![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaç Dostu
|
İçim burkula burkula okudum yazılanları azönce. Avköpeğini sırf bıldırcınları vuramadığı için vuran kişiyi okudukça inanılmaz moralim bozuldu. Bir canlının zararlı olmadıktan sonra öldürülmesine asla tahammül edemiyorum. Lise yıllarında benim de bir av köpeğim olmuştu. Babamın çok yakın bir arkadaşının pointer cinsi bir köpeği vardı. Tayin olacağı zaman yavru bekleyen anne pointer bir sürü yavru yapmıştı ve babamın da arkadaşı, anne pointer'ı ve yavruları götüremeyeceği için bir süreliğine babama emanet etmişti. Yavrular da biraz büyüyünce babam bir tanesini bize ayırmıştı. O kadar çok yalvarmıştım ki kıramamıştı sonunda beni. Anne pointer'ı uçakla sahibine yollamış yavruları da dağıtmıştı. ( Anne pointer sahibi ile aylar sonra hava alanında buluşunca inanılmaz sevinç çığlıkları atmış, eve götürülene kadar sahibinin kulaklarını yüzünü yalaya yalaya bir hal olmuş, hatta babamın yanında kalırken boyna bulunduğu yerden kaçıp yavrularını da bırakıp kilometrecelerce yürüyüp sahibinin taşındığı eve gelir etrafı koklamaya sahibini aramaya başlardı. ) Neyse bizdeki yavru pointer'a aylarca baktım ben, inanılmaz bir bağ oldu aramızda. Babam yavru köpeği eğitti ama asla ava çıkmadı, çıkartmadı. O kadar akıllıydı ki bakışları, dikkati, odaklanması, bağlılığı, sevgisi... Sonra birgün ortadan kayboldu. Kıbrıs'ta avcılık çok yaygın olduğu için birileri çalmıştı köpeğimizi. Günlerce, haftalarca ve hatta aylarca ağladım geri geleceğini ümit ederek yaşadım. İlanlar asıldı her yere, haber salındı ama yoktu... Bir daha da onu hiç göremedim, bunu anlatırken bile içim gidiyor... Burada hayvanların vurulmasını okurken, yapılan eylemin bir zevkin tatmin edilmesi gibi görüyorum. O vurduğunuz hayvanı bekleyen yavrularının olduğunu kimse düşünüyor mu acaba? Aç, üşür vaziyette annesini bekleyen yavrular hani?! Siz kendi yavrunuzu yalnız bırakabilir misiniz hiç? Bir insanın size tüfek çevirip kurşunu vücudunuz bir yerine yolladığını hayal edebiliyor musunuz acaba? Ya can acısı, ufacık bir yeri çizilse insanın ne kıyametler kopartır değil mi? Ya ölüm korkusu, hızlıca atan kalp çartıntılarınız... Bunları herhangibir canlıya yaşatma hakkını nasıl kendinizde buluyorsunuz. Anlamıyorum ve üzülüyorum! |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 01-09-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 27
|
Alıntı:
Örneğin çulluk yumurtlar ve yuvanın yanından bir tilki geçse, etrafda dolaşsa yumurtalarını bırakır gider ve tekrar gelip bakmaz, civcivler çıkıncada eğer bir tehlike sezerse civcivlerini terk eder gider. Hiç umrunda dahi değildir. Av doğanın kanunudur. Bütün etoburlar başka bir canlıyı öldürerek hayatta kalırlar. Öldürmek yaşamak için gerekli, elzem bir duygu ve beceridir. Etoburlar dışında diğer hayvanlarda hayatları tehlikeye girince öldürürler. Bir Manda otobur olduğu halde saldırı kaşısında çok ölümcül bir hayvana dönüşebilir. İnsan av yapmazsa hayatta kalamazmı? denirse tabii ki kalır. Günümüz insanının avlanmaya pek ihtiyacı yoktur. Ama bazı gıdalar için gereklidir. Örneğin balık. Balık da bir av hayvanıdır ve yabani olarak denizlerde yaşar. İnsan tarafında üretileni olsada bu yeterli değildir ve bizim yediğimiz balıkların çoğu yabani av hayvanıdır av mevsiminde avlanılırlar. Balık avı avların en acımasızıdr. Çünkü olta ucunda ağzına takılan kanca ile su üzerine çıkarılır, veya ağlarla toplanarak çekilir ve su dışında yavaş yavaş boğularak, çırpınarak can verirler. Bu aynen insanın suyun içine çekilip ölene kadar su altında tutulması gibidir. Avcılığa karşı olanların çoğu afiyetle balık yerler ama balıkların da hayvan oldukları hiç akıllarına gelmez. |
|
|
|
|
![]() |
|
|