agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni14Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 12-06-2010, 13:29   #31
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-03-2009
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 907
Galeri: 43
29 numaralı mesajın ana fikrini "sektörel zarar önemsizdir" şeklinde algılamadım. Tüm mesajlarını genel olarak değerlendirdiğimde Sayın balbay' ın sektörel zararları görmezden gelmemekle birlikte bireysel atıklar dolayısıyla ferdi zararların da aynı ciddiyetle üzerinde durulması gerektiğini ifade ettiğini düşünüyorum ki ben de aynı fikirdeyim.

köknar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-06-2010, 15:12   #32
Ağaç Dostu
 
gece's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-02-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,660
Galeri: 32
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi köknar Mesajı Göster
29 numaralı mesajın ana fikrini "sektörel zarar önemsizdir" şeklinde algılamadım. Tüm mesajlarını genel olarak değerlendirdiğimde Sayın balbay' ın sektörel zararları görmezden gelmemekle birlikte bireysel atıklar dolayısıyla ferdi zararların da aynı ciddiyetle üzerinde durulması gerektiğini ifade ettiğini düşünüyorum ki ben de aynı fikirdeyim.
29 no'lu mesajın anafikrini, konu başlığı kapsamında ne olarak anladığınızı öğrenebilir miyim?

Konunun bireysel atıklar sorunu olmadığı açık olduğundan, o konuda var olan başlıklara katkı ya da gereği halinde yeni başlık da açılabileceği halde, belirli bir konudaki başlıkta çok genel ya da tüm çevre sorunlarının tartışılması ne kadar doğru ve forum kurallarımıza uygun olur?


gece
konunun belli olduğu durumlarda, başka konuları konuşmanın yararına inanmayan ve o diğer önemli konuları da zayıflattığana inanan forum kişisi

gece Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-06-2010, 15:14   #33
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-03-2009
Şehir: izmir
Mesajlar: 850
En son cümle sektörel zararların önemsenmeyebileceği anlamında olmayıp kişisel zararların, sektör zaralarına oransallığını vurgulamak istedim.

Yani, bir tekstil fabrikası düşünelim. Pamuk girsin, kot pantalon, elbise vs gibi mamul olarak çıksın.

Bu tesis de 1500 işçi çalışsın. Yıllık da örneğin 50.000 kg pamuk işleniyor, 1.000.000 m2 kumaş üretiliyor, ortalama da 750.000 adet kıyafet üretiliyor olsun.

Pamuğun çırçır fabrikasında işlenip geldiğini varsayıyorum. Ham pamuk fabrika da kullanılan pamuk ağırlığının yaklaşık 4 katı kadar su kullanılarak, 6 kimyasal ve işleme tekniği ile kg başına yaklaşık 100 gr zehirli atığın suya karışması ile bitmiş mamul halinde fabrika stoklarına giriyor.

Ambalajlama için parça başına 1 gr plastik malzeme, 1 gr kadar kağıt ve plastik etiketleme, kilogram başına 1 gr mürekkep, 1 gr karton kullanılıyor.

Nakliyeler, mağazalarda sunumlar (aydınlatma, havalandırma, temizlik vs ) için de parça başına 1 gr kimyasal atık bırakıyor.

Toplayacak olursak, 50.000 kg pamuk için fabrikada toplam 200.000 litre suya 5000 kg zehirli kimyasal atık bulaştırarak arıtma tesisi de olmadığı için dereye ya da kanalizasyona bıraktık.

750 kg plastik ambalaj, 750 kg etiket malzemesi, 750 kg karton ambalaj, 50 kg mürekkep kullandık.

Son tüketici alana kadar da 750 kg daha kimyasal tükettik.

Toplam 205.000 litre zehirli suyumuz, 3050 kg da doğa da uzun süre yok olup çevrime girmeden kalacak atık ürettik.

Fabrika da çalışan 1500 kişi nin her biri ücretlerini alınca evlerine koştular. 2 çocuklu bu çalışanlar 4 kişilik bir aile olarak hayatta kalma mücadelesi veriyorlar.

Yeme içme, kişisel bakım, temizlik, ısınma, eğlence, gibi kalemler de tüketim yapıyorlar.

Bazı ticaret odaları ve sendikaların son hesaplarına göre açlık sınırı olan 820 TL parayı en alt limit de harcıyorlar.

Çamaşır için yılda 100 kg matik, 25 kg yumuşatıcı, 5 kg da kireç önleyici kullanıyorlar. Bulaşık için de 3 günde bir makina dolusu yıkama için yıllık toplam 12 kg deterjan, tuz, yumuşatı, vs kullanıyorlar.

Kişisel temizlik için yılda 120 adet tuvalet kağıdı, 30 kağıt havlu ve 10 paket peçete, 4 kişi için 18 kutu deodorant, 400 ml parfüm, 8 kutu dişmacunu, 12 litre sıvı sabun ya da 7 kg normal sabun, bir miktar kişisel kullanım pedi, kulak pamuğu, normal pamuk, traş aletleri, köpükleri, ağda, gibi malzemeler kullanıyoruz.


Su faturalarından görebileceğiniz gibi ortalama bir ayda 15-25 ton civarı su tükettiğimize göre yılda toplam 180.000 litre su tüketiyoruz.


Toplam da tuvalet atıklarımız da dahil edilirse bir tekstil fabrikası kadar zehirli suyu 4 kişilik aile fazlasıyla zehirleyerek doğaya aktarıyor.

Bir fabrika ile normal aile arasında ki ilişkiler bu şekilde.

Yine birileri kızacak ama, şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim. Normal kilolu ve sigara içmeyen insanların verdiği çevresel zarar ile şişman ya da aşırı kilolular ile sigara tiryakilerinin verdiği zarar asla bir değildir.

Bir takım şeyleri eleştirirken, kendimizin verdiği zararı göremiyor olmamız iyi bir haslet değildir.


Çoğu madencilik grubu su kullanmıyor, kimyasal kullanmıyor. Bazısı ise inanılmaz boyutlarda doğa tahribatına yol açacak kadar su ve kimyasal kullanıyor.

Bir zeytin ağacına bizim buralar da ortalama 5 gr ilaçlama yapılıyor. Ben ne ilaç ne de kimyasal gübre bile kullanmıyorum.

Şimdi şu bir gerçek tir ki, konu doğa olduğu zaman maddi eder veya kazanç oranı asla düşünülmeksizin doğa yönünde pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

Her sektör kendi içerisinde denetime tutulmadığı, suistimaller olduğu için biz bu konuları tartışıyoruz.

