View Single Post
Eski 27-06-2006, 20:45   #1
malina
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,808
Yabancı ağaç türlerinin başkent kuşatması

Yabancı ağaç türlerinin başkent kuşatması


Ankara'da yılbaşından bu yana yılların emeğiyle yetişen koca çınarlar "budama" gerekçesiyle kavağa çevrildiler. Hele bazı çınarlar "Bir ağaca bu denli zarar verilebilir; bir ağaç bu denli kötü budanabilir" dedirten görüntüde. Onlarca yıldır emek verilip büyütülen ağaçlar bilgisizce, sorumsuzca ve acımasızca doğrandı. Yapanlar, yaptıranlar kim? Ağaçları dikmek, bakmak, korumakla yükümlü olan belediyeler! Olaya tanık olanlar sadece üzülmekle yetiniyorlar. Az sayıdaki duyarlı insanın çırpınışları ise ağaçları kurtarmaya yetmiyor. Böylesi girişimler karşısında herkesin ortak bir refleksle duruma müdahale etmesi gerekiyor.

Aslına bakılırsa yapılan eylemlerin çoğuna "budama" demek doğru değil. Budama; ağacın kendisine ve yanındaki ağaçlara zarar veren, kuruyan, hastalıklı dallarının daha iyi gelişmesine olanak verecek şekilde, uygun biçim ve zamanda kesilmesidir.

Hatalı budama ile açılan yaralar sonrasında erken çürümelerin başladığı, ağacın doğal ömrünün kısaldığı, biçiminin bozulduğu gün gibi ortadadır. "Neden bu denli bilgisizce ve acımasızca budama (kesme!) yapıyorlar?" sorusuna "Fazla odun elde etmek için" yanıtı verilebilir.

Bir ikinci neden ise tepesine kadar dalları kesilmiş çınarların dibine yeni ağaçlar dikmek. Kızılay'dan Gazi Mustafa Kemal Bulvarı boyunca Maltepe Camii'ne doğru yürürseniz çınarların dallarının nasıl budanıp altlarına yalancı servi ağaçlarının dikildiğini görebilirsiniz. Üstelik bundan beş yıl önce şimdi dikilen ağaçların yerlerine doğu mazısı dikildiği, bunlardan çoğunun kuruduğu, kalanlarının da söküldüğü belleklerimizdeki tazeliğini koruyor.

DİKİLEN AĞAÇ TÜRLERİ

Yapılan bu yanlış uygulamalar gözden kaçırılmak istenirmiş gibi, başka bulvar ve caddelere, boyları 5-6 metre olan değişik türlerde ağaçlar dikiliyor. Yurtdışından satın alınarak dikilen bu ağaçların hangi ülkeden, kaç tane ve kaça alındığını bilmiyoruz.

Bilgi edinme hakkımı kullanarak Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne (ABB) başvurdum, ilgili dairenin verdiği yanıtta sorulan soruların hiçbirine açıklık getirilmeyip, başvurum "Bahse konu ağaçlar, bakım şartnamesi gereğince fidan dikim çalışmaları kapsamında olup Ankara'nın iklim şartlarına uyum gösteren türler seçilmiştir. Ayrıca ağaçların tutma kapasitelerini artırmak amacıyla boylu ve formlu olmasına özen gösterilmiştir. Bitkilerin temini ile ilgili maliyetlerde ise birim teklif Ayarlandırması yapılmıştır. Dikim çalışmalarımız program dâhilinde ilkbahar ve sonbahar aylarında yapılmaktadır" biçimindeki açıklamayla geçiştirilmiştir.

Çevre ve Orman Bakanlığı 2004 yılında 116 devlet orman fidanlığından 39 tanesini kapat-ma-satma kararı aldı. Gerekçe olarak Türkiye'nin fidan gereksiniminin özel sektör tarafından karşılanabilir noktaya geldiği, devletin pahalı çalıştığı, kaliteli fidan üretemediği gösterildi.

