agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Mutfak > Aperitifler, Çorbalar, Salatalar, Soslar > İçecekler
(https)




Beğeni Düzeni13Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 17-05-2007, 01:04   #1
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,457
Galeri: 225
Şerbet konusu yaz mevsimi gelince unutulmuş gibi.
Bu sıcak günler belki bu konuyu yeniden hareketlendirir.

Diyelim aniden misafir bastırdı. Hepsi sıcaktan bunalmış vaziyetteler... Onlara: ‘Hele biraz soluklanın, teriniz bir kurusun’ diyerek hemen mutfağa girin.

Malzeme: (Altı kişilik)
- 4-5 limon
- Üç-dört yaprak taze nane (varsa iyi olur. Yoksa sorun değil)
- Altı su bardağı klorsuz soğuk su
- Alabildiği kadar şeker
- Derince bir kap

Derince kabın içine limonları kabuğuyla birlikte irice doğrayın. Nane yapraklarını ekleyin. Üzerlerini örtecek kadar şeker koyun. Sonra kollarınızı sıvayın ve malzemeyi mıncıklamaya başlayın. İyice sulansın, özleşsin… Kokusu belirginleşip, şeker eriyinceye kadar mıncıklamaya devam edin. Sonra mıncıklamayı kesmeden yavaş yavaş suyu koyun. Şöyle bir karıştırın. Tadına bakın. Duruma göre ya şeker ekleyin, ya da su… Hemen limonata bardaklarına koyun. İçlerine buz atın. Teri soğumuş olan misafirlerinize ikram edin.

Eğer zamanınız varsa:
- Limonları derin bir kaba irice doğrayın. (Bu defa nane koymayın). Üzerini şekerle örtün. Bir saat kadar beklesin. Sonra mıncıklayın… Sulansın, özlensin.. Mıncaklamaya devam ederken klorsuz suyu yavaş yavaş ekleyin. İşiniz bitince kabın içine bir dal nane atın… (Naneyi mıncıklamayın). Buz dolabında ağzı kapalı bir gece beklesin. Ertesi gün şişelere süzün. İçlerine birer dal nane koyun. Şişeleri kullanacağınız zamana kadar buz dolabında saklamalısınız.

- Bu arada, boş bir buz kabının gözlerine rendenin ince tarafıyla rendelediğiniz limon kabuklarını koyun. Üzerlerine klorsuz suyu doldurun. Buzluğunuza kaldırın. Limonata servisi yapacağınız zaman bu buz kalıplarını kullanın…

- Derin kaptaki limonata tortusunu atmayın. Naneyi çıkarın. Üzerine bir iki limon doğrayarak aynı işlemle yeni bir limonata yapabilirsiniz.

- Bu mıncıklama usulü ile -hemen içmek üzere- (nane kullanmadan) vişne, olgun erik, çilek gibi meyvalarla da şerbet yapabilirsiniz. Mıncıklama sırasında bir kahve kaşığı kadar limon tuzu koyarsanız iyi olur. Limon tuzuna itirazı olanlar bir limonun suyunu ilave etsinler derim.
Nasıl denemeye değmez mi?...

hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-05-2007, 22:19   #2
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,457
Galeri: 225
Güneşte Çay -yahut- Buzlu Çay!..

Malzemeler:
- Bir litrelik kavanoz
- İki adet poşet demlik çay...(Ben siyahı tercih ediyorum)
- 6 Tatlı kaşığı Toz Şeker (Şekersiz veya daha az şekersiz sevenler için doz azaltılabilir ya da hiç kullanılmayabilir)
- 1/4 Limon suyu (sıkılmış kabuğu da konulacak)
- Bir küçük dal nane

Efendim,
- Güneşin yükseldiği bir saatte Kavanozun içine klorsuz su koyun. İki demlik poşeti içine atın. Şekeri tercihinize göre ekleyin. Ağzına bir parça streç (ya da şeffaf bir naylon gererek üzerine kapağı sıkıca kapatıp güneş gören bir yere koyun. İki saat kadar sonra kavanozu bir iki defa sallayın ki şeker iyice erisin...