Konu o mu daha yararlı, bumu yararlı, o mu zararlı, bumu konusundan ziya de sektörlerin bir birlerine ve çevreye, bizlere zarar vermeden, en ileri seviye de fayda sağlamasını sağlamak olmalıdır.

Bu kadar uzun yazının temel konusu, yasaklamalar olmasın, sıkı denetimler ile toplumsal fayda gözetilmek şartı öncelik olsun dur.

Yoksa birileri zeytin ağaçlarının yandaşı bazıları da madencilerin yandaşı gibi gruplaşmalar bir yere varamayız.

Her milli ve tabi varlığımız eşit olarak önemlidir. Ta ki örneklerini verdiğim toplumsal ve çevresel fayda gözetilsin.

balbay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-06-2010, 15:20   #34
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-03-2009
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 907
Galeri: 43
Tüm mesajları birlikte değerlendirerek algıladığım sonucu belirtmiştim zaten. Tezleri destekleyecek yan fikir ve örneklemelerin ana fikri değiştirmediğini ve dahi konuyu rotasından saptırmadığını düşünüyorum. 29 numaralı mesajı da bu bağlamda değerlendiriyorum.

mister73 beğendi.
köknar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-06-2010, 16:24   #35
Ağaç Dostu
 
gece's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-02-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,660
Galeri: 32
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi balbay Mesajı Göster
En son cümle sektörel zararların önemsenmeyebileceği anlamında olmayıp kişisel zararların, sektör zaralarına oransallığını vurgulamak istedim.

Yani, bir tekstil fabrikası düşünelim. Pamuk girsin, kot pantalon, elbise vs gibi mamul olarak çıksın.

Bu tesis de 1500 işçi çalışsın. Yıllık da örneğin 50.000 kg pamuk işleniyor, 1.000.000 m2 kumaş üretiliyor, ortalama da 750.000 adet kıyafet üretiliyor olsun.
...
Toplam 205.000 litre zehirli suyumuz, 3050 kg da doğa da uzun süre yok olup çevrime girmeden kalacak atık ürettik.

Fabrika da çalışan 1500 kişi nin her biri ücretlerini alınca evlerine koştular. 2 çocuklu bu çalışanlar 4 kişilik bir aile olarak hayatta kalma mücadelesi veriyorlar.
...
Su faturalarından görebileceğiniz gibi ortalama bir ayda 15-25 ton civarı su tükettiğimize göre yılda toplam 180.000 litre su tüketiyoruz.


Toplamda tuvalet atıklarımız da dahil edilirse bir tekstil fabrikası kadar zehirli suyu 4 kişilik aile fazlasıyla zehirleyerek doğaya aktarıyor.

Bir fabrika ile normal aile arasında ki ilişkiler bu şekilde.

Yine birileri kızacak ama, şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim. ...

Bir takım şeyleri eleştirirken, kendimizin verdiği zararı göremiyor olmamız iyi bir haslet değildir.

...
Konu o mu daha yararlı, bu mu yararlı, o mu zararlı, bu mu konusundan ziyade sektörlerin bir birlerine ve çevreye, bizlere zarar vermeden, en ileri seviye de fayda sağlamasını sağlamak olmalıdır.
...
Yoksa birileri zeytin ağaçlarının yandaşı bazıları da madencilerin yandaşı gibi gruplaşmalar bir yere varamayız.

Her milli ve tabii varlığımız eşit olarak önemlidir. Ta ki örneklerini verdiğim toplumsal ve çevresel fayda gözetilsin.
Yine birileri kızmadı, başlık ile ilgili yazmadığınızı, gündem dışı başka bir konuda girip yazdığınızı ve yazdıklarınızda da haklı olduğunu söylemişti. Yanlışlık bu konunun burada tartışılmasındaydı.

Daha önce de birileri kızmayıp, sadece fikrini söylemişti, yönetimdeki insanların da yazışılan konularda kendi düşünceleri olabiliyor ve düşüncelerini açıklayabilirler. Bunu da çok görmeyin, uluslararası hukukça da korunan, kollanan Anayasal bir hakkın kullanımı söz konusudur.

Bu karşılaştırma ve söylenenler konunun değiştirilmesidir. Kaldı ki karşılaştırmanın bilimsel bir güvenilirliği olduğunu da düşünmüyorum; Açıkça; "Dört (4) kişilik ailenin, 1500 çalışanlı fabrikadan fazla zehirli suyu zehirleyerek doğaya akıttığı", 1500 çalışanlı fabrikanın 205 ton, 4 kişilik ailenin (1/375 oranında kişinin) 180 ton su harcadığı yazılmış. Hesap hatası çok açık değil mi?

Bırakın sanayi işkollarını hizmet sektöründe bile 1500 kişi, 4 kişiden daha az atık üretmez, üretemez. Balbay'ın şaka yaptığı ortada.

Bu son yazı bence konunun "ekseninden kaydığını" çok daha rahat ortaya koyuyor.

Olaya "yandaş ve candaş" olarak bakmak da gereksiz olduğu gibi kendi adıma öyle bir davranış sergilediğimi sanmıyorum. Köknarbilemem.

Her millî ve tabii varlığımızın eşit önemde olduğunu da düşünmüyorum. Önemleri de öncelikleri de farklıdır. Farklılıklarına farkındalık ile karşılık versek ne kaybederiz?


gece
farklılık önemlidir ama konu ekseninden kaymadıkça anlamlıdır diyen forum kişisi

gece Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-06-2010, 16:36   #36
Ağaç Dostu
 
ayazkentli's Avatar
 
Giriş Tarihi: 10-04-2009
Şehir: İzmir
Mesajlar: 1,641
Galeri: 1
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi memet Mesajı Göster
Siyanürle altın çıkarılmaz. Çıkarılan cevher siyanürle ayrıştırılır. Altını siyanür dışında saflaştırmanın bir yolu daha vardır civa kullanmak hem daha pahalıdır hem daha az altın elde edilir. Emin misiniz siyanür kullanımının yasaklandığından, madeni saflaştırmanın bilinen başka yolu şimdilik yok.

Ülkemizde devlete ait işletmelerde de siyanürle gümüş ayrıştırıyor. Hiç karşı çıkıldığını görmedim.

Mehmet bey doğru söylüyorsunuz. Cevher, madenden kazılırken siyanür kullanılmıyor. Siyanür daha sonra, yani ayrıştırma esnasında kullanılıyor.

Biz yıllardan beri, bu konuları konuşup durduğumuzdan olsa gerek, zaman için'de cümleyi kısaltıp, yani -yeraltından kazılıp çıkartılan cevher, işletmeye götürülüp, burada siyanür ile ayrıştırma işlemine tabi tutulur- gibi uzun bir cümle yerine,

ne demek istendiğinin anlaşıldığı varsayımından yola çıkarak, kısaca - siyanür ile altın çıkarma- demeye başladık ve dilimize iyice yapıştı. (Hatalı bir kısaltma).

(fazladan 3-5 kelime yazmayayım derken, bu açıklama ile daha fazlasını yazmış oldum!!!!!!!).
-------------------------------------------------------------------------

Aşağıda, AB parlemontosunun -siyanürlü madencilik teknolojileri- ile ilgili aldığı yasak kararı var.


05.05.10 tarihli A.B Parl. siyanürlü madenlerin yasaklanması hakkında'ki, kararı konusunda basın açıklamasının tercümesi


Avrupa Parlamentosu, su kaynaklarını ve biyolojik çeşitliliği korumak amacıyla, komisyon'un Avrupa Birliğinde siyanürlü madencilik teknolojilerini 2011'in sonuna kadar tamamiyle yasaklamasını istiyor. Aynı zamanda, dogal kaynak çıkaran ve atık yönetimiyle uğraşan sirketlerin, bir kaza olasılıgına karsi mutlaka sigortalı olmaları ve siyanür teknolojilerinin Komisyon'dan ve üye ülkelerden hiç bir destek almamasinin gerektiğine inanıyorlar.

Çarsamba günü, Parlamento'nun 488 oyla, (48 red oyu ve 57 cekimser) kabul ettigi kararda, bu kesin yasagın "su kaynaklarimizi ve eko sistemimizi siyanür zehirlenmesine karsi korumanin" tek yolu oldugunu öne sürüyor. Madencilikte daha güvenli, siyanürsüz yöntemlerin geliştirilmesi isteniyor.

Avrupa Parlamentosu üyeleri Komisyon ve üye ülkelerin "yasak yürürlüge girinceye kadar, direkt ve dolayli olarak Avrupa Birliginde ve başka ülkelerde, siyanür teknolojisi kullanan hiç bir madencilik projesini desteklememelerini " talep ediyor.

Komisyon'dan, siyanür kullanan madenciliğin yasaklandığı alanlarin "yesil" endüstrilerin desteği, yenilebilir enerji ve turizm ile yeniden gelistirilmesi isteniyor.

Bu karar, Komisyon'un şu anda geçerli olan yasalarda bir değişiklik yapmasını ve dogal kaynak kullanan endüstrilerin atıklarının yönetiminde bütün şirketlere sigorta mecburiyeti getirilmesini ve kullanilan alanlarin ekolojik ve kimyasal olarak temizlenerek eski haline getirilme sorumluluğunun bütün masraflarını, şirketlerin üstlenmeleri gerektiğini eklemesini talep ediyor.

Alıntı kaynağı: Bergama çevre platformu.

mister73 beğendi.
ayazkentli Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-06-2010, 17:32   #37
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-03-2009
Şehir: izmir
Mesajlar: 850
Fabrikanın 50.000 kg pamuk için kullandığı işleme suyu ile 4 kişlik ailenin su sarfiyatı hesabı bilimsel veri olarak yayınlandı. Bazı fabrikaların çok daha fazla atık ve su kullandıklarını zaten bende ifade ettim.

Bazıları kızacak derken ne sevgili Gece sizi, ne de şimdiye kadar bu konuya yazı yazan arkadaşlardan birisini kastetmedim. Genel anlam da bir söylem di.

Konu başlığı geniş bir kapsam içermiyor mu?



Yeşil yeşil diye diye madenciler taarruzda ,

‘Dünya kurnazlara ders verecek’


Önce zeytinin yol haritası çizildi, şimdi ‘yolu’ delik deşik ediyorlar


Bu başlıklarda zeytin ve madenciler dahil bir çok sektörün zeytinciliğe zarar verdiği, lobi faailetleri ve delinmek istenen madde tartışılıyor diye anladım.

Ben de konu başlığı dahil olmak üzere, genel kapsamı ile bir sektörün üzerine gidilirken kendi kişisel zararlarımızı görmezlikten geliyoruz, bazı sektörlere düşman olluyor ama altında yatan gerçekleri bilmiyoruz demek için örnekler verdim.

Bütün milli kaynaklarımız eşit değerde dir. Bura da vurgulanmak istenen, bir milli değer yüceltilirken diğeri yerilemez anlamında dır.

Yoksa zeytin ve mamüllerinden elde edeceğimiz tüm milli gelir asla ve asla madencilik gelirleri ile kıyaslanamaz. Mesele parasal karşılık anlamında değerlendirilmememiştir.

Yandaş, candaş, düşman kavramları kimseye atfen söylenmediği gibi, bu tip bir kavgaya girilmemesi vurgulanmak için verilmiştir.

Son olarak,

4 yıl önce zeytinciliğe yapılan destek ile, dekar başına verilen zeytin dikim teşvikleri ile birlikte zeytin dikili alanlar 3 kat artmıştır.

Fakat her destek paketinde, iyileştirme çalışmalarında olduğu gibi bu konu da da eksik ve ileriyi göremem gibi sebepler ile zeytincilik ilerlemiş ama diğer sektörler kıpırdayamaz olmuştur.

Önüne gelen şahıs, önüne gelen yere sırf teşvik için zeytin ekince, 3 km içerisin de başka da tesis yapılabilmesi imkansız hale gelmiştir.

Halbu ki planlama yapılmalı ve zeytin dikim kuşakları belirtilmeliydi. Bu yapılmayınca şimdi heryer yeni dikilmiş zeytin tarlaları ile doldu.

Bu durum da asıl mağdur aslında diğer sektörler olduğu için ( doğaya zarar veren mi yoksa tarım mı diye kıyaslayamayız) de zeytincilik kanununda değişiklik yapılması gündeme geldi.

Bu gündem sırasında da madencilik, enerji, tarımın diğer dalları dahil ihtiyaç duyulan diğer sektör temsilcileri de haklı olarak taleplerini yerine getirdiler.

Zeytin kanununun bu hali ile kimsenin kıpırdaması mümkün değildir. Ama bir kısım iyileştirme ile herkes gayet huzurlu ve mutlu yaşayabilir.

Benim bütün bunları yazmak ve sizlerle bazı bildiklerimi paylaşmakta ki amacım zeytincilik kanunun da ki yanlışlıklar gibi, hemen her sektör kanunun da hataların olduğunu anlata bilmektir.

