agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Bitki Dünyası > Tıbbi, ıtri, boyar, aromatik bitkiler
(https)




Beğeni Düzeni10Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 30-04-2008, 18:18   #1
Ağaç Dostu
 
Sebahattin Sargın's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-12-2006
Şehir: Sakarya
Mesajlar: 4,157
Galeri: 345
İsmet Bey bende bu tohumlara talibim, bu bitkiyi uzun süredir takip ediyordum. Emekleriniz için teşekkür edeirm. Mail adresinize gerekli bilgileri gönderiyorum.

Sevgiler

Sebahattin Sargın Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-05-2008, 19:25   #2
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 06-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 3
Hypericum Perforatum L. hangi bölgelerimizde yetişiyor

Merhaba,
Hypericum Perforatum L. hangi bölgelerimizde yetişiyor? Hasatı kimler tarafından nasıl yapılıyor?
Bilgi sahibi olanların paylaşmaları dileğiyle,


Akif Atalay

akifatalay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-12-2008, 01:05   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
Şifalı bitkiyle körlüğe çare

Sarı nokta? olarak bilinen göz hastalığının ilerlemesi, Gülhane Askeri Tıp Fakültesi (GATA) Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalında geliştirilen ve halk arasında ?kılıç otu? ya da ?mayasıl otu? olarak bilinen sarı kantaron bitkisinin kullanıldığı tedavi yöntemiyle büyük oranda durdurulabildi.

?GATA Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Tabip Albay Güngör Sobacı'nın geliştirdiği yöntemle, ağızdan tedavi gören vakaların yüzde 64'ünde, damardan tedavi görenlerin ise yüzde 87'sinde körlük engellenebildi.

SARI NOKTA NEDİR

Tıptaki adı ?yaşa bağlı makula dejeneresansı? olan ?sarı nokta? hastalığıyla ilgili çalışmalarıyla tanınan, Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Dekanı ve Eğitim Hastanesi Baştabibi Prof. Tabip Tümgeneral M. Zeki Bayraktar, ortalama ömrün uzamasına bağlı olarak göz dibindeki ?sarı nokta? adı verilen bölgedeki rahatsızlıklardan kaynaklanan görme kayıplarında büyük artış olduğunu söyledi.

Küre şeklindeki gözün arkasında ve merkezinde, karşıdan gelen ışığın üstüne düştüğü noktanın ?sarı nokta? olarak adlandırıldığını anlatan Bayraktar, 400-500 mikron çapındaki bu alanın görmenin en değerli kısmı olduğunu söyledi. Bayraktar, bunun etrafındaki 3 milimetrelik bir alanın ise gözün arka kısmındaki kenar kısımlara göre daha yüksek görme gücüne sahip bir bölge olduğunu belirtti. Bayraktar, bu bölgelerde herhangi bir rahatsızlık ortaya çıkması halinde görmede ileri derecede kayıp meydana gelebildiğini bildirdi.

?Sarı nokta? hastalığının yaşın ilerlemesine bağlı olarak daha sık görüldüğünü kaydeden Bayraktar, hastalığın ortaya çıkmasında genetik faktörlerin yanı sıra sigara, hipertansiyon, damar sertliği, açık renkli göz ve güneşe fazla maruz kalmanın da etkili olduğunu bildirdi.

Bayraktar, hastalığın 50-55 yaş arasında yüzde 5-10 oranında, 75 yaş üstünde ise her 3 kişiden birinde görüldüğünü anlattı.

Bu hastalığın yüzde 90'ının ?kuru tip? adı verilen tarzda ortaya çıktığını belirten Bayraktar, hastalığın bu türünde tam görme noktasındaki hücrelerde harabiyetin söz konusu olduğunu ifade etti. Bayraktar, geriye kalan yüzde 10'luk dilimi oluşturan ?yaş tip? yaşa bağlı sarı nokta harabiyetinde ise hastalığın çok hızlı bir şekilde ilerleyerek görme kaybına yol açtığını söyledi.

?HASTALIKLA MÜCADELEDE HEDEF, KAYBI DURDURMAK?

Şikayetlerin hastalığın türüne bağlı olarak ortaya çıktığını belirten Bayraktar, kuru tipte belirtilerin, bakılan noktanın görülememesi ya da bu alanın ortasında bir leke görülmesi şeklinde yavaş yavaş geliştiğini bildirdi.

Bu türde hastalık yavaş geliştiği için hastaların daha çok görme kaybının ardından hekime başvurduklarına dikkati çeken Bayraktar, bu nedenle bu tür belirtilere karşı duyarlı olunması gerektiğini söyledi. Bayraktar, görme noktasındaki çok hızlı bir harabiyetin söz konusu olduğu ?yaş tip?te ise şekillerin çarpık ya da düz ve uzun nesnelerin eğri göründüğünü belirtti.

Bu tür belirtiler ortaya çıktığında hemen bir hekime başvurulması gerektiğini kaydeden Bayraktar, ?Çünkü bu hastalığın tedavisinde genellikle kaybedileni kazanmak söz konusu değildir. Hastalıkla mücadelede hedef, kaybı durdurmaktır? diye konuştu.

Hastalıkla mücadelede yaşam tarzı değişikliklerinin de gerekli olduğunu ifade eden Bayraktar, sigara alışkanlığından vazgeçilmesi, hipertansiyon ve damar sertliği ile mücadele, kan yağlarının normal seviyede tutulması, beslenmeye özen gösterilmesi ve kahverengi tonda güneş gözlüğü kullanılmasının önemine işaret etti.

