![]() |
|
|
|
|
|
#1 | |
|
Ağaç Dostu
|
Kanunlar eşit ve adaletli olmak zorundadır.
Merhaba. Sn. angel67, Devletimiz tapu düzenlemektedir. Bu evrak aynı nüfus kağıdı veya diğer kıymetli kağıtlar gibi belli bir kanuna göre düzenlenmektedir. Yani devletimiz tapuyu düzenlemeden önce şartların oluşup oluşmadığına, tapusunu düzenleyeceği arazinin orman alanı veya devletin tasarrufunda bulunan diğer alanlardan olup olmadığını araştırarak ve olmadığını kabul ederek bu belgeyi düzenler. Bu araştırmaları da bizzat Orman Bakanlığının elemanları denetler. Her aşamada Kadastro ve Orman mühendisinin bulunma zorunluluğu olan komisyonlarca bir sürü tutanak düzenlenir. Ve hepsi üst makamlarca tasdik edilir. Bir yanlışlık veya eksiklik ihtimaline karşı ayrıca ilanen tebliğ edilir. İlan süresinden başka hem devletin hem tapu sahibinin 10 yıl içinde ayrıca tutanaklara itiraz ve dava hakları da bulunmaktadır. Buna rağmen bir yanlışlık var ise ve 10 yıl içinde itiraz etmemiş, görevlerini yapmamış veya yanlış yapmış olanları cezalandırmak yerine, Hatayı yapanlara Yargıtay içtihatlarıyla dava açma hakları tanınmak suretiyle yaptıkları hataları düzeltme olanağı getirilmiş olması kanunda bulunan eşitlik ilkesine de aykırıdır. Alıntı:
Kanun önünde eşit olması gereken taraflardan sadece suçu işlemiş olana tanınan bu hak adaletsizliğe neden olmaktadır. Vatandaşın tapuya müdahale gibi bir hakkı olamayacağından, bu içtihat ile orman görevlileri istedikleri tapulu gayrimenkule dava açabilme ayrıcalığı ve hakkı kazanmaktadır. Adaletsiz olduğu çok açık olan bu durum, Hukuk sistemimizde açılmış olan bir yaradır. Ve ancak A.İ.H.M.’de düzeltilebilmektedir. Öte yandan AİHM`ye başvuran kişi ile ve onun açtığı dava konusuyla hiçbir ilgisi bulunmayan diğer vatandaşlar, ödenen tazminatların, vergilerle karşılanması durumunda. durduk yere dolaylı olarak cezalandırmaya devam edeceklerdir. Yetkililerin cevaplaması gereken bir husus da; Yaptığınız yanlışı ömürboyu düzeltme imkanı verilse, işinizi doğru düzgün ve itina ile yaparmısınız? Ve böyle bir hak adaletli olur mu? Olmalıdır. Ülkemizin ödemek zorunda kaldığı bu cezalar davaların açılmasına neden olan orman görevlilerine rücu edildiğinde, sebepsiz ve haksız nedenler ile açılan orman davalarında büyük oranda azalma olacağına eminim. Saygılar. |
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 22-12-2008
Şehir: zonguldak
Mesajlar: 78
|
1-Halkın kullanımındaki mera başta olmak üzere tarım arazileriyle ilgili hak arayacak taraflar kimler olacaktır? 2-Kamuyu ilgilendiren kasıtlı yanlış uygulamaların önüne geçmesi gerekenler kimlerdir? 3-Komisyonlardaki memurların görevlerini yasalara ve kurumlarındaki genelgelere rağmen kötüye kullanmalarına rağmen bu durumun önüne geçebilecek bir merci güzel ülkemde bulunmamakta mıdır? 4-T.C.Devletinin verdiği ve kadastro çalışmalarına kadar her türlü geçerliliği olan tapuların ve tapu kayıtlarının bir kadastro komisyonundaki orman mühendisinin iki dudağının arasındaki ifadelerle ortadan kalkması saçma ve hatta DÜŞÜNDÜRÜCÜ değil midir? 5-İlgili ve ilgisiz pek çok kurum ve kuruluşa yazılı ve sözlü müracaat edildiği halde Anayasa ile korunmasına rağmen hangi mantık "kişilerin Mal emniyetini" devletin güvencesi dışında bırakabilmektedir? 6-Devletin ormanını bir özel şirketin vakfına "Verdiysem ben verdim" diyerek bir Reisi cumhurun peşkeş çekmesinde bir sakınca görülmezken;vatandaşın tapulu arazisinde kendisinin bakıp büyüttüğü kestane,gürgen,meşe ve benzeri ağaçları korumasının cezası olarak elinden arazisi devletçe ve hiçbir bedel ödenmeden KOMÜNİST SİSTEMLERE ÖZGÜ BİR METOD İLE DEVLETLEŞTİRİLMESİ nasıl açıklanabilmektedir? 7-Anayasa ihlalleri için Bakan ve başbakanların idama götürüldüğü bir ülkede (elbette bunu savunmuyorum)en güzel anayasa ihlal örneklerinden biri olan bu tip mal güvenliği ihlalleri ve görevi kötüye kullanma durumları nasıl bazı kurumlarca bir hak ve yetki gibi görülmektedir? İlginizi çeker diye ümit eder saygılarımı sunarım A.İ.H.M sorgulamadan bunları incelerseniz geleceğin ne kadar vahim olduğu görülecektir. 1) AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ESKİ İKİNCİ DAİRE KÖKTEPE - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 35785/03) 2) AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ESKİ İKİNCİ DAİRE TURGUT VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 1411/03 ) |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 22-12-2008
Şehir: zonguldak
Mesajlar: 78
|
Daire:20 Tarih:30.05.1995 Esas No: 1991/10952 Karar No:1991/16202 Kaynak:YKD. NİSAN 1996 İlgili Maddeler:6831 SK 1, 6831 SK 1/J, 4785 SK 1, 5658 SK 1, 3402 SK 18/2, 3402 SK 2/C, HUMK 57, İlgili Kavramlar:TAPU İPTALİ VE TESCİL GAYRİSABİT SINIR ORMAN 1-Tarla niteliği ile hazine adına tesbit ve tescil olunan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescili istendiğine göre, tesbit in niteliği itibarıyla orman yönetiminin zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olmadığından davalı sıfatıyla davaya katılması ve aleyhine hüküm kurulması doğru değildir. 2-Dava konusu parsele revizyon gören vergi kaydının bir sınırının orman okuması, vergi kaydının lehe olduğu kadar maliki aleyhine de delil teşkil etmesi değişebilir sınır itibarıyla miktarı ile geçerli bulunması nedeniyle miktar fazlasının sınırda bulunan ormana el atmak suretiyle oluştuğunun kabulü zorunludur. Orman olan yerdeki bitkisi yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağı sayılır ve üzerindeki zilyetlik geçersizdir. 3-Sınırında çalılık bulunan vergi kaydı da, değişebilir sınırlı ve miktarı geçerlidir. Sınırdaki çalılık 6831 sayılı kanunun madde 1/j kapsamında orman sayılmayan yer olduğu takdirde kazanılabilir. 4-Orman sınırlandırması yapılmayan veya sınırlandırmanın ilk kez yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliği ve hukuki durumu 3116, 4785 ve 5858 sayılı kanun hükümleri çerçevesinde belirlenir.Buna göre; Mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları varsa anmenajman planı getirtilmeli; evvelce dinlenenler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman bilirkişi aracılığıyla mahallinde yeniden yapılacak keşifte, nizalı taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerle ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı, tapu ve zilyetlik yoluyla ormandan yer kazanma olanağının bulunmadığı, öncesi ormandan bir yerin, üzerindeki bitki örtüsü yok edilmiş olsa bile salt orman toprağının orman sayılan yerlerden olduğu hususları düşünülmeli, kesinleşmiş bir orman tahdidi bulunmadığından, sözü edilen diğer belgeler uzman bilirkişi eliyle mahallinde uygulatılarak, taşınmazın memleket haritasına göre konumu saptanmalı, bu uygulama sonunda bilirkişiye memleket haritasıyla irtibatlı kroki düzenlettirilmeli, bilimsel yönden yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Kendi aldığı kararlarla çelişki içinde olan bir dairenin hukuk anlayışına nasıl güvenmeli Düzenleyen angel67 : 03-04-2009 saat 09:23 |
|
|
|
![]() |
|
|