![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 04-05-2010
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 80
|
Aslında bu tür yanıtları konu hakkında doğru bilgileri olanlar verirse bence daha iyi olacak. Bu konunun başlarında fikir yürüterek doğrulara ulaşmamız zor dediğimde bunu söylemek istemiştim. Aerobik ve anaerobik prokaryotların yaşam biçimlerini, bakterilerin hücre dışı dönüştürdüğü maddeleri, clostridium ve metan oluşturucuların oksijensiz ortam süreçlerinde sıcaklık faktörünü, oksijenli ve oksijensiz azot sabitlemenin farklarını bilmeden, düşünerek vereceğimiz yanıtlar bizi böyle yanlış yollara sevk edebilir. Konuları bilmeyenlerce mantıklı görünen düşünceler doğru olarak kabul görebilir. İnsanlık tarihi, bu tür yanıtlara binlerce yıl inanç ile geçmiştir. Sonra da bilim çağı başladığında hala eski yanlışlarla bilim çatışır oldu. Beyinlerimiz eski çağ insan beyinlerinin ürünleri ile nasırlaştırılır. Ve önce annelerimiz olmak üzere çevremizin 6 yaşımıza kadar kafamıza soktuklarının doğrultusunda olanları kabul edip, bilimi ret eden 2010 yılının insanları, hastalandıklarında inançlarına ters olduğu için ret ettikleri bilgi sonucu oluşturulmuş teknolojiye başvurup MR çektirir, lazerle tedavi olur. Dua dediğimiz isteklerimizle birlikte. İsteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara sözünü unutarak dilenir dururuz. Ve hala yanlışlarımızı sürdürüp muska da yazdırırız. Beynimizdeki null hypotesis nasırların, dar gelen ayakkabının ayak nasırlarını acıttığından bize daha fazla zarar verdiğini göremeyerek. Saygılar |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Tamam, yazılarının dışında Dogasever'i tanımam, konunun da uzmanı değilim ama o zaman her konuştuğumuz konuda, muhatabımız kişiden diploma istememiz gibi anlamsız ve çözüm de olamayacak (diploması olan herkes o konuda her şeyin en doğrusunu biliyor demek değildir ki!) bir şekilcilikte takılır kalmaz mıyız? Tamam, fikir yürütmek bizi yanlış yollara ve sonuçlara götürebilir ama susup oturmak ve hiçbir kişi ve bilgiye güvenmemekle mi idare edeceğiz! Biz anlamayız deyip, fikirlerimizi kilit altına alacak, bir dudağı yerde bir dudağı gökte, ünvan sahiplerinin fikirlerini mi sessizce dinleyip, inanacağız. Hem bilenleri, bilgisi olanların ellerini kollarını bağlamıyor, yasaklamıyoruz ki, başımızın üzerinde yerleri olduğunu, ikide birde söylemeye gerek var mı? Sonuçta ellerimizi bağlayıp, doğru bildiklerini varsaydıklarımızı sessizce beklemek yerine, fikir yürüterek, yazıp çizerek, beynimizi, herkes için yeterli olamasa da, çalıştırmaya gayret ediyorsak, bunun neresi kötü ve acaba beynimizi hangi tutumla nasırlaşmadan kurtarabiliriz? gece diploma, kelli felli ünvan aramadan, yazan herkesi dinlemekte kendince sakınca görmeyen, çoğunluğun cahil kabul ettiği kişilerden dahi çok şey öğrendiğini, nice bilenin de bilgisini saklayışına tanık olduğunu düşünen forum kişisi |
|
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 05-04-2009
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 62
|
Alıntı:
Kuşkucuyum diyen forum kişisi. ![]() Düzenleyen Sarp99 : 18-10-2010 saat 19:29 Neden: Köşeli parantez. |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
|
SAyin Sarp Sanırım ben konuyu daha açık anlatmalıyım. EM ilavesi oksijeni bitmiş suya oksijen vermiyor. Ben böyle bir iddiada bulunmadım. Dikkatle okursanız böyle bir iddiada bulunmadığımı anlayabilirsiniz. Organik madde parçalanırken elektron açığa çıkıyor. Bu elektron suyun içindeki oksijen tarafından kullanılıyor (suda oksijen varsa) ve sonuçta yine su üretiliyor. Bir süre sonra sudaki oksijen bitince (atıkların miktarının artmasıyla bu durum gündeme gelebilir), organik maddenin parçalanması durmuyor, devam ediyor ama bu defa par.alanma sonucunda ortaya çıkan elektron zararlı mikroorganizmaların da etkisiyle hidrojen sülfür, amonyak, merkaptanlar gibi kötü koku yapan gazların üretilmesinde kullanılıyor (organik parçalanma devam ederken). EM ilavesiyle suya tekrar oksijen verilmiş olmuyor; sadece organik maddenin parçalanmasından gelen elektron, yararlı mikroorganizmaların da etkisiyle oluşan antioksidan maddeler, yararlı doğal hormonlar, antibiyotikler, biyolojik aktif maddeler gibi yararlı bileşiklerin üretilmesinde kullanılıyor. (Yani EM yokken oluşan kötü kokulu gazların yerine EM varken yararlı bileşikler üretiliyor!). Her iki olayda da elektronun kullaınlması söz konusu. Konu özet olarak bundan ibarettir. Düzenleyen Dogasever : 18-10-2010 saat 20:59 Neden: duzeltme |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 05-04-2007
Şehir: Appleton-İngiltere
Mesajlar: 1,706
|
Alıntı:
"Bizi böyle yanlış yollara sevk edebilir" derken, sizden bir önceki mesajda benim açıklamamı mı kastediyorsunuz ya da benim açıklamamın yanlış olduğunu mu kastediyorsunuz anlayamadım? Saygılar. |
|
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Bu konuda haklı sayılabilirsiniz. fakat doğru bildiğimiz bilgilerin doğruluğunu nasıl doğrulayacağız? Benim hissettiğim, sorulan sorular karşısında, kişilerin o konuda ne bildikleri ya da ne bildiğini zannettiğidir. Cevap versin ki, eğer bildiği şey yanlış ya da eksikse bilen kişilerin de bunu tamamlama şansı olur. Bu yazacağım sözü lütfen yanlış anlamayın. Birçoğumuz şu hisse kapılabiliriz. Söz bilirsen söz söyle, sözünden hisse alsınlar. Söz bilmezsen sükût eyle seni... sayın Emre Albayrak arkadaşımızın dediği gibi, istenirse milyonlarca sorunun karşılığını internette rahatlıkla bulabiliriz. Ya da ciddi sitelerden kes yapıştır yaparak sorulara cevap da verilebilinir. Saygılar, sevgiler. Düzenleyen Cumhur Tonba : 19-10-2010 saat 17:23 |
|
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|