HASTALIĞIN TEDAVİSİNDEKİ KLASİK YÖNTEM

GATA Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalından Doç. Tabip Yarbay Hakan Durukan da, son yıllarda en fazla başvurulan en klasik tedavi yöntemlerinden birinin ?fotodinamik? tedavi olduğunu söyledi.

Durukan, bu tedavi yöntemiyle özel bir boyanın enjekte edildiği sarı noktanın altında gelişen anormal damarların tıkanarak küçültüldüğünü ve böylelikle hastanın görme duyusunun korunduğunu anlattı. Bu tedavide tek seansta sonuç alınmasının mümkün olmadığını kaydeden Durukan, 1-2 yıl devam eden tedavi sürecinde yılda ortalama 4-6 kez enjeksiyon yapılmasının zorunlu olduğunu bildirdi.

DÜNYADA İLK KEZ GELİŞTİRİLEN TEDAVİ YÖNTEMİ

GATA Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof. Tabip Albay Güngör Sobacı tarafından dünyada ilk kez geliştirilen, sarı kantaron bitkisinin kullanıldığı tedavi yönteminde ise hastalığın ilerleyişinin durdurulmasında büyük başarı elde edildi.

2000 yılından beri yürüttüğü çalışmasında hastalara bu bitkinin ağız ya da damar yoluyla verildiğini kaydeden Sobacı, bu tedavinin klasik yönteme göre zaman ve maliyet avantajı olduğunu belirtti.

1-2 yıl süren klasik tedavide yılda 4-6 seans uygulanmasının gerekli olduğuna dikkati çeken Sobacı, geliştirdiği yöntemde ise toplam 3 seansın yeterli olduğunu söyledi. İlacın verilmesinden 6 saat sonra hastanın gözündeki sarı noktada oluşan damarların lazerle kurutulduğunu anlatan Sobacı, 3 ayda bir kontrol edilen hastanın bu süre içinde günde 3 kez ilacı almaya devam ettiğini kaydetti. Sobacı, bunun hem yeni damarların oluşmasını engellediğini, hem de hastanın psikolojik açıdan rahatlamasını sağladığını bildirdi.

Klasik tedavi yönteminin seansının maliyetinin en az 2 bin YTL, bu yöntemin seansının maliyetinin ise 30 YTL olduğunu kaydeden Sobacı, ayrıca geliştirdiği yöntemin yan etkilerinin diğer yönteme göre ?yok denecek kadar az? olduğunu anlattı. Sobacı, ağızdan uygulanan tedaviyi alan hastaların 3 yıldır izlendiğini ve 4. yıla girildiğini belirterek, bu hastaların yüzde 18'inde görme artışı, yüzde 20'sinde görme kaybı olduğunu, yüzde 64'ünde ise görme düzeyinin korunduğunu söyledi.

Sobacı, damar yoluyla tedavi uygulanan hastaların takibinde 3. yıla girildiğini belirterek, bu vakaların yüzde 6.5'inde görme artışı, yüzde 6.5'inde görme kaybı olduğunu, yüzde 87'sinde ise görme düzeyinin korunduğunu kaydetti.
Sobacı, henüz bilimsel çalışma aşamasında olan yöntemin Sağlık Bakanlığından gerekli iznin alınmasından sonra yaygınlaştırılabileceğini belirtti.

SARI KANTARON NEDİR

Çok eskilerden beri içinde pek çok iyileştirici ve doğa üstü güçler olduğuna inanılan sarı kantaron, halk arasında ?kanom?, ?kılıç otu?, ?mayasıl otu?, ?yara otu? gibi adlarla biliniyor.

Dümdüz ayakta duran ve 90 santimetreye kadar yükselebilen bitkinin sarı çiçekleri, ezildiğinde kırmızı bir sıvı salgılıyor.

Sarı kantaron, 2 bin 200 metreye kadar yüksekliğe sahip çayırlıklarda, orman ve tarla kıyılarında yetişiyor.
Bitki çay olarak sinirsel rahatsızlıklara, histeriye ve düzensiz adet kanamalarına karşı da kullanılabiliyor.

Kantaron yağının ise dıştan kullanımda yaralara, çatlaklara, lumbago ağrılarına ve güneş yanığına karşı çok etkili olduğu bildiriliyor.

http://www.tamtip.com/detay.php?iid=...=1252&olay=mak

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-04-2009, 17:12   #4
Ağaç Dostu
 
aybala's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-10-2004
Şehir: İstanbul-Maltepe
Mesajlar: 6,826
Galeri: 574
Kurumaya bırakılmış kantaronlar.

