agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Hayvanlar > Yabani Hayvanlar > Yabani Hayvanlar / Genel
(https)




Beğeni Düzeni59Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 12-09-2009, 21:03   #1
Ağaç Dostu
 
thomasina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-06-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 497
Galeri: 31
Sevgili Halil Önen konunun tekrar avcılık veya avcılıkla ilgili sorunlara dönmesinden dolayı şimdi içim rahat olarak yazıyorum.
Ama asıl eğer iki taraf varsa avcı olan ve olmayan, sorun bu tarafların birbirini anlamaya çalışmamak olduğu şimdi daha da ortaya çıkıyor. Sizden önce yazan arkadaşlarımızın anlamak için çaba harcamayınız, bu imkansızdır düşüncesini talihsizlik olarak görüyorum. Sevgili Pozitifköpek ve Sevgili kalambaklı, bir şeyi anlamaya çalışmak için onun bir parçası olmaya gerek yoktur. Bunun için gayret de göstermeyeceğim ortada. Ancak ortak yaşam alanlarımızda bir grubun varlığını kabul etmenin başlangıcı anlamaya çalışmaktır. Yok sayamayız ki birbirimizi. Asla avcı olmayacağım, demek ki doğama aykırı doğmuşum ya da ailem doğama aykırı büyütmüş beni; bu teori üstünden bile hareket edersek sizi sanki hiç yokmuş gibi mi davranmalıyım, ya da hoşlanmadığım bir eylemde bulunduğunuz için her fırsatta duymayacağınızı bile bile bağırmalı mıyım? Anlamaya çalışmazsam olacak şey bundan farklı değildir. Benimle muhatap olmaz ise avcılar ben bu toplumda olmayacak mıyım? Yanıldığınızı ve olaya çok koyu gözlüklerle baktığınızı bir kez daha hatırlatmak isterim. Sizin eylemlerinize yabancı biri olarak benden bile daha katısınız fikir paylaşımında.
Oysa bir arada yaşamanın başlıca yolu birbirinin varlığı kabul etmekten geçer. Siz de doğayı sevdiğinizi iddia ediyorsunuz, ben de. Sizin sevginizi sorgulamak haddim olmadığına göre seviş biçimimizin birbirinden farklı olduğunu görmek çok da zor değil. Ben avcılıktan çok avcıyı tanımalıyım ki aynı dünyada birbirine zarar vermeden yaşamanın yolunu bulayım. Siz de keşke benim düşüncelerimin yalnızca karşıtlıktan ibaret olmadığını farkedebilseniz. Bakın Halil Önen nasıl da avcılık karşıtlığından zarar görüldüğünden bahsediyor. Demek ki bilerek ya da bilmeyerek her iki tarafta birbirine zarar verebiliyor. Şimdi ne yapalım birbirimizi anlamadan, dinlemeden, siz yanlısı, ben karşıtı olarak her fırsatta kavgamızı mı verelim? Silahtan nefret ederim evet. Ne ailemde ne de yakın çevremde silahı olan biri yok. Avcı da bildiğim kadarı ile yok. Birkaç kişi yalnızca balık tutar o kadar. Ama bu benim her silahlı olanı potansiyel katil ve doğa katliamcısı olarak görmeme neden olmadı bugüne kadar. Silaha karşı olan başkalarının eylemlerinin sertliği veya söylemlerinin pervasızlığı bana mal edilemiyeceği gibi, daha önceden bahsedilmiş ve benimde duymuş olduğum avcılık adı altında yapılan yanlış uygulamaların her avcıya yüklenmemesi gerekliliği var. Çözüm bu değil? Kesinlikle değil..
Hep söylüyorum, farklılıklar uygun bir dil bulunduğunda çeşitliliğe dönüşüyor. Farkedilecek derecede fikir alışverişine neden oluyor. Bu da günümüzde en ihtiyacımız olan şey. Ben de bir hayvansever olarak, hayvan düşmanlarına(avcılardan bahsetmiyorum), nasılsa hayvan sevmiyorlar anlaması mümkün değil diyebiliyor muyum? Hayır? Onlara çok yabancı gelen hayvanı bol yaşamımla ilgili bir soru sorduklarında duymamazlıktan gelmeyip, kendimi ve bakış açımı anlatmaya çalışıyorum. En uç örnekler hariç bu tavrımla, beni öcü veya uzaylı gibi görmekten vazgeçip varlığımı kabul etmelerine yardımcı oldum. Sonra ne oluyor, benim yaşam tarzım onları rahatsız etmekten çıkıp, ondan farklı olan ama beraber yaşanılası mümkün olan bir komşu sıfatına dönüşüyorum. Şimdi bu yanlış mı sizce...
Sevgili Halil Önen farklı tutkulara sahip olsak da, doğayı farklı yöntemlerle sevip kollasak da benzer insani kaygılara sahibiz diye düşünüyorum. Özde aynı şeyi savunuyoruz, farklı olana da söz hakkı olduğuyla ilgili. Her şeyi kurallar çerçevesinde yaparken, yazılı olmasa da bir başka kuralın varlığını kabul ettiğimizi görmekten mutlyum.Düşünceleri özgürce ifade edebilmenin tek ve en anlamlı yolu diğerlerine saygılı olma gerçeği...
Sevgilerimle...

thomasina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-09-2009, 00:30   #2
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 01-09-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 27
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi thomasina Mesajı Göster
Ben avcılıktan çok avcıyı tanımalıyım ki aynı dünyada birbirine zarar vermeden yaşamanın yolunu bulayım.
Avcılık ve av konusunda fikir sahibi olabilmek için hangi avcıyı tanıyacaksınız bu önemlidir. Örneğin av ve avcılık hakkında eğer Alman, İngiliz, ABD'li, Fransız avcıları tanırsanız başka, Türk avcıyı tanırsanız başka fikirlere sahip olursunuz.

Türkiye'de yapılana pek avcılık denmez yapana da avcı. Avcının olduğu yerde av olur ama Türkiye'de yerli hayvanlarımız azalmakdadır, bunda tamamiyle avcının payı olmasa bile gene de vardır. Türk avcısı avı tarım ilaçları, DSİ vs bitiriyor der, doğrudur ama kendi payıda azımsanmayacak kadar vardır. Kuralsız, bilinçsiz avlanır. Ama bu avcının suçu değildir. Suç onu eğitmeyende, denetlemeyende, kanunları çalıştırmayanda, onu yetiştiren ailesindedir. Türkiye'de göstermelik bir avcılık kursu vardır. Yukarda saydığım ülkelerdekine hiç benzemez. ABD ve bazı ülkelerde avcılık okulları vardır, çocuklar burada doğa ve silah eğitimi alırlar. Almanya'nın avcılık kurslarını bitirmek çok zordur. Bu kursları bitiren yaban konusunda yeteri kadar bilgili olur.

Avcılar ile çevreciler arasında bir sorun yoktur. Sorun avcılar ile fanatik çevreciler ve hayvan severler arasındadır. Fanatikler realite ile ilgilenmezler onlar sadece duygularıyla hareket ederler. Bazı durumlarda insana acımasız görünse de bazı uygulamalar yapılır. Örneğin kurt popülasyonu artmışsa bunlar seyreltilir aksi halde bunların baskısı yüzünden geyik, karaca nesli tehlikeye girebilir. Eğer bu yapılmazsa kurtun avı olan geyik, karaca vs. tamamiyle biter kurt doğal olarak kendi avı olmayan avlara yönelir ve o bölgede denge iyice bozulmaya başlar. Ama fanatik hayvanseverlerin bu durumu anlamaları oldukca zordur. Onlar hiçbir hayvanın ölmesini istemezler. Uzun vadede sonuç onları ilgilendirmez onlar kısa vadede kurtarabildikleri kadar hayvan kurtarmak isterler.Yaşanan bir örnek ise uyutulmayıp Zekeriyaköy ormanlarına salınan sokak köpeklerinin buradaki karaca nüfusunu yok olma derecesine getirmeleridir.
Burada ya o ormanlardaki köpekler yok edilmelidir, ya da karacaların yok olmasına seyirci kalınmalıdır. Her iki seçenekde de hayvanların bir kısmı yok olacakdır. Fakat karacaların yok olması demek oraya tekrar aynılarını koyamayacağınız demekdir. Buna karşılık sokak köpeklerini ormana salmak her zaman mümkündür. Böyle bir olay sadece Türkiye'de gerçekleşir. Başka bir örneğini hiçbir gelişmiş ülkede göremezsiniz. Hayvanların popülasyonlarını dengelemek, doğal hayatı idare etmek yaban hayatı idaresinin işidir ama bizde böyle bir kuruluş yoktur. Doğa kendisini onarır insanın müdahale etmesine gerek yoktur, şimdiye kadar nasıl oluyordu diyenler olabilir, ama eskiden bu kadar insan nüfusu varmıydı? Bu kadar doğa kirletiliyormuydu? Artık yaban hayvanlarının yaşam alanları daralıyor, insanlar tarafından gasp ediliyor. Eskiden nerdeyse İstanbul'un göbeğinde av yapılırdı, bütün ormanlar işgal edildi, dereler, sulak alanlar kurutuldu. Artık istanbul'a doğru dürüst kar yağmıyor. Günümüz koşullarında doğanın sağlıklı devam edebilmesi için yaban hayatı idaresine ihtiyaç vardır. Yaban hayatı idaresinin doğru dürüst çalıştığı ülkelerde doğa çok daha fazla korunur, av çok daha fazla bulunur.
Eğer avcı çevreci olmazsa avcılık yapamaz. Av olmayan yerde avcı nasıl av yapsın? Türkiye doğal hayatı koruma derneğinin ilk kurucularına bir bakın bakalım kimler var? Bu derneği kuranlar avcılardır.
http://www.dhkd.org/index.php?option...d=47&Itemid=87

pozitifköpek Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla


Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 06:01.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026