![]() |
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
Dış Bağlantılar | Konu Araçları | Mod Seç |
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaçsever
|
Tekrar solucanlara dönersek, son zamanlarda artmış sıcaklıklar tekrar düşerken, solucanlar da kaybettikleri clitellumlarına tekrar kavuştular. ![]() Yine sebepten emin değilim. Ancak solucanların yalnızca üreme döneminde clitellumlarını ortaya çıkardıklarını yazan bir yere denk geldim, öyle olabilir diye düşündüm. Üreme genellikle ilkbahar ve sonbaharda gerçekleşiyor tahmin edileceği üzere. Ancak doğal ortamda olmadıkları için kışın da ürediklerini birlikte gördük, fakat yaz biraz değiştirdi durumları. Çünkü balkonda bile sıcaklık gündüz 30°C 'ların üzerinde oluyordu. Solucanlar üzerinde oluşturduğu stressi tahmin etmek zor olmasa gerek. Bunun üzerine yaşadıkları alanı tamamen değiştirip yeni bir ortama almam ve optimum beslenmemelerini de eklersek var olan clitellumlarını da kaybetmiş olmaları veya yetişkinlerin ölmesi gibi bir durum olmuş olabilir. Ancak solucanlar öldüklerinde kokularını alabiliyorum, toplu bir ölüm olmadı uzun zamandır. Yeni bir ihtimal de zaten yetişkin sayısının belirli bir miktarda olmasına rağmen çoğunluğun ergin olmayan solucanlar olduğu, kontrollerde sayısı az olan yetişkinlerin göze çarpmadığı, eski yavruların yetişkinliğe adım atmasına şahit olduğum olabilir. Ortaya çıkan clitellumlardan sonra her gün en az bir çiftleşmeye şahit oluyordum kutuları açtığımda. ![]() Ve kısa bir süre sonra kokonlar belirmeye başladı. Bunun üzerine gelişimlerini değerlendirmek ve sıfırdan solucan popülasyonu elde etmek için bulabildiğim kokonları topladım. ![]() 8 tane farklı gelişim evrelerinde kokon topladım. ![]() Biri iyice gelişmiş, içindeki solucanların ventral kan damarı belirgin hale gelmişti. ![]() Hamster talaşlarından oluşturduğum bu küçük kutuya 29 Ağustos' ta 8 kokonu koydum. Ortamda beslenecekleri pek bir şey yok, ve talaş ortamı asit yaparsa çıkmamaları, çıkınca ölmeleri söz konusu olabilir. Ama yine de kontrol ederek en azından gelişmelerini fotoğraflayacağım. Başarılı olursam 7 kokondan kaç yavrunun çıktığını öğrenecek, ortalama kaç günde çıktıkları hakkında bilgi sahibi olacağız ve ben de minik beyaz solucanlar olmadan yeni bir solucan topluluğu kurabilmiş olacağım. Düzenleyen eflone : 09-09-2012 saat 18:59 |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 01-01-2011
Şehir: Ankara
Mesajlar: 299
|
ilgi ile takipteyiz. )) |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 22-01-2012
Şehir: denizli
Mesajlar: 6
|
Çok güzel anlatmışsın ellerine sağlık. Bende bodrum katta yapıcam, büyük çaplı bidonlarım hazır bodrum kat hazır sadece kırmızı solucanları tedarik etmek kalıyor. KPSS sınavına hazırlanmıstım 84 le atanamadım iş de yok parada. Hızlı bi şekilde iş aramaya başladım ilk aylığımla bu işe başlayacağım. Bodrum kat geniş ben biraz daha büyük ebatlarda çalışmayı düşünüyorum ![]() |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 16-10-2012
Şehir: Ankara
Mesajlar: 226
|
Sayın eflone, az önce tv de bir bayanın bebeği için başladığı kompost olayının sonucunda koca bir tesise sahip olması yayınlandı. Açıkcası hem hayran oldum, hem de kıskandım ![]() 4m2 lik balkonda başlayan macerası, taleplere yatişemeyen bir tesise ulaşmış. Dinlemenizi isterdim. Saygılar. |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Ağaçsever
|
