agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Mutfak > Mutfak - Diğerleri
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni5Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 11-01-2008, 11:14   #1
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,468
Galeri: 225
Kocakarı ilaçları üzerine...

Teknoloji bize pek çok kolaylıklar sağlıyor, ama bedelini de gerek parasal yük olarak, gerekse doğanın yıpranmasına katlanarak ödüyoruz. Bu nedenle olsa gerek son yıllarda insanlarda doğala ve doğaya dönüş istekleri ağır basmaya başladı. Şifalı bitkiler hayli zamandır bizde ve dünyada popüler olmaya devam ediyo. Bir anlamda eskiye dönüş özlemi olsa gerek...

Anadolu’nun, bulunduğu geniş coğrafya içinde bitki örtüsü açısından zengin bir çeşitliliğe sahip olduğu biliniyor. Bu nedenle, bizde kökleri tarih öncesine kadar dayanan bir şifalı bitkiler kültürü gelişmiştir. Öyle ki Milattan önceki yıllarda (MÖ 3000 gibi) bitkilerle tedavi yöntemlerinden pek çoğu günümüze kadar aynısıyla uygulana gelmiştir. Boğazköy’de yapılan kazılarda çıkan kil tabletlerdeki bilgilerden Hititlerin mazı, sarımsak, hardal, meyan kökü, oğul otu, haşhaş (Hitit dilinde haşika) , banotu, badem gibi pek çok bitkinin hastalıkların tedavisinde bilinçli bir şekilde kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır. Daha sonraki dönemlerde Anadolu üzerinden gelip geçen diğer uygarlıkların da katkısıyla beslenen bu bilgilerin kulaktan kulağa yayıldığını ve kırsal kesimlerde özellikle yaşlı kadınlar tarafından belleklerde tutulduğunu, bu nedenle de bitki karışımlarıyla yapılan tedavi şekline koca karı ilacı denilmiş olduğunu sanmaktayım.

Neden yaşlı erkekler değil de kadınlar derseniz, feodal toplumlarda kadınlar ev içinde olup biten tüm sıkıntılardan sorumludur. Hastalık ise en ağır sıkıntılardandır. Gençlerin çağları gereği hastalıklarını umursamayacaklarını düşünürsek, bu işin hastalık baskısını en çok hisseden yaşlılara kalması doğaldır. O dönemlerde genç bir gelinin, evinde biri hastalığında akıl danışmak için başvuracağı ilk kişi çevresinde bulunan yaşlı bir kadın olacaktır. Zaten her kırsalda koca karı ilaçları hazırlamada uzman olarak kabul edilen birkaç yaşlı kadın vardı. Daha sonra bu işe erkeklerde teşne olmaya başlamış olup, artık günümüzde hemen hemen her aktar kocakarı ilaçları konusunda uzmanlaşmıştır!.. Basit hastalıklarda (nezle, hafif üşütme, gripten korunma vs gibi) bilgileri ve önerileri işe yarayabilir. Ama, ağır hastalıklarda hekimlerden şaşmamak gerekir.

Not: (Koca Karı ilaçlarının çıkış öyküsü tamamen kendim tarafından uydurulmuş olduğu için hiç bir bilimsel özellik taşımamaktadır. Aman yanılmayın…)

 
hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2008, 17:06   #2
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,766
Galeri: 90
Sorunsuz kullanılan kocakarı ilaçları

Nane Limon

Tek kişilik hazırlanan ilaçlardan biridir En azından ben öyle hatırlıyorum. Kimin midesi bulanıyor ya da ağrıyorsa; nezle, grip belirtileri göstermeye ve öksürmeye, boğazı ağrımaya başladıysa nane-limon ikilisi hazırlanır...

Önce cezvede bir su bardağı kadar su kaynatılır. İçine bir yemek kaşığı kadar kuru nane atılır. Bir taşım kaynatılır, üzeri kapatılarak demlenmeye alınır. 6-7 dakika sonra, içine yarım limon sıkılır, biraz şeker ilave edilir.

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2008, 21:15   #3
Ağaç Dostu
 
İklimsiz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 11-03-2007
Şehir: Giresun
Mesajlar: 2,484
Galeri: 53
Maydanoz

Sivrisinek kaşıntıları için:

Maydanozun yaprakları iki parmak arasında ezilir, çıkan su, sivrisinek sokması yüzünden kaşınan yerlere sürülür. Kaşıntıyı giderir.

mobolla ve _nagihan_ beğendi.
İklimsiz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2008, 21:39   #4
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Karadut şurubu

Karadut şurubu

Karadut meyvelerinden hazırlanan şurup, ağız ve boğaz hastalıklarında, bilhassa çocuklarda sık rastlanan pamukçuk'ta çok kullanılmaktadır.

Babaannem bu şurubu kendi hazırlar, şikayetlerimizde birkaç damla verirdi. Lezzeti okadar güzeldi ki, şikayetimiz geçse de biz söylemez, dut şurubu tedavisini uzatırdık.

