agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğa ve yaşama dair her şey > Geziler, Gezilecek Yerler, Türkiye'de önemli doğa alanları
(https)




Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 14-06-2011, 14:06   #1
Ağaç Dostu
 
Talip Girgin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-01-2008
Şehir: Kırklareli
Mesajlar: 218
Toroslar’da Alabalık Avım.


Sabah 07.30 gibi Mahmutlardan, Manavgat’ta gitmek ve Spinci Murat ile buluşmak için harekete geçtim. Yağmurun aşırı şiddetinden yol boyu, silecekleri ikinci kademede çalıştırmak zorunda kalmıştım. Manavgat’ın ilk girişini kaçırdıktan sonra yolumun üzerindeki ilk sağdan içeri girdim ve arkadaşımı cepten arayıp nerde olduğumun bilgisini verdim. Bana, doğru yolda olduğumu ve 3-4 km daha Antalya istikametine devam etmemi söyledi. Bu arada yağmur dinmişti, ama hava kapalıydı. Yanında bulunduğum bir marketten Toroslarda yemek için yiyecek ve içecek aldım.
Sponsorum “Saruhan Grand Bazaar” sağlamış olduğu araç ile Side girişinden biraz daha ilerdeki buluşma noktasına, tarif edilen yere geldim. Spinci Murat karşı caddeden koşarak yanıma geldi.
Size kısaca bu arkadaşımdan bahsetmek istiyorum. Kendisinin “Facebook” ta yayınladığı balık av resimlerden birinin altına, avlandığı bölgeyi çok beğendiğimi yazmıştım. Sağ olsun bana “Abi buralara gelirsen seni o yerlere götürürüm” demişti. Akdeniz gezi planımı yaparken bende bunu dikkate almış ve kendisiyle irtibata geçmiştim.
Nihayet o gün geldi. Araçtan indim yanıma koşarak gelen Murat kardeşimle, diğerlerinde de olduğu gibi sıcak ve samimi; iki eski dostun birbirine olan özlemi, hasreti ile sarıldık. Hemen ayaküstü hal hatır faslından sonra Murat’ın yakındaki evine, olta takımlarını almaya gittik.
Spinci Murat aynı zamanda “BLAU LAGUNA” adlı bir gezi, rehberlik firması sahibiydi. Ve Toroslarda bugün için bu hizmeti; gönüllü olarak sadece bana verecek olması; benim için gurur vericiydi.
Neyse efendim gelelim sadede; Spinci Murat evinden spin kamışları ve takım çantasını alıp geldi. Bir kısmını bagaja bir kısmını arka koltuğa yerleştirdikten sonra ver elini Manavgat’ta bir börekçiye. O’ az yağlı, az peynirli, az kıymalı hafif lezzetli börekleri yedik çayımızı içtik.
Murat kardeşle telefonda görüştüğümüz de “Havanın yağışlı olacağını ama buralarda yakınlarda güzel yerler var oralarda takılırız abi” dediğinde vallahi benim aklıma Manavgat’ın içinde bir yerler de olta atacağımızı düşünmüştüm.
Meğerse Murat kardeşim “Az buralar da” dediği, öyle az buz değil (Manavgat’tan gidiş geliş 260 km! Alanya’dan gidiş geliş 380 km!)
Bizde, Manavgat şelalesini takiben dağa tırmanmaya başladık. Aracın maşallahı var altı da yüksek, keçi gibi tırmanıyor! Keçi deyince yakınlarda birkaç köy geçtikten sonra zirveye doğru epey bir yol almıştık ki bir demir köprü üzerinde durmuş, dağdan gelen küçük bir şelaleyi ve etrafı resimliyorduk.


Düzenleyen Talip Girgin : 28-07-2011 saat 02:15
Talip Girgin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 14:07   #2
Ağaç Dostu
 
Talip Girgin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-01-2008
Şehir: Kırklareli
Mesajlar: 218
Bu arada yanımıza doğru çekine çekine 70-75 yaşlarında Yörüklerden olduğunu sandığım bir ihtiyar geldi, dağılan keçi sürüsünü toplamaya çalışıyormuş.

Spinci Murat kardeşim bu ortamı videoya alıp doğa hakkında yorum yaparken, ihtiyara da, bir takım sorular soruyordu. İhtiyarın keçilerini kaybettiğini söylediği anda dağa doğru tırmanan siyah bir keçi gördüm ve hemen resimlemeye çalıştım. Vallahi yurdum insanın keçileri kaçtığı gibi, birde gruplara ayrılmışlar. İşi zor yani, üstelik bir km geride arabamıza saldıran kangal çoban köpekleri vardı ve biz arabanın içinde korktuk!
Murat dostumuz ihtiyara birtakım sorular soruyordu.
Murat: Kaç tane keçi var abi?
İhtiyar: 50 dane gadar var.
Murat: Ee 50 gadar var demek... köpekler vardı dayı gelirken gördük!
İhtiyar: Aha-şuurda, başka-sunun-ya onlar.
Ben: Peşimize takıldılar dayı!
İhtiyar: Gülümsüyor...
Murat: Abi sen buralarda güzel yerlerde yaşıyorsun ya!
İhtiyar: (gülümseyerek) Eee davarların sayesinde yaşıyoruz işte.
Murat: Evet, Vallahi şuna baksana ya buralarda yaşamak için insanlar bin km yol geliyorlar. Yaşamak için değil, sadece görmek için! Bak Talip abi bin km yol geldi. Siz ne kadar şanslısınız.
Bu arada ihtiyar bana: “Siz nereden geliyorsunuz?” dedi. Ben de kendisine “İstanbuldan” diye cevap verdim.

İhtiyarın ağzından laf almak çok güç, zaten şivesinden dolayı söylediklerinin pek çoğu anlaşılmıyordu. Ben ne kadar kamera karşısında konuşmaya alışık değilsem, yurdum insanı da yabancı insanlarla konuşma konusunda biraz sıkıntılıydı. Efendim yolumuza devam edecekken ihtiyar, kaybolan keçilerini bulmak için bizimle gelmek istediğini söyledi ve Murat kardeşim hemen ona ön koltuktaki yerini verdi.

Zirveye doğru tırmanmaya devam ediyorduk. İnsan doğa ile buluşup kucaklaştıkça daha bir özgür daha bir kuvvetli hissediyor kendini. Özüne dönüş mü desek vallahi bilemiyorum! Birkaç kilometre sonra yolun sağında gümbür gümbür akan tarihi bir çoban çeşmesinin önünde durduk ve akan buz gibi suyundan içtik. Elimizi yüzümüzü yıkadık, çeşmenin video ve resimlerini çekip yolumuza devam ettik.

İhtiyar keçi çobanı, ben ve Murat dağın zirvesine doğru devam ederken, yolun üzerinde ve yamaçlara yayılmış bir grup keçi gördük

İhtiyar, keçilerin kendisinin olduğunu ama biraz daha yukarı da ineceğini söyledi.


Düzenleyen Talip Girgin : 28-07-2011 saat 02:17
Talip Girgin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 14:08   #3
Ağaç Dostu
 
Talip Girgin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-01-2008
Şehir: Kırklareli
Mesajlar: 218

Yolumuza devam ettik...

Spinci Murat: Abi sizin burada kurt çakal var mı keçileri yiyorlar mı?
İhtiyar: Var tabi yiyorlar arada...
Spinci Murat: Peki bunlar size saldırmıyor mu? Keçileri yiyen sizi der yer burada?
İhtiyar: Yok ya yiyemez, bize bir şey yapamaz.
“Tamam” dedi ihtiyar, “beni şurada indirin.”
Arabayı sağa çektim ihtiyar “sağ olun” dedi. Önce ben, “sen de sağ ol dayı” derken...
Spinci Murat: Sende sağ ol dikkat et kurda kuşa çakala yedirme kendini buralarda.
İhtiyar gülümsedi ve: İki ayaklı kurtlara kaptırmazsak kendimizi berikiler bir şey yapamaz.. dedi.
Spinci Murat: Anladım “Adam kurt” yani; “dört ayaklılardan değil, iki ayaklılardan korkun” diyorsun!
İhtiyar: Tabi ya onlar; alacak bir şey bulamazsa insanın canını alır!