Name:  kantaron.jpg
Views: 14934
Size:  48.0 KB

Fotoğraf Tekirdağ Uçmakdere Köyü'nde
Haziran ayında çekilmiştir.

aybala Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-04-2009, 20:15   #5
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
Kantaron hem yarayı iyileştirir, hem de ruhu

Yine idrar yolu iltihaplarına karşı kullanılan, güney ve batı illerimize endemik olan ve bilimsel adını Antikçağ hekimi Euryphon'dan alan Hypericum aviculariifolium subsp. aviculariifolium adlı kantaron bitkisi de yetiştiği toprağın insanına derman olmak için Mayıs ve Haziran aylarında sapsarı çiçekler açar; güneşten aldığı sağlık ışığını sayrılara sunabilmek için. (7)

Anadolu'da endemik türleri oldukça zengin olan ve ülkemizde 70 türü bulunan Hypericum bitkisi, Eski Yunan'dan beri yaralar başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca bitkinin doğaüstü güçlere sahip olduğuna inanıldığından, popülaritesi yüzyıllardır sürmektedir. Bu türlerden biri olan ve sarı kantaron olarak adlandırılan H. triquetrifolium da tıbbi olarak kullanılmakta olup, bu türü diğerlerinden ayıran özellik, sıkıldığında ortaya kırmızı renkli bir sıvı çıkaran çiçekleridir. (19)

Bitkinin adet kanaması rahatsızlıklarında kullanılmasıyla bitki çiçeklerinden kana benzer bir sıvının akması, mutlaka doğurganlık ve kadın inançlarıylale ilişkilendirilmesine neden olmuş olmalıdır. Ayrıca endemik olmamakla birlikte, ülkemizde de doğal olarak yetişen Hypericum perforatum adlı diğer bir kantaron bitkisi de modern tıpta depresyon tedavisinde antidepresan olarak kullanılmaktadır. (20)

Kaynak: Bilim ve Gelecek Dergisi
Hasan Torlak, Kültür ve Turizm Bakanlığı (Kırsal Çevre Ormancılık Sorunları Araştırma ve Eğitim Derneği Üyesi)

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-04-2009, 21:29   #6
Ağaç Dostu
 
Seyfi Dağdeviren's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-03-2009
Şehir: Bolu
Mesajlar: 272
Sarı kantaron Bolu da yol kenarları ve ekim yapılmamış tarlalarda bolca yetişen bir bitki.Antibiotik özelliği olan bir bitki diye biliyorum.Şimdilerde yeşermiştir.Yakında çiçek açarlar.Bolca bulabildiğim için özel üretimini hiç düşünmedim.Şayet tohum elde edilişi hakkında bilgilendirilirsem,tohumu isteyenlere ileride gönderebilirim.

Seyfi Dağdeviren Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-06-2009, 00:52   #7
Ağaçsever
 
Özgür Ayata's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-08-2007
Şehir: KKTC
Mesajlar: 66
Kantaron Tohumu

Herkese selamlar,
Kantarun tohumu temin edebilen olursa bende talibim

Özgür Ayata Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-06-2009, 21:41   #8
Ağaç Dostu
 
Seyfi Dağdeviren's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-03-2009
Şehir: Bolu
Mesajlar: 272
Sarı kantaronlar Bolu da çiçek açtı.Öyleki evimin karşısındaki sulama kanalının kenarında gür bir kolonisini görüyorum.Tekrar ediyorum tohum ne zaman toplanır?Bilgilendirilirsem
toplarım.Yoksa deneme yanılma yöntemiyle hareket edeceğim.

Seyfi Dağdeviren Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-02-2010, 17:46   #9
Ağaç Dostu
 
k_donmez's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2010
Şehir: Ankara-Yalova
Mesajlar: 1,071
Galeri: 3
Sarı Kantaron tohumları 3 gündür saksıdalar. Sabırla bekliyorum. Eğer yetiştirebilirsem, bahçemde de değerlendireceğim. Tohumu ise aktardan aldığım kantaron çiçeğinin içinden elde ettim. Bir tutamın içinde en az 20 tane tohum mevcut oluyor.

k_donmez Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-02-2010, 21:23   #10
Ağaç Dostu
 
k_donmez's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2010
Şehir: Ankara-Yalova
Mesajlar: 1,071
Galeri: 3
15 gün oldu, evde ve saksıda çimlendirmeye çalıştığım kantaronlardan haber yok. Bunu tohumdan yetiştiren var mı? Böyle geç mi çimleniyor?

k_donmez Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-09-2010, 19:15   #11
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 20-09-2009
Şehir: ANTALYA
Mesajlar: 220
bu otu ben de bahçemde buldum ama tam emin olamıyorım erkek üreme organları demetler halinde ve her demetin etrafı mor bir dokuyla kaplı acaba bu doğru kantaron mu bilgilendirirseniz sevinirim . bazı sitelerde yolkenarlarından toplanan kantaronlarda kadminyum yüksek oranda bulunduğu ve bununda kansorejen olduğunu okudum günde 1 fincandan fazla içilmemeli diyen de var kafam oldukça karıştı

heredot07 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-03-2012, 20:58   #12
Ağaç Dostu
 
Cymbelina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-03-2012
Şehir: Eskişehir
Mesajlar: 1,403
Bir soru....

Herkese selamlar, kantaronla ilgili bir sorum olacak: aktarlardan bitkisel çay için aldıgımız kantaron bitkisini kendimiz yetistirebilir miyiz? Burada çiçeklerini gordum ve hoşuma gitti. Evde poşette duran kantaronu inceledim, tohum kapsülleri var ve icinde de kum gibi siyah tohumları var. Acaba bu tohumları eksek, sonra da diksek bu sarı çiçekli kantaronu yetistirebilir miyiz? Hangi başlığa yazacagımı bulamadım.

dadaşım beğendi.
Cymbelina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-07-2012, 23:24   #13
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 12-03-2012
Şehir: ISTANBUL
Mesajlar: 16
Sn Cymbelina
Bitki cayindaki tohumlari degerlendirebildiniz mi?
Merak ediyorum, basarili olduysaniz baharda deneme yapacagim. Bu arada elinde tohumu olan arkadaslar paylasmak isterse sevinirim

tuzcue Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-12-2012, 23:12   #14
Ağaç Dostu
 
Cymbelina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-03-2012
Şehir: Eskişehir
Mesajlar: 1,403
Denedim ancak bir sonuç elde edemedim, kullandığım kantaronun toplanmasının üzerinden çok fazla zaman geçmiştir belki, bilemiyorum.