Karadut şurubu şöyle hazırlanır;

500 gr. taze karadut meyvesi (Morus nigra L.), 500 gr. toz şekerle birlikte bir taşım kaynatılır ve sıcak iken bezden süzülür.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2008, 22:17   #5
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Sarı kantaron yağı

Yanık yaraları ve çıbanlarda pansuman yapmak için kullanılır.
Ben sarı kantaron yağını, bahçemdeki kedilerin yaralarını tedavi etmekte kullanıyorum ve yaralar hızla iyileşiyor.
Sarı kantaron (Binbirdelikotu) yağı şöyle hazırlanır;
Bir şişeye 100 gr. taze veya kurutulmuş sarı kantaron çiçeği (Hypericum perforatum) ve 250 gr. zeytinyağı konur. Bu karışım ara sıra çalkalanarak 15 gün güneşte bırakılır. Bu müddet sonunda pamuktan süzülür.
Yağın rengi kırmızı olacaktır.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2008, 23:01   #6
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
Hypericum perforatum çiçeklerini kendiniz mi yetiştiriyorsunuz?

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 00:02   #7
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Ben yetiştirmiyorum denizakvaryumu, çevredeki zeytinliklerde bol miktarda kendiliğinden yetişiyor, bahçemde de birkaç kök kendiliğinden çıktı, otları yolarken onları sökmemeye dikkat ediyorum, yakında çoğalabilirler.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 00:20   #8
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Biberiyelerin içinde yetişen sarı kantaron çiçeği, çoğalsın diye bıraktım.

Eklenen Resimler
 
Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 00:40   #9
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Keten tohumu lapası

Ev yapımı ilaçların ilk aklıma gelenidir. Boğazımız ağrıdığında hemen hazırlanıp, uygulanırdı.
Keten tohumu (Linum usitatissunum bitkisinin tohumları-semen Lini) haricen lapa halinde yumuşatıcı ve ağrı azaltıcı olarak etkilidir.
Toz haline getirilmiş keten tohumları kafi miktar su ile lapa kıvamında pişirilip, sıcak iken tülbent arasında ağrıyan yere sarılır.
Öksürük kesmek için lapa göğüs üzerine konulur.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 00:48   #10
Ağaç Dostu
 
zenfree's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 5,673
Galeri: 341
İsveç Şurubu ( İsveç İksiri)

İÇTEN KULLANIMI
Günde 1-4 defa 1-2 çay kaşığı iksir ılık su veya bitki çayına katılarak kullanılır. Çocuklarda miktar yarıya indirilir. Konuyla ilgili yeterli bilimsel araştırma yapılmadığından gebelik sürecinde **** 10 yaş altı çocuklarda içten kullanımın sakıncalı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır .
Dikkat!
Süt ile birlikte içilmemelidir.

-Mide: Mide krampları, kolit ağrıları, ağır yemeklerden sonraki zorlanma için 1-3 yemek kaşığı sade veya aynı miktarda su ile karıştırılarak içilir. Mide-bağırsak gazlarında, 2-3 tatlı kaşığı iksir rezene-anason-kimyon çayına karıştırılarak içilir.

-Kan temizliği: 3-4 haftalık bir kür uygulanır; günde 3-4 defa,1 tatlı kaşığı iksir ısırgan otu-civanperçemi çayına katılarak içilir.
-Uykusuzluk: 1 tatlı kaşığı iksir kediotu çayına katılıp yatmadan yarım saat önce içilir. Sinirsel uykusuzluklarda kalp bölgesine iksirle masaj da yapılabilir.
-Ağız-diş-boğaz: Gırtlak, yutak ve dişeti iltihaplarında, dişeti çekilmesi ve kanamasında, diş ağrılarında, haftada bir, sade veya aynı miktarda su ile karıştırılan bir yudum iksir ağızda dolaştırılır **** gargara yapılır. Ancak diş etine iksir bastırılmamalıdır, uzun süreli bastırma tahriş edebilir. Diş etlerini sarartmaması için kullanımdan kısa bir süre sonra da dişler fırçalanmalıdır. Boğaz ağrısı ve yutkunma zorluklarında sabah, öğle, akşam 3-4 damla yutulur.
-Safra kesesi ağrıları: sabah-akşam 1 dolu yemek kaşığı içilir, gece birkaç damla ağrıyan yere bastırılır.
-Ödem: 6 hafta süreyle sabah-akşam 1 dolu yemek kaşığı iksir içilir.
-Hemoroit: Hem memelere dıştan sürülerek hem de içilerek
-Sarılık: İçilerek ve karaciğer üzerine bastırılarak
-Kanser: 2-3 tatlı kaşığı iksir sade veya aynı miktarda ılık su **** bitki çayı ile karıştırılarak içilir. Bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve antioksidan oluşundan dolayı tüm kanser türlerinde tedaviye destek olarak kullanılabilir. Herhangi bir rahatsızlığı olmayanlar da vücuda canlılık kazandırmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek ve bulaşıcı hastalıklara karşı korunmak amacıyla kullanabilir.
-Ayrıca; Kabızlığı giderir, karaciğeri rahatlatır; bulantı ve baş dönmelerinde, kansızlık ve anemide, tüberkülozda, vajina akıntılarında, el ve ayak titremelerinde kullanılabilir.

DIŞTAN KULLANIMI
Yaralanmalarda, eziklerde, çarpmalardan oluşan şişliklerde, el, ayak, bilek burkulmalarında, hafif yanıklarda, kas ağrılarında, iksirle ıslatılan pamuk ya da bez sorunlu bölgeye uzun süre bastırılır.
Bazı duyarlı derileri tahriş etmemesi **** kurutmaması için sürülecek bölge susam yağı, zeytin yağı veya yağlı bir kremle nemlendirilmelidir

-Kulak Ağrısı: dış kulak ağzındaki sivilce ve kabuklanmalarda, kulak uğuldamasında, akşam kulak içine biraz zeytin veya susam yağı sürülür, iksirle biraz ıslatılmış pamuk koyulur, sabaha kadar bekletilir.
-Burun İçindeki Kabuklanmalar: İksirli pamukla sık sık nemlendirilir.
-Arı, Böcek ve Sivrisinek Sokmalarında: Hemen iksirle ıslatılmış pamuk bastırılır. Bu tür ısırıklara karşı önceden iksir sürülebilir.
-Kapanmayan Yara, Ezik, Çarpmadan Oluşan Şişlik, El, Ayak, Bilek Burkulmaları,

Kas Ağrıları: İksirle ıslatılmış pamuk bastırılır. Bastırma uzun süreli olmalıdır. Mümkünse gece yapıp sabaha kadar beklenmelidir.
-Hafif Yanık ve Haşlanmalar, Güneş Yanıkları: İlk yardım olarak İksirli pamuk bastırılır **** sık sık sürülür.
-Dudak Uçuk ve Çatlakları, İltihaplı Sivilceler, Oluşum Aşamasındaki Çıbanlar: İksirli pamuk bastırılır **** sık sık sürülerek nemli tutulur.
-Akıntılı Nezle ve Tıkanıklık: 5 kat suyla seyreltilerek burna çekilir.
-Nasır: Nasırların üzerine iksirle ıslatılmış pamuk konur ve yara bandıyla hava almayacak şekilde örtülür. En geç üç günde nasır köküyle beraber sökülür.
-Romatizma: Günde 3-4 defa,1 çorba kaşığı iksir kekik-kuşburnu çayına katılarak içilir. Gündüz iksirli pamuk **** bez uzun süreli bastırılır.

zenfree Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 00:50   #11
Ağaç Dostu
 
zenfree's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 5,673
Galeri: 341
Ben 8 yıldır evde mutlaka bulunduruyorum.
Baş ağrısı, uçuk, diş ağrısı, yanıklar, böcek sokmaları vs. kullanıyorum. Çok etkili olduğunu düşünüyorum.

zenfree Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 01:11   #12
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Kudretnarı yağı

Babaannem, hazırlayıp, olgunlaşması için güneş alan bir duvara astığı şişelerin içinde kudretnarı yağını hiç eksik etmezdi.
Kudretnarı yağı Midevi, yara iyi edici ve müshil etkilere sahiptir.
Kudretnarı, Momordica charantia bitkisinin olgun meyveleridir.
Olgun meyve, bir şişe içinde, bir miktar zeytin veya badem yağı ile 15 gün kadar güneşte tutulur. Bu müddetin sonunda meyve içinde bulunduğu yağ ile ezilir. Elde edilen karışım (Kudretnarı yağı) yara, çıban, veya ekzamalı kısımlar üzerine günde iki defa sürülür.
Olgun meyvelerin bal ile ezilmesiyle elde edilen macun mide ve barsak ülserlerine karşı dahilen kullanılmaktadır.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 01:16   #13
Ağaç Dostu
 
Sebahattin Sargın's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-12-2006
Şehir: Sakarya
Mesajlar: 4,157
Galeri: 345
Kantaron otu çiçeği ile Uludağa yaptığımız treeking sırasında tanışmıştık. O zamanlar bu çiçekten yağ elde edildiğinden haberim yoktu. Bir daha ki çıkışımda bir kaç kök alsam iyi olacak. Ferda Hanım böyle güzel ve bilgilendirici başlıklar açtığınız için teşekkür ederiz.

Sevgiler

Sebahattin Sargın Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 01:20   #14
Ağaç Dostu
 
zenfree's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 5,673
Galeri: 341
Ferda Hanım, bu tarifler için teşekkürler. İlgiyle takip ediyorum.

zenfree Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 01:31   #15
Ağaç Dostu
 
zenfree's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 5,673
Galeri: 341
Keten tohumunun yararları

Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi gelir
Bağırsakları yumuşatır, kabızlığa karşı iyi gelir
Kemikleri güçlendirir. Özellikle menopoz döneminde yararlı
Bağışıklık sistemini güçlendirir
Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir
Kalp-damar hastalıklarından korur
Kolesterol, şeker seviyesini dengeler
Yüksek tansiyonu düşürür
Romatizmal hastalıkları önler
Sinir sistemini güçlendirir
Hafızayı güçlendirir
Konsantrasyon bozukluğuna karşı iyi gelir
Yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir
Haricen kullanılarak yaraların çabuk iyileşmesini sağlar
Egzama ve sedef hastalıklarında kullanılır
Nasırlarda kompres olarak kullanılır
Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar
Ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir
Öksürüğü giderir
Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak
kullanılır

10 bin yıldır gıda olarak da kullanılan keten bitkisi, etkili bir gençlik, sağlık ve güzellik kaynağı. Keten tohumunda yok yok; Kolesterol düşürücü, felç, kanser, unutkanlık önleyici, bağırsak çalıştırıcı ve temizleyici etkisi bunlardan birkaçı. Uzmanlar, sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor.

zenfree Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 01:33   #16
Ağaç Dostu
 
zenfree's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 5,673
Galeri: 341
Keten tohumu nasıl tüketilir?

Kaynatılarak içilebilir.

Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir. Bir kaşık ağza
atıldıktan sonra arkasından su içilebilir.

Kavrulmuş olarak tüketildiğinde daha lezzetli olur. Keten
tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur, ama kavrulunca güzel
bir tada kavuşur.

Tohum şeklinde de tüketilebilir.

Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu
mamullere karıştırılarak da tüketilebilir.

Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından
yeterlidir. Dozunu kaçırmamakta yarar var.

Kaynak

zenfree Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 01:34   #17
Ağaç Dostu
 
Sebahattin Sargın's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-12-2006
Şehir: Sakarya
Mesajlar: 4,157
Galeri: 345
Bu sene yetiştireceğim Kudretnarımda bunu deniyeceğim. Kardeşimin ekzemasına iyi gelir belki. Gerçekten çok teşekkür ederiz Ferda Hanım, ilgi ile takip ediyoruz.

Sevgiler

Sebahattin Sargın Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 02:03   #18
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Pülüskün (Filiskin) Yağı

Mentha pulegium (Yarpuz-Filiskin-Pülüskün-Nene) Türünden elde edilen uçucu yağdır. (Oleum Menthae pulegii)
Kuvvet verici, hazmettirici, balgam ve safra söktürücü ve adet getirici etkilere sahiptir.
Kesme şeker üzerine damlatılarak günde 2-10 damla kullanılabilir.
Dedem zaman zaman pülüskün yağı almak için imalatının yapıldığı Beykoza giderdi.
Basit karın ağrılarına iyi geldiğini hatırlıyorum.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 02:45   #19
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Oğulotu (melissa) yaprağı

Melissa officinalis türünün taze veya kurutulmuş yapraklarıdır. (Folium Melissae)
Limon kokulu ve baharatlı lezzetli bir bitkidir.
Yatıştırıcı, midevi, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Bilhassa yatıştırıcı özelliğinden dolayı gerginlik ve depresyonda sakinleştirici olarak kullanımı yaygındır.
1 bardak kaynar su, 2-3 tatlı kaşığı kuru ya da 4-6 kaşık taze yaprak üzerine dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilirken, içilene kadar üzeri sıkıca kapalı tutulur. Böylece hazırlanan infüzyon, sabah ve akşamları birer kez ya da gerektikçe bir bardak olarak içilir.
Bu drogun yatıştırıcı olarak kullanılan en tanınmış şekli 'Mürekkep melisa alkolası' dır.
Sinir yatıştırıcı ve hafif mide bozukluklarında kullanılan bu terkip şu şekilde hazırlanır;
Oğulotu yaprağı (mümkünse taze) 120 gr
Taze limon kabuğu 30 gr
Küçük hindistan cevizi 30 gr
Kişniş 30 gr
Karanfil 15 gr
Tarçın 15 gr
Alkol 2000 gr
Yukarıdaki droglar, parçalanmış halde, sekiz gün alkol içinde bırakılır. Bu müddetin sonunda süzülür ve şişelere doldurulur.
Günde 5-20 gr alınır.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 03:13   #20
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Adaçayı yaprağı

Hepimizin sıklıkla kullandığı adaçayı yaprağı (Folium salviae officinalis), Salvia officinalis türünün çiçek açma zamanında toplanıp gölgede kurutulmuş yapraklarıdır.
Gaz söktürücü, antiseptik (boğaz ve burun hastalıklarında), kuvvet verici ve uyarıcı etkilerinden dolayı dahilen ve haricen kullanılır.
Kullanılış şekli; İnfusyon (%1-5) dahilen veya gargara halinde.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 03:24   #21
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Elma yağı

Salvia trilobae türünün yapraklı ve çiçekli dallarından su buharı distılasyonu ile elde edilen uçucu yağdır. Muğla ve Fethiya bölgelerinde elde edilir.
Gaz söktürücü, midevi, ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır.
Dahilen küçük miktarlarda (günde 3-5 damla), bir fincan suya damlatılarak içilir. Daha fazlası zararlıdır.
Haricen yara iyi edici ve antiseptik olarak kullanılmaktadır.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 10:54   #22
Ağaç Dostu
 
Penelophe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-04-2007
Şehir: İzmir
Mesajlar: 5,469
Galeri: 373
Yanık Merhemleri

Ortaokuldayken, öğle yemeğine arkadaşıma gitmiştim. Mutfağa girdim, ocakta kaynamakta olan şeyi gayri ihtiyari karıştırdım, tencere devrildi, içindeki ağda sıvısı sol elimin üzerine dökülerek yapıştı..