(Kavanozun üstünün kırmızı, dibinin su renginde olduğunu göreceksiniz... Alttaki şeker yoğunluğu çay rengini kavanozun altına geçmesine engel olduğu için çocukların hoşuna gideceği güzel bir görüntü oluşacak. Bu olayı çocuklara gösterin) Şeker koymamışsanız böyle bir olay olmayacağı için kavanozu sallamanıza gerek yok)

Bu önemli açıklamadan sonra devam edelim
4 saat kadar sonra çayın demlenmiş olduğunu göreceksiniz... Demlik poşetleri kavanozdan çıkarın... (Sıcak çay demlerken kullanabilirsiniz). Kavanozun içine 1/4 limonun suyunu sıkılmış kabuğuyla birlikte koyun. Bir dal taze naneyi eklemeyi sakın unutmayın. Kavanozun kapağını kapatın. Buzdolabına kaldırın. (Kavanoz terleyip soğuyunca naneyi çıkarabilirsiniz... Nane fazla kalınca çayın tadını baskınlaştırabiliyor)

Dilediğiniz zaman bardağa buz parçaları koyarak servis yapın...
Limonun, nanenin ve şekerin miktarını daha sonraki denemelerinizde zevkinize göre değiştirebilirsiniz..
Beğenirseniz güneş altındaki kavanoz miktarlarını artırabilirsiniz demiyorum; zaten artıracağınızdan eminim. Çünkü tiryakisi olacaksınız)

Benzer tarif için Bkz:
http://www.yogurtland.com/turkce/2005/06/13/gunes-cayi/

hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-05-2007, 17:53   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,457
Galeri: 225
Güneşte Tarçın Şerbeti

Hazır içecekler yerine evde yapılıveren pratik içeceklere merakım var.
-Güneşte Çay-ı yaparken aynı yolla tarçınlı şerbetin de hazırlanabileceğini düşündüm:

Hemen baharat dolabını açtım:
İki adet kabuklu tarçını, bir tutam (tatlı kaşığı) bamya çiçeğini, nohut büyüklüğünde de limon tuzunu aldım.
Hepsini bir litrelik kavanozun içindeki içme suyuna koydum. Tam on çay kaşığı ölçeği toz şeker ilave ettim (+ ya da - olabilir) Kavanozun ağzını sıkıca kapatıp güneşin altına dört saat bıraktım.
Ara sıra çalkalamadım de değil hani!.. Güneşte çay yapımında söylediğim renk ayırımı bunda daha belirginleşmişti.
Dört saat sonra şerbetim çok hoş bir kırmızılığa dönüşmüştü. (Lohusa şerbeti rengine benziyordu iyi mi)
Sonra buzdolabına kaldırdım.
Ertesi gün bir şerbet bardağı içine boşaltıp, bol buzla içmeden önce, inanın, tadının bu kadar güzel olabileceğini bilmiyordum.
Bu sıcak günlerde hoş kırmızılıkta, tarçın kokulu buz gibi bir içecek fena olmuyor yani. Benden söylemesi.
Üstelik yapımında harcanan enerji, sağlanan lezzet yüzde yüz doğadan!..

hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-06-2007, 17:37   #4
Ağaçsever
 
bottistar's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-10-2006
Şehir: istanbul
Mesajlar: 73
Kombu Çayı

Herkese merhaba. Benim kombucha kültürlerim var. Yazışmalarınızı yeni gördüm. İsteyenler olursa seve seve paylaşırım. 7-13 haziran arası gönderebilirim isteyenlere. bottistar@gmail.com adresine email atarsanız daha da güzel olur.
13 haziranda yurtdışına çıkacağım ve gittiğim yerde mayalayamayacağım(doğru yazdım sanırım). Böylelikle kültürler de canlı kalmış olur, siz de paylaşabildiğiniz kadar kişiyle paylaşırsınız. Belki döndüğümde geri bile isterim sizden

bottistar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-07-2007, 17:48   #5
Ağaç Dostu
 
nevsune's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 4,917
Galeri: 215
Hassoman'ın iki tarifini karıştırarak ve evde olanlarla idare ederek güneşte yaptığım buzlu çay. Şekersiz yapmama rağmen gerçekten çok güzel. Ayrıca doğal.

