![]() |
|
|
|
#11 |
|
Ağaç Dostu.
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,527
|
Farklı Düzeyde Bor İçeren Sulama Sularının Zeytin Fidanlarının Gelişme ve Besin Maddesi İçeriklerine Etkisi Saime Seferoğlu, Emre Dalgıç Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü, Aydın GİRİŞ Türkiye, dünyadaki başlıca zeytin ve zeytinyağı üreticisi ülkeler arasındadır. Türkiye dünya zeytin ağaç varlığında dördüncü, zeytinyağı üretiminde beşinci sırada yer almaktadır. Bütün bitkilerde az veya çok miktarlarda bulunan ve bitkilerin yaşamasını sağlayan elementlere ilave olarak minimal miktarlarda bazı diğer elementlere de ihtiyaç vardır. Bunlar; Bor, demir, bakır, manganez, çinko, molibden, cobalt, vanadiyum, Wolfram gibi iz elementlerdir. Bu elementlerin çok yüksek bir katsayıları vardır ve çok az miktarlarda dahi optimum tesiri sağlamak için yeterlidirler (Güner, 1961). Bor elementinin fazlalığı da eksikliği gibi, bitki için tehlikeli olmaktadır. Bu elementin ve bileşiklerinin sularda ve toprakta belirli bir konsantrasyonun üzerinde bulunmasının insan, hayvan ve bitkilere zararlı etkileri bulunduğu tespit edilmiştir (Göncü, 1982). Borun bitkiler için optimum ve toksik düzeyleri arasındaki fark oldukça düşük olduğundan bitkilerin bor toksititesi ve etkinliğini ayarlamak oldukça güçtür. Bu nedenle bitkilerde noksanlık ve toksitite belirtileri en yaygın görülen mikro elementlerin başında bor gelmektedir (Keren ve Bingham, 1985; Sakal ve Singh, 1985; Goldberg, 1997). Kültür bitkileri B içerikleri yönünden önemli ayrımlılık gösterir. Genellikle tahıl bitkilerinin bor gereksinimleri göreceli olarak azdır. Yonca gibi baklagil bitkileri ile pancar, lahana ve benzeri bitkilerin bor gereksinimleri ise göreceli olarak fazladır. Pamuk, zeytin, tütün, marul, domates ve kimi bitkilerin bor gereksinimleri orta düzeydedir. Borun bitkiler için gerekli miktarı ile zehirli miktarı arasında çok dar bir sınır vardır ve bu sınır bitki türlerine göre değişmektedir. Bitki çeşitleri arasında dahi farklar görülür. Toprakta veya sulama sularında fazlaca bor bulunması halinde bazı bitkilerin zarar görmelerine karşılık bazıları etkilenmezler. Bor fazlalığında büyüme noktaları uzun zaman sağlıklı kaldıkları halde yaşlı yapraklar zarar görür. Kökler ise zarar görür ve ölürler. Bitkiler bor isteklerine göre farklı şekilde sınıflandırılabilirler. Bitkilerde bor noksanlığı belirtileri görülmeye başladığı noktaya göre gruplandırılırlar. Örneğin; yonca için bu kritik seviye 20 ppm, elma ve şeker pancarı için 14 ppm, tütün için 10 ppm'dir. Marul noksanlık belirtilerini bitkinin bor kapsamı 30 ppm' e düştüğünde gösterir (Berger, 1949). Bor bitkilerde genellikle su ile taşındığından sulama suyunun bor içeriğine göre, hem sular hem de bitkiler gruplandırılabilir. Eaton, (1940)’a göre 0,3-1,0 ppm bor seviyesinde bor hassas bitkiler, 1,0-2,0 ppm bor seviyesinde bora orta hassas bitkiler, 0-4,0 ppm bor seviyesinde bora toleranslı bitkiler yetişir. Sulama suyunda veya toprakta yüksek düzeyde bor bulunması bor toksititesi nedeniyle ürün kayıplarına neden olmaktadır. Bu durum özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde ortaya çıkmaktadır (Staiger ve Machelet, 1984). Toprak çözeltisinde bor etkili olmakta ve özellikle tuzlu topraklarda bor fazlalığı görülmektedir. Toprakların saturasyon ekstraktında 0,7 ppm bor