agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Üretim, Bakım, Düzenleme, Temel Malzemeler > Temel Konular (Toprak, Gübre, Tohum, Sulama)
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni3Beğeniler
  • 1 Gönderen sırça
  • 2 Gönderen sırça

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 15-02-2012, 06:23   #1
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-10-2011
Şehir: ankara
Mesajlar: 1,449
Galeri: 1
Su sondajı işlemleri

ayhan219 ve gulbirsen / Kızılcahamam'da Çiftlik konulu üye bahçesindeki, ayhan219 ve gulbirsen / Kızılcahamam'da Çiftlik link de, ayhan beyin yaşadığı ve bizlerle paylaştığı sondaj işlemine biraz katkı sağlamak amacıyla bazı kişisel düşüncelerimi yazmıştım.

Konuya katılımcı olan sayın hk50 'ninde aşağıdaki görüşlerine paylaştığım için, yaşadığım bir anektodu aklımda kaldığı kadar ile aktarayım dedim.

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi hk50 Mesajı Göster
Olay tamamen yer altında meydana geldiği için.İşinin ehli bir sondajçıyı bulmazsan,parası biraz ucuzolsun dersen.Atılan kilden kılıfdan çakıldan roman yazaçak olay ve konu bulursun.
Bu işi bilen biri olarak.İşinin uzmanı,ve son teknolojik makina kullanan,Hurdadan alınmış matkap kullanmıyan Sondajçı ile iş yapaçaksın.
Yapılan iş hileyi şerre müsait.
Saygılarımla.

Sayın hk50

Bana göre zeten asıl mesele sizin dedikleriniz. Ancak hangi firma ve sondör sütüm kara der ki. İşin uzmanı kimdir ve nerede bulunur ah bir bile bilsek.

Bana göre son teknolojik makine diye bir şey yok.

Sondaj ekipmanı; belirli ve gerekli makina gruplarının bazen tek bir kasa üzerinde, bazen ise ayrı parçalar halinde bir araya getirildiği bir ortamdır.

Kulesi, matkapı, vinçi, güç makinası, dişli kutusu, kompresörü, çamur pompası, delme boruları vs. vs. malzeme sondaj da bir bütündür ama hepsinin aynı anda bir arada görebilmek pek olanaklı olmaya bilir.

Bu kadar malzemenin kalite ve teknolojisine bir müşterinin haiz olabilmesi asla mümkün değildir. Eğer makine mühendisi, teknikeri ya da teknisyeni değil ise.

Hadi ben iyi bir makineciyim ve dedim ki;

Bir sondaj firmasını ziyaret ettiğimde, sondör olduğunu öğrendiğim kişi ile geçen karşılıklı konuşmalarımız.

Soru: Senin üsteki tahrik motorun hem küçük, hem eski model.

Cevap: Olur mu abi!. Geçen ay rektifiye oldu bu motor. Hem cip tuning var ya onun gibi güçlendirildi bu alet. Bakma üzerinde 200 hp yazdığına, 250 hp delemez bunun gibi !!! Yatakları taşlandı, silindirleri büyültüldü vs. Bunda ki tork hiçbir makinede yok. Hem sadece biz bu motorla delmeyeceğiz ki, kamyonun motorundan da tahrik alıyoruz.

Soru: İyi de AS 600 kamyonun motoru olsa olsa 175 hp.. Yeter mi gücü ?

Cevap: Abi ayıpsın, Kamyon as 600 ama, motoru as 950 nin deutz 6 silindirli 240 hp’lik. 800 de torku var, At üzerine 20 ton yük, Tarsus’dan Pozantı’ya kadar ver rampaya, anam avradım kimse geçemez bu aleti !

Soru: Peki üstündeki kompresör de eski ve küçük gibi duruyor.

Cevap: Allah inandırsın 100 metre aşağıdan bastımı havayı, suyu 40 metre havaya kaldırıp fırlatır. Bak bi çalıştırayım, sesini bi dinle.

Soru: İyi de çok vuruntulu çalışıyor kompresör.

Cevap: Geçen hafta söküp takmıştık, ondandır. Usta gelsin, güzel bi ayar çeker. Duymasın çalıştığını bile…

Soru : 12 bar yazıyor üstünde. Yetmez gibi.

Cevap: Yetmese niye koyalım ki.

Soru: Biz 160-180 metre düşünüyoruz sondajı. Yetecek mi?

Cevap: Yeter, yeter… Yetmese seyyar 25 barlık Atlas Kop getiririz. Yer neresiydi?

Yer tarifi yeniden itina ile yapılır.

Cevap: Abi yakınlarda bulabileceğimiz seyyar bir Atlas Kop var mı bildiğin?

Ben anlamam pek o işlerden. Sonra senin bulduğun kompresör beceremedi dersin, karıştırma bu işe beni….

Cevap: Abi Ankara’dan getiririz o zaman. Saatine 650 yazar ama biz senden düz 500 kağıt alırız.

Soru: Kaç saat çalışacak bu alet ?

Cevap : Belli mi olur? Bakarsın 3-4 saat yeter, bakasın 6-8 saat. İşin gidişatına bağlı. Hem Atlas Kop gelinlik kız gibi yapar kuyuyu. Bi gram pislik kalmaz. Ancak gün dönerse, 300 kağıtta bekleme ücreti yazar gün başına.

Soru: Eee hani senin 12 barlık kompresör yeter diyordun. Nereden çıkıyor çimdi bu Atlas kompresör. Hesap dışı 3-4 bin daha mı vereceğiz yani?

Cevap: Abi istersen bizim kompresör kullanalım. Sana fazla yazmasın.

Abi çay geldi içelim… Bir sigara yakılır, çaylar elde makinanın yanında gezinirken.

Abi Memleket nire?

Çay biter, izin alınıp, sondaj kamyonun kasasına tırmanılır.

Soru: Şanzıman yağ içinde, hem de sızdırıyor.

Cevap: Ford 1210 şanzımanı bu. Usta volan keçesinden kaçırıyor dedi ama, bir aydır Beypazarı’nda deliyorduk, Fort’cu ustası olmadığından baktıramadık. İki teneke yedek yağ nah şurada, görüyor musun? Yağın parasını sana yazdıracak değilim abi, korkma.