Ancak bahara Allah nasip ederse büyük ihtimalle tekrar deneyeceğim, denemekten ne çıkar?

O yüzden kantaronu bahsettiğim şekilde yetiştirebilmiş bir arkadaşımız olduysa inşallah bilgilerini bizimle paylaşır.

Cymbelina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2013, 20:43   #15
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,527
Sayın tuzcue..

Bilyorsunuz esrar da, Cannabis Sativa adlı bir ottan elde edilmekte..
Ve bu otu kullananlarda genellikle psikotik rahatsızlıklar tetiklenmektedir:

Esrar kullanımı şizofreniyi tetikler mi
Esrar kullanımı sırasında başlayan ve N, N-dimetiltriptamin (DMT) kullanımı ile psikotik özellikler eklenen duygudurum bozukluğu: Bir olgu sunumu

Cannabis Sativa (esrar) şizofreni gibi birtakım psikozları tetikleyebiliyorsa, sarı kantaron niye yapmasın ki?
Gelişigüzel kullanılacak bitkiler değil bunlar..
Kaldı ki, bir hastaneden gerçek bir olgu aktardım yukarıda..
Hafife alınacak konular değil bunlar..

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2013, 13:49   #16
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 12-03-2012
Şehir: ISTANBUL
Mesajlar: 16
Merhaba,

Dediginiz gibi hafife alinacak konular degil gercekten. Ben de bu yuzden uzunca yazdim ve ekteki yaziyi dikkate aldim. Bir hekim ve diger hekimlerden gelen bilimsel yazilarin tercume ve derlenmesiyle ilginen biri olarak calismada mantik hatalari oldugunu soylemek geregini duydum. tip tarihi boyunca ozellikle son iki yuzyilda ilac sirketlerinin nasil oyunlar duzenledigini ve bilimsel yayinlarin sonuclarini nasil carpittigini okudugunuzda her duydugunuza dikkatli yaklasiyorsunuz.

Ben bitkilerin tamamen zararsiz oldugunu savunmuyorum. Kaldi ki bu konuda yurt disinda doktora yaptigim icin ayrintili biliyorum. Soyle bir soz var: zehir dozdadir, yani her kullandiginiz bir sekilde zehir etkisi olusturabilir. En masum gorunuen bitki bile sizin kullandiginiz diger ilaclarla etkilesime girerek zararli olabilir. Bu konu onemli oldugundan ehil ellerde olmali ve mutlaka incelenmeli diyorum sadece.

Ama hastamiz bunu icmis ve sonucunda psikoz gelismis demek de kolaycilik gibi geliyor bana, cunku hasta duzelseydi inanin bunu sari kantarona baglamayacaklardi, pozitif etkinin bitkiye bagli oldugunu ispatlayan bilimsel verileri soracaklardi. Cevresel faktorler etkili olmustur ya da bastan tani yanlis konmustur aslinda zaten psikoz degildi diyeceklerdi....

Muhsin Hanif ve devrann beğendi.
tuzcue Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2013, 18:37   #17
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,527
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi tuzcue Mesajı Göster
Soyle bir soz var: zehir dozdadir, yani her kullandiginiz bir sekilde zehir etkisi olusturabilir. En masum gorunuen bitki bile sizin kullandiginiz diger ilaclarla etkilesime girerek zararli olabilir. Bu konu onemli oldugundan ehil ellerde olmali ve mutlaka incelenmeli diyorum sadece.

....
Evet, zehir hem dozdadır, hemde toplanan bitkilerin yetişme ortamlarına, nasıl kurutulduklarına, hijyene, aktarlardaki saklama koşullarına, bitkisel çayların demleme usul ve şekillerine, demleme ısı ve sürelerine de bağlıdır..

Ben cicili bicilide olsa, hiçbir aktara ve sattığı ürünlere güvenemiyorum..
Bunlar adeta sağlık tüccarıdır..
Bütün aktarlarda tahta çekmeceler içinde öğütülmüş keten tohumu gördüm..Bunlar kısa zamanda oksitlenen ve zehire dönüşen yağlı ürünler..Kaç aktarla tartıştım; bunun öğütülmüşü zararlıdır, diye..Ama anlatamazsınız..Çünkü aktarlarda alternatif tıbbın temel bilgileri asla yok..
Hele o pazar yerlerinde, onca ayakkabı tozunun olduğu yerlerde açık çuvallar içinde, kabak gibi güneş altında tıbbi bitkileri gördükçe çıldırıyorum..
Sağlıklı insanı bile hasta eder bunlar..

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2013, 18:16   #18
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 03-01-2013
Şehir: izmir
Mesajlar: 279
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi pria Mesajı Göster
Evet, zehir hem dozdadır, hemde toplanan bitkilerin yetişme ortamlarına, nasıl kurutulduklarına, hijyene, aktarlardaki saklama koşullarına, bitkisel çayların demleme usul ve şekillerine, demleme ısı ve sürelerine de bağlıdır..

