![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
-
Giriş Tarihi: 17-10-2006
Şehir: yozgat
Mesajlar: 9
|
Tabiat Varlıkları Koruma Kurulları , DAHA ÇOK ACAR KENTLER YARATIR...
Nasıl mı? AKP, birçok konuda olduğu gibi, şehir planlamacılığı konusunda da tartışmalı bir uygulamaya imza atmış durumda. Ve bu uygulamada söz konusu olan; şehirlerimiz… Bu uygulamada yine, kurumları, bilimden siyasete doğru kaydırma eğilimi söz konusu. Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Sn. Tahir Çalgüner’in konuya ilişkin araştırma ve açıklaması şöyle: A.K.P hükümeti döneminde, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu, yönetmeliğinin 8.maddesi 2002 yılında değistirildi. Değişikliğe göre: Bakanlık, önceden ismen belirlediği (isme talep) Şehir plancısı kökenli olmayan yandaslarına, kurul üyeliği olmasının yolunu açan bir uygulama getiriyor. İlgili maddeye göre, kurul üyeleri seçiminde; şehir plancıları odasına üye kaydı sartı aranmaksızın, üniversitelerin şehircilik dallarında görevli ya da emekli herhangi bir ögretim üyesinin yeterli şart olarak getirilmesi, eksik ve kurulların teknik kapasitesini zayıflatıcı bir duruma neden olabileceği açısından eleştiriliyor. Böylelikle oda yönetimi bu kişileri ve kararlarını mesleki etik denetime tabi tutamıyor. Koruma kurulları özerkliğini ve tarafsızlığını yitiriyor, siyasi baskılara açık hale getiriliyor. Ancak, 1993 tarihli TMMOB Sehir Plancıları Odası Genel Kurulu kararına gore; Şehir planlamasinin 16 Üniversitede eğitim veren, bağımsız bir meslek disiplini olduğu vurgulanarak, oda üyelerine ``lisans diploması``zorunluluğu getirilmiş ve lisans üstü öğrenimin bir meslek unvanı sağlayamayacağı, ilgili YÖK kararlarına da atıfta bulunup, karara bağlanmıştır. Her türlü plan onamasının yasallığı ise odaya kayıtlı üyelerin imzası ile mümkün olabilmektedir. Şehir plancısı “lisans diploması” na ve Y.Ö.K denklik belgesine de sahip olmayan ve hayatlarında hiçbir planın müellifi de olmayan , ilgili üniversite personelinin bir kısmının, Şehir plancıları odasından üyelik ihraçları ise; yazılı şikayete bağlı imiş ya da öyle söyleniyor. A.O.Ç ve Alaaddin tepesi gibi diğer kentsel, tarihi ve doğal değerlerimize “maksimum tecavüz” olursa, nedeni bilim ve meslek adamlarımız değil, kararların altına atılan imzalarıdır. İmzalarına iyi bakalım. Tanıdık gelebilir. Konunun çözümü ve bu sakıncalı durumun engellenmesi için, top YÖK’de gibi gözüküyor. Çünkü yayınlayacağı bir genelgeyle, yetkisini kullanabilir ve planı bozabilir. Önümüzdeki süreçte YÖK’ün tavrını ve uygulamalarını hep birlikte izleyeceğiz. Kurumlarla (özellikle bilimsel kurumlarla) karşı karşıya gelmekten hiç sıkılmayan AKP hükümeti, karşısında bir kez daha YÖK’ü bulacak mı ? Göreceğiz… Yazar; Serdar Seren Hakimiyeti milliye Dergisi |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ağaç Dostu
|
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, şehirdeki yeşil alan miktarını artırmak için binaların çatılarını yeşil alana çevireceklerini söyledi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise göreve geldiklerinden bu yana kişi başına düşen 1 metrekarelik yeşil alan miktarını 2,5 metrekareye çıkardıklarını ifade etti. İstanbul Çevre Planı'nın hazırlandığını ve kentin ne şekilde kullanılacağının, nerelerin yeşil alanlar olarak kalacağının belirlendiğini anlatan Topbaş, kentteki yeşil alan miktarını artırmak için binaların çatılarının teras haline getirilerek bahçeler oluşturulmasını düşündüklerini, bu konuyla ilgili çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. [Tarih: 25 Mayıs 2007 Kaynak: Zaman Yazan: Mükremin Albayrak] Bu haberin, ilk bakışta bu başlıkta ne işi var? gibi kel alaka bir duruşu olabilir ama güdük ve sığ zihniyetin yazılı fotoğrafı olarak buraya çok uygun düşeceğini sanıyorum. Sen güzelim ormanı yağmalat, ondan sonra çatıları yeşil alana çevir! Bu zihniyet muhtemelen uydu antenlerini de saksı olarak görüyor... |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Ağaç Dostu
|
Orman Kanunu ve ormancı mantığı değişmeli
Merhaba, 1957 Şişli doğumlu birisi olarak İstanbulun eski halini biliyorum. Çamlıca parkının yanındaki villalardan tutun da Sultanbeyli ve herkesin bildiği işgal edilmiş yerler. Mesele orman işgal edildi meselesinden öte. Önce Kanunlarımızı yeniden ve çağa uygun ve daha insana yönelik düzenlemeliyiz diye düşünüyorum. Ormancıların bakış açısını da tabi. Çünkü en önemli görevler onlara düşüyor. Biri canla başla çalışırken bir diğeri biraz gözyumarak zengin olabiliyor. Acarkent,Hasankent,Bilmemne Villaları,Rezidanslar. Artık çağ değişti Ormanlarımızı koruyabilmek için daha uzağı gören kanunlar ve insanlar lazım. Yoksa orman filan kalmaz birileri de zengin olup gider. Biz de konuşur dururuz. Saygılar |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ağaç Dostu
|
Önce orman mı? İnsan mı?
Merhaba, Bu sabah, Habertürk Televizyonunda çıkarılması muhtemel yasa tartışılıyordu. Katılımcılar karşı fikirleri dinlememek için sanki özel çaba gösterdiler. Özellikle Muhalefet Milletvekili kimseyi dinleme gereği duymadan herkesi suçladı durdu. Kendi fikrinin doğru olması gerektiğine inanmış, konuşup durdu. Yine gerçekler gözardı edildi, yine esastan uzaklaşıldı. Evet birçok kanunumuz bu günkü yaşama göre düzenlenmemiş ve artık yeni düzenlemeler yapılma ihtiyacı ortaya çıktı. Gerçek problem ise, şu veya bu partinin hepsinin bu ülkenin toprağını yağmalayanlara iktidarı zamanında oy için göz yummuş olması. Olaylar büyümüş mahkemeler artık davaların içinden çıkamaz hale gelmiş. Güçlü olanlar kendine yarayan içtihatlar bile oluşturmuş. İş iyice karışmış. Artık birilerinin bu problemi çözmesi lazım. Çıkarılacak her kanuna yapılacak her işe karşı çıkan zihniyet nihayet Ulu Önder'in Mirasını tüketti. Beğenmediğiniz işler olabilir. O zaman çözüm üretin. Her partinin bu işte biraz sorumluluğu yok mu? Zamanında O veya bu parti. Hanginiz, sizin partiniz yandaşlarına göz yummadı diyebilir misiniz? İnsanlarımız artık kavga istemiyor. Çözüm istiyor ve çözümü kim bulursa oyu ona veriyor ama bazılarımız partileri yok olmadan bu gerçeği anlamayacaklar. Köylümüze laiklik veya demokrasiden önce iş ve yemek lazım. Açık oturumlarda milletvekillerinin söylediği süslü lafları zaten anlamıyor. Sadece devletin vatandaşına orman için açtığı dava sayısı 2004 de 200,000 i geçmişti. Millet devletin toprağını işgal etmiş. Peki ne yapıyor? Tarım yapıp yiyeceğimizi üretmeye çalışıyor. Yıllardır toprak reformu lafıyla kandırılmış. Tarlası var mı ? yok mu belli değil ? Kendinin mi? değil mi ? oda belli değil. Bu adam nasıl üretim yapsın ? Orman ne yapıyor? Yıllarca yan gelip oturmuşlar 70 yılda orman kadastrosunu bitirememişler. çalışıp araştırıp, yanlış kadastrolara itiraz edip işlerini yapmamışlar aradan 20 yıl geçmiş arazi 2-3 hatta 4 el değiştirmiş şimdi tapu iptal davası açmak akıllarına gelmiş peki hukuk bu mu? adalet bu mu? İnsana saygı bu mu ? Adaletin mülkün temeli olması bu mu?. Devlet istediği zaman verdiği yapuyu geçersiz sayabilecek öyle mi? peki tapuyu düzenleyen kim? Kendi suçunu niye vatandaştan çıkarıyor. Niye . . . ? Gerçekleri telaffuz etmeye korkmayınız. Devlet insan için mi var yoksa insan devlet için mi var? İnsanı insan yerine koymazsan devletin saygınlığı ne işe yarıyabilir. İnsana değer vermezsen ondan nasıl saygı bekleyebilirsin? Vatan toprağı kutsaldır. Kimseye yağmalatmayacaksın. Ama yıllardır yağmaya ses çıkarmayıp, olaylar artık halkımızın dörtte birini ilgilendirecek boyuta gelince, çıkarılmak istenen her kanuna taş koyanları ve hiçbir çözüm üretmeyenleri bu miller affetmez zaten affetmediğini de açıkça göstermiyor mu? Yoksa % 47 nin hepsini Cumhuriyet'in düşmanı mı sanıyorsunuz? Saygılar |
|
|
|
![]() |
|
|