Soru: Arka dingildeki lastiklerde diş kalmamış, sağ lastik de çatlak gibi.

Cevap: Abi bizim roter hem kaymalı, hem de büyük tip.

Soru: Arka lastikler demiştim…

Cevap: Bu araçtaki kule kimsede yok. Boyu 11,5 metre, Abi çık bir tepesine gör manzarayı, sanki uçakta gibisin. Akşamları da tepede ışıkta yakıyoruz. Uçak falan çarpmasın diye.

Soru: Şeyyy lastikler demiştim.

Cevap: Abi binip gezecen mi? Napıcan lastikleri. Zaten makine yola çıkınca, kaldırıyoruz arka dingili, değmiyor lastikler yere.

Soru: Şu ne? Kulenin sağındaki makine?

Cevap: Çamur pompası ama kullanmıyoruz.

Soru : Niye?

Cevap: Bozuk, Bulgar malı, parçası yok.

Soru: Peki çamuru nasıl çıkaracaksın:

Cevap: Suyla toplanıp geliyor zaten çamur. Pompaya mompaya gerek yok ki.

Soru : Eeeee.. Niye koydunuz o zaman onu.

Cevap: Kamyonu aldığımıza üstündeydi. Bozuk olduğunu sonradan öğrendik.

Kamyon kasasından inilir, incelemeye kaldığı yerden devam edilir.

Soru: Tij lerin hepsi bu mu? Kaç metre tijin var?

Cevap: Çok abi, çeşit çeşit. 6” lık var 8” lik var, 9 metrelik var, 6 metrelik var, boru çok bizde… 500 metreden fazla borumuz var.

Soru: Burada gördüklerimden ancak 100 metre çıkar, Diğerleri nerde?

Cevap: Diğer sondajda borular. Bala’da kazıyor diğer makine.

Soru: 400 metre mi sondaj yapacaksınız Bala’da,

Cevap: Onu patron bilir, ama sanırım 120 metre olacak.

Soru: 120 metre için 400 metre tij mi gitti Bala’ya ?

Cevap: Bazı tijler balans vuruyor, yedek olsun diye 150 metre falan gitmiş olmalı.

Soru: Eeeee gerisi nerde ?

Cevap: Depoda olabilir. Abi sen merak etme boruları, boru yetmedi diye seni ortada bırakacak halimiz yok ya. Abi bi çay daha alır mısın?

Cevap: Hadi alalım bakalım.

Soru: Patron ne zaman gelir.

Cevap: Bala’ya gitmişti sabahtan, akşama gelir ancak.

Soru. Patron işin başında mı duruyor hep.

Cevap: Makkap kırılmış kuyuya düşmüş, 2 gündür çıkaramıyorlar. Onun için gitti sabahtan.

Soru: Patron çıkarmayı becerebilecek mi? Mesleği ne?

Cevap: Çıkar abi, niye çıkmasın? Kuyuda kalacak hali yok ya.

Soru: Patron neciydi? Mühendis mi?

Cevap: Yok abi Almancı, 4 sene olmuş Türkiye’ye geleli.

Soru: Sondajcılık mı yapmış Almanya’da?

Cevap: Bilmiyom… Ama dönünce Alanya’da otelcilik yapmış. Bomba patlayıp turizler gelmeyince, zarar edip bırakmış. 2 sene önce bizim firmayı satın almış. Çok iyidir abi, bir görsen, tanısan..

Soru: Peki su çıkmaz ise, ne yapacağız! Ücrette iskonto veya iade falan var mı?

Cevap: Patron bilir onu. Abi su niye çıkmasın ki? Yok mu yakınınızda hiç kuyu? Kaç metreden çıkarmışlar suyu? Rapor var mı elinizde?

Soru: Ne raporu ?

Cevap: Su raporu… Yoksa, bizim mühendiz hanım da veriyor rapor. Çıkarmadınız ise raporu, mühendiz hanıma diyelim, hazırlasın size bir rapor.

Soru. Şu mühendis hanımla bir görüşsek… Kendisi burada mı ?

Cevap: Kendisi devamlı burada olmuyor. Ara sıra geliyor. İş çıkınca telefon ediyoruz geliyor. Hem işi bize verirsen, belki rapor için de ücret almaz bizim patron.

Soru. Rapor mühim bizim için. Bir tanıdık var DSİ de. Uzun yıllar bu işi yapıp emekli olmuş. Serbest çalışıyor, güvendiğimiz birisi. Ona yaptırdık. 90 ve 150 metrelerde su akışı olabileceğini belirtiyor elimizdeki Jeofizik raporu.

Cevap. Patron bi görsün raporu, çekip çıkarırız suyu evellah, rapor diyorsa yani !

Soru : Mühendis hanımda bir görse iyi olmaz mı?

Cevap: Patron karar veriyor o işe. Arayalı mı, gelsin patron ?

Yok rahatsız etmeyelim, ben yarın gene uğrarım…

Soru: Düşen matkap çıkmazsa ne olacak. Ya bizde de düşerse gene matkap ?

Cevap: Abi matkabın kendisi değil uçları düşüp dağılmıştır. (Uzanır kamyon kasasını üstüne onu çeker, bunu iter, 30-40 kg bir demir aparatı bulur çıkarır) Abi matkap bu, biz bunu kullanıyoruz. Bak görüyor musun üç tane dönen çark var üzerinde, bu çarklar düşmüştür. Matkabın kendisi boruya vidalıdır. Kokma kendisi düşmez.

Soru: İyide bunların her biri 5-10 kilo, zarar vermez mi delmeye devam ederseniz?

Cevap: Abi uçlar elmas olursa, çekip çıkarmak lazım. Çok para elmas uç. Ama bizimkiler çelik. Çıkarsa iyi olur, delmeye devam ederiz. Çıkmaz ise duruma göre son veririz delmeye, Zaten, 120 metrenin 100 metresini delmişiz. Çıkacak su zaten çıkmıştır. Müşterinin de işine gelir. 20 metrenin parası kar kalır?.

Soru : İyide biz 180 metre filan demeyi düşünüyorduk, 100 metrede işimize gelmez delmeyi bitirmek.

Cevap: Abi rapor yanında mı? Bir baksam.