Ben cicili bicilide olsa, hiçbir aktara ve sattığı ürünlere güvenemiyorum..
Bunlar adeta sağlık tüccarıdır..
Bütün aktarlarda tahta çekmeceler içinde öğütülmüş keten tohumu gördüm..Bunlar kısa zamanda oksitlenen ve zehire dönüşen yağlı ürünler..Kaç aktarla tartıştım; bunun öğütülmüşü zararlıdır, diye..Ama anlatamazsınız..Çünkü aktarlarda alternatif tıbbın temel bilgileri asla yok..
Hele o pazar yerlerinde, onca ayakkabı tozunun olduğu yerlerde açık çuvallar içinde, kabak gibi güneş altında tıbbi bitkileri gördükçe çıldırıyorum..
Sağlıklı insanı bile hasta eder bunlar..
Keten toğumu bayatlarsa insanı daha çok hasta edebiliyor. Toğum şeklinde alıp pamuk içinde çimlendirmeliyiz. Eğer çimleniyorsa o toğum tazedir evde kendimiz öğütüp kullanabiliriz.

Zerdaçal tozunun içinde kremit tozu karıştırıyorlarmış. Çok dikkat etmek gerekiyor.

Evet keşke denetleyen bi kurum olsa

sadecegeçen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2013, 10:21   #19
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 12-03-2012
Şehir: ISTANBUL
Mesajlar: 16
Ne kadar haklisiniz, keske butun bunlarla ilgilenen bir kurum olsa. Standartlari belirleyip konu ile ilgili herseyi denetlese, meydani amaclari sadece para kazanmak olan sahtekarlara birakmasa...

sadecegeçen beğendi.
tuzcue Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-06-2014, 11:38   #20
Ağaç Dostu
 
hexus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-07-2008
Şehir: Adana
Mesajlar: 240
Sarı kantaron her yıl toplar ve kuruturum. Adanalıyım ve Niğde de çalışıyorum. Rakımı yüksek bir yerden topluyorum 1800 - 1900 rakımda topladığım sarı kantaronları zeytinyağında her ne yaptıysam kırmızılaştıramadım. Fakat Adanada yetişenler çok kolay kırmızı renk alıyor. Tıbbi bitkilerin yüksek rakımlarda etken madde oranları azalabiliyor. Kırmızı kantaron bitkisine (centaurium erythraea ) hiç rastlamadım o kadar aramama rağmen.

hexus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-05-2015, 21:07   #21
Ağaçsever
 
mumunal's Avatar
 
Giriş Tarihi: 10-10-2009
Şehir: izmir
Mesajlar: 70
Kayın validenin ayak parmağında çarpmadan kaynaklanan iyice kötüleşmiş bir yara, kantaron yağıyla kısa bir süre içinde iyileşmişti.
Ticari olmayan kaynaktan temin edilen bu yağ kırmızı renkte.
Aynı kaynak vasıtasıyla bir pet şişe içerisinde, taze olarak toplanmış kantaron otları bana verilince oldukça mutlu oldum. Kısa bir süre sonra, bulunduğumuz ilde bu otların nereden toplandığını öğrendikten sonra kendim gittim.

Name:  kantaron g_.jpg
Views: 23102
Size:  61.2 KB
Name:  IMG_3890_.jpg
Views: 12688
Size:  39.1 KB
Name:  IMG_3894_.jpg
Views: 9476
Size:  45.7 KB
Bulabildiklerimi 1lt cam şişe içerisine doldurup müteakiben üzerini zeytin yağı ile tamamladım.

Konuyla ilgili bilgileri yeniden gözden geçirdiğimde ise topladığım kantaronların sandığım kantaron olmadığını öğrendim.

Ezildiğinde parmağı kırmızıya boyayan,
Name:  kantaron_.jpg
Views: 20511
Size:  29.6 KB

Yaprakların kenarlarında ise gudde adı verilen siyah noktacılar ile ayırt edilen (Hypericum Perforatum) türünü tekrar öğrenmiş oldum.
Name:  Hypericum-perforatum-250605-1.jpg
Views: 9032
Size:  42.1 KB

Topladığım kantaronun hangi tür olduğunu merak ettim, Türkçe kaynaklarda 80'in üzerinde çeşidi olduğu bildiriliyordu.

mumunal Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-05-2015, 22:40   #22
Ağaçsever
 
mumunal's Avatar
 
Giriş Tarihi: 10-10-2009
Şehir: izmir
Mesajlar: 70
Benim topladığım kantaron hangi türdü,
tr.wikipedia'da hiç bir detay bulamayınca en.wikipedia'da aramaya başladım ve bu arada Hypericum'un 150 civarında türü olduğunu fark ettim, aralarında korunmaya alınmış bazı türler hakkında da bilgiler içeriyordu. Resimleri olan türleri tek tek inceledim ama bulamadım.
de.wikipedia'da ise 488 tür olduğunu görünce aramaktan vazgeçtim.