Eklenen Resimler
 
nevsune Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-11-2007, 18:03   #6
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,457
Galeri: 225
Tükenmez

Gazeteci Çetin ALTAN unutulmaya yüz tutmuş içeceklerimizden söz ederken Müselles, tükenmez, koruk şerbeti ve üzüm sirkesi başlıklı yazısında ‘tükenmez’den şöyle söz etmiş: "Tükenmez", yarı yarıya suyla doldurulmuş bir kübün içine çürümüş, yahut çürümeye yüz tutmuş hüvez, muşmula, ayva, üzüm gibi meyveler atılarak yapılır ve tahammur etmesi beklenirdi. Sonra da suyu küpten alınıp içildikçe, yerine su eklenirdi. “

Ve sonra eklemiş:“…nasıl oldu da, "müselles", "tükenmez", "koruk şerbeti" kaybolup gitti?
Çünkü yerlerine, markaları evrenselleşmiş başka içecekler geldi.”
](yazının tamamını okuyun derim http://www.milliyet.com.tr/2007/04/14/yazar/altan.html

Evet, muşmula (döngel) pazara çıkınca benim aklıma hemen eski bir Anadolu içeceği olan ‘Tükenmez’ gelir…
Kendi çapımda yaparım.
İnatla yaparım.
Bu devirde hâlâ tükenmez yapan eski kafalılar var, bu bilinsin yani...

Size vereceğim ölçüleri bire bir uygulamanız şart değil. Muşmulası ağırlıklı olsun yeter. Geri kalan malzemeyi damak tadınıza göre artırır veya azaltırsınız. Elbette aradaki oranları fazla kaçırmadan. Önce denemek için az yapın derim; severseniz ölçüleri artırabilirsiniz...

Şimdi geçelim reçetemize:

2 kg muşmula
1 büyük ayva
2 iri elma
2 iri armut
(elma büyüklüğünde olacak. Öyle tanesi 1 kg gelen deveci armutları kadar değil)
2 dolu avuç üzüm kurusu (Yaşı da olur)
2 dolu avuç vişne kurusu (Dondurulmuşu da olur)
25 su bardağı su.. (İki buçuk değil ha. Yanlış okumayın en az yirmibeş bardak sudan sözediyorum)5 su bardağı şeker ](0 (sıfır) bardağa kadar indirebilirsiniz)

Eskiler bu malzemeyi (örneğin muşmula 10 kg falan yani) musluklu tahta fıçılara koyarmış. Nereden bulacağız şimdi bu fıçıları dimi ya? Ama, hani belki evinizde piknik için musluklu (büyük) termos vardır. Ya da Musluklu bir bidon. Yoksa mecburi kavanoz… Ne yapalım… Eskiyi sürdürmek kolay değil...

Malzemeleri güzelce yıkadıktan sonra ayvayı, elmayı, armudu çekirdek yataklarını temizleyip dilimliyoruz (Kabuklar soyulmuyor). Diğer meyvalarla (muşmula, üzüm, vişne) karıştırıp katlar arasına şekeri serpiştirerek kabına koyuyoruz. (Bazıları kabın üstüne tülbent içinde bir dilim ekmek içi veya bulgur koyar.) Üzerine suyu (musluk suyu olmayacak) doldurun ve ağzını kapatın. Arada bir sallamayı unutmayın. 20 gün sonra içeceğimiz hazırdır. Musluktan (üzerinden ne kadar aldıysanız o kadar şekerli su ekliyorsunuz. İşte tükenmez adı buradan geliyor. Peki ne zamana kadar içilecek bu? Tamam artık, tadı abdest suyuna döndü bunun diyene kadaaaar!..
Bu içecek insana yaramaz da ne yapar?
Afiyet olsun...