Malesef uzun yıllar planlamaları ile Ulusal politikalar hazırlamak ta bürokratlar da, STÖ de, siyasiler de, lobiler de eksik donanımları yüzünden telafisi güç zararla veriyorlar.

Teşekkür ederim.

mister73 beğendi.
balbay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-06-2010, 18:15   #38
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-03-2009
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 907
Galeri: 43
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi gece Mesajı Göster

Olaya "yandaş ve candaş" olarak bakmak da gereksiz olduğu gibi kendi adıma öyle bir davranış sergilediğimi sanmıyorum. Köknarbilemem.

Kendisiyle diğer başka birçok konuda fikir ayrılığına düşmüşlüğüm olmasının rağmına, sayın Balbay' ın bu başlık altındaki tezlerini diğerlerine nazaran düşünüşüme daha yakın buluyorum bu nedenle kendisini destekliyorum ve yeri gelmişken teşekkür ediyorum.

Bahsettiğiniz Uluslararası Hukuk ilkeleri ve Anayasal güvence şahsınız gibi düşünmeyenleri de kapsadığına göre siz gibi düşünmeyenlerin "yandaş ve candaş" imalarıyla kategorize edilmesini gereksiz ve yersiz buluyorum .

köknar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-06-2010, 20:50   #39
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,948
Galeri: 11
"Çarsamba günü, Parlamento'nun 488 oyla, (48 red oyu ve 57 cekimser) kabul ettigi kararda, bu kesin yasagın "su kaynaklarimizi ve eko sistemimizi siyanür zehirlenmesine karsi korumanin" tek yolu oldugunu öne sürüyor. Madencilikte daha güvenli, siyanürsüz yöntemlerin geliştirilmesi isteniyor."

Dikkatle bakılırsa, başka teknoloji geliştirilmesi isteniyor. Bu güne kadar bilinen başka yol da yok. Avrupa'da altın saflaştırıldığını bilmiyorum. Cevheri oraya getirip saflaştırdıklarını pek sanmıyorum. Onları dolaylı olarak ilgilendiriyordur durum. Buna karşılık son derece tehlikeli nükleer santralleri var, çevre için çok daha büyük bir tehdit, bu konuda hiç bir karar almamış olmalarıyla bu konuyu bağdaştırıp düşünmek gerekir. Karar Türkiye'yi doğrudan etkiler altın bakımndan. Kendi ülkelerinde altın madeni olmayanları da hiç etkilemez. Türkiye altın ithal etmeye devam eder. Onlar da bize ihraç etmeye.

Burada bizim bakımızdan önemli olan altını nasıl saflaştırıldığı konusuna takılmak değildir. Oradaki güvenlik önlemlerinin ne olduğunu düşünmektir. Nükleer santralde nasıl "koruyor" avrupalılar çevreyi? Bu konuda neden karar çıkartmıyorlar düşünmek gerekir.

Bütün madenler çevreye belirli ölçülerde kirlilik yaratıyor. En önemlisi kömür. İşte Yatağan. Kanser ve Astım kentteki en önemli ölüm nedenleri. Devlet vatandaşın sağlığını hiçe sayıyor ve buna karşı çıkılmıyor.
Burada sorun siyanürden çok Türkiye'nin her sene ithal ettiği altını kırk ton olmasıdır. Dünyanın altın işleme sanayisi en hızlı gelişen ülkesi, altın işleme konusunda da üçüncü ülkesiyiz. Dışa bağımlı olduğumuz sürece parayı hep başkaları kazanır.
Yoksa bor madeni çıkarılınca da çevreye kirlilik oluşturacak. Petrol de ciddi bir kirlilik yaratıyor çıkarılırken. İnsan sağlığı üzerinde sigaranın etkisi ise apaçık ortadayken devlet sigara üretiyor. Üstelik bunun telafisi de yok.


Ben bir çevre platformu toplantısına katıldım. Kavacık'da altın çıkarılıyor. Oradaki aktivistler maden için baraj porjesinin iptal edildiğini söyüyorlar.
Baraj kurulursa bütün köyler bütün ağaçlar bütün tarımsal alanlar ne olacak, diye sordum. Beni kimse duymak istemedi. Malum baraj havzasında ne yerleşim ne tarım mümkün değil. Bir şey karşı çıkılırken önce bilgilenmek gerekir. Beş kadar köyün üzüm bağlarının ortadan kalkması gerekiyor baraj kurulursa.

Sözgelimi siyanürün yer altı sularına sızması nasıl mümkün olur önce bunu bilmek gerekir. Yani fabrika da bir siyanür sızıntısı olursa, ilk önce yeraltı suları değil işçiler etkilenir, hemen ölürler, sonra değil, bir kaç dakika içinde ölürler. Siyanürle temas ani ölüm demektir.
Bunun gibi tehlikeli ürünlerin kullanıldığı tek sanayi kolu ise sadece altın sektörü de değildir.
Buradaki can alıcı eksen Ülkemizin altın işleme sanayisinin çok hızlı gelişiyor olmasıdır.
Çevreye zarar vermeden çalışan maden nasıl olur bu konuşulmalıdır. Tafikteki arabaların yaydığı zehir konusu da aynı anda gündemde olmalıdır.

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-06-2010, 00:34   #40
Ağaç Dostu
 
acemifüsun's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-05-2009
Şehir: İZMİR
Mesajlar: 2,783
Galeri: 2
MADENLERİMİZ VE YASASI

Zamana karşı yarışın doğal sonucu olarak meclisten geçirilen “Maden Yasası” karışık kafalı bireylerden oluşan toplumumuzun ilgisini çekseydi şaşırılırdı!

Gelenek olanın tersine bir yenilikte içeriğe değil de içerikte yer verilmeyenlere odaklanmak daha yararlı olabilir. Çünkü, içerikte yer alan göze ve kulağa hoş görünenler içerikte yer almayanların yokluğunu maskeleyebilir.

Yer altı zenginliklerimiz olan madenlerimizden yeterince yararlanamadığımız ve bu eksikliğimizin de kör talihimizi yenememe nedenlerimizden biri olduğu söylemini neredeyse kanıksamışızdır. Belki de bu nedenle, madenlerimizi çıkartmanın ve onları ekonomik değere dönüştürmenin her ne pahasına olursa olsun şaşmaz hedefimiz olması gereği de özümsetilmiştir her birimize.

Oysa, bu hedefe giden yol son derece taşlı, tozlu, engebelidir ve hatta siyanürlü ve arseniklidir!

Bu hedefe varalım derken, ağacımızdan, tarlamızdan, kuşumuzdan, kurdumuzdan ve börtü böceğimizden kısacası çevremizden ve sağlığımızdan vazgeçmekte olduğumuzu bile çoğunlukla fark etmeyiz.