Bu arada de.wikipedia adresindeki türler arasında
  • Hypericum musadoganii YILDIRMLI
  • Hypericum malatyanum PEŞMEN
  • Hypericum sechmenii OCAK & KOYUNCU
  • Hypericum havvae GÜNER
gibi türkçe isimleri görünce benim topladığım türün literatüre geçmemiş yeni bir tür olma ihtimalini düşünmeden de edemedim

1100m rakımdan topladığım ve türünü bilemediğim taze kantaronların üzerine zeytinyağını ekledikten sonra aynı aileden olmaları dolayısı ile benzer etken maddelere sahip oldukları düşüncesiyle beklemeye başladım.
Name:  IMG_3896_.jpg
Views: 8808
Size:  47.1 KB

devrann beğendi.
mumunal Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-09-2017, 15:46   #23
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 07-07-2014
Şehir: izmir
Mesajlar: 5
kanseri iyileştirdi gibi bilimsel olmayan şeylere inanıp bu otu kaynatıp içmeyin. bakın komşum sordu annem kanser kantaron içirsek çare olur mu diye, araştırırken siteye denk geldim. Yapmayın etmeyin, bir çok ilacın etkisini düşüren bir bitki sarı kantaron. hiperisin bitkinin adını aldığı bileşik mao inhibitörü, yani bunu içerken beslenme çok önemli. şimdi bir sitede bilgiler var otla alakalı buraya yapıştıracağım.

Sarı Kantaron Nedir

Halk arasında sarı kantaron denen, sarı renkli çiçekler açan bir bitkidir. Botanik ismi "Hypericum Perforatum" olan sarı kantaron bitkisi, tıbbi olarak "St.John's Wort" olarak bilinir. Anadoluda halk arasında yörelerde göre değişmekle birlikte genelde "koyunkıran", "binbirdelik", "mayasıl otu", "yara otu", "kan otu", "kılıç otu" gibi isimler verilmiştir.

Anavatanı Avrupa ve Asya olsa da, ılıman bölgelerde yayılarak, bütün dünyada yetişir hale gelmiştir. Hristiyan kültüründe Aziz John günü olarak, bu bitkinin çiçeklenme hasat günü olan 24 haziranda, evlerde kötülükleri kovmak için bulundurulur.

Otsu ve çok yıllık bir bitkidir, 25 cm ile 100 cm (1 metre) arasında boylara ulaşabilmektedir. Dalları ayrı olan, şemsiye şeklinde açılan 5 parça çiçek yaprağı ile çiçek açan, kenarlarında siyah tüyler bulunan bir ottur. Yaprakları ışığa tutulduğunda üzerinde yağ zerreleri noktacıklar halinde parıldayan bir bitkidir kantaron. Çiçekleri sıkıldığında kırmızı renkli bir sıvı çıkar, zaten zeytinyağında çiçeklerinin bekletilmesiyle elde edilen kantaron yağına kırmızı rengi de bu çiçekteki öz verir.

Şimdi sarı kantaron dediğimiz bitkinin 70 den fazla çeşidi var ancak, bazı internet sitelerinde kantaron sarı, mavi, kırmızı olmak üzere üçe ayrılır gibi cehaletin dibi bir bilgi var. Efendim aslında cehaleti bu bizim sarı kantarona ismini verenler yapmışlar, asıl kantaron bitkisi kırmızı kantaron "Centaurium Erythraea" diye bilinen bitki. Botanik adında kantaron yazan asıl bitkimiz, kırmızı kantaron olarak boynu bükük duradursun, onun adını alıp namını yürüten sarı kantaron dediğimiz bitki olmuş. Yani bizim sarı kantaronun kırmızı kantaronla hiç alakası yok, mavi kantaron ise "Centaurea Cyanus" isminde bizde peygamber çiçeği denen bir bitki. İsim benzerliği dışında tür olarak uzaktan akrabalıkları bile yok, yani bunlar aynı bitkinin rengi farklı cinsleri değil, cins ve içerik olarak da çok farklı şeyler.

Bu yüzden kantaron denildiğinde aslında kırmızı kantaron bitkisininin gelmesi gerekirken. Birileri, bu çok farklı bitkiye sarı kantaron diyerek, olayı içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur. Durumdan vazife çıkaran cahiller, milletimize, yabancı kaynaklarda kırmızı kantaron hakkında yazılanları, araştırmadan etmeden sarı kantaronun faydaları diye yayarak, insanları zehirler konuma düşürmüştür.

Bu yazının devamında okuyacağınız kısımlarda günümüzde en çok sarı kantaron veya kantaron olarak bilindiği için sarı kantarondan bahsedilmiştir. Bu bilgilerin gerçek kantaron olan kırmızı kantaronla bir ilişiği yoktur. Ayrıca bu yazıda okuduğunuz bilgiler internetten derlenen ve araştırma sonucu olaşan bilgilerdir. Hiç bir hastalık için teşhis ve tedavi amacı taşımaz. Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız kullanım, fayda ve verilen bilgiler genel bilgilendirme maksadıyla yazılmıştır.

Sarı Kantaronun Bitkisel İçeriği

Bileşiminde karakteristik olarak "Hypericin" (hiperisin) in yanında "Pseudohypericin"(psödohiperisin) ve İsohypericin (izohiperisin) %0,05 ile %0,3 oranında değişen aralıklarda bulunur.

Ayrıca bitkide bitkide %0.9 ile %5.0 oranında değişen aralıklarda "Hyperforin" (hiperforin) ile Adhyperforin (adhiperforin) ile %4 e kadar çeşitli flavonoidler bulunmaktadır.

Bitkinin yapısındaki diğer bileşikler şu şekildedir. Protohypericin, Protopseudohypericin, Hyperoside, Rutin, Quercitrin, İsoquercitrin, Quercetin, Biapigenin, Amentoflavone, Caffeic Acid, Chlorogenic Acid, Ferulic Acid, Hyperfolin, P-Cumaric Acid, P-Hydroxybenzoic Acid, Vanillic Acid, ß-Sitosterol, vitamin C ve vitamin A bulunur.

