View Single Post
Eski 16-08-2006, 10:04   #18
malina
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,808
Alıntı:
Başkentte ithal ağaç savurganlığı
15/08/2006


21 Haziran'daki yazımda kavakların alerji yaptığı gerekçesiyle kent silutinden silindiğinden, Ankara'daki çınarların "budama" adı altında doğranarak kavağa çevrildiğinden, Ankara'daki bulvar ve caddelere yabancı ağaç türlerinin dikildiğinden ve bütün bunların sakıncalarından söz etmiştim. Ne yazık ki Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin (ABB) kent içi ağaçlandırma ile gerilimli ilişkisi bir türlü bitmiyor.

2006'nın Nisan ve Mayıs aylarında Ankara'nın çeşidi bulvar, cadde ve sokaklarına farklı türlerde binlerce ağaç dikildi. Hepsi yurtdışından getirtilen fidan denemeyecek bu ağaçların her biri 4-7 m. boyunda ve en az 10 cm. çapında. Bu ağaçların hangi ülkeden, hangi türden kaç adet alındığı ve tanesinin ne kadara mal edildiği önem taşıyor. Bilgi edinme hakkı çerçevesinde ABB Çevre Koruma Daire Başkanlığı'na başvurmuştum. İlgili daire, bilgi vermek yerine çalışmaların nasıl yürütüldüğünü, çalışmalar sırasında nelere dikkat edildiğini açıklayan bir yanıt vermişti. Bunun üzerine istenen bilgilerin verilmediğini, bilgi edinme hakkının kullanılamadığını belirten, bilgi verilmesine engel bir durum varsa bunun nedenlerinin bildirilmesini isteyen ikinci bir dilekçe yazdım.

Buna yanıt olarak 5397 ıhlamur, 2717 çınar, 687 atkestanesi, 179 leylandi servi olmak üzere toplam 8980 adet fidan dikildiği; bir adet çınarın 879,75 YTL'ye, ıhlamurun 286,19 YTL'ye, leylandi servinin 370,98 YTL'ye ve atkestanesinin 287,15 YTL'ye mal olduğu belirtildi. Ağaçların hangi ülkeden alındığı yine belirtilmedi.

İlk yazıda "Ankara'nın iklim şartlarına uyum gösteren türler seçilmiştir" denmesine karşın ikinci yazıda "Yerli veya ithal olmasına bakılmamaktadır" açıklaması yapıldı. Eğer amaç kamuoyunu yanıltmak değilse vahim bir bilgisizlikle karşı karşıyayız.

SAVURGANLIĞIN BOYUTLARI

Uzun vadede hem dikilen ağaçların, hem de ekosistemin geleceği açısından tür seçimi kadar orijin seçiminin de önem taşıdığının bilinmemesi hafife alınacak bir durum değil. Toroslar'ın 900 metre yüksekliğinde yetişen kızılcam fidanı Ankara'da iyi bir gelişme gösterebilirken aynı dağın 100 metre yüksekliğinde yetişen kızılcam fidanı Ankara kışına dayanamamakta. Orijin seçimi bu denli önemli iken tanesine 879,75 YTL ödenerek alınan fidanların nereden geldiğine önem vermeyen bir anlayışa ne demeli?

Bazı bilgileri vermekten kaçınıldığını vurgulamak durumundayım. Gençlik Caddesi'ne ve Turan Güneş Bulvarı'na meşe, Dögol Caddesi'ne ve yine Turan Güneş Bulvarı'na gürgen ağaçlarının dikilmesine karşın bunların sayıları ve fiyatları bildirilmedi. Bu durumda ya bilgi vermekten kaçınılmış ya da dikilen ağaçların türü bilinmemekte. Sonuç olarak bilgi ve özenden yoksun olarak sürdürülen ağaç dikim çalışmaları ile on binlerce YTL boşa harcandı. Asgari ücretle çalışan bir işçinin neredeyse iki aylığı tutarında bir bedelle satın alınarak (bir adet çınar 879,75 YTL) dikilen fidanların yüzlercesi şimdiden kurudu. Bunların bedeli bizim ödediğimiz vergilerle karşılanıyor. Ankara koşullarına uygun, nitelikli ve sağlıklı doğal türlerimiz dururken kaynağı ve niteliği yeterince bilinmeyen yabancı türlerin dikilmesi başarısızlığa ve ekolojik yıkıma davetiye çıkarır. Bu yaklaşımın adı da savurganlıktır.

Dışarıdan getirtilen bu ağaçların köklerinde yapılan araştırmada "nematod" adlı bitki paraziti saptandığı bazı gazetelerde yazıldı. Bu ağaçların böcek ve mantar zararlısı taşıyabileceği için var olan ağaç ve bitkilere de zarar verebileceği gözardı ediliyor. Ayrıca var olan ağaçlarda bulunup da zarar vermeyen bazı böcek ve mantarlar yeni getirtilen ağaçlara zarar verebilir. Bu sakıncalar araştırılmamıştır.

BİLGİSİZ VE ÖZENSİZ SEÇİMLER

Belediyenin tür ve yer seçiminde bilgisiz ve özensiz olduğunu anlamak için ağaç dikilmiş caddeleri görmek gerekir. İlgi duyan herkesi buraları gezmeye ve sonuçları yerinde görmeye çağırıyorum. Bunlardan iki tanesinin durumunu kısaca açıklamaya çalışalım.