Cevap: Yok evde. Hem sen ne yapacaksın raporu? (Bu arada bir espiri de benden gelir: Rapor göstermiyor ki düşen matkabın yerini)

Cevap: Yok abi ben onun için demedim. Belki gerek kalmaz 180 metre kazmaya, belki 70-80 metre de yetebilir. Bi görseydim raporu.

Cevap: Sorun suyun kaç metreden çıkacağı değil. Düşen parçaların geri nasıl çıkarılıp sondaja devam edilmesini sormuştum.

Cevap: Abi bi çay daha demleteyim mi? Bi sigara yak benden abi.

Soru: Düşen matkap ucunda kalmıştık.

Cevap: Duruma göre değişir.

Soru : …….. !!!

Bir süre sessizlikten sonra

Cevap: Bazen elektro mıknatıs atıp çıkariyler. Bazen üç çatallı özel bir kepçesi var zemine değince kendiliğinden kapanıp yakalıyor parçaları, Balık oltası gibi atıp çekiyorsun. Sonunda mutlaka yakalıyor. Ama sabır işi tabii.

Soru: İnşallah bizde olmaz böyle bir şey. Sıkıntılıymış anladığım kadarıyla.

Cevap: Allahın izniyle inşallah olmaz abi. Patronla görüştüğünüzde söyleyin de yeni uç kullansın sizin sondajda. Hem hızlı olur, hem sağlam olur. Hele elmas uç olursa daha iy olur. Abi rapor evdeydi değil mi? Görsem iy olurdu.

Soru: Yaaa tamam deldik diyelim 180 metreyi, nasıl boru atacan içeri? Ne marka boru kullanıyorsunuz?

Cevap: Her marka boru var bizde. Patronla görüşün karar verin.

Soru: Boruları biz alsak, olur değil mi? Fiyatı buna göre çıkarabilir değil mi patron?

Cevap: Tabi abi. Olur, olur. Patronla görüşün karar verin. Ama boruları biz alalım daha ucuza gelir, bayiliği var bizde, bayi parası ödemezsin.

Cevap : O da iyiymiş…. Ne markalar var sizde ?

Cevap: Kayseri malı var, Konya malı var, Nevşehir malı var. Bide şey var…..Haceroğlu boru. Geçen ay bayiliğini aldık. Çok güzel boru be abi.

Soru: Göktepe, Ege Yıldız, Fırat gibi tanınmış marka yok mu?

Cevap: Haceroğlu iyidir. O saydıkların çok pahalı, deymez abi. O kadar para verilmez. Haceroğlu işinizi çok güzel görür.

Soru : Vakit geç oldu, ben gideyim artık… Aaaa bir şey soracaktım. Bentonit filan varmış, delerken kullanılan. Onu kullanacak mısınız ?

Cevap: Abi gerek yok bentonite, Bu civarın toprağı zaten killidir. Boş yere para vermeyin.. Abi nerdeydi sizin yeriniz ?

Yer tarifi yeniden yapılır.

Soru: Tamam mı? Anladın değimli yeri?

Cevap: Çok iyi birim o civarı, 20-30 metre hep kildir. Hiç gerek yok bentonite. Çok isterseniz gelirken 3-4 torba atar geliriz.

Soru: Kaç kilo torbası, parası?

Cevap: 10-15 lira sanırım torbası, epeydir almadık, tam bilemiyom parasını. Fazla bir şey tutmaz. Dedim ya sizin ora killidir, pek istemez….

Abi Gökçehöyük’e gelmeden di dimi yer?

Cevap: Oğlum kaç kere anlatım ya. Gökçegöyük değil. Gökçehöyük’ü çok geçince, Dikilitaş’a döndükten sonra dedim ya.

Cevap: Tamam abi anladım, çok iyi bilirim orayı ben. Abi rapor evdeydi değimli? Görsem çok iyi olurdu ?

Vakit geç oldu, çaylar için teşekkürler. Kısmetse yarın öbür gün yine uğrarım ben. Hanım eve gelmek üzere olabilir. Geç kalmayayım anahtarı yok değip ayrılırken,

Abi gelirken raporu da al getir, bir göreyim ben…



Ahhhh.... ahhh halbuki tavsiye üzerine gitmiştim bu firmaya ben.

 
s.serdar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-02-2012, 08:29   #2
Ağaç Dostu
 
selim_50's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-09-2007
Şehir: Nevşehir
Mesajlar: 565
sayın serdar;
bu kadar soru cevabı nasıl aklınızda tuttunuz))

selim_50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-02-2012, 15:41   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-10-2011
Şehir: ankara
Mesajlar: 1,449
Galeri: 1
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi selim_50 Mesajı Göster
bu kadar soru cevabı nasıl aklınızda tuttunuz))
Selim Bey.

Daha çok yazacak şey vardı ama okunması bıkkınlık verebilir diye bazılarını atladım.

Soruları ve cevapları tabi ki bire bir akılda tutmam mümkün deği. Ancak yaşananları anımsayıp ve bir film şeridi gibi ileri geri sardırınca, böyle bir senaryo ortaya çıktı.

Bire bir aynı olmasa bile, soru ve yanıtlar % 90 oranında yaşanmıştır. Kalan % 10 da yazarın kurgusudur diyebilirsiniz.

s.serdar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-02-2012, 16:35   #4
Ağaç Dostu
 
mrduran's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-08-2011
Şehir: İzmir
Mesajlar: 1,536
Harikasınız))

Kafama yatan;

...''Bir tanıdık var DSİ de. Uzun yıllar bu işi yapıp emekli olmuş. Serbest çalışıyor''...bölümü. Kalanına kemeraltı çarşısında çok rastlıyoruz.

Rahmetli dayımdan bilirim. Ellerindeki yer altı haritaları çok detaylı vede ''Gizli ibareli'' idi. Meraklı olduğumu bildiğinden, bir öğlen molasında eve getirip bana göstermişti. Gözü gibi sakınıyordu.

Hepimize ders olacak ilk gününüzün verdiği heyecanla devamını bekler olduk..

Cümleten sağlıkta olun inşallah.

Ailece saygılarımla lütfen.

mrduran Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-02-2012, 17:14   #5
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-10-2011
Şehir: ankara
Mesajlar: 1,449
Galeri: 1
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi mrduran Mesajı Göster
Rahmetli dayımdan bilirim. Ellerindeki yer altı haritaları çok detaylı vede ''Gizli ibareli'' idi. Meraklı olduğumu bildiğinden, bir öğlen molasında eve getirip bana göstermişti. Gözü gibi sakınıyordu.