Sarı Kantaronun Faydaları

Şimdi gelelim esas konumuza bu kantaron ya da sarı kantaron neye yarar. Ne menem bir şeydir, her derde şifamıdır. Sarı kantaron tıbbi bir bitkidir, ilaç yapımında kullanılır. Geleneksel olarak halk tebabetinde bitkinin antidepresan, antitümör, antibakteriyal, antiviral, antiinflamatuar, analjezik ve hepatoprotektif etkileri bilinir. Çay ve tentürü depresyona karşı kullanılır. Bitki çiçeklerinin zeytinyağında bekletilmesiyle oluşturulan sarı kantaron yağı yara ve yanık tedavilerinde kullanılır. Zaten bitkiye halk arasında "kılıç otu", "yara otu" vb. denmesinin nedeni kılıç yarasına iyi gelmesinden dolayı Osmanlı seferlerinde yeniçerilerin bu bitkinin yağını yanlarında götürmesidir.

Sarı Kantaronun Zararları

Şimdi gelelim bu her derde deva diye yazılıp çizilen bu otumuz gerçekten her derde devamıdır. Mesela yukarıda halk arasında kılıç otu denmiş, yara iyileştirici özelliğinden dolayı bu adı aldı tamam. Ama bu otun bir diğer adı neden "koyunkıran" otu, yoksa otun koyunlara bir kötülüğü mü dokunuyor. Evet yanılmadınız, bu ot fazla kullanıldığında tam bir zehre dönüşebilir. Şimdi sağda solda öve öve bitirilemeyen kantaron otu, bir ilaç hammaddesi, evet içerisinde çok faydalı bileşikler var. Ama bu demek değildir ki sen bunu kaynatıp içince şifalardan şifa bulacaksın. Unutmayın ki ilaçlar bu bitkilerdeki o faydalı özlerin alınmasıyla elde ediliyor.

Bitkinin size faydasının olduğu söylenen özler doğru hasat yapılmadığı ve doğru kurutulmadığı zaman bir işe yaramaz. Üstelik bir çok uçucu bileşik zaten kesildikten saatler içerisinde yok olur. Yani sizin gidip aktardan aldığınız otun içerisinde zaten bahsedilen maddelerin çoğunun yerinde yeller esiyor, yani yoklar.

Sarı kantaron otunun Hindistan, Avusturalya, Güney Afrika, Yeni Zelanda gibi bölgelerin ovalarında, zararlı ve zehirli ot olarak görülüp, mücadele edildiği de pek bilinmiyor. Yayılmacı ve toprağı zehirleyici bir tür olarak tıbbi kullanım için tarımının yapılmadığı yerlerde pek istenen bir ot değil. Hatta atların, koyunların, ineklerin yemeleri durumunda rahatsızlandıkları, düşük yaptıkları ve bazen ölüme sebebiyet verdiği de biliniyor.

Sarı kantaronun bir çok ilaçla etkileşime girdiği ve insanlar üzerinde yan etki açığa çıkardığı biliyor muydunuz? Özellikle ilaç kullananlar ve kronik hastalıkları olan insanların bu bitkiyi cahil cesaretiyle kaynatıp kaynatıp içmemelerini, zarar görmemeleri için öneriyorum. Muhteviyatında ciddi yan etkisi olan bileşikler içeren bu otu illa kullanacam, kaynımgillerin komşusu içmiş ayağa kalkmış gibi bir yaklaşımınız varsa tercih sizin. Ama zarar görmemek, yavaş yavaş zehirlenmemek adına en azından uzman bir doktordan tavsiye almanızda fayda var.


Sarı Kantaronun Yan Etkileri

Sevgili okuyucu, sarı kantaron yağı, çok büyük alanlara sürülmediği ve sonrasında güneşe maruz kalınmadığı sürece büyük yan etki göstermez. Ama sarı kantaron hapı, sarı kantaron ekstresi veya sarı kantaron otunu kaynatıp çay olarak içerseniz, hele ilaç kullanıyorsanız vay halinize. İlaç kullanmıyorsanız da sıklıkla. Aşağıdaki yan etkileri görürsünüz.


Düşük tansiyon (hipotansiyon)
Yüksek tansiyon (hipertansiyon): özellikle tiramine bağlı olarak
Ölüm: yüksek miktarda sarı kantaron çayı, peynir, bayat yoğut, balık, şarap, hurma gibi bitkilerle alırsa yüksek kan basıncından dolayı ölümle sonuçlanır. Unutmayın bu ot için atalarımız koyun kıran diyor.
Migren, özellikle tiramin seviyesi yükselttiği için migren krizleriniz artabilir.
Kilo alımı
Ödem
Cinsel (seksüel) disfonksiyonlar: cinsel isteksizlik, erken boşalma, ereksiyon sorunu (iktidarsızlık) vb.
Hiperaktivite ve dikkat bozukluğu (DEHB) artışı
Manik atak artışı
Uykusuzluk
Hamilelerde düşük
Emziren kadınlarda ve bebekte anomaliler
Işığa aşırı duyarlılık
Görme bozuklukları
Gözbebeği büyümesi (pupilla genişlemesi)
Duyu kayıpları
Cilt lekeleri
Bipolar kişilerde şizofreni
Yüksek ateş (hipertermi)
Solunum düzensiliği (takipne)
Yükse nabız (taşikardi)
Kas kasılması
Yüz ve çenede istemsiz kasılmalar ve hareketler

Sarı Kantaron Nasıl Kullanılır

İnternette sarı kantaron kullananlar bir sürü yazmış çizmiş, ama bir de biz yazalım naçizane. Sevgili halkımız, sarı kantaron doktora danışmadan, sağdan soldan duyduklarınla, mahalledeki aktarcının anlatımıyla kullanılmaz. Hele ilaç kullanıyorsan veya kronik bir rahatsızlığın varsa bu otu kaynatıp içerek şifa bulmuyor, aksine kendini zehirliyorsun. Yani sarı kantaron kullanmayın.

