agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları
(https)




Anket Sonuçlarını Göster: GDO'lu besinler tüketmek ister misiniz?
GDO'suz olduğunu bilmek istiyorum 243 98.38%
Binde dokuza kadar GDO'lu içerik benim için sakıncasızdır 2 0.81%
Benim için olmuş, olmamış farketmez 2 0.81%
Oy Verenler: 247. Bu ankete oy veremezsiniz

Beğeni Düzeni200Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 11-03-2012, 01:33   #1
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 9,034
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Serpent
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe
Bu durumda BT toksinine bağışıklık geliştiren Corn Rootworm (ki BT toksinli GDO sebebi idi) zararlısını nasıl açıklıyorsunuz? Geçtiğimiz yaz ABD'de 5 eyalette GDO tarlalarını kırdı geçirdi.
Nasıl mı açıklıyorum? Gayet basit. Evrimin kuralları çalışıyor. Bugün bu kurt çıkar, siz de ona göre bir başka çeşit geliştirirsiniz. Bu mücadele böylece sürer gider.
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Farklı Boyutlarıyla Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar, Sayfa 17, Ankara Tabip Odası

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALARIN BİTKİSEL BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK ÜZERİNE OLASI ETKİLERİ
...
Doğada türler arasında gen alışverişi olmaktadır. Gen alıp vermenin ötesinde bazı türlerin ortaya çıkması, türler arası genom alışverişi sonucu olmuştur. Canlıların evrim süreci bu gibi örneklerle doludur. Genetik yapısı değiştirilmiş kültür çeşitlerinden yabani akrabalarına gen akışı olanaklıdır. Milyonlarca yıldır süren evrimleşme işlemi, GDO’lardan doğal bitkilere istenmeyen genlerin bulaşması sonucu 40-50 yıl gibi biyoçeşitliliğin ayak uyduramayacağı ölçüde kısa bir zaman dilimi içinde yön değiştirebilir.

Evrim süreci mutasyon, melezleme, adaptasyon, seleksiyon gibi bir dizi işlemleri içermektedir. Evrimleşme olmadan hiçbir canlı türü değişen çevre koşullarına uyum sağlayamaz. Bunu başaramayanlar geçmiş dönemlerde yok olmuşlardır. GDO’lar evrimleşme sürecini istenmeyen yönde değiştirme riskini taşıdıklarından, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir tarım için potansiyel bir tehdit durumundadır. Özellikle gen ve çeşitlilik merkezi durumunda olduğumuz türler için bu durum daha da önemlidir.
...
Doğaya tecavüz sonucu ortaya çıkan yeni türler evrim değildir.

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-03-2012, 03:03   #2
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe Mesajı Göster
Doğaya tecavüz sonucu ortaya çıkan yeni türler evrim değildir.
Sayın MeyveliTepe

Kusura bakmayın ama, bu yorumunuzdan pek de evrimin ne olduğunu bilmediğiniz ortaya çıkıyor.

Ne yazık ki evrim geçirerek ortaya çıkan yeni türler her zaman doğanın maruz kaldığı tecavüzlerle ortaya çıkar. Eğer ortada bir tecavüz yoksa zaten evrimleşmeye, değişmeye de gerek yoktur.

Tabipler Odası'nın raporundan aldığınız bölüm "olası riskleri" anlatıyor... gerçekleşmiş bir durumu değil! Doğrudur... Bu riskler vardır. GDO'ların evrim sürecini istenmedik şekilde etkilemesi mümkündür. Aynı şekilde, etkilememesi de mümkündür. Çünkü doğrudan etkileme yolları oldukça sınırlıdır.

Dolaylı etkileme süreçlerini görebiliriz. Örneğin BT toksinine direnç geliştiren kurt örneğinde olduğu gibi... Ama biz GDO değil de başka toksinler kullansaydık yine bu tür direnç geliştirme sürecini görecektik. Zaten görüyoruz.