Sayın mrduran

Çok enteresan. Gereçekten DSİ deki haritalar gizlilik kaydı taşıyor. İlk Sondaj işine girdiğimde bir referans ile DSİ Genel Müdürlüğünde bu işe bakan Daire Başkan ya da yardımcısı (şu an tam olarak anımsayamadım) odasına gittik. Durumu anlattık. Bölgenin haritasını getirdi. Harita üzerinde bizim noktayı belirlemeye çalışıken harita üzerinde "GİZLİDİR" ibaresi dikkatimi çekmişti.

Hatta yeri belirlerken harita üzerinde yol sandığım bir çizgiyi gösterip, işte şu yolun şurası bizim yer dediğimde, o yol değil fay hattı dediklerini anımsıyorum.

Saygılarımla


Düzenleyen s.serdar : 04-03-2012 saat 14:10 Neden: yazım hatası nedeniyle
s.serdar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-02-2012, 09:01   #6
Ağaç Dostu
 
selim_50's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-09-2007
Şehir: Nevşehir
Mesajlar: 565
zamanla kullanılabiler suyun, (günümüzde dahi) petrol ve türevlerinden daha kıymetli olacağını hepimiz biliyoruz, belki o döneme ait gizlidir ibaresi şimdi çok gizlidir olmuştur.
Bende sayın s.serdar'ın sunumuna benzer kısa bir şeyler yazayım.
Elimde küçük bir benzinli motor ve küçük bir su çekmek için kullanılan sanrifüj pompa var.Bunları birleştirip dereden su çekme amaçlı su motoru yapmak istiyorum.
Bir arkadaşımla tanıdık olduğunu söylediği nevşehir sanayisinde bir demirciye gittik.
Ben: Usta elimde şu motor ile santrafüj var birbirine bağlayıp şu çektireceğiz.
Usta:Olmazzzz
Ben:Niye olmaz usta demirden küçük bir şase yapacaksın, kaplinle birbirine bağlıyacağız.
Usta:Olmazzzz, devirleri tutmaz. Kasnaktan aktarma yapmamız lazım.
Ben:Usta ben küçük bir şey istiyorum kasnaktan aktarma yaparsan masa kadar bir şey olur.
Usta:Başka türlü olmaz,
Ben:Usta motorun devri 3600, pompanın devri 3000, zaten motor devri yüksek, tekrardan kasnakla pompanın devrini yükseltmeye gerek yok.
Usta:Olmazzz, şimdi yaparım, daha sonra gelir usta bu olmamış dersin.
Benemem usta sen benim dediğim gibi bana küçük bir şase yap.
Arkadaş:Ustam selim ne diyorsa yapsana sen alacağın paraya bak.
Usta:Ehh yapalım bari ama olmazsa tekrar bozup değiştirmem,
Sonunda benim dediğim gibi yaptı ve o motoru beş yıldır kullanıyorum, motorun devri yüksek geldiği için gazını kesmek zorunda bile kalıyorum.
Bu arada çay fasıllarını ve diğer komşu dükkandan olaya müdahaleleri yazmadım.

selim_50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-02-2012, 12:08   #7
Ağaç Dostu
 
hk50's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2010
Şehir: Niğde
Mesajlar: 2,896
Galeri: 14
s.serdar
Sizin usta verdiği cevaplarla bu işin adamı olmadığını belli ediyor.Bu tipler jeoloji yide bildikleri için,jeoloji mühendizinede gerek yok.
Görülen haritalar gizlidir ve TSK tarafından hazırlanmış özel izne tabidir.
Uzun lafın kısası.Türkiyede ya bu işi bileçeksin.veya paran çok olaçak.
Anılar yazılırsa roman olur tipinden.
Saygılar.

hk50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-02-2012, 17:09   #8
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-10-2011
Şehir: ankara
Mesajlar: 1,449
Galeri: 1
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi hk50 Mesajı Göster
Sizin usta verdiği cevaplarla bu işin adamı olmadığını belli ediyor.Bu tipler jeoloji yide bildikleri için,jeoloji mühendizinede gerek yok.
Zaten bana göre de asıl mesele bu. Gerçi adam sondör. Parasını bu işden kazanıyor. Konuyu senden, bende iyi bildiği kesin ama güven vermiyor işte.

Bana göre konu jeoloji değil jeofizik. Yani jeoloji mühendisi değil jeofizik mühendisi olması daha uygun. Zaten düzenlenen raporun adı da jeofizik rapor. Yapılan işlem de Jeofizik Rezistivite Etüdüdür. Ama Bu konuda jeoloji, jeofizik, inşaat hatta maden mühendislerinin kıyasıya kapışma içindedirler.

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi hk50 Mesajı Göster
Jeofizik Rezistivite EtüdüGörülen haritalar gizlidir ve TSK tarafından hazırlanmış özel izne tabidir.
Benim de pek çözemediğim konu bu. Neden gizli? TSK nınbu işle ilintisi ne? Düşman gelip gizli sondaj mı yapacak endişesi var?

Hem bu haritaların suyuyu muyu göstermesi de söz konusu değil. Haritaların verdiği bilgi; elektrik geçirgenliğine dayalı olarak zemin yapısının ne olduğunu göstermesidir.

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi hk50 Mesajı Göster
veya paran çok olaçak.


Bu düşüncene yürekten katılıyorum. saygılarımla


Düzenleyen s.serdar : 21-02-2012 saat 17:11 Neden: yazım hatası nedeniyele
s.serdar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-02-2012, 21:04   #9
Ağaç Dostu
 
hk50's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2010
Şehir: Niğde
Mesajlar: 2,896
Galeri: 14
Tam zamanını bilemem ama 1936 yılından kalma.Yeraltı su rezervi ,
Yani s.serdar. 1936 bürotlarının uyguladığı kanun dersem ,sanırım ne demek istediğimi anlatmış olurum.
Saygılarımla.

hk50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-03-2012, 10:18   #10
Ağaç Dostu
 
mrduran's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-08-2011
Şehir: İzmir
Mesajlar: 1,536
Merhaba sayın S.Serdar;

Güzel anlatımıza devam lütfen. Ama bu konuyu bitirme adına, ama başka ilginç konularda.

