![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaç Dostu
|
Sevgili okurlarım! Bugün köşemi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a bırakıyorum. Sayın Erdoğan'ın çok beğendiğim bir yazısı geçti elime. Onu okumanızı istiyorum. 'Her Şey Yeşil Bir Medeniyet İçin: Öncelikle insan olarak ruhumuzun çağrısına uyuyor; ağacı ve yeşili seviyoruz. Yaşadığımız dünyanın ve yaşadığız şehrin yalnız bize ait olmadığının; yeryüzünde ve bu topraklarda bizden sonra da yaşayacak olanların farkındayız. Onların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ancak bugün bizim göstereceğimiz dikkat ve sorumlulukla gerçekleşebileceğini biliyoruz. Bizim medeniyet tarihimiz, yeşille, doğal çevre ile barışık bir medeniyettir. 545 yıl önce kendi çağının en ileri gücü olan Osmanlı'nın fethettiği İstanbul'un doğal güzelliklerinin geliştirilerek korunması ve dünyanın en güzel şehirlerinden birisi konumuna getirilmesi bunun en belirgin pratiklerinden birisidir. Daha 50 yıl öncesine kadar çok zengin bir orman varlığı İstanbul'un diğer güzellikleriyle birlikte bize kadar ulaşabilmişse; bu olguda, devleti iyi bir şekilde yöneten Fatih'in 'Yaş kasenin başını keserim' şeklinde özetlenen kesin çevre korumacılığının büyük payı vardır. Yine, Osmanlı Devleti'ni 46 yıl kesintisiz yöneten Kanuni'nin, arazilerin kabiliyetlerine uygun olarak kullanılmasını bir ferman ile düzenleyerek; mera ve orman gibi farklı arazilerin tarımla olan ilişkisini toplumsal bir bilinç düzeyinde uygulamaya koyan bir devlet anlayışının, çevre sağlığı bakımından önemini göz ardı edemeyiz. Tarihsel süreç içerisinde titiz bir bilinçle korunan yeşil çevre ve bunun üzerine eklenen kültürel mirasla dünyanın gözbebeği bir şehir haline gelen İstanbulumuz'un bugün içine düştüğü içler acısı durum ortadadır. Yakılan, yıkılan, sınırsız bir hırsla talan edilmeye çalışılan ormanlarımız, ağaçlarımız... Kamu malı olan ve sayısız faydası bulunan orman alanlarını korumak, gasbedilen, yağmalanan orman alanlarını geri alarak kamuya kazandırmak ve kesilen ağaçların yerine yeni ağaçlar dikerek, dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olan İstanbulumuz'u sağlıklı bir çevreye kavuşturmak elbette ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin görevleri arasındadır. Bizim bu konuda yaptığımız çalışmalar, diktiğimiz 1 milyon yetişmiş ağaç ve şehrimize kazandırdığımız yeni yeşil alanlar, çevre sağlığı adına yaptığımız her şeyin bittiği anlamına gelmemektedir. Bundan sonra da bu konuda çalışmak, yeni projeler üretip uygulamaya koymak ve yapılacak çalışmalara destek olmak öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Yeşil ve su medeniyetini kurma yolundaki çalışmalarımız şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da inşallah kesintisiz olarak devam edecektir. Çünkü İstanbullulara, şu anda İstanbul'da yaşayan ve bizden sonra da yaşayacak insanlarımıza karşı sorumlu olduğumuzu biliyoruz. Geleceğin güzel İstanbul'unda, yaşanabilir şehrinde buluşmak dileğiyle bu çabamızda yanımızda olan bütün kardeşlerimize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. AYNI FİKİRDEYİZ. Yukarıdaki yazı, Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı dönemine ait. O yazıyı; Başkan Erdoğan'ın gerçekten de içinden gelerek kalema aldığına