İçinizde sevgi ve işe atılma isteği uyandırsa ne mutlu ancak bahsettiğiniz programda çıkan bayan, benim solucanları temin ettiğim, kurduğu firma hakkında fikirlerimi de paylaştığım, zamanında telefonda gereksiz yere benimle kavga etmeye çalışmış bir insan. Programı izlemedim ama annemden bugün öğrendim, O da izlemiş ve sizin gibi beğenisini benimle paylaştı. Öncelikle programa katılan hanımefendi, benden çok daha fazla senedir bu işin içinde, ve baştan itibaren ticari düşündüğü için benden farklı tecrübelere sahip. Ancak aşırı derecede pahalı, adeta fahiş fiyata satarak elde ettiği gelirine rağmen olayı hala bebeği için yapması gibi basit duygu sömürülerine vurması benim geçtiğimiz senelerde kendisine duyduğum duyguların depreşmesine sebep oldu. Söylediğim gibi programı izlemedim, annemin deyimiyle, çocuğunun alerjik bir bünyesi olduğu için organik üretime geçtiğini söylemiş. Bunun müşteri yelpazesini şifa aramak için o gübreyi bile yiyebilecek olan insanlara doğru açmaktan başka bir anlamı yoktur çünkü hemen herkes tarafından bilinir ki, astmatik kişilerde krizler bahar aylarında yoğunlaşır, bunun da temel sebebi havadaki polen yoğunluğundaki artıştır. Ve organik üretim doğru yapılırsa polen üretiminde de doğrudan bir artışı beraberinde getirecektir. Yani temelsiz iddiaları, solucan hakkında en ufak bilgisi bile olmayan halka, hala doymayan bir iştahla yedirmeye çalışmak, insanları bilgilendirmekten ziyade, sürdürülebilir yaşam fikrini bile tüketici sistemin elinde oyuncak etmekten başka bir şey değildir. Ve adeta fetişist bir şekilde solucanları öpmeye kalkışmak saçma ve tehlikeli olduğu kadar yanlış örnek de arz etmektedir. Çünkü forumda da bazı insanların düşündüğü gibi solucan dışkısı steril olmaktan öte, gübreler arasında mikrobik aktivitesi en yüksek gübreler arasındadır. İnsanlara ve çocuklara, bütün canlıları okşayarak illa da elleyerek öperek sevgi aşılamak, hayatı çizgi-filmleştirmekten başka bir çaba değildir ve bağışıklık sistemi bir miktar baskılanmış bir çocukta yapabileceği sonuçlar açısından vebal teşkil etmektedir. Daha uzun uzun paragraflarla neden 'aydınlanma'ların sabah programlarında adeta içinin boşaltılıp para kazandıran araçlara döndürüldüğünü anlatabilirim, ancak burada durup kendi yapmaya çalıştığım şeyi tekrar anlatarak konuyu şimdilik kapatmak istiyorum: Ben bu başlık altındaki dizide amatör ve konunun konuyu açtığı bir öğrenim sürecimin sonunda yaşadıklarımı elimden geldiğince bilinçlendirici bir biçimde paylaşmaya çalışıyorum. Her cevap diğerinden farklı bir konuya değiniyor ve bazı nadir olayları fotoğraflamak ve video kaydı yapmak suretiyle aktarmaya çalışıyorum. Bu işi ticari anlamda da yapacak olsaydım da, terasımdan tanesini 1 lira gibi fahiş fiyatlara sattığım solucanlarla nasıl zengin olduğumu anlatmak yerine sürdürülebilir tarım konusunda konuşmaya çalışır, yıllar önce bir şekilde öğrendiğim bilgileri yıllar içinde değiştirmeden satmak yerine Batı ülkelerinde,özellikle Amerika' da onlarca yıllık tarihi olan 'vermikültür'ü tanıtan kitapları belgeleri çevirmekle uğraşırdım. Sanal ve kurulu bir kütüphane kurar, 'database' oluşturmaya önem verirdim. Ve internet üzerinden zamanında güvenliksiz yaptığım alışverişlerde FATURA yollardım, kaçakçılık yapmazdım. Siz izleyip mutlu olduysanız sizin adınıza ben de mutlu oldum. Ancak ekran karşısında saçımı başımı yolmaktan başka bir işe yaramayacak bir konuşmayı dinlemeyi hiç istemezdim. Konuyu tekrar açıp kendimi ifade etmeme vesile olduğunuz için teşekkür ederim. Alıntı:
Düzenleyen eflone : 08-12-2012 saat 02:41 |
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Ağaçsever
|
