![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 22-11-2010
Şehir: İstanbul-Balıkesir
Mesajlar: 1,736
|
Doğru söze ne hacet. Ama böyle olması gerekip gerekmediği tartışılabilir. Sonuçta hasta hayvanı yemeyi hiç birimiz istemeyiz. |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Avcının sağlığına aykırı avı seçmesi durumu yok burada. Kuduz bir hayvanı diğer hayvanlar hemen anlar ve ondan kaçarlar. Kendi seçtiği bir besinden zehirlenen bir hayvan var mı bilmiyorum (Kimyasal ilaçlar ve insan eliyle oluşturulan ölümcül ortamlar onların tercihi değildir.) Bu seçimde avın hasta olması şart değil. Av sürü içi çatışmalarda hep yenilen bireydir mesela, çiftleşme yeteneği yoktur, sürünün yaşamını tehlikeye sokacak davranışları vardır, huysuzdur, sinirleri bozuktur vs vs… Evet, bir av hasta sakat olabilir de olmayabilir de… Mesela, kedi yaşamayacağını anladığı yavruyu diğerlerinden ayırır. Leylek yuvadan atar, vs… Nedeni boşu boşuna besin (anne sütü, getirilen yiyecekler) kaynaklarını kullanmasın, diğer yavrulara daha çok pay kalsın diye. Zorla yaşatılıp zayıf bir birey nesli bozmasın diye… Konuyu biraz daha zorlarsak doğal seçilime (ayıklama) kadar gideriz. Doğanın kendi yaşam kalitesine aykırı davranan sadece insandır. Biliyorsunuz insan da doğanın bir parçasıdır. Beylik bir genelleme vardır. “Doğada her şey bir şeylerin dengesidir.” Hep sorarım: iyi de insan neyin dengesi? Doğaya karşı düşüncesiz, saldırgan, yok edici, yabanıl bir bencillikle talan eden bir yaratıktan neyin dengesi olmasını beklersiniz ki?... Ha, bakın… Kendi çıkarı olduğunda o da ayıklayıcıdır. Örneğin çiftçiler –hibrit tohumlar çıkmadan önce elbette- tohumluklarını ilk ürünlerinin arasından seçerler. Damızlık hayvanlarını seçerler, mayalarını iyi üründen seçerler… Sporcu, savaşcı, sanatçı seçerken de öyledir. (Ama kamu görevlisi seçerken siyasi kayırmalar sonucu kendileri zayıf ama arkası güçlü olanlar kamu hizmeti halkasına dahil oldukları için devlet vatandaşına bir türlü kaliteli hizmeti sağlayamaz o ayrı konu) İnsan oğlunun, bırakın başka tür canlıların yaşam kalitelerini artırmasını, kendi türüne bile acıması yoktur… Bunu anlamak için herhangi marketteki yiyecek raflarına bakmanız yeterli. Kanserojen içerikli yiyeceklerin tamamı insanlar tarafından üretilmektedir, doğa tarafından değil… Ama doğa insana rağmen yaşam kalitesini artırmak için dayanıyor. Ama nereye kadar? Ben size söyleyeyim son insana kadar. Çünkü doğa zayıf, dayanıksız olanı bağışlamaz. Sonrasında o kendini en kısa zamanda iyileştirmesini bilecektir. Hiç kuşkunuz olmasın. |
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 09-03-2010
Şehir: kırklareli
Mesajlar: 757
|
[QUOTE=hassoman; ....İnsan oğlunun, bırakın başka tür canlıların yaşam kalitelerini artırmasını, kendi türüne bile acıması yoktur… … Ama doğa insana rağmen yaşam kalitesini artırmak için dayanıyor. Ama nereye kadar? ....Ben size söyleyeyim son insana kadar. Çünkü doğa zayıf, dayanıksız olanı bağışlamaz. Sonrasında o kendini en kısa zamanda iyileştirmesini bilecektir. Hiç kuşkunuz olmasın.[/QUOTE] SADECE MASAL Bir var mış, bir yok muş Avcı insan, av hayvan imiş. Avcı avla mış, av avlan mış. Hiç bitme miş, hep üre mişler. Gel zaman, git zaman. Avcı da av da insan olmuş. Avcı avlar büyür, Büyüdüğünü sanır sevinir miş. Av avlanır bitmez, Bitmediğini sanır sevinir miş. İkisi de sevinir, Ama asırlık ağaç üzülür müş. Bir gün gelmiş! Ne av, ne de avcı kalmış. Asırlık ağaç "oh be" demiş. "Artık üzüntüm bitti. Kendini avla yandan kurtuldum. Arada beni de avla yacaktı" demiş. Der miymiş ağaç! inanmam. Masal masal inan ma. |
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|