Derneğimiz bu karara karşı dava açtı. Önce yürütmeyi durdurma, Eylül 2005'te de iptal kararı çıktı. Dava döneminde, biri yürütmeyi durdurma kararından sonra olmak üzere 6 fidanlık satıldı. ABB'ye ait fidanlıklarda da yıllardır yeterli fidan üretimi yapılmıyor. Buna karşılık aynı belediyede çeşitli mesleklerden 80 dolayında teknik eleman çalışıyor. Oysa dışarıdan fidan satın alınması, tür seçimi, dikim yerlerinin belirlenmesi kararlarında ilgili dairede çalışan teknik elemanlara danışılmadığı yapılan uygulamalardan anlaşılıyor.

HESAP VEREN YOK!

Önce kamu varlıkları olarak fidanlıklar gözden çıkarıldı ve parayı verip fidanları dışarıdan alma yaklaşımı egemen kılındı. Ardından her şeyin özelleştirilmesi geldi. Bizim ödediğimiz vergilerle, mali çerçevesini tam olarak bilemediğimiz ama büyük olduğundan emin olduğumuz savurganlıklar yapılıyor ve kimse hesap vermiyor! Cebimizden çıkan paranın kontrolünü önce biz yapmalıyız.
Diğer yandan, planlama, mimari ve kültürel öğelerle birlikte kent dokusunu oluşturan, oluşturacak olan ağaçların tür ve yer seçiminde titizlik göstermeli, buna önem vermeliyiz. Bunun için bizler günlük yaşamın birer parçası olarak süreçlere müdahil olmalı, bireysel tutumlarımızı ortaklaştırmalıyız.

Ahmet Demirtaş
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi



AKLA TAKILANLAR...

  • "Ankara'nın iklim koşullarına uyum gösteren türler seçilmiştir" savı gerçek dışıdır. Yurtdışından getirilen gürgenin Ankara'nın ekolojik koşullarına uygun olduğu nasıl ileri sürülebilir? Bu kararları alırken hangi uzmana danışılmıştır?
  • Hangi tür ağacın ne zaman ve nasıl budanacağı bilinmemektedir. Cadde ve sokaklarda yanlış budama sonucu kurumaya yüz tutmuş, gövdesi çürümüş, kendi türünden başka her şeye benzeyen yalancı akasya, dişbudak, sofora, mahlep ve akçaağaçlar bulunmaktadır. Neredeyse doğal büyüme biçimini koruyabilmiş ağaç görmek olanaksızlaşmıştır.
  • Dikilecek ağaç ve ağaççıkların seçiminde titiz davranılmalı; Anadolu'da doğal olarak yetişen türler seçilmelidir. Yabancı türler ise planlanmış belirli yerlere ve amaca uygun olarak dikilmelidir. Meşe çeşitliliği açısından en varsıl ülkelerden birine dışarıdan meşe fidanı getirtilip dikilmesinin haklı bir gerekçesi olamaz.
  • Bulvarlarda toprak yapısı bilinmeyen ve 0,5-1 metre genişliğindeki refüjlere gürgen, meşe, ıhlamur, batı çınarı gibi yüzlerce ağacı dikerken bunların 20-50 yıl sonra erişecekleri boyutlar göz önünde bulundurulmamaktadır. Bazı yerlerde yeni ağaçları dikmek için 10-15 yaşındaki eski ağaçların sökülmesi nasıl açıklanabilir?
  • Tür ve yer seçiminin yanlış yapıldığının en belirgin örneği Ahlatlıbel'den Gölbaşı'na inen yolun kenarlarında ve refüjünde görülebilir. Buraya 2004 yılında 1,5-2 metre boyunda yüzlerce mazı fidanı dikilmişti. Bir yılda kuruyan bu fidanların yerine kenarlara yalancı akasya, refüje ise çınarlar dikilmiştir. Şu anda çınarların tümüne yakını kurumuştur. Savurganlığı, özensizliği, gösteriş merakını bundan iyi ne örnekletebilir?
Birgün Gazetesi

 
malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön