![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaç Dostu
|
Eğitim veren Hocalarımdan biri ile Bursa Gıda araştırma Enstitüsün çalışmıştım. Türkiyenin saygın ve özel enstitülerinden birisidir. Enstitüye işletmeler ürünlerini kontrol ettirir. Analiz edilen numuneler mühendislerinin önüne sadece numara ya da harflendirilerek gönderilir. Örneğin; A numunesi ya da 58 numaralı numune... Burdan çıkan rapora göre ürünün piyasa sürülüp sürülmeyeceğine karar verilir. Nitekim geçtiğimiz senelerde Rusyanın kabul etmediği domateslere, uygunsuzluk raporu bu enstitüde verilmiştir.... Bu işlem bu kadar zararlı olsa yıllardır uygulanmaz ve bizlere çok önemli kurallar olarak öğretilmezdi. Yazılanlar benimde aklımda soru işaretleri oluşturdu, bunları araştıracağım. Sonuçta ben öğreneceğim bu yazılanları bölümümdeki hocalarım ile tartışacağım, bu sene gıda ambalajlama dersi alacağım. Benim içinde araştırma konusu olacak... Sevgiler ![]() |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
İkincisi yapılan iğneler, çok dikkat eden kuruluşlar sütteki kalıntıyı tespit edebiliyor ve yüksek cezalar uygulayabiliyorlar ama o süt ne oluyor bilemiyorum. Yok o analizden geçiyor yok bu tahliller yapılıyor, kaba tabirle Ben onu bunu bilmem ben yetiştiricilik şartlarına bakarım, bu yetiştiriçilik şartlarında ne süt ne et sağlıklı üretilmiyor. Bilhassa tavukta 40 günde tavuk yetişirmi ya. Günümüzde en doğal kalabilen keci sütü ve etidir. O doğada yaprak tiken gibi bitkileri tüketerek gelişir. Fenni yem verenler olsa da çok azdır. |
|
|
|
|
![]() |
|
|