Bu sefer çok uzun bir aradan sonra merhaba. Bu sefer belki geri dönemeyebilirim dedim, okul yoğunluğundan eve bile 2-3 günde bir gelir olmuştum. Ancak oluşan küçük boşlukta hem yeni gelişmelerden, iyi kötü, haberdar edeyim istedim. Öncelikle erişkinlik süresini inceleyeceğim mini kutudaki deney, zamansızlıktan dolayı sub-optimal hatta başarısız oldu. Çoğu zaman solucanlara verecek bir şeyler hazırlayacak zamanım olmadığı için kapaklarını açıp kapatmayla yetindim. Yine de bir ayı geçerek erişkin hale geldiler. Üreme yeteneklerini gösteren clitellumları çıksa da yer-besin problemleri sebebiyle üremediler. Daha doğrusu kokon arayacak zamanım olmadı, belki de çoktan kokon üretmeye başlamışlardır. ![]() Bu fotoğraf deneyin 2. haftasında çekildi. Hamsterların dışkılarını aktif olarak vermeye başlamıştım. Ve bir gün içinde tamama yakın tüketiliyordu. Malesef iki hamster' ı da açıklayamadığım sebeplerle 2 hafta arayla kaybettim. ![]() Planımın parçası olarak hamsterların idrarlarını yaptıkları kumda filtre ederek, bakteriyel çoğalma olmadan toprakla kavuşturdum. Koku sorunu yaşamadım. Ancak kemirgenlerimi kaybedince bunun gibi fotoğraflar çekemedim artık. Solucanlar preclitellate döneme bir buçuk ay sonunda girmişlerdi. Bu dönem clitellum' un, yani seksüel erişkinliğin göstergesi olan organ olmadan 'tubercula pubertatis' denen çıkıntıların oluştuğu dönem. Fotoğrafta çok iyi seçilmese de solucanın kafa kısmına yakın segmentlerde iki taraflı beyaz, 4-5 segmenti içine alan kabarıklık görülebilir. ![]() Aynı dönemde oluşmaya başlayan clitellum. ![]() |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Ağaçsever
|
Düzensiz bir şekilde artık eklediğim kutuların durumu aktarayım: Büyük kutuya balkonda oluşan dallardan ve bazı artık meyve sebzeden kattım. Ve tabi ki hamsterlardan kalan artıkları bonus olarak verdim. Bu kutuda solucanlar çok ince iş çıkarıyorlar, artıklar güzel bir şekilde parçalanıyor. ![]() İstediğiniz kadar engebeli yapın yarına dümdüz hale getiriyorlar. ![]() Aynı zamanda üreme profili de gayet iyi bu kutunun. Tekrardan her boy solucan görür oldum kutularda sayelerinde. ![]() Büyük kutuya plansız olarak eklediğim bal kabağı, sebze artıkları, mukavva, kahve çay posası vs. nin birkaç gün sonrasında tepeden başlayarak aşağıya doğru yıkılmaya başladığı anlaşılabilir. Artıkları bir köşede toplamıştım, ancak fotoğraf vs çekmemiştim. İzleminde çektiğim fotoğraftan bir hafta kadar sonra seçilemeyecek derecede ayrıştırılmışlardı. ![]() Yine büyük kutudan kokon ve genç-yavru solucan aynı karede. Artan bir dinamikle kutu büyürken yeni bir kutu oluşturmak için ne zamanım var ne de mevsim müsait. Ellerinden geldiğince kutuyu popule etsinler kış boyu. Zaten evin içine alma zamanı da yaklaşıyor.. ![]() Küçük kutudan bahsedersek, artıklar büyük parçalar halinde kaldıkça çözünmeleri daha da problemli oldu. Yanlış hamleler ve buradaki solucanların hem farklı (daha küçük) olmaları hem de kutuya alındıkları zaman nispeten daha genç pozisyonda olmalarından dolayı bu tablo büyüyerek sürdü. Ve yanlış idare edilen kutular gibi anaerob oldu. Kokusu yayılıcı olmasa da havalandırmak için yaptığım kazılarda rahatsız edici oldu. Yine zamanım olsa artıkları solucanlardan arındırıp, havalandırıp büyük kutuda tekrar kullanmayı düşünürdüm, ancak malesef böyle idare edecekler. Kokonların çıkma süresini incelediğim deney de zamansızlık kurbanı oldu ve kokonları toptan bu kutuya aktardım. Buradaki erişkinler de kokon ürettiler, diğer büyük kutu kadar olmasa da burada da kokon ve yavru kısmı oluşmaya başladı. Ancak rahatsız eden kokudan arınmak ve havalandırmayı arttırmak için kutuyu biraz boşaltmak gerekiyordu ve son zamanlarda yeni başladığım işlere uygun olarak aklıma bir fikir geldi. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Ağaçsever
|