İşte belki de böylesine yaşamsal bir nedenle yeni “Maden Yasası”na bu gözle bakmakta yarar vardır. Böylesi bir amaçla bakmanın yolu da yasada bulunmayanları da irdelemekten geçmektedir.

Örneğin, Efemçukuru’nda etkinleştirilmesi tasarlanan altın madeninin siyanür liçi yöntemiyle çalışmayacağı albenisine kapılıp da yöredeki arsenikten zengin kayaçları göz ardı ettiğinizde İzmir’in suyuna karışacak zehiri de yok saymış olacağınızı aklınızda tutmalısınız.

Bu bağlamda kentlerimizin havasını, suyunu ve kısacası yaşamını kirletme potansiyeline sahip “ekonomik etkinliklerin” çalışma izinlerini verme yetkisinin yerel yönetimler yerine merkezi yönetimlerin uzantısı olmaya daha çok aday kurumlara verilmesi ayrıntıdan öte önem taşımış olmuyor mu?

Her şeyin olduğu gibi, madenlerimizin ekonomiye kazandırılması da topluma bedeller ödetecektir. Geçmişte, şimdi ve anlaşıldığı kadarı ile gelecekte de olacağı gibi maden etkinliği görünürde istihdam, yöresel ve ulusal canlanma sağlar gibi bir izlenime yol açsa da çok önemli bir başka alan olan çevre, sağlık ve yaşamda önemli yitimlere yol açacaktır.

Böylesi olumsuzlukların duyumsatılmaması adına uyuşturucu niyetine motifler de yok değil! “Son anda” yapılan düzenlemeyle zeytinliklerimiz kurtarılarak, yasanın “çevreci!” yönü de ustalıkla öne çıkartılmış. Bu olumlu düzenlemeye teşekkür etme aceleciliğine kapılmadan; gerçeğe yönelmekte yarar var. Bu anlamlı(!) kazanımlarla karartma yaratmaya çalışanlara Kozak’ta bir avuç altın için feda edilmekte olan milyar dolarlık değere denk düşen fıstık çamı katliamını da anımsatmayı kaçınılmaz görev olarak algılamak gerek.

Yasada olmayana vurgu son derece önemlidir!

Çağımızın ikileme zorlayan alışkanlığından bir kez olsun bizler de yararlanmış olalım.

Yasada çevre, buna bağlı olarak sağlık ve elbette yaşam yoktur.

Ekonomiye kazandırılacak kimi madenlerimizin getirisi mi (örneğin altında ülkemize kalacak olan % 1.5 (birbuçuk) pay) yoksa sularımıza karışacak olan zehirler mi önemli diye sormak hakkımız olmalı!

Daha kısa ve öz şekilde; “yaşam mı, ölüm mü?” diye sormak zorundayız.
Ne yazık ki, sarsmadan, kendine getirilemeyen bir toplumun bireyleriyiz. Bu nedenle de, böylesi soruları sormaktan kaçınamayız!

“Maden Yasası” yaşamı ve ülke çıkarını değil her ne pahasına olursa olsun kazancı ve sömürüyü önceleyen bir düzenlemedir.



Ceyhun BALCI, 10.06.2010

acemifüsun Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-06-2010, 01:30   #41
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-03-2009
Şehir: izmir
Mesajlar: 850
Afedersiniz ama, 116 tane maden, mineral çeşidi işletmesi olan bir ülke de, kimyasal kullanılarak çıkarılan bir tane bile cevher yatağı maden yoktur.

Bir gr maden bile kimyasal kullanılarak bulunduğu yerden çıkarılmaz.

Çıkarılan bazı cevherlerin saflaştırlması ve katma değer kazanılması için kimyasallar kullanılır.

Bu da tüm madencilik ve minarel işletmeciliği içerisinde 2 % oranını geçmez.

Kimseyi kırmak istemiyorum ama, savunduğunuz ve söylemlerini yaptığınız karşıt görüşleriniz temelsiz ve mesnetsiz oluyor.

Bu forum başlığında defalarca yazmak zorunda kaldığım kişisel zehir tüketimiz üzerine hiç kimse sahiplenme yapmıyor da, bir kaç madencilik sektörü için mecburen kullanılması gereken kimyasallar için ahkam kesiliyor.

Arkadaşlar, hala çağdaşlığını yitirmiş söylemlerin peşinde koştuğunuzu üzülerek görüyorum.

Bin tane örnek veriyorum, kimse kendi payına düşeni bir türlü kabul edemiyor.

Neden acaba nefes aldığınız her günün bu dünya için bir tehlike olduğunu düşünüp umursamıyor ve günlük yaşantınız da vazgeçilmez olarak kullandığınız yüzlerce meteryalin çıkaraılması,işletilmesi ve sizler tarafından tüketilmesini gözardı ediyorsunuz.

Modern yaşamınızın neredeyse 80% sini sağlayan alet edevat, tüketim malzemesi karşı çıktığınız, üretilmesine mani olmayı önerdiğiniz ürünlerce sağlanıyor.

Bu kadar mı zor bu bahsi geçen mamulatın üretilmesini düzene sokmak?

Tarımsal üretim de bünyenize aldığınız zehirin, doğaya bıraktığımız zehirin ve zararın hiçmi farkında değilsiniz.

Neden inatla bir takım şeyleri yalan yanlış savunurken altında yatan gerçeklere bakmayı ve kabul etmeyi kabul edemiyoruz.

Madem zehir kullanılarak işlenmesi gereken madenlere ihtiyacınız olmadığını savunuyorsunuz, taş devrine yakın bir yaşantı sürmeniz gerekmekte.

Neden hem aksini savunup hem de modern hayatın tüm nimetlerinden yararlanmak sevdasındayız?

Domatesi 5 TL yerine 50 kuruşa yemek için içinize aldığınız zehirin farkındamısınız ki kullandığınız kaşık çatalın malzemesine engel olmaya çalışıyorsunuz.

Lütfen temiz üretim, temiz toplum, korunmuş çevre için daha aklı başında söylemleri savunalım.