içeriği ve daha aşağısı hassas bitkiler için normal kabul edilebilir sınır olarak kabul edilebilir (Sezen, 1988). Bor’ un bitkiler tarafından alınımını etkileyen en önemli toprak özelliği toprak pH’sıdır. Toprak pH’sındaki artışa ve gereğinden fazla kireçlemeye bağlı olarak bitkilerde bor alımı azalmaktadır(Bartleta ve Picarelli, 1973; Bennett ve Mathias, 1973). (Fernandez-Escobar vd. 2006) Mineral gübrelemenin zeytin verimine ve yağ kalitesini etkilediğini bildirmişlerdir. (Ateyyeh ve Sahatat, 2006) Borun bir mikro besin elementi olduğunu ve yeterli bor beslenmesinin sadece yüksek kaliteli ürün ve verim için ölçüt olduğunu bildirmiştir. (Nyomora vd.,1997)’de yaptığı çalışmada B noksanlığı sonucunda düşük polen oluşumu, polen çimlenmesinin zayıf ve gelişen tüpte polenin azaldığını bildirmiştir. Pek çok araştırıcı bor uygulamalarının çiçek taslağının ve meyve verimi ve fındıkta arttığını bildirmişlerdir (Baron, 1973; Chaplin, vd. 1977; Hanson, 1991; Nyomora, vd. 1977). (Perica, vd. 2001b) tarafından yapraktan bor uygulamalarından sonra zeytinlerde meyve tutumunun arttığını bildirmişlerdir. Yapraktan 300mg L-1 dozunda sulu borun 2 yıl uygulamada yaprakların bor seviyelerini arttırdığını, meyve kalitesini, ürün miktarını ve yağ kalitesi üzerine etkisinin önemsiz olduğunu belirlemişlerdir (Larbi, vd. 2011) Bitkilerde bor alınımını etkileyen çevre etmenlerinin başında toprakların nem içerikleri gelir. Kuraklık stresi öteki mikro elementlere göre bor alımını göreceli olarak daha fazla etkiler ve bitkilerde bor alımı önemli derecede azalır (Sherrell ve Toxopus, 1978, Mcquarrie vd., 1983). Ege bölgesi koşullarında, Büyük Menderes nehrinin ve yer altı sularının B seviyesi çevredeki jeotermal kaynaklardan dolayı gün geçtikçe artmakta ve toprakların kalitesi bor yüzünden bozulduğunu bildirmişlerdir (Aydın ve Seferoğlu 2000). Araştırmanın amacı; artan oranlarda bor içeren sulama suları ile sulanan zeytin fidanlarının bora karşı dayanıklılığının belirlenmesidir. Bu çalışmayla bor toksitesine karşı toprak kalitesinin nasıl ve ne ölçüde arttırılabilirliği ortaya çıkarılacaktır. MATERYAL VE METOT Araştırma, ADÜ Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü serasında 2012-2013 yıllarında 12 kg’lık saksılarda 2 yaşında Gemlik zeytin çeşidi fidanlarında 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Saksılar; (1/3) Kum, (1/3) Toprak, (1/3) Organik gübre karışımından oluşturuldu. Sulama suyu bor dozları 0-1-2-4-6-8 ppm olup, bor dozları Sodyum Oktaborat (Na2B8O13)’la oluşturulmuştur. Sulama işlemi kış aylarında 15-20 günde bir, yaz aylarında ise haftada 2 kez yapılmıştır. Daha sonra her iki yılda da kış dinlenme döneminde (Aralık) 25 g/saksı 15:15:15 kompoze gübresi, nisan ayında 20 g/saksı % 33 lük amonyum nitrat gübresi uygulanmıştır. Zeytin fidanlarının yetiştirildiği saksı topraklarından deneme öncesi alınan örneklerde bazı fiziksel ve kimyasal analizleri (Kacar, 2009)’e göre ve bor analizi Azomethin-H yöntemi ile yapılmıştır (Wolf, 1971). Bitkilerden 2012 ve 2013 yıllarında mart-mayıs aylarında olmak üzere 4 kez ve 5. örnekleme ise kasım ayında olmak üzere 5 örnekleme yapılarak yaprakların bor içerikleri Azomethin-H yöntemi ile (Wolf, 1971) belirlenmiştir. Deneme öncesi alınan toprağın bazı analiz sonuçları Çizelge 1’de, sulama da suyun bazı analiz sonuçları Çizelge 2’de verilmiştir. BULGULAR