Daha sonra Yörüklerin tek tük duman tüten çadırlarına yakın geçtik...

Evet, böyle demiş Mustafa Kemal ATATÜRK. Hızla Dağa doğru yolumuza devam ediyoruz. İlk defa bu kadar yükseklere gündüz gözüyle çıkıyorum desem yalan olmaz sanırım. Doğanın o muhteşem güzelliği karşısında şaşkınlık içindeyim. Hakikatten Allahın yarattığı bu güzellikleri görmek, yaşamak ve korumak gerektiğine inanıyorum.


Düzenleyen Talip Girgin : 28-07-2011 saat 02:20
Talip Girgin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 14:09   #4
Ağaç Dostu
 
Talip Girgin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-01-2008
Şehir: Kırklareli
Mesajlar: 218







Düzenleyen Talip Girgin : 28-07-2011 saat 02:25
Talip Girgin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 14:10   #5
Ağaç Dostu
 
Talip Girgin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-01-2008
Şehir: Kırklareli
Mesajlar: 218



“Jeolojinin üçüncü zaman ortalarında oluşan Toroslar, geçmişle sonsuzluk arasındaki keskin çizginin eşiğidir. Bulutlarla nikâh kıyan gökyüzüne yakın karlı zirveleri, sisli yaylaları, kaynakları, şelaleleri, binlerce çeşit nebatı, geyikleri, dağ keçileri, Yörükleri ve mitolojik ruhların fısıltılarıyla örtüşen büyülü coğrafyasıyla, yabanıl bir güzelliktir. “


Düzenleyen Talip Girgin : 28-07-2011 saat 02:26
Talip Girgin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-07-2011, 02:27   #6
Ağaç Dostu
 
Talip Girgin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-01-2008
Şehir: Kırklareli
Mesajlar: 218



Hakikatten buraları anlatmak pek kolay değil, gezip görmek lazım. Toroslar saklı bir cennettir.
Sağ olsun Spinci Murat kardeşim bana hem yöreyi tanıtıyor, hem yöre hakkında bilgiler veriyordu. Bunları daha sonra hazırlayacağım videoda yayınlayacağım kısmetse.
Saat 12.00 gibi Toros dağlarının tepesinde “İbradı“ isminde güzel bir kasabaya geldik. Etraf tertemiz ve bakımlı; Atatürk büstünün olduğu küçük meydan ve hemen yanında “Atatürk düşünce derneği,” kenarlarında bir birine paralel parti binaları, "otel İbradı," belediye binası ve devlet kurumları... belediyenin geri dönüşüm için, kâğıt şişe gibi atıkları toplama ünitelerini de görünce çok sevindim.
Bir an için buraya ait olduğumu düşündüm! Gerçekten İbradı, yaşamak için çok güzel bir yer.

Talip Girgin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-07-2011, 02:28   #7
Ağaç Dostu
 
Talip Girgin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-01-2008
Şehir: Kırklareli
Mesajlar: 218

Sevgili Murat ile bu kasabanın ahşap bir kıraathanesinde, birkaç bardak çay içtik. Murat, kahvenin içinde ve dışında resim, video çekimleri yaptı.


Yaklaşık on beş dakika sonra ilk avlağımıza geldik. Yağmur fazla şiddetli değildi ama oldukça iri taneliydi.


Oltalarımızı hazır hale getirip, nehir’in berrak suları ile buluşturduk. İlk defa böyle güzel derin bir suya, olta atmanın heyecanı içindeyim. Alabalık avının olmazsa olmaz kurallarını bırakın uygulamayı; İlk anda hiç biri aklıma bile gelmedi!

Talip Girgin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 01:05.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026