Orta parmağımla yüzük parmağımın arasından başlayıp, bileğime ve bileğimden de başparmağımın bitimine kadar olan kısımda deri kalmamıştı. Hastahaneye gittik, 3. derece yanık teşhisi konuldu, yara temizlendi, 2 tane iğne yapıldı, pansuman yapılarak yara sarıldı.. Hergün sabah akşam pansumana gidecektim.. İz kalır mı dedim, kalır dediler..

40 gün boyunca sabah akşam pansumana gittim yara bir türlü kapanmıyordu, kapanmak yerine işaret parmağımın kemikleri dahada belirginleşti.. Doktor kapanacak diyordu sadece..

Bir akşam bize gelen biri, bir olay anlattı, bir arkadaşının kolu, güçlü bir sıcak buhar sayesinde tamemen yanmıştı. Pansumanlar felan kar etmemiş ama kolunu kısa sürede bir kocakarı ilacı tedavi etmişti hemde iz kalmamıştı..

Pek inandırıcı gelmemişti bana, tıp diye birşey vardı, onun bunun tarafından uydurulmuş ilaçlar mı kapatacaktı yarayı..

2 ay oldu, yara hergün pansuman edildikçe sulanıyordu ve bu sulanma karşısında kabuk bağlayamıyordu..

Bize tavsiye edilen kocakarı ilacını (ben ne kadar istemesemde) yapmaya karar verdi babam.

Yanık kremi

zeytinyağı,
balmumu
pudra


Tüm malzemelerin eşit oranda olduğu bu karışımı, bir tavaya koyarak, ocakta karıştırarak pişirdi.

Soğuyunca çok katı bir karışım oldu bu, yaraya nasıl süreceğimizi bilemedik. Babam ilacı uygulayan kişiye telefon açtı. Karışımın ılık haldeyken, sabah akşam yaraya sürülmesi gerekiyordu..

Karışımı ılıttık, yaraya sürülmesi biraz zor ve ağrılı oldu, bolca tatbik ettikten sonra sıkıca sardık. Akşam uygulamıştık.

Sabah kalktığımda ilk işim sargıyı açmak oldu ve sargıyı açtığımda ciddi bir değişim gördüm, yara sulanmamıştı hatta çok ince bir tabaka kabuk bağlamıştı, hemen babama koştum ve ılıtıp tekrar uyguladık.

10 günün sonunda elim tamamen kabuk bağladı ve çok az iz vardı. İlaca toplam 15 gün devam ettik. İlacı kullanmaya başladıktan 1 ay sonra elime çok dikkatli bakılırsa belli oluyordu yaranın izi..

Penelophe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 11:51   #23
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-10-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 275
sevgili penelophe her kadar bende bi tıp elemanıysam da ( eczacıyım da ) sen gel bu kocakarı ilaçlarını hiç yabana atma.

Universitedeyken hocamız sn.Ekrem Sezik yurt içinde dolaşmaya çıktığımız zaman yöresel ilaçları araştırmamızı isterdi. Gençlik işte, o zaman bunları hiç ciddiye almamıştık. Şimdi mümkün olduğu kadar toplamaya çalışıyorum.

Ben de size bir anımı anlatayım.Hamileydim, nerdeyse 9 aylık ve misafir gelmişti, bende çay servisi yapıyordum, tepsi elimden kaydı ve yeni doldurduğum kaynar çay olduğu gibi karnımın üzerine boşaldı.

Yanık için çiğ patates

Kayınvalidem hemen çiğ patates rendeliyerek yanan yerin üzerini kapattı. İnanır mısınız 1-2 saat içinde hiç böyle bir yanık olmamş gibiydi. Aklınızın bir köşesinde bulunsun.

Bir de Erdekteki sitemizin bekçisinin yaptığı bir ilaç vardır. Kendisi civarın bütün kedi ve köpeklerinin bakıcısı gibidir. İlaç hem yaralara hem yanığa kullanılabilir ve çok etkilidir.

Yanık için kudret narı

Kudret narı- Momordica Charantia - denen bitkiyi biliyorsunuz sanırım bu bitkinin olgunlaşan meyveleri saf zeytinyağı içinde 3,4 ay bekletildikten sonra yara ve yanıklar için kullanılabilir.

Bitki ayrıca mide hastalıkları, ülser ve basur için de kullanılıyor. Zaten bizim ilaçların çoğuda doğadan elde edilen bilgilerin saflaştırılmış hali. Sevgiler

nkoksal Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 13:09   #24
Ağaç Dostu
 
Buket Aknar's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2007
Şehir: Girne KKTC
Mesajlar: 2,472
Galeri: 53
Doğruluğunu bilmiyorum ama yanık için yaptığım ilkyardımı anlatıp paylaşmak istiyorum.

Yıllar önce oğlum 3-4 yaşında iken. Bir gece yemek masasındaki sandalyeyi çekmeye uğraşırken sağ kolunun dirseği su sebilinin sıcak su musluğunu itti. Musluktan sıcak, kaynar sular çocuğun koluna akmaya başladı. ÇIĞLIK.
Kış gecesi olduğu için yün kazak hemen suyu çekti, inanılmaz bir durum.

Hemen kazağı çıkarmaya çalıştım ancak derisine yapıştı. Kazağı Yavaş yavaş çıkardık, eşim derhal doktor aradı fakat ulaşamadı. Ve nöbetçi eczacıyı bulmak için evden çıktı. Evdeki durum felaket. Çığlık, ağlama... Bu arada büyüklerimizden duyduğum bir uygulama aklıma geldi. Yanık üzerine, ki derileri olduğu gibi sıyrılmış kıpkırmızı et parçası halinde duruyordu.

Yoğurt sürdüm. Yoğurt sürmemle birlikte feryat figan ağlayan oğlum, rahatladı ve sustu.

Yoğurt acısını almıştı bu arada doktorda gelmiş ve gereken ilaçlamayı yapmıştı. Şimdi kolunda çok az bir leke var o geceki görüntüden sonra ben bu kol iflah olmaz diye düşünüyordum. Şimdi oldukça iyi.

Buket Aknar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 15:03   #25
Ağaç Dostu
 
Penelophe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-04-2007
Şehir: İzmir
Mesajlar: 5,469
Galeri: 373
1. derece yanıklarda

* ASLA yoğurt, salça, diş macunu, zeytinyağı vb. şeyler sürülmez !

* En az 10 dakika soğuk suya tutulur.

* Gerginliği azaltmak üzere yağlı krem veya ağrısını almak ve gerginliği azaltmak üzere yanık merhemi sürülebilir.

* Geniş yanıklarda, kişi kendi içebilecek durumdaysa bol sıvı içirilir.

2. derece yanıklarda tedavi 1. derece yanıklarla aynıdır. İlave olarak; büller ASLA PATLATILMAZ ! Gerekiyorsa hastaneye götürülerek steril koşullarda pansuman yaptırılır. Eğer bül geniş bir alanı kapsıyorsa, üstteki deri ASLA SOYULMAZ ! Eğer patlamışsa, o zaman içindeki sıvı boşaldıktan sonra o kısım antiseptikle silinip üzeri steril gazlı bez ile kapatılıp sargı beziyle sarılır. Zira flaster yanıklı dokuyu zedeleyebilir.

3. derece yanıklarda hastanın mutlaka bir yanık merkezine veya hastaneye götürülmesi gerekir. Hasta bilinçli (kendi içebilecek durumda) ise bol sıvı içirilir. ALKOLLÜ ve ASİTLİ içecekler İÇİRİLMEZ!

* Açık yanık yarası hava ile temas ettiği sürece ağrıya neden olacağından, yaranın hemen hava ile teması kesilmelidir, bunun için yara nemli steril gazlı bez ile kapatılır. Böylece enfeksiyondan da korunmuş olur.


Kaynak

Penelophe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 16:12   #26
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,766
Galeri: 90
Bitkisel ilaçlarla ilgili Yasal Durum:

Tıbbi bitkiler yalnızca terapötik ajan gibi doğrudan kullanıldığında değil, farmakolojik araştırmalar ve ilaç geliştirme için önemlidir. Yüzyıllardır bitkisel ilaçlar kullanılmasına karşın nispeten az sayıda bitki türü için gerekli tıbbi çalışmalar yapılmıştır. Güvenirlilik ve etkinlik verileri çok az sayıda bitki, bunların özleri ve aktif içerikleri için elde edilebilir. Yasal durum ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. Ancak unutulmamalıdır ki bir maddenin ilaç olarak kabul edilebilmesi ve ruhsatlandırılabilmesi için geçmesi gereken pek çok bilimsel araştırma süreci bulunmaktadır.

Dünya Sağlık Meclisi (World Health Assembly) hala gelişmiş bir çok ülkede geleneksel tıbba toplumun büyük bölümü tarafından bel bağlanılması ve geleneksel uygulamaları kullananlar ile sunulan işgücünün birincil sağlık hizmetleri için önemli bir potansiyel kaynak olduğu gerçeğine dikkat çekilmesine dair kararları benimsedi. 1978 Alma-Ata Bildirisi'nde ulusal ilaç politikaları ve düzenlemeleri içerisine denenmiş geleneksel şifa verici yöntemlerin dahil edilmesi tavsiye edildi.

2002 Mart ayında Bitkisel ilaçların Uyumu için Batı Pasifik Bölgesel Forumu başladığından beri, Avustralya, Çin, Hong Kong (Çin), Japonya, Kore Cumhuriyeti, Singapur ve Vietnam'daki ilaç düzenleyici otoriteler, bitkisel ilaçlarla ilgili işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan bu forumu uygulamaktadır. Forumun rolü, bitkisel ilacın güvenirlilik, etkinlik ve kalitesiyle ilgili teknik konularda ortak alanları belirlemek ve geliştirmektir.

Uzman gruplar
1- Terminoloji,
2- Monografın test metodları,
3- Kimyasal referans standartlar ve tıbbi bitki materyalleri hakkında referans,
4- Analitik olarak geçerlilik yöntemlerinin listesi ve
5- Bitkisel ilaçların kontaminasyonuna ait genel testlerle ilgili bilgi konularında yeni düzenlemeler yapmışlardır.

ABD'nde bitkiler gıda katkı maddeleri olarak ele alınmakta ve 1994'de Dietary
Supplement Health and Education Act (DSHEA) tarafından belirtilen düzenlemeye tabi tutulmaktadır. ABD'nde bitkisel ürünler için etki saptama, güvenlik, pazarlama sonrası izleme dönemlerinde geçerli süreç farmasötik
ilaçlardan çok farklı ve serbest bir yapıya sahiptir.

Dünyadaki 70 ülkede bitkisel ilaçlar için ulusal düzenlemeler yapılmıştır, ancak tıbbi bitkilerin yasal kontrolü varolan yapısal model etrafında geliştirilememiştir. Bu, bitkisel ürün ya da bitkilerin farklı ülkelerde farklı tanımlanması ve izin, dağıtım, imali ve ticaretine gelindiğinde zıt yaklaşımları
benimsemelerinden kaynaklanır. Çin, Kore Cumhuriyeti ve Vietnam geleneksel tıbbı kendi saşlık sistemlerine tümüyle entegre etmişlerdir).

Bitkisel İlaçlarla İlgili Ülkemizde Yasal Durum:

27 Mayıs 2004 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüşe giren 5179 numaralı "Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Deşiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun" ile Türkiye'de süpermarket ve aktarlarda satılan bitkisel ilaçlar artık yalnızca eczanelerde satılacak. Bu preparatların ruhsatlandırılması, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda Sağlık Bakanlığı'na devredildi. SB ilaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, diğer ilaçlarla ilgili yönetmelik, genelge ve denetimleri bu ilaçlar için de uygulayacak.

Sonuç olarak bitkilerle tedavi, tüm dünyada ve ülkemizde yaygın olarak kullanılması ancak bilinenin-inanılanın aksine pek çok sağlık sorununa da yol açabilmesi nedeniyle sağlık profesyonellerinin üzerinde önemle durması gereken bir konudur. Pek çok kişi ismini dahi bilmediği bitki karışımları satın alabilmekte ve gelişi güzel dozlarda kullanabilmektedir.

Ülkemizde bireylerin sağlıkla ilgili konularda bilgi düzeyleri eşitimli gruplarda bile oldukça düşüktür. Bu nedenle, halka yönelik sağlık eğitimindeki yeri ve önemi göz önünde bulundurulduğunda, bunlara ek olarak sağlık sorunu ile karşılaştığında bireylerin ilk başvuru yeri olan birinci basamak çalışanlarının bu konuda daha da duyarlı olması beklenmektedir. Bu noktada; öncelikle bireylerin sağlık ve hastalık kavramlarına bakışı, hastalıklara karşı tutum ve davranışları, hangi durumlarda ve hangi sağlık kurumlarına başvurdukları bilinmelidir. Ayrıca hangi geleneksel tedavi yaklaşımlarının bilinçdışı uygulandığı da kayıt edilmelidir.

İkinci aşamada ise konu ile ilgili (özellikle yukarıda belirtilen bitkisel tedavi yöntemleri konusundaki, bitkisel ise iyidir, zararı yoktur vb.) yanlış inanışların doğru bilgilerle değiştirilmesi süreci başlatılmalıdır. Bu aşamada sağlık hizmeti sunan ekibin birlikte hareket etmeli, toplumun katkı ve katılımını da sağlamalıdır.

Üçüncü ve son aşamada ise bu müdahalenin tutum ve davranışlara olan
etkisi ölçülmelidir. Unutulmamalıdır ki geleneksel yaygın yanlış uygulamaların
değiştirilmesi yasal- ekonomik- toplumsal olarak desteklenebilir ise zaman içerisinde etkin-sistematik-sürekli eğitimler ile değiştirilebilir.


Dr. Özlem Şarışen, Dr. Deniz Çalışkan

http://www.ttb.org.tr/STED/sted0805/titoterapi.pdf

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 16:14   #27
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,419
Galeri: 5
Sevgili Peneophe
Uyarıcı mesajın için teşekkürler, biz kocakarı ilaçlarını tıbbi tedaviye yardımcı olarak kullansak ta, önce zarar vermemelerine de dikkat etmemiz gerekir.
Bu gün piyasada çok gelişmiş, ruhsatlı spesialiteler mevcut. En güzeli eczanelerden bunlardan uygun birini temin edip, çok ciddi olmayan durumlarda doktor müdahalesine kadar kullanmak üzere evimizdeki ilkyardım dolabında bulundurmamız.

Ferda Ülkümen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 16:29   #28
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,766
Galeri: 90
Anadolu Üniversitesi (AÜ) Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Kırımer, bitkisel tedavilerin modern tıbbın yerine konulmaması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Kırımer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, modern ilacın ve kimyasal ilaç hammaddelerinin hızlı gelişiminin gelişmiş toplumlarda bitkisel ilaçla tedaviyi ikinci plana ittiğini kaydetti.

