![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Çok içerlemiştim; koskoca İstanbul balıkçısı bir mantar olayını mı çözemeyecek? Ne gerekiyorsa yaparız icabında. Hafta sonu gittim bir kitapçıya, mantar kitabı istedim. Kitapçı seçmemi söyledi, gösterdiği rafta 45-50 farklı kitap vardı, "Aradığınız özel bir yayın varsa, getirtiriz" dedi. Şaşkınlığımı görünce. "Kaç çeşit mantar var?" diye gevelediğimi hatırlıyorum. Açıkladı; iyi bir kitap ta 300 ila 4500 çeşit mantar konu edilirmiş. Baltayı taşa vurduk, ama bir İstanbul balıkçısı asla pes etmez! Kitap elde, ormandayım ama okuduklanmdan hiçbir şey anlamıyorum. Terimler çok teknik isimler Latince... Tek bir çeşit mantardan bir kilo kadar topladım, düzgünce sepete yerleştirdim ve kontrolcü teyzeye gittim. Bu sefer teyze biraz daha sevecen: "Topladığın mantarları yiyebilirsin evladım, fakat içki içer misin sen?" diye sordu. "Teyze sana ne benim özel hayatımdan, ver mantarlarımı gideyim" diyecek oldum, "Olmaz" diye engelledi beni, meğer bu mantarların ismi Coprinus atromantarius'muş ve yemeden 48 saat önce ya da yedikten 48 saat sonra içki içeni hastanelik edermiş! Anlaşıldı, beceremeyeceğiz bu işi, biz bir tragonya bir de iskorpit biliriz. Onlar da dobra dobra çarpar adamı, böyle sinsi davranmazlar. O gün kontrolcü teyze bana, "Evladım madem meraklısın bu işe, niye bir kulübe üye olup orada öğrenmiyorsun bu işi?" dedi. Kitabı, kontrolcüyü anladım hadi ama bu kulüp işi de nedir? Avrupa'da belki de her kasabada mantar kulüpleri varmış, teorik dersleri veriyorlarmış, sezon geldiğinde de hep beraber araziye çıkıp mantar topluyorlarmış. Çok neşeli ortamlar... İşte böyle başladı uzun hikâye... İsviçreli'lerle balık muhabbeti yapalım dedik, mantarcı çıktık. Artık pek balığa da çıkmıyorum, varsa yoksa mantar. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Her fırsatta ormandayım, yüzlerce kitap okudum, sayısız kurs gördüm. 22 yıldır mantarlarla ilgileniyorum. Bunca senenin birikimiyle sonunda diploma sahibi olacak kıvama geldiğimi düşündüm. Ve işte diploma günü: 2006 Eylülünde Alp dağlarında oteldeyim, bir hafta boyunca dışarı adım atamadım. Sabah 8.00'den, akşam 22.00'ye kadar sınıfta mantarları inceliyoruz. Hocalarla aram iyi neyse ki. İlk gün bize yirmi çeşit mantar gösterdiler, ben hepsinin Latince ismini bildim. Zehirli mantarların tespiti konusunda da sorun yok, böylece sınav sınıfına girmeye hak kazandım. Salı günü, otuz tehlikeli mantar arasından altı tanesini yazma sınavı. Her birisinin tanımı bir dosya kâğıdı uzunluğunda, terimler fazlasıyla teknik, çok terledim ama notum iyi. Fakat cuma özel bir gün; 7.00'de "Gıda Kanun ve Yönetmelikleri", 8.00'de "Toksikoloji", 9.00'da "Ticari Mantar Kontrol Teknikleri", 10.00'da "Biyoloji, Teori, Tarih ve Latince", 11.00'de dananın kuyruğu! Bir masada yetmiş çeşit mantar, hepsinin bilimsel isimlerini ve yenebilir, yenemez, zehirli ya da öldürücü olarak sınıflandırılması... Zehirli bir mantarda yanılanı ikinci kez sınava almıyorlar. Ve saat 12.00: Mantar uzmanıyım! İsviçre Sağlık Bakanlığı bana toplanmış mantarları kontrol etme, her türlü mantar ticaretinde sertifika yazma ve kurs verme yetkisi verdi. Ama ben bir sene önce, 2005'te yurda geri dönmüştüm. Yaklaşık üç yıldan bu yana Türkiye'nin mantarlarını inceliyorum. Amatör mantar toplayıcıları için yaklaşık 300 çeşit mantarı konu edinen bir kitap yazmayı, donanımlı bir internet sitesi hazırlamayı ve Türkiye'nin ilk mikoloji kulübünü kurmayı hedefliyorum. Halka açık seminerler vermek, arazi çalışmalarına katılmak, böylece Türkiye'de konuya meraklı kişilerle bilgi ve deneyimlerimi paylaşmak beni sevindiriyor. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Mantar "Mantar gibi bitmek" sözü hepimize tanıdık gelir, sıklıkla ve pek çok dilde kullanılır. Yemyeşil bir çayırda yağmurun ardından sanki yoktan var olurcasına yüzlerce mantarın bir anda fışkırması insanoğlunu her çağda, her coğrafyada etkilemiştir. Hititlerden Antik Yunan'a, Roma'ya dek pek çok kaynakta mantarlar konu edilse de, şaşırtıcı biçimde mantar bilimi "Mikoloji", 19. yüzyıldan itibaren ciddi şekilde incelenmeye başlanmış, "yeni" bir bilim dalı. Mantarın, 550 milyon yıl önce, sudan karaya çıkan ilk canlı biçimlerinden biri olduğu pek bilinmez. Bitki oldukları sanılır, oysa bunun gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Mantarlar, canlılar âleminde başlı başına bir gruptur ve fotosentez yapamadıklarından, bitki sayılamazlar. Bilimsel olarak hayvanlar ve bitkiler âlemi arasında yer alır ve "fungus" diye bilinen kendi âlemlerini oluştururlar. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Bugün artık bir milyon kadar mantar çeşidini bilimsel olarak tanımlamak mümkün. Bu mantarların büyük bir bölümü iki milimetreden küçük, pek çoğu gözle görülemeyecek boylarda. "Mikromiset" olarak tanımladığımız bu grup yaklaşık sekiz yüz elli bin çeşit mantarı kapsar. Bira, şarap, ekmek mayası, antibiyotik gibi insanoğlunun hayatında önemli rol oynayan yararlı; ayak mantarı, tarımsal asalak gibi zararlı pek çok mantar bu geniş gruba girer. Son yıllarda bu mantarlar, başta tıp (genetik) olmak üzere pek çok bilim dalı tarafından ilgiyle inceleniyor ve ümit verici bi¬limsel araştırmalara, yeni tedavi yöntemlerine konu oluyor. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Bizi ilgilendiren mantarlar, iki milimetreden büyük olanlar (Makromiset). Yaklaşık yüz elli bin türü kapsayan bu mantar ailesinin büyük bölümü tropikal bölgelerde yaşar. Türkiye'de yaklaşık on bin makro-mantar çeşidi mevcut. Her sene yeni mantar türleri bulunsa da; öldürücü, zehirli ve ekonomik değer taşıyan mantarların başlıcalarını bilimsel olarak tanımlamamız mümkün. Makro-mantarları birer meyve gibi düşünelim: Yerin altında yaşayan ve bütün yıl boyunca faaliyet gösteren "miselyum" adlı bir ağaç var. Bu ağaç, mevsimi geldiğinde ve uygun koşullar oluştuğunda bizim mantar dediğimiz meyvelerini veriyor. Biz bu ağacı pek tanımıyoruz, çünkü gözümüze görünmüyor. Bir örümcek ağı biçiminde ve öylesine ince yapılı ki, iki yüz tanesi yanyana geldiğinde, ancak bir milimetre kalınlığa ulaşabiliyor. Bir miselyumun içinden bir akyuvarın geçmesi bile imkânsız. Fakat bir metreküp orman toprağında yaklaşık 400 bin kilometre miselyum olduğu iddia ediliyor, yani dünya ile ay arasındaki mesafe boyutunda. ABD ve İsviçre'de görülen ve yüzlerce hektarlık alanı kaplayan iki mantar "ağacının", dünyanın en büyük ve en ağır iki canlısı olduğu iddia ediliyor. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Meyveler; bitkilerin çekirdek ve tohumlarını üreten organları olarak bilinir, oysa mantarlar spor üretir. Bu sporlar çok küçüktür; 2 ila 200 mikron arası... On bin kere bir milyon spor, bir dikiş yüksüğünü ancak doldurabilir. Orta boy bir kültür mantarı üç dört günde 16 milyar spor üretir. Makro-mantarlar, yaşam tarzları bakımından üç gruba ayrılır: Saprofit: Ölü organizmaları parçalayarak onların toprağa geri dönmelerini sağlar. Kültür mantarları, Agaricus ailesi bu gruptandır. Saprofit mantarlar olmasa; ölü yaprakların, dalların, ağaçların parçalanması görevi sadece bakterilere kalırdı ve bunun sonucunda çok kısa bir süre içinde gezegenin bitki örtüsü, çürümeyen atıklarının altında hapis kalır, boğularak ölürdü. Parazit: Canlı organizmalardan besinlerini alır, çoğu zaman onların ölümüne neden olurlar. Bu mantarlara, ev sahiplerini öldürdükleri için kötü gözle bakılır, oysa aslında onlar doğada yırtıcıların yaptığı gibi zayıf, yaşlı, yaralı