agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Buralardan Çekip Gitmek (Ev yapımları)
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni53Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 10-01-2020, 01:09   #1
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Köye göç hikayemiz.

Öncelikle merhaba,

Yaşım 38, ağırlıklı bilişim sektöründe olmak üzere 16 senedir çalışıyordum. Derler ya hani, hayat sana limon veriyor ise limonata yapacaksın. Hayat bize işsizlik ve şehirde bunalım getirdi, bizde bunu aldık kendimize göç fırsatı yarattık.

İlk dolu dolu paylaşımı yapmadan önce belki birilerinin de işine yarar diye uzunca bir süre malzeme ve bilgi toplanmasını bekledim. Şimdi hepsi hazır, bol fotoğraflı ve bilgi içeren hikayemizi anlatacağım. Bu hakikaten bir hikaye, inşallah inşaatı tamamladıktan sonra da burada sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Detay bütçe, ilçe, mahalle bilgisi vermekten ve isim kullanmaktan kaçınacağım, zira bu beni veyahut ilgili kişi ve kuruluşları zor duruma soksun istemiyorum. Bilenler zaten anlayacaktır neresi olduğunu, nasıl yapıldığını, kaça patladığını.

Öncelikle uyarayım, burada bahsi geçen şeyleri bizim aldığımız arazi büyükşehir belediyesi olan bir ilde bulunduğu için bu şekilde yaşadık. Büyükşehir yasası oldukça zorlayıcı bir yasa. Sizin bulunduğunuz il büyükşehir değil ise çok daha kolay oluyor her şey.

Bizimkisi 5-6 senelik bir düşünce, ilk başlarda Ankara'da bahçeli bir evimiz olsun diye başladı ama sonrasında hayat şartları, şehrin artık bizi darlaması, işsizlik vesaire derken durum bizi biraz daha radikal davranıp aslında olması gerekeni yapmaya itti. İşin en zor kısmı karar vermek. Neyle geçineceğiz, nerede barınacağız, nerede yaşayacağız. Bu soruların cevaplarını günlerce düşündük. A,b,c planı yaptık. Bu planlara uygun olarak Aydın'ın güney kesimi ve Muğla ilini hedef belirledik.

Araştırma aşaması;

Hayalimiz uzun süredir var, fikrimiz de var ama somut adım yoktu. 2019 Haziran ayında fiilen arazi bakmaya başladık. Didim'den başladık, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Fethiye derken Seydikemer'e kadar baktık ve bütçemize uygun yaklaşık 950 arazi bulduk. Zaten bütçeyi aşan yerleri listeye almadığımız için kriterlerimiz önem sırasına göre;

- İlçe merkezine en fazla 30 dakika.
- 2.5km yarıçapta en az 2 okul, 2 sağlık ocağı. Ki bu hizmet gelmesi anlamında fikir veriyor, doğru bir kritermiş sonradan anladık.
- Kültürel anlamda çok zorlanmamak adına yabancı turiste alışkın bir yerleşim alanı. Bunu detayını sonra açıklayacağım.
- En az 5 dönüm olması ki ekip biçecek, hayvancılık yapacak bol yerimiz olsun.
- Sıcak asfalt, yoksa en kötü soğuk asfalt yol. Kesinlikle kadastral yol veyahut mıcır olmayacak.
- Yola cephe, sulama kanalından uzak, çevresinde tesis niteliğinde inek ahırı bulunmayan.
- Denizden, şişirme fiyattan, ticari kaygıdan uzak ve orman içinde.
- Mümkün ise içinde basit tadilat ile oturulabilecek ev olan. Ama yıkım gerektirmeyen, çünkü bu sıfırdan inşaat yapmakla neredeyse aynı, yıkık eve boşuna para veriyorsunuz.

Arazi eleme/seçme;

950 araziyi bu kriterlere göre excel'de sıraladık. Puanladık ve kriterleri karşılayan yerleri en düşük puanı alandan başlayarak aramaya başladık. Burada amacımız gerçekten istediğimiz yerleri aramaya başlayana dek aslında istemdiğimz araziler üzerinden tercübe edinmekti.

İlk 10 telefon konuşmasında zaten şekillendi olay. Biraz daha ilerleyince ve bazılarını 2-3. kere aramada foyalar meydana çıktı. Arazi sayısı kendiliğinden zaten üçte birine indi. En fazla karşılaşılan yalanlar ve problemler aşağıdaki gibi.

- 2B araziyi müstakil tapu gibi yansıtanlar.
- Kullanım hakkı bile almadan işgal ettiği ormanlık alanı noterden satmaya çalışanlar.
- İmar Barışına başvurup parasını ödemeyen veyahut yanlış beyan veren ama evin iskanı olduğunu iddia edenler.
- Sit alanı ve yeraltı suyu, milli park koruma alanı gibi alanları satmaya çalışanlar.
- İpotekli taşınmazın önce ipoteğini kaldır, sonra satarım diyenler.
- Abi buraya en az 250 metrekare imar geçer diye imarsız yerleşik alan dışındaki tarım arazisini pazarlayanlar.
- Tüm hissedarlar anlaştı deyip sahte imzayla hissedarın payını da satmaya çalışanlar.
- Yola cephesi olan tarlaya taksim edilecek deyip, size tarladan yola cephe olmayan kısmı vermeye çalışanlar. Sorsan erişim hakkı verecek.
- Banka ihalesinden içinde malik otururken mülkü alıp, malikten habersiz satmaya çalışan emlakçı ve yap-satçılar.
- Yabancı şive duyunca komşusuna dönümüne 10.000 fiyat verirken size 50.000'e satmaya çalışanlar.
- Sözleşme imzalamadan ada parsel söylemem diyenler, ki aslında sakladıkları şey köylünün istediği gerçek fiyat. Üzerine koyuyorlar çünkü.

Liste uzar gider. Bu süreç bize çok iyi ders oldu, yanlış anlaşılmasın ama köylü dediğiniz kişilerin büyük bir kısmı şark kurnazı lafını sonuna kadar hakediyormuş bunu anladık.

Neyse, uğraştık didindik. Telefon trafiği sonucu nihai 50-55 adet arazi belirledik. Ben işsiz kalmıştım, sonrasında hemen ertesi hafta yeni bir işe girmiştim. Bu işyerinde gelecek göremeyince karşılıklı konuşarak anlaştık ve ayrıldım. Listeyi çıktı aldım, hanıma sen çalış diyerek Muğla'nın yolunu tuttum.

Her gün sabah 6 da kalktım, keçi misali hava kararana dek Köyceğiz'den başlayıp Seydikemer'e kadar 15 gün gezdim. Tek tek tüm arazilere yerinde baktım. Her köyün kahvesine oturup çay içtim. Kulak kabarttım, atılan bakışlardan, gelen tekliflerden kendimce ders çıkardım. Kriterlere göre eledim ve en önemlisi, ben burada yaşayabilir miyim, eşimi buraya getirebilir miyim diye sordum.

Bu gezinti sırasında haliyle listede olmayan ve ilana bile koyulmamış yerler de buldum. Toplamda 90 küsür arazi içinden 15 günün sonunda hakikaten içime sinen ve kriterlere uygun 20 tanesini belirledim. Ankara'ya döndiğimde emlakçıdan hallice bilgiye sahiptim, kafam bulanıktı ve çok yorgundum. Her şeyi unuttum. 2-3 hafta bekledim, bu süreçte canım gerçekten sıkıldı. Oraları gördükten sonra biz burada ne yapıyoruz ile başlayan sorgulamada ne kadar haklı olduğumuzu gördük.

İkinci kez Muğla'ya gittim. bu sefer beni daha önceden gezdirmiş olan emlakçıların peşine takıldım. Tamamen afedersiniz ama "salağa yattım" ve benim kendi bulmuş olduğum yerlere beni götürmelerini istedim. Hemen hepsi zaten emlakçı üzerinden satışta olduğu için zor olmadı. Başka emlakçılara birde şurası varmış diyerek diğer zaten beğendiğim yerleri sordum. Ne bahane uyduracaklar veyahut bilmediğim ne öğreneceğim merak ettim. İşe de yaradı. 1 haftanın sonunda elimizde 5 arazi/arsa kalmıştı.

Üçüncü gidişte hanımı da aldım, son 5 yeri gezmeye başladık. 3 tanesinin üzerinde ev var, birisi komple meyve bahçesi ve sonuncu da tarla.

Üzerinde ev olan ilk 2 yeri gezdikten sonra baktım hanımın yüzü düşüyor, en güvendiğim ve istediğim arazi olan tarlaya gittik. Objektif karar açısından ben fikir belirtmemiştim ama hanım dedi ki; "Başka bakmaya gerek yok, burası olmalı."

Arazinin panoraması;


Başka yere gerek yok sözü ağızdan çıkarken manzara;


Dördüncü gidişte cebimize paramızı koyduk, pazarlığımızı yaptık, tapu günü bir tatsızlık sonucu iş bozuldu, akşamına problemi giderip ertesi gün tapumuzu aldık. Tapuya gitmeden önceki gece ne kadar tanıdık varsa arazinin ıncık cıncık neyi varsa yoksa sordurduk. Hiçbir problem veyahut mal sahibinin söylemediği bir konu çıkmadı. Tek problem, tarım arazisi olması. Problem dememin sebebini yazının ilerleyen kısımlarında oldukça iyi anlayacaksınız.

Tapu aşaması;

Tapu kısmından başlayayım. Arkadaşlar, tarım arazisi alacaksanız 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu'nu ezberleyin. Okuyun demiyorum, ezberleyin. Toprak koruma kanunu benim anladığım resmen köye dışarıdan tersine göç gelmesin, köy dışına arazi satılamasın diye yapılandırılmış bir kanun. Tarımı öldürüyor, yeniliğin önünü kapıyor. Köy içinde kısır döngüde tarımsal araziler heba oluyor. Her aşamada önünüze bir engel çıkarması olası. Satın alınan arazı tarım arazisi olduğu için bağlayıcı kanunu 5403 sayılı kanun. İmar Kanunu, Köy Kanunu, Büyükşehir Yasası vesaire hep bu kanundan sonra yürürlüğü olan şeyler. Bu kanun diyor ki, hisseli tapu ise hissedarlara ön alım hakkı vardır. Müstakil parsel alıyorsanız, komşu parselinde ön alım hakkı vardır. Bu şu demek, siz gittiniz komşu parsel maliklerinden feragatname almadan araziyi satın aldınız. Üstüne evi yaptınız, güzel güzel oturuyorsunuz. Komşu parseldeki kişi 2 sene içerisinde itiraz edip mahkemeye verirse, satış bedeli ve enflasyon artışı oranında faizini ödemek koşuluyla araziyi alabiliyor. Yaptığınız masrafı belgelendiremezseniz sadece arazi parasına tüm emeğiniz yok oluyor. Biz bunu tabi tapuya gitmeden önceki gün öğrendik. Allahtan tek bir parsel komşusu var, etrafı hazine/orman arazisi. O komşuyu buldurduk, tapuya başvurumuzu yaptık, sıramız gelene kadar notere gidip düzenleme şeklinde feragatname hazırlattık.

Bunun 2 faydası var. Artık kimse hak iddia edemez, gece rahat uyuyabiliriz. Bir diğer faydası ise komşu parsel satılacak ise ön alım hakkı bana geçmiş oluyor. Ki satılacak olursa almak isteyeceğim 32 dönüm güzel bir arazidir. Ben artık köy içine girmiş ve tarımsal arazi maliki statüsü kazanmış oldum. 14 dönüm kendi arazimiz ile birleşirse yapılabileceklerin sonu yok.

İlk büyük sınav olan Toprak Koruma Kanunu ile tanıştık, önlemimizi aldık ve tapumuzu da aldık.

Muhtar aşaması;

Beşinci yolculuk. Aralık kapıya dayandı, ben yine Muğla'ya gittim. Elimi belime bağladım, muhtar misali araziye çıktım. Masum hayaller kuruyorum, evi şuraya yaparız ahırı buraya yaparız. Sözde hemen ruhsata başvuracağım. Başıma geleceklerden haberim yok tabi. Şenliğin büyüğü muhtar'ın yanına gitmemle başladı.

Şansımız yaver gitti, çok iyi bir muhtarımız var ama... Muhtar'ın dışarıdan gelen bizim gibi birisine yardımcı olabileceği tek konu, bizim özelimizde silahlanma. Size evet bu adam arıcılık yapıyor deyip bir belge veriyor, bununla gidip silah ruhsatı alabiliyorsunuz. Yapabileceği tek şey bu. Bunun haricindeki hiçbir konuda tarım arazisi satın alırsanız muhtar bir şey yapamıyor. İlk elden yaşadık.

Muhtarımızı sağolsun belediyede ilgili kişilerin telefonunu verdi, aradık konuştuk, doğru kişiyi bulunca belediye'ye gittim.

Belediye aşaması;

Önce emlak beyanımızı yaptık. 2023'e kadar emlak vergisinden muaf olduğumuz bilgisi verildi. Teşekkür edip imar dairesi'ne çıktım. Ada parsel bilgisi verdik, ve tarım arazisi olduğu için konuyu kestirip attılar. Sürecin nasıl işleyeceğini kerpetenle çekerek, yalvararak zorlukla öğrenebildim.

Mimar aşaması;

Belediye süreci anlatırken sanki mimar ile tamamen çözülebilir bir konu olarak geçiştirdi. Tarım arazisi ve mimar ne alaka, ne oluyor diye düşünürken dedim gideyim 2-3 miamrlık ofisiyle görüşeyim, belki oradan bir şey çıkar.

7.500 liradan, 140.000 liraya varan aralıkta, temelde aynı iş için fiyat çıkarıldı. Kafam iyice karışmış şekilde tekrar belediye'ye gidip mimarlar tarafından söylenenleri doğrulamaya çalıştım.

İlçe tarım aşaması;

Belediyeye binbir zahmetle esasında olması gereken süreci anlattırabildikten sonra, ilçe tarım müdürlüğü'ne gittim. Muhtemelen dedikodularını böldüğüm 2 hanımefendi ne yapabileceğimden çok ne yapamayacağım üzerine brifing verdiler. O akşamki uykusuzluğu unutamıyorum. Yorgunluktan sızıp kalmış olmasam belki bugün araziyi satışa koymuş ve satmıştım. Çok moralim bozuldu, ağlasam ağlayacağım. Çünkü dediklerine göre 75 metrekareden büyük yapı yapma şansım yok.