Dizinlerdeki uslûb ve cümle sıralanışları tam bizim dilimiz, halk ağzı. Hele maharetle saklanan ince espri yok mu...

Katkıda bulunan herkese sağlık dileklerimle teşekkür ederim efendim.

Saygılarımla lütfen.

mrduran Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 06-03-2012, 22:15   #11
Ağaç Dostu
 
hk50's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2010
Şehir: Niğde
Mesajlar: 2,896
Galeri: 14
Şimdi yeraltı suyu aramak için Bilimsel yöntem yerine Çubukçular çıktı.Çubukçular araçılığıyla yeraltı suyu bulan arkadaşlar varmı?Güvenilirliklerini öğrenmek için soruyorum.Çubukla su bulmanın ne olduğunu bilmiyen arkadaşlar varsa eğer sorarlarsa söylerim.

hk50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 06-03-2012, 23:05   #12
Ağaç Dostu
 
Çamtepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-12-2010
Şehir: İstanbul, Çanakkale, İzmir
Mesajlar: 646
Bir efsane olarak çok dillendiriliyor. Sanırım her bölgede bu tür bir bakır çubukçu var.. Bulduklarını iddia ediyorlar.. Ama benim anladığım kadarı ile bu kişiler biraz tecrübenin yardımı ile arazi meyili, toprak yapısı ve topraktaki bitki örtüsünü sezinleyerek bu işi yapıyorlar, şansları da varsa su çıkıyor gibi tahmin ediyorum..

Örneğin bizim tarlada yabani nane bir hat boyunca çıkıyor.. Bakıcı abimiz, yılların kurdu.. Yabani nanenin bu şekilde çıkması burada bir su sızıntısı olduğu anlamına gelir diyor..

Aynı şekilde fidan çukuru açan kepçe operatörümüz de bir noktadan özel bir tür toprak katmanı çıkınca bunun suyun varlığına delalet olduğunu söylemişti, belki bulurum diye epey bir kazdı durdu ama sonuçta suyu bulamadı..

Bu su arayıcıları ile ilgili en çok dalgayı yakınlardaki bir köyün muhtarı geçiyor.. Bunlar meyveci bir köy halkı.. Suları dağdan geliyor ama üretime yetmiyor. Sonuçta nispeten paralı bir köy oldukları için bunların kapısını envai çeşit sondajcı, bakır çubukçu aşındırmış senelerce.. Çöllerde Araplara sondaj yapanlar bile gelmiş.. Artık o kadar tecrübelenmişler ki gülüp geçiyorlar bu "sondajcı"'lara.. Kuyuyu kazarsın, suyu çıkartırsın, bir gün akıtırsın, eğer su azalmazsa o zaman sana para diyorlar. Aksi takdirde beş kuruş vermiyorlar..

Bir de bana tavsiyeleri "gööz yaşı kadar suylan meyve neyin olmaaaz" diyorlar.. Valla ne diyeyim, haklılar ama ben şimdilik göz yaşı kadar su ile idare ediyorum

Çamtepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-03-2012, 03:57   #13
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-10-2011
Şehir: ankara
Mesajlar: 1,449
Galeri: 1
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi hk50 Mesajı Göster
Şimdi yeraltı suyu aramak için Bilimsel yöntem yerine Çubukçular çıktı.Çubukçular araçılığıyla yeraltı suyu bulan arkadaşlar varmı?Güvenilirliklerini öğrenmek için soruyorum.Çubukla su bulmanın ne olduğunu bilmiyen arkadaşlar varsa eğer sorarlarsa söylerim.
Bu konu da benim yıllarca merak içinde bırakmış olup, kişisel izlenim ve deneyimlerimi ve düşüncelerimi paylaşayım dedim.

HİKAYE 1
Yıllarla önce yazın Alanya'da yazlıktayım. Evdeki hayatın tamamı balkonda geçiyor. Yine balkonda iken yaşlı ve siteden olmadığını tahmin ettiğim bir adamın sitenin bahçelerinde gezindiği dikkatimi çekti. İki eli önde sanki bir şey tutuyor ve başı o tuttuğu şeye bakıyordu. Balkonlar panoramik. Sitenin her bir tarafını görebiliyorum. Yaşlı adam bir o tarafta, bir bu tarafta öylece geziniyor. Sonradan site yöneticilerininden birinin adamı arkasından takip ettiğini fark ettim. Biraz daha zaman geçince yaşlı adam yine önde, ortada yönetici arkasında da bisiklet üzerinde 8-10 kadar sitenin çocukları. Fareli Köyü kavalcısı gibi 1-2 saat gezinip durdular. Çokta önemsememiştim bu olayı o anda.

Bir iki saat sonra hadi deniz yapalım diye evden çıktık sahile doğru yürürken adamı takip eden yönetici ile karşılaştım. Durumu sordum. Su arıyouz dedi. Yaşlı adamın elinde Y şeklinde ağaç dalı varmış. Tespitlerine göre 7-8 noktadan su çıkabileceğini bildirmiş.

Ertesi sabah basit bir sondaj aracı geldi bahçenin içerisine. Konya- Isparta yöresinda pat-pat dedikleri su motorundan (pancar motor) imal edilmiş kamyonet gibi bir şeydi. 2-3 metrelikte bir sondaj kulesi vardı üstünde. Resmi aşağıda olan alanda site forseptiklerine 5-6 metre uzaklıkaki bir yerde kulesini kadırıp sondaj hazırlıklarına başladı. Site yöneticileride nerdeyse tam kadro oradaydılar.

Name:  a2.jpg
Views: 12625
Size:  46.3 KB

İşimi gücümü bırakıp gittim makinanın yanına. Çok yakında en az benim bildiğim 2 forseptik vardı. Yapmayın burada sondaj dedim. Çıkacak sudan hayır gelmez ikazında bulundum. Ben sitenin ilk inşaat halini çok iyi bildiğim ve sondajın yapıldığı o noktanın site yapılmazdan önce tamamıyle deniz kumu ve sera toprağı olduğunu da hatırlattım.