eminim. Çünkü; Sarıyer Mavromoloz ormanları içine yasadışı biçimde kurulan Koç Vakıf Üniversitesi'ne karşı mücadele ettiği dönemde söylüyordu bunları Sayın Erdoğan. Bu yazı, Erdoğan başkan iken, 1998 yılında Prof. Dr. Ertuğrul Acun'a hazırlattığı Ormanın Kara Kitabı iisimli kitabın önsüzünü oluşturuyor. O kitap, gerçekten de ülkemizdeki orman yağmasına karşı verilen mücadelenin güzel bir örneği olarak duruyor. ----------------------------------------------------------------------------------- Yukarıda'ki yazı, Güneş gazetesin'de Rıza Zelyut'un bugün'kü makalesinin bir bölümünden alıntıdır. Başbakan, bir zamanlar istanbul belediye başkanı iken hazırlattığı -Ormanın kara kitabı- isimli kitab'ın önsözü dikkatimi çekti. Mücadelemiz, ağacı ve yeşil'i AZİZ BİLEN bir medeniyet kurma mücadelesidir. Ben şimdi, sayın başbakana sormak istiyorum. Ağacı ve yeşil'i AZİZ BİLEN MEDENİYETİ, Kozak ve Kaz dağları ormanlarını yok edecek olan, altın madenlerine izin vererek'mi kuracaksınız? |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 10-05-2010
Şehir: izmir bergama kozak yaylası
Mesajlar: 9
|
öncelikle ben buraya yeni üye oldum,fatoş hanımla yeni tanıştık.ayazkentliylede öyle.söze nereden başlıyacağımıda bilemiyorum çünkü sözün bittiği yerdeyiz ,sözün bittiği yerde kozak yaylası.sevgilimiz kozak.yıllardır altıncılara karşı mücadelesini verdiğimiz kozak.ama yılmadık yıkılmadık inadına inadına kozağın üstü altından daha değerlidir dedik.bergama duydu sesimizi,izmirde,istanbulda ankarada,tüm kuzey egede.özellikle son aylarda dahada depreşti yaramız çünkü 7700 adet çam ağacımızı kestiler.bittimi malesef.kaplan bitecek .yukarıbeye gelecekler ordada kesecekler 7-8 bin ağaç.şimdi tema bize destek verdi.sonra sivil kuruluşlarımız çevreci dostlarımız.okadar büyüyoruzki inanılmaz bi şekilde.ama daha fazlasına ihtiyacımız var gelin bizlere daha çok destek olun yoksa kozak yok oluyo gidiyo elimizden haykırmak bile yetmiyo resimler yalan söylemiyo gelin çok çok destek olıunki kurtaralım yeşil cennetimizi ....saygılarımla..gürhan büyük..kozak yaylası gençlerinden.... |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaç Dostu
|
Gürhan'cığım,umudumuzu kaybetmeden hepimiz el ele birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz, , kimse bize haksızsınız diyemez, doğaya yaptıkları tahribat ortada yılmadan orada yaptıkları katliamı gündemde tutacağız, biz sadece ülkemizin doğa güzelliklerinin, yaşam kaynaklarının zarar görüp yok olmasına karşıyız, hiçbir politik düşünce gütmüyoruz, biz suç işlemiyoruz, onun için umutsuzluğa kapılmıyacağız. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Ağaç Dostu
|
Çınarın altında küçük bir mola... ![]() Antik şehir Perperene zirvesine tırmanış... ![]() Maşallah bizimle gelen büyüklerimiz bizden daha fazla performans gösterip kayalara tırmandılar, bizler arkada kaldık. ![]() ![]() Düzenleyen Fatoş : 11-05-2010 saat 15:29 Neden: yanlış sıralama yaptım. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 10-05-2010
Şehir: izmir bergama kozak yaylası
Mesajlar: 9
|
haklısınız fatoş hanım bizlerin ssiyasetle işimiz olmuyo tek derdimiz amacımız yeşilimize toprağımıza dokunmasınlar.su kaynaklarımıza dokunmasınlar.atamızın bir sözü varya VATAN TOPRAĞI KUTSALDIR KADERİNE TERK EDİLEMEZ. son nefesimize kadar yılmadan mücadelemizi yapmalıyız... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Ağaç Dostu
