Araçlar

Bookmark and Share






Çamurdan Peri Bacalı Harran
Turkuaz mavisi örtülerin altına sığınmış çekingen bakışların arasından Harran ovasını geçiyoruz. Su ile toprağın aşkının ne anlama geldiğini, uçsuz bucaksız Harran Ovasına bakınca insan daha çok anlıyor. Suyun değdiği her yer yeşiller giymiş bir geline dönüşüyor. Harran'ın susuz hali ile suya kavuşmasını görenler, su ile toprağın arsasındaki aşkı daha iyi anlıyor.

Su eskiden Harran'a, hayat vermiş, aşk vermiş, kültür vermiş, medeniyet vermiş. Ne zaman ki ırmaklar yatağını terk etmiş, medeniyetin boynu bükük kalmış. Suyun küstüğü bu topraklar, verimsizleşmiş sonrada medeniyetin izleri silinmiş bir bir. Tarih kendi kaderine terk edilmiş bir bakıma.

Şimdilerde su yeniden toprakla buluşunca, Harran'a bereket gelmiş....

[ Devamı>>]


Sep 26, 2005 - 11:29 PM - Gönderen backyard

Herman Hesse, Ağaçlar
Ağaçlar

Ağaçlar benim için her zaman en etkileyici öğütleyiciler olmuşlardır. Onlara, halklar ve aileler halinde ormanlarda ve koruluklarda yaşadıkları zaman saygı duyuyorum.

Tek başlarına olduklarında ise, onlara duyduğum saygı daha da artıyor. Tıpkı kendilerini yaınızlığa mahkum etmiş insanlar gibidirler. Sahip oldukları herhangi bir zayıf yönden ötürü yaşanan bir yalnızlık değildir bu; tersine, Beethoven ve Nietzsche gibi, büyüklüklerinde yalnızlaşmış insanlara benzerler.

Tepelerinde dünyanın uğultusunu duyarlar, kökleri ise sonsuzluktadır; ama onların içinde kendilerini yitirmezler, tam tersine, yaşamlarının tüm gücüyle yalnızca, bir tek şey için çaba gösterirler: Kendi içlerinde varolan...

[ Devamı>>]


Sep 23, 2005 - 12:52 PM - Gönderen backyard

Ben şaşkın bir palmiye ağacıyım Ayazağa yolunda
Ben bir şaşkın palmiye ağacıyım ayazın kol gezindiği Ayazağa'da. Aslında ılıman iklimin hüküm sürdüğü tropiklere özgün bir bitkiyim.

Sıcak iklimlerin, sıcak deniz kıyılarının, tropikal adaların, çöllerde vahaların ve plajların bir sembolüyüm. İstanbul'da ve özellikle de Ayazağa'da neyi temsil ettiğimin ne ben farkındayım, ne de sizler farkındasınız.

Bana göre Ayazağa gibi kuzeyin dondurucu soğuklarına açık, kar ve buzun meşhur olduğu bir yere dikilmek iklime, bana ve İstanbul'a aykırıdır. Biz palmiyeler ekstrem donlarda zor yaşarız. Sonbaharın sonları ve ilkbaharın başlarındaki donlar, yani gece hava sıcaklığı sıfırın altına indiğinde ben fenalaşırım. Hava sıcaklığının eksi 5 derecenin altına düştüğü...

[ Devamı>>]


Aug 29, 2005 - 8:56 AM - Gönderen backyard

Siz uzaktan bakınca, fıstık çamını diğer çam ağaçlarından ayırabilir misiniz?
Kendimi anlatacağım zaman, söze halamdan başlamayı severim. Evde büyük annesi olmayan çocuğun bir yanı eksik kalır inancındayım. Bir de iddiam var benim; büyükleri olmayan evden mesela, bir romancı çıkmaz, diye...
Babaannem de, anneannem de vardı. İkisiyle de, nene-torun ilişkilerimiz oldu. Ama benim büyükannem, değişik ufuklar açan, bana has dünyalar yaratan masalcıbaşım Üftade Halam'dı.
Evimizin insanlarını o sevdirdi bana. Denizli'de fark etmeye başladığım dünyayı ilkin onun gözüyle gördüm. Allah'a dair ilk suallerime o cevap verdi. Buluğa eriş şaşkınlığımı onunla paylaştım. Sinema sinema, mesire mesire, cami cami İstanbul'u onunla tanıdım. Bir memur evinde dünyaya açılan pencerem, kitaplardan da önce halamdı.
*
...

[ Devamı>>]


Aug 14, 2005 - 12:52 PM - Gönderen backyard

Anılar & Çınar Ağaçları Görüntüleme İsteğim
Bir zamanlar bir park vardı Halkevi'nin batı tarafında. Daha ben çocuktum bu parkta oturduğumu hatırlarım. Zaman içinde bu park bir şekilde bozuldu ve yapılar yükseldi burada. Sonraları ufak ufak beliren salaş barakalarda balık ve meyve sebze tezgahları belirmeye başladı.

Bir gün Saraybahçe Belediyesi bu barakaları yıkıp buraya bir iş hanı yaptıracağını açıkladı ve mülk sahiplerinden (!) burayı boşaltmalarını istedi. Zorlayarak ve gecikerek de olsa boşaltıldı alan ve geriye kalan pislikleri belediye temizledi. Burada yükselecek yapı için ihale açtı. Fırsattan yararlanarak, arabamı demiryolunun güney tarafına park edip kente geldiğimde geçtiğim üst geçitten bu alanın görüntülerini aldım. Ardından betonları yavaş yavaş yükselen...

[ Devamı>>]


Jul 13, 2005 - 12:04 AM - Gönderen malina

... Ayak İzleri
Gectigimiz hafta sonu (bircok kisi Blog Kardesligi toplantisinda zaman gecirirken), 4 yasindaki kizim Ceyda ile birlikte, uzun zamandir gitmeyi planladigim "hayvan izleri" doga yuruyusune gittik. Tur rehberligini kizildereli kokenleri olan bir kisi yapti. Bulundugum eyaletin, -insanligin ulasip, yok etmedigi, ormanlik bir kisminda doga yuruyusu yaparak, hayvan ayak izlerini bulmaya, tanimaya ve izlemeye basladik. Gercekten ilginc bilgiler verdi rehberimiz.

Bu yuruyus sirasinda rakun, geyik, kir kurdu, moose ve hatta ayi ayak izlerinin nerede, nasil bulunacagini anlatti ve hatta bizim bunlari bulmamiza yardimci oldu. Kizim icin gercekten ilginc bir gezi oldu. Yuruyus sirasinda yeni birakilmis, taze bir...

[ Devamı>>]


Jul 11, 2005 - 8:46 PM - Gönderen malina

Sessiz Tanıklar
Sessiz Tanıklar

Hayatımda ağaçların ne kadar çok rolü olduğunu birden fark ettim geçen gün. O kadar hayatımdalarmış ki, fark bile etmemişim. Allah'tan kaybettikten sonra değil, aksine onları daha yakından tanımaya başladıktan sonra.

Benim doğduğum ev Bahçelievler'deydi. Ama gerçek Bahçelievler'de. Evler gerçekten bahçeliyken. Biz, dedemin yaptırdığı ve içinde iki yıl yaşayabildiği evde otururduk. Sarı, üç katlı ve elbette bahçe içindeki bir evde. En üst katta anneannem, küçük teyzem ve biz, alt katta büyük teyzem, girişte dayımlar. En üst katın arka balkonundan Anıtkabir görülürdü o zamanlar.

Arka bahçe bizim cennetimizdi. İki kayısı, birer vişne, beyaz kiraz, zerdali ve cılız bir şeftali ile...

[ Devamı>>]


Jun 29, 2005 - 3:58 PM - Gönderen aybala

Sandras eteğinde bir "tabiat mucizesi"
2294 metre yüksekliğindeki Sandras, Muğla bölgesinin enyüksek dağı. Dağın eteklerinde "saklı" duran iki "cennet" var. 400 metre aralığı 300 metre derinliği bulunan Topgözü Kanyonu ile yazın narenciye deposu ovayı sulayan Yuvarlak Çay, yemyeşil bitki örtüsü ve tertemiz havasıyla insana sağlık ve zindelik aşılıyor. Kayaların arasından çıkıp, gün ışığıyla tanışan kar suları seyrine doyulmayan bir şelaleye dönüşüyor. Başka söze hacet yok, burası ovası, yaylasıyla, kanyonu, şelalesiyle sanki bir "tabiat
...

[ Devamı>>]


Jun 17, 2005 - 2:35 PM - Gönderen aybala

Ahmet Haşim
Bir Ağaç Karşısında

Soğuk bir kış günü, karanfil almak için çiçekçi dükkânına girdim. Tatlı bir yaz hararetiyle ısıttırılan bi yerin havası, nibâti usarelerin hafif, sert ve yeşil buğulariyle dolu idi. İstediğim çiçeklerin destelenmesine kadar, bana gösterilen sandalyede oturdum. Mes`ut bir insanın hayâl evi gibi, iklim, mevsim, yer ve zaman dışında meyl ve hevesin arzu edebileceği her türlü renkte otlar, yapraklar ve çiçeklerle dolu olan bu âdeta sihirli dükkânda sessiz bir hayat ile nefes aldığı hissedilen karanlık yapraklı, bodur bir hurma ağacından başka hiç bir şeyle meşgul olmadım. Hayâlim, sanki âciz bir sinekti ve nebatî örümcek onu birden ağlarında avlamıştı.

Hareketsiz duran haşin ağaca baktım ve...

[ Devamı>>]


Jun 13, 2005 - 12:32 PM - Gönderen backyard

Ağaç evlerde tatil
Olimpos'ta, Kadir'in ağaç evlerinde çok sakin ve huzurlu bir tatil geçirdim. Dünyanın her köşesinden gelen gençlerle şarkılar söyleyip teşin önünde oturdum. Hamakta sallandım, ulu bir ağacın gövdesine iliştirilmiş odamda deliksiz bir uyku çektim.
Olimpos'ta bir sürü başka yer varken, yine illa Kadir! Burası yıllardır en özel, en ayrıcalıklı. İnternette sayfalarca bahsedilmiş, üç günlüğüne gelenin bir ay kaldığı, bir gelenin bir daha mutlaka geldiği, topu topu 100 ağaç oda...
Kadir yurtdışında, Türkiye'de olduğunda çok
...

[ Devamı>>]


May 30, 2005 - 5:08 PM - Gönderen aybala

Türkiye'nin en güzel trekking parkurları
Trekking, son zamanlarda çok duyulan bir kelime. Sağlığı yerinde olan her yaştan insanın rahatlıkla yapabileceği bir spor. İngilizce sözlükte 'Uzun ve zorlu bir yolculuk' olarak tarif edilmiş. Ben doğa yürüyüşü demeyi tercih ediyorum. Çok zorlu olabileceği gibi son derece basit parkurlarda da yapılabilecek ve tamamen doğada gerçekleştirilebilecek bir aktivite.
Önce günübirlik olarak başlayan trekking aktiviteleri, zamanla yeni arayışlara yöneldi ve daha zorlu parkurlar yürünmeye başlandı. Böylece yüksek dağlık alanlarda zorlu yürüyüş anlamına gelen hiking kavramı ortaya çıktı. İçinizdeki sesi dinleyin ve bu hafta sonu doğa yürüyüşü için kendinize bir şans verin. Çok fazla bir masraf etmenize de gerek yok. Küçük bir sırt çantasının...

