agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları
(https)




Beğeni Düzeni2Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 17-12-2007, 16:12   #1
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,457
Galeri: 225
Arkadaşlar,
Sayın Oğuz Karsan'ın profiline baktım.
Mesleği öğretmen yazıyor..
Bu nedenle yazılarındaki dilbilgisi kurallarını kullanma biçimini, noktalama işaretlerini nasıl kulandığını, anlatım biçimindeki mantıksal kurguyu ve olaylara yaklaşımındaki tutarlılığı, kullandığı dili çok ama çok önemsiyorum... Başka bir meslekten biri olmuş olsaydı bu denli önemsemezdim.

Malina'ya hitaben demiş ki:

“Eğer sahiden bu bir halk hareketi olsaydı.Öldürülen 10 ve daha sonra onların öcünü almak için sınır ötesi harekata hazırlanırken Dağlıca da katledilen diğer Mehmetçiklerimiz için de Mislisiyle benzer pankartlar ile Hepimiz Mehmetçiğiz diye sloganlar atarak İstanbul Ankara ve İzmir de de halk hareketleri olurdu ama olmadı. Birkaç yerel olay dışında hepimiz evde televizyon başında kahrolup, küfür etmekten başka bir eylem yapamadık…” demiş.

Anlaşılan gösteriler sırasında kendisi evde oturmuş olduğu için herkesi öyle sanıyor. Örneğin ben Ankara Tandoğan’daki mitinge katıldım ve gösteri hiç de yerel ve bireysel değildi. Ülkenin çeşitli bölgelerinden gelen bir çok dernek üyesi vardı. Ayrıca, yurdumuzun hemen hemen tüm il ve ilçelerindeki tepkiler kitlesel değil de neydi? Bu kitlesel tepkiler sayesinde yetkililer halkın baskısını çok iyi hissetmişlerdir. Bu gün terör olayında yol alınmışsa büyük oranda halkımızın duyarlılığı sayesinde olmuştur.

Ve (deyimi mi lütfen mazur görün) olaya damardan girmiş:

“İşte "Ayrıca, Hepimiz Ermeniyiz diye bağırmadan önce, Bu sefer biraz daha düşünelim." lafını bunun anlaşılabilmesi için yazdım...”demiş...

İşte buna ‘ne alâka’ denmez de ne denir. Bir öğretmene, böylesi bir söylemin içi boş bir hamaset sloganından öteye gidemeyen sığ bir düşüncenin ürünü olduğunu,‘Hepimiz Ermeniyiz’ sözünden ne anlaşılması gerektiğini anlatmak gerçekten zordur. Ülkemizdeki 17 Ağustos debremi sonrası Yunanistan’ın en çok satan gazetesi Ta Nea ‘Hepimiz Türküz’ başlığıyla çıktığında eminim Yunanistan’daki Oğuz Bey gibi düşünen öğretmenler de benzer tepkilerini dile getirmişlerdir.

Son olarak Oğuz Bey şöyle diyor:
“Anlatmak istediğim ; Bilgisayarlarımızın başında değil, gidip yerinde görerek ve biraz daha araştırarak karar verelim…”

Oraya kimin gidip gitmediğini nereden biliyor?
Şantiyeye baklava börek yemeğe giderseniz evet sıcak karşılanır, hâttâ tadı damağınızda kalır bir daha gitmek istersiniz. Ama kamerayı omzunuza yükleyip sondaj mahallerine vardığınızda; 'buradan ötesi güvenlik nedeniyle yasak hemşerim’ diyenlerle tanışırsınız.


Düzenleyen hassoman : 17-12-2007 saat 18:28
hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-12-2007, 12:37   #2
Ağaç Dostu
 
Oğuz Karsan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,085
Galeri: 181
Merhaba,

Sayın hassoman.

Ben de sizin profilinize baktım. Mesleği bölümüne emekli yazdığıniza göre, belki bilinmesini istememişsiniz. Zaten beni ilgilendirmez.

Benim anlatmak istediğim, toplumsal olaylarda insanımızın ya çok zor harekete geçtiği ya da basının da yardımıyla bazen dış servisler tarafından yönetilebildiğiydi. Hepimiz zaman zaman buna tanık olduk sanırım. Ama siz bu gerçeği alıp nerelere götürdünüz.

Ne olduğu tam anlaşılmadan, medya'nın da etkisı ile, Hemen tepki verilip yola çıkılan her toplumsal olayda durup düşünmeli ve süphelenmeliyiz. Tam anlamıyla araştırıp olayı kavradıktan sonra, eğer doğru yaptığımızdan emin olduğumuzda tabi ki yolumuza devam etmeliyiz.

Ayrıca toplumsal olaylar her zaman doğru neticeleri göstermeye yetmeyebilir. demokrasi yürüyüşlerinde sadece Çağlayandaki sayımızı da basın yaklaşık bir milyon dan fazla veriyordu ama seçimi kimin, hangi farkla kazandığı malum.

Ben her hafta veya onbeş günde bir Çanakkale, Bayramiç'e veya Balıkesir Altınoluğa gidiyorum. Ve her gidiş gelişimde de birşeyler görüp, araştırıyorum.Sizin gidip araştırıp araştırmadığınızı anlayamadım. Ama benim birşey görmeme gerek yok. Adamlar zaten bizi sondaj bölgelerine sokmaz diye düşünüyorsanız. Onu da sorar, öyle gideriz.

Herkese önerim araştırın, görün öyle karar verin. Sakın önyargılı olmayınız.

Bu ülkeye sevdiğini ve doğrusunu yaptığını zannederken ne çok zarar verenler oldu.

Yazılarımı çoğunlukla aklımı kullanarak değil, kalbimle yazarım.Dilbilgisi dersim de hep zayıftı. Ayrıca baklava, börek vermediler sadece kahve içtik.


Saygılar.

Oğuz Karsan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-12-2007, 22:23   #3
Ağaç Dostu
 
Yücel Özlem's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-04-2006
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 3,116
Galeri: 137
Alıntı:
Yoksa ; vatan haini veya şerefsiz olmayan kimse, Eğer Ülkesinde çevre mahvolup, Ağaçlar katledilecekse kimse razı gelemez. Bundan başka Vatanımız yok herkes bunu da iyice anlamalı.
Alıntı:
Mustafa Kemal haricinde kimsenin adamı da değilim.
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Oğuz Karsan Mesajı Göster
... Artik daha sert olmalıyız diye düsünüyorum. Biz basit protestolarla vakit geçirirken adamlar Kazdağlarını delik deşik ettiler.Bayramiç-Çan karayolunun 25.nci Km sinden sol tarafa bakanlar ne anlatmak istediğimi daha iyi anlayacaktır.Asağı yukarı 200 dekarlık bir alan dümdüz edilmiş durumda.Orman işletme müdürlüğü hiç bir şey yapmıyor.Köylü vatandaş yakacak ihtiyacı için agaç keserse hapse düsüyor ama yabancı firmalar gozumuz gibi koruduğumuz ormanlarımızda istediği alanı kesip istediğini yapabiliyor.Buna dur demenin zamanı gelmedi mi ? . . .
Alıntı:
...
Benim anlatmak istediğim, toplumsal olaylarda insanımızın ya çok zor harekete geçtiği ya da basının da yardımıyla bazen dış servisler tarafından yönetilebildiğiydi.
....
Ne olduğu tam anlaşılmadan, medya'nın da etkisı ile, Hemen tepki verilip yola çıkılan her toplumsal olayda durup düşünmeli ve süphelenmeliyiz. Tam anlamıyla araştırıp olayı kavradıktan sonra, eğer doğru yaptığımızdan emin olduğumuzda tabi ki yolumuza devam etmeliyiz.
...
Alıntı:
Yazılarımı çoğunlukla aklımı kullanarak değil, kalbimle yazarım.Dilbilgisi dersim de hep zayıftı.
Sayın Karsan, aşağıda yazdıklarımı, lütfen dikkatle okuyunuz.

Gizli sevislerin en kolay yönettiği kimseler, aklı yerine, duygularını ikame edip; gerçekler ile masalları karıştıranlardır. Gizli servisler, toplumları bu kıvama getirmek için toplumun önem verdiği kavram ve kişileri bol bol kullanırlar. Sanatlarını bu kavram ve kişilerin arkasına saklanarak icra ederken, bir yandan da bir sahte hedef (öteki) yaratmak zaruretleri vardır.

Bu arada, kelimeleri ve kavramları bilerek karıştırdıklarına da sıkça tanık olunur. Farkedilirse, bunu masum yanlışlıklar gibi, göstermeye çalışırlar.

Aslı olmayan, mahiyeti anlaşılmayan şeyleri, ya da ilgisiz bir şeyi anlaşılmaz hale getirerek, belge gibi sunmaları, da işlerinin bir parçasıdır.

Lütfen, -bir mani yoksa- şu aklınızı, kullanmakatan korkmayınız. Akıl kullanmakla aşınan bir nesne değildir.

Yanlışından dönmek bir erdemdir!

Sonra da taa başından, bu başlıkta yazılanları tekrar ve dikkatle okuyunuz. Lütfen...

Yücel Özlem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-12-2007, 14:46   #4
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,245
Galeri: 88
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Oğuz Karsan Mesajı Göster

Ne olduğu tam anlaşılmadan, medya'nın da etkisı ile, Hemen tepki verilip yola çıkılan her toplumsal olayda durup düşünmeli ve süphelenmeliyiz.
Tabii ki öyle yapmalıyız...

Ama sizinki biraz farklı...

Çok kişi "bu adamın yoğurdu iyi değil " diye bağırırken, siz "ben gidip yoğurtçuya sordum, beni çok güzel karşıladı, yoğurdunda sorun olmadığını düşünüyorum" diyorsunuz.

Ne yani, yoğurdum ekşi mi diyecekti? Daha dışarıdan, daha tarafsız fikirlere ihtiyaç yok mu sizce?

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-12-2007, 13:24   #5
Ağaç Dostu
 
Oğuz Karsan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,085
Galeri: 181
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi malina Mesajı Göster
Tabii ki öyle yapmalıyız...

Ama sizinki biraz farklı...

Çok kişi "bu adamın yoğurdu iyi değil " diye bağırırken, siz "ben gidip yoğurtçuya sordum, beni çok güzel karşıladı, yoğurdunda sorun olmadığını düşünüyorum" diyorsunuz.

Ne yani, yoğurdum ekşi mi diyecekti? Daha dışarıdan, daha tarafsız fikirlere ihtiyaç yok mu sizce?
Sn. Malina,

Tarafsız olmaya çalışırken galiba anlaşılamıyorum. Herkes yazdığımın altında başka birşeyler arıyor. Ama beni suçlayanlar ise hala bilgisayarının başında konuşuyor. Gidip görmek ve araştırmak istemiyoruz. Peşinen hüküm verilmiş sanki.

Ben kimsenin yoğurdunda sorun yok demiyorum. Sadece yoğurdu tatmadan karar vermememiz gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Ayrıca sadece tatmakla da yetinmemeliyiz gidip imalathanesine de bir bakalım diyorum.

Malesef bazı arkadaşlara anlatamıyorum. Özellikle de, Sayın Hassoman'a.

Birçok kişi yoğurdu görmeden, tatmadan " Biz eminiz bu adamın yoğurdu kötüdür " diye bağırıyor,
Ben ise gidip tadalım, eğer yoğurdu ekşi ise zaten almamalıyız. Ama mahallede bir sürü yoğurtçu zaten yıllardan beri yoğurt satabiliyorsa, ayrıca daha önce başka yoğurtçuların, yoğurtçu diye bağırmaları bizi rahatsız etmemiş ise, bu yoğurtçudan neden rahatsız olacağız ? Bu yoğurtçunun nesi var ?.