|
Sn. Fatoş hanım'ın, ormanın içinde'ki diye bahsettiği aşağıbey köyü'nü ve diğer kozak köylerini (67 no.lu mesaj: 2. fotoğraf), tanımayan, bilmeyen arkadaşlar belki, orman köyü oldukları için, geri kalmış-fakir olan, başka yerlerde'ki orman köyleri gibi algılayabilirler. Bu kozak köyleri öyle değil. Çok zengin köyler ve bu zenginliğin kaynağı'da, fıstık çamlarından elde edilen gelir. Örneğin, hatırlarsanız bundan 7-8 yıl öncesine kadar, gazetelere bazen -kozak, kaplan köyü- Türkiyenin en zengin köyü, diye haberler çıkardı. Bu köylülerin büyük çoğunluğunun evleri, tıpkı sayfiye yerlerinde'ki birbirinden güzel evler gibi, çok güzel. Böyle ev yapabilmek için, gelir düzeyinin iyi olması gerekiyor ve bu düzey kozak köylerin'de fazlası ile var. İşte altın madeni doğa'yı olduğu kadar, bu zengiliği'de yok edecek. Ağaçları kesmeseler dahi, yeraltına açılacak olan tüneller, galeriler ve yeraltından çıkarılacak olan toprağın yarattığı boşluk, bu çam ormanlarının ihtiyacı olan su'yu derinlere çekilmesine neden olacağı için, ağaçların kök'leri su'ya ulaşamayacakları için, susuzluk'tan ölecekler. Hem doğa kaybedecek, hem'de kozak insanı, en az %60 civarı fakirleşecek. |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Ağaç Dostu
|
Sevgili Ayazkentli oğlum. doğru bir tespitte bulunmuşsun. Bu köylerimiz de yaşam standartı her zaman yüksek olmuştur, Avrupai bir yaşam var,çok fazla çocuk yapmazlar, en fazla iki çocukları vardır, eğitim seviyeleri oldukça yüksektir, durmak bilmeden çalışırlar. Korkusuzca çam ağaçlarına tırmanarak kozalak toplarlar, hiç gocunmazlar. Bu çalışmalarının karşılığını da toprak fazlasıyla verir. Ama sularımız olmazsa çam ağaçlarımız, bağlarımız da olmayacak. Bizler neyle geçineceğiz ? Nasıl yaşayacağız ? % 60 değil temelli fakirleşip yok olacağız. |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Ağaç Dostu
|
Bu güzel ev ve binalardan bazılarının fotoğrafı. Özellikle kaplan camisini ve muhtarlık binasını ilk gördüğüm'de çok şaşırdım. O kadar büyük bir cami ve muhtarlık binası'ki, her halde bir çok, büyük şehirde yoktur. Ayrıca hepimizin hayran kaldığı dev çınar ağacı. O kadar büyük'ki, fotoğraf makinasının kadrajına sığdırmak için çok gerilerden çektim, yine'de tamamını çekemedim. |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 14-10-2008
Şehir: BALIKESİR
Mesajlar: 11
|
Sayın fatoş ve ayazkentli yazılarınızla herkesi aydınlattığınız için teşekkür ederim,Kozak'ı ilk gördüğümde hayran kalmıştım( altınoluktan )çevreci olarak ben ve arkadaşlarım elimizden geldiği kadar destek verdik, o dev çınar ağacının altındaki çed toplantısındaki kadınların mücadelesi (erkeklerin umursamazlığı)görülmeğe değerdi.ama son durum içler acısı yüreğim yanıyor adeta. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Ağaç Dostu
|
Çiçek hanım, teşekkür ederim .Bu hepimizin görevi, yılmadan ülkemizin doğasını korumamız lazım, sağlıklı gelecek kuşaklar yetiştirmek için. Ne yazık ki madenciler lehine çıkan yasalar ve HES projeleri, onlara karşı açılan davaların büyük çoğunluğu kazanılmasına rağmen büyük hızla faaliyetlerini sürdürmektedir. Doğamızı , tabii su kaynaklarımızı yok etmektedirler. Bizim oranın erkekleri sakin görünürler ama gereğini de yaparlar. Biz onlardan destek alırız ama biz kadınlar olarak mücadeleyi, neye mal olursa olsun sürdürüp kazanacağız. |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 10-05-2010
Şehir: izmir bergama kozak yaylası
Mesajlar: 9
|
****** memet bey ...KOZAK GENÇLİK HAREKETİ.. kozak gençlerinin altın istilacılarına karşı birleştiği,tek yürek olmaya çalıştığı gençlik örgütü hiç bir siyasi amaç gütmeyen tek amacı kozak yaylasını korumak olan bir birleşim ...altın istilacılarına karşı mücadelemizdeki akıncılarımız olacaktır ..ve kamuoyundan güzel övgüler çok mühteşem destek alıyoruz.ayrıca kozak yaylamızı ziyaret eden tüm çevre derneklerimizi çevre kuruluşlarımıza rehber olacak genç arkadaşlarımızdır .. Düzenleyen aLLioni : 17-05-2010 saat 20:18 Neden: ilave eklemek |
|
|
|
|
|
#16 |
|
Ağaç Dostu
|
Sevgili Allioni'nin bahsettiği -kozak gençlik hareketi- madene karşı yürütülecek olan, protesto, kozak köylülerini bilinçlendirme çalışmaları ve kozak'ın tanıtımı yapmak için yeni yeni örgütlenmeye başladı. Henüz kendi internet siteleri olamadığından, özellikle facebook ve diğer başka siteler üzerinden, kamuoyuna ulaşmaya çalışacaklar. Tabi öncelikli olarak, 16-17 tane kozak köyün'de yaşayanları, bire bir konuşarak, olayın önemini anlatacaklar. Sevgili allioni'nin bahsettiği akıncılar, bu çalışmaları yapacak olan, gönüllü arkadaşlardır. (Not: Yalnış anlaşılmasın, burada bahsedilen akıncılar kelimesi, gidip altın madenine saldıracaklar anlamına gelmiyor. Halkı bilinçlendirecek gönüllüler, anlamına geliyor). |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 10-05-2010
Şehir: izmir bergama kozak yaylası
Mesajlar: 9
|
****** int üzerinden bize ulaşabilirsiniz özellikle faceden (http://www.facebook.com/pages/KOZAK-...4480?ref=ts)bu sayfadan kozakla ilgili çalışmaları takip edebilirsiniz. |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Ağaç Dostu
|
Aşağıda'ki yazıyı, 2005 yılında Hürriyet gazetesinde, Bekir Coşkun yazmıştı. 12 Haziran 2005 Bekir COŞKUN bcoskun@hurriyet.com.tr ------------------------------------------------------------------------------------ Turuncu adamlar... TURUNCU tulumlu adamlar, çevrecileri taşa tuttular. Turuncu adamlar, siyanürle altın aramaya engel olmak isteyen Bergama köylülerine taşlarla, sopalarla, demirlerle saldırdılar. Altın şirketinin parayla kiraladığı turuncu adamları aslında yeryüzünün her yerinde görmek olası. Onlar yeryüzünün her yerinde çokuluslu şirketlerin çevre yağmasının bekçiliğini yaparlar. Para alıp, ağacını-kuşunu-suyunu-balığını-toprağını-çiçeğini korumak isteyen ‘sevgiye' saldırırlar. * TMMOB, Türk Tabipleri Birliği, DİSK Genel İş, Halkevleri, İnsan Hakları Derneği, KESK, ÖDTÜ Öğretim Elemanları Derneği, Pir Sultan Abdal Derneği, Kimya, Ziraat, Jeoloji, Çevre Mühendisleri odaları ve daha birçok sivil toplum örgütün oluşturduğu ‘Beyaz Adımlar Platformu' önceki gün bir açıklama yaparak, Bergama köylülerini desteklediklerini bildirdiler ve ‘hukuk devletini aradıklarını' duyurdular. Çünkü mahkemeler, Yargıtay, Danıştay, hatta AİHM defalarca ‘durdurma kararı' verdikleri halde altın şirketi işine devam ediyor. Altın şirketinin arkasında bakanlar, valiler, kaymakamlar, siyasetçiler, bürokratlar