Lütfen

mister73 beğendi.
balbay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-06-2010, 23:33   #42
Ağaç Dostu
 
gurbik67's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-01-2008
Şehir: Zonguldak
Mesajlar: 867
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi nariçi Mesajı Göster
Ben ormancılık sektöründe 30 yıl çalıştım. Ormanın, floranın, doğal hayatın ne olduğunu bilmeyenler ahkam kesiyorlar.
sevgili nariçi buradaki yazınızdan ahkam kesiyorlar yazısından beni kastettiğinizi anlamını çıkardım.

doğayı, denizi,ormanı sevmek ve korumak ülkesini seven her vatandaşın asli görevi olmalı. bu duygu içten gelir,30 yıl çalışma ile okuma ile alakalı olduğunu düşünmüyorum.

floranın ne olduğunu ,yeşilin ve mavinin ne olduğunu gayet iyi biliyorum.ben 21 yıl madende çalışan biri olarak sizin anlayışınız gibi madeni benden başkaları anlamazmı demeliyim.

ve görevli olmadığım halde orman yangınını söndürme işine katıldım. yoksa ben ormancı değilim bu işlerden anlamammı demeliydim.

buyrun o zaman siz ormancılar önde, florayı öğrendikten sonra bizde peşinizden geliriz.

gurbik67 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-02-2011, 20:45   #43
Ağaç Dostu
 
Fatoş's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-12-2009
Şehir: İzmir
Mesajlar: 1,660
Galeri: 120
ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞCILARIN ÇIĞLIĞI!







15.02.2011 23:13

Geçtiğimiz günlerde, Zeytincilik Yasası ile bağlantılı Yönetmelik Taslağı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan çıktı. Yönetmelik Başbakanlık Kanunlar Genel Müdürlüğü’nün imzasından sonra yürürlüğe girecek.

YENİ YÖNETMELİK’TE ZEYTİN ALANLARI NE OLACAK?

Yönetmelikte yapılmış olan değişikliğe göre zeytin alanları;
• Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
• Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri,
• Kamu yararı kararı alınmış madencilik, petrol ve doğal gaz arama ve işletme etkinlikleri,
• Savunmaya yönelik stratejik yatırımlar için kullanılabilecek.

Konu ile ilgili bir basın toplantısı yapan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Mustafa Tan, Zeytincilik Yasası’nın madencilerin çıkarı için son on yılda dört kez değiştirilmek istendiğini belirtti ve “Bu girişimlerden sonuç alamayan lobiler, şimdi de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca hazırlanan yeni yönetmelikle yasayı delmek istiyorlar.” şeklinde bir açıklama yaptı (5 Şubat 2011 günlü Cumhuriyet Gazetesi).

Tan, basın toplantısında yönetmeliğin Türkiye Zeytin ve Zeytinyağcılığına zarar getireceğini ve yönetmeliğin uygulanmaması doğrultusunda mücadele başlatacaklarını da söyledi. Yine Tan, basın toplantısında ilginç bir açıklama yaptı ve şöyle dedi; “Yönetmelikle Zeytincilik Yasası geçersiz kılınmak isteniyor. Kanundan kaçılarak hazırlanan bu yönetmeliğin, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlandığını sanmıyoruz. Bakanlıktaki bürokratları iyi tanıyoruz. Bu yönetmelikte daha yüksek bir iradenin söz konusu olduğunu biliyoruz.”

GÜROL HOCA NE DEDİ?

Konu, Ziraat Yüksek Mühendisi CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Gürol Ergin tarafından da Meclis gündemine taşındı. Gürol Hoca, 13 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda gündem dışı bir konuşma yaptı. Onbinlerce hektar ekili alanı tehdit eden bir yönetmelik taslağı konusunda meclisi uyardı ve taslağa karşı yasayı hatırlattı:” Zeytincilik Yasası'nda “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin gelişmesine mani olacak, kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Zeytinlik sahaları daraltılamaz” kesin hükmü getirilerek zeytinlikler korumaya alınmıştır.”” dedi.

CHP'li Gürol Ergin, bu yönetmelik taslağının ilgili meslek kuruluşlarına, Marmara Birlik, Tariş gibi büyük üreticilere gönderilmemesini de eleştirdi ve “Bu yönetmelik zeytinlikler için bir ölüm fermanıdır. Hükümet zeytincilikte dünya ikincisi hedefini koymuşken nasıl böyle bir hazırlık yapılabilir? Tarım Bakanlığı, ilgili yasaya yüzde yüz aykırı böyle bir yönetmelik düzenlemesini hangi hukuk, hangi mantık anlayışıyla yapar? Bu değişikliği gerçekleştirse bile, yargıdan döneceğini bilmez mi?” diye konuştu.

Şimdi, şu soruları sormak günah mı?
• Bir, Tan’ın söylediği gibi bu yönetmeliğin hazırlanmasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bürokratlarının bilgisi yoksa bu yönetmelik tasarısı gökten zembille mi indi?
• İki, Bakanlık bürokratlarının bilgisi dışında ise Bakan Mehdi Eker’i bir kenara bırakalım, Müsteşar Vedat Mirmahmutoğulları’nın bilgisi de yok mu?
• Üç, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bürokratları kendi sorumluluklarından bizim irademiz dışında diye kaçabilirler mi? İstifa kurumu yok mu? Sakın bu söylemler, timsah gözyaşları olmasın?
• Dört, Mustafa Tan bu yönetmelikte daha yüksek bir iradenin söz konusu olduğunu söylüyor. Basın toplantısında neden bu konuda bir açıklama yapmıyor? Zaman, biraz daha açık olmanın zamanı değil mi?

Yazımı bitirirken Gürol Hoca’ya da bir teşekkür etmek istiyorum. Konuyu bir meslek adamı olmanın ötesinde yurtsever bir duyarlılıkla meclis gündemine getirdiği için.

Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı

mustafa.kaymakci@ege.edu.tr

Odatv.com

mister73 beğendi.
Fatoş Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-05-2011, 13:25   #44
Ağaçsever
 
warrior's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-02-2009
Şehir: Ankara
Mesajlar: 63
Name:  ruhmur.jpg
Views: 254
Size:  28.2 KB

warrior Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-06-2017, 10:30   #45
Ağaç Dostu
 
mister73's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-11-2016
Şehir: Ankara, Bergama
Mesajlar: 256
Zeytin


YILMAZ ÖZDİL, Sözcü

1 Haziran 2017

"Akp iktidara gelir gelmez…
2003'te TBMM'ye getirdiler.
Geri püskürtüldü.
2006'da tekrar getirdiler.
Geri püskürtüldü.
2008'de tekrar getirdiler.
2009'da tekrar getirdiler.
2010'da tekrar getirdiler.
Kavga dövüş hep geri püskürtüldü.
2013'te tekrar getirdiler.
2014'te tekrar getirdiler.
Gene başaramadılar.
2017…
Tekrar getirdiler kardeşim.

*

Zeytin'in idam fermanı.

*

Akp iktidara geldiğinden beri ısrarla uğraşıyorlar, illa öldürecekler.

*

Bugüne kadar yedi defa denemişlerdi ama, yasayı çıkaramamışlardı. Şimdi herkes fetoyla metoyla uğraşırken, kaşla göz arasında “üretim reform paketi” adı altında yeniden TBMM'ye getirdiler.

*

Ne yapmaya çalışıyorlar?
Bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla hazırlanan ve 1939'dan beri yürürlükte olan “zeytin yasası”nı değiştirmeye çalışıyorlar.

*

Bu yasa değişirse… Bir dönüm alanda 15'den az zeytin ağacı varsa, o alan zeytinlik kabul edilmeyecek.

*

Peki bu ne anlama geliyor?
Türkiye'de toplam 170 milyon zeytin ağacı var, bunların 120 milyonu “zeytinlik” vasfından çıkarılacak anlamına geliyor!
Çünkü, bu işle alakası olan herkes gayet iyi biliyor ki, Türkiye'deki zeytinliklerin yüzde 70'inde dönüm başına 10-12 ağaç bulunuyor.

*

Başka?
Zeytin ağacı kesenlere, ağaç başına iki bin lira ceza getiriliyor. Yani? Arazide 16 zeytin ağacı varsa, kes iki tanesini, öde dört bin lira cezayı, zeytinlik alanı zeytinlik olmaktan çıktı mı, çıktı, hadi güle güle kullan!

*

Başka?
Zeytin sahaları koruma kurulu oluşturuluyor. Zeytinliklerin korunmasına veya imara açılmasına bu kurul karar verecek. Bu kurul, vali ve valinin emrindeki bürokratlardan oluşacak. İyi de… Valiler kimin emrinde bu ülkede? Hükümetin “olur” dediği bir işleme, valinin “olmaz” diyebilmesi mümkün mü? Yandaş işadamı zeytin keserse, vali dur diyebilir mi?

*

Başka?
En zırt dediği yer şurası.

*

Zeytin yasasının şu anki halinde “zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, kimyasal atık oluşturacak tesis yapılamaz, işletilemez” deniyor.
İşte bu koruyucu maddeye “ancak” diye başlayan bir ilave yapılıyor…
“Ancak, alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla, kamu yararı için yatırımlara izin verilir” deniyor!

*

Zeytin yasasını…
Madenciler değiştirtmek istiyor.

*

“Reform paketi” dedikleri, bu.

*

Yedi defa denediler, olmadı.
Sekizinci defa meclise getirdiler.

*

“Ne var canım bunda, kestiğimizden fazlasını başka yere dikeriz” diyorlar… Halbuki, özellikle Ege'deki zeytin ağaçlarımız 200 yıllık, 400 yıllık, aralarında 900 yıllık olanları var, Manisa Kırkağaç'ta 1655 yıllık zeytin ağacımız var, hâlâ yılda 250 kilo zeytin veriyor.

*

“Yaşamak şakaya gelmez / büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın / bir sincap gibi mesela / yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden / yani, bütün işin gücün yaşamak olacak… / Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı / yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin / hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil / ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından” demiş şair.

*

Yurtsever, zeytine bakıyor…
Hayatın anlamını görüyor.
Bunlar zeytine bakıyor…
Odun görüyor!

*

...

*

Duyduk duymadık demeyin ahali…

*

Duymazlıktan gelmeye devam edersiniz, salataya sızma linyit gezdirip, kahvaltıda kok kömürü yersiniz gari!"


Hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerimizin insanoğlunun faydasına sunulması taraftarıyım ancak bunun böyle yukardaki yazıda özetlendiği şekilde yapılmaya çalışıldığını gördükçe üzülüyorum. Sayın balbay'ın önceki yazılarında önerdiği gibi insana ve çevreye zarar vermeden veya en az zarar ile bu işler nasıl yapılır, buna kafa yormak ve aynı teklifi tekrar gündeme getirirken "bakın, önceki teklifte yer alan şu sakıncaları şöyle gideriyoruz, böyle tedbirler getiriyoruz" şeklinde yapıcı bir yaklaşım sergilemek daha güzel olmaz mıydı?

mister73 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-06-2017, 23:27   #46
Ağaç Dostu
 
mister73's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-11-2016
Şehir: Ankara, Bergama
Mesajlar: 256
Exclamation Bir kez daha geçmiş olsun!

"Üretim Reformu Tasarısı'ndan komisyona çekilen zeytinlikler ile ilgili hükümlerden tamamen vazgeçildi."

mister73 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2017, 08:38   #47
Ağaç Dostu
 
tarku's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-05-2010
Şehir: konya
Mesajlar: 963
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi mister73 Mesajı Göster
"Üretim Reformu Tasarısı'ndan komisyona çekilen zeytinlikler ile ilgili hükümlerden tamamen vazgeçildi."
Bilim ve Teknoloji bakanı da açıklama yapmış "Bu tasarı daha önce 7 defa geldi ve geri çekildi. Bu tasarı bundan sonra 17 belki de 27 defa da gelse mutlaka geçecek" dedi. İnsanların gazını alıyorlar ve bir süre sonra, bir gece yarısı, bir torba kanununun içine sokulup geçirilecek.

Bu iktidarın zihniyetini görmek için eski enerji bakanının sözleri yeterlidir sanırım "Zeytin ağaçları enerji mi üretiyor? Bir ampul bağlasan yakamaz, ütü bağlasan çalıştıramaz. Bıraksan 500 sene büyür gider, topraktan besin maddeleri alır, temiz suyu kullanır, Havadan karbondioksit çeker." Bu zihniyetin doğaya, tarıma bakış açısı bu. Korkarım ki bir süre sonra insanlar için de elektrik üretmiyorlar, sabun yapalım diyecekler.

tarku Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2017, 11:32   #48
Ağaç Dostu
 
mister73's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-11-2016
Şehir: Ankara, Bergama
Mesajlar: 256
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi tarku Mesajı Göster
Bilim ve Teknoloji bakanı da açıklama yapmış "Bu tasarı daha önce 7 defa geldi ve geri çekildi. Bu tasarı bundan sonra 17 belki de 27 defa da gelse mutlaka geçecek" dedi. İnsanların gazını alıyorlar ve bir süre sonra, bir gece yarısı, bir torba kanununun içine sokulup geçirilecek.