Son hamster öldüğü gece, ben de bitki evi diye adlandırdığım ışık-ısı ayarlı kapalı sistemimde durgun su kültürü yapmaya karar vermiş, gerekli siparişleri yapmıştım. Sabah çok kötü bir güne uyansam da, çeşitli su bitkileri ile kiraz karides diye adlandırılan Neocaridina heteropoda türlerinden ve salyangoz yiyen katil salyangoz diye adlandırılan Anentome helena aldım. ![]() Su üstü ve altı bitkileriyle oksijen ve ekstra besin ihtiyacı olmayan sistemim oldukça iyi işledi ve kara ekosistemlerinden sonra su ortamlarındaki ekosistemleri ve dengeleri inceleme fırsatım oldu. Akvaryumun ayrıntılarına değinilecek bir forum değil agaclar.net, o yüzden sadece karideslerden bolca yavru ürettiğimi ve su üzerinde yüzen Lemna minor (su mercimeği) ile yeni fikirlerin önü açıldı diyerek geçiyorum. ![]() Yumurtalarına canı gibi sahip çıkan bir erişkin dişi ve erkek karidesin fotoğrafı. Öncelikle etçil bitkilerimi beslediğim kutuya su mercimeklerinden atarak hem kapalı kutunun oksijenasyonunu arttırdım, hem de akvaryumda oluşan canlı çeşitliliğinden yararlanan etçil kutusu bir anda durgun su, bataklık ekosistemine dönüştü. Mikro ve makroorganizmalar çeşitlendi ve tekrar sinekler oluşmaya başlarken akvaryumdan gelen salyangozlar kutuda gezmeye başladı. Tabi ki salyangozları geri akvaryuma aldım, oluşan sineklerin belirli bir kısmı da etçil bitkilere yem oldu. Bu hafta ise anaerob hale geçmiş küçük solucan kutusundan bir miktar gübre alıp mikrobiyel olarak çok daha aktif bir bataklık sistemi kurdum. ![]() Bölünme kabiliyetleri inanılmaz olan Lemna minor' lar birkaç gün içinde sayılarını ikiye katladılar. Yanlışlıkla içeri girmiş bir basit salyangoz ise bataklık kutusunun kenarlarını süpürüp durdu. Ancak ben durmadım. Hep aklımda olan aktif bataklık sistemini etçil bitkilerle bugün birleştirdim. ![]() 5 saatimi alan işlemi kısaca anlatmak gerekirse, anaerob, kokuşmuş kutudan belirli miktarda gübre alıp taban malzemesi olarak kullandım ve bolca adi, musluk suyuyla doldurdum. Sonra diğer izole kapta, aylardır olgunlaştırdığım iki çeşit etçil bitkimi yeniden saksı kurmak suretiyle saf sudaki yerlerine yerleştirip, doğal yoldaşları sphagnumlardan bolca ektim. Ardından sisteme ekledim. Önceki sistemi de yeni sisteme ekleyip su altı, yüzeyi bitkileri ve bolca(bolca) alg' i de ekledikten sonra en çok merak ettiğim şeyi de yaptım: birkaç aydır olgunlaştırmaya çalıştığım okaliptus fidelerini bataklık sistemine yüzer şekilde ekledim. Yalnızca onun geleceği hakkında şüphelerim var. Aktif bataklık ve etçil bitki sistemiyle bataklıkta üreyecek olan sinekler vb. uçan canlılar sinekkapanlara ziyafet çektirirken oluşacak canlı çeşitliliğini gözlemleyecek, yeni şeyler öğrenmenin tadını çıkaracağım. Bataklığa uygun bir canlı bulursam, balık vb, onu da eklemeyi unutmayacağım. ![]() Son olarak yine uzun emekle yaptığım, yine kendini kendini idare eden yavru karides yuvam. İçinde oksijen ihtiyacını sağlayacak bitkiler, besin olacak algler, yeterince saklanma delikleri ve iki yavru karides var. Herkese iyi günler. |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 12-05-2010
Şehir: Gaziantep
Mesajlar: 268
|
Üstad, arayı yine çok açtınız. Gelişmeleri sabırsızlıkla bekliyoruz. |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Ağaçsever
|
Son senenin yoğunluğundan dolayı bu sefer ara çok açıldı. O kadar ki, ne ben nerede kaldığımı hatırlıyorum, ne de hadiseleri güzelce özetleyebilecek durumdayım. Son yazdığımdan bu yana 2 mevsim değişti (her ne kadar Şubat ayı görünse de takvimde, bahar gibi ortalık). Solucanları yine eve almak zorunda kaldım. İlgisizlikten dolayı havalandıramadığım en küçük kutudaki solucanlar topluya yakın telef oldular.Mecburen en büyük kutuya aktardım. Bir güne tamamen çözündüler, bir iki segmenti çürümeyen solucanlar haftalarca gözüme takıldı kutuda sürünürken. Sanırım ölmediler, ve belki de rejenere olmuşlardır. Yanlış alışkanlıklardan dolayı anaerob olmuş kutu hakkında önceki yazdıklarıma şöyle bir baktım, birazdan farklı şeyler söyleyeceğim sanırım. Son giriyi yaptıktan sonra tekrar o kutuyu inceledim. Bir kez bir şeye müdahale ettiniz mi gerisi geliyor, kutudan bir miktar alıp bataklık yapma fikri aldıktan sonra arkaası geldi. Solucanları, bu sefer tamamen kurtarmam gerektiğini düşündüm . Tek tek aradım, bulduklarımı kenara topladım. Ve bir tane bile yavru sayılabilecek solucan yoktu, hepsi, üreme organları uygunsuzluktan kaybolmuş yetişkinlerdi ve sayıca 99 kadardılar. Kutuya ilk koyduğumda bile 100'den fazla, tahminen 120 kadardılar. Yani ortamda çoğalmak bir yana ölmüşlerdi, zar zor idare ediyorlardı belki de. ![]() Kutudan çıkan solucanlar eve girecekleri için temizlenmeleri gerekiyordu Hem mukuslarına hapsolan beyaz solucanlar ve diğer eklem bacaklılardan temizlenmeleri hem de daha net incelemem için bu sefer tazyikli suyla yolca yıkadım. Tabi öldürücü derecede basınç da uygulamadım.![]() Solucanlar güçlü canlılar. O kadar elverişsiz ortama rağmen, hadi haksızlık etmeyelim, çok da elverişli olmayan ortama rağmen yaşayanlar sağlıklı görünüyordu. Yeni, büyük kutuya oluşturacağım ortamları o kadar ıslak olmasın diye mukavvalarının nemini oldukça az tutmaya çalıştım. Bir taraf tamamen mukavvadan oluşurken, beslenecekleri kısmı mukavva ve dengeli artıklardan oluşturacak şekilde diğer yarıda tuttum. Yeni ortamın fotoğrafı yok ama standart hale getirdiğim plastik dikdörtgen kutuyu ikiye böldüğümü düşünebilirsiniz. Solucanlardan arındırdığım, tam oluşmamış kompostu farklı yollarla kurutmayı denedim ancak kış aylarında pek başarılı olamadım. Ocak başı gibi içine bolca mukavva koyup en eski kutuya yaydım. Hala çok ıslaktı ve kokuyordu. ![]() Size de hep göstermek istemiştim, kompostun içindeki mukus çeşitlerinden olsa gerek, o kadar tutucu bir ortam ki sıva gibi böylece kalabiliyor. Ona bu özelliğini veren kompleks organik materyal suyu tutma özelliğini de daha önce fotoğrafta gösterdiğim gibi arttırıyor. Aynı zamanda bu yapının, uygulayacağınız veya ortamda bulunan inorganik maddeleri bünyesinde toplayıp yavaş salarak ideal bir katkı maddesi olacağını da öngörebilirsiniz. Kokuşmuş kabı yeni kapla değiştirince eskisine de normal işleyen kaptan bir miktar solucan ve hali hazırdaki komposttan ekledim. Kutular iyice birbirine girdi, kusura bakmayın ancak söylemek gerekirse diğer kutu gelişmeye devam eder nitelikte, kokonların yavruların ve erişkinlerin olduğu bir haldeydi. Artık ikisi büyük biri küçük 3 kutum vardı. Ve hepsini eve almıştım. Bir ay kadar evin de soğuk bir kısmında beklediler. Sıcak kalabilmek için hep grup halinde bulundular, kutuları ne zaman açsam onlarcası bir daire etrafında kenetliydiler. ![]() Sonunda aktif çalışmaları ve çoğalmalarını teşvik etmek için daha sıcak bir yere aldım. Evdeki süre içinde kötü koku veya solucan kaybı yaşamadım. Bu arada, forumda bahsetmediğim bir kapta yavru solucanları tutuyordum. Bu önceden kazandığım bir alışkanlık. Yirmi kadar solucanı da farklı bir ortama alıp orada büyütmeyi, kompostu kurutup değerlendirmeyi düşündüm. ![]() Küçük bir ortamda yaşadıkları için çıkardıkları da böyle küçük oldu haliyle. Gübreyi kurutup saklıyorum, henüz karşılaştırmalı olarak kullanıp test etme imkanım olmadı. |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Ağaçsever
|
Sınırlı ortamda üremenin de sınırlı olacağı bilindiği ve ana kutunun üremesini hızlandırmak için Ocak' ın ortasında bir yeni, büyük kutu daha eklemeyi düşündüm. Bu sefer de, çıkardığım dersle bir kısmını güvenli bir konaklama ve gerekirse kaçış yeri, diğer yanını aktif beslenme yeri olarak kullanacakları bir kutu hazırladım. Güvenli kısmı, diğer deneyimlerimden farklı olarak hindistan cevizi liflerinden oluşturdum. ![]() Diğer kısma ise, az miktarda nemlendirilmiş mukavvalara eklediğim, balkonda kullanıp biriktirdiğim peçeteler, hamsterlardan kalma idrar yapılmış kum, çürümeye bıraktığım hamster talaşı ve yenilmemiş yemleri, muz kabukları, kahve ve çay artıkları, bolca yumurta kabuğu koydum. C:N oranı ayarlamasam da dengeli oluşturmaya çalıştım göz