Nitekim, kullandığımız antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler var diye bunları kullanmaktan tümüyle vazgeçmiyoruz.

Doğada bulunduğumuz her süreçte evrime etki ederiz. GDO olsun veya olmasın! Eğer ki insanlar yerleşik düzene geçmeyip avcı toplayıcı olarak yaşamaya devam etseydi ne şehir fareleri ortaya çıkardı, ne kediler, ne hamam böcekleri.

Kısacası, "evrimi etkileyebilir" bahanesi pek de güçlü bir argüman değildir. Elbette etkileri olacaktır. Her şeyin olur! Doğada çekirdeksiz üzüm mü var?

Alıntı:
ABD'deki insanlar da kaynağını bilmeden, aynı ahırdaki inekler gibi kutuları satın almak durumundalar.
Sanırım siz hiç ABD'de bulunmamışsınız. ABD insanı o kadar da saf değildir. Hatta "sağlıklı beslenme" veya "doğal beslenme" gibi konuları takıntı haline getirmiş bir toplum söz konusudur. Organik tarım vs. gibi çılgınlıklar da hep ABD kökenlidir. Bu tür şeylerin ciddi bir pazarı, ekonomik büyüklüğü mevcuttur.

*************************

Daha önce belirttiğim gibi, GDO'yu istemek veya istememek bir tercihtir. Ancak ben sizin ortaya koyduğunuz gerekçelerden sadece "ekonomik tehdit" kısmını ciddi buluyorum. Bu nedenle geç kalmadan kendi GDO teknolojimizi geliştirebilecek adımlar atmamızın zorunlu olduğunu düşünüyorum.

GDO bir gerçekliktir. Bundan ne kadar kaçarsak kaçalım eninde sonunda kapımıza dayanacaktır. İnsan bilmediği şeyden korkar.

Ayrıca ileri sürdüğünüz, "pestisit kullanımı artıyor" vs. şeklindeki argümanlar bu süreci doğru göstermemektedir. Çiftçi bunu kullanmak istiyor. Çünkü bu ürünlerden memnun! Çünkü daha az maliyetle daha fazla ürün elde edebiliyor. Alternatifiniz var mı?

Son bir nokta... teknolojik tarım her zaman kötü sonuç vermez. Bazen iyi sonuçları da olur. Örneğin "organik" kereviz yerseniz kanser olma riskiniz yükselir. Çünkü tarım ilacı kullanılan kereviz üretiminde bitkinin zararlılarla mücadele için psroalen denilen ve ciddi şekilde karsinojen olan maddeyi salgılamasına gerek kalmaz.

Sonuç olarak; objektif olmak iyidir! Önyargı ile baktığımız şeyler har zaman göründüğü gibi olmayabilir.

MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-03-2012, 12:37   #3
Ağaç Dostu
 
xenkebikec's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2010
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 154
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster

-Ne yazık ki evrim geçirerek ortaya çıkan yeni türler her zaman doğanın maruz kaldığı tecavüzlerle ortaya çıkar.

-Tabipler Odası'nın raporundan aldığınız bölüm "olası riskleri" anlatıyor... gerçekleşmiş bir durumu değil! Doğrudur... Bu riskler vardır. GDO'ların evrim sürecini istenmedik şekilde etkilemesi mümkündür. Aynı şekilde, etkilememesi de mümkündür. Çünkü doğrudan etkileme yolları oldukça sınırlıdır.

-Dolaylı etkileme süreçlerini görebiliriz. Örneğin BT toksinine direnç geliştiren kurt örneğinde olduğu gibi...

-Sanırım siz hiç ABD'de bulunmamışsınız. ABD insanı o kadar da saf değildir. Hatta "sağlıklı beslenme" veya "doğal beslenme" gibi konuları takıntı haline getirmiş bir toplum söz konusudur.

-Çiftçi bunu kullanmak istiyor. Çünkü bu ürünlerden memnun! Çünkü daha az maliyetle daha fazla ürün elde edebiliyor. Alternatifiniz var mı?
Sn. MeTePE yazınızdan bazı yerleri yukarıda alıntı yaptım. Fikirlerinizi belirtmişsiniz ve GDO kullanımını teşvik ediyor ve kabulleniyorsunuz. Fakat yukarıdaki cümlelerinizde neden sonuç ilişkisinde GDO lü ürünlerinin yaptıklarından bahsetmişsiniz.

-Doğaya müdahale,
-Olası riskler,
-Direnç geliştiren zararlılar,
-Sağlıklı ve doğal beslenme takıntısına neyin veye nelerin sebep olduğu, ABD halkındaki GDO huzursuzluğu,
-Çiftçinin şirketlerin birinci amacının kazanç olduğu.

Şimdi GDO ya karşımısınız değil misiniz? GDO lu ürün tercih edermisiniz? Tercih etme hakkı olmayan çocuklarınıza misafirlerinize vb. yedirirmisiniz?
Yoksa GDO tüm zararlarına rağmen teknolojik bir gelişmedir bundan kaçamayız mı demek istiyorsunuz?

xenkebikec Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-03-2012, 15:42   #4
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi xenkebikec Mesajı Göster
.
Şimdi GDO ya karşımısınız değil misiniz? GDO lu ürün tercih edermisiniz? Tercih etme hakkı olmayan çocuklarınıza misafirlerinize vb. yedirirmisiniz?
Yoksa GDO tüm zararlarına rağmen teknolojik bir gelişmedir bundan kaçamayız mı demek istiyorsunuz?
Hiç bir şey siyah/beyaz değildir. Ben de değilim.

Herşeyin riskleri vardır. GDO'nun da. Eğer GDO'nun getirisi risklerinde fazla ise bunu kabul ederim.

Bell ürünlerde GDO oldukça uzun süredir kullanılıyor. Örneğin mısır veya soya gibi. Bu ürünlere bağlı ciddi riskler ortaya çıkmadığına göre bunları tüketmekle ilgili bir endişe duymuyorum. Keza "Altın Pirinç" üstünde çok çalışma yapılmış bir ürün.

Hele hele end-product haline gelmiş GDO'lu besinlerden hiç endişe etmiyorum. Örneğin elde edilen şeker gibi.

Gıda amaçlı kullanılmayan ürünlerde örneğin mobilyacılık için yetiştirilecek ağaçlarda rahatlıkla kullanılabileceği kanısındayım. YAnılmıyorsam ABD'de Çam ağacı üretiminde kullanılıyor bu yöntem. 10-15 yıl gibi sürede kesilebilecek boya ulaşmış ormanlar elde ediyorlar.

Çocuklara yönelik bir tehdit olduğu kanısında değilim. Ama psikolojik koruyucu yapımız nedeniyle onlarda biraz daha temkinli davranabiliriz.

Bu durumda sorduğunuz sonunun yanıtı şu oluyor... güvenilir olduğu düşünülen GDO'lu ürünlere karşı değilim. Bunları gönül rahatlığıyla tüketebilirim.

Ama buradan tüm tarımı GDO'lu hale getirelim arzusu duyduğum anlaşılmasın. Doğal tohumlarında korunması ve ıslah edilmesi sağlanmalıdır. Elde fazla çeşit olmasının zararı olmaz.

MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-03-2012, 16:17   #5
-
 
Giriş Tarihi: 17-08-2010
Şehir: Manisa
Mesajlar: 508
Galeri: 4
Sayın MeTePe,

Güvenilir olduğu -düşünülen değil- bilimsel araştırmalarla kanıtlanan GDO'lu ürünlere örnek verebilir misiniz?



Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Hele hele end-product haline gelmiş GDO'lu besinlerden hiç endişe etmiyorum. Örneğin elde edilen şeker gibi.