var... Ve turuncu tulumlu adamlar... * Her beyaz adım atıldığında, turuncu adamlar çokuluslu şirketler adına saldırırlar. Ellerinde sopa, taş, demir... Biz onları her yerde görürüz; belediyenin itlaf ekibinde ellerinde silah... Ya da bir anne kediye, bir yavru köpeğe zehirli eti verirken... Ağaçlara karşı ellerinde balta... Trol gemilerinin güvertesinde onlar... Yok eğer sevgiden yana olanlar beyaz adımlar atacak olurlarsa, ellerinde taşlarla, sopalarla, demirlerle saldırırlar. Sevgisizler. Ve utanmaz... * Ağacın, ırmağın, toprağın, havanın, suyun yanında olmanın bir getirisi yok. Altın vermezler adama... Ama çokuluslu sermaye, doğadan çaldığının bir parçasını turuncu adamları satın almak için verir. Ve turuncu adamlar saldırırlar. Ellerinde taş, sopa, demir.. |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 22-09-2009
Şehir: İzmir
Mesajlar: 14
|
İnşallah beyaz adım atanlar kazanır, çünkü bu onların doğal haklarıdır. |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Ağaç Dostu
|
Temenniniz için teşekürler kemal bey. 1 ay önce, altın madeni, yerel gazetecilere karşı, daha önce açmış olduğu davayı kaybetti (sel sularının, siyanürü derelere karıştırdığı, yönünde haber yapmışlardı). Yine 15 gün önce, Avrupa Birliği -siyanür ile altın aramayı- yasaklayan bir karar aldı. Büyük ihtimal ile saldırıya maruz kalan köylüler, madene karşı bu davayı'da kazanacak. Aslında davalar ve iyi gelişmeler ardı ardına kazanılıyor ve geliyor, ama bu kararları uygulayacak hükümet yok. Esas sorun burada. Son 10 yıldan beri, bir çok kez madenin çalışmalarını durduran mahkeme kararları verildi. Ne yazık'ki hükümet bu konularda, malum nedenler ile, madene bir yaptırım uygulamıyor (hükümet-cemaat ilşkisi). Bu icraat ile biz doğaseverlerin işi gerçekten zor. Yalnız, Geçtiğimiz hafta sonu, ÇEVRE katliamları ve GDO'lu ürünler ile ilgili kapsamlı dosyalar oluşturan ve bu sitede'ki bizim gibi insanların, istediği türde kararlar alabilecek olan bir parti'de, iktidar ya'da koalisyon ortağı olma olasılığını çok arttıran gelişmeler oldu. Bu biraz olsun umut veriyor insana. O yüzden, yılmadan mücadeleye devam edeceğiz. Düzenleyen ayazkentli : 25-05-2010 saat 12:57 Neden: harf eksikliği |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 19-06-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 4
|
Vuruyorsun yüreğime
Vuruyorsun Yüreğime Bu şiir, çam fıstığı üretimi yaparak geçimini sürdüren ve ülke ekonomisine kazanç sağlayan Bergama' Kozak yaylası köylülerinin topraklarında altın arayanlara attığı çığlıktır. Vuruyorsun yüreğime, Toprağıma, Suyuma, Hayvanıma, İnsanıma, Vuruyorsun, Emeğime, Utanmaz, Aç gözlü birisin. Vuruyorsun yüreğime, Sen kimsin? Ben halkım., Milletin efendisi köylüyüm. Öyle dedi Mustafa Kemal. Kozak benden sorulur Ter içiririm toprağıma Yine de seni beslerim. Sen akılsızın birisin. Vuruyorsun yüreğime. Sen kimsin? Gerçek sahibi benim Bu toprağın Hakkımı elimden alamazsın Burada doğdum. Burada yaşıyorum. Burada öleceğim. Benim alın terim çam fıstığım. Altın yumurtlayan tavuğudur ülkemin. Utanmazın, Aç gözlü birisin. Vuruyorsun yüreğime. Sen kimsin? Merih Yücel |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 20-05-2010
Şehir: BERGAMA
Mesajlar: 10
|