Bu arada sarı kantaron çayı içiyorum mis gibi diyenleri bir konuda bilgilendireyim. Sarı kantaron MAOİ (monoamin oksidaz inhibitörü) olduğu için, “tyramine” (titamin) artışı sağlar, depresyon ilaçları, bayat peynir, mayalı yiyecek, bira, şarap, ekşi yoğurt, çikolata, salam, sosis, hurmaa ile birlikte çok miktarda alınırsa, yüksek kan basıncı yapar ve sizi beyin kanamasından dolayı bütün sıkıntılarınızdan kurtarak öteki dünyaya (tahtalı köy) havale eder yani öldürür.

Doğum kontrol ilaçları, kalp ilaçları, SRRİ antidepresanlarla alınırsa oldukça tehlikeli sonuçlar doğurur.

Bakın özellikle hamileler, emziren anneler ve çocuklarda, ayrıca belli yaşın üzeri insanlarda bu bitkinin çayını doktor tavsiyesi olmadan kullanmayın. Hatta doktor söylemediği sürece sarı kantaronu kaynatıp içmeyin. Ha kantaron yağını yukarıda kısmen yazdım, ama suyunu kaynatıp içmeye göre, görece daha az riskli bir şey sarı kantaron yağı. Ama bu konuda da olur olmaz her şeye kantaron yağı sürmeye kalkmayın. Bir de o aktarlardan aldığınız yağların büyük çoğunluğu zaten sahte bu yüzden kantaron yağına çok da bel bağlamayın.

Sarı Kantaron İçin Son Uyarılar

Aman bitki bu sonuçta ne olacak ki, bana bir şey olmaz yea diyerek bu otu kaynatıp içerseniz, sonu ağır zehirlenmeler, hatta ölümlerle sonuçlanabiliyor. Ben gene de son bir kaç uyarıyı maddeler halinde yazarak insanlığımı yapayım da üzerimde vebal kalmasın.
Sarı kantaron çayı zehirli sayılabilecek bileşikler içerir.
Bir çok ülkede reçetesiz satışı yasak bir bitkidir.
Zamanla ciddi rahatsızlıklar yapabilecek bir bitkidir.
Doktor tavsiyesi olmadan hiç bir surette kullanmayın.
Hamileler ve emziren kadınlar sarı kantaron kullanamazlar.
Çocuklara sarı kantaron çayı içirmeyin.
Belli bir yaşın üzerindeki insanlara sarı kantaron kullandırtmayın.
Açık tenli insanlar sarı kantaron içmesin.
Göz hastalığı olanlar sarı kantaron kullanmasınlar.
Kanser tedavisi görenler sarı kantaron kullanamaz.
Organ nakli olanlar sarı kantarondan uzak dursunlar.
Tansiyonu olanlar sarı kantaron içemezler.
Evet yukarıdaki yazı burada biter bu yazı toplamda iki günde sizin için yazıldı. Onlarca kaynak incelenip yazılar okundu. Şimdi sizden ricam bir insanlık görevi yaparak, bu yazıyı olabildiğince sosyal mecralarda paylaşarak yaymanız. Hem siz hem de bu yazıyı okuyarak, bu bitkiyi kullanmaktan vazgeçecek bir yakınınızın hayatını kurtarıyor olabilirsiniz. Neyse aklınıza takılan şeyler varsa yazının altındaki yorumlardan sorabilirsiniz. Yazıyı paylaştığınız için de teşekkür ederim.

Kaynak: Sağlığım: Sarı Kantaron

ozcanimu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-05-2018, 19:15   #24
Ağaçsever
 
safran's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-05-2012
Şehir: karabük
Mesajlar: 38
Galeri: 1
sarı kantoron

Amerika’dan başlayıp Asya’ya kadar namı süren, dünyanın pek çok ülkesinde filizlenmesi mümkün olan ve doğal olarak yetişen bir bitkidir.bayır, yayla, köy ve küçük tepeler bitkinin yerleşim merkezleridir. Çiçeklerinden ve kök kısmından faydalanılan bu bitki inanılmaz derece de sağlıklı yolların kapılarını açıyor.
Uçucu yağlar( pinene, limonene, myrcene, carophyllene)
Flavon türevleri(rutin, guercitin, guercitrin)
Hipericin( hypericin)
Hyperin( sarı kantaronun renk verici maddesi)
Karoten (carotene)
Acı maddeler
Reçine, pektin ve kolik
Zamk, vitamin C ve resin

Yöresel isimleri; kanotu, yaraotu, kılışotu, mayasılotu, binbirdelik otu şeklindedir.Ciddi derece de gözlenen depresyon sorununa karşı alternatif bir antideprasan olarak ilaç şeklinde alınmalıdır. Bitkinin antidepresan özelliğinin var olduğu hayvanlarda uygulanılan deneyler sayesinde kanıtlanmıştır.

safran Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 08:25.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026