Birincisi Ahlatlıbel'den Gölbaşı'na giden bulvardır. "1. Ulusal Kent Ormancılığı Kongresi"ne katılanların Nisan 2004 tarihinde yaptıkları Beynam Ormanı gezisi sırasında, anılan yere baştan başa mazı dikildiği saptanmıştı. Yıl sonuna varmadan bu ağaçların hepsi kuruduğundan bunların yerine çınar dikilmişti. 2 metre genişliğinde olan refüje 5-6 metre aralıklarla boydan boya çınarlar dikilmiş; aralarında kalan boşluklara ise metrekarede 20 tane olmak üzere "kadıntuzluğu" (Berberis sp.) dikilmişti.

2006 yılında Atatürk Bulvarı'nın Kuğulupark kavşağı ile Milli Egemenlik Parkı arsında kalan bölümünde dikilen in adet ıhlamurun 59'u tutmuş, 52'si kurumuş. Tutmuş görünenlerin de bir kısmı sağlıklı değil.

Turan Güneş Bulvarı'na dikilen 137 meşeden 80'i kurumuş. Buralarda yapılan uygulamada da fidan seçiminde yeterli özenin gösterilmediğini, dikim tekniğine uyulmadığını görüyoruz.

Anadolu'da doğal yetişen ağaç türlerimiz dururken ölçüsüzce yabancı tür ağaç getirip dikmek ancak özenti ve gösteriş düşkünlüğü ile açıklanabilir. İşsizliğin, yoksulluğun katlanılmaz boyudarda olduğu ülkemizde, döviz ödeyerek dışarıdan fidan getirtmek kaynak savurganlığıdır. Bunun ileride yol açabileceği ekolojik tehlikeleri görmemek ise sorumsuzluktur.

Yapılan bu yanlışların, savurganlığın, keyfiliğin ortaya çıkan zararların sorumluları denetlenmeyecek mi? Onlar bizden toplanan vergileri sorumsuzca harcamayı sürdürecek, biz de başkentte yaşayan yurttaşlar olarak bunu izlemekle yetineceğiz; öyle mi? Kesinlikle hayır!



ÇARPICI ÖRNEKLER

Ahlatlıbel-Gölbası
arasındaki bulvarda 8.5.2006 tarihinde yapılan incelemede ve çekilen saydamlarda aşağıdaki durum belirlenmiştir:

» Ahlatlıbel üzerinde bulunan Oran Köprüsü'nden başlamak üzere 200-300 metre uzunluktaki bölümde üç sıra, aşağıda çevre yolu köprüsüne kadar uzanan orta bölümde ise tek sıra çınar dikilmiş. Yaklaşık 3 metre boyunda ve 10 cm. çapında olan 486 adet çınar fidanından 296 tanesi tam olarak kurumuş. Çınarların 90 tanesinde gövdenin yarısı kurumuş; kalan bölümde ise 10 cm. boyunda sürgünler bulunmakta. 100 fidanın gövdesi tümüyle kurumuş; toprak düzeyinden 3-5 yapraklı sürgünler çıkmış. Tanesi 879,75 YTL'ye alındığı bildirilen 486 adet çınar fidanından 'Tutmuş, sağlıklı gelişiyor" diye gösterilebilecek bir tane fidan yok.

» Gövdesinin yarısı kurumuş, yarısı yapraklı olanları "tutmuş" saysak bile (90 adet) 396 adet çınar fidanı kurumuş. Başarısızlığın yüksek olmasının nedenleri ancak fidanların köklerinin daha önceden kurumuş olması, dikimin tekniğine uygun yapılmaması, dikim yeri toprağının elverişli olmaması ve fidanların dikimden sonra susuz kalması ile açıklanabilir.

» Fidanların sağlıklı olduğunu, tekniğine uygun dikildiğini, toprak özelliklerinin elverişli olduğunu ve dikim sonrası sulandığını varsaysak bile bu denli yoğun trafiğin yaşandığı 2 metre genişliğinde olan bir alana çınar dikilmesi doğru değil. 50 yaşına gelmiş çınar ağacının boyutları kafamızda canlandığında yanlışlık daha iyi anlaşılır.

» 2 metre genişlikte ve 1250 m. uzunlukta olan refüjde, çınarlar arasına metrekareye 20 adet dikilen kadıntuzluğu (Berberis sp.) başlangıç bölümünde hiç tutmamış; aşağılarda ise bunların ortalama 1/3'ü tutmuş. Dikilen 50 000 adet kadıntuzluğunun 2/3'ü kurumuş. Bunların tanesi 1 YTL olsa yaklaşık 36 000 YTL boşa gitmiş. Metrekareye 20 adet fidan dikilmesi zaten tekniğe uygun değilken bunun 2/3'ünün kuruması ek bir savurganlık.

» Yalnızca bu yolda yapılan uygulama ile 396x879,75=348 381 YTL, 1x36 000=36 000 YTL (Berberis sp.'nin fiyatı bildirilmediği için yaklaşık) olmak üzere toplam 384 381 YTL çöpe atılmış. Ankara'da dikilen ve binlercesi kuruyan ağaçların maddi tutarını, bunun yanında hiç hesaba katılmayan ekolojik zararları bir düşünün bakalım.
AHMET DEMIRTAŞ
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Birgün Gazetesi

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön