![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaç Dostu
|
******* 57 yi 5 yıl içinde 5700 e çıkarmak ******* çok kolay iş. Ancak burdaki konu ben yapamıyorum. Öyleyse başkalarıda yapmasın demeye geliyor. Ayrıca nedense bu bitkiler yabancıların eline geçince altın oluyor. Oysa bunlar bize göre ise sıradan ot gibidir. O botnik hırsızı olmasaydı bu güzelim ters laleyi görme şansımız bile olmayacaktı!. Altın ancak sarrafın elinde iken altındır, doğadaki hali ise topraktan ibaret. Düzenleyen ibrahim37 : 07-08-2011 saat 00:03 |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 24-03-2011
Şehir: DÜZCE
Mesajlar: 413
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Ağaç Dostu.
|
Alıntı:
1. Türkiye de süs bitkileri genelinde pek çok şey değişti. Çok değil 1970 lerde süs bitkisi deyince Tarım bakanlığı sadece "İhraç edilen doğal çiçek soğanları" nı anlardı. Çiçek Lüx sınıfına girerdi. 1985 yılında ilk çiçek ihraç edilince (1 milyon $) aaaa! Çiçek satılıyormuş !! oldular. Şimdi süs bitkileri (geneli) ihracatı yaklaşık 100 milyon $ cıvarında . 2. 57 soğan meselesine gelince: Evet sn Erdal Kaya (Erzurumlu ve o köyden) o fritillaria türünü orada görmüş ve saymış ve yerinde muhafaza etmek (insitü) istemiştir. Başka yerlerde de o tür elbetteki var olabilir. Erdal arkadaşım Türkiyenin dağlarında yılda 100 000 km. gezmektedir. Evet gezebilmektedir. Dolayısıyla şu anda Yalova araştırmada Geofit projesi TUBİTAK desteği ile yürümektedir ve tüm geofit türleri Yalovada toplanmaktadır. Bunlara Fritillaria da dahildir. Kısaca, Süs bitkilerine bakış açısı önemli ölçüde değişmektedir. 3. Sn wellness in bahsettiği Hollanda da her soğanı (aslında hiçbir bitkiyi) alıp, üretip satamazsınız. Çünkü, her bitki tür ve çeşit bazında PATENT almıştır. Türkiyede ki gibi yeni ıslah edilmiş bir çok güzel çiçeği (Gül, frezya, Lale, şebboy vb ) 100 tane alıp binlerce üretip satamazsınız. Aynı zamanda bu soğanlı bitkileri çok miktarda üretmeye de teknik olanaklarınız yetmez. Çünkü bir soğanlı bitki önce soğanı üretilir- Depolanır ve programlanır ve sonunda sera veya bahçede çiçeği için dikilir. Hollanda da bu işler tümüyle mekanize olmuştur. Yani 100 dönüm alandaki soğanları, 1 günde dikebilir veya sökebilir ler. Türkiye den götürdükleri bitki türlerinin çoğunu da ISLAH materyali olarak kullanırlar. Yani birebir üretip çoğaltmazlar. Yozlaşmaya başlamış olan çeşitlere yeni kan, yeni gen aktarmakta kullanırlar. Özellikle bu durum İRİS türlerinde vardır. Bizim dağlarımızdaki lale türleri kimbilir kaç nesil değişmiştir ve yeni genler ile yeni çeşitler elde edilmiştir. Örneğin Tulipa turkestanica türü Darwin melezi lalerde "Parlak kırmızı rengi " için kullanılmış ve kırmızı lalelerde ebeveyn (ata) olmuştur. Yanılmıyorsam böyledir. Görülüyor ki olay doğadan sökelim, çoğaltalım satalım şeklinde çok basit DEĞİLDİR.!! Hadi kolay gelsin. |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
Giriş Tarihi: 24-03-2011
Şehir: DÜZCE
Mesajlar: 413
|
Kâmil Bey, tüm yazınızın altına imzamı atarım ve hepsi de doğru. Ben çok fazla işin detayına girmek istemedim aslında. Ancak benim bahsetmek istediğim şey aslında şuydu. Hollanda bu damızlık soğanların kaçta kaçını izin alarak Türkiye' den götürmüş. Bu damızlık soğanlar için Türkiye' ye ne kadar para ödemiş. Sonuçta durum sadece lale ile de sınırlı değil. Bir çok soğanlı ya da soğansız damızlık bitkinin Tohumu ya da soğanı kaçak yollar ile Türkiye' den çalınmış. Benim söylemek istediğim asıl budur. |
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|