ve hasta bitkileri öldürerek genç ve sağlıklı nesillere yer açmaktadırlar. Örneğin, Polyporu sulfureus Mikorizyen: Birlikte yaşadığı bitkilerle alışveriş halindedir. Onlara vitamin, mineral, antibiyotik azotlu maddeler verir, karşılığında şeker ve diğer karbon esaslı maddeler alır. İşte bu nedenle bazı mantarlar sadece belli ağaçların dibinde bulunur. Bu mantarların yok olması, beraber yaşadıkları ağaçların hastalanmasına ya da ölmesine, ağaçların yok olması ise bu mantarların yok olmasına yol açar. Düzenleyen J.Barutçiyan : 04-12-2009 saat 01:25 |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Yaşama ve üreme biçimlerinin karmaşıklığı yüzünden, insanoğlu sadece kısıtlı sayıda mantarın üretimini başarabiliyor. Günümüzde pek çok mantarın yüksek ekonomik değeri ise sadece doğadan toplanmaları ve nadir bulunmalarıyla açıklanıyor. |
|
|
|
|
|
#8 | |
|
Ağaç Dostu
|
Yeşilaycı mantar hakkında
Alıntı:
Eşanlamlı kullanım da olabilir tabii, ne de olsa mikoloji de bir bilim ve bilim adamları hemfikir olmamayı en çok seven insanlar olarak nitelenebilir. Ayrım, pratikte önemli olmayabilirse de belirtmek istedim. gece mürekkebi yemektense mürekkep yalamayı tercih eden forum kişisi! |
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Ağaç Dostu
|
Spor baskısı almak!
Çocukken patates baskısı yapıp ortalığı berbat eden biri olarak mantarlarda tür tespiti ve doğru isimlendirmede Spor baskısı (spore print) almanın gereği ve doğru yöntemini öğrenebilir miyiz? Bu konuda; 'üstüne biraz su damlatılarak, yarısı siyah, yarısı beyaz kağıda, cam fanus altında bekleterek baskıyı almak' gibi şeyler duyuyoruz ve ilginç geliyor. Hele damlatılan su, mantara yağmur efekti vermek midir? Nedir? gece meraklı forum kişisi! |
|
|
|
|
|
#10 | |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Alıntı:
Mantarın sporophore adını verdiğimiz bölümünü (genelde bu şapka bölümüdür), bir gece boyunca bir kağıt düzey üzerinde bekletmek yeterlidir. Siyah kağıt ise, beyaz renkli sporların belirgin görünmesini sağlar. Sporların rengi mantarın tanımlanmasında yardımcı bir öge olabilir. Yazımını bitirmek üzere olduğum Türkiye'nin başlıca mantarlarını içeren kitapta her mantarın spor rengini veriyoruz. Şahsen spor baskısı almayı tanımlama aracı olarak kullanmıyorum. Damlatılan su olayını ise anlayamadım. Mantarların spor iz düşümlerini hava geçirmez bir ortamda saklayarak daha ileride mikroskopik incelemelerde kullanabilirsiniz. |
|
|
|
|
|
|
#11 | |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Alıntı:
Etimolojik olarak Coprinus: eski yunanca kopros= gübre + inus=değgin, üzerinde çıkan kelimelerinden üretilmiştir. Atromentarius ise Latince atromentum= sıvı mürekkep + arius=benzeyen kelimelerinden gelir Bu isim Jean Baptiste Bulliard (Fransa 1752-1793) ve Elias Magnus Fries (İsveç 1794-1878) tarafından tescil edilmiştir. Mantarların en çok kullanılan, aktüel bilimsel isimlerini sizlerle paylaşıyorum, yukarıda gördüğünüz üzere etimölojik tartışmalar oldukça karmaşık ve pek çok zamanımı alıyor. Araştırmacı ruhunuzu ve değerli vaktinizi daha yaratıcı alanlarda kullanmanızı saygılarımla öneririm. Coprinopsis atremantaria'nın açılımını isterseniz özelden mesaj atın, bu tür yazışmalar maalesef grubumuzdaki pek çok kişi için önem arz etmiyor. Etimolojik (kısır) tartışmalar konusunda bir bilmece sunmak isterim: Arapça'da Koyun,a MALUF denir. SORU: Peki kuzuya ne denir ? CEVAP:Belli bir süre hiç bir şey denmez, sonrasında yine MALUF denir. |
|
|
|
|
|
|
#12 | |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 17-06-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
|
Alıntı:
Düzenleyen J.Barutçiyan : 09-12-2009 saat 16:58 |
|
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|