Bu iktidarın zihniyetini görmek için eski enerji bakanının sözleri yeterlidir sanırım "Zeytin ağaçları enerji mi üretiyor? Bir ampul bağlasan yakamaz, ütü bağlasan çalıştıramaz. Bıraksan 500 sene büyür gider, topraktan besin maddeleri alır, temiz suyu kullanır, Havadan karbondioksit çeker." Bu zihniyetin doğaya, tarıma bakış açısı bu. Korkarım ki bir süre sonra insanlar için de elektrik üretmiyorlar, sabun yapalım diyecekler.

Kimse bu dünyada kalıcı değil; bakarsınız bu zihniyet de bir gün gider.

OSMAN45 beğendi.
mister73 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2017, 18:37   #49
Ağaç Dostu
 
tarku's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-05-2010
Şehir: konya
Mesajlar: 963
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi mister73 Mesajı Göster
Kimse bu dünyada kalıcı değil; bakarsınız bu zihniyet de bir gün gider.
Tıp bilimi gelişip, insanlara zeka naklini başardığı zaman tabi ki mümkün. Çaldılar ama yol yaptılar diyen bir seçmen kitlesinin, iki paket makarna için oy verdiği bir ülkede, bu iktidarlarla devam edeceğiz maalesef

tarku Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2017, 18:46   #50
Moderatör
 
Güler's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 27,518
Galeri: 103
Ama yol yaptılar

"AMA YOL YAPTILAR" DİYENLER BUNU MUTLAKA İZLESİN ! BAKIN O YOLLAR NEDEN VE NASIL YAPILIYOR !

Güler Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2017, 19:01   #51
Ağaç Dostu
 
tarku's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-05-2010
Şehir: konya
Mesajlar: 963
Düşünmek ve sorgulamak. Bize çok yabancı kelimeler.
17/25 Aralık'da tapeler çıktı, "montaj" dediler. Sonra çıkıp "Kriptolu telefonlarımızı dinlemişler" dediler. Düşünen ve sorgulayan biri olsa buradan ne çıkarırdı? Madem montaj dediniz, kriptolu telefon dinleme olayı yalan. Montaj yalansa, ortalığa dökülen tapeler doğru. Bu kadar basit mantıkla anlaşılabilecek bir olayı bile, çıkarlarına ters düştüğü için anlamayan ya da anlamamazlıktan gelen insanlar için düşünmek ve sorgulamak çok yorucu faaliyetlerdir.

Güler beğendi.
tarku Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2017, 23:41   #52
Ağaç Dostu
 
mister73's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-11-2016
Şehir: Ankara, Bergama
Mesajlar: 256
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi tarku Mesajı Göster
Tıp bilimi gelişip, insanlara zeka naklini başardığı zaman tabi ki mümkün. Çaldılar ama yol yaptılar diyen bir seçmen kitlesinin, iki paket makarna için oy verdiği bir ülkede, bu iktidarlarla devam edeceğiz maalesef
Ben sizin kadar teslimiyetçi değilim bu konuda, oyları şöyle insanlar verdi, biz de böyle yaşamaya mahkumuz noktasında değilim. Sonuçta biz de bu toplumun bir parçasıyız ve o insanlar ile günlük yaşantı içinde bir şekilde etkileşim halindeyiz. Kendimizi onlardan soyutlamak, belki bu olanlar hep onların suçu gibisinden biraz rahatlamamızı sağlıyor olabilir ama sorunu çözmüyor ne yazık ki, tam tersine toplum katmanlara ayrılıyor ve aradaki uçurumun büyümesine yol açıyor. Bana göre bu insanların bir çoğu doğuştan bu zihniyete sahip değillerdi ve daha iyisini daha makulünü gördükleri anda değişeceklerdir diye düşünüyorum, en azından öyle umuyorum

mister73 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2017, 23:51   #53
Ağaç Dostu
 
tarku's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-05-2010
Şehir: konya
Mesajlar: 963
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi mister73 Mesajı Göster
Ben sizin kadar teslimiyetçi değilim bu konuda, oyları şöyle insanlar verdi, biz de böyle yaşamaya mahkumuz noktasında değilim. Sonuçta biz de bu toplumun bir parçasıyız ve o insanlar ile günlük yaşantı içinde bir şekilde etkileşim halindeyiz. Kendimizi onlardan soyutlamak, belki bu olanlar hep onların suçu gibisinden biraz rahatlamamızı sağlıyor olabilir ama sorunu çözmüyor ne yazık ki, tam tersine toplum katmanlara ayrılıyor ve aradaki uçurumun büyümesine yol açıyor. Bana göre bu insanların bir çoğu doğuştan bu zihniyete sahip değillerdi ve daha iyisini daha makulünü gördükleri anda değişeceklerdir diye düşünüyorum, en azından öyle umuyorum
Shawshank'te şöyle bir replik vardı "umut iyi bir şeydir!"
Annemin de bana sürekli söylediği bir söz var " Malul hülya, bir tohum idi, ektim ama bitmedi"

Bu iktidara oy verenlerin çoğunun muhafazakar olmadığı çok net. Çevremden biliyorum. Adam Ramazanda rakı sofrası kurup, kafayı çekiyor. Ondan sonra muhafazakar söylemleri peş peşe sıralıyor. İnsanların belirli görüşte olması sorun değil. Asıl sorun toplumun dejenere olması. Kendi çıkarı için, ülkenin nereye gittiğinin umurunda olmaması. Bu tip seçmenin iktidarı değiştirmesi için, yeni gelen iktidarın bunlardan daha fazla kemik dağıtması gerekir. Asıl sorun da bence bu.

pria beğendi.
tarku Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-06-2017, 01:56   #54
Ağaç Dostu
 
mister73's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-11-2016
Şehir: Ankara, Bergama
Mesajlar: 256
Thumbs up Umut hakkında birkaç söz de ben aktarayım...

"Umut, cesaretin yarısıdır." Balzac

"Bir şeyden ümitsiz olan, ondan uzak olur." Hz. Ömer

"Umut, uyanık insanların rüyasıdır." Aristoteles

"Ümit gidince, yaşamak zevki de gider." Emile Zola


Siyaset, nabza göre şerbet vermekse eğer; hedef, siyasetçinin değil nabzın düzene sokulması olmalıdır.

mister73 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-08-2017, 00:24   #55
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,407
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi tarku Mesajı Göster
İnsanların belirli görüşte olması sorun değil. Asıl sorun toplumun dejenere olması. Kendi çıkarı için, ülkenin nereye gittiğinin umurunda olmaması. Bu tip seçmenin iktidarı değiştirmesi için, yeni gelen iktidarın bunlardan daha fazla kemik dağıtması gerekir. Asıl sorun da bence bu.
Dinle yeni Türkiye, yitip giden senin masalındır

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 02:03.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2020