Acaba yeni yoğurtçuyu diğer yoğurtçular istemiyor olamaz mı?. Bazı arkadaşlar her yoğurtçuya karşıysa tamam onu anlarım. Ama bir tek yoğurtçuyu hedef alacaksak, yoğurtçunun hem kendini hem de imalathanesini görmekte fayda olabilir. Yoksa her yoğurtçudan korkar dururuz.

Bence önemli olan yoğurtçuya karşı olmak değil, temiz ve sağlıklı yoğurt yaptırabilmek için sürekli denetleyebilmektir. Yoksa temiz ve sağlıklı yoğurt yiyemeyiz.

Ama biz zaten her yoğurda ve yoğurtçuya karşıyız diyecekseniz. O da tamam. Ama o zaman da hiç yoğurt yemememiz lazım.

Selamlar.

Oğuz Karsan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-04-2008, 14:41   #6
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,245
Galeri: 88
Medya anayoldan madeni görüyor, arka tarafta kazın

Çevre bürokratı, madenciye ‘medyaya yakalanmama’ yolunu gösterdi. Madenciye yönelik davaları düşürecek yönetmelik hazırladıklarını anlattı. Maden bürokratı, yeterince denetlemeden 2007’de 12 bin ruhsat verdiklerini belirtti

Maden Türkiye 2008 Fuarı kapsamında düzenlenen ‘Madencilik Sektörü Orman İlişkileri’ paneli, bürokratların ilginç konuşmalarına sahne oldu.

Çevre Bakanlığı Orman Genel Müdür Yardımcısı Kemal Kara, medyadan yakınarak, “Medya anayolda devam ederken hemen fotoğrafı çekiyor, fırsat bu diyor. Medyayı tepenin arkasına götürseniz gitmez” dedi. Kara, imkân varsa madenciliği ‘o taraflarda’ yapmayı önerdi.

Mevcut düzenlemede bazı yasadışı madencilik faaliyetleri için hapis cezası öngörülmesinden rahatsız olduklarını belirten Kara, “Arkadaşımıza hep diyoruz ki, yeni düzenleme olacak, sakın yasal işlem yapmayın” şeklinde konuştu.

Kara yeni düzenlemeyle ilgili olarak ise “Şöyle bir şeye karar verdik. Şu davalar biraz devam etsin de topluca hepsini karşılayacak bir yönetmelik değişikliği yapalım” dedi.

‘Medyayı boğalım’

Madencilere beraber hareket edelim diyen Kara, salondan yükselen ‘Medyayı boğalım’ sesleri üzerine, “Boğalım da, bu biraz da imkân meselesidir” dedi.
Maden İşleri Genel Müdürlüğü Koordinasyon Daire Başkanı Mehmet Tombul da eleman sıkıntısını dile getirdikten sonra, “2007’de 12 bin arama ruhsatı düzenlenmiş. Bu kadar ruhsat veren bir kurumun 250 tane teknik elemanla Türkiye çapında denetleme imkânsızlığını takdir edersiniz. Sahalar yeterince denetlenemeden ruhsatlar verildi” dedi.

Kemerburgaz’da maden işletmesi olan Milten Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Ökten de medyanın fotoğrafları gökyüzünden çektiğine işaret ederek, “Eskiden top atış sahasıydı, uçuş yasaktı, rahattık” dedi. Ökten’in bu sözleri salondakiler tarafından alkışlandı.

Arkadaşlara ‘Düzenleme olacak, sakın işlem yapmayın’ diyoruz

Çevre Bakanlığı Orman Genel Müdür Yardımcısı Kemal Kara:
“Bize şu söyleniyor: ‘Genel Müdürlük ormanları korumakla görevli değil midir?’ Evet. (...) Birinci görevimiz korumak. Ama biz aynı zamanda şuna inanırız. Cenab–ı Allah insanoğlunu yarattığı zaman onu merkeze koymuştur ve bütün diğer yaratıkları onun emrine vermiştir. Ve insanoğlu da akıllı bir şekilde koruma kullanma dengesine mutlaka dikkat ederek bu kaynaklardan istifade edecektir.