kararı. Bu arada yumurta kabuklarına parantez açmak isterim: koyduğunuz kabukların hemen çözünmesini beklemeyin, belki de çözünüp, tamamen kullanılabilir hale gelmesi yılları bulacak. Kompostunuzdan çay yaparsanız dipte her zaman katman olarak ufalanmış kabukları göreceksiniz. Ancak belirli bir kısmının solucan metabolizmasından geçip komposta ve solucanın bünyesine geçtiğine şüphe yok. Her neyse, ortamı oluşturduktan sonra tamamı erişkinlerden oluşan 100 kadar solucan topladım ve beyaz solucanlardan arındırmak için bu sefer çok daha titiz yıkadım. ![]() Son halleri bu olmasa da şimdiden yıkama suyunda beyaz solucan bulunmuyordu. Beyaz solucan istemememdeki sebebi de açıklamam gerekiyor. Öncelikle beyaz solucanların sayıca çok artmasında asiditenin rolü olabileceğini kabul etsem de, ortamda olmalarının yalnızca asitliğe bağlı olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Bunu daha önce yaptığım pH çalışmalarııyla bir nebze ispatladığımı düşünüyorum. Onları sistemde istemeyişimin temel nedeni, gübreyi son tahlilde kullanmak istediğim zaman eleyip saklamak, gerekirse kurutmak istiyorum. Bu esnada da tamamına yakın solucan öleceğinden, durduk yere canlı öldürmekten kaçınıyorum. Solucan gübresini de direkt olarak toprağa vermeyi, evde bu işleri yürüten biri olarak pek istemiyorum. Çünkü solucan gübresi mikrobiyel anlamda ve canlı çeşitliliği olarak zengin bir gübre. Ancak evimin kaldırabileceği maksimum bir epitop var. Bazı minik böcekleri kaldıramayabiliyor O yüzden en azından yeni bir kutu oluştururken ortama elimden geldiğince az çeşit makroskopik canlı koymak istiyorum.![]() Solucanları yeni yerlerine koyup, blok hallerinden kurtulup tek başlarına dolaşmayı teşvik için floresan altında bir müddet beklettim. Yeni kutu oluştururken önemli bir noktanın da bu olduğunu düşünüyorum. Eski yerlerinden direkt olarak yeni ortama alınanlarda değil de, benim gibi tek tek alınıp yıkanıp, koruyucu mukus tabakasından ayrılan ve bu arada önemli derecede fiziksel travmaya maruz kalan ve adeta top haline gelen solucanlar, yeni yerlerinde hemen kıvrılıp başka yerlere ilerlemiyorlar. Çoğu bitkinlikten veya başka bir nedenle olduğu yerde kalıyor. O zaman da kalabalık bir halde ve koruyucu tabakalardan ayrı, belki de yaralanmış durumda kendi ölümlerine zemin hazırlayabiliyorlar. Belki de büyük felaketin altında yatan bir sebep de buydu. Çünkü solucanları ölü olarak bulduğum 'o bir gün sonra'da grup halinde ölümler vardı, tek tek kutu geneline yayılmış bir ölme şekli değildi. Bu arada bir önce hazırladığım kutu gayet iyi ilerliyor, bir kokon bile bulamadığım ortamlarından yeni ortamlarına geçen solucanlar clitellumlarını tekrar oluşturup çiftleşiyorlardı. Son yeni kutuyu yaptıktan 2 gün sonra yine çok demonstratif bir görüntü yakaladım: ![]() E.fetida çiftleşmesi Videoda daha yakın çekimden, clitellumların diğer solucanın üzerine taşıp onu kayrayacak şekilde nasıl uzadığı görülebilir. Daha önce fotoğraftan görmüş olabilirsiniz, ancak clitellumun yaptığı bu uzanımın bir bilgi olarak bile her hangi bir yerde görmüş olmanız pek mümkün olmasa gerek. Ben de ilk kez şahit oldum çünkü. Birkaç gün önce kutuyu baştan aşağı havalandırıp inceledim, en kaba bakışta bile onlarca kokon saydım. Ve sıfır yavru olarak başlayan kutuda birkaç haftalık yavru solucanlar belirmeye başladı. Bu da, ortam şartlarının üremeye ne kadar önemli bir katkı yaptığının kemik kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. Arada geçen zamanda, doluluğu yüzde elliyi geçen ana kutu, atık fazlalığından hafifçe kokmaya başladı. Temel sorumlusu havalandırmanın sadece tepeden yapılıyor olması ve daha önemlisi sisteme eklenen suyun çok az bir kısmının sistemi terk etmesiydi. O yüzden kabın altına iki defa mukavva koydum, saatler içinde tamamen ıslandıklarına şahit oldum. Kokmayı bu derecede sulu ortamlarda engellemek çok zor olsa gerek. O yüzden yeni oluşturduğum kutulara asla ekstra su eklemedim. atık eklenecekse de yüzeye bırakıp ıslanmasını, olmuyorsa derine gömerek gerekli neme ulaşmasını bekledim. Sık fısfıslamak da kokuşma için bir tetikleyici. Tabi benim yaptığım gibi kapalı ortamda, yoğun hava sirkülasyonu ve buharlaşmanın teşvik edilmediği koşullarda yapılan çalışmadan bahsediyorum. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Ağaçsever