Yöneticiler, bizde forseptiklere yakın olduğumuzu biliyoruz. Ancak en iyi ve bol suyun burada olduğunu tesbit etmiş o yaşlı amca dediler. Zemin deniz kumu ve sera toprağı olduğunda, bir iki saatte 3-4 metre derine indiler ve su çıktı dediler.

Ancak forseptik korkusu diğer yöneticileride endişlendirdiğinden, sondajı kesip su olabilecek diğer noktalara yöneldiler. 3-4 gün içinde değişik 5-6 noktada 8-10 metrelik sondajlar yaptılar ancak hiç birinden olumlu sonuç elde edemediler.

Aradan 3-5 gün geçti, ben bir süreliğine Ankara döndüm. Sanırım 20-25 gün sonra gene yazlığa kaçtığımda, daha bavulları açarken forseptiklerin yakınındaki o noktada keson kuyu açmaya başladıklarını hayretle gördüm. Yönetime gidip durumu bir kere daha anlatayım dedim. Yöneticilerden birini buldum. Serdar bey sitenin su kuylarını deniz suyu bastı. Musluklardan tuzlu su akıyor. Köyden bağlantı yapıp su almaya çalışıyoruz. Bari bahçe sulamasını buradan çıkabilecek suyla yapmayı amaçlıyoruz yanıtı aldım.

Gerçekten yaz aylarını sonuna geliyorduk ve musluklardan iğrenç bir su akıyordu. Tatili düşündüğümüzden kısa kesip, pek çok site sakini gibi Ankara'ya döndük.

İş güç derken biz bu durumu unuttuk. Aradan aylar geçti, yıl döndü, bir daha ki senenin yazı geldi. Bizimde aklımıza su durumu ne oldu sorusu düştü. Yönetimin bu konudaki yaklaşımını tasvip etmediğim için erkenci komşuları arayıp sordum. Sular akıyor mu? problem var mı? gelelim mi yazlığa diye.

Köyden su bağlantısı alınmış, sular çokkk güzel ve bol dediler. Atladık gittik bize tabi. Geldiğimizde gördük ki Forseptik yakınında başlanılan keson kuyu bitmiş hizmete verilmiş ve buradan elde edilen su tamamiyle bahçe ve yeşil alanların sulamasına tahsis edilmiş. Evlere ise köyden gelen su veriliyor.

Buldum yöneticilerden birini gene. Keson kuyunun suyu nasıl? Sağlıklı mı? Bol mu diye?

Serdar bey 3-4 metre derinlikte bir yer altı nehri yakalamışız. Suyu kış boyu 15 günde bir tahlil ettirdik hiç enişeniz olmasın, her tahlilde aynen şaşal suyu gibi sağlıklı çıktı. Site ile deniz arasında hazineden kiraladığımız 50 dönümlük alanı çimleyip, bu su ile sabah akşam sulayacağız projesi yapıyoruz dedi.

Zaman geçti, denilenler aynen gerçekleşti. Altı tamamiyle deniz kumu olan alanlar islah edilip yemyeşil hale getirildi. Şu an 75-80 dönüm yeşil alan halen bu su ile yıllardır sabah akşam sulanmakta.

Sonrada ögrendim ki, o yaşlı amcanın elindeki Y şeklindeki ağaç dut dalı imiş. Şu anda suyu bulan o yaşlı amacanın hayatta olduğunu sanmıyorum. Eğer hala hayatta ise Allah nice sağlıklı ve uzun bir yaşam versin. Hakkın Rahmetine kavuştu ise nur içinde yatsın, toprağı bol olsun.

HİKAYE : 2

Ankara civarında sorumluluğumda bulunan derin kuyuların bakım, arıza ve onarımlarını yaptırdığım bir ustam var. Sevdiğim güvendiğim bir usta. Senelerdir beraber çalışırız. Bizzat kendisinden ve yanında çalışanlarından duyduğum şekliyle aktarıyorum.

Olay yerini anımsıyamıyorum ama Ankara yakınlarında bir yer. Bir müşterisi derin kuyusundaki arıza ve bakım için devamlı bizim ustayı çağırıyor. Usta artık gelip gitmekten bıkmış. Abi su az, pompa büyük, müşteri titiz. Her Pazartesi, her Cuma kuyu ve bağlı olduğu su deposundayım. Pompanın çıkışındaki vanayı kısıyorum, depo dolmuyor şikayeti alıyorum. Vana tam açınca su bitti ikazı geliyor, Depo şamandıralarını bir yükseltiyorum bir düşürüyorum, müşteriyi bir türlü memnun edemiyorum. Çok kurçalamaktan, buna dayalı olarak da pompanın sık sık devreye girip çıkmasından 2-3 pompayı yok yere yaktık.

Gene bir gün müşterisi aramış. Atla gel yarın, bir keşif yapacağız demiş. Aldım yanıma lazım olabilecek her türlü malzeme ve yedek parçayı, bakalım müşteri gene ne iş buyuracak diye gitmiş. Kuyunun bulunduğu arazide bir adamın elinde iki bakır çubukla dolaştığına şahit olmuş. Müşterinin kuyusuna oldukça yakın bir mesafede bir noktayı işaret edip burada su var demiş. Bizim usta orada su varsa, mevcut kuyuya akıyordu yanıtını vermiş. Çubuklu adam bu su başka, mevcut kuyu ile ilgisi yok buradaki suyun demiş.

Nasıl anladın su olduğunu deyince, çubuklu adam göstermiş nasıl olduğunu. L şeklinde iki bakır çubuğu yere paralel tutuyor ve arazide geziniyormuş. Su olan noktada birbirine paralel ve yatay olan çubuklar bir birine doğru kapandığında nah su burada demiş adam. Bizim usta oldukça bilimseldir. Pek inanmaz böyle hurafelere. Ancak bir de ben deneyeyim dediğinde aynen su olduğu iddia edilen noktaya geldiğinde, elimde tuttuğu çubuklar birbirini çekmeye ve kapanmaya başladığını hayretle görmüş. Bana abi inanmasın olmaz böyle şey. Hareketsiz konuma olan çubukların birbirlerine yaklaşıp kapanması korkutmuş bizim ustayı. Yanında ki kalfası bir de ben deneyeyim demiş. Kalfa da bana aynen aktardı. Abi kapanınca çubuklar korktum hatta fırlatım elimden diye.