(...) Altın aranıyor. Medya gidiyor orada kesilen 3-5 tane ağaca zoom yapıyor. (...) Dolayısıyla bizim de sıkıntımız var. Kendimizi anlatma konusunda işbirliği yapmalıyız. (Salondan sesler: ‘Veya medyayı boğalım’) Boğalım da bu biraz da imkân meselesidir.

‘Dernek çalıştırmıyor’

(...) Bu ülkede çevre bilincinin arttığını kabul edeceksiniz. Artmalı da. Bugün aldığınız izinlerin bir çoğunu 1-2 sene sonra alamayacaksınız. İzin verdiğimiz yerler de var. İzin veriyoruz orada çevre derneği şu bu sizi orada çalıştırmıyor.

(...) Bir rehabilitasyon projesi meselesi çıkarttık. İstanbul’da maden sektörü tıkanmıştı. Sayın bakanımız izin vermiyor. Onda da bir hassasiyet var. Baskılar var. İstanbul’u iyi tanıyor. İstanbul’a havadan bakanlar bazı ormanların tahrip edilmiş olduğunu göreceklerdir. Sadece siz mi hatalısınız. Hayır biz de hatalıyız.

(...) Hapis cezası konusunda tabi biz de rahatsızız. (...) Bir taraftan meslektaşlarımız zabıt tutsalar madenci hapse girecek. Zabıt tutmasalar görevi ihmal suçuyla karşı karşıyalar. Büyük sıkıntıdayız. Arkadaşımıza hep diyoruz ki, yeni düzenleme olacak, sakın yasal işlem yapmayın.

Yönetmelik değişikliği

(...) Açılan davalar konusunda yönetmelik değişikliği hazırladık. Şöyle bir şeye karar verdik. Şu davalar biraz devam etsin de topluca, hepsini karşılayacak bir yönetmelik değişikliği yapalım.

(...) Şehirlerin, kasabaların arka görünümlerinde bu işi yapmak varken.. İmkân varsa gelin bunu önde yapmayalım, o taraflarda yapalım, insanlar rahatsız olmasın diye düzenleme yapılması daha mâkul olmaz mıydı? İnsanların sinir ucu bu işte. Medyaya düşen de bu işte. Medya gidiyor, anayolda devam ederken hemen fotoğrafı çekiyor, fırsat bu diyor. Medyayı bir tepenin arkasına götürmek isteseniz gitmez.

Antalya’da yangın oldu, 5 meslektaşımız yandı, incelemesine gittik, basın mensupları 500 metre dereye inmediler, geldiler çelenk fotoğrafı çektiler. Şöyle bir manşet attılar: Yangının içersine iplerle insanları attılar. Fırsat vermeyelim.”

‘Ruhsatlar, denetlenemeden verildi’

Maden İşleri Genel Müdürlüğü Koordinasyon ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Mehmet Tombul:
“(...) 2007’de, yaklaşık 12 bin arama ruhsatı düzenlenmiş. Yasa gereği her boş olan yere ruhsat düzenliyorsunuz.

(...) Bu kadar ruhsat veren bir kurumun 300 tane hatta 250 tane teknik elemanla Türkiye çapında denetleme imkansızlığını da sizler herhalde takdir edersiniz. Bu kapsamda bu sahalar yeterince denetlenemeden ruhsatlar verildi. Bunların faturası da madenciliğe mal edildi.

(...) Ankara’dan 81 ildeki maden ocaklarını denetlememiz mümkün değil. Yerel yönetimler bu tür kaçak sevkiyatları önlemek zorundalar.”

Tuğba Tekerek
Milliyet

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 12:03.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026