ve TARTIŞMA Farklı dozlarda sulama suyu olarak uygulanan bor, saksıların içerisindeki toprakların bor konsantrasyonunu etkilemiştir (Çizelge 3). Kontrolden itibaren artan bor konsantrasyonuna paralel olarak toprakların bor konsantrasyonu her iki yılda da doğrusal olarak arttığı belirlenmiştir. Toprakların bor içerikleri 2011 yılında 1,03-8,59 ppm, 2012 yılında 0,42-12,11 ppm arasında iken, 2012 yılında 6 ppm’den 2013 yılında ise, 4 ppm’den sonraki bor uygulanan topraklarda borun toksik seviyede olduğu belirlenmiştir. Reisenauer vd. 1973’de sulama suyunda bulunan 1 mg B L–1’un duyarlı bitkilerde gözle görülebilen toksik belirtilere yol açtığını bildirmişlerdir. Artan bor dozlarının zeytin fidanlarının boy uzunluklarını 3 boy ölçümü zamanında da etkisinin negatif yönde olduğu ve boylarının kontrole göre gelişimlerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir Çizelge 4. Bu da bor besin elementinin bitkinin büyüme noktalarını etkilediği ve bitkinin boyuna büyümesini özellikle 3. örnekleme döneminde olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir. Yadav vd. (1989) tuzluluk ve B’un nohut bitkisinin çimlenme, büyüme ve mineral bileşimi üzerine etkisini araştırmışlar ve borca zengin tuzlu toprakların çimlenme ve büyüme üzerine etkili olduğunu diğer topraklara göre zararlı etkisinin meydana geldiğini bildirmişlerdir. (Zabunoğlu vd. 1977)’in Gemlik zeytin çeşidi için yaprakların besin maddesi yeterlilik sınır değerleri Çizelge 5’de verilmiştir. Yaprakların bor yeterlik sınırının gemlik çeşidi için 11-23 ppm olarak belirlenmiştir. Bor için yeterlilik değeri göz önüne alındığında yaprakların bor içerikleri 2012 yılında artan bor konsantrasyonuna paralel olarak artış sağlamış, ancak bu artış istatistiki açıdan önemli bulunmamıştır. Artışlar mart ayı örneklemesine göre mayıs ayındaki örneklemelerde her iki yılda da daha fazla olmuştur. 2013 yılı mayıs ayında ise en yüksek bor değeri 8 ppm uygulamasında 45,19 ppm olarak elde edilmiştir (Çizelge 5–6). Ortalama değerleri göz önüne aldığımızda artan bor konsantrasyonuna paralel olarak kontrole göre yaprakların bor içeriklerinde artış sağlanmış, en yüksek bor içeriği 8 ppm bor uygulamasından elde edilmiş ve istatistiki açıdan p≥ 0,01 önemli olduğu belirlenmiştir. (Chatzıssavvıdıs vd. 2004) yaptıkları çalışmada yüksek seviyede borlu (3,6 mg L–1 ) sularla sulanan 2 farklı zeytin çeşidinin yapraklarındaki besin elementlerin mevsimsel değişimi konulu çalışmasında yapraklarda en yüksek bor içeriğini 175 mg kg–1, en düşük bor içeriğini ise 70 mg kg–1 olarak belirlemişlerdir. Her iki yılda da Mart ayına göre mayıs ayı yaprak örneklerinin bor içeriğinin daha yüksek olmasının nedeni, sıcaklığın artmasıyla traspirasyonla bor taşınımın da artış olması ve buna bağlı olarak bor birikiminde artış göstermesidir. Hava sıcaklığının ve güneşlenmenin artmasından dolayı (transpirasyon) mart ayına göre mayıs ayının Bor değerleri daha yüksek olarak belirlenmiştir. Bu durumda ışık intensitesi ve sıcaklığın da bor alımı üzerine etkili olduğu belirlenmiştir. Işık intensitesine bağlı olarak fotosentez süresinin uzaması ve transpirasyon oranının artması, bitkilerde bor alınımını olumlu ve önemli bir etki yapmaktadır (McInnes ve Albert, 1969, Çakmak vd. 1995). (Boncukçuoğlu vd. 2003), toprakta veya sulama suyundaki bor derişimin belirli sınırları aşması durumunda bitki yaprağında sararma, yanma ve yarılmalar, olgunlaşmış yapraklarda dökülme ve büyüme hızının yavaşladığını bildirmişlerdir. Bununla birlikte 2012 yılında özellikle 6 ppm bor uygulanmış fidanların yaşlı yapraklarının (alt) uçlarında kurumalar meydana gelmiştir. 