Müşterisi sormuş bizim ustaya burada sondaj yapsak olur mu diye? Ben karışmam, para senin, mülk senin. Merakını yenmek için istersen dene. Ama sen dedin deyip bana sorumluluk getirme. Hem senin kuyuya da çok yakın yeri. Suyun çıkacağı kesin bile olsa, sondaj ruhsatı ve kullanım belgesi alamazsın yakınlıktan dolayı demiş. Yaz dönemi işler yoğun olduğu için fazla oyalanmadan ayrılmış oradan.

Aklımda kaldığı kadarı ile sonradan öğrediğine göre, sondaj yapılmış ve bol bir su çıkarılmış o bakır çubukların belirlediği noktadan.

Gelelim benim bu konuda düşündüklerime.

Birine bizat şahit oldum. Diğeri de doğruluğuna kesinlikle inandığım iki farklı yöntem ve uygulama olumlu sonuç vermiş durumda.

Ancak ben bunun bilimselliğine kesinlikle inanmıyorum. Bu hususta internetteki kaynaklarda son derece yetersiz ve bilimsellikten uzak. Hatta çoğu ipe sapa gelmez, saçma ve işin ilim ve fennine aykırı.

İnternette bu yolla altın ve define bulunduğunu iddia edenlerin video görüntüleri bile var. Adamın ayağında çatlak patlak, ayakkabı, kıçına giyecek donu bile yok, bakır çubuklarla toprağın altındaki altın ve definenin nasıl bulunacağını anlatıyor. Kelin ilaçı olsa kendi başına sürerdi misali.

Aha iş de videolardan biri:

veysel define arama bakır çubuk tanıtımı 1 - YouTube

Kimi ağız laf yapan, az çok okuma yazma bilen, az çok da internete girip çıkmasını öğrenmiş olan, diyor ki elektromanyatik alan etkilenmesi, kimi diyor ne olduğunu bilmediğimiz radyestezi, kimi daha da fazla uçuyor ve negatif gelen bir radyasyonun saptanmasıdır diye bir teşhis koyuyor.

Hatta eski Mısır'da piramitlerde kablosuz elektrik kullanıldığını ileri sürenler bile çıkıyor. Fiziğin F'sini, Kimyanın K'sını, Radyasyonun R'sini bilmeyenler, internette ulema olmuş kol geziniyorlar.

Ancak bu günün sahip olduğu bilim ve teknolojinin bazen yetersiz kaldığını, bazı şeyleri açıklamaktan uzak düştüğünü, en azından ortaya konulan iddia ve beyanları çürütebilmekten aciz kaldığını da hissedebiliyorum.

Ankara'yı bilener bilir. Çinçin diye bir mahallemiz vardır burada. Bu semt sakinleri adamın cüzdanını 10 metre öteden çekip alırlar da, ruhun bile duymaz.

Sanki böyle bir şeymiş gibi geliyor bana dalla çubukla su arayıp bulmak.

Belki sayın hk 50, bu konuda bizlere aydınlatıcı bazı açıklamalar getirir.
Ancak her açıklamanın bilimsel izahını beklediğimi belirtmek isterim.

Elektromanyetik alan deyip, buna bağlı olarak bakır çubukların oynaşmasını kabul etmem mümkün olmadığı gibi uzaydan olduğu kadar sadece toprakda ve bir miktarda suda olabilecek dengesiz elementlerden yayılan radyasyona dayandırmak da tatmin etmez beni...

Saygılarımla.

Eklenen Resimler
 

Düzenleyen s.serdar : 09-03-2012 saat 02:01
s.serdar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-03-2012, 13:08   #14
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-02-2008
Şehir: hatay
Mesajlar: 162
Ben bu çubuk olayının kan grubu ile alakalı olduğunu biliyorum. bu işi yapabilenler sıfır Rh- olan kişiler. ben de bu olaylara şahit oldum.

çaça Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-03-2012, 22:16   #15
Ağaç Dostu
 
hk50's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2010
Şehir: Niğde
Mesajlar: 2,896
Galeri: 14
Sn s serdar.
Bir söz vardır (Ata sözü ) Denizin dibine kuyu kazılmaz diye.Teşekkür ederim izahı yapılmış.
Benim diyeçeklerimkide sizinkinden farklı değildi.
Ançak şu kadar ilave ediyim.Bu iş paraya dönüştü.2-3 milyarlar istenmiye başladı.
Saygılarımla.

hk50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-04-2012, 11:31   #16
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 13-04-2007
Şehir: balıkesir
Mesajlar: 91
Sulama amaçlı sondaj

Dört dönümlük bahçeme sulama amaçlı su sondajı yaptırmayı düşünüyorum iyisinden yap deyip geçelim mi? Nelere dikkat edelim?

dtlevent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-07-2012, 03:17   #17
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-10-2011
Şehir: ankara
Mesajlar: 1,449
Galeri: 1
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi dtlevent Mesajı Göster
Dört dönümlük bahçeme sulama amaçlı su sondajı yaptırmayı düşünüyorum iyisinden yap deyip geçelim mi? Nelere dikkat edelim?
Sayın dtlevent.

Konu iradem dışı olarak farklı bir bölüme taşınmış olduğundan, sorunuz malesef dikkatimden kaçmıştır.

Aradan bayağı bir zaman geçmiş olduğu için sormak durumundayım. İsteğiniz hala geçerli midir?

Saygılarımla.

s.serdar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-12-2015, 18:19   #18
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 24-12-2010
Şehir: KOCAELİ
Mesajlar: 51
Sevgili arkadaşlar,

Ben de radyesteziyi uyguluyorum. yer altındaki mantarları ve suyu bulabiliyorum. Hemen itiraz edenler olacak. Ben de, ilk zamanlarda kabullenmedim. üniversiteye gidip durumu anlattım, ilgilenmediler.
Şu kadarını söyleyeyim. Her alanda kullanılan bir bilimdir radyestezi. Ülkemizde kabul görmeyen bu konu,Fransa,Rusya,Amerika vs ülkelerde en az 100 senedir kullanılmakta ve araştırmalar devam etmektedir.
Bu yazıma katkıda bulunmak isteyenler, önce internette bir gezinsinler.
Kullandığım malzemeler:
Kabuk tarçın
Yöresel adı 'patlangaç' olan Bozüyük'te bulunabilen ağaç
misvak
Bu üç malzemeden de ayrı ayrı yararlanıyorum.
Bu üç malzemeyi de, L şekline getirip, ayrı ayrı kullanıyorum.
Detaylı sorularınızı bekliyorum.