- Ekili arazide tek kat 25 metrekare.
- 5 dönüm kapama bahçe için tek kat 75 metrekare.
- 3 dönüm sera için 50 metrekare.

Bu yapılarda da sadece elektrik ve sulama suyu aboneliği alınabiliyor, ikamet edilemiyor. Gündüz bakıcı için yani.

Sabah uyandım, şoku atlatmış şekilde dedim ben yanlış mı anladım bir arayayım. Gitmek istemiyorum çünkü çok soğuk davranıp moral bozuyorlar. İlçe tarım müdürlüğü'ne bu sefer telefon açtım. Şansıma, tamamen şansıma ismini vermeyeceğim ama hakkını da ödeyemeyeceğim bir ziraat mühendisi çıktı telefona. Önceki günkü mühendis ve kontrolör kişilerin aksine, adam bas bas bağırıyor ben sana yardım etmek istiyorum diye.

Önce yukarıda söylenenlerin aynısını anlattı, ilk başta yine moral bozukluğu oldu bende.

Sonra, ama dedi...

DSİ ile görüş. Kuyu açtır, zaten lazım olacak. Bu sayede resmi olarak elektrik aboneliğini alırsın dedi. Elektrik aboneliği aldıktan sonra tesis kurma imkanın olacak, o zaman iş değişiyor dedi. Ben DSİ ve abonelik lafını duymanın heyecanı ile esas olayın tüm kilit noktası olan tesis kurma kısmını tamamen pas geçtim ve DSİ'ye koşarak gittim.

DSİ aşaması;

DSİ Başmühendislik binasına girdim, x bey ile görüşün dediler. Ada parsel numarası verdim, sırasıyla;

- Sit alanı mı
- Arkeolojik kazı alanlarına yakın mı
- Yer altı suyu koruma havzası içinde mi
- Sulama havzası sınırında mı

Bunlara bakıyorlar. Sulama havzasında iseniz kuyu açma izniniz yok. Kanaldan motorla sulama için izin almanız lazım. Havza dışında iseniz kuyu açabiliyorsunuz.

- 10 metreye kadar izinsiz kuyu açıp
- 10 metreden daha derin ise önce izin sonra kuyu açıp
- Sondaj vurup

Su kullanımı mümkün. Araziyi, 5 noktadan fazla olmamak ve 10 metreyi geçmemek şartıyla kazın, başvuru yapın dediler. Zemin etüdü ve jeoloji mühendisliği hizmeti veren bir mühendislik firması ile 1000 liraya anlaştım.

Altıncı Muğla seferinde firmadan gelip muhtemel 5 lokasyon gösterdiler ve kepçemizi önümüze katıp yola koyulduk.

İlk somut adım;

Anlaştığımız kepçe bulunduğu ilçede yağmur sebebiyle işi bitiremediği için beni başka bir firmaya yönlendirdiler işimiz aksamasın diye.



2 gün sonra esas kepçe geldi ve toplamda 4 farklı nokta kazdık. 2 noktada su çıktı, bizde en derinde olanı seçtik ve büzlerimizi koymaya başladık.



Arazide gördüğünüz gibi bir taş ocağı havası var, bunu bir sonraki kısımda anlatacağım. Kuyumuz tamamlandı ve DSİ'nin onay için kontrolünü beklemeye başladık. Hepsi 150cm iç, 170cm dış genişliğinde, 3 adet 1metre boy, 4 adet 1.5 metre boy büz koyuldu. toplam 9 metre kuyu alanı oldu. İlk açıldığı günün akşamı yaklaşık 3 metre su vardı.



Sonraki gün su seviyesi 1.5 metreye indi ve açıkçası korktuk su kaçıyor diye.

Şimdilik bu kadar.

Bir sonraki yazıda;

- Büz fiyatları
- Kepçe kira fiyatları
- Taş istinat duvarı
- Dere taşı, duvar için kaya, taş ocağı fiyatları
- Tesviye
- Jandarma'ya şikayet edilirseniz ne olur
- Kuyunuzda su çıkarsa ne olur

Bunlardan bahsedeceğim.

Hepinize sevgiler.

 
Eklenen Resimler
     
ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 06:14   #2
Ağaç Dostu
 
Kozanli's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-09-2015
Şehir: Bursa/Emirsultan
Mesajlar: 550
Merhaba, hoş geldiniz...

Yorulmamış üşenmemiş, arayış ve yaşayışınızı öğretici bir dilde anlatımınıza hayran kaldım.
Geriye dönük düşündüm, ben hep paranın gücüne güvenmişim bilgiye değil diyip hayiflandim.
Bilgiye dayanarak yapılan yapılan işler hayırla biter diyor başarılar diliyorum.
Takipciniz olacağım.

Kozanli Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 07:23   #3
Ağaç Dostu
 
pares's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-05-2013
Şehir: DÜZCE
Mesajlar: 503
Hayırlı olsun Sayın ancestral, yazdıklarınızı bir çırpıda heyecanla okudum takipdeyim

pares Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 09:33   #4
Ağaç Dostu
 
Muda's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-02-2013
Şehir: Afyonkarahisar
Mesajlar: 3,276
Galeri: 8
Hayırlı olsun sayın ancestral. Umarım istediğiniz gibi bir hayat ve yeriniz olur. Bahsettiğiniz konular hepimizin az veya çok başımıza geldi. Siz en başından profesyonelce aldığınızda başlamış ve gerisini getirmişsiniz. Başımıza gelebilecek olasılıkları bilgi vererek açıklamışsınız. Öncelikle iyi araştırıp daha sonra her duruma göre hesabı yapıp yer almak önemli. Biz gibi arkadaşımızın aldığı yer yakınında almanız durumunda söylediğiz kriterlerin çoğu geçerli olmuyor. Ancak en önemli olay komşularımızın iyi olması. Komşu kötü olduktan sonra hiç bir şey önemli değil. Madem yeriniz oldu. Muhtemel planlarınızı yaptınız. Tohum paylaşım bitmeden elinizde yok ise hiç paylaşımda bulunmadan 25 çeşit tohum alma imkanınız var. Paylaşıma katılmanız durumda bu sayı dağıtım yaptığınız tohuma göre 150 çeşide kadar çıkabiliyor.

pria beğendi.
Muda Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 09:43   #5
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Muda Mesajı Göster
Hayırlı olsun sayın ancestral. Umarım istediğiniz gibi bir hayat ve yeriniz olur. Bahsettiğiniz konular hepimizin az veya çok başımıza geldi. Siz en başından profesyonelce aldığınızda başlamış ve gerisini getirmişsiniz. Başımıza gelebilecek olasılıkları bilgi vererek açıklamışsınız. Öncelikle iyi araştırıp daha sonra her duruma göre hesabı yapıp yer almak önemli. Biz gibi arkadaşımızın aldığı yer yakınında almanız durumunda söylediğiz kriterlerin çoğu geçerli olmuyor. Ancak en önemli olay komşularımızın iyi olması. Komşu kötü olduktan sonra hiç bir şey önemli değil. Madem yeriniz oldu. Muhtemel planlarınızı yaptınız. Tohum paylaşım bitmeden elinizde yok ise hiç paylaşımda bulunmadan 25 çeşit tohum alma imkanınız var. Paylaşıma katılmanız durumda bu sayı dağıtım yaptığınız tohuma göre 150 çeşide kadar çıkabiliyor.
İstekte bulundum bazı üyelerden, adres bilgisini de paylaştım. Umarım bir şeyi eksik yapmamışımdır.

Teşekkürler.

Muda ve Selma_321 beğendi.
ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 10:25   #6
Ağaç Dostu.
 
bahcedenn's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-11-2011
Şehir: İstanbul - Kırklareli
Mesajlar: 1,258
Hakkınızda hayırlısı Sayın ancestral,

Dizi tam da en heyecanlı yerinde kaldı, gelecek bölümü heyecanla bekliyoruz.

Çok benzer bir hikayeyi ben de yaşıyorum. Sizi kader arkadaşım ilan ediyorum.

MeyveliTepe ve Muda beğendi.
bahcedenn Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 11:44   #7
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-12-2017
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 422
Galeri: 5
Kesinlikle çok bilgilendirici olmuş, takibe aldığım sayfalardan biri oldu hemen.

pria beğendi.
elifaydin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 14:41   #8
Ağaç Dostu
 
devrann's Avatar
 
Giriş Tarihi: 11-07-2017
Şehir: Alanya
Mesajlar: 381
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi ancestral Mesajı Göster
Öncelikle merhaba,

Yaşım 38, ağırlıklı bilişim sektöründe olmak üzere 16 senedir çalışıyordum. Derler ya hani, hayat sana limon veriyor ise limonata yapacaksın. Hayat bize işsizlik ve şehirde bunalım getirdi, bizde bunu aldık kendimize göç fırsatı yarattık.

İlk dolu dolu paylaşımı yapmadan önce belki birilerinin de işine yarar diye uzunca bir süre malzeme ve bilgi toplanmasını bekledim. Şimdi hepsi hazır, bol fotoğraflı ve bilgi içeren hikayemizi anlatacağım. Bu hakikaten bir hikaye, inşallah inşaatı tamamladıktan sonra da burada sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Detay bütçe, ilçe, mahalle bilgisi vermekten ve isim kullanmaktan kaçınacağım, zira bu beni veyahut ilgili kişi ve kuruluşları zor duruma soksun istemiyorum. Bilenler zaten anlayacaktır neresi olduğunu, nasıl yapıldığını, kaça patladığını.

Öncelikle uyarayım, burada bahsi geçen şeyleri bizim aldığımız arazi büyükşehir belediyesi olan bir ilde bulunduğu için bu şekilde yaşadık. Büyükşehir yasası oldukça zorlayıcı bir yasa. Sizin bulunduğunuz il büyükşehir değil ise çok daha kolay oluyor her şey.

Bizimkisi 5-6 senelik bir düşünce, ilk başlarda Ankara'da bahçeli bir evimiz olsun diye başladı ama sonrasında hayat şartları, şehrin artık bizi darlaması, işsizlik vesaire derken durum bizi biraz daha radikal davranıp aslında olması gerekeni yapmaya itti. İşin en zor kısmı karar vermek. Neyle geçineceğiz, nerede barınacağız, nerede yaşayacağız. Bu soruların cevaplarını günlerce düşündük. A,b,c planı yaptık. Bu planlara uygun olarak Aydın'ın güney kesimi ve Muğla ilini hedef belirledik.

Araştırma aşaması;

Hayalimiz uzun süredir var, fikrimiz de var ama somut adım yoktu. 2019 Haziran ayında fiilen arazi bakmaya başladık. Didim'den başladık, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Fethiye derken Seydikemer'e kadar baktık ve bütçemize uygun yaklaşık 950 arazi bulduk. Zaten bütçeyi aşan yerleri listeye almadığımız için kriterlerimiz önem sırasına göre;

- İlçe merkezine en fazla 30 dakika.
- 2.5km yarıçapta en az 2 okul, 2 sağlık ocağı. Ki bu hizmet gelmesi anlamında fikir veriyor, doğru bir kritermiş sonradan anladık.
- Kültürel anlamda çok zorlanmamak adına yabancı turiste alışkın bir yerleşim alanı. Bunu detayını sonra açıklayacağım.
- En az 5 dönüm olması ki ekip biçecek, hayvancılık yapacak bol yerimiz olsun.
- Sıcak asfalt, yoksa en kötü soğuk asfalt yol. Kesinlikle kadastral yol veyahut mıcır olmayacak.
- Yola cephe, sulama kanalından uzak, çevresinde tesis niteliğinde inek ahırı bulunmayan.
- Denizden, şişirme fiyattan, ticari kaygıdan uzak ve orman içinde.
- Mümkün ise içinde basit tadilat ile oturulabilecek ev olan. Ama yıkım gerektirmeyen, çünkü bu sıfırdan inşaat yapmakla neredeyse aynı, yıkık eve boşuna para veriyorsunuz.

Arazi eleme/seçme;

950 araziyi bu kriterlere göre excel'de sıraladık. Puanladık ve kriterleri karşılayan yerleri en düşük puanı alandan başlayarak aramaya başladık. Burada amacımız gerçekten istediğimiz yerleri aramaya başlayana dek aslında istemdiğimz araziler üzerinden tercübe edinmekti.

İlk 10 telefon konuşmasında zaten şekillendi olay. Biraz daha ilerleyince ve bazılarını 2-3. kere aramada foyalar meydana çıktı. Arazi sayısı kendiliğinden zaten üçte birine indi. En fazla karşılaşılan yalanlar ve problemler aşağıdaki gibi.

- 2B araziyi müstakil tapu gibi yansıtanlar.
- Kullanım hakkı bile almadan işgal ettiği ormanlık alanı noterden satmaya çalışanlar.
- İmar Barışına başvurup parasını ödemeyen veyahut yanlış beyan veren ama evin iskanı olduğunu iddia edenler.
- Sit alanı ve yeraltı suyu, milli park koruma alanı gibi alanları satmaya çalışanlar.
- İpotekli taşınmazın önce ipoteğini kaldır, sonra satarım diyenler.
- Abi buraya en az 250 metrekare imar geçer diye imarsız yerleşik alan dışındaki tarım arazisini pazarlayanlar.
- Tüm hissedarlar anlaştı deyip sahte imzayla hissedarın payını da satmaya çalışanlar.
- Yola cephesi olan tarlaya taksim edilecek deyip, size tarladan yola cephe olmayan kısmı vermeye çalışanlar. Sorsan erişim hakkı verecek.
- Banka ihalesinden içinde malik otururken mülkü alıp, malikten habersiz satmaya çalışan emlakçı ve yap-satçılar.
- Yabancı şive duyunca komşusuna dönümüne 10.000 fiyat verirken size 50.000'e satmaya çalışanlar.
- Sözleşme imzalamadan ada parsel söylemem diyenler, ki aslında sakladıkları şey köylünün istediği gerçek fiyat. Üzerine koyuyorlar çünkü.

Liste uzar gider. Bu süreç bize çok iyi ders oldu, yanlış anlaşılmasın ama köylü dediğiniz kişilerin büyük bir kısmı şark kurnazı lafını sonuna kadar hakediyormuş bunu anladık.

Neyse, uğraştık didindik. Telefon trafiği sonucu nihai 50-55 adet arazi belirledik. Ben işsiz kalmıştım, sonrasında hemen ertesi hafta yeni bir işe girmiştim. Bu işyerinde gelecek göremeyince karşılıklı konuşarak anlaştık ve ayrıldım. Listeyi çıktı aldım, hanıma sen çalış diyerek Muğla'nın yolunu tuttum.