[ Devamı>>]


May 17, 2005 - 8:18 AM - Gönderen backyard

Yağmuru, çamuru ve eğlencesiyle A'dan Z'ye Erikli Yaylası'nda trekking
Martın kapıdan baktırıp, kazma kürek yaktıran saltanatı, yerini yavaş yavaş nisanın ılıman sıcağına bırakmaya hazırlanıyor. Bugünlerde şehrin stresinden ve kaosundan kurtulmak için bir çıkış yolu arayanlara günübirlik turlar birebir. Biz de trekking yapmanın tam zamanıdır dedik, bir şirkete yazılıp Yalova yakınlarındaki Erikli Yaylası'nın yolunu tuttuk. Orta zorlukta orman içi bir parkurla ulaşılan yayla, her mevsim görülmeye değer güzelliği ile göz kamaştırıyor. Parkur biraz zorlu ama karşılaşacağınız manzara için değer. Hele de yazın bir başka güzel olduğu anlata anlata bitirilemeyen bölgede, iki büyük şelale mutlaka görülmeli. Daha henüz bahar gelmedi, trekking için erken diyenler ise çok yanılıyor. Hafif meşrep bir rüzgarla birlikte,...

[ Devamı>>]


Mar 25, 2005 - 8:46 AM - Gönderen backyard

Çam kokusunu içinize çekin
Torosların büyüsü, doğa sevdalısı trekking tutkunlarını her daim mıknatıs gibi kendine çeker. Çantasını sırtlayıp, yola koyulanlar Pozantı, Aladağ, Karaisalı, Saimbeyli, Tufanbeyli, Aladağ ilçelerinin yaylalarında, dört mevsim farklı güzelliklerin yaşandığı yamaçları fethetmek için dolaşırlar. Toroslar'ın güzelliklerine çıplak gözle tanıklık etmek, çam kokusuyla ciğerleri doldurmak, yayla çayını odun ateşinde demleyip yudumlamak, sıcacık taş fırın ekmeğinin üzerine halis tereyağını, karakovan balını sürüp yemek, kuytu bir gölgede
...

[ Devamı>>]


Mar 23, 2005 - 3:00 PM - Gönderen backyard

Mamut ağacını sadece bu müzede görebilirsiniz
Bu hafta Hayrettin Karaca'nın geliştirip, bir vakıf haline getirdiği Karaca Arboretumu'nu (Canlı Ağaç Müzesi) geziyoruz. Yalova Samanlıköy'de bulunan Arboretum, pazar günleri 13.00-18.00 saatleri arası ziyarete açık. 13.5 hektar üzerine kurulu müzenin ancak 3.5 hektarlık bölümü rehberler eşliğinde gezilebiliyor.
Arboretum'da toplam 15 bin canlı türü bulunuyor. Birçok ilginç bitki ve ağaç türüne rastlamak mümkün. Bunlar arasında, Kanada bayrağındaki yaprak sembolünden tanıdığımız şeker akçaağaç, kışın yapraklarını döken,
...

[ Devamı>>]


Mar 23, 2005 - 2:56 PM - Gönderen backyard

Kurşunlu'da bir kış günindisi
Eskiden çok uzağa gidilmezdi haftasonu pikniği için, ya Konyaaltı sahili, ya da Kepezaltı. Ancak zaman içinde buralarda mangal yakmak yasaklanınca, topluca eşekten düşmüşe dönüp dere kenarlarına sığındık, yol kenarlarına konuşlandık. Biraz şekil yapmak isteyenler Bahtılı-Çakırlar tarafındaki kendin pişir kendin ye mekanlarına 'takılır' oldu.

Bizimse, geçtiğimiz haftasonu yolumuz Kurşunlu Şelalesi'ne düştü Bir kış günü, yakaladınız mı güneşi, doluşup çoluk çocuk, mangal pijama, alıp başımızı gidesimiz gelir değil mi? Bu, eskiden beri böyleydi de şimdilerde adı out door oldu. Bu yurdun çocukları, eskiden beri tutkundu doğaya, henüz av hayvanlarının nesli tehlikeye girmemişken, av adı altında toplu katliamlar yapılmazken,...

[ Devamı>>]


Mar 23, 2005 - 9:45 AM - Gönderen backyard

2 sayfadan, 2.sayfa 1 2
Yazılım vBadvanced CMPS, Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2017