Saygılarımla.

sırça Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-12-2015, 18:28   #19
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 24-12-2010
Şehir: KOCAELİ
Mesajlar: 51
Olumlu ve olumsuz eleştirilerinizi bekler saygılar sunarım

sırça Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-12-2015, 23:02   #20
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 14-05-2014
Şehir: NEVŞEHİR
Mesajlar: 3
Ayrıntı bilgi verirsen sevinirim

sakaci50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-12-2015, 17:15   #21
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 24-12-2010
Şehir: KOCAELİ
Mesajlar: 51
Elimizde L şeklinde çubuklar var. Bu çubuk, kabuk tarçın,mürver ve misvak. Her üçü de, mantar,altın ve suya çevrildiğinde L şeklindeki çubukların,uzun kısımları üst üste paralel hale geliyorlar. Toprak altı üstü fark etmiyor.
Herkese dönmediğinden , çok kişiye deneme yaptırılırsa döndüren çıkacaktır.
Sevgi ile,
Not: L şeklini tarif edeyim. iki yumruk uzunluğundaki ağacı,bir yumruk uzunluğundaki ağaçla selobantla bantlıyorsunuz o kadar.Ağaçlar kara kalem kalınlığında veya biraz daha kalın olabilir. iki elinize iki tane yapıp,Küçük tarafı avcunuzla tutacaksınız. Eğer sizde özellik varsa dönecektir.

sakaci50 beğendi.
sırça Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-12-2015, 22:45   #22
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 14-05-2014
Şehir: NEVŞEHİR
Mesajlar: 3
Cevap verdiğiniz için teşekkürler.
Çubukları üç parça yapıyoruz tamam.
Çubukları yaparken tek cins ağaç mı kullanıyoruz.
Bahsettiğiniz ağaçlar beraber kullanılıyorsa sap kısmından başlayarak sırası verebilirmisin.
Minareli nasıl eliyorsun
Şu ararkan derinlik ve debi yı hangi yöntemle bakıyorsunuz.daha
Mantar bakarken cins ve zehirli ayrımı yapabiliyor musun.
Çubukları paralel değilde çapraz olarak sinyal veriyor sanırım , verdiği değişik sinyaller varmı ? .teşekkürler .
Bende metall çubuklar var ve mineralleri tam eliyemedim.

sakaci50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-12-2015, 19:06   #23
Ağaç Dostu
 
tarku's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-05-2010
Şehir: konya
Mesajlar: 958
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi sakaci50 Mesajı Göster
Cevap verdiğiniz için teşekkürler.
Çubukları üç parça yapıyoruz tamam.
Çubukları yaparken tek cins ağaç mı kullanıyoruz.
Bahsettiğiniz ağaçlar beraber kullanılıyorsa sap kısmından başlayarak sırası verebilirmisin.
Minareli nasıl eliyorsun
Şu ararkan derinlik ve debi yı hangi yöntemle bakıyorsunuz.daha
Mantar bakarken cins ve zehirli ayrımı yapabiliyor musun.
Çubukları paralel değilde çapraz olarak sinyal veriyor sanırım , verdiği değişik sinyaller varmı ? .teşekkürler .
Bende metall çubuklar var ve mineralleri tam eliyemedim.
Çubuklar değişik ağaçlardan olabiliyor. dut, söğüt vs. Hangi ağacı tercih ederseniz o ağacı kullanın. 3 parça farklı ağaçtan olacak diye bir kural yok. suyun mesafesini ve debisini biliyorum diyen yalan söyler. Mineralleri elemek istiyorsan dedektör al.
Mantar konusuna gelirsek, bazı ağaçlar zehirli zehirsiz mantarı ayırdığı gibi yemek tarifi bile veriyor .

tarku Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-12-2015, 14:59   #24
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 14-05-2014
Şehir: NEVŞEHİR
Mesajlar: 3
Minerali tam ayıran dedekktör hala yapılamadı ama yüzeysel aramada iş görüyor.
Zehirli , zararlı bozuk ayrımı yapan lecher anteni vbg var.
Derinlik +, yön +, depi+-., durgun rezerv ? (Lecher anteni ile vgb tesbit edenler var. )
Yemek tarifi yapanı bilmiyordum sizin sayenizde duymuş oldum.
Bilgileriniz için teşekkürler.

sakaci50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-12-2015, 11:45   #25
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 24-12-2010
Şehir: KOCAELİ
Mesajlar: 51
Sevgili arkadaşlar,
Olayı mizahi hale getirmeniz hoşuma gitti. RADİESTHESY, Türkiye'de kabul görmeyen bir bilimdir.
Radyo sinyallerinin bazı insanlar tarafından,yardımcı araçlarla bulunmasıdır.Bu yardımcı araçlar: metaller, taşlar, ağaçlar, düşünce v.s olabilir. Bu malzemeleri,bazıları L şeklinde, bazıları, üçgen şeklinde,bazıları da şakül şeklinde kullanabilir.
Şakacı 50 ' Çubukları üç parça yapıyoruz tamam.' demişsiniz.
İfade edemedim galiba. Misvak, patlangaç, tarçın bu üçünü de ayrı ayrı döndürebilen şahıstan bahsettim.
Örnek verirsek, bir karış uzunluğundaki misvakla, yarısı uzunluğundaki başka misvakı, selobantla L şeklinde bantlayın( küçük misvak biraz ince olursa,diğer misvakın içini yarıp,oturtabilirsiniz.)
Bu sistemden iki tane yapıp,iki elinizle tutuyorsunuz. L şeklindeki misvakların ince ve küçük kısmı avucunuza alıp,yere parelel tutup yürüdüğünüzde, aşağıdaki altın veya mantar (kültür tercih edilmez) üzerine gelindiğinde, elinizdeki misvak çubukların uzun kısımları %100 dönecektir.
Bu ağacı döndüreni bulun, daha sonra, ağaca sorular sorup her şeyi öğrenebilirsiniz.
Sevgi ile,

sakaci50 ve saleri beğendi.
sırça Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 12:43.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019