![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 05-12-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 71
|
Kürşad'cım Ülkemizde Kapalı sistem üretim söz konusu bile değil. Bırak açık, Yarı açık sistemi bile doğru düzgün kontrol edemiyorlar. Bunun dışında üretim yapan seraların analiz yapabilecekleri ne bir düzenekleri ne de laboratuarları söz konusu. Normalde Bitki ve Besin çözeltisinin belli peiyortlarla analiz edilip, Duruma göre müdahele etmek gerekli. Yani tamamen otomatik bir düzenle bunu yapabilecek bir sistem hakkında tam kesin bir çalışma olduğunu şuan için sanmıyorum. Hollanda, Amerika,Japonya ve Kanada'da kapalı sistemler var ama yine insan eli değiyor. Çünkü bu analiz alet ve gereçleri çok maliyet ve yüksek teknoloji istiyor. Onun dışında çok iyi teknik bilgisi olan Bir bitki beslemeci olması gerekli. Ülkemizde gerçekten yüksek bütçeli çok güzel projeler var. Tam otomasyonlu iklimlendirmeli Milyon Dolarlık seralar var ama hepsi açık sistem. Kullanılan materyal ve malzemeler çevre kirliliğine yol açıyor. Bizim eksiğimiz teknoloji değil mantık ve bilgi olduğunu düşünüyorum. Anı kurtarmak 2-3 yıllık Karı yakalamak amaçlı yapılacak yatırımlar tabikide bir noktadan sonra amacını yitirecektir. Hollanda'da adamların seraları elektrik bile harcamıyor aksine Elektrik üretiyor. Dünya "Green Tech." yapılanmasına kayıyor. Yapılan herşey o an için değilde uzun vadede çevre ve insan sağlığı gözeterek yapılıyor. bunun için kanunsal bir düzenlemeye kadar gidiliyor. Bizimkiler olanı keşfetmeye yapılanı yapmaya çalışıyorlar ve yapıyorlar sadece lafta herşey. O seradaki aydınlatma yapılmasından tut o element analizi yapan cihaza kadar herşeyin kuruş kuruş santim santim hesabını yapıp Gerektiği için yapıyorlar. Artislik olsun biz son sistem sera kullanıyoruz diye değil. Staj kapsamında çok güzel bir deneyim olmuş senin için umarım izlenimlerini ve deneyimlerini ileride mesleğine başarıyla aktarabilrsin. Saygılarımla, |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Ağaç Dostu
|
Alıntı:
Tarım dışındaki sanayi tesislerimizde de durum aynıdır. Örnek vermek gerekirse trakyanın en verimli toprakları milyar dolarlık modern sanayi tesisleri tarafından işgal edilmiş, buna karşılık bir çoğunda maliyetinden dolayı arıtma tesisleri gözardı edilmiştir. Kirlilik sadece toprak işgali ile kalmamış Trakya topraklarının can damarı olan Ergene nehri bu tesislerin atıkları ile can çekişir duruma gelmiştir. Bu konu şu anda forumda sıcak olarak tartışılmaktadır. Topraksız Tarımda artık bir sanayi kolu olarak ele alınmalı ve çevre ile ilgili mevzuatlara uymayan tesislere yaptırım uygulanmalıdır. Biz topraklı tarımda hesapsız kullanılan kimyasal gübrelerin hem topraklarımızı, hem de yeraltı su kaynaklarımızı kirlettiğini hep bir ağızdan söylüyoruz. Bunun için topraksız tarımı öneriyoruz ama özellikle atık sistemlerde besin eriyiği içindeki bitkinin kullanmayıp ta dışarı attığımız her kimyasal yine topraklarımızı ve yeraltı sularımızı kirletecektir. Topraklı tarıma nazaran daha ölçerek biçerek kimyasallar kullanıyoruz, bunun çok az bir kısmı atılıyor belki ama buna bile engel olmak gelecek kuşaklara karşı vicdani sorumluluğumuz olarak ortada durmaktadır. Özellikle kirletme kapasiteleri çok yüksek olan büyük seraları kapalı sistem olmaya zorlayacak yaptırımlar, güçleri yoksa destek kredileri mutlaka sağlanmalıdır. Hobi olarak yaptığımız bizim çalışmalarımızdan çıkan atık sular bile kanalizasyona dökülmemeli, en sonuna kadar değerlendirmek amacı ile evdeki diğer saksılara sulama suyu olarak kullanılmalıdır. Atık suların doğaya zararının olmadığını betimlemek için atık su havuzları yapılıp bu havuzlarda balıkların yaşadığı gözlemlenmeli, belkide balıkların yaşayabildiği bu suları tekrar bir çevrimle aquaponic besleme suyu olarak kullanılabilir hale getirilmelidir. Belki böylece bir kapalı sistem teşekkülü de mümkün olabilir. Düzenleyen Sarıcan : 27-02-2010 saat 09:25 Neden: link düzeltme ve imla |
|
|
|
|
![]() |
|
|