguna inaniyorum. Kendisiyle daha once de membran teknolojisinin Turkiyede uretilmesi gerekir diye konusmustuk. Hala ayni dusuncedeyim. Ergen havzasinda membran teknoljileriyle suyun geri kazanimina cok ihtiyac var. Birlikte olmazsanız da sağlık olsun. Ben elimi uzatmış olurum. El uzatmakla küçülmüş olmam nasıl olsa.
SAygı ve sevgilerimle.

Not: Herkesin bilmesini istediğim bir şey var: ERgene projesinde yer almam para ile ilgili değildir. Ben İngilterede hayatımı geçindiriyorum. Benim paraya ihtiyacım yok. Dosta ihtiyacım var. Tüm amacım, daha önceden belirttiğim gibi ölmeden o Nehirde yüzmektir. Bu amaçla, projenin maliyetini karşılayacak finans da arıyoruz.

Tekrar herkese saygı ve sevgiler.


Düzenleyen Dogasever : 31-10-2010 saat 09:28 Neden: ek
Dogasever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-10-2010, 20:48   #154
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-11-2009
Şehir: İstanbul - Gaziantep
Mesajlar: 1,194
Eğer bu kadar inancınızı kaybettinizse, agaclar.net üyelerini birlikte pH ölçmeye davet ediyorum. Halep ordaysa arşın burada.
Üstelik 10 tane farklı pH metre ilede ölçebiliriz. Yeterki doğrular ortaya çıksın.
Sabah akşam tankları gözlemiyorum ama, bugünkü yağmurda herşeyin yerle bir olacağını biliyordum. Bu konuda mevsimin uygun olmadığını daha öncede söyledim. Ve Ensar'a ısrarla ben tankları görmek isitiyorum diye onu zorladım. Çünkü doğadan geliyorun, bir koyunumu sele kaptırdığımda küçük bir çocuktum daha, suyun nasıl yıkıcı olduğunu çok iyi bilirim.

acemi_caylak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-10-2010, 21:03   #155
Ağaç Dostu
 
Dogasever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi acemi_caylak Mesajı Göster
Eğer bu kadar inancınızı kaybettinizse, agaclar.net üyelerini birlikte pH ölçmeye davet ediyorum. Halep ordaysa arşın burada.
Üstelik 10 tane farklı pH metre ilede ölçebiliriz. Yeterki doğrular ortaya çıksın.
Sabah akşam tankları gözlemiyorum ama, bugünkü yağmurda herşeyin yerle bir olacağını biliyordum. Bu konuda mevsimin uygun olmadığını daha öncede söyledim. Ve Ensar'a ısrarla ben tankları görmek isitiyorum diye onu zorladım. Çünkü doğadan geliyorun, bir koyunumu sele kaptırdığımda küçük bir çocuktum daha, suyun nasıl yıkıcı olduğunu çok iyi bilirim.
SAyın Acemi Çaylak

Mesajımın tamamını okudunuz mu bilmiyorum. Tabii ki söylediklerinize inanıyorum. Eğer numuneler geçrekten bize aitse ve ölçümleriniz doğruysa, demek ki oradaki pH tam olarak aktifleşmemiş demektir. ph 4'ün altında olursa daha iyidir. Yalnız aktifleştirme gerçekleştikten sonra sıcaklığın düşmesinin etkisiyle pH biraz yükselebilir. Bu durumda kullanımdan önce biraz ısıtılarak pH'ın düşmesi sağlanır. Oradaki arkadaşlarımızı bu konuda uyarması için Alper Beye bildireceğim. Dikkatimizi bu konuya çektiğiniz için size de ayrıca çok teşekkür ederim. Saygılar.

Not: Atıksu Mikrobiyolojisi başlığındaki tüm mesajlarımı sildim.


Düzenleyen Dogasever : 01-11-2010 saat 12:20
Dogasever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-10-2010, 22:59   #156
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-02-2008
Şehir: Tekirdağ
Mesajlar: 533
Sevgili Doğasever,

Biliyorsun bu Proje AGACLAR NET projesi olarak başlamış idi. Olay bana iletildiğinde Atık deşarjı durmadığı için bu işin yapılamıyacağını belirtmiş idim ve bu konuda seninle ( SEN DİYORUM NEDENİ Nİ BİLİYORSUN ) mutabakat sağlamış idik.

Biz AĞAÇLAR net üyeleri kısıtlı kaynakları akılcı kullanmaya çalısan , har vurup harman savurmayan, köy enstitüleri mantığında bilgiyide. sevgiyide, üzüntüyüde başarı vede başarısızlığı paylaşan insanlar gurubuyuz.

Gurubuz farklı fikir ve görüşler olacaktır.

Benim başından beri tek amacım var idi. Kirlenmenin boyutları nedir ? Bu uygulama sonucunda yapılan masrafa değecek mi?.

Üzgünüm sorularımın nerdeyse tamamı cevapsız kaldı.

Üzüidüm ama bir kişi dışında kimseye kızmadım. Bir dostuma kırıldım neden dersen PİR SULTAN cevaplımış.

''Elin attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar beni''

Sevgili Doğasever, sanmaki sana kızgın ya da kırgınım. Kırgın olduğum dosta zaten kırıldığımı söyledim. Adetim değil hiç te duygularımı saklayamam. Beceremem de. O yüzden hiç kumar oynamam.

Sevgili DOĞASEVER, sana ve EM e karşı olduğumu düşünüyorsan hata ediyorsun derim. Sana karşı değilim ama projenin zamanlamasına karşıyım derim. Uygulanma tarzına karşıyım derim. Zaten sorularımın tamamı bunlar ile ilintili idi.

Ergene konusu o kadar yanlış sunuluyor ki anlatamam.

Ergene nin kaynağından ergene yatağına ne kadar su veriliyor ? Biliyor musunuz ? Meymun yazmıştı. İsterseniz fotoğraflayıp sizlere gönderebilirim.

Hep sanayiciyi suçluyoruz.

ALPULLU ŞEKER FABRİKASINI KİM KURDU? Atıkları nereye nasıl deşarj ediliyordu?
Çorlu Organize Deri Sanayi Bölgesi BİR GECEDE GÖKTEN ZEMBLLE Mİ ? İndi.

Sanayiciye yatırım yaptıracaksın. Seçim de yatırım yaptırdığın sanayiciyi oy almak için kullanacaksın sonrada SUÇLAYACAKSIN.

ISTRANCA derelerinin suyunu, Melen çayının suyunu, Mudurnu çayının suyunu kim kullanıyor ? istanbul halkı.

Ey İstanbul halkı hiç düşündünüz mü ? Size su sağlayan dereler doğal mecralarından saptırıldıklarında neler olacak ya da neler oluyor.

Tüm doğal dengelerin bozulmasından yararlanacaksın sonrada çevreci olacaksın.

ALANDA KAÇAN MI ?

Melenin ve Istranca derelerinin suyuna hayır aktivitesine kaç kişi gönülden katılır?

Hiçbirimiz iğneyi kendimize batırmadan ÇUVALDIZI başkalarına batırmak sevdasından vazgeçemedik.

Kabullenmemiz gerekiyor ben, sen, o biz,siz,onlar hepimiz süçluyuz.

Bence eylemimiz '' DOĞADAN ve GELECEKTEN ÖZÜR DİLEMEK olmalıdır. Birbirimizden lafla değil.

Sorunu doğru saptarsak çözüm kolay. Yoksa kısıtlı kaynaklarda yanlış kullanılırsa vay halimize !!

ÖNCE PROBLEMİ DOĞRU TANIMLIYALIM LÜTFEN.

Sevgiyle kalın,

ensar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-10-2010, 00:22   #157
Ağaç Dostu
 
Dogasever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
SEvgili Dostum Ensar,

Bizler her şeyden önce arkadaşız, dostuz. Sonra insanların tamamı bu mekanı bir gün terkedecek. Geriye sadece ERgene kalacak. O da kalırsa!