8 ppm uygulamasında ise 1 yıllık borlu sularla sulama sonucunda fidanların kurumasına ve çalı olmasına neden olduğu belirlenmiştir. 2013 yılında ise 4-6 ve 8 ppm bor uygulanan bitkilerde nekroz şeklinde yanmalar gözlemlenmiş olup, bu değerlerde Zabunoğlu vd. (1977)’in belirlediği 23 ppm bor değerinden yüksektir. Her iki yılın mart ve mayıs aylarının bor içeriklerindeki değişim Şekil 1-2-3-4’de regresyon grafikleri halinde verilmiştir. Yaprakların bor içerikleri her iki yılda da 8 ppm uygulamasında ve mayıs ayındaki örneklemede en yüksek seviyededir. 5. örnekleme (kasım) değerleri ise ikisinin arasında bir değerdedir. Bu değerlendirmeler istatistiki açıdan p≥ 0,01 seviyesinde önemli bulunmuştur. (Seferoğlu vd. 2000) iki farklı zamanda ve iki farklı dozda yapraktan uyguladığı borik asitin (% 0,25–0,40) 5 farklı zeytin çeşidinde bitkilerin mevsimsel değişimine ve yaprakların bor içeriklerini arttırdığını belirlemiştir. İki yıl boyunca yapraklarda ve meyvelerde bor içeriğini yapraklarda (12-28 ppm) meyvelerde (31-41 ppm) olarak belirlemiştir. Uygulanan borik asitin her iki dozda da yaprakların ve meyvelerin bor içeriğini arttırdığını bildirmişlerdir. Daha önceden yapılmış olan çalışmalarda belirtildiği üzere, zeytin bitkisi 1 ve 2 pmm bor’ a dayanıklı bir bitki olduğu görülmüştür (Gupta vd. 1985; Demirtaş, 2005; Lardi,2011 Yaptığımız çalışmada kontrol, 1 ppm, 2ppmve 4 ppm bor uygulanan bitkilerde herhangi bir toksite belirtisi gözlemlenmemiştir. SONUÇ VE ÖNERİLER Zeytin ağaçlarında, yüksek ve kaliteli bir verim artışı sağlanabilmesi için bitki besin elementlerinin bitkide ihtiyaç duyulduğu kadar bulunması gerekmektedir. Aksi halde bu besin elementlerinin birbirlerine antagonistik etki oluşturması sonucu bitki bu besinlerden yararlanamaz ve noksanlık çeker. Bazen Çizelge 6. Farklı bor içerikli sularla sulanan, zeytin fidanlarının farklı dönmelerdeki yapraklarının bor analiz sonuçları. de besin elementinin çok fazla olması bor’da görüldüğü gibi zehir etkisi oluşturarak yapraklarda meydana gelen kloroz ve nekrozlar nedeniyle fotosentez ve solunumu olumsuz yönde etkileyerek bitki gelişimini engellemektedir. Bunun sonucunda da verim ve kalitede olumsuzlukların oluşmasına neden olmaktadır. Bu durumların oluşmaması için bitkileri sulamada kullandığımız sulardaki kalite parametreleri ve özellikle bor içeriği göz önünde bulundurularak yetiştiricilik yapılmalıdır. Çalışmanın sonucunda; zeytin bitkisi için sularda ilk yıl 6 ppm’de toksite oluşurken 2. yıl 4 ppm’de toksite belirtileri belirlenmiştir. İkinci yılda ise 4-6-8 ppm uygulamalarda bor toksitesine gerek yaprakların 23 ppm’den yüksek olması ile ve gerekse yapraklardaki toksite belirtilerinden dolayı uygun olmadığı belirlenmiştir. Böylece literatür de belirtilen zeytin için 2 ppm’den sonra bora karşı duyarlılığın doğru olduğu bir kez daha kanıtlanmış olmaktadır. Gemlik zeytin fidanlarının sulanmasında kullanılacak olan sulama suyunun bor içeriğinin 2 ppm’den fazla olmaması gerektiği ortaya konmuştur. |
|
|
|
| Etiketler |
| bor, eti maden, etidot-67, gübre, tarım |
|
|