Her gün sabah 6 da kalktım, keçi misali hava kararana dek Köyceğiz'den başlayıp Seydikemer'e kadar 15 gün gezdim. Tek tek tüm arazilere yerinde baktım. Her köyün kahvesine oturup çay içtim. Kulak kabarttım, atılan bakışlardan, gelen tekliflerden kendimce ders çıkardım. Kriterlere göre eledim ve en önemlisi, ben burada yaşayabilir miyim, eşimi buraya getirebilir miyim diye sordum.

Bu gezinti sırasında haliyle listede olmayan ve ilana bile koyulmamış yerler de buldum. Toplamda 90 küsür arazi içinden 15 günün sonunda hakikaten içime sinen ve kriterlere uygun 20 tanesini belirledim. Ankara'ya döndiğimde emlakçıdan hallice bilgiye sahiptim, kafam bulanıktı ve çok yorgundum. Her şeyi unuttum. 2-3 hafta bekledim, bu süreçte canım gerçekten sıkıldı. Oraları gördükten sonra biz burada ne yapıyoruz ile başlayan sorgulamada ne kadar haklı olduğumuzu gördük.

İkinci kez Muğla'ya gittim. bu sefer beni daha önceden gezdirmiş olan emlakçıların peşine takıldım. Tamamen afedersiniz ama "salağa yattım" ve benim kendi bulmuş olduğum yerlere beni götürmelerini istedim. Hemen hepsi zaten emlakçı üzerinden satışta olduğu için zor olmadı. Başka emlakçılara birde şurası varmış diyerek diğer zaten beğendiğim yerleri sordum. Ne bahane uyduracaklar veyahut bilmediğim ne öğreneceğim merak ettim. İşe de yaradı. 1 haftanın sonunda elimizde 5 arazi/arsa kalmıştı.

Üçüncü gidişte hanımı da aldım, son 5 yeri gezmeye başladık. 3 tanesinin üzerinde ev var, birisi komple meyve bahçesi ve sonuncu da tarla.

Üzerinde ev olan ilk 2 yeri gezdikten sonra baktım hanımın yüzü düşüyor, en güvendiğim ve istediğim arazi olan tarlaya gittik. Objektif karar açısından ben fikir belirtmemiştim ama hanım dedi ki; "Başka bakmaya gerek yok, burası olmalı."

Arazinin panoraması;


Başka yere gerek yok sözü ağızdan çıkarken manzara;


Dördüncü gidişte cebimize paramızı koyduk, pazarlığımızı yaptık, tapu günü bir tatsızlık sonucu iş bozuldu, akşamına problemi giderip ertesi gün tapumuzu aldık. Tapuya gitmeden önceki gece ne kadar tanıdık varsa arazinin ıncık cıncık neyi varsa yoksa sordurduk. Hiçbir problem veyahut mal sahibinin söylemediği bir konu çıkmadı. Tek problem, tarım arazisi olması. Problem dememin sebebini yazının ilerleyen kısımlarında oldukça iyi anlayacaksınız.

Tapu aşaması;

Tapu kısmından başlayayım. Arkadaşlar, tarım arazisi alacaksanız 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu'nu ezberleyin. Okuyun demiyorum, ezberleyin. Toprak koruma kanunu benim anladığım resmen köye dışarıdan tersine göç gelmesin, köy dışına arazi satılamasın diye yapılandırılmış bir kanun. Tarımı öldürüyor, yeniliğin önünü kapıyor. Köy içinde kısır döngüde tarımsal araziler heba oluyor. Her aşamada önünüze bir engel çıkarması olası. Satın alınan arazı tarım arazisi olduğu için bağlayıcı kanunu 5403 sayılı kanun. İmar Kanunu, Köy Kanunu, Büyükşehir Yasası vesaire hep bu kanundan sonra yürürlüğü olan şeyler. Bu kanun diyor ki, hisseli tapu ise hissedarlara ön alım hakkı vardır. Müstakil parsel alıyorsanız, komşu parselinde ön alım hakkı vardır. Bu şu demek, siz gittiniz komşu parsel maliklerinden feragatname almadan araziyi satın aldınız. Üstüne evi yaptınız, güzel güzel oturuyorsunuz. Komşu parseldeki kişi 2 sene içerisinde itiraz edip mahkemeye verirse, satış bedeli ve enflasyon artışı oranında faizini ödemek koşuluyla araziyi alabiliyor. Yaptığınız masrafı belgelendiremezseniz sadece arazi parasına tüm emeğiniz yok oluyor. Biz bunu tabi tapuya gitmeden önceki gün öğrendik. Allahtan tek bir parsel komşusu var, etrafı hazine/orman arazisi. O komşuyu buldurduk, tapuya başvurumuzu yaptık, sıramız gelene kadar notere gidip düzenleme şeklinde feragatname hazırlattık.

Bunun 2 faydası var. Artık kimse hak iddia edemez, gece rahat uyuyabiliriz. Bir diğer faydası ise komşu parsel satılacak ise ön alım hakkı bana geçmiş oluyor. Ki satılacak olursa almak isteyeceğim 32 dönüm güzel bir arazidir. Ben artık köy içine girmiş ve tarımsal arazi maliki statüsü kazanmış oldum. 14 dönüm kendi arazimiz ile birleşirse yapılabileceklerin sonu yok.

İlk büyük sınav olan Toprak Koruma Kanunu ile tanıştık, önlemimizi aldık ve tapumuzu da aldık.

Muhtar aşaması;

Beşinci yolculuk. Aralık kapıya dayandı, ben yine Muğla'ya gittim. Elimi belime bağladım, muhtar misali araziye çıktım. Masum hayaller kuruyorum, evi şuraya yaparız ahırı buraya yaparız. Sözde hemen ruhsata başvuracağım. Başıma geleceklerden haberim yok tabi. Şenliğin büyüğü muhtar'ın yanına gitmemle başladı.

Şansımız yaver gitti, çok iyi bir muhtarımız var ama... Muhtar'ın dışarıdan gelen bizim gibi birisine yardımcı olabileceği tek konu, bizim özelimizde silahlanma. Size evet bu adam arıcılık yapıyor deyip bir belge veriyor, bununla gidip silah ruhsatı alabiliyorsunuz. Yapabileceği tek şey bu. Bunun haricindeki hiçbir konuda tarım arazisi satın alırsanız muhtar bir şey yapamıyor. İlk elden yaşadık.

Muhtarımızı sağolsun belediyede ilgili kişilerin telefonunu verdi, aradık konuştuk, doğru kişiyi bulunca belediye'ye gittim.

Belediye aşaması;

Önce emlak beyanımızı yaptık. 2023'e kadar emlak vergisinden muaf olduğumuz bilgisi verildi. Teşekkür edip imar dairesi'ne çıktım. Ada parsel bilgisi verdik, ve tarım arazisi olduğu için konuyu kestirip attılar. Sürecin nasıl işleyeceğini kerpetenle çekerek, yalvararak zorlukla öğrenebildim.

Mimar aşaması;

Belediye süreci anlatırken sanki mimar ile tamamen çözülebilir bir konu olarak geçiştirdi. Tarım arazisi ve mimar ne alaka, ne oluyor diye düşünürken dedim gideyim 2-3 miamrlık ofisiyle görüşeyim, belki oradan bir şey çıkar.

7.500 liradan, 140.000 liraya varan aralıkta, temelde aynı iş için fiyat çıkarıldı. Kafam iyice karışmış şekilde tekrar belediye'ye gidip mimarlar tarafından söylenenleri doğrulamaya çalıştım.

İlçe tarım aşaması;

Belediyeye binbir zahmetle esasında olması gereken süreci anlattırabildikten sonra, ilçe tarım müdürlüğü'ne gittim. Muhtemelen dedikodularını böldüğüm 2 hanımefendi ne yapabileceğimden çok ne yapamayacağım üzerine brifing verdiler. O akşamki uykusuzluğu unutamıyorum. Yorgunluktan sızıp kalmış olmasam belki bugün araziyi satışa koymuş ve satmıştım. Çok moralim bozuldu, ağlasam ağlayacağım. Çünkü dediklerine göre 75 metrekareden büyük yapı yapma şansım yok.

- Ekili arazide tek kat 25 metrekare.
- 5 dönüm kapama bahçe için tek kat 75 metrekare.
- 3 dönüm sera için 50 metrekare.

Bu yapılarda da sadece elektrik ve sulama suyu aboneliği alınabiliyor, ikamet edilemiyor. Gündüz bakıcı için yani.

Sabah uyandım, şoku atlatmış şekilde dedim ben yanlış mı anladım bir arayayım. Gitmek istemiyorum çünkü çok soğuk davranıp moral bozuyorlar. İlçe tarım müdürlüğü'ne bu sefer telefon açtım. Şansıma, tamamen şansıma ismini vermeyeceğim ama hakkını da ödeyemeyeceğim bir ziraat mühendisi çıktı telefona. Önceki günkü mühendis ve kontrolör kişilerin aksine, adam bas bas bağırıyor ben sana yardım etmek istiyorum diye.

Önce yukarıda söylenenlerin aynısını anlattı, ilk başta yine moral bozukluğu oldu bende.

Sonra, ama dedi...

DSİ ile görüş. Kuyu açtır, zaten lazım olacak. Bu sayede resmi olarak elektrik aboneliğini alırsın dedi. Elektrik aboneliği aldıktan sonra tesis kurma imkanın olacak, o zaman iş değişiyor dedi. Ben DSİ ve abonelik lafını duymanın heyecanı ile esas olayın tüm kilit noktası olan tesis kurma kısmını tamamen pas geçtim ve DSİ'ye koşarak gittim.

DSİ aşaması;

DSİ Başmühendislik binasına girdim, x bey ile görüşün dediler. Ada parsel numarası verdim, sırasıyla;

- Sit alanı mı
- Arkeolojik kazı alanlarına yakın mı
- Yer altı suyu koruma havzası içinde mi
- Sulama havzası sınırında mı

Bunlara bakıyorlar. Sulama havzasında iseniz kuyu açma izniniz yok. Kanaldan motorla sulama için izin almanız lazım. Havza dışında iseniz kuyu açabiliyorsunuz.

- 10 metreye kadar izinsiz kuyu açıp
- 10 metreden daha derin ise önce izin sonra kuyu açıp
- Sondaj vurup

Su kullanımı mümkün. Araziyi, 5 noktadan fazla olmamak ve 10 metreyi geçmemek şartıyla kazın, başvuru yapın dediler. Zemin etüdü ve jeoloji mühendisliği hizmeti veren bir mühendislik firması ile 1000 liraya anlaştım.

Altıncı Muğla seferinde firmadan gelip muhtemel 5 lokasyon gösterdiler ve kepçemizi önümüze katıp yola koyulduk.

İlk somut adım;

Anlaştığımız kepçe bulunduğu ilçede yağmur sebebiyle işi bitiremediği için beni başka bir firmaya yönlendirdiler işimiz aksamasın diye.



2 gün sonra esas kepçe geldi ve toplamda 4 farklı nokta kazdık. 2 noktada su çıktı, bizde en derinde olanı seçtik ve büzlerimizi koymaya başladık.



Arazide gördüğünüz gibi bir taş ocağı havası var, bunu bir sonraki kısımda anlatacağım. Kuyumuz tamamlandı ve DSİ'nin onay için kontrolünü beklemeye başladık. Hepsi 150cm iç, 170cm dış genişliğinde, 3 adet 1metre boy, 4 adet 1.5 metre boy büz koyuldu. toplam 9 metre kuyu alanı oldu. İlk açıldığı günün akşamı yaklaşık 3 metre su vardı.



Sonraki gün su seviyesi 1.5 metreye indi ve açıkçası korktuk su kaçıyor diye.

Şimdilik bu kadar.

Bir sonraki yazıda;

- Büz fiyatları
- Kepçe kira fiyatları
- Taş istinat duvarı
- Dere taşı, duvar için kaya, taş ocağı fiyatları
- Tesviye
- Jandarma'ya şikayet edilirseniz ne olur
- Kuyunuzda su çıkarsa ne olur

Bunlardan bahsedeceğim.

Hepinize sevgiler.
Bu konuda bilgisi ve cesareti olmayıp kafasında böyle bir planı olanlara iyi bir yol gösterici yazı olmuş,elinize sağlık ve ilerleyen safhalarda Allah yardımıcınız olsun.
Benim en çok merak ettiğim noktaları yüzeysel geçmişsiniz bu yüzden merak ediyorum
Eşiniz böyle bir şeye nasıl ikna oldu,sonuçta büyük bir şehir yerine biraz daha sakin bir şehire veya ilçeye taşınabilirdiniz yani köye taşınma kararı bir anda alınacak bir karar gibi durmuyor eşiniz için.Özellikle sizin yaşınızda hani emekliliğe yakın olursunuz veya emekli, sorun olmaz da 38 yaşında...
Şöyle birşey yapabilirdiniz evi daha şehir bir yerden tutup arazi köyde olabilirdi bu sayede araziye ev yapmak zorunda olmazdınız böyle niye yapmadınız?
Bunun dışında çocuğunuz var mı belirtmemişsiniz çocuk varsa eğitim için iyi bir şehirde oturmak gerekiyor e hanım sizden çok düşünüyor böyle şeyleri bu da ikna olmasını zorlaştıran bir etmen olacaktır köye oturma fikrine.
Ya da ne bileyim çocuğunuz yoksa bile ilerde düşünebilirsiniz,demek ki uzun vadeli bir düşünce değil ne bileyim biraz burda köyde otururuz sonra çocuklar büyüyünce şehire taşınırız gibi birşey mi ?
Yukarda bahsettiğiniz verdiğiniz bilgiler çok değerli yanlış anlamayın ama önemli olan bu kararı verebilme safhası.Amacım yazınıza ve yaşadıklarınıza saygısızlık etmek istemem sizinle aynı yaştayım eşim çalışıyor bende, kızımızı bakıcıya veriyoruz el kadar çocuk sabahın köründe bildiğiniz gece bizimle uykusundan uyanmak zorunda kalıyor ayazda.Bunun sebebi biziz.Bu düzene daha 1 yaşındayken katıldı.Akşam deseniz eve gelmem 8'i buluyor çoğu zaman cumartesi günleri çalışıyorsun,izin demişsiniz saçma sapan yöneticiler yüzünden kullanamıyorsunuz biriktiriyoruz bakalım.E izin olsa ne olacak ne eşiminki bana uyuyor ne onunki bana böyle bir durumda bu düzen içinde devam ediyoruz.Ben bunu istemiyorum hadi köye taşınalım desem hanım kabul edermi sizce,hadi basalım istifayı bu ne biz kölemiyiz,yediğimiz bir kuru ekmek değil mi desem kabul eder mi ? e yavru; birde o var,birde onun fikrini almak lazım.
Sonuçta bir şekilde karar vermişsiniz ve kurtulmuşsunuz Allah yolunuzu açık etsin.

pria beğendi.
devrann Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 16:03   #9
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,398
Yazınızı keyifle okudum..çok bilinçli çabalıyorsunuz..severim böyle insanları..bazen insanlar büyük kararlar almak zorunda kalır..azminiz ve cesaretinizden dolayı kutluyorum sizi.

Herşey gönlünüzce olsun..

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 17:26   #10
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi devrann Mesajı Göster
Bu konuda bilgisi ve cesareti olmayıp kafasında böyle bir planı olanlara iyi bir yol gösterici yazı olmuş,elinize sağlık ve ilerleyen safhalarda Allah yardımıcınız olsun.
Benim en çok merak ettiğim noktaları yüzeysel geçmişsiniz bu yüzden merak ediyorum
Eşiniz böyle bir şeye nasıl ikna oldu,sonuçta büyük bir şehir yerine biraz daha sakin bir şehire veya ilçeye taşınabilirdiniz yani köye taşınma kararı bir anda alınacak bir karar gibi durmuyor eşiniz için.Özellikle sizin yaşınızda hani emekliliğe yakın olursunuz veya emekli, sorun olmaz da 38 yaşında...
Şöyle birşey yapabilirdiniz evi daha şehir bir yerden tutup arazi köyde olabilirdi bu sayede araziye ev yapmak zorunda olmazdınız böyle niye yapmadınız?
Bunun dışında çocuğunuz var mı belirtmemişsiniz çocuk varsa eğitim için iyi bir şehirde oturmak gerekiyor e hanım sizden çok düşünüyor böyle şeyleri bu da ikna olmasını zorlaştıran bir etmen olacaktır köye oturma fikrine.
Ya da ne bileyim çocuğunuz yoksa bile ilerde düşünebilirsiniz,demek ki uzun vadeli bir düşünce değil ne bileyim biraz burda köyde otururuz sonra çocuklar büyüyünce şehire taşınırız gibi birşey mi ?
Yukarda bahsettiğiniz verdiğiniz bilgiler çok değerli yanlış anlamayın ama önemli olan bu kararı verebilme safhası.Amacım yazınıza ve yaşadıklarınıza saygısızlık etmek istemem sizinle aynı yaştayım eşim çalışıyor bende, kızımızı bakıcıya veriyoruz el kadar çocuk sabahın köründe bildiğiniz gece bizimle uykusundan uyanmak zorunda kalıyor ayazda.Bunun sebebi biziz.Bu düzene daha 1 yaşındayken katıldı.Akşam deseniz eve gelmem 8'i buluyor çoğu zaman cumartesi günleri çalışıyorsun,izin demişsiniz saçma sapan yöneticiler yüzünden kullanamıyorsunuz biriktiriyoruz bakalım.E izin olsa ne olacak ne eşiminki bana uyuyor ne onunki bana böyle bir durumda bu düzen içinde devam ediyoruz.Ben bunu istemiyorum hadi köye taşınalım desem hanım kabul edermi sizce,hadi basalım istifayı bu ne biz kölemiyiz,yediğimiz bir kuru ekmek değil mi desem kabul eder mi ? e yavru; birde o var,birde onun fikrini almak lazım.
Sonuçta bir şekilde karar vermişsiniz ve kurtulmuşsunuz Allah yolunuzu açık etsin.
Aslında hikayenin başlangıcı tam da bu sorduğunuz ve endişe ettiğiniz konu.

Açıkçası çok ilgi çeker mi, çok ilgilendirir mi insanları bilemediğim için işin en önemli boyutunu atladım. Madem siz vesile oldunuz, inşaat ve dünyevi işlere biraz ara verelim, ana motivasyon kaynağı ve sorgulanması gereken konulara değinelim.

Alıntı:
Benim en çok merak ettiğim noktaları yüzeysel geçmişsiniz bu yüzden merak ediyorum
Eşiniz böyle bir şeye nasıl ikna oldu,sonuçta büyük bir şehir yerine biraz daha sakin bir şehire veya ilçeye taşınabilirdiniz yani köye taşınma kararı bir anda alınacak bir karar gibi durmuyor eşiniz için.
Dediğim gibi, saatlerce bu konu üzerinde konuşabilirim, şehirden başka bir yer görmemiş herhangi birisini yatağa acaba ben de mi gitsem sorusuyla gönderebilirim.

Öncelikle bağlayıcı bilgi veremediğim için isim kullanmadım fakat büyükşehir olmadan önce köy olan, ve şu anda mahalle statüsünde bir yere taşınıyoruz. Muğla'nın en büyük ilçelerinden birisi. Elbet bir Ankara değil, belirli lükslerden feragat etmek, yaşam tarzını radikal sayılabilecek şekilde değiştirmek gerekiyor.

Eşimi ikna etmek şöyle kolay oldu, ikimiz de avm gezmeyi aktiviteden sayan kişiler değiliz. Kuru sıkı yurtdışıdna şöylemiş abi, adamlar böyle yapıyormuş diye gaza da gelmedik. Sadece kendim 30 ülke gezmişliğim var, bir 10-15 ülkeyi de eşim gezmiş. Beraberde 5-6 ülke gezdik. Hayatımızda otele para vermiş değiliz. Her zaman yerel halkın evini kiraladık, hep sokakta olduk. Hayat otelde avm de değil, hayat sokakta. Kendimde bir beyaz yakalı olarak yıllarca avm gezmeyi, otel tatili yapmayı bize statü sembolü olarak yutturdular bunun farkındayım.

Hazırsanız başlayalım.

Alıntı:
Özellikle sizin yaşınızda hani emekliliğe yakın olursunuz veya emekli, sorun olmaz da 38 yaşında...
Şöyle birşey yapabilirdiniz evi daha şehir bir yerden tutup arazi köyde olabilirdi bu sayede araziye ev yapmak zorunda olmazdınız böyle niye yapmadınız?
Buna cevabım kesinlikle gıda güvenliği.

Gıda güvenliği;

Benim gideceğim yerde salça bile yapılmayacak domatesi şehirde insanlara organik diyerek 10 liradan satıyorlar. Bu akıl alır, dayanılır bir şey değil.

Yandaki sertifikasyonu olmayan çiftlikten yumurta alınıp organik kayıtlı işletmede yumurta etiketlendiğini de duydum. Nasıl güveneceksiniz aldığınız ürüne? Bu ülkede sermaye söz konusu ise kontrol yok, yaptırım yok. Size eşşek etini angus diye yedirirler, üstüne birde ödül alabilirler. Bu ülkede namuslu vatandaş ve işini düzgün yapan çile çekiyor. Aksini iddia edenle sabaha kadar tartışırım.

Genetik bir hastalığım harici kullandığım ilacı saymaz isek, aspirin dahil bir tane ilaç kullanan birisi değilim. Ben öyle olduğunu sanıyorum ama her yıl kilolarca antibiyotiği beyaz etin içinde yiyoruz. Yediğimiz şey tavuk değil. Tavuk zaten doğası gereği pis bir hayvan ama metabolizması da buna göre evrilmiş. Bunun üstüne birde 44-45 günlük civciv olması gerekirken genleriyle oynanınca 3-4 kat hızlı büyüyen ete benzeyen ama et olmayan bir şey çıkıyor ortaya. Bunu artık kabul edemiyorum. Yediğim şey beni hasta edecek ise niye yiyorum bunu?

Yem satan yerlere gidenler bilir. Tavuğun afedersiniz kıçından çıkacak yumurtanın rengine bile karar verebildiğiniz çeşitlilikte yem var. Siz şimdi bu yemi tavuğa verdiğinizde, isterseniz dünyanın en iyi köyünde olun o tavuk yine tavukluktan çıkar. Ne eti yenmeli, ne yumurtası tüketilmeli. Köpeğime kedime bile vermeyi düşünmem.

Süt ve süt ürünleri hassas konudur. İnek memesi temizlemekten aciz adamlar, milyonlarca liralık cihazları tarla tapan satarak alıyor. İnek bok içinde, cihaz pis, ama ahır güzel ya, müteahhitlik daha önemli. Sütte bakteri ürese de olur. Bizim gibi adamlarda bu sütün karıştığı süt havuzundan doldurulmuş UHT sütün litresine 5 lira veriyoruz. Bu kadar endüstriyelleşmiş bir sektörde içtiğimiz şeyin ineğin buzağı için ürettiği süt değil, bünyesinin zorlanması sonucu ürettiği iltihap olduğundan şüphem yok. Koku yok, tat yok, ne sütü allah aşkına.

Ben onlarca sene çöple beslendikten sonra 65 yaşımda böyle bir hayatı görebileceğimi sanmıyorum. Belki de çok geç bile oldu o kadar yaşayacak düzende bakamadım vücuduma. Aman bir emekliliğim olsun bari rüyasıyla 27 sene daha bu düzende oyuncu olmak fikri mantıklı gelmiyor.

Alıntı:
Bunun dışında çocuğunuz var mı belirtmemişsiniz çocuk varsa eğitim için iyi bir şehirde oturmak gerekiyor e hanım sizden çok düşünüyor böyle şeyleri bu da ikna olmasını zorlaştıran bir etmen olacaktır köye oturma fikrine.
Ya da ne bileyim çocuğunuz yoksa bile ilerde düşünebilirsiniz,demek ki uzun vadeli bir düşünce değil ne bileyim biraz burda köyde otururuz sonra çocuklar büyüyünce şehire taşınırız gibi birşey mi ?
Tahmin ettiğiniz üzere, buna da cevabım var.

Kaliteli zaman;

Bizim için kaliteli zaman = para saçılan zaman algısı tükeneli çok oldu. Şimdi size dünyanın en saçma düzenini anlatacağım. Sonunda etrafa (daha doğrusu kendinize) bakınca hak vereceksiniz. Dikkat edin, para harcıyor olmak mutluluk artık. Bizi böyle programladılar.

8-5 veyahut 9-6 sadece haftaiçi çalışan bir beyaz yakalı olarak, her sabah 6 da kalkmak zorundasınız. İstanbul'da iseniz 1 saat daha koyun. Bizim evimizde 1 çocuk var. 6 da kalkıp, hazırlanıp, çocukla ilgilenmek gibi bir lüks yok. Kahvaltı anca yetişiyordu. İş yeri ve ev arası benim için mucize 20 dakika. Buna rağmen ucu ucuna yetişiyorsun. Çocukla eğlenmek yerine sabahki tüm vaktin oğlum/kızım yemeği bitir, hadi geç kaldık, tuvaletin varsa yap ile geçiyordu.

Akşam 5-6 da çıktın, hadi benim gibi 30 dakikada evdesin. Çocuğu zaten anaokuluna yaslamışsın, ne öğretim var ne eğitim, nede başka birşey. Akşama kadar kağıt boyatıp, simlerle süs yapıp, karton kestirip eve yolluyorlar. Eve girdin, üstünü değiştin sofra kurdun, yemek yedin derken saat zaten 20:30-21:00. Bende çoğu zaman kalmıyordu ama hadi enerjin var 30 dakika çocukla, 15-20 dakika kediyle köpekle ilgilendin. Bak hala kendine zamanın yok. Ya elaleme çalıştın, **** çocuğa, evcil hayvana baktın.

21:00-23:00 arası kendine gecenin körü ne yaptıysan yaptın. Haftanın 5 gününü böyle rezil ettin, eline bir para geçti. Maaş bunun adı. Haftasonu instagrama fotoğraf koyan, eşine dostuna hava atanlardan fırsat bulabilirsen düzgün bir yer buldun 1 kahve 2 çay, 1 kahvaltı yaptın. Yapıp yapabileceğin bu.

Hadi bir kademe öteye taşıdın, 5 gün kazandığını outdoor aktivite, ekipman, araç vs derken borca yükledin. Mantık yine aynı. 5 gün çalış, 2 günde harca. Bu sistem senin bunun dışına çıkmana izin vermez. Zira benim gibi çıkmak isteyenlere de bürokratik bir dünya engel mevcut. Bu hayat değil, ben bunu yaşamak için gelmedim dünyaya. Bizim anamız babamız boğazından kısıp onlardan daha beter şekilde sisteme teslim olalım diye yetiştirmediler bizi.

Eğitim;

Çocukla geri gelmeyecek olan zamanlar var. Bu zamanı yukarıda bahsettiğim gibi okulda oyalanmasına harcamak yerine evde annesiyle benimle geçirsin isterim. Büyük şehir iyi okul demek değil. Bu algı çökmüş eğitim sisteminin özel sektörün kucağına attığı vatandaşın algısıdır. Sosyal devlet anlayışı terkedileli, eğitimin kökü dinamitleneli onlarca yıl geçti. Ayrıca, köy okullarında genellikle daha idealist öğretmenler olduğunu düşünüyorum. Ve yaşça gençler.

Hepsini kenara koyalım. Tek bir soru soracağım. Çocuğunuz en iyi okulda okudu. Güzel bir üniversite kazandı. Mezun oldu. Bu ülkede bunun değeri nedir? 3-4 bin liradan fazla maaş alabileceğini mi sanıyorsunuz. Ben asgari ücretle bile iş bulma ihtimalini %50 olarak görüyorum.

Özel okul, iyi üniversite dediğiniz şey 4+4+4 ve 4 sene üniversite olarak 16 yıl için 1.5 milyon türk lirası para. Daha azı değil. Oturun hesaplayın, fazlası olur azı olamaz. 1.5 milyon parayı sisteme gömeceğim, sistem bu çocuğa ayda 4 bilemedin 5 bin lira maaş verecek. Hiç karlı bir yatırım değil. 35-40 yaşına geldiğinde de şu andakinden çok daha kötü bir ortamda belki burada konuştuğumuz şeyleri yapmak için tırmalayacak.

O parayı biz çocuğun adına biriktirsek mesela. Liseyi bitirdikten sonra yetişkin bir birey gibi davranıp seçenek sunsak. Üniversite ise böyle böyle, ticaret ise şöyle şöyle. 1.5 milyon sermaye ile iş mi kurmak daha mantıklı, yoksa işe girme garantisi bile olmayan 4 seneyi kaybetmek mi.

Yanlış anlaşılmasın eğitime karşı değilim, zaten kriterlerin en başında eğitim ve sağlık geliyor yazmıştım. Ama bu dayatılan şeyin bir anlamı yok. Yazık, günah. Çocukları boş hayaller ve pratikten uzak, genel geçer şeylerle öldürüyorlar. Her çocuk matematik çözemez, her çocuk resim yapamaz, her çocuk ters takla atabilmek zorunda değil.

Balığı, maymunu, kuşu, fili koymuşlar, demişler ki ağaç bu. Buna tırmanın.

Kuş uçmuş, dala konmuş, avcının biri vurup indirmiş.
Maymun pıt diye tırmanıvermiş.
Fil vurmuş ağacı devirmiş, kendisi de yığılıp kalmış.
Balık desen zaten karaya çıktığı anda ölmüş.

Çocuğumuz bunlardan hangisi biliyor muyuz. Ağaç aynı ağaç ama etkisi her hayvan için farklı.

Alıntı:
Amacım yazınıza ve yaşadıklarınıza saygısızlık etmek istemem sizinle aynı yaştayım eşim çalışıyor bende, kızımızı bakıcıya veriyoruz el kadar çocuk sabahın köründe bildiğiniz gece bizimle uykusundan uyanmak zorunda kalıyor ayazda.Bunun sebebi biziz.Bu düzene daha 1 yaşındayken katıldı.Akşam deseniz eve gelmem 8'i buluyor çoğu zaman cumartesi günleri çalışıyorsun,izin demişsiniz saçma sapan yöneticiler yüzünden kullanamıyorsunuz biriktiriyoruz bakalım.E izin olsa ne olacak ne eşiminki bana uyuyor ne onunki bana böyle bir durumda bu düzen içinde devam ediyoruz.Ben bunu istemiyorum hadi köye taşınalım desem hanım kabul edermi sizce,hadi basalım istifayı bu ne biz kölemiyiz,yediğimiz bir kuru ekmek değil mi desem kabul eder mi ? e yavru; birde o var,birde onun fikrini almak lazım.
Üretmek;

Üretmemiz lazım. Üretimin başı tarımdır. Gıdadır. Yarın öbür gün kriz olursa, afet olursa o malın mülkün paranın hiçbir değeri yok. 1 gecede evin yıkılır, 1 kaza ile arabanı kaybedersin. Oturduğun 2 milyonluk evi yiyemezsin. O krizde o evi arabayı kimseye de satamazsın. Satsan bile bakalım alacak gıda bulabilecek misin. İnsanları kandırıp duruyorlar, krizi fırsata çevirin. Krizden zararsız çıkın. Böyle bir şey mümkün değil. Karnın aç. Ne fırsatı. Açsın.

Yukarıda bahsettiğim gibi, etrafa ayak uydurma adı altında ne kadar sisteme dahil olursanız çıkmanız o kadar zor. 100 lira kazanın. 35 lirası zaten cebinize girmeden gidiyor. 18 lirası kdv olarak devlete gidiyor. Ötv ile işiniz var ise %25, %40, %130 neyse bir telefon alıyorsunuz 1 tanede devlete alıyorsunuz.

Bu düzende üretmeden, sermaye yiyerek, maaş alarak ayakta kalamazsınız. Siz ticaret yapıp 5 daha fazla kazanırsınız, ertesi gün bir zamla paranız erir gider. Hazır para zaten dayanmaz.

Kuru ekmek yemeyi göze almak konusunda, bunu göze almadan çıkış mümkün değil. Aileniz çok zengin ise, para derdiniz yoksa zaten buraları okuduğunuzu sanmıyorum. Benim ailem çok zengindi. 1 sabah, 2 saatlik bir yangın ile hayatımız değişti. 2 saatte sahip olduğunuz tüm mal varlığı, size hayaller kurduran tüm düzenin yok olduğunu düşünün. Şükür aç kalmadık ama ben çok erken çalışmaya başladım. Ve görüp geçirdikten sonra kaybetmek nedir biliyorum.

Bedava peynir diye bir şey yok. O peyniri yüksek maaş olarak allayıp pullayıp veren sistem işte böyle tuzağa çekiyor insanları. Bu ülkede gelir dağılımı adaletsiz. Birileri birilerini sömürmüyor olsaydı bu kadar adaletsiz bir gelir dağılımı olur muydu? E bizler sömüren olamadığımıza göre tek bir seçenek olarak gençliğimizi, enerjimizi başkasına hizmet ederek satmak dışında birşey yapamıyoruz.

Çok tatava yaptın diyenler olabilir, son olarak.

İhtiyaçlar hiyerarşisi;



Ne yazıkki ülkemizin büyük bir çoğunluğu ihtiyaçlar hiyerarşisinin henüz 1. kademesinde. Onu bile tamamlayamayan milyonlar var. Karnını doyuramıyor insanlar. Üretmek bunu sağlar, karnınız doyar. Allah hastalık vermesin, sağlıklı besinler yiyin zaten nefes alma, seks, uyuma ve boşaltımı yaparsınız.

Beden sağlığı iyi beslenme ile olur. İş demek illaki maaşlı çalışan olmak değildir. Çiftçilikte bir iştir. Çöp toplamakta. Kimsenin çocuğu çiftçi olmazsa, kimsenin çocuğu çöpçü olmaz ise nasıl yürür bu düzen? Kaynakları toprak sahibi olarak edinebilirsiniz. Ekip biçecek yer, su, barınma vs. Ahlak, aile ve sağlık kişinin kendi tercihi ve kabiliyetidir. Mülkiyet güvenliği konusunda ise malesef ülkece sınıfta kalıyoruz. Yani Güvenlik basamağını da tamamlayamıyoruz.

Sevgi/ait olma kısmına hiç değinmiyorum. İnsanlar bunu futbol takımı tutmak olarak yorumluyor. Gruplara üye olmak, aile içinde düzenli görüşmek, özel hayata saygı vesaire. Özel hayata saygı kavramımız zaten yok. İlk iki basamakta eksiklerimiz olduğu için 3. basamağın bir anlamı kalmıyor.

İşte motivasyonumuz budur. Bizim çıkış noktamız bunlardır. İhtiyaçlar hiyerarşisinde 3. 4. basamağa gelmeden zaten dertsiz başıma dert almayayım diye insan yeltenmiyor bile. Kendimizi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Yanlış anlaşılmasın, kimseye hava atıp aşağılıyor değilim, bizim de çoğu basamakta kendimizden ve çevreden/ülkeden kaynaklı eksiklerimiz var.

Ama bu doğal, önyargısız, problemlerle başedebilen, gerçekleri kabul etmiş, başkalarına ve kendine saygılı bireyler olmaya çalışmamızın ve böyle çocuklar yetiştirmek istememizin önünde bir engel değil.

Ben aldığım eğitim olarak edebiyatçıyım. Evet bilişim sektöründen para kazandım ama edebiyat, sosyal bilimler her zaman ana çıkış noktamdır. Bol bol okuyacaksınız, belki de bana kızdığınız zamanlar olacak. Önemli değil. Yeter ki sağlığımız yerinde olsun, hayatımızdan keyif alalım. İnşaattan bahsedecektim ama dayanamadım kusura bakmayın, söz verdiğim konuları da bugün yarın yazarım.

ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 18:37   #11
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 8,215
Değer yargılarının değişimi ve dönüşümü yaşam biçiminin değişmesinde yeterli olmasada gerekli bir şarttır ve en uzun süren ve en zoru da budur. Hayırlı olsun.

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 19:51   #12
Ağaç Dostu
 
chelik26's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-11-2018
Şehir: eskişehir
Mesajlar: 277
Umarım umduğunuzu bulursunuz..
Takıldığım konu Su kuyusunu sondajla yapmak yerine kepçeyle açmış olmanız.

chelik26 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 20:01   #13
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi chelik26 Mesajı Göster
Umarım umduğunuzu bulursunuz..
Takıldığım konu Su kuyusunu sondajla yapmak yerine kepçeyle açmış olmanız.
Bu konunun cevabı uyanık kalabilirsem bu gece yazacaklarımda gizli.

2 sebep söyleyeyim,

- Su bulmanız garanti olmayan bir yöntem için izin süreci ve masrafı çok.
- Bizim ilk etap planımız hayvancılık. Arpa çimlendirme, kuru tarım arazisi kiralama ve bu şekilde yem elde etme yoluna gideceğiz. Kendi arazimizi kendi hayatımız ve hayvanlar için kullanacağız. Arazide sondaj ile çıkacak miktarda suya ilk etapta ihtiyacımız yok.

Zira arazi ekilebilecek düzlükte değil. Ayrıca kepçe vurduğunuz anda kaya çıkıyor. Sondaj için kimse ekipmanını riske atmaz. Mevzuat ve ilçe tarım izin verdiği ölçüde tesviye ettik ama kafanıza göre toprak yapısını ve araziyi değiştiremiyorsunuz. Tarım hemen bitiyor tepenizde.

Biz orada şu anda el adamıyız. Her hareketimiz izleniyor, komşunuzuz diyen herkes bana nasıl faydası olur diyerek yaklaşıyor yapılan her işe. Arkamızı döndüğümüz anda şikayet ediliyoruz. Kaç kere jandarma geldi hatırlamıyorum, ki daha inşaata bile başlamadık.

Bu sebeple en yasal ve hızlı yol olan kepçeyi seçtik. Bunu bize DSİ söyledi kafamıza göre yapmadık. Son 3 ayda yaşadıklarımdan sonra hiçbir güç bana kaçak bir iş yaptıramaz. Bütün birikimimi ve zamanımı yatırıyorum oraya, riske atamam.

ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 21:06   #14
Ağaç Dostu
 
chelik26's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-11-2018
Şehir: eskişehir
Mesajlar: 277
Geçen yıl Bahçe aldım inhisardan, hatta bankadan aldım, hiç bir mevzuat fln, komşudan izin almadık, prefab getirdik diktik, kimseden izin almadık, kimse şikayet etmedi, Jandarma 400 metre uzağımızda, belediyeden itfaiye ile su aldık..
Sizin yazıyı okuyunca ne kdr şanslı olduğumu hissettim

chelik26 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 21:54   #15
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi chelik26 Mesajı Göster
Geçen yıl Bahçe aldım inhisardan, hatta bankadan aldım, hiç bir mevzuat fln, komşudan izin almadık, prefab getirdik diktik, kimseden izin almadık, kimse şikayet etmedi, Jandarma 400 metre uzağımızda, belediyeden itfaiye ile su aldık..
Sizin yazıyı okuyunca ne kdr şanslı olduğumu hissettim
Aldığınız yerin tarım arazisi olup olmadığını sordunuz mu? Dediğim gibi. Bizim sürecimizi zorlaştıran iki şey var,

Birincisi tarım arazisi olması, ikincisi büyükşehir yasası.

Biz şikayet edilirsek birinci problemle uğraşıyoruz belediye karışmıyor.
Sizi umarım etmezler ama şikayet ederlerse ve tarım arazisi değilse sizde ikinci problemle uğraşırsınız.

chelik26 beğendi.
ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2020, 23:32   #16
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,398
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi ancestral Mesajı Göster

Biz orada şu anda el adamıyız. Her hareketimiz izleniyor, komşunuzuz diyen herkes bana nasıl faydası olur diyerek yaklaşıyor yapılan her işe. Arkamızı döndüğümüz anda şikayet ediliyoruz. Kaç kere jandarma geldi hatırlamıyorum, ki daha inşaata bile başlamadık.

.
Aslında, çevre ve komşu konusu çok çok önemli..hadi siz o beldenin yerlisi değilsiniz, ben yerlisi olduğum halde bu tür şeyler yaşıyorum

Ben eylül ayında bizim kasabada tamiratlarına başladığım biri 130 diğeri 40 yaşındaki evlerle, yazın sıcağında buram buram terleyerek çalıştığım günlerde 2 hafta üstüste zabıta dikildi tepeme ve ''evin önündeki 5-6 el arabası inşaat kumunu kaldırın, şikayet var'' dedi..ilkini pek umursamadım..ama bir hafta tekrar canhıraş uğraşırken yine gelince dayanamadım, yüksek tonla ağzıma geleni söyledim ve ''binicem motosiklete, sokak sokak dolaşıp, evlerinin önünde inşaat malzemesi v.s olanların listesini önüne koyacağım ve gerekeni yapana kadar da kumu kaldırmayacağım'' dedim..çünkü, 100 metre ileride bi komşunun evinin önünde bi kamyon mıcır yıllardan beri duruyor, kimseye batmıyordu..
Derken, hızımı alamadım, belediye reisine gittim..durumu anlattım yakınarak ve sordum sebebini..''benim tamirat işim devam ediyo, kasabada inşaat yapan müteahhitlerin bina önlerinde kum, çimento, pislik, tuğla aylarca duruyo, onlara ne yapıyosunuz, benim üstü örtülü ve etrafı tuğla ile çevrili 4-5 el arabası kumun ne mahzuru var'' diye sordum..bana cevaben, yağmur sularıyla akan kumlar mazgalları tıkıyo'' diye olmadık bi bahane ileri sürdü..hatta, ''istersen işçileri veya kepçeyi göndereyim, bahçe içine taşıtayım'' bile dedi..tartıştık..biraz da muhalif biri olduğum için yapılıyor bu muamele diye düşünmeden edemedim..
Bu şikayeti yapan iki kişiden huylandım..hele biri için % 90 o yapmıştır, diye düşündüm..Muhtar akrabama gittim, konuyu açtım, ''.....yapmıştır, nasıl da biliyosun, var kasabada onun gibi birkaç pislik'' dedi..
Ben pes etmedim; inadına kumun yanına bi de mıcır döktürdüm traktörle..bir ayı geçti, peşimi bıraktılar..
Şikayet eden diye sandığım kişi, hemen karşımdaki 75 yaşındaki bi kadın ve kızları..bana 3 ay içinde ne kolay gelsin, ne hayırlı olsun demiyen insanlar..
Köylerde hasetlik fesatlık, çekememezlik, gözü kaldırmama olayları çoktur..
İşi gücü pislik yapmak olan karaktersiz bi insanla komşu olmak sizi herşeyden vazgeçirebilir..
Eşim, çarşıda, iskele dibindeki 1+1 daireden çıkıp ta gelme bu evlere, hiç gözümün tutmadığı insanlar var o mahallede, sen tahamül edemezsin, kavga edersin, huzurun kaçar'' deyip duruyor..
Evleri özene bezene yaptım, o doğduğum evde hayatımın son yıllarını geçirmeyi çok isterim ama uzun uzun düşünceye dalınca, vazgeçer eşimin önsezili uyarılarına hak verir gibi olmuyor değilim.
Hele sağ yanımda bi komşu var..oğlu esrarkeş..
Çok kararsızım yani
Bulabilirsem, ''belalı'' birine satmayı isterim..hani, dinsizin hakından imansız gelir derler ya, o hesap ..

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 10:26   #17
Ağaç Dostu
 
chelik26's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-11-2018
Şehir: eskişehir
Mesajlar: 277
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi pria Mesajı Göster
Evleri özene bezene yaptım, o doğduğum evde hayatımın son yıllarını geçirmeyi çok isterim ama uzun uzun düşünceye dalınca, vazgeçer eşimin önsezili uyarılarına hak verir gibi olmuyor değilim.
Hele sağ yanımda bi komşu var..oğlu esrarkeş..
Çok kararsızım yani
Bulabilirsem, ''belalı'' birine satmayı isterim..hani, dinsizin hakından imansız gelir derler ya, o hesap ..
Namuslular da namussuzlar kdr cesur olmalıymış, mantık ve cesareti birleştirirseniz kazanan olursunuz.

chelik26 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 14:47   #18
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi pria Mesajı Göster
Aslında, çevre ve komşu konusu çok çok önemli..hadi siz o beldenin yerlisi değilsiniz, ben yerlisi olduğum halde bu tür şeyler yaşıyorum

Ben eylül ayında bizim kasabada tamiratlarına başladığım biri 130 diğeri 40 yaşındaki evlerle, yazın sıcağında buram buram terleyerek çalıştığım günlerde 2 hafta üstüste zabıta dikildi tepeme ve ''evin önündeki 5-6 el arabası inşaat kumunu kaldırın, şikayet var'' dedi..ilkini pek umursamadım..ama bir hafta tekrar canhıraş uğraşırken yine gelince dayanamadım, yüksek tonla ağzıma geleni söyledim ve ''binicem motosiklete, sokak sokak dolaşıp, evlerinin önünde inşaat malzemesi v.s olanların listesini önüne koyacağım ve gerekeni yapana kadar da kumu kaldırmayacağım'' dedim..çünkü, 100 metre ileride bi komşunun evinin önünde bi kamyon mıcır yıllardan beri duruyor, kimseye batmıyordu..
Derken, hızımı alamadım, belediye reisine gittim..durumu anlattım yakınarak ve sordum sebebini..''benim tamirat işim devam ediyo, kasabada inşaat yapan müteahhitlerin bina önlerinde kum, çimento, pislik, tuğla aylarca duruyo, onlara ne yapıyosunuz, benim üstü örtülü ve etrafı tuğla ile çevrili 4-5 el arabası kumun ne mahzuru var'' diye sordum..bana cevaben, yağmur sularıyla akan kumlar mazgalları tıkıyo'' diye olmadık bi bahane ileri sürdü..hatta, ''istersen işçileri veya kepçeyi göndereyim, bahçe içine taşıtayım'' bile dedi..tartıştık..biraz da muhalif biri olduğum için yapılıyor bu muamele diye düşünmeden edemedim..
Bu şikayeti yapan iki kişiden huylandım..hele biri için % 90 o yapmıştır, diye düşündüm..Muhtar akrabama gittim, konuyu açtım, ''.....yapmıştır, nasıl da biliyosun, var kasabada onun gibi birkaç pislik'' dedi..
Ben pes etmedim; inadına kumun yanına bi de mıcır döktürdüm traktörle..bir ayı geçti, peşimi bıraktılar..
Şikayet eden diye sandığım kişi, hemen karşımdaki 75 yaşındaki bi kadın ve kızları..bana 3 ay içinde ne kolay gelsin, ne hayırlı olsun demiyen insanlar..
Köylerde hasetlik fesatlık, çekememezlik, gözü kaldırmama olayları çoktur..
İşi gücü pislik yapmak olan karaktersiz bi insanla komşu olmak sizi herşeyden vazgeçirebilir..
Eşim, çarşıda, iskele dibindeki 1+1 daireden çıkıp ta gelme bu evlere, hiç gözümün tutmadığı insanlar var o mahallede, sen tahamül edemezsin, kavga edersin, huzurun kaçar'' deyip duruyor..
Evleri özene bezene yaptım, o doğduğum evde hayatımın son yıllarını geçirmeyi çok isterim ama uzun uzun düşünceye dalınca, vazgeçer eşimin önsezili uyarılarına hak verir gibi olmuyor değilim.
Hele sağ yanımda bi komşu var..oğlu esrarkeş..
Çok kararsızım yani
Bulabilirsem, ''belalı'' birine satmayı isterim..hani, dinsizin hakından imansız gelir derler ya, o hesap ..
Bizim bulunduğumuz mevkide jandarma kimin ne olduğunu iyi biliyor. Ağaç kesimi, ot ekimi ve kaçak avlanmadan hapis yatanlar olmuş. Bunları da araştırdık. Biraz boşluğunuza gelirse hemen traktörlük işin varsa söyle, kuyudan ne kadar su çıktı, evi kime yaptırıyorsun gibi peşinde 2-3 soru daha gelecek ve tamamen paranızı almaya yönelik konulara girmeye çalışıyorlar.

Aşağıdaki teklif ve istekleri daha yerleşmeden gördük;
- Parası faizdeymiş, borç istiyor 15 günlük.
- Kuyuda çok su varmış, zaten inşaat yapacakmışım, elim değmişken bir boru da onun arazisine çekecekmişim. Parasını verirsen çektiririm tabi dedim, konu kapandı.
- İnşaat başlamadan ağaçları kesecekmiş bana da hayrı dokunurmuş. Odunu bir tek kendisi kullanıyor çünkü.
- Traktörü boş duruyormuş, ekip biçmeye malzeme kaldırmaya dışarıdan adam çağırma sakın ben yaparım işini diyor. 22-25 ton kepçeyi 220 liraya çalıştırdık, traktörün saatine 200 lira istiyor aklıevvel. Kepçe yakıyor 14 litre mazot, traktör yakıyor 7 litre.
- İlçede yeğenleri varmış, ben onlara kalıp malzemesi alacakmışım, bedava kalıbımı yaparlarmış. Yapacağım inşaatın kalıbı 20-25 bin liradan aşağı tutmaz sırf malzeme, aklınca beni sermaye yapacak kendine.

Arazimiz büyük ve açıkçası ben oraya bu şartlarda komşuluk için gitmiyorum. Kaba inşaat bitince 2 metre tel örgü ve jiletli tel yaptıracağız. Soran olursa hayvanlar için diyeceğiz, anlayana çok bile. Kamera sistemi ve motorlu bir kapı da yaptırdığımızda derdimiz azalır. Yine tabi problem çıkacaktır. Çıkarcı insandan komşu olsa ne olur olmasa ne olur. Bir süre sonra yaptıkları yanlışı anlayacaklar ama ben düzenimi kurmuş olacağım. Atıyorum 3 saat kullanacağım 500 liralık motorlu testere için kimseye borçlanamam, gider alırım ne alete ihtiyacım varsa.

ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 15:36   #19
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
2. Kısım

Gelelim esas konumuza,

Alıntı:
- Büz fiyatları
- Kepçe kira fiyatları
Büz fiyatları;

Fotoğrafları zaten ilk mesajda koymuştum. Kullanımına ve yöreye göre beton boru, künk, muayene bacası da deniyor. Demirli ve demirsiz çeşitleri var. dikey kullanımda çevresinden eşit miktarda toprak yükü geleceği için demirliye gerek yok. Yatay döşenip üstünden araç geçecek ise tavsiye edilen demir donatılı olması.

Kuyuda delikli ve demir donatısız 150cm içn 170cm dış çaplı 1 metre ve 1.5 metre yükseklikte toplam 9 metre büz kullandık. Arazi girişinde muflu beton boru olarak adlandırılan, yol kenarı arıkların önünün kapanmaması için arazi girişen konulan borulardan da koyduk.

Ortalama fiyatlar;

150-170 1 metre delikli büz için 330 lira
150-170 1.5 metre delikli büz için 450 lira
220-240 1 metre delikli büz için 400 lira
Muflu Donatılı 1.5 metre Beton Boru için 120 lira.
150-170 kapak için 200 lira.

9 metre 150-170 delikli büz, 1 adet kapak ve 6 metre donatılı muflu beton boru için nakliye dahil 1900 liraya anlaştık.

Kepçe kira fiyatları;

Kepçe işi karışık. Tecrübesiz biri kolaylıkla kazıklanabilir. İlk tavsiyem makine gücü vesaireden önce düzgün bir operatörü olan bir firmayla anlaşmanız. Namuslu ve işi bilen operatör size en kötü yarı yarıya tasarruf ettirir. Makine çalışırken boş devrinin ve yük altında devrinin bamşbaşka sesleri var. Operatörünüz sizi kazıklıyor mu, bu ses size her şeyi söyler. Hafriyatçılar genelde çok yük altında çalışılan iş istemezler. Hele ki 1-2 günlük kısa işleri başkasına paslarlar. Makine para kazandırmaz çünkü. Bunu yüksek nakliye ücreti alarak telafi etmek isterler.

İkinci tavsiye olarak parça parça değil, işleri biriktirip topluca yaptırın. Çünkü her seferinde ufak iş için nakliye eklerler. Zaman kaybedersiniz. Ayrıca pazarlık gücünüz de olmaz.

Üçüncü tavsiye, ağır işe koşacaksanız ufak makina kiralamayın. İşin geneli zaten hafif, 1 saat ağır çalışsa bir şey olmaz derseniz zarar edersiniz. Saatinde 10 lira farkeder ama işin geneline baktığınızda ufak makinayı 2 kat fazla süreli kiralamak zorunda kalırsınız. Makine var kovası 1 m3 alıyor, makine var kovası 1.7 m3 alıyor. Her makineye her kova takılamaz, dolayısıyla benim diyen operatörün bile ufak makine ile imkanları sınırlı.

Dördüncü tavsiye, pazarlık. 2 günden uzun süreli işlerde direkt nakliyeyi silmesini isteyin. İşiniz 2 günse yine de 3 gün için söz alın. Makineyi başka yere söz verirlerse 5 katı para da verseniz geri getiremezsiniz. Düzgün operatör bulduysanız zaten sabah 7:30 da iş başı yapıyor, 2 günde dünyanın işini yapar. sabah 8 akşam 6, arada öğle yemeği vs makine ortalama 9 saat çalışır.

Son tavsiye, yağmurlu havada veyahut yağmur ertesi kepçe çalıştırtmayın. Verim %30'a düşer.

Muğla genelinde 21-22 ton makinelerin kirası 250 liradan başlıyor. Nereye kadar iner pazarlık gücünüze, arazinin yerine ve makinenin müsaitlik durumuna bağlı. Çok iş sırası varsa, arazi uzaksa, iş kısaysa, anlamadığınızı anlarlarsa pazarlık yapmıyorlar. Ben önce 21 sonra 24 ton makinayı 220 liradan çalıştırdım.

Arazimizin kot farkı kimi yerde 20 metre idi. Ben toplam 36 saat çalıştırdım. 14 dönüm araziyi tek başına hem tesviye etti, hem 4 tane kuyu yeri açtı kapadı hemde 140 metre istinat duvarı ördü.

ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 15:57   #20
Ağaç Dostu
 
chelik26's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-11-2018
Şehir: eskişehir
Mesajlar: 277
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi ancestral Mesajı Göster
Gelelim esas konumuza,



Büz fiyatları;


Muğla genelinde 21-22 ton makinelerin kirası 250 liradan başlıyor.

Arazimizin kot farkı kimi yerde 20 metre idi. Ben toplam 36 saat çalıştırdım. 14 dönüm araziyi tek başına hem tesviye etti, hem 4 tane kuyu yeri açtı kapadı hemde 140 metre istinat duvarı ördü.
Saatlik ücreti mi 250 TL?
Birde bahçenizin son halinin fotoğrafları varsa merak ettim, tesviye ve istinattan sonraki hali.
Bu arada büz fiyatları uçmuş resmen, 10 ay önce ben nerdeyse yarı fiyatına almıştım.

chelik26 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 16:19   #21
Ağaç Dostu
 
Asoo's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-09-2013
Şehir: Göynük
Mesajlar: 432
Anlattıklarınızı okudukça, yerleştiğimiz köy konusunda ne kadar şanslı olduğumuzu anlıyorum.

Komşularımız bizden çıkar sağlamayı bir tarafa bırakın, İstanbullular'a (bize kendi aralarında böyle diyorlar) nasıl faydalarının dokunacağının derdindeler.

Traktörüyle dağdan römork dolusu odun getiren ve bu iş için yarım gününü harcayan Mehmet Amca'ya mazot parası bile veremedik. Parayla aldığımız süt, tereyağı, peynirin, sonradan iki katını hediye getiriyorlar.

Maşallah diyelim.

Yörenizde de iyi insanlar vardır ama bu tip başlangıçlarda, uyanık geçineneler, üç kağıtçılar, arsızlar sizinle ilk temasa geçenler olur genelde.

En azından ben öyle olmasını diliyorum.

Heyecanla maceranızın devamını bekliyorum.

pria beğendi.
Asoo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 16:29   #22
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi chelik26 Mesajı Göster
Saatlik ücreti mi 250 TL?
Birde bahçenizin son halinin fotoğrafları varsa merak ettim, tesviye ve istinattan sonraki hali.
Bu arada büz fiyatları uçmuş resmen, 10 ay önce ben nerdeyse yarı fiyatına almıştım.
Paylaştığım fiyatlar aldığım fiyatlar değil. Ama evet, kapıdan girdiğinizde fiyatlar böyle. Bahaneleri de dolar, artsa da zam yapıyorlar düşse de.

Liste fiyatı 3500 civarı birşeydi. 300 lirada nakliye istediler. Hepsine 1900 verdik.

Arazi fotoğraflarını inşaat bitip iskan alındıktan sonra paylaşacağım. Ben zaten ilerletiyorum işi ama resmi süreci bitmemiş şeyleri paylaşmıyorum.

ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 17:23   #23
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 16-10-2011
Şehir: KOCAELİ
Mesajlar: 25
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Asoo Mesajı Göster
Anlattıklarınızı okudukça, yerleştiğimiz köy konusunda ne kadar şanslı olduğumuzu anlıyorum.

Komşularımız bizden çıkar sağlamayı bir tarafa bırakın, İstanbullular'a (bize kendi aralarında böyle diyorlar) nasıl faydalarının dokunacağının derdindeler.

Traktörüyle dağdan römork dolusu odun getiren ve bu iş için yarım gününü harcayan Mehmet Amca'ya mazot parası bile veremedik. Parayla aldığımız süt, tereyağı, peynirin, sonradan iki katını hediye getiriyorlar.

Maşallah diyelim.

Yörenizde de iyi insanlar vardır ama bu tip başlangıçlarda, uyanık geçineneler, üç kağıtçılar, arsızlar sizinle ilk temasa geçenler olur genelde.

En azından ben öyle olmasını diliyorum.

Heyecanla maceranızın devamını bekliyorum.

Bir taraklılı olarak haklısınız. Bizim yörenin insanları biraz daha komşuluk yanlısı. Biraz tembeldirler ama iyi insanlardır.

pria ve Asoo beğendi.
encarte Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 17:26   #24
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 16-10-2011
Şehir: KOCAELİ
Mesajlar: 25
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi ancestral Mesajı Göster
Paylaştığım fiyatlar aldığım fiyatlar değil. Ama evet, kapıdan girdiğinizde fiyatlar böyle. Bahaneleri de dolar, artsa da zam yapıyorlar düşse de.

Liste fiyatı 3500 civarı birşeydi. 300 lirada nakliye istediler. Hepsine 1900 verdik.

Arazi fotoğraflarını inşaat bitip iskan alındıktan sonra paylaşacağım. Ben zaten ilerletiyorum işi ama resmi süreci bitmemiş şeyleri paylaşmıyorum.
Sabrınız ve azminiz için özellikle niyetiniz için tebrik ederim. Konuyu ilgi ile takip ediyorum. Bende hep muğla taraflarına yerleşmeyi düşünüyordum. Ama sizi dinlemeye başladıktan sonra açıkçası endişelenmeye başladım.

encarte Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 22:36   #25
Ağaç Dostu
 
aloe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 17-10-2018
Şehir: istanbul
Mesajlar: 355
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi ancestral Mesajı Göster
Aslında hikayenin başlangıcı tam da bu sorduğunuz ve endişe ettiğiniz konu.

Açıkçası çok ilgi çeker mi, çok ilgilendirir mi insanları bilemediğim için işin en önemli boyutunu atladım. Madem siz vesile oldunuz, inşaat ve dünyevi işlere biraz ara verelim, ana motivasyon kaynağı ve sorgulanması gereken konulara değinelim.



Dediğim gibi, saatlerce bu konu üzerinde konuşabilirim, şehirden başka bir yer görmemiş herhangi birisini yatağa acaba ben de mi gitsem sorusuyla gönderebilirim.

Öncelikle bağlayıcı bilgi veremediğim için isim kullanmadım fakat büyükşehir olmadan önce köy olan, ve şu anda mahalle statüsünde bir yere taşınıyoruz. Muğla'nın en büyük ilçelerinden birisi. Elbet bir Ankara değil, belirli lükslerden feragat etmek, yaşam tarzını radikal sayılabilecek şekilde değiştirmek gerekiyor.

Eşimi ikna etmek şöyle kolay oldu, ikimiz de avm gezmeyi aktiviteden sayan kişiler değiliz. Kuru sıkı yurtdışıdna şöylemiş abi, adamlar böyle yapıyormuş diye gaza da gelmedik. Sadece kendim 30 ülke gezmişliğim var, bir 10-15 ülkeyi de eşim gezmiş. Beraberde 5-6 ülke gezdik. Hayatımızda otele para vermiş değiliz. Her zaman yerel halkın evini kiraladık, hep sokakta olduk. Hayat otelde avm de değil, hayat sokakta. Kendimde bir beyaz yakalı olarak yıllarca avm gezmeyi, otel tatili yapmayı bize statü sembolü olarak yutturdular bunun farkındayım.

Hazırsanız başlayalım.



Buna cevabım kesinlikle gıda güvenliği.

Gıda güvenliği;

Benim gideceğim yerde salça bile yapılmayacak domatesi şehirde insanlara organik diyerek 10 liradan satıyorlar. Bu akıl alır, dayanılır bir şey değil.

Yandaki sertifikasyonu olmayan çiftlikten yumurta alınıp organik kayıtlı işletmede yumurta etiketlendiğini de duydum. Nasıl güveneceksiniz aldığınız ürüne? Bu ülkede sermaye söz konusu ise kontrol yok, yaptırım yok. Size eşşek etini angus diye yedirirler, üstüne birde ödül alabilirler. Bu ülkede namuslu vatandaş ve işini düzgün yapan çile çekiyor. Aksini iddia edenle sabaha kadar tartışırım.

Genetik bir hastalığım harici kullandığım ilacı saymaz isek, aspirin dahil bir tane ilaç kullanan birisi değilim. Ben öyle olduğunu sanıyorum ama her yıl kilolarca antibiyotiği beyaz etin içinde yiyoruz. Yediğimiz şey tavuk değil. Tavuk zaten doğası gereği pis bir hayvan ama metabolizması da buna göre evrilmiş. Bunun üstüne birde 44-45 günlük civciv olması gerekirken genleriyle oynanınca 3-4 kat hızlı büyüyen ete benzeyen ama et olmayan bir şey çıkıyor ortaya. Bunu artık kabul edemiyorum. Yediğim şey beni hasta edecek ise niye yiyorum bunu?

Yem satan yerlere gidenler bilir. Tavuğun afedersiniz kıçından çıkacak yumurtanın rengine bile karar verebildiğiniz çeşitlilikte yem var. Siz şimdi bu yemi tavuğa verdiğinizde, isterseniz dünyanın en iyi köyünde olun o tavuk yine tavukluktan çıkar. Ne eti yenmeli, ne yumurtası tüketilmeli. Köpeğime kedime bile vermeyi düşünmem.

Süt ve süt ürünleri hassas konudur. İnek memesi temizlemekten aciz adamlar, milyonlarca liralık cihazları tarla tapan satarak alıyor. İnek bok içinde, cihaz pis, ama ahır güzel ya, müteahhitlik daha önemli. Sütte bakteri ürese de olur. Bizim gibi adamlarda bu sütün karıştığı süt havuzundan doldurulmuş UHT sütün litresine 5 lira veriyoruz. Bu kadar endüstriyelleşmiş bir sektörde içtiğimiz şeyin ineğin buzağı için ürettiği süt değil, bünyesinin zorlanması sonucu ürettiği iltihap olduğundan şüphem yok. Koku yok, tat yok, ne sütü allah aşkına.

Ben onlarca sene çöple beslendikten sonra 65 yaşımda böyle bir hayatı görebileceğimi sanmıyorum. Belki de çok geç bile oldu o kadar yaşayacak düzende bakamadım vücuduma. Aman bir emekliliğim olsun bari rüyasıyla 27 sene daha bu düzende oyuncu olmak fikri mantıklı gelmiyor.



Tahmin ettiğiniz üzere, buna da cevabım var.

Kaliteli zaman;

Bizim için kaliteli zaman = para saçılan zaman algısı tükeneli çok oldu. Şimdi size dünyanın en saçma düzenini anlatacağım. Sonunda etrafa (daha doğrusu kendinize) bakınca hak vereceksiniz. Dikkat edin, para harcıyor olmak mutluluk artık. Bizi böyle programladılar.

8-5 veyahut 9-6 sadece haftaiçi çalışan bir beyaz yakalı olarak, her sabah 6 da kalkmak zorundasınız. İstanbul'da iseniz 1 saat daha koyun. Bizim evimizde 1 çocuk var. 6 da kalkıp, hazırlanıp, çocukla ilgilenmek gibi bir lüks yok. Kahvaltı anca yetişiyordu. İş yeri ve ev arası benim için mucize 20 dakika. Buna rağmen ucu ucuna yetişiyorsun. Çocukla eğlenmek yerine sabahki tüm vaktin oğlum/kızım yemeği bitir, hadi geç kaldık, tuvaletin varsa yap ile geçiyordu.

Akşam 5-6 da çıktın, hadi benim gibi 30 dakikada evdesin. Çocuğu zaten anaokuluna yaslamışsın, ne öğretim var ne eğitim, nede başka birşey. Akşama kadar kağıt boyatıp, simlerle süs yapıp, karton kestirip eve yolluyorlar. Eve girdin, üstünü değiştin sofra kurdun, yemek yedin derken saat zaten 20:30-21:00. Bende çoğu zaman kalmıyordu ama hadi enerjin var 30 dakika çocukla, 15-20 dakika kediyle köpekle ilgilendin. Bak hala kendine zamanın yok. Ya elaleme çalıştın, **** çocuğa, evcil hayvana baktın.

21:00-23:00 arası kendine gecenin körü ne yaptıysan yaptın. Haftanın 5 gününü böyle rezil ettin, eline bir para geçti. Maaş bunun adı. Haftasonu instagrama fotoğraf koyan, eşine dostuna hava atanlardan fırsat bulabilirsen düzgün bir yer buldun 1 kahve 2 çay, 1 kahvaltı yaptın. Yapıp yapabileceğin bu.

Hadi bir kademe öteye taşıdın, 5 gün kazandığını outdoor aktivite, ekipman, araç vs derken borca yükledin. Mantık yine aynı. 5 gün çalış, 2 günde harca. Bu sistem senin bunun dışına çıkmana izin vermez. Zira benim gibi çıkmak isteyenlere de bürokratik bir dünya engel mevcut. Bu hayat değil, ben bunu yaşamak için gelmedim dünyaya. Bizim anamız babamız boğazından kısıp onlardan daha beter şekilde sisteme teslim olalım diye yetiştirmediler bizi.

Eğitim;

Çocukla geri gelmeyecek olan zamanlar var. Bu zamanı yukarıda bahsettiğim gibi okulda oyalanmasına harcamak yerine evde annesiyle benimle geçirsin isterim. Büyük şehir iyi okul demek değil. Bu algı çökmüş eğitim sisteminin özel sektörün kucağına attığı vatandaşın algısıdır. Sosyal devlet anlayışı terkedileli, eğitimin kökü dinamitleneli onlarca yıl geçti. Ayrıca, köy okullarında genellikle daha idealist öğretmenler olduğunu düşünüyorum. Ve yaşça gençler.

Hepsini kenara koyalım. Tek bir soru soracağım. Çocuğunuz en iyi okulda okudu. Güzel bir üniversite kazandı. Mezun oldu. Bu ülkede bunun değeri nedir? 3-4 bin liradan fazla maaş alabileceğini mi sanıyorsunuz. Ben asgari ücretle bile iş bulma ihtimalini %50 olarak görüyorum.

Özel okul, iyi üniversite dediğiniz şey 4+4+4 ve 4 sene üniversite olarak 16 yıl için 1.5 milyon türk lirası para. Daha azı değil. Oturun hesaplayın, fazlası olur azı olamaz. 1.5 milyon parayı sisteme gömeceğim, sistem bu çocuğa ayda 4 bilemedin 5 bin lira maaş verecek. Hiç karlı bir yatırım değil. 35-40 yaşına geldiğinde de şu andakinden çok daha kötü bir ortamda belki burada konuştuğumuz şeyleri yapmak için tırmalayacak.

O parayı biz çocuğun adına biriktirsek mesela. Liseyi bitirdikten sonra yetişkin bir birey gibi davranıp seçenek sunsak. Üniversite ise böyle böyle, ticaret ise şöyle şöyle. 1.5 milyon sermaye ile iş mi kurmak daha mantıklı, yoksa işe girme garantisi bile olmayan 4 seneyi kaybetmek mi.

Yanlış anlaşılmasın eğitime karşı değilim, zaten kriterlerin en başında eğitim ve sağlık geliyor yazmıştım. Ama bu dayatılan şeyin bir anlamı yok. Yazık, günah. Çocukları boş hayaller ve pratikten uzak, genel geçer şeylerle öldürüyorlar. Her çocuk matematik çözemez, her çocuk resim yapamaz, her çocuk ters takla atabilmek zorunda değil.

Balığı, maymunu, kuşu, fili koymuşlar, demişler ki ağaç bu. Buna tırmanın.

Kuş uçmuş, dala konmuş, avcının biri vurup indirmiş.
Maymun pıt diye tırmanıvermiş.
Fil vurmuş ağacı devirmiş, kendisi de yığılıp kalmış.
Balık desen zaten karaya çıktığı anda ölmüş.

Çocuğumuz bunlardan hangisi biliyor muyuz. Ağaç aynı ağaç ama etkisi her hayvan için farklı.



Üretmek;

Üretmemiz lazım. Üretimin başı tarımdır. Gıdadır. Yarın öbür gün kriz olursa, afet olursa o malın mülkün paranın hiçbir değeri yok. 1 gecede evin yıkılır, 1 kaza ile arabanı kaybedersin. Oturduğun 2 milyonluk evi yiyemezsin. O krizde o evi arabayı kimseye de satamazsın. Satsan bile bakalım alacak gıda bulabilecek misin. İnsanları kandırıp duruyorlar, krizi fırsata çevirin. Krizden zararsız çıkın. Böyle bir şey mümkün değil. Karnın aç. Ne fırsatı. Açsın.

Yukarıda bahsettiğim gibi, etrafa ayak uydurma adı altında ne kadar sisteme dahil olursanız çıkmanız o kadar zor. 100 lira kazanın. 35 lirası zaten cebinize girmeden gidiyor. 18 lirası kdv olarak devlete gidiyor. Ötv ile işiniz var ise %25, %40, %130 neyse bir telefon alıyorsunuz 1 tanede devlete alıyorsunuz.

Bu düzende üretmeden, sermaye yiyerek, maaş alarak ayakta kalamazsınız. Siz ticaret yapıp 5 daha fazla kazanırsınız, ertesi gün bir zamla paranız erir gider. Hazır para zaten dayanmaz.

Kuru ekmek yemeyi göze almak konusunda, bunu göze almadan çıkış mümkün değil. Aileniz çok zengin ise, para derdiniz yoksa zaten buraları okuduğunuzu sanmıyorum. Benim ailem çok zengindi. 1 sabah, 2 saatlik bir yangın ile hayatımız değişti. 2 saatte sahip olduğunuz tüm mal varlığı, size hayaller kurduran tüm düzenin yok olduğunu düşünün. Şükür aç kalmadık ama ben çok erken çalışmaya başladım. Ve görüp geçirdikten sonra kaybetmek nedir biliyorum.