Doğru atıksu deşarjı önce dursun demiştik ancak atıksu deşarjının durması daha zaman alacak gibi görünüyor. Bu yıl 8 Belediye artıması yapılacak ve ondan sonrakiler de 2012 de planlanıyor. Ben herkesi takip ediyorum. Ayrıca, Çorluda boşta duran bir atıksu arıtma tesisi var. Bu proje kapsamında bu tesisi de kazanabileceğiz. Arıtılmamış su miktarını ne kadar azaltabilirsek o kadar iyi. Ayrıca atıksularını Ergenenin yan kollarına deşarj eden Belediye ve beldelerin atısularını kaynağına ne kadar yakından EM ve Bukaşi ile müdahale edersek atıksuyun parçalanması da o kadar iyi olacak, dere yatağında Ergeneye katılana kadar büyük oranda arıtma yapımlış olacaktır. Yan kollara sazlık takviyesi yapılabilir. Ayrıca, yine belde ve köylere doğal arıtma sistemleri kurabiliriz. Ayrıca, bu proje kapsamında insanları bilinçlendirmek için yapabileceklerimiz de var. Örneğin, insanlar fermante pirinç suyunu atıksu giderlerine haftada bir dökseler atıksu açısından büyük fark yaratır. Belediyelere çok çok ucuza, (maliyetine) EM verebiliriz. Onlar halka ücretsiz dağıtabilir. EM maliyeti, yerli mikroorganizma üretiminden bile ucuza gelir.

Istrancanın suları konusunda söylediklerine tamamen katılıyorum. Tüm sular Istanbula pompalanıyor.

Melenin ve Istranca derelerinin suyuna hayır aktivitesine kaç kişi gönülden katılır?

BEN KATILIRIM.

İnsanlar maalesef çok aç gözlü, her şeyi tüketiyoruz, her şeyi bozuyoruz.

Ancak buna bir yerde DUR demek gerekiyor. ERgenenin kirliliğine mutlaka dur dememiz gerekiyor.

Projelerin zamanlaması her zaman bizim elimizde olan bir olay değildir biliyorsun. Ama yine de gerçekten Eylül ayında kokunun kesildiği söyleniyor. (Tamam inanmayabilirsiniz ama bana inan ki bunu binlerce kişi söylüyor!)
Gönül isterdi ki Temmuz veya Ağustosta yapmış olalım ama denk gelmedi. Gönül isterdiki uygulama başlamdan herkesin haberi olsun ama benim bile haberim olmadı ki! Bu şekilde başlamış olması beni de memnun etmedi ama Türkiyedeki arkadaşlarımız da her cephede savaşıyorlar. Birçok farklı uygulama var. Keşke daha farklı başlamış olabilseydi. Ama ne yapalım böyle oldu diye yatapı yorganı yakacak halimiz yok, değil mi? Bnudan sonrası için destek olmalıyız diye düşünüyorum.

Ayrıca, senin kurbağa resminde gördüğün yer gerçekten ERgeneydi ve senin de deiğin gibi dibi görünüyordu. Bizim oluşturduğumuz setin önündeki küçük göllenme olan yerdi. Su orada da devamlı akmasına rağmen, EM daha iyi tutunduğu için (setteki doğal malzemelere), kirlilik parametrelerinde iyileşme görüldü. AKM'de %45 cıvarında , ve KOI'de %42 cıvarında düşüş görüldü. ASıl uygulamada bu şekilde savaklama ve gölleme yapılan setlerin sayılarını rahatlıkla artıabiliriz. Ayrıca suyun oksijenini artırmak için de yapılabilecek güzel şeyler var. Bunları paylaşırım.

Çalışmaya bir yerden başlamak gerekiyordu atıksuyun tamamının kesilmesini beklersek korkarım hep bekleyeceğiz hiç kesilmeyecek. Biz harekete geçecrsek atıksu desarjı kesilmesi de hızlanacak görünüyor. Bu projede benim kanım iyi mikroorganizmalarla kötü mikroorganizmaların mücadelesi gibi, iyi insanlarla kötü insanların ya da temizleyenlerle kirletenlerin mücadelesi olacak! Keşke herkes iyi olsa da atıksu deşarjı kesilse. Ama olmuyor işte geçrek hayatta hiçbir zaman ideal koşullar geçerli olmuyor. Hep her şeyi mücadele ile elde etmek gerekiyor. Bizler Agaclar Netin Trakya ayağı olarak bu mücadeleye el koymalıyız. İyileri uyandırmalı, kötüleri ürkütmeliyiz. Yoksa maalesef kötülerin hakim olduğu bir nehrin gölgesinde daha çok uyuruz...

Benim düşüncem iyilerin ordusunu oluşturup, harekete geçmektir. Şu anda halk uyuyor farkındaysan, Istanbuldan çevre örgütleri gelip eylem yapıyorlar. Halbuki halk bu nehri sahiplenmeli. Bunu da ancak temizliğine etkin olarak katılırsa yapar.

Ben tek sanayici suçlu demiyorum bunda herkesin suçu var tabii ki..

Ama bizler aramızda gereksiz tartışmaları bırakmalı ve birlik olmalıyız. Biz işin uygulama şeklini ve zamanlamasını tartışırken, kötüler yapacaklarını yapıyorlar zaten. Kaynakları yok etmeye, kirletmeye her gün devam ediyorlar. Bunlara dur demenin zamanı geldi. Ama gücümüzü yanlış şeyleri tartışarak harcıyoruz.

Sevgiler saygılar.

Eylemimiz için bulduğun slogan çok güzel "DOĞADAN VE GELECEKTEN ÖZÜR DİLERİM" ve hatta bence "ERGENEM'DEN ÖZÜR DİLİYORUM" daha da iyi.

Dogasever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-10-2010, 11:54   #158
Ağaç Dostu
 
Sarıcan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-11-2008
Şehir: Küçükyalı-ISTANBUL
Mesajlar: 1,498
Galeri: 32
29 Ekim' e olan inancım daha da arttı. Demek ki insanlara aklı selim olarak düşünmeyi sağlıyor. Olması gerekende buydu. Bazan herkesin durup kendi kendine "Ben ne yapıyorum?" diye sorması gerekiyor demek ki.

Sarıcan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-10-2010, 10:05   #159
Ağaç Dostu
 
gece's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-02-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,671
Galeri: 32
Ergene Nasıl Kurtulur?

Ergene kirli değildi, kirletildi, insan eliyle, bilerek istenerek, hem de onlarca yıldır ve halen de kirletiliyor. Havzada yaşayan yüzbinlerce insan ve çok daha fazla sayıda hayvan ve bitki sistematik olarak kirletiliyor. Ergene havzasının biyolojik çeşitliliği ise gerçekten şaşırtıcıdır, Sanayi bölgesi olduğu için bu büyük biyolojik zenginlik hep es geçiliyor.

Ergene'nin temizliği konusu ilk değil; daha önce de planlar, projeler yapılmış, ancak hepsi kağıt üzerinde kalıp uygulamaya geçemeden rafa kaldırılmış. Rafa kaldırılmaları ise "tamamen duygusal".

Ergene'yi asıl kirleten; o gaz, bu kimyasal ya da kanserojen madde değildir, sadece ve sadece 'yüzü tatlı' paradır. Tüm projeleri rafa çivileyen de paradır. Gelecekte yapılacak olan projeleri de para önleyecek.

Tabii, 'çivi çiviyi söker' dedikleri gibi, para ile kirletilen Ergene yine ancak para ile temizlenebilir. Bu kadar pis ve kirletici iş başka türlü olmaz, olamaz. Bu parayı kirletenlerin ödeyeceğini ise hiç ama hiç sanmıyorum.

Ödemeyi yine yaşam alanlarına sürekli kirlilik gönderilen halk yapacak, her zaman olduğu gibi.

Onyıllarca kirletilen bir nehrin temizliğinin çok ciddî ve büyük bir iş olduğunu anlamak için konunun uzmanı olmaya gerek yoktur. Ancak uygulamayı da bu işi gerçekten bilen uzmanların yapması zorunludur.

Muratlı deresinde başlatılan çalışmaya gelecek olursak; Temizlenmesi yönünde bir şeyler yapılmaya başlanmasını bile önemli bulduğumu öncelikli belirtmeliyim.

EM Agriton Ltd. Şirketi, bu konuda bir proje yapmış ve yerel yönetim ile irtibata geçip, sözleşme de imzalayarak projeyi uygulamaya başlamıştır.

Ancak suyun yasaklara ve denetimlere rağmen halen kirletilmeye devam edildiği de biliniyor. Ancak bırakın temizleyen şirketi, koskoca devlet kirlenmeyi engelleyemiyor, kirletenleri caydıramıyor, kirletmeyi engelleyebilecek yeterli kamuoyu da oluşmamış ki kirletme sürdürülüyor.

Sadece temizlik yönünde adım atılmasını bile önemli bulur ve projeyi desteklerken ensar başta olmak üzere meymun, acemi_caylak ve bayindirmevki projenin başlangıç zamanlaması nedeniyle başarılı olamayacağı ve "kaynak israfı" olduğunu söylediler.

Bu tezlerini dere kenarına birkaç kez gidip, sahadaki gözlemlerini aktararak dile getirdiler.

Aslında böyle bir muhalefet, sadece lafta kalan desteklerden daha yararlı olma potansiyeli taşır. Ancak bu sadece potansiyeldir.

Dikkat edilirse projeye eleştiriler, yine parasal noktadan başladı; 'EM Agriton'un bu iş için aldığı para'nın miktarı.

Ensar, EM Agriton'u 'olmayacak bir iş için' küçümsenmeyecek bir para aldığı için eleştirmişti. Hatta eleştirisi itham olarak algılanmış, parasal tutarın açıklanması konusunda karşılıklı beklentiler dile getirilmiş, sonuç konuyu takip edenlerce de beklenmişti.

Bu tür konuların 'şüyuu, vukuundan beter' olduğundan, projenin bu yönünün ön plana çıkmasına, Dogasever ve Alper Akman tepki gösterdiler.

Yaşanan tartışmalar da işte bu, vukûdan beter olan şüyû durumundan çıktı diye düşünüyorum.

EM Agriton Ltd, adı üstünde şirkettir, ortaya mal ve/veya hizmet sunup, kazanabildiği kadar para kazanmak için kurulmuştur. Bunun tartışılması gereksizdir.

İddia edildiği gibi bir 'haksız, gereksiz, aşırı' para sözkonusu ise bu, şirket olan EM Agriton'un değil, yerel yönetimin sorunudur. Onun kaynakları yerinde ve doğru oranda harcama yükümlülüğü vardır.

MeyveliTepe'nin de belirttiği gibi, Kaymakamlık, temizlik yolunda önemli bir adım atmıştır. Halen kirletme sürdüğünden, ekonomik çıkarları ve güçleri nedeniyle, Ergene'yi kirletenler yönünden yerel yönetimi zor günlerin beklediğini söylerken, MeyveliTepe haklı.

Ergene'nin temizliği konusu, projeyi yüklenen şirketin gelirinin temizliği' noktasına kayınca, malina; "Temizlik yapmayı, firmaları denetlemek için devleti harekete geçirmeyi, belediyeleri ikna etmeyi, firmalara atık tesisi kurdurmayı falan ondan bekliyor gibisiniz" demişti.

Eleştiri, yorum, fikir yürütme tabii ki olacak, oluyor da, ancak hangi noktada, neyin eleştirildiği, açık ve net olmalı. Özellikle ensar'ın eleştirilerini netleştirmesi gerekiyordu.

Ensar temizlik konusunda önerisini; kirliliği tamamen kesip, suyu oksijence zenginleştirmenin temizlik için yeterli olacağı şeklinde belirtti (ya da ben öyle anladım).

'Kirletme tamamen durmalı' Dogasever'in de ilk andan beri zaten söylediği bir şey ve her ne kadar yasalarımız kirletmeyi yasaklasa da yaptırım konusunda yetersiz ve daha da kötüsü mevcut yasaların dahi uygulanmasında eksiklikler de herkesçe biliniyor.

Tüm tartışmalara rağmen, birlik ve beraberlik içerisinde, sadece hata ve yanlışların peşinde koşulmadan, ders alınarak, Ergene'nin temizlenmesi için gerekenlerin ortaya konup, olabildiğince çabuk temizlenmesi için girişimde bulunulması gerektiğini düşünüyorum.

Dogasever'in "membran teknolojisi Türkiye'de etkin olarak uygulanmalı" düşüncesi ile hatırlattığı Ergene sorununun sadece akarsuyun kirliliğinden ibaret olmadığı, yeraltı sularının aşırı derecede çıkartılıp, müsrifçe deşarjı sorununu da unutmamak gerek.

Aynı şekilde bir şeyler yapmak için kirliliğin tamamen kesilmesini beklemek ya da 'sadece beklemek' yetmeyecektir. Öyle ya da böyle, az başarılı ya da çok başarılı, en doğru ya da birazcık olsun doğru, bir şekilde başlanması ve kirletmenin zorlaşması, temizlemenin kolaylaştırılması gerekiyor.

Oradaki sanayi kuruluşları bizim, sanayiciler, bizim sanayicilerimiz, çalışanlar, bölgede oturanlar hep bizim, biziz. Birbirimizi dışlamak, yoksaymak yerine bazı çıkar farklılıklarına rağmen ortak çıkarlardan başlayarak birlikte sonuca varılabilir. Bu öyle akşamdan sabaha olacak bir şey değil tabii ki.

Unutmayın, Ergene; Avrupa'daki tek akarsuyumuz ve çok önemli bir biyolojik havzada akıyor, atıkların boşaltılacağı bir yer'den çok daha fazlası.


gece
tartışmalara rağmen konunun su gibi akmasının, durulmaya yol açmasını dileyen forum kişisi

gece Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-10-2010, 10:29   #160
Ağaç Dostu
 
Dogasever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
ERgene Nehrinin kirliliği hakkında...

Sevgili Ensar,

Uygulama tarzı ve zamanlamaya ilişkin açıklamayı bir önceki mesajımda yapmıştım. Mesajında kirliliğin boyutları ve bu işin masrafa değip değemeyeceğini sormuşsun. Ona da yanıt veriyorum.

Kirliliğin boyutları 2008 yılı Ağustos ayı itibarıyla aşağıda tabloda verilmektedir. Tablodan anlaşılacağı gibi, Ergene birçok bölümü itibarıyla 4. Sınıf çok kirletilmiş nehir sınıfına girmektedir.

Ekim 2010 itibarıyla bizim yaptığımız analizde ise, KOİ (rakam sonra açıklanacak), AKM ise (rakam sonra açıklanacak) olduğu saptanmıştır (Çorlu -Çerkezköy) alt havzası, Muratlıya girmeden hemen az önce.

EM uyguladığımız bölümde ise bu değerler KOİ (rakam sonra açıklanacak) ve AKM (rakam sonra açıklanacak) değerlerine düşmüştür.
Yukardaki mesajda bahsettiğim sırasıyla yaklaşık %45 ve %42 lik iyileşme değerleri bunlardır.

Ben nehrin, belirli bir noktasından sonra yapılan uygulamada 600 metrelik (numune alınan iki nokta arasındaki mesafe) mesafede bu derece iyileşme olacağını bile beklemiyordum. Numune bizim oluşturduğumuz setin hemen önündeki göllenme noktasından alınmıştır.

Demek ki, daha ilk baştan başlayarak, dozajlama yapsak, arıtması olan fabrikaların arıtmalarını kullanmalarını mutlaka sağlasak, Bir yerine nehir boyunca birden fazla EM dozajlama istasyonu kursak, evsel atıksulara daha kaynağına yakın noktalardan müdahele etsek, Ergenenin yan kollarına müdahale etsek, ve oksijen artırıcı daha başka bazı önlemler de var bunları da yerine getirsek. 280 km'lik bu nehirde, 600 metredeki iyileşmenin kat ve kat fazlasını elde edebiliriz.

Önemli olan EM mikroorganizmalarının nehre hakim olmaları, hakim olduktan sonra sürekli arıtma yapacaklarını biliyorum.
Ayrıca, Çorluda atıl duran atıksu arıtma tesisini da devreye alabiliriz. Bunun da katkısı olacaktır. Kirlilik yükünü azaltmak için oturup beklemekten başka daha yapılabilecek çok şey var...

Name:  Copy of tablokirlilik.jpg
Views: 2258
Size:  73.6 KB

Ayrıca behir boyunca okisjen her yerde sıfır değil. En büyük kirlilik Çerkezköy ve Çorlu civarında. Ondan sonra fazla bir kirlilik görünmüyor. Aynı kirlililik Merice kadar devam ediyor. Aşağıda çözünmüş oksijen içeriğini yayınlıyorum.

Name:  Copy of oksijen.gif
Views: 2242
Size:  39.1 KB


Şimdi gelelim masrafa değecek mi sorusuna.

Sevgili Ensar, bu nehir insan sağlığını tehdit eder boyutta. Bunun en azından insan sağlığını tehdit eden boyutunu ortadan kaldırabiliriz. Tarımda büyük iyileşme sağlayabiliriz. BUnun getireceği katma değeri düşün.

Şu anda, Keşan İpsala çeltik üreticileri almaları gereken verimin ancak %25'ini alabiliyorlar. Bunu rahatlıkla artırabiliriz. Ürünleri daha sağlıklı hale getirebiliriz. 4. Sınıf kalitesinde olan bu nehri, şu anda alınacak bazı önlemlerle rahatlıkla 2. sınıf kaliteye yükseltebiliriz.

Ayrıca, hepsinden önemlisi, Yunanistana, ERgeneyi kirlettiğimiz için tazminat ödediğimiz söyleniyor. Ancak tazminatın miktarını bilmiyorum. Eğer doğruysa, bence gereksiz yere tazminat ödüyoruz. Top yekün her türlü imkanı kullanarak bu projeyi başlatsak, bu tazminatı ödemekten kurtulacağımızdan eminim.

Çorlu Çerkezköyden sonra ciddi kirletici kaynak olmadığından Çorlu havzasında 2. dereceye yükseltilecek nehir kalitesi, Meriç civarına 1. derece nehir kalitesi olarak yansıyacaktır. Bundan eminim.

Saygılar, sevgiler.


Düzenleyen Dogasever : 05-11-2010 saat 00:11 Neden: acıklama
Dogasever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-10-2010, 10:44   #161
Ağaç Dostu
 
Dogasever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
Gerçek bir öykü....

sEvgili dostlar,

Sn Gecenin mesajını en son mesajımı yazdıktan sonra ancak görebildim. Sn Gecenin yazdıklarının hepsinin altına imzamı atarım. Kesinlikle doğru. Bizler amaçları aynı olan insanlarız. Birlik olarak el ele vermeliyiz. Bence beklemek doğru değil. Size bir blogtan aldığım aşağıdaki ERgene'nin ilk kişrlenmeye başladığı günlerde bir insanın başından geçenleri okumanızı rica ediyorum. O günden beri hala bekleniyor. Bu atıksuları birileri gelip vanasını kapatacak diye bekliyoruz. Biz harekete geçmezsek, kimsenin vanları kapatacağı yok. Sevgiler.


Aşağıdakileri ben ibretle okudum ve o günleri yaşayan kişilerden biri olarak sağa sola koşuşturduğumu, insanlara lütfen balıkları yemeyin diye yalvardığımı, Belediye Başkanının kapısında kamp kurduğumu hatırladım. Maalesef sonuç değişmedi...


Alıntı:
Ergene Nehri - Çürüme Başladı

Tam tarihi hatırlayamıyorum ama sanırım 1985 veya 86 idi. Bir yaz gecesi, saman balyesi almaktan geliyorduk ve dereden geçiyorduk, birden derenin yüzeyinin yüzlerce, binlerce balıkla dolu olduğu gördük. traktörün ışığından kol gibi, bacak gibi balıklar yarı baygın geçiyorlar. Traktörü durdurduk ve suya indik. Yolun üzerindeki su zaten o günlerde 30-40 cm. Birden bir balık yakalama çılgınlığı başladı, sahte bir sevinç dalgası yayıldı etrafa. Kimse bu balıklara ne oldu sorusunu sormadan balık yakalamaya başladı, köye haber vermeye gidenler oldu. 1 saat sonra taşların üstünde 100 kişi balık yakalıyordu. O gece sabaha kadar balık yakalandı. Çok büyük, 2 metre boyunda yayınlar , 1,5 metre sazanlar yakalayanlar oldu. Ergenede bu kadar büyük balıklar olabileceği kimsenin aklına gelmezdi. Bu büyük balıkları görmek için herkes sıraya girdi. Büyük bir yayın balığının 2 gün ölmediği söylendi durdu günlerce.

Ertesi gün öğlen bütün köyü kötü bir koku sardı, ölmüş balık kokusu. Derenin 2 yanına yığılmış küçüklü büyüklü binlerce ölü balığın çürümeye başlaması öyle keskin bir koku yayılıyorduki, kimse 1 gece önce yakalayıp dolaba koyduğu balığı yiyemedi. Ama hala tam olarak o soru sorulmadı; Neden ?

1-2 gün içinde kahvelerde fabrikaların birirnden dereye atık madde salındığı, balıkların bundan zehirlendiği konuşulmaya başlandı. Yakalanan balıkların yenmemesi gerektiği konuşulsa bile bir çok kişi zaten yemişti çoktan. Bize o günlerde 12-13 yaşlarındayız ve tüm olup bitenler bizim için çok enterasan. Derenin boyunca çok uzun yürüyüşler yapıp zehirin etkisini anlamaya çalışıyoruz. Her yerde balık ölüleri ve onları yiyen su kaplumbağaları , kargalar, saksağanlar. Ergene nehri için sonun başlangıcı. O yıldan sonra su kaplumbağalarında o kadar fazla artış oldu ki, balık nufusunun tekrar eski haline gelmesi mümkün olsaydı bile bu kaplumbağlar yüzünden tekrar azalacaklardı. Artık denge bozulmuştu. Ancak kaplumbağaların bilmediği bir şey vardı, onlarında çok fazla ömrü kalmamıştı.

O yıl bu olayın bir daha olmadığını hatırlıyorum. O ilk atığı salanlar ya yaptıklarının sonuçlarından korktular, veya bir daha ihtiyaç duymadılar. Ancak sonraki yıl bu olay bir daha tekrarladı. Bu defa geçen yılki balıklar kadar büyük balıklar göremedik. Çünkü artık kalmamıştı. Haber çoğu kişinin ilgisini bile çekmedi. Biz yine derenin boyunda neler olduğunu anlamaya çalıştık 1-2 gün. Sonra bu atık salınımları artmaya başladı. Biz sabah görüyorduk ama olaylar hep gece gerçekleşiyordu o yıllarda. Gizli gizli salıyorlardı yani atıkları. Derenin bazen kiremit rengi, bazı günler koyu mor renkte aktığı oluyordu. Kötü bir koku giderek köyün içine kadar gelmeye başlamıştı. Derede yaşayan son kurbağalarda öldü o yaz. Geriye nufusu çok azalmış olsada 1-2 kaplumbağa kalmıştı.

Artık ne nehrin kıyısında böğürtlen yemek mümkünde, nede hayvanlarımızın bu dereden su içmesi olası idi. İçinde yüzdüğümüz zamanları bir anda unutuluvermiştik. Sanki bu dere hep pis bir haldeydi, kimse birşey yapalım demiyordu. Hepimiz bir kan uykusundaydık. Böyle 1-2 sene daha geçti. 90 ların başında ergene nehri bir atık çukuru, bir lahım giderine dönmüştü adeta. Sadece fabrikalar değil, artık belediyelerde bu linçin içindeydi.

Kasabaların kendi lahımlarını ergeneye atması yetmiyormuş gibi, birde işgüzarlık yapıp köylülerin lahım çukurlarını temizleme işine giriştiler. Sözüm ona temizliyorlar. Vidanjör geliyor, bizim evden toprağın içindeki, etrafa zararı olmayan lahımı vidanjörle çekiyor, 300 metre ötedeki ergene nehrine gidip boşaltıyor. Her yeri bir bok kokusu sarıyor, kuşlar boklara konuyor, ordan bahçelere geliyorlar. Şuan o kadar kızıyorumki bunu yazarken , ama burda suç bizim , buna seyirci kaldık. O şöföre, o belediye başkanına ses çıkarmadık. O şöför bizim köyün çocuğuydu, o belediye başkanının köyde akrabaları vardı. Yarın belediyede işimiz olursa işimizi görürdü. İşte ergeneyi bu hale gelmesine izin veren insanlar bunları düşünüyorlardı.
Metnin orijinali:
http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=8421


Düzenleyen Dogasever : 31-10-2010 saat 11:18 Neden: kaynak duzeltme
Dogasever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-10-2010, 11:00   #162
Ağaç Dostu
 
gece's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-02-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,671
Galeri: 32
Rötarlı yazı

Dogasever'in alıntıladığı yazı gerçekten iç acıtıcı. Daha fazla gecikmemesi için konuyla ilgili yazmayı düşündüğüm yazıyı da iletişim sırasını bozmaması dileği ile ekliyorum.

Biliyorsunuz, Biyokömür denememizi, Muratlı deresi kıyısında yapmayı planlamıştık, ancak ateş yakılması gerektiği ve ateşin de söndürülmeden bir gün ve geceden fazla kalması gerektiğinden dere kıyısında yapılmadı, yaklaşık 20-22 Km. uzaklıkta ensar'ın arazisinde bu uygulama ve toplantıyı yaptık.

Ben diğer arkadaşlar gibi Muratlı üzerinden değil de Tekirdağ merkezden geldiğim için Muratlı deresindeki uygulamanın sonuçlarını ve koku durumunu kontrol edemedim.

Ancak, onların hem Ergene'nin uygulama yapılmayan bölgesinden, hem de uygulama yapılan yerden pet şişelere aldıkları örnekleri ise kokladım.


Name:  IMG_0287.jpg
Views: 3209
Size:  54.6 KB
Soldaki Ergene'den, sağdaki ise Muratlı deresinden uygulama bölgesinden alındığı söylenen örnekler, her ikisinin de ortasında yer alan, temiz sudan çok uzak oldukları fotoğraftan da belli (zaten fotoğraftan başka da bir şey de belli olmuyor).


Kişisel görüşüme göre; Muratlı deresi örneği (EM uygulanan) daha koyu renkliydi, her ikisinin kokuları arasında bariz bir fark yoktu. Bana EM uygulanan daha az kokulu gibi geldi. Ancak dediğim gibi dereyi değil de 1,5-2 litrelik örneği kokladığım için ve bidonlarda arka planda bir miktar petrol kokusu da aldığım için uygulamanın başarısı ile ilgili kokuyor, kokmuyor şeklinde net bir şey söyleyemiyorum.

Zaten bu kadarcık bir örnekten proje ile ilgili sonuç söyleyebilmenin olası olmadığı açık.

Umarım bir kaç içerisinde Muratlı deresi kıyısına da gider, oradakiler ile de görüşüp, görüp, duyduklarımı paylaşırım.


gece
geç olsun da güç olmasın, güç olsa da güçlükler yıldırmasın, diyen forum kişisi

gece Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-10-2010, 11:52   #163
Ağaç Dostu
 
Dogasever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
SAyın Gece

Koku açısından benim buradan bir şey söylemem çok zor. Ancak, koku konusunda EM'nin neler yapabildiğini iyi bildiğim için, hiç tereddütsüz o derenin kokusunu rahatlıkla, tüm ERgene'nin kokusunu da en geç 2 haftada kesebileceğimizden hiç kuşkum yok. Açık alanlarda kokuyu ölçecek bir cihaz maalesef yok.

Bu konuda kullanılan Olfaktometre denilen düzenek de insan burnuna dayalı bir cihaz (bir davlumbazla hava ekstrakte edilerek 6-10 kişilik özel koku eğitimli bir panele koklatılıyor. Böyle bir sistemi Türkiyede bulamadık yoksa Eylül ayında yaptıracaktık. Eylül ayında kokunun gittiği söylendi. (Ben orada olmadığım için söylendi diyorum).

EM suyun içinde çok etkili. Bunun bazı nedenleri var. Daha sonra açıklarım. Ayrıca, kapalı bir organik çöp ayırma ve kompost tesisinde (kapalı alanda olduğu için gaz ölçümleri yapılabildi) EM uygulaması yapmadan ve yaptıktan sonra yapılan ölçümlerde, kokuya neden olan gazların son derece azaldığı saptandı (şu anda alım ihalesi olduğu için analizleri açıklayamıyorum, ihaleden sonra açıklarım). EM'nin sudaki kokuyu yok etmesi, daha da kolay...

Ben proje bedeli konusuna bundan sonra girmek istemiyorum. Çünkü yanlış anlaşılabilir.

Alıntı:
Alıntı: EM Agriton Ltd, adı üstünde şirkettir, ortaya mal ve/veya hizmet sunup, kazanabildiği kadar para kazanmak için kurulmuştur. Bunun tartışılması gereksizdir
.

Çok haklısınız, şirketler kar etmek için kurulurlar ama sırf bu amaca yönelik hareket etseydik, üçüncü yılın sonunda şirketin kapısına kilit vurmamız gerekirdi. Şimdi de, bu projede Projenin önemli bir bölümünün maliyetini Japonya EMRO'nun karşılaması için elimden geleni yapıyorum. EMRO, çevre projesi olduğu için ve insanların yaşamlarında fark yaratacağı için projeye yardımcı olacak. Şimdilik bu kadarını söyleyebilirim.


Biz sadece kar etmeyi düşünen bir firma değiliz. Öyle olsaydık, inanın bu işi yapmazdık. Sevgiler.


Düzenleyen Dogasever : 31-10-2010 saat 13:34 Neden: ekleme
Dogasever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-10-2010, 23:23   #164
Ağaç Dostu
 
Dogasever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
Ergene Kirlilik parametreleri (devamı)

Nehir boyunca Kimyasal Oksijen İhtiyacı ve Askıda Katı Madde değişimi (2008). Çerkezköy Çorlu civarının kirliliğin en yoğun olduğu kesim olduğu açıkça belli.

Name:  koi.gif
Views: 2410
Size:  38.1 KB

Name:  akm.gif
Views: 2074
Size:  42.8 KB

Dogasever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-11-2010, 11:32   #165
Ağaç Dostu
 
gece's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-02-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,671
Galeri: 32
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Dogasever Mesajı Göster
...

Çok haklısınız, şirketler kar etmek için kurulurlar ama sırf bu amaca yönelik hareket etseydik, üçüncü yılın sonunda şirketin kapısına kilit vurmamız gerekirdi. Şimdi de, bu projede Projenin önemli bir bölümünün maliyetini Japonya EMRO'nun karşılaması için elimden geleni yapıyorum. EMRO, çevre projesi olduğu için ve insanların yaşamlarında fark yaratacağı için projeye yardımcı olacak. Şimdilik bu kadarını söyleyebilirim.


Biz sadece kar etmeyi düşünen bir firma değiliz. Öyle olsaydık, inanın bu işi yapmazdık. Sevgiler.
Anlıyorum. Emek verip, çalışıp para kazanmak yanlış bir şey değil. Bu konudan daha kolay para kazanılacak çok sektör de vardır tabii ki. Sadece para kazanmak için çalışmak, bir çok tatminden kendini soyutlamaktır zaten. Çalışmalarınızda başarı ve para da kazanmanızı diliyorum.

EMRO konusunda da ayrıca başarılar diliyorum. Tamam, ödenen, ödenecek bedel, para "garip ve yalnız bir ülke" için önemlidir, ama asıl önemli olan sonuç alınmasıdır.

Unutmayın insanlar çoğunlukla sadece sonuca bakar, neyin nasıl yapıldığı ile ilgilenen hemen her zaman, yalnızca tanrıdır.


gece
son cümleyi bir yerlerden duyduğu ve önemli bulduğu için yazan, bu işin tanrı ile ilgisini kurmaya çalışmayan, teşbihte hata olmaz diyen forum kişisi.

gece Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-11-2010, 20:50   #166
Ağaçsever
 
gündöndü's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-10-2010
Şehir: tekirdağ
Mesajlar: 31
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi gece Mesajı Göster

Unutmayın insanlar çoğunlukla sadece sonuca bakar, neyin nasıl yapıldığı ile ilgilenen hemen her zaman, yalnızca tanrıdır.


gece
son cümleyi bir yerlerden duyduğu ve önemli bulduğu için yazan, bu işin tanrı ile ilgisini kurmaya çalışmayan, teşbihte hata olmaz diyen forum kişisi.
Bu sözlerin benim burada ki mesajıma söylendiğini düşünerek yazıyorum.Başarı için amaçla sonucun uyuşması gerektiğini düşünüyorum ve bence insanlar neyin nasıl yapıldığını bilmek zorunda da değillerdir. Evet bilseler iyi olur ama herhangi bir eylemin nasıl yapıldığını en iyi şekilde bilmesi gereken eylemi isteyerek ve bilerek üstlenendir diye düşünüyorum.

gündöndü Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-11-2010, 21:01   #167
Ağaç Dostu
 
Cumhur Tonba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-07-2008
Şehir: EDİRNE-ANTALYA
Mesajlar: 11,420
Galeri: 80
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi gece Mesajı Göster
Ergene kirli değildi, kirletildi, insan eliyle, bilerek istenerek, hem de onlarca yıldır

Ergene'yi asıl kirleten; o gaz, bu kimyasal ya da kanserojen madde değildir, sadece ve sadece 'yüzü tatlı' paradır. Tüm projeleri rafa çivileyen de paradır. Gelecekte yapılacak olan projeleri de para önleyecek.

Tabii, 'çivi çiviyi söker' dedikleri gibi, para ile kirletilen Ergene yine ancak para ile temizlenebilir. Bu kadar pis ve kirletici iş başka türlü olmaz, olamaz. Bu parayı kirletenlerin ödeyeceğini ise hiç ama hiç sanmıyorum.
Olmak ya da olmamak. İşte asıl mesele yukarıdaki parağraflarda çok harika bir şekilde özetlenmiş.

Cumhur Tonba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-11-2010, 01:10   #168
Ağaç Dostu
 
Dogasever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
Sn Gece ve Cumhur Bey haklısınız. Bu bir defalık bir kirletme de değil. Yıllardır devam eden bir kirletme. Bu ülkede yasalar var ancak devlet eliyle uygulanmıyor. Çünkü devletin kendi ayıbı da söz konusu.

Havzadaki 68 Belediyeden bir tanesinde arıtma tesisi var.

Trakya üvey evlat mı? Vatan toprağı değil mi de, hem can damarını hem de topraklarını böyle kirletiyoruz? sorusunu bundan tam 25 yıl önce bölgedeki ilçe belediye başkanlarından birine sormuştum. Bana kendisine Mlletvekillerinin önce 67 ilin atıksu tesisinin yapılacağını, sonra sıranın o ilçeye gelebileceğini söyledi. Bunun üzerinden çok uzun zaman geçti. Şu anda pek çok ilin arıtma tesisi var ama Trakya'daki illerin hala yok. 2008 yılı master planına göre bunlar önümüzdeki 2 yıl içinde yapılacak. Ama masterplanına uyulur mu bilmiyorum. Öyle olmasını umuyorum.

Alıntı (Sn Gece)
Alıntı:
Tabii, 'çivi çiviyi söker' dedikleri gibi, para ile kirletilen Ergene yine ancak para ile temizlenebilir. Bu kadar pis ve kirletici iş başka türlü olmaz, olamaz. Bu parayı kirletenlerin ödeyeceğini ise hiç ama hiç sanmıyorum.

Kirletenlerin bence bırakın temizlik için para ödemelerini, bundan sonra kirletmesinler o bile yeterli.

Sn Ensar'ın dediği gibi:

Alıntı:
ALPULLU ŞEKER FABRİKASINI KİM KURDU? Atıkları nereye nasıl deşarj ediliyordu?
Çorlu Organize Deri Sanayi Bölgesi BİR GECEDE GÖKTEN ZEMBLLE Mİ ? İndi.
Çocukluğum ve erken gençlik yıllarım Alpullu Şeker Fabrikasında geçti. Bildiğim kadarıyla şeker fabrikasının kimyasal atığı yok sadece pancar yıkama suları deşarj ediliyor. Epeyce bir süredir de, dinlendirme havuzlarında durultulduktan sonra deşarj ediliyor diye biliyorum. Ama Ergeneyi asıl mahveden Çorlu Deri OSB ve tekstil atıksuları olmuştur. Deri sanayinin atıksularının KOİ'si çok yüksektir. Beni üzen atıksu arıtma tesisi olduğu halde hala atıksularını Ergene'ye atıyor olması. Deri atıksularında EM'nin arıtma performansı oldukça iyi. Bununla ilgili çalışmayı kısa bir süre sonra EM Çevre Uygulamaları başlığında yayınlayacağım.

İnsanların yaşaması için en önemli maddelerden biri olan su, sanayidede bir hammadde olarak algılanmalıdır. Suyu yer altından pompa gücüyle çıkarıyor olmak, çıkarana o suyun otomatikman sahibi olma hakkını vermemelidir çünkü o su kamu malı olmalıdır ve ona uygun muamele görmelidir. Size bir anımı anlatayım: Trakya'da büyük bir tekstil işletmelerinden biri (adı önemli değil çünkü hepsi aynı şeyi yapıyor) bundan 20 yıl önce yer altından günde 7000 metreküp su çekip kullanıyordu. Kirlettiği suyu ise, inanamazsınız ama atıksu tesisi olmasına rağmen, arıtmak masraflı olduğundan yine yer altına basıyordu. Fabrikada yetkili birine şu soruyu sormuştum: Bir gün yer altında çektiğiniz su kirlenince, ne yapacaksınız? Soruma soruyla karşılık verdi: Bunun olması ne kadar sürer? Ben de belki 10 yıl sürebilir deyince, verilen yanıt şok ediciydi: O zamana kadar kim öle kim kala....

Dostlar bu mentalitenin değişmesi gerekir, bu mentaliteyi bizim değiştirmemiz gerekir. Herkese doğaya saygıyı öğretmeliyiz. Doğaya saygının her şeyden ve özellikle de paradan daha önemli olduğu gerçeği, bir çocuğa daha ilk okula başlamadan öğretilmeli. Bunu yapacak olan da bizleriz. Bugün ERgeneyi hunharca kirletenler, çocukken doğa sevgisini adam gibi öğrenmiş olsalardı, bugün o vanaları açıp zehirlerini akıtırken elleri titrerdi.
Doğa ve insan sevgisiyle kalın.

Dogasever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-11-2010, 07:16   #169
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-02-2008
Şehir: Tekirdağ
Mesajlar: 533
SevgiliDoğasever,

Geçen gün Ayhan Kıran isimli İngiltere Birmingham da Doktora yapmış bir arkadaşla tanıştık sizi hatırlıyor gibi oldu. Sizde Birminghamda mı doktora yapmıştınız ? Ya da Hangi üniversitede kaç yıllarında ?

Sevgili dostum,

Verdiğin analiz değerlerinin adetleri, hangi tarihlerde, hangi saatlerde, kimler tarafından da tesbit edildiği ile ilgili bilgiler verebilirsen sevinirim.

Çevre ve orman Müdürlüğü, Namık Kemal Üniversitesi ile dirsek teması halindeyim. Şu sıralar da gönüllü olarak ÖNDER ÇİFTÇİ PROJE gurubu ile Almanyanın en büyük Tarım örgütü DLG VAKFININ BİRLİKTE HAZIRLADIKLARI BİR PROJE İÇİN BENCE OLMAZSA OLMAZ BİR LABRATUVAR KURDURULMASI için uğraş veriyorum.

Mühendislik çok iyi bilkdiğin gibi ÖLÇEBİLDİĞİNİ, ölçebildiği materyallarden KONTROL EDEBİLDİĞİNCE, üretir.

İlerki günlerde, belki bizim de faydalanabileceğimiz, kurulması konusunda ısrarcı olduğum bu LABARATUAR DA bulunmasını istediğin ölçüm ve kontrol enstrümanlarını listelersen sevinirim.

Biz Almanlardan isteyelim de onlar vermesinler.Üç gün sonra isteseydiniz verirdik gibi hava da atmaya kalkmasınlar.

Sevgiyle kalın.

ensar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-11-2010, 11:04   #170
Ağaç Dostu
 
Dogasever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
Sevgili Ensar,

Ben Oxford Üniversitesi'nde 1987-1991 yılları arasında doktora yaptım. Ama İngiliteredeki çoğu arkadaşla temasım vardı. İsim yabancı değil. Eğer benimle aynı zamanlarda İngiliterede bulunduysa mutlaka görüşmüşüzdür. En azından belirli günlerde Elçilikte de biraraya geliyorduk.

Bahsettiğin proje çok iyi. Laboratuvar kurulursa çok güzel olur. Trakyada büyük ihtiyaç var. Şimdi ben buradan toprak ve su analizi yapabilen bazı cihazları önerebilirim. Ancak bence parayı Almanlar verecek ise, Alman marka cihazların Almanyadan önerilmesi çok daha iyi olur. Alımına daha sıcak bakarlar. (İngiliz malı için alman parası bulmak biraz zordur!) Ben internetten hangi firma ve cihazlar olabilir yardımcı olabilirim. Ayrıca eğer isterlerse, Namık Kemal Üniversitesine Çorlu Deri Sanayi ile ortak yapılabilecek bir çevre projesi de önerebilirim.

Sevgi ve selamlar.


Düzenleyen Dogasever : 09-11-2010 saat 21:04 Neden: düzenleme
Dogasever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-11-2010, 21:55   #171
Ağaç Dostu
 
Cumhur Tonba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-07-2008
Şehir: EDİRNE-ANTALYA
Mesajlar: 11,420
Galeri: 80
Yukarıda mesaj yazan tüm arkadaşlara teşekkür ediyor ve saygılarını sunuyorum. Birlikten kuvvet doğar. Bilgilerinizi, birikim ve tecrübelerinizi ortaya koyup, bunu Ergene için kullanmanız çok harika. Saygılar, sevgiler.

Cumhur Tonba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-11-2010, 11:04   #172
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-11-2010
Şehir: tekirdağ
Mesajlar: 1
Em bir fiyasko ancak çalışma başarılı

Sayın Ensar ve Sayın Acemi Çaylak;

öncelikle projeyi yakından takip ettiğiniz için teşekkür ediyorum, ayrıca bu ilginiz bizim içinde bir geri bildirim sağlamaktadır.

sizinde belirttiğiniz gibi EM uygulamasından istenen neticeyi alamadık belki ciddiyetle uygulansa netice alınırmıydı bilmem ama, uygulayıcı firmanın daha işe başlamadan para peşine düşmesi, proje teklifinde 5 aylık bir uygulama taahhüt edilmesine rağmen bir aylık uygulama yapılması dere kenarında dozlama yapılan tanklardan alınan numunelerin PH sinin 4 ün üzerinde çıkması ve son olarak sizinde tespit ettiğiniz gibi tankların dereden toplanması muhatap firmanın ciddiyet eksikliğini göstermiştir.

Ancak derede bir uygulama yapılması hem idari makamlar nezdinde, hem çevre müdürlüğü hemde sanayiciler tarafında bir hassasiyet oluşturmuş ve DERİ OSB nin BY-PASS yaparken yakalanması gibi önleyici çalışmalar sayesinde MURATLI DERESİNDE koku önlenmiştir.

Belki mevsim nedeniyle diyeceksiniz ama isterseniz test etmek için akşam saat 9-10 gibi BİR MURATLI DERESİ ÜZERİNDEKİ KÖPRÜYE BİRDE ERGENE DERESİ ÜZERİNDEKİ KÖPRÜYE GİDİN FARKI GÖRECEKSİNİZ.

KARANLIĞA SOPA SALLAMAK YERİNE BİR MUM YAKMAYA ÇALIŞTIK, BİR IŞIK GÖRÜNDÜ İNŞALLAH SÖNMEZ.


Düzenleyen tatoglu : 17-11-2010 saat 21:14
tatoglu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-11-2010, 12:28   #173
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,246
Galeri: 88
Alıntı:
bu ilginiz bizim içinde bir geri bildirim sağlamaktadır.
Tatoglu, kendinizi tanıtır mısınız? "Bizim" dediğiniz için soruyorum. Kiminle yazıştığımızı bilmek, yazışmaların sağlıklı olması için işe yarayacaktır.

Foruma hoş geldiniz

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-11-2010, 13:29   #174
Yeni Üye
 
alibumin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-06-2010
Şehir: adana
Mesajlar: 17
Galeri: 1
Merhabalar,

Bu Em Teknolojisini 2 hafta önce yine bu siteden ve Sayın MeyveliTepe'nin özel bloğundan öğrendim...

Siteden takip etmek istiyorum fakat Em ile ilgi çok fazla konu açılmış ve takip etmek çok zorlaşmış.....Bu canlı organizmaların en son BP tarafından Meksika Körfezindeki petrol sızıntısında kullanıldığını duydum ve hemen TPAO da çalışan Kuzenim'e (OrtaDoğu ve Rusya dan sorumlu) bu organizmalar ile ilgili sorularımı yönelttim...Evet o da bu organizmaların petrol şirketleri tarafından deneme amaçlı kullanıldığını ve TPAO'nunda Karadenizdeki doğalgaz arama kuyularında bu organizmaları deneme amaçlı kullanmaya başlayacağını iletti....Tabi ki bu kullanılacak ürün EM 'midir yoksa başka bir ürünmüdür bunu oda bilmiyor...

Benim ve Kuzenim'in düşüncesi yararlı canlı organizmaların enazından hiçbir şekilde bize ve bitkilerimize zarar vermiyeceği ve denenmesi gerektiği yönünde....Fakat benim sıkıntım forum başlıklarında ve konularında verilen EM ürününü satın alabileceğimiz mail bilgilerinin ,şirket telefonlarının çalışmaması ve cevap alamamamız...

Ben ürünü almak ve denemek istiyorum,tabi ki sonuçları resimlerle burada ileteceğim....Siz sevgili dostlarımdan bu ürünü nereden satın alabileceğim konusunda bana bilgilendirme yapmanızı rica ediyorum....Bu arada Adana da oturuyorum..Bu ürünü Adana da alabileceğim bir satış bayisi var mıdır?
Saygılarımı sunarım...

alibumin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-11-2010, 16:10   #175
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 29-02-2008
Şehir: Tekirdağ
Mesajlar: 533
Alıntı:
Bu canlı organizmaların en son BP tarafından Meksika Körfezindeki petrol sızıntısında kullanıldığını duydum
Sevgili Alibumin,

Yukarıdaki alıntıda belirtildiği gibi Meksika Körfezinde EM değil BAŞKA TEKNOLOJİ KULLANILDI.

