![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaç Dostu
|
Tükenmez
Gazeteci Çetin ALTAN unutulmaya yüz tutmuş içeceklerimizden söz ederken Müselles, tükenmez, koruk şerbeti ve üzüm sirkesi başlıklı yazısında ‘tükenmez’den şöyle söz etmiş: "Tükenmez", yarı yarıya suyla doldurulmuş bir kübün içine çürümüş, yahut çürümeye yüz tutmuş hüvez, muşmula, ayva, üzüm gibi meyveler atılarak yapılır ve tahammur etmesi beklenirdi. Sonra da suyu küpten alınıp içildikçe, yerine su eklenirdi. “ Ve sonra eklemiş:“…nasıl oldu da, "müselles", "tükenmez", "koruk şerbeti" kaybolup gitti? Çünkü yerlerine, markaları evrenselleşmiş başka içecekler geldi.” ](yazının tamamını okuyun derim http://www.milliyet.com.tr/2007/04/14/yazar/altan.htmlEvet, muşmula (döngel) pazara çıkınca benim aklıma hemen eski bir Anadolu içeceği olan ‘Tükenmez’ gelir… Kendi çapımda yaparım. İnatla yaparım. Bu devirde hâlâ tükenmez yapan eski kafalılar var, bu bilinsin yani... Size vereceğim ölçüleri bire bir uygulamanız şart değil. Muşmulası ağırlıklı olsun yeter. Geri kalan malzemeyi damak tadınıza göre artırır veya azaltırsınız. Elbette aradaki oranları fazla kaçırmadan. Önce denemek için az yapın derim; severseniz ölçüleri artırabilirsiniz... Şimdi geçelim reçetemize: 2 kg muşmula 1 büyük ayva 2 iri elma 2 iri armut (elma büyüklüğünde olacak. Öyle tanesi 1 kg gelen deveci armutları kadar değil) 2 dolu avuç üzüm kurusu (Yaşı da olur) 2 dolu avuç vişne kurusu (Dondurulmuşu da olur) 25 su bardağı su.. (İki buçuk değil ha. Yanlış okumayın en az yirmibeş bardak sudan sözediyorum)5 su bardağı şeker ](0 (sıfır) bardağa kadar indirebilirsiniz) Eskiler bu malzemeyi (örneğin muşmula 10 kg falan yani) musluklu tahta fıçılara koyarmış. Nereden bulacağız şimdi bu fıçıları dimi ya? Ama, hani belki evinizde piknik için musluklu (büyük) termos vardır. Ya da Musluklu bir bidon. Yoksa mecburi kavanoz… Ne yapalım… Eskiyi sürdürmek kolay değil...Malzemeleri güzelce yıkadıktan sonra ayvayı, elmayı, armudu çekirdek yataklarını temizleyip dilimliyoruz (Kabuklar soyulmuyor). Diğer meyvalarla (muşmula, üzüm, vişne) karıştırıp katlar arasına şekeri serpiştirerek kabına koyuyoruz. (Bazıları kabın üstüne tülbent içinde bir dilim ekmek içi veya bulgur koyar.) Üzerine suyu (musluk suyu olmayacak) doldurun ve ağzını kapatın. Arada bir sallamayı unutmayın. 20 gün sonra içeceğimiz hazırdır. Musluktan (üzerinden ne kadar aldıysanız o kadar şekerli su ekliyorsunuz. İşte tükenmez adı buradan geliyor. Peki ne zamana kadar içilecek bu? Tamam artık, tadı abdest suyuna döndü bunun diyene kadaaaar!.. Bu içecek insana yaramaz da ne yapar? ![]() ![]() ![]() Afiyet olsun... |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ağaç Dostu
|
Harikasınız, okuması bile keyif veriyor. Bir de Kayseri civarında tanınan, ''Girabolu'' var, o da çok serinleticidir. Kayseri'liler yaz sıcağında meyvesini yediklerinde veya sıkıp suyunu içtiklerinde ''yüreğim soğudu'' derler. Girabolu(Viburnum opulus (Gilaburu - Gilabolu) ) bölümünde detayları okuyabilirsiniz. Küplerin içine meyvesini koyup üstüne su ilave edip yanlış hatırlamıyorsam meyveler suyun üstüne çıkmasın diye bir de yassıca taş koyarlardı, bir süre sonra yerdik.. Böbreği temizlediği, taşları düşürdüğü söylenirdi. Düzenleyen celalsungur : 27-11-2007 saat 10:31 |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaç Dostu
|