Bu durumda sorduğunuz sonunun yanıtı şu oluyor... güvenilir olduğu düşünülen GDO'lu ürünlere karşı değilim. Bunları gönül rahatlığıyla tüketebilirim.
Nişasta bazlı şeker (NBŞ) / Mısır şurubu

Odeh Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-03-2012, 18:38   #6
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Odeh Mesajı Göster
Sayın MeTePe,

Güvenilir olduğu -düşünülen değil- bilimsel araştırmalarla kanıtlanan GDO'lu ürünlere örnek verebilir misiniz?

Nişasta bazlı şeker (NBŞ) / Mısır şurubu
Prensip olarak bir şeyin "yokluğu" değil, "varlığı" kanıtlanabilir. Bir ürünün zararlı olduğunu gösterebiliriz... zararsız olduğunu ispat edemeyiz. Zaten bilimde ispat da yoktur. 20 yıldır GDO'lu mısır kullanılıyor. Şu ana kadar kitle ölümleri veya GDO'ya bağlı kitlesel kanser vakaları, veya makro ölçüde biyosfer değişiklikleri olduğuna dair bir iddia duymadım ben.

Verdiğiniz diğer örnek; nişasta bazlı şekerlerin ise bu konuyla ne ilgisi var anlayamadım?

Evet, şeker kullanımının çok çeşitli sakıncaları söz konusu ama bunun için GDO'lu olması gerekmiyor. Her neyden üretirseniz üretin şekerin pek çok sakıncası vardır.

Konuları birbirine karıştırmamak lazım.

MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-03-2012, 21:16   #7
-
 
Giriş Tarihi: 17-08-2010
Şehir: Manisa
Mesajlar: 508
Galeri: 4
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Prensip olarak bir şeyin "yokluğu" değil, "varlığı" kanıtlanabilir.
Boş bir su bardağının içinde su olmadığını kanıtlayamaz mıyız? Önermeniz yanlış.

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Bir ürünün zararlı olduğunu gösterebiliriz... zararsız olduğunu ispat edemeyiz. Zaten bilimde ispat da yoktur.
İspat edilemiyorsa gösterilsin, buna da razıyız. İspat, bilimin her alanında olmayabilir, ama bilimde ispat vardır.

(Bu iki paragraftaki cümlelerinizden birşeyler seziyorum ya, daha sonra açıklayacağım)


Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
20 yıldır GDO'lu mısır kullanılıyor. Şu ana kadar kitle ölümleri veya GDO'ya bağlı kitlesel kanser vakaları, veya makro ölçüde biyosfer değişiklikleri olduğuna dair bir iddia duymadım ben.
GDO'ya yüz çevirmek için kitlesel ölümler, kitlesel kanser vakalarını beklenmesinin gerekliliğini savunmak olacak şey mi? Olunca tüh zararı da varmış denebilir mi?


Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Verdiğiniz diğer örnek; nişasta bazlı şekerlerin ise bu konuyla ne ilgisi var anlayamadım?

Evet, şeker kullanımının çok çeşitli sakıncaları söz konusu ama bunun için GDO'lu olması gerekmiyor. Her neyden üretirseniz üretin şekerin pek çok sakıncası vardır.
Doğrudan ilgisi var, çünkü bu şekerler nişasta bazlıdır ve nişasta da GDO'lu ABD mısırlarından elde edilmektedir. (Bu üretimi yapan firmalar büyük ve güçlü kartellerdir. Ülkemizdeki uygulamaların ne boyutta olduğunu küçük bir araştırma yapan herkes görebilir.)

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Konuları birbirine karıştırmamak lazım.
İşte bu nedenle bu konular birlikte ele alınmalıdır.

Felsefî değerlendirmelerle gıda gibi bir konudaki tehlikeler örtülemez. Hele de ne olduğu bilinmeyen GDO'lar sözkonusu ise.

Odeh Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-03-2012, 17:41   #8
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 12-02-2011
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 621
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
GDO bir gerçekliktir. Bundan ne kadar kaçarsak kaçalım eninde sonunda kapımıza dayanacaktır. İnsan bilmