Araçlar

Bookmark and Share






Murat Güzeldere

"Ağaç doğanın getirdiği özelliklerle yüklüdür. Bir canlılığı, deseni, dokusu ve yontma yönünü belirleyen suyu vardır…"


Murat GÜZELDERE; kopmuş bir dalı, bir ağaç parçasını bile hayatımızın içinde değerlendirebileceğimizi kanıtlayan bir heykeltıraş…

Ağaçlar.net adına sorularımızı yanıtladığı için teşekkürler.


Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
1962 doğumluyum ve İzmir-Konak Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışıyorum.



Bu işe ne zaman, neden, nasıl başladınız?
Çocukluktan beri resim, karikatür, çizgi roman, müzik ve yazınla ilgilendim. Heykel ise çok sonradan ilgimi çekti ve beni o kadar sardı ki, zamanla diğerlerinin önüne geçti.

Bir nesneyi yontarak biçimlendirmek, elle tutulabilir, somut ve plastik değeri olan bir yapıtla kendimi anlatabilmek bana daha uygun düştü. Bir de doğal ve sıcak bir malzeme olan ağaçta insan elinin müdahalesinin tüm izlerini görebilmek önemliydi bu yönelişimde..

1990'da yumuşak palmiye ve çam kabuklarını maket bıçağıyla yontarak başladım. El yordamıyla, kendi çabalarımla öğrenerek geldim, sonradan biraz kursla ve diğer yollardan bilgilerimi pekiştirdim. İşin ilginci ağaç heykelle ilgili en yararlı bilgileri akademik kesimden değil de benim gibi kendi kendini geliştirmiş bir arkadaştan aldım.

Ağaç yontmakla, alçı yontmak arasındaki farkları anlatabilir misiniz? Ağaç en sıcak, alçı en soğuk malzeme. Alçı, heykelde kalıp ve döküm aşamasında kullanılır.
Ağacın sıcaklığı, doğallığı, dokusu, özgün biçimlerinin hayal gücümüzdeki çağrıştırıcılığı ve benim ana konum olan insan bedenine benzerliği benim yapımla uyuşan yönleri. Beni onun taşıdığı bu değerler çekti. Doğanın gerçekleştirdiğini kendi bakışımla birleştirme yoluna gittim.

Ağaçla çalışmanın özellikleri nelerdir? Daha mı hassas, daha mı çabuk şekilleniyor, daha mı zor üretim yapılıyor? Ağaç doğanın getirdiği özelliklerle yüklüdür. Bir canlılığı, deseni, dokusu ve yontma yönünü belirleyen suyu vardır. Yani yalnızca yontulacak bir malzeme değil, doğa tarafından biçimlendirilmiş bir form, bir gizli heykeldir. Bunu açığa çıkarmak da, çıkarırken kendinden bir şeyler katmak da heyecan verici.

Ağaç ve taş yontmak en zor heykel yoludur. Geri dönüş yoktur. Üretilen tektir, çoğaltılamaz. Döküm heykelde ise bence ruh eksikliği sorunu vardır; özellikle bizim ülkemizde...



Hangi ağaçları kullanıyorsunuz? Hangisiyle çalışmak daha keyifli?
Ege'ye özgü zeytin ağacı benim en çok sevdiğim ağaç. Sert ve ayrıntıları işlemeye elverişli olması nedeniyle seviyorum; deseni, dokusu da çok hoş. Ama ben köklerden ve kabuklardan çalıştığım için yine de çok fazla bulamıyorum. Onun dışında çınar, ıhlamur, çam, dut ve henüz adını öğrenemediğim bazı ağaçları kullanıyorum.

Malzemeleri daha çok nerelerden topluyorsunuz? Güzel havalarda her hafta sonu gittiğim, içinde bir de baraj göleti olan bir dağımız var. Ne zaman gitsem eli boş dönmüyorum. Oradan topladıklarımı yine orada ön yontma-ayıklamadan geçiriyorum. Yani dağım benim hem kaynağım hem de işliğim.
Ayrıca deniz kenarı, dere yatakları da ağaç aradığım mekanlar.



Gerekli ağacı doğadan temin edemediğiniz anlar oluyor mu? Eğer öyleyse o zamanlarda malzeme teminini nasıl sağlıyorsunuz?
Evet, ağaçsız kaldığım oluyor. İzmir'de ağaç türleri sınırlı. İyi ağaçtan iyi yapıt çıkıyor. O nedenle her ağacı almıyorum. Oduncu ve kerestecilerden de alabiliyorum. Ama odun ve kereste türü ağaçlar benim doğal ağaç heykel tarzıma uygun değil.

Şu sıralar fena halde ağaçsız kaldım. Havalar da soğuk, pek gidemiyorum ve bir iki ufak parçayla idare ediyorum.

Çalışmak için hangi zaman dilimini kullanıyorsunuz? Boş olduğum tüm zamanlarda... Uygun zamanlarda (öğle tatili gibi) işyerimde, akşamları evimde, hafta sonları ise dağımda çalışıyorum.

Yalnız zamanımın parçalanmışlığı gibi bir sorunum var: 8 saat mesai, ev işleri (evliyim ve 8 yaşında bir oğlum var),bir de şu sıralar gittiğim piyano ve resim kursları... Yine de önceliği heykele veriyorum.



Ağacı işlerken kullandığınız diğer malzemeler neler?
Başlıca malzemem skarpela denilen değişik boyut ve biçimlerdeki keskiler ve küçük oyma uçları. Ancak ilk başladığım maket bıçağı halâ asıl yontma gerecim. Genelde küçük boyda ve hareketli figürlere sahip ağaçlarla çalıştığım için ve bir de alışkanlıktan, maket bıçağı artık gözü kapalı kullandığım bir alet. O kadar ki, oval yerleri bile maket bıçağı ile oyabiliyorum.Tabii elimi de arada kestiğim oluyor.

Üretim yaparken mevsimlerin önemli olduğunu düşünüyorum.. Hangi mevsim sizin için daha uygun?
Yazın üretimim durma noktasına geliyor. Artık heykel yapamıyorum galiba diye sızlanırken diğer mevsimlerde canlanma oluyor ve keyfim hemen yerine geliyor.

Doğadan ağaç topladığınızda, hepsini aynı anda çalışmanız mümkün oluyor mu? Öyle değilse, çalışma anına kadar ağaçları korumanız gerekiyor mu, nasıl bir uygulama yapıyorsunuz?
Koruyucu bir uygulama gerekmiyor; çünkü ağacı taşıdığı tüm doğal değerleriyle kabul ediyorum ve heykelde bunlar (yarılma, çürüme vb.) aşırı olmadıkça soyut figüratif biçemimden dolayı rahatsız edici etki bırakmıyor.



Ağaç parçalarını herhangi bir işlemden geçirmeniz gerekiyor mu?
Ağacı varsa toprak ve böceklerinden, hatta bazen yapıştığı taşlardan ayıklamak, çürüyüp dökülmekte olan kısımlarını atmak dışında işlem olmuyor. Heykel bitince, rengini değiştirmeyen, parlatmayan bir cila sürülebiliyor.

Ağaç parçasından, heykele giden yolu anlatır mısınız? Doğadan topladığım her ağacın üzerinde o zamana dek yaşadığı öyküsünü görebiliriz: Yağmur ve güneş görmüş, toza, toprağa karışmış, taşlarla bütünleşmiş, böceklere yuva olmuş, ilginç renk ve biçimlere bürünmüş olabilir. Ben o öyküyü kaldığı yerden alıp, izlerini tümüyle yok etmeden başka bir mecraya doğru devam ettiriyorum. Doğanın onda bıraktığı izleri, bazen az, bazen de çok müdahaleyle heykel içinde bir ölçüde koruyarak çalışıyorum.

Ağacın doğal figürü bazen çok az müdahaleyle heykel haline dönüşebiliyor. Çok ilginç figürlere rastlanabilir. Bazı durumlarda ise çok müdahale gerekiyor. Dolayısıyla önce ağacı iyice inceliyor ve içinde saklı heykeli bulmaya çalışıyorum. Bunu ağacı fazlalıklarından ve çürüklerinden vb. ayıklarken yapıyorum.

Ağaca önceden şekli pek çizmem. Göz kararı ve hayal gücümle çalışırım. Ortaya çıkacak olanı önceden tümüyle öngörmem. Ben de yontarken bekler ve görürüm. Sonuç bazen benim için çok şaşırtıcı olur.

Çalışırken çevremdekilerin varlığı beni rahatsız etmez. Onların eleştirilerini dinler ve olumlu yönde etkilenirim. Tepkileri sonuçta mutlaka "çok güzel!" olmalıdır. Aksi halde istediğim gibi olmamış sayarım.

Heykel bitince sıra altlık sorununa gelir. Bunun için de uygun ağaç ya da taşları bulup saklarım.



Sitenizde, çalışmalarınızdan örnekler görüyoruz. Çoğunlukla kadın figürleri görülüyor bu çalışmalarda? Ağaçların cinsiyetleri var mı sizce? Ağaç türlerini cinsiyet açısından ele almadım. Ancak doğal şekilleri bende çoğunlukla insan (daha çok da kadın) bedenini çağrıştırıyor. Bu benim insan merkezli bakışıma da uygun düşüyor. Evrenin en güzel varlığı insanı ve kadını yansıtıyorum. İnsanın içindeki gücü, duyguyu, devinimi yansıttığını düşünüyorum.



Bu konuda çalışmak isteyen arkadaşlarımıza önerileriniz var mı? Türkiye'de bu konuda eğitim veren kuruluşlar var mı?
İlgilenenlerle yazışabiliriz. Maalesef üniversitelerin heykel bölümlerinde verilen klasik heykel eğitimini saymazsak, ülkemizde ağaç heykel konusunda eğitim yok. Kitap ve kaliteli yontu gereçleri bulmak da zor.

Eserlerinizin satışını yapıyor musunuz? İnternet üzerinden satış yapıyor musunuz/ satış yapmayı düşünüyor musunuz?
Çok sevdiğim bazı yapıtlarım dışında satış yapıyorum. İnternetteki heykel sitem aracılığıyla da satış yapıyorum. Ancak sitemi bu konuda daha profesyonel hale getirmem gerek.

İlle de satayım diye bir düşüncem yok. Piyasaya bağımlı olmamam bir olumluluk. Memuriyet benim sanat yaşamımda hem engel, hem de destek.



Daha önce katıldığınız sergiler olduğunu biliyoruz. Önümüzdeki dönem için varolan projelerinizi öğrenebilir miyiz? Mevcut sergi mekanlarımız açısından da sınırlılık var. İzmir'de son yıllarda iki önemli galeri kapandı. Ancak yine de önümüzdeki yıllarda 2. Kişisel sergimi açmayı düşünüyorum. İlk kişisel sergimde çok olumlu izlenimler almıştım.

Hayalleriniz?
1-Emekli olunca, bahçeli ve atölyeli bir evde yaşayıp orda heykel ağırlıklı sanatsal yaşamımı sürdürmek;
2-Kent meydanlarında büyük boy ağaç ya da taş yontu heykellerimin yer alması;
3-Kentin görünür bir tepesinin kayasını yontarak anıt heykel yapmak (hayal değil mi!);
4-İnsan yüzlerini en ince ayrıntısına dek ağaca işleyebildiğimi bir iki yüz çalışmamda gördüm. Bu tür büst siparişleri alıp bu alanda gelişmek...

Agaclar.net'i biliyor musunuz? Siteyi nasıl buldunuz? Bize katılır mısınız?
Sayenizde öğrendim. Ağaç heykel çalışmalarımda yararlı olacağını sanıyorum. Sitenize henüz üye oldum. Zamanım elverdiği ölçüde ilgileneceğim. Teşekkürler.

Web: Murat Güzeldere



Hazırlayan: Dilek Öztürk (benim)
14-02-2006
Yazılım vBadvanced CMPS, Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019