![]() |
|
|
|
|
|
#1 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Çiçeklerinin (bildiğimiz çiçeklerden farklı, gösterişsiz, yeşil, kızıl, kahve renklerde olurlar) fotoğrafını gönderirseniz ve merak ediyorsanız erkek mi dişi mi söyleyebilirim. Gerçi zamanı geçti şimdi; seneye artık. Aşı için anaç ağacın erkek veya dişi oluşu fark etmez ama yalnızca dişi kalem değil, erkek kalem de aşılamalısınız veya erkek ağacı ayrı bir fidan olarak dikmelisiniz. Önerim ayrı fidan olarak dikmenizdir çünkü tozlaşma rüzgarla olduğundan erkek ağaçtan dişi ağaca polenlerin dağılımı ve her yanına ulaşması daha kolay olur. Ayrıca miktar olarak ta tek bir dalın açtığı çiçekle bir ağacınki kıyaslanamaz. Dikkat edilecek bir nokta da arazinizin ağacın çiçek açtığı sırada belirgin bir rüzgar yönü var mı? Eğer varsa bunu da dikkate alarak erkek ağacınızı dişiye göre konumlandırmanız iyi olur. Son bir nokta. Ağacınız gerçekten menengiç mi? birbirine benzeyen farklı türler var. Yakın bir yaprak fotoğrafı gönderirseniz bakarım. Bunu öğrenmek istememin nedeni farklı türlerin farklı çiçeklenme zamanlarının olması. Bu da erkek fidanınızın anacını seçmede belirleyici olabilir. Kolaygelsin, hoşçakalın ![]() |
|
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 29-04-2014
Şehir: Kahramanmaraş
Mesajlar: 773
|
Alıntı:
Yeni dikmek kadar dikilene bakmak ta önemlidir tabii ki. Bizim ağaçların hepsi budama konusunda bakımsızlar. Henüz birbilene budatmadık, eşim boyunun uzandığı kadar keser tabiri caizse. Ben de kestirmemek için mücadele ederim Ama bu sonbaharda bir profesyonel budakçıya budatacağım. Allah izin verir se..Teşekkürler..size de kolay gelsin. Düzenleyen asmalıtepe : 09-06-2014 saat 09:49 Neden: düzeltme |
|
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Menengiç ağacınız ise bence zavallı değil, hatta hiç budanmadığı için şanslı sayarım ![]() Tohumdan yetişen, budanmaya alışmayan ağaçların bence budanmaya ihtiyaçları da yok; onlar dalını, yaprağını gayet bilerek, güzelce uzatıyorlar, her hareketlerini tam olması gerektiği gibi yapıyorlar. Meyve toplamak için boyunu kısa tutmaya çalışmak ise ayrı konu; tabii ki böyle bir amaç için amaca uygun budamalar yapılabilir ancak budamaya harcanacak zaman ile boydan dolayı hasatta uzayacak süreyi de bir karşılaştırmak belki yararlı olur düşüncesindeyim... Hoşçakalın, sevgiler, saygılar... |
|
|
|
|
|
|
#4 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 29-04-2014
Şehir: Kahramanmaraş
Mesajlar: 773
|
Alıntı:
Ağaçların budanma zorunluluğu olmamasına çok sevindim. Çünki bu bende müthiş rahatsızlık yaratıyordu..Zor zar büyümüşler,gözlerime dolan o güzel yeşil enerjiyi kes kes at. Çok üzülüyordum. Özür dileyerek soracağım: Kuzum siz ziraat mühendisi misiniz? Gerçi nice mühendisler var ağaçtan daldan anlamayan ya. Doğrusu mesleğinizi de merak ettim. Yani şimdi ağaçlarımı budamam şart değil mi? Meyvelenmek için budanma ihtiyaçları yok öyle mi. Allah sizden razı olsun annenize, yavrunuza,eşinize bağışlasın. Birgün gelsin torunlarınız olsun. Kalın sağlıcakla.. |
|
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Yukarıda yazdığım "Tohumdan yetişen, budanmaya alışmayan ağaçların bence budanmaya ihtiyaçları da yok; onlar dalını, yaprağını gayet bilerek, güzelce uzatıyorlar, her hareketlerini tam olması gerektiği gibi yapıyorlar." bu bilgi tohumdan yetişen ve budanmaya alıştırılmayan her ağaç için geçerli. Nihayetinde ağaçlar insanlardan önce de, budanmadan meyve veriyor ve tüm dünyayı kaplıyorlardı. Gerek kolay meyve toplamak için bodurlaştırmak, gerek meyve verimini arttırmak, gerek ışık almasını, havalanmasını sağlamak için yapılan budamalar amaca hizmet ederler ama burada asıl amacın ne olduğu önemli. Benim kendi amacım uzun ömürlü, mümkün olduğunca verimli, sağlıklı ve mutlu ağaçlarla birlikte yaşamak. Biraz edebiyat gibi görünse de gözlemlerim ve araştırmalarım bunun gayet mümkün olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan ağaçların yapıları budama veya aşılama nedeniyle bir kez bozuldu mu budanma ihtiyaçları ortaya çıkıyor. Bu durumda da o ağacın kendine özgü dallanma yapısını bilerek, yabani formlarını inceleyerek ona özgü olan yapıya yönelik budamalarla bu işi azaltmak en uygunu. Hastalıklı, kuru dallar gibi durumlarda veya çoğunlukla budamalardan kaynaklanan ve dengesiz gelişip üst üste binen veya gereğinden fazla yoğunlaşmış dallarda bir doktorun müdahalesi gibi o problemlere yönelik budamalar ise ayrı konu. Yapılmaları yararlı. Aslında burada birkaç cümleyle özetlemeye çalıştığım bu konu derin derya bir konu. Bir ara bu konuyla ilgili bir yazı kaleme alırım. Geçmiş deneyimlerle birlikte Taşlıbahçe'den örnekler de bir çoğalsın ilk fırsatta... Bu arada ziraat mühendisi değilim; 2 hafta daha görsel sanatlar öğretmeniyim; bazı iş kolları için "alaylı" kavramı varsa da mühendislik için duymadım; bir deneme olarak "alaylı ziraat mühendisi" olmaya adayım desem belki doğru olur ![]() |
|
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 29-04-2014
Şehir: Kahramanmaraş
Mesajlar: 773
|
Alıntı:
Ben bunu sadece ağaçlar üzerinde savunmuyorum; Her konuda, insan sağlığında, insan ilişkilerinde, sosyal yaşamda, aile hayatında çiçekte, böcekte herşeyde; Doğallık bozulur sa denge bozulur. Bugün modern tıbbın bile sağlıkta birçok yanılgıları var veya yapacağım derken yıkıntıları olmuyor mu.. Güya tedavi eden antibiyotiklerin en basit örnekle barsak florasını bozduğunu ve bu arızayı en doğal gıda Kefirin onardığını hepimiz biliyoruz. Ben size katılıyorum,ağaçları aşılarken, budarken hele de ilaçlarken nasıl doğal gücünü yok ettiğimiz aşikar. Tabii ki gereği kadar,asgari uygulamalar kaçınılmaz. Evet bence de siz bir ziraat uzmanı olma yolundasınız. Görsel Sanatlar derken bizim mesleki günümüzün Resim-iş öğretmenliğimi dir? Hele karakalem desen çalışmalarınızdan biraz tahmin etmiştim. Hayırlısı olsun seçtiğiniz yeni meslek ve uğraşı daha da kutsala hizmettir.'' Elinizde bir fidan var sa onu toprağa dikiniz,, diyen bir peygamberin ümmetiyiz....hayırlarla kalınız. |
|
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Yeni bir çağa girdik, giriyoruz. Bildiklerimizi bir kez daha değiştirmek zorunda kalacağız gibi görünüyor; bildiklerimiz değiştiğinde de insan yaşamına, kültürüne, tekniğine dair ne varsa, büyük, küçük, aşağıda, yukarıda ne varsa değişiyor. Hayırlısı... Gözünü para hırsı, koltuk hırsı ve ne türlü hırs varsa o hırsın bürüdüğü insanların doğayı talanları da bitmek ve değişmek zorunda; yaraları sarmak lazım. Bunların yanında iyi niyetimizle, sırf öyle söylendiği için öyle yaptığımız doğrularımız da değişiyor. Doğanın muazzam dengesi en iyi öğretmenimiz. Kültürümüz, inançlarımız çok zengin. Yolundan gideceğimiz, bize feyz verecek ve doğaya, aslında kendi doğamıza yaklaştıracak nice güzel öğreti, söylenmiş güzel sözler, örnek davranışlar var; şanslıyız. Tüm bu değerleri ve zenginlikleri hırslar ve modern mantık yürütmeler ve türlü "öyle gerekiyor"lar yüzünden görmezden gelmek, görsek de lafta bırakmak ne acı. Siz, biz, bizim gibi kendi kabuğunda, karınca kararınca bunları fark eden, etme yolunda olanlar sanıyorum çok şanslıyız, çok mutluyuz ve bir o kadar da acılıyız. En azından ben kendi adıma bu duygu ve hislerin bir karması olarak yaşıyorum. Daldan dala atladım biraz, kusura bakmayın, sevgiler, saygılar... Bu arada, mesleğe başladığımızda Resim-iş idi, sonrasında, belki 6, 7 sene oldu kapsamı değişerek Görsel Sanatlar oldu. |
|
|
|
|
![]() |
|
|