Bedava peynir diye bir şey yok. O peyniri yüksek maaş olarak allayıp pullayıp veren sistem işte böyle tuzağa çekiyor insanları. Bu ülkede gelir dağılımı adaletsiz. Birileri birilerini sömürmüyor olsaydı bu kadar adaletsiz bir gelir dağılımı olur muydu? E bizler sömüren olamadığımıza göre tek bir seçenek olarak gençliğimizi, enerjimizi başkasına hizmet ederek satmak dışında birşey yapamıyoruz.

Çok tatava yaptın diyenler olabilir, son olarak.

İhtiyaçlar hiyerarşisi;



Ne yazıkki ülkemizin büyük bir çoğunluğu ihtiyaçlar hiyerarşisinin henüz 1. kademesinde. Onu bile tamamlayamayan milyonlar var. Karnını doyuramıyor insanlar. Üretmek bunu sağlar, karnınız doyar. Allah hastalık vermesin, sağlıklı besinler yiyin zaten nefes alma, seks, uyuma ve boşaltımı yaparsınız.

Beden sağlığı iyi beslenme ile olur. İş demek illaki maaşlı çalışan olmak değildir. Çiftçilikte bir iştir. Çöp toplamakta. Kimsenin çocuğu çiftçi olmazsa, kimsenin çocuğu çöpçü olmaz ise nasıl yürür bu düzen? Kaynakları toprak sahibi olarak edinebilirsiniz. Ekip biçecek yer, su, barınma vs. Ahlak, aile ve sağlık kişinin kendi tercihi ve kabiliyetidir. Mülkiyet güvenliği konusunda ise malesef ülkece sınıfta kalıyoruz. Yani Güvenlik basamağını da tamamlayamıyoruz.

Sevgi/ait olma kısmına hiç değinmiyorum. İnsanlar bunu futbol takımı tutmak olarak yorumluyor. Gruplara üye olmak, aile içinde düzenli görüşmek, özel hayata saygı vesaire. Özel hayata saygı kavramımız zaten yok. İlk iki basamakta eksiklerimiz olduğu için 3. basamağın bir anlamı kalmıyor.

İşte motivasyonumuz budur. Bizim çıkış noktamız bunlardır. İhtiyaçlar hiyerarşisinde 3. 4. basamağa gelmeden zaten dertsiz başıma dert almayayım diye insan yeltenmiyor bile. Kendimizi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Yanlış anlaşılmasın, kimseye hava atıp aşağılıyor değilim, bizim de çoğu basamakta kendimizden ve çevreden/ülkeden kaynaklı eksiklerimiz var.

Ama bu doğal, önyargısız, problemlerle başedebilen, gerçekleri kabul etmiş, başkalarına ve kendine saygılı bireyler olmaya çalışmamızın ve böyle çocuklar yetiştirmek istememizin önünde bir engel değil.

Ben aldığım eğitim olarak edebiyatçıyım. Evet bilişim sektöründen para kazandım ama edebiyat, sosyal bilimler her zaman ana çıkış noktamdır. Bol bol okuyacaksınız, belki de bana kızdığınız zamanlar olacak. Önemli değil. Yeter ki sağlığımız yerinde olsun, hayatımızdan keyif alalım. İnşaattan bahsedecektim ama dayanamadım kusura bakmayın, söz verdiğim konuları da bugün yarın yazarım.
Yazınızı hayranlıkla ve hatta ağzım açık kalarak okudum. Ne kadar da doğru şeylere değinmişsiniz. Giriştiğiniz bu yolda size kolaylıklar dilerim.
Benim merak ettiğimse edebiyat okuyup bilişim sektöründe çalışmış biri olarak, yeni başlayacağınız hayat için yaptığınız tüm bu hazırlıklarda nasıl oluyor da bu kadar bilgili olarak hareket edebiliyorsunuz?
Sözüm yetkili mercilerle olan diyaloglarınız için değil tabii. Tabiri caizse işin mutfağı için yani tarlada ki alt yapı, inşaat... v.s. için. Tam bir deneyimli gibi hareket ediyorsunuz izlenimine kapıldım ve bu nasıl olabilir ki diye meraktayım

chelik26 ve ancestral beğendi.
aloe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 23:16   #26
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 8,215
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi aloe Mesajı Göster
Yazınızı hayranlıkla ve hatta ağzım açık kalarak okudum. Ne kadar da doğru şeylere değinmişsiniz. Giriştiğiniz bu yolda size kolaylıklar dilerim.
Benim merak ettiğimse edebiyat okuyup bilişim sektöründe çalışmış biri olarak, yeni başlayacağınız hayat için yaptığınız tüm bu hazırlıklarda nasıl oluyor da bu kadar bilgili olarak hareket edebiliyorsunuz?
Sözüm yetkili mercilerle olan diyaloglarınız için değil tabii. Tabiri caizse işin mutfağı için yani tarlada ki alt yapı, inşaat... v.s. için. Tam bir deneyimli gibi hareket ediyorsunuz izlenimine kapıldım ve bu nasıl olabilir ki diye meraktayım
Mesleki deformasyon olduğunu düşünüyorum

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2020, 23:49   #27
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi aloe Mesajı Göster
Yazınızı hayranlıkla ve hatta ağzım açık kalarak okudum. Ne kadar da doğru şeylere değinmişsiniz. Giriştiğiniz bu yolda size kolaylıklar dilerim.
Benim merak ettiğimse edebiyat okuyup bilişim sektöründe çalışmış biri olarak, yeni başlayacağınız hayat için yaptığınız tüm bu hazırlıklarda nasıl oluyor da bu kadar bilgili olarak hareket edebiliyorsunuz?
Sözüm yetkili mercilerle olan diyaloglarınız için değil tabii. Tabiri caizse işin mutfağı için yani tarlada ki alt yapı, inşaat... v.s. için. Tam bir deneyimli gibi hareket ediyorsunuz izlenimine kapıldım ve bu nasıl olabilir ki diye meraktayım
Lütfen ukalalık olarak algılamayın. Ben hem çok gezdim hem çok okudum.

Dediğim gibi tatilimi bile sokakta geçirdim hangi ülke olursa olsun. Belirli bir maliyetin üzerinde bir şey almadan önce 3-4 ay düşünürüm. Ne marka ne model alacağıma, ne veyahut nereden alacağıma kadar verdikten sonra damdan düşen birilerini bulurum. Bu damdan düşen satın alan veyahut yapmak istediğim şeyi daha önce yapan birileridir genelde. Arazi alma sürecini zaten anlattım. Haziran 2019'da başlayan 4-5 aylık bir süreç. Biz zaten kararımızı önceden verdiğimiz için bugün arazimiz olsa ne yaparız diye araştırıyorduk. Tek eksiğimiz adını koymak ve fiilen harekete geçmekti.

İnsanları görüşü, kültürü, yaşı ne olursa olsun ciddiye almak lazım. İnsanlara peşinen cahil, bilgili, mütevazi, ukala, zengin, fakir diye yaklaşınca fırsat kaçabiliyor veyahut zamanınızın boşa gitme ihtimali de doğuyor. Kimden ne öğrenileceği belli olmuyor. Biraz içgüdü ve şans işi. Köyde doğan, emlakçılık yapan, bilişim sektöründe çalışan, edebiyatçı olan, çiftçi olan nasıl öğrendiyse biz de öğreniyoruz.

Şansımız ve avantajımız artık internet var ve büyük şehirlerde erişimimiz sınırsız. Köylerde yaşayan şu anda düzeni oturmuş ve çoluk çocuğa karışmış kişilerin %95'i köydeki büyüklerinden öğrendi bu işi. Onun için o insanlardan yenilik beklemeyin. Köylü kendi çocukları bile olsa yenilikçi zihniyeti eziyor zaten başımıza icat çıkarma diye.

Mesela mısır silajını köylülerin iddialıyım %75'inden fazlası yanlış yapıyor. Mısır silajı demek ot çürütmek demek değildir. Aksine hiç çürütmeden, oksijen ile beslenen küf ve çürüme gibi etkenlere maruz bırakmadan, yani anaerobik bakteri ile fermante ederek mevcut besin değerini korumak/arttırmak ve kolay sindirilebilir hale getirmektir.

Ayrıca, kompost konusunu, topraksız tarımı ve tahıl çimlendirme konusunu çok ciddiye almamız gerekiyor. Bu üç konuda da çok az miktarda çitfçi potansiyelin farkında. Dünya dikey tarıma gidiyor. Biz hala mazot peşinde traktör üstünde dekar başına 650-700kg mısır üretiyoruz. Kaynaklarımızı boşuna harcıyoruz. Köylüler verimli çalışmıyor, hatta çoğu köylü hiç çalışmıyor. Bizim köylerde elin gavuru derler küçümserler ama adamlar bilime güvenip, verimli çalışıp bizimkinden çok daha verimsiz toprak ve sulama koşullarında 2.5 ton mısır alıyor.

Bizim köylü kahvede otursun. Geçen sene kim neyden ne kazanmış onu konuşsun. Senin benim gibi dışarıdan geleni kazıklamaya baksın. Başka işleri yok. Furya peşinde koşsun. Oooo Mahmut Amca geçen sene domatesi satmış şu kadar kazandı diye duyan hemen sera kurup domates ekiyor. Furyayı takip ettiklerinden dikkat edin patates, soğan, domates, salatalık ya kıtlıktadır **** sokaklara dökerler. Ağaçların var yılı yok yılı gibi. Şimdi mesela kuşkonmaz, muz serası ve lavanta moda. Üçünü de ekmeyeceğim. Özelleşme, uzmanlaşma yok. Her sene ekin değişiyor. Bilime güvenmeyi gübre ve ilaç kullanmak olarak algılıyorlar.

Toprak dinlendirme, ekin rotasyonu, anız gibi konularda çok yanlış bilgiler üzerine tarım yapılıyor.

ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2020, 00:33   #28
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Taş istinat duvarı

Taş istinat duvarı

Bu istinat duvarı konusu belediyeden belediyeye göre değişiyor. Kimi belediye diyorki 1 metreyi geçemez, kimi diyorki 1 metreyi geçerse radye temel ve betonarme olmak zorunda. Kimi diyorki ben istinat duvarı filan ölçmem, projede gösterin yeter.

Ayrıca tarım arazilerinde araziyi değiştirmemeniz gerekiyor. Diğer konularda olduğu gibi bu konuda da sancılı bir araştırma sürecinden sonra tarım'ın görüşü ve belediyenin sözü üzerine duvar ördürmeye karar verdik.

Savunmamız kullanılabilir alan kaybımızın büyük olması ve verimli toprak üst tabakasının yağışta erozyona maruz kalması idi. Ayrıca DSİ tarafından onaylanmış kuyumuz eğer teraslamaya izin verilmese idi muhtemelen 1-2 seneye toprak altında kalırdı. Makul bulundu ve belirli sınırlar dahilinde yapın dediler.

Arazinin panoramasını daha önce paylaşmıştım, 3 tane zeytin ağacı vardı işlenmiş, 4-5 tane ağaç ve gerisi çalı şeklindeydi. Biz hafriyata başlayana kadar 2 zeytini köklemişler birde tacını açmışlar, dikime hazır arazide duruyordu (kimin yaptığını bilmiyoruz). Bizde aldık komşunun bahçesine diktik. Birisi sağlam kaldı. Böğürtlen, çalı, ağaççık ne varsa temizlendi.



Kuyu açarken farkettik, toprak kayması riski çok fazla ve tesviye gerekecek. Yarım günlük yağmurda yarıklar oluştu. Gidip hemen görüştük.



Tesviyenin büyük kısmı bittiğinde yukarıda yaklaşık %1 eğimle 5 dönüm düz bir alanımız oldu. Aşağıda doldurulan kısımda ise yine 5 dönümlük %2.5 eğimli bir alan var. Kalan 4 dönümü ellemedik şimdilik.



Duvarımız da yol boyunca gidiyor, arazi sınırlarına ve yola taşmamaya dikkat ettik. duvarın yüksekliğinin az olduğu bir kısım var, dibindeki kayaları çıkartmadık, yolun altını boşaltmayalım diye.





Duvarın tamamı kepçe ile örüldü. Fotoğraflardaki kayaların ağırlığı 200 kilodan başlıyor, 8 tona kadar çıkıyor. Daha ufak taşları da duvarın arkasına dolgu malzemesi yaptık, bu hem toprağı tutacak hemde aradan suyun süzülmesini sağlayacak. Duvara %3 ila 5 geriye doğru eğim verildi. İlk mesajımda bahsettiğim taş ocağı görüntüsü bundan kaynaklı. İşimizi görecek büyüklükte kaya sevk edebilecek en yakın taş ocağı 24km mesafede idi. Fotoğraflarda yaklaşık 70 kamyon kaya görüyorsunuz. Kamyon başına 650 lira kaya için, 200 lira nakliyesi için istediler. Bizde tüm kayaları araziden çıkardık. İnanılır gibi değil.

Eklenen Resimler
     
ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2020, 03:23   #29
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,398
Tarlanın yüzeyindeki verimli toprağı kazıtıp bi yere toplayıp ondan sonra arazi düzeltme işine girseydiniz bence daha iyi olurdu..daha sonra bu toprağı yayardınız ekim yapacağınız alanlara..

Fotoğraflardan anladığım kadarıyla siz kahverengi üst katman, canlı organizmalarla yüklü toprağı yol kenarına dahi kazıtıp döktürmüşsünüz..kepçenin kazıdığı yerler ise, sarı, verimsiz alt topraktan ibaret kalmış gibi

Muda beğendi.
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2020, 13:53   #30
Yeni Üye
 
ancestral's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-12-2019
Şehir: Muğla
Mesajlar: 13
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi pria Mesajı Göster
Tarlanın yüzeyindeki verimli toprağı kazıtıp bi yere toplayıp ondan sonra arazi düzeltme işine girseydiniz bence daha iyi olurdu..daha sonra bu toprağı yayardınız ekim yapacağınız alanlara..

Fotoğraflardan anladığım kadarıyla siz kahverengi üst katman, canlı organizmalarla yüklü toprağı yol kenarına dahi kazıtıp döktürmüşsünüz..kepçenin kazıdığı yerler ise, sarı, verimsiz alt topraktan ibaret kalmış gibi
Toprak sizin gördüğünüz kadar kötü durumda değil, fotoğraflar yanıltıcı olmuş biraz. Birde sanırım gözünüzden kaçtı, biz burada hayvancılık yapacağız. Toprak tarımı istemiyoruz. İlk etapta, yani yerleştikten sonra 20 dönüm bir yer için söz aldık 2021'den başlayarak kiralayacağız. Traktörümüz de yok tabi şu anda.

Orta vadede planımız topraksız tarım.

ancestral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 05:42.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2020