Sevgili celalsungur, Önce beğeninizden dolayı teşekkürederim. Girabolu anlaşıldığı kadarıyla şifası bol bir bitkiymiş. Öneriniz üzerine araştırdım, Sağolsun sevgili Selahattin Yılmaz ayrıntılı bilgiler vermiş (Bknz: http://www.agaclar.net/forum/showthr...iburnum+opulus) Girabolunun kullanıma hazır hallerini büyük baharatçılarda oldukça hoş ambalajlar içinde ilaç niyetine satıldığını gördüm. Türk malı değildi sanırım. Market raflarında da alkolsuz içecekler reyonlarında rastlıyorum. Ama bu haliyle alıp denemedim... Yalnız Kayseriler yine Kayserililiklerini yapmışlar yine . Diğer içeceklerine göre pahalı yani... (Ama yararlarını düşününce sözümü geri alıyorum...)Şaka bir yana nicedir merak ettiğim ve en kısa zamanda tadına bakmama vesile olacağınız bir içecek...Kültürümüze sahip çıkalım der dururuz ya, bundan murat hep dilimiz, edebiyatımız, müziğimiz, tutum ve davranışlarımız falan akla gelir... Oysa yeme, içme de bunun içinde... Hâttâ kültürel bir yaşam tarzının gereği. Bu tür içecekler bu nedenle aklıma düşüyor benim. Bakın örneğin şu müselles, haydariye, [B]sübyeler [/B](badem veya kavun çekirdeğinden yapılıyor), [/I]ve daha adını duymadığım, bihaber olduğum içeceklerimizin nasıl yapıldığını bilen bir avuç insan kaldı... İnanın unutulacak tatlar, kokular, renkler değil bunlar... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
|
Globalleşme adı altında, Batı kadar üretmeden, batı gibi tüketme tutkumuz, bizi kendi güzelliklerimizden uzaklaştırıyor maalesef. Koşuşturma içinde bu forum olmasa, çocukluğumun bu nefis lezzeti Girabolu'yu aklımın bir yerinde yıllarca daha tatmadan taşıyacaktım. Ama ben de sizin gibi peşine düşeceğim, pahalı da olsa satın alacağım, fidesini dikmiştim bir yerlere, akibetini takip edeceğim, Kayseri'den eş'e dost'a meyvesini getirtip kendim hazırlayacağım ama mutlaka tadacağım, Coca Cola kültürüne alıştığımız kadar, eski alışkanlıklarımıza da sahip çıkmaya çalışacağım. Sizin tarifin koyduğunuz o nefis lezzetleri de mutlaka tadacağım. Saygı ve sevgilerimle. İyi ki varsınız sevgili dostlar. |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 02-09-2007
Şehir: izmir
Mesajlar: 94
|
Alıntı:
İkinci olarak İzmir Kemerltı'nda Kestane pazarı ile Hisarönü arasında tahta fıçıları yapan bir yer var. Musluklu, musluksuz, küçük, büyük.. Kemeraltına indiğimde kimi zaman o handa bulurum kendimi. Sanki eski zaman çarşısına gelmişim gibi )Ben de bir iki tarif vereyim: İzmir'de artık sadece bir aile tarafından yapılıp satışa sunulan, güzelim içeceğimiz Sübye yapımı: Kavun çekirdeklerini sadece çekirdek kalana kadar güzelce yıkayıp kurutuyorum. Kapaklı bir kapta biriktirmeye başlıyorum. Yeteri kadar birikince şekerle eziyorum. Kavun çekirdeğinin iki katı kadar şeker yeterli oluyor. İstenirse daha az veya fazla konabilir. Şimdi parçalayıcılar var, daha kolay oluyor. Eskiden annem havanda döverdi. Şekerle macun haline gelince kavonoza koyup buzdolabında da saklanabilir. İçileceği zaman suyla sulandırıp içilir. Kıvam, bozadan biraz daha seyrek sutten biraz da koyu olacak şekilde sulandırılıyor. Süt derken köy sütü değil, hazır sütlerden koyuca olmalı. Köy sütüyle aynı kıvamda olur ![]() Ben hazırladığım ezmeyi suya koyup bir gece buzdolabında bekletiyorum. Ertesi gün süzüp içiyoruz. Sulandırdıktan sonra en fazla bir gün bekleyebilir. Bunu için tüketileceği kadar hazırlanmalı. |
|
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
İçine eklediklerim: 3 portakal, 2 limon, 2 büyük ayva, iki avuç çekirdeksiz İzmir üzümü kurusu, 2 avuç kuru erik, 2 avuç kuru vişne, 2 bardak şeker, kavanozun ağzına kadar su. |
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| zencefil |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|