peki ben birşey sorabilirmiyim madem bu kadar tehlikeli bir oyun sergileniyor niçin devlet ve ya sorumlular bu kadar ilgisiz gözüküyor.bu kadar tehlikeli bir iş niçin kozak köylerinden 17 tanesi aynı anda karşı çıkmıyor **** çıkıyorsa ne yapıyorlar? madem bu kadar önemli olan çam fıstıklarının kesildiğini belirtiyorsunuz!!!!orman müdürlüğü kendisi kesip bu şirkete teslim ediyor.Nakliye kamyonlarının Yolları bozacağını söylediğiniz bu yollar için karayolları ve köy hizmetleri ne gibi önlem almış ? |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 20-05-2010
Şehir: BERGAMA
Mesajlar: 10
|
ben şunu bilirim şunu söylerim kozak hakikaten dünyada ve türkiye çok büyük öneme sahip insanları ve doğasıyla eşi ve benzeri yok altın madenleri kadar taş ocaklarıda çok önemli bunlara niçin önlem alınmıyor ? |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 19-06-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 4
|
Vuruyorsun Yüreğime Bu şiir, çam fıstığı üretimi yaparak geçimini sürdüren ve ülke ekonomisine kazanç sağlayan Bergama' Kozak yaylası köylülerinin topraklarında altın arayanlara attığı çığlıktır. Vuruyorsun yüreğime, Toprağıma, Suyuma, Hayvanıma, İnsanıma, Vuruyorsun, Emeğime, Utanmaz, Aç gözlü birisin. Vuruyorsun yüreğime, Sen kimsin? Ben halkım., Milletin efendisi köylüyüm. Öyle dedi Mustafa Kemal. Kozak benden sorulur Ter içiririm toprağıma Yine de seni beslerim. Sen akılsızın birisin. Vuruyorsun yüreğime. Sen kimsin? Gerçek sahibi benim Bu toprağın Hakkımı elimden alamazsın Burada doğdum. Burada yaşıyorum. Burada öleceğim. Benim alın terim çam fıstığım. Altın yumurtlayan tavuğudur ülkemin. Utanmaz, Aç gözlü birisin. Vuruyorsun yüreğime. Sen kimsin? Merih Yücel |
|
|
|
|
|
#28 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 19-06-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 4
|
Değerli site yöneticileri, giriş sayfasındaki "Plus 500" başlığı altında altın reklamı bu sitenin içeriği ile çok çelişki yaratıyor diye düşünüyorum. Dostluğumla. Merih Yücel |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 30-05-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 2
|
Arkadaşlar,Kozak Yaylası'ndaki direnişimizi,ağaçlarımız için yükselen çığlığı duyan bazı değerli yazarlarımız konuyu okuyucularıyla paylaşmış.Teşekkürlerin en güzeli onlara olsun.Aşağıda verilen linklerden okuyabilirsiniz... http://www.dunyagazetesi.com.tr/arka...1_0_yazar.html Cumhuriyet Gazetesi internette ancak üyelikle okunabildiği için,doğrudan link veremiyorum.Başka bir site linkinden aktarıyorum. http://www.haberinyeri.net/yazarlar.php?id=16 |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Yeni Üye
Giriş Tarihi: 19-06-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 4
|
Birileri Kozak'ın haklı davasına destek veriyor. Ama sayfa başındaki "plus 500" altın reklamı bu siteye yakışmıyor. Dostluğumla. Merih Yücel CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA BERGAMA ŞİKAYETÇİ : Hasan Namak, ŞÜPHELİLER : Koza Madencilik A.Ş. sirketi, yöneticileri ve bazı çalışanları (soruşturmada tespit edielecek) SUÇ TARİHİ : 17 NİSAN 2010 SUÇ YERİ : Bergama Kozak yaylası SUÇ : 1- Birden fazla kişi tarafından kişileri hürriyetinden yoksun bırakma (TCK 109), 2- Birden fazla kişi tarafından tehdit (TCK 106), 3- Suça azmettirme (TCK 38) AÇIKLAMALAR : 1- 17 NİSAN 2010 günü Kozak yaylasında bir köyde Hayrettin Karaca, Gülden Karabudak, Yekta ..., Ersun ...., ..... ,.......ile birlikte Altın Madeni konusunda bir toplantıya katıldık. Daha sonra maden sahalarını, kesilen ve kesilecek ağaçları görmeye gittik. Geziye katılan bir kısım insan ki içlerinde Bergama Belediye Başkanı, Orman İşletme Şefi, Köy Muhtarı ve köylüler de vardı, orman gözetleme kulesine çıktılar. Bu arada biz sekiz kişi,aynı yere sabah çıktığımız için tekrar gitmemizin gereği olmadığını, ağaçların kesildiği yeri görmek istediğimizi söyleyerek, onlardan ayrıldık ve kesim yapılan yere gitmek istedik. Bir süre sonra maden çalışanların araçları bizi takip etmeye başladı. Bir yere geldiğimizde önümüzden ve arkamızdan araçlarıyla yolumuzu kapattılar. Daha fazla gitmemize izin vermeyecekerini söylediler. Biz yasak olduğunu gösterir hiç bir tabela, işaret ve emare olmadığını, burasının kamuya ait bir yol olduğunu, bizi engelleyemeyeceklerini ve yolumuza devam etmek istediğimizi söyledik. Israrımız karşısında, üç araçtan inen çok sayıda maden çalışanı, sert ifadelerle ve kabadayı duruşlarıyla etrafımızı sardılar. Yükselen sesleri ve sert üsluplarıyla, daha fazla ısrar edersek "gereğini yapacaklarını" söyleyerek tehdit ettiler. Bu arada etraftaki diğer maden çalışanları, tehditkar bakışlar ve duruşlarıyla, bizim grubumuza daha da yaklaşarak, tehditlerini arttırdılar. 89 yaşındaki Hayrettin Karaca'yla alay edip hakaret etmeleri, Atatürk hakkında saygısızca konuşmaları üzerine, Hayrettin Karaca'nın da çok sinirlendiğini görmemiz sağlığına bir şey olabilir diye düşündürdü. İçimizde bayanların da olması ve daha fazla ısrarcı olmamız halinde fiizksel taarruza maruz kalacağımıza kanaat getirmemiz nedeniyle, geri gideceğimizi söyledik. Geldiğimiz yolun istikametini bize açtılar ve böylece geri dönmek zorunda kaldık. 2- Yolda yukarıdan inen diğer ekiple karşılaştık. Başımıza geleni anlattık. Bizim ağaç kesim sahasına sokulmayacağımızı, maden şirketi yöneticilerinin, belediye başkanına ve muhtara telefon ederek söylediklerini öğrendik. Bu şekilde maden çalışanlarının kendiliğinden değil de şirket yöneticilerinin talimatıyla bizi takip edip, yolumuzu kestiklerinden emin olduk. 3- Döndükten sonra soruşturduğumuzda, söz konusu orman sahasının henüz şirkete teslim edilmediğini öğrendik. Tehdit ve zorlamayla sokulmadığımız sahanın bütün tasarrufunun, orman işletme şefliğinde olduğunu, şirkete teslim edilmediği için, şirketin hiç bir söz hakkı olmadığını tespit ettik. Olay günü, şirket tasarrufu tamamıyla kamuya ait olan bir yoldan geçerek gitmemizi, tehdit ve zor kullanmak suretiyle engellemiştir. 4- Şüphelilerin daha önce de benzer bir suçtan dolayı BERGAMA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'nın Soruşturma No: 2009/3751 Esas No: 2009/1912, İddianame No: 2009/819 ile Bergama Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılamasının sürdüğünü öğrenmiş bulunmaktayım.Bunun bir alışkanlık ve yöntem haline getirildiği anlaşılmaktadır. SONUÇ VE İSTEM : İşbu şikeyetim üzerine, eylemlerde bulunan faillerin tespit edilerek, haklarında cezalandırılmasına yönelik gerekli yasal işlemlerin yapılmasını saygıyla arz ve talep ederim.24.05.2010. Şikayetçi Hasan Namak |
|
|
|
![]() |
|
|