|
Bu arada yılbaşı gibi dinlenme ve kurumaya koyduğum eski kompostu, havaların ısınması ve balkona vuran direkt güneş ışığıyla kurutmaya başladım. Sonra dairesel kutudan çıkarıp; standart kutuya alıp, parçalara ayırıp, kurumayı hızlandırdım. Koku kurudukça yok oldu, tabi minik beyaz solucanlar da.. Ölmeden yakaladıklarımı sinekkapanlara verdim, bitkinin de işine yaradı. ![]() Yeterince parçalayınca eklediğim mukavvaların ayrışmaktan çok uzak olduğunu görebildim. Zaten kış mevsiminde böyle bir şey de beklemiyordum. Tabi ki solucanların ayrışmaya yaptıkları katkıyı da göstermiş oldu bir nebze. ![]() Yeterince parçalayabildiklerimi elekten geçirince ortaya bu güzel görünüşlü gübre çıktı. Standart büyüklükte partiküller pürüzsüz bir yumuşaklık sağlıyorlardı, dokunmadan edemedim ![]() ![]() Solucan gübresiyle ilk tanışmamı sağlayan numuneyi iki seneye yakındır tamamen kullanmadım. Arada hep kıyaslama için kullanırım. İki ürün kıyaslanınca benim üretimimin daha kahverengi olduğu ortaya çıktı. Karbon oranının yüksek olduğuna mı delalet eder emin değilim ancak renginden memnun olduğumu, görünüş olarak verimli olduğunu söyleyebilirim. Diğer giride fotoğrafı olan kompost da siyahtı, bu ise kahverengi. İleriki dönemlerde ikisinin karşılaştırmalı deneylerini yaparsam paylaşırım. Çünkü iki kompost da kullanılmadan bekliyor. Gelişmelerle, belki bu sefer daha uzun bir zaman sonra görüşmek üzere. Umarım hepiniz yaptığınız işlerde uzun dönemde başarılı olursunuz. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 24-02-2011
Şehir: çanakkale
Mesajlar: 11
|
Sayın eflone Tecrübelerinizi aktardığınız için çok teşekkürler , yukarıda resimlediğiniz Kudzu'nun şu anki durumu hakkında bilgi verirseniz memnun olurum. |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Ağaçsever
|
Fotoğrafını çektiğim kudzuyu, kendi başlığında anlattığım diğer başka bir kudzuyla birlikte saksıya almıştım. Hatırlamıyorum ama belki Kudzu başlığında olabilir. Ama kışın başlarına ne geldiğini yazamadım başlığa. Hem vakitsizlikten, hem de başlık tatsızlıklara şahit olmuşken yazası gelmiyor insanın. Her neyse, kışın tepe vejetasyonun tamama yakını öldü. Belirli genişliğe sahip gövde kısımları ise canlılığını muhafaza etti. Balkonda olmasalardı belki onlar da ölecekti, emin değilim. Ancak baharın gelmesiyle saksıdaki iki kudzu da gövdeden tomurcuklanarak büyümeye başladılar. Geçen hafta çekilmiş bir fotoğraf ![]() |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Ağaçsever
|
Bir aydan fazla zamandır pek değişik bir şey olmadığı için kısa tutarak gidiyorum bu sefer. Yalnızca kesin olarak farkına vardığım, literatürden de desteklediğim bir şeyi tekrar söyleyeceğim. Yüksek Karbon/Azot oranı, yani diğer deyişle daha fazla kahverengi, ya da daha çok mukavva üreme hızını oldukça etkiliyor. Karşılaştırmalı deney yapamıyorum malesef ama kendi gözlemimle net olarak söyleyebilirim. Yeni oluşturduğum iki kutuda da şu ana kadar elde etmediğim kadar fazla kokon elde ettim ve çıkmış-çıkacak yavrulardan yaza doğru erişkin hale gelenlerle yeni bir çok kutu yapacağım. Belki birkaç fotoğraf da paylaşırsam... ![]() En son yazdığımdan beri ilk kez takviye yaptım. C:N oranını düşürecek ve üremeyi yavaşlatacak olsa da yumurtadan çıkan yavruların beslenmesi için gerekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü yüksek azot oranı aynı zamanda yüksek protein içeriği demektir. Yüksek protein de daha besili solucanlar demektir. ![]() Bu kutuda yavrular erişkinleri sayı olarak çoktan geçti diye tahmin ediyorum. Eskiden beyaz solucanlar kutuyu ele geçirdiğindeki manzaraları yavru E.fetida' larla yaşıyorum. Dokunduğum her yerden yavrular kıvrılarak kaçıyorlar. O kadar fazlalar ki plastik kabın duvarlarına çıkıyor, geri dönemeden kuruyup ölüyorlar. 