Dünya Sağlık Örgütünün rakamlarının dünya nüfusunun yüzde 80'inin bitkisel tedaviyi de kapsayan geleneksel tıp sistemleriyle tedavi olduğunu gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Kırımer, şöyle konuştu: ''Günümüzde başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesi ile ABD'de bitkisel ilaçlara olan ilgi yeniden arttı. Bence bu ilginin nedeni doğala dönüş çabalarıdır. Bu ülkelerde pek çok bitkisel ilaç ya doğrudan toz edilmiş bitki ya da tablet ve kapsüller gibi ilaç formlarında prospektüsü, kutusuyla eczanelerde yer alıyor. Bu şekilde kalitesi konusunda hiçbir sorun kalmıyor ve güvenle kullanılıyor, reçetelere yazılıyor.''

Prof. Dr. Neşe Kırımer, bitkilerin gerçekten tedavi edebilir ve koruyucu özelliği bulunduğuna işaret ederek, doktorun tavsiye ettiği ve eczanelerden alınan pek çok ilacın bitkisel kökenli olduğunu söyledi.

Bitki
doğru teşhis edilmelidir


Bunların ilaç formunda bulunduğu için bitkisel olduğu bilinmeden kullanıldığını anlatan Prof. Dr. Kırımer, bitkisel ürünlerin kullanımında dikkat edilmesi gereken konuları şöyle sıraladı:

''Eğer doğrudan bitkiyi alıp kullanacaksak önce bitki doğru teşhis edilmiş olmalı. Toplama, kurutulma, saklanma aşamalarında ilgili kurallara uygun davranılmış olmalı. Uygun koşullarda dahi bir yıldan fazla saklanmamalı.

Bunlara dikkat edilmişse bitki kullanılabilecek özellikte olabilir. Bu özellikleri taşıyıp taşımadığını, ancak bir eczacı söyleyebilir. Çünkü, eczacılık eğitimi boyunca farmakognozi adını taşıyan ve bu konuları içeren ders, iki yıl süreyle teorik ve pratik olarak yoğun biçimde eczacıya öğretilmektedir. Bitkisel ürünlerin uzmana danışılmadan kullanılması durumunda zararlı etkileri görülebilir.''

Prof. Dr. Kırımer, her bitkinin mutlaka bir tedavi değeri bulunduğu yönündeki yaklaşımın son derece hatalı olduğuna dikkati çekerek, birbirine benzeyen iki bitkiden birinin şifalı, diğerinin zehirli olabileceğini kaydetti.

Doğru ve kaliteli bitki toplanmalıdır

Yaklaşık 11 bin çeşit bitki çeşidini barındıran Türkiye'nin bu yönüyle zengin bir ülke olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kırımer, ''Bunların içinde pek çok tıbbi bitki var, ancak doğru bitkinin toplanması ve kaliteli olarak hazırlanıp saklanması çok önemli. Çevre kirliliği açısından yol kenarlarından ve sanayi bölgeleri yakınlarından bitki toplanmamalıdır'' diye konuştu.

Prof. Dr. Kırımer, bitkisel tedavinin alternatif tedavi sistemi olduğuna işaret ederek, şunları söyledi: ''Bunlar güvenilir materyal ve bilgiyle kullanılmalıdır. Bitkisel tedaviler modern tedavinin yerine konulmamalıdır. Bitkisel ilaçların uzman kişiye danışılmadan kullanılması ya da kalitesiz ürünler kullanılması durumunda etki beklenemez. Hatta zararlı etkiler görülebilir. Kullanılan diğer ilaçlarla istenmeyen etkileşimler olabilir.''



Prof.Dr. Neşe Kırımer
KAYNAK: AA

www.tamtip.com

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 18:07   #29
moderatör
 
Müjgan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 02-08-2004
Şehir: Ankara- Manisa
Mesajlar: 4,542
Galeri: 30
Yanık merhemleri diye açılan bu başlığın ardından, egzama için, hemoroid için, kellik için vs.vs. merhemleri de gelecek.

Uzmanlık gerektiren bu tür konuları burada açıp, kafa karıştırmayalım en iyisi... Alternatif yöntemlerle tedavi olacağım diye, uygulamadan sonra daha çok, zarar görenlerin hikayeleri ile ilgili bir konu açsak daha iyi olacak.

Tıp ve farmakolojiyi ilgilendiren konuların burada açılmaması gerekir. Bu tür uygulamaların iki ucu "pis" çomak olduğu ortadayken, tıbbi tedavide bile yarar zarar oranına bakılarak tedavi uygulanıyorken, kocakarı ilaçlarını gündeme getirmek doğru mu?

Müjgan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2008, 18:42   #30
Ağaç Dostu
 
Penelophe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-04-2007
Şehir: İzmir
Mesajlar: 5,469
Galeri: 373
Müjgan, kocakarı ilaçları anabaşlığı zaten açılmış durumda idi. Ayrıca ben Yanık Merhemi diye başlık açmıştım, yöneticilerden biri (arkadaşlar da ekleme yaptıkları için sanırım) yanık merhemleri diye değiştirmiş başlığı. Ayrıca mesajımda da daha anlaşılır olması için düzenlemeler yapmış. Teşekkür ederim kendisine. Bence burada oluşan ikilemi aranızda çözün.

'Kocakarı ilaçları hakkında yazı yazanların dikkatine' gibi bir yazısını okumuştum Malina'nın, onu bulamıyorum..

Penelophe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 02:16.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019