Sevgiyle kalın

ensar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-11-2010, 20:36   #176
Ağaç Dostu
 
bayindirmevki's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-07-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 442
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi tatoglu Mesajı Göster
sizinde belirttiğiniz gibi EM uygulamasından istenen neticeyi alamadık belki ciddiyetle uygulansa netice alınırmıydı bilmem ama, uygulayıcı firmanın daha işe başlamadan para peşine düşmesi, proje teklifinde 5 aylık bir uygulama taahhüt edilmesine rağmen bir aylık uygulama yapılması dere kenarında dozlama yapılan tanklardan alınan numunelerin PH sinin 4 ün üzerinde çıkması ve son olarak sizinde tespit ettiğiniz gibi tankların dereden toplanması muhatap firmanın ciddiyet eksikliğini göstermiştir..
Fazla söze gerek var mı. Bunu yazanı da hariçten konuşan olarak değerlendirebilir miyiz. Ciddiyet eksikliğine katılmakta hala ısrar edenler var mı?

Buyursunlar. Yazan çok, gerçek tek. O da çevre gibi çok ciddi ve istihmar edilebilecek bir konunun "ortaya mal ve/veya hizmet sunup, kazanabildiği kadar para kazanmak için kurulmuş" firmalar ile görüşülerek götürülemiyeceği. Gücünü yazanlarından alan bir platform artık herkesin olmuştur, firmalar ile yan yana anılması ne derece doğru? Var olan kamuoyu oluşturma enerjisi kendine yeter.

bayindirmevki Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-11-2010, 09:12   #177
Yeni Üye
 
alibumin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 21-06-2010
Şehir: adana
Mesajlar: 17
Galeri: 1
Ensar Bey Merhaba,

Ben yazdığım mesajda Meksika körfezinde EM'in kullanıldığını söylemedim,temizlik için canlı organizmaların kullanılmış olduğunu yazdım.....Yazımda da asıl belirtmek istediğim konu ,yararlı mikroorganizmaların bir şekilde bize fayda sağlıyacağı ve mikrobiyol ürünlerin bir şekilde denenebileceği hususuydu...Bir önceki mesajımda yanlış anlaşıldıysam özür dilerim...
Saygılarımla,

alibumin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-11-2010, 16:48   #178
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,948
Galeri: 11
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi bayindirmevki Mesajı Göster
Gücünü yazanlarından alan bir platform artık herkesin olmuştur, firmalar ile yan yana anılması ne derece doğru?

Firma olmanın ne gibi bir kötülüğü var anlamayı isterim. İzmir'de aldığımız projeksiyon için amacı ticari kazanç olan bir firma bize katkıda bulundu. Üyelerle topladığımızdan eksik kalanı tamamladı.
Katkıda bulunan Allegro ilaç firmasıyla birlikte anılmak bence gayet uygun.

EMA da bence çok işe yarar bir ürün, gayet memnunum bu ticari firmadan.
Bir litre EMA alacağım için bana yarım saat bilgi verdikleri oldu.

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-11-2010, 18:48   #179
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,526
Ergene Nehri Temizlensin Eylemi Yapıldı

EDİRNE’nin Uzunköprü İlçesi’nde toplanan yaklaşık 5 bin kişi, çevresindeki fabrikaların atıkları nedeniyle simsiyah akan, içinde canlı türü yaşamayan ve çevreye ağır kokular yayan Ergene Nehri’nin temizlenmesi için yol kapattı ve ağızlarına taktıkları maskelerle eylem yaptı. Üzerlerine kefen giyen ve Ergene Nehri kenarına yatan çok sayıda kişi ise ölü taklidi yaptı.

Marmara Bölgesi’nin Karadeniz kıyılarındaki Yıldız Dağları’ndan doğan ve Çorlu, Çerközköy, Lüleburgaz, Babaeski ve Uzunköprü’den geçtikten sonra Meriç Nehri ile birleşen ve ardından Saroz Körfezi’ne dökülen Ergene Nehri’ndeki kirlilik, özellikle Uzunköprülüler’i çileden çıkarttı. İlçe halkı, simsiyah akan, içinde canlı türü yaşamayan ve çevreye ağır koku yayan Ergene Nehri’nin temizlenmesi için eylem kararı aldı.

Uzunköprü Belediyesi, Uzunköprü Çevre Gönüllüleri Derneği, Edirne Doğa Sporları Kulübü ve çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşu’nun organize ettiği ‘Ergene temizlensin’ eylemine, 7′den 70′e yaklaşık 5 bin kişi katıldı.
Ellerinde çeşitli dövizler taşıyan binlerce kişi ilçe girişinde toplandı. Uzunköprü- Çanakkale yolunu trafiğe kapatan ve ağızlarına maske takan grup daha sonra davul, zurna, klarnet ve trampetten oluşan enstürümanlar eşliğinde göbek attı ve halay çekti. Ardından grup, altından Ergene Nehri geçen dünyanın en uzun taş köprüsü olarak kabul edilen 1374 metre uzunluğundaki Uzunköprü’nün üzerinden geçti.

Üzerlerine beyaz kefen giyen çok sayıda kişi ise Ergene Nehri kenarına yatarak ölü taklidi yaptı, diğerleri ise ‘Ölmek istemiyoruz’ sloganı attı. Ardından eylemci grup Atatürk Anıtı önünde toplandı ve burada basın açıklaması yapıldı.
Ergene Nehri’nde çocukluk yıllarında yüzdüklerini ve balık tuttuklarını belirten Uzunköprü Belediye Başkanı CHP’li Enis İşbilen şunları söyledi: “1990’lı yıllardan bu yana bu sıkıntıyı yaşıyoruz.Uzunköprü’de insanlar zehir soluyorlar ve Uzunköprü’nün toprakları ekilemiyor. Birçok zararımız var. Biz burada hayatımızı kaybediyoruz. Sadace insanlar değil, bitki örtüsü ve hayvanları da yitiriyoruz. İçimize aldığımız zehir ile vücutlarımız zehir doluyor ve kanser vakaları artıyor. Çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Artık bekleyecek dakikamız yok. Halkımızında desteğini arkamıza alarak elimizden geleni yapacağız ve yetkili yerlere duyuracağız. Acilen siyasi iradenin olaya el koyması gerekiyor. Hiç canlı türü yaşamıyor. Üstünden kuş uçmuyor. Uzunköprülülerin yüzmeyi öğrendiği yer burasıydı, şimdi yanına yaklaşılamayor.”dedi.

Uzunköprü Çevre Gönüllülleri Derneği Başkanı Hacer Doğrugüven ise “4′üncü sınıf su en kirli sudur. Bizimki 5 ve 6′yı geçti. Ağır metaller var içinde. Korkunç derecede zehirli madde var. Yeraltı suyunu ve topraklarımızı zehirliyor. Ergene Ovası ekilemez ve ürün alınamaz durumda. Sulu tarımda yapılamıyor. Sadece biz kokusunu ve onun çıkarttığı zehirli havayı koklayarak kanser oluyoruz. Her evde kanser vakası var. Ergene’ye girdiğimiz zaman bacaklarınızda yaralar oluşuyor. Bir kanalizasyon şeklinde akıyor” dedi.
Basın açıklamasının ardından toplanan kalabalık olaysız dağıldı.

http://www.sarkoygazetesi.com/ergene...in-eylemi.html

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-12-2010, 15:42   #180
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,246
Galeri: 88
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi bayindirmevki Mesajı Göster
Fazla söze gerek var mı. Bunu yazanı da hariçten konuşan olarak değerlendirebilir miyiz. Ciddiyet eksikliğine katılmakta hala ısrar edenler var mı?

Buyursunlar. Yazan çok, gerçek tek. O da çevre gibi çok ciddi ve istihmar edilebilecek bir konunun "ortaya mal ve/veya hizmet sunup, kazanabildiği kadar para kazanmak için kurulmuş" firmalar ile görüşülerek götürülemiyeceği. Gücünü yazanlarından alan bir platform artık herkesin olmuştur, firmalar ile yan yana anılması ne derece doğru? Var olan kamuoyu oluşturma enerjisi kendine yeter.
Eeee ne oldu?

Firma çalışmaya devam ediyor mu, etmiyor mu artık öğrenemiyoruz. Firma pes etti, yazmıyor...

Buradaki kamuoyunun artık niye sesi çıkmıyor?

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 18:59.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2024