nuaymu beğendi.
hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-11-2007, 08:38   #7
Ağaç Dostu
 
celalsungur's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-08-2007
Şehir: İZMİR
Mesajlar: 1,632
Galeri: 93
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi hassoman Mesajı Göster
Bu içecek insana yaramaz da ne yapar?
Afiyet olsun...
Harikasınız, okuması bile keyif veriyor.
Bir de Kayseri civarında tanınan, ''Girabolu'' var, o da çok serinleticidir. Kayseri'liler yaz sıcağında meyvesini yediklerinde veya sıkıp suyunu içtiklerinde ''yüreğim soğudu'' derler. Girabolu(Viburnum opulus (Gilaburu - Gilabolu) ) bölümünde detayları okuyabilirsiniz. Küplerin içine meyvesini koyup üstüne su ilave edip yanlış hatırlamıyorsam meyveler suyun üstüne çıkmasın diye bir de yassıca taş koyarlardı, bir süre sonra yerdik.. Böbreği temizlediği, taşları düşürdüğü söylenirdi.

Eklenen Resimler
 

Düzenleyen celalsungur : 27-11-2007 saat 09:31
celalsungur Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-11-2007, 15:05   #8
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,457
Galeri: 225
Sevgili celalsungur,
Önce beğeninizden dolayı teşekkürederim.
Girabolu anlaşıldığı kadarıyla şifası bol bir bitkiymiş. Öneriniz üzerine araştırdım, Sağolsun sevgili Selahattin Yılmaz ayrıntılı bilgiler vermiş (Bknz: http://www.agaclar.net/forum/showthr...iburnum+opulus)
Girabolunun kullanıma hazır hallerini büyük baharatçılarda oldukça hoş ambalajlar içinde ilaç niyetine satıldığını gördüm. Türk malı değildi sanırım. Market raflarında da alkolsuz içecekler reyonlarında rastlıyorum. Ama bu haliyle alıp denemedim... Yalnız Kayseriler yine Kayserililiklerini yapmışlar yine. Diğer içeceklerine göre pahalı yani... (Ama yararlarını düşününce sözümü geri alıyorum...)Şaka bir yana nicedir merak ettiğim ve en kısa zamanda tadına bakmama vesile olacağınız bir içecek...

Kültürümüze sahip çıkalım der dururuz ya, bundan murat hep dilimiz, edebiyatımız, müziğimiz, tutum ve davranışlarımız falan akla gelir... Oysa yeme, içme de bunun içinde... Hâttâ kültürel bir yaşam tarzının gereği. Bu tür içecekler bu nedenle aklıma düşüyor benim. Bakın örneğin şu müselles, haydariye, [B]sübyeler [/B](badem veya kavun çekirdeğinden yapılıyor), [/I]ve daha adını duymadığım, bihaber olduğum içeceklerimizin nasıl yapıldığını bilen bir avuç insan kaldı... İnanın unutulacak tatlar, kokular, renkler değil bunlar...

hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-11-2007, 16:11   #9
Ağaç Dostu
 
celalsungur's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-08-2007
Şehir: İZMİR
Mesajlar: 1,632
Galeri: 93
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi hassoman Mesajı Göster
[B]

İnanın unutulacak tatlar, kokular, renkler değil bunlar...
Globalleşme adı altında, Batı kadar üretmeden, batı gibi tüketme tutkumuz, bizi kendi güzelliklerimizden uzaklaştırıyor maalesef. Koşuşturma içinde bu forum olmasa, çocukluğumun bu nefis lezzeti Girabolu'yu aklımın bir yerinde yıllarca daha tatmadan taşıyacaktım. Ama ben de sizin gibi peşine düşeceğim, pahalı da olsa satın alacağım, fidesini dikmiştim bir yerlere, akibetini takip edeceğim, Kayseri'den eş'e dost'a meyvesini getirtip kendim hazırlayacağım ama mutlaka tadacağım, Coca Cola kültürüne alıştığımız kadar, eski alışkanlıklarımıza da sahip çıkmaya çalışacağım. Sizin tarifin koyduğunuz o nefis lezzetleri de mutlaka tadacağım. Saygı ve sevgilerimle. İyi ki varsınız sevgili dostlar.