10' a yakın bu şekilde kayıp verdiğimi tahmin ediyorum. Toparlarsak: Solucan Gübresi ilerledikçe insanların fark etmesi gereken bazı şeyler oluyor. Örneğin; -Bütün solucanlar tek bir kutuda toplanmamalıdır. -Bütün solucanlar bir anda yer değiştirilmemeli, yaşayacaklarından emin olunmalıdır. -İnternetten edinilebilecek bunun gibi bir çok bilgi... Ancak, genellikle insanların bilmediği bir şey var. Solucanlar farklı ortamlarda farklı işler yapıyorlar, ve her kompost denemenizde farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. Her solucan gübresi çok değerli, bitki gelişimini birkaç günde patlatacak içerikte olmadığı gibi, her seferinde de aynı kaliteyi yakalayamıyorsunuz. O yüzden benim tavsiyem farklı birkaç kutuda aynı zamanda devam etmektir. Yani bir kutunuzda bitkileriniz için yüksek azotlu gübre yaparken, diğer kutuda solucanların çoğalmasını arttıracak, özellikle mukavvadan zengin ortamlar oluşturabilirsiniz. Hem yüksek C:N oranı daha stabil bir ortam sağlar ve solucanlarınızın ölme ihtimali düşük olur(erken safhada ölümler, başlangıç aşamasında olan bir kişinin, solucan gübresine merakına rağmen, tamamen vazgeçmesine neden olabilir). Üreme kutusunda büyüyenleri diğer kompost kutularınıza dağıtabilir, böylece daha kısa zamanda daha fazla artık dönüştürebilirsiniz. Herkese iyi bir bahar dilerim. |
|
|
|
|
|
#16 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 29-05-2013
Şehir: bandırma
Mesajlar: 8
|
sayın eflone solucanlar ile ilgili yazılarının çoğunu okudum.ilk önce paylaştığınız için ******.Merak ettiğim balkonda bu işleri yapıyorsunuz.Anladığım kadarıyla.Eşiniz anneniz bunlara nasıl izin veriyor.Bunu çok merak ediyorum.Benim ki herhalde çıldırır.Birde benim müstakil evim var.Bende bahçede solucan ve kompost işine girdim 15 gün oldu.Ben o firmadan 500 liraya o solucanları alacak durumum yok. Bahçeden topladığım karışık kahverengi ,eropan, kırmızımsı tür gibi 70-80 kadar ile başladım.Kompost kutularınada atıklarımı atıp kompost yapmaya çalışıyorum.Siz evde çok güzel deneyler yapmışsınız.Tebrikler.Benim solucan bulmam lazım biliyorum.İnşallah sizden aldığımız deney bilgileri ile daha da ilerletirim.Bir de solucan gübresinin bitki üzerindeki etkilerini incelediğiniz deneyleri merak ediyorum. |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Ağaç Dostu.
Giriş Tarihi: 21-08-2008
Şehir: Manisa-Salihli
Mesajlar: 772
|
Sayın Eflone Merhaba. Paylaşımlarınız için teşekkürler. Solucan konusu pek ilgi çekmiyor olsa da gün gelecek doğalı arayanlar için ilgi çekiyor olacaktır. Paylaşımlarınızın devam etmesi dileğiyle... Selamlar... Saygılar... |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Ağaç Dostu
|
Solucan Kompostu Atölyesi
Sayın eflone, birbirinden değerli ve bilimsel çalışmalarınızı ilgiyle okudum ve çabanız için teşekkür ediyorum. Solucan kompostu hakkında bulduğum bir videoyu bu konu altında paylaşarak katkıda bulunmak istedim. Kolay gelsin, başarılar. Kompost Atölyesi - YouTube |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 04-02-2024
Şehir: KONYA
Mesajlar: 1
|
Son derece harika bilgilere ulaştım sayenizde her şey için teşekkürler |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| balkon, çiçek, eisenia fetida, kompost, solucan |
|
|