celalsungur Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-06-2010, 17:30   #10
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 02-09-2007
Şehir: izmir
Mesajlar: 94
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi hassoman Mesajı Göster
Gazeteci Çetin ALTAN
Eskiler bu malzemeyi (örneğin muşmula 10 kg falan yani) musluklu tahta fıçılara koyarmış. Nereden bulacağız şimdi bu fıçıları dimi ya? Ama, hani belki evinizde piknik için musluklu (büyük) termos vardır. Ya da Musluklu bir bidon. Yoksa mecburi kavanoz… Ne yapalım… Eskiyi sürdürmek kolay değil...
Öncelikle bu güzel konu için eşekkürler. Tükenmezi ilk kez duydum ve uygulayacağım.

İkinci olarak İzmir Kemerltı'nda Kestane pazarı ile Hisarönü arasında tahta fıçıları yapan bir yer var. Musluklu, musluksuz, küçük, büyük.. Kemeraltına indiğimde kimi zaman o handa bulurum kendimi. Sanki eski zaman çarşısına gelmişim gibi )

Ben de bir iki tarif vereyim:

İzmir'de artık sadece bir aile tarafından yapılıp satışa sunulan, güzelim içeceğimiz Sübye yapımı:

Kavun çekirdeklerini sadece çekirdek kalana kadar güzelce yıkayıp kurutuyorum. Kapaklı bir kapta biriktirmeye başlıyorum. Yeteri kadar birikince şekerle eziyorum. Kavun çekirdeğinin iki katı kadar şeker yeterli oluyor. İstenirse daha az veya fazla konabilir. Şimdi parçalayıcılar var, daha kolay oluyor. Eskiden annem havanda döverdi. Şekerle macun haline gelince kavonoza koyup buzdolabında da saklanabilir. İçileceği zaman suyla sulandırıp içilir. Kıvam, bozadan biraz daha seyrek sutten biraz da koyu olacak şekilde sulandırılıyor. Süt derken köy sütü değil, hazır sütlerden koyuca olmalı. Köy sütüyle aynı kıvamda olur
Ben hazırladığım ezmeyi suya koyup bir gece buzdolabında bekletiyorum. Ertesi gün süzüp içiyoruz.
Sulandırdıktan sonra en fazla bir gün bekleyebilir. Bunu için tüketileceği kadar hazırlanmalı.

süreyya Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-02-2011, 16:20   #11
Ağaç Dostu
 
sakagun's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-05-2007
Şehir: Geyve
Mesajlar: 2,024
Galeri: 107
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi hassoman Mesajı Göster
Gazeteci Çetin ALTAN unutulmaya yüz tutmuş içeceklerimizden söz ederken Müselles, tükenmez, koruk şerbeti ve üzüm sirkesi başlıklı yazısında ‘tükenmez’den şöyle söz etmiş: "Tükenmez", yarı yarıya suyla doldurulmuş bir kübün içine çürümüş, yahut çürümeye yüz tutmuş hüvez, muşmula, ayva, üzüm gibi meyveler atılarak yapılır ve tahammur etmesi beklenirdi. Sonra da suyu küpten alınıp içildikçe, yerine su eklenirdi. “
Bugün Tükenmez yaptım. 20 gün sonra tadına bakacağım. 8 litrelik cam kavanoz kullandım.

İçine eklediklerim:
3 portakal, 2 limon, 2 büyük ayva, iki avuç çekirdeksiz İzmir üzümü kurusu, 2 avuç kuru erik, 2 avuç kuru vişne, 2 bardak şeker, kavanozun ağzına kadar su.

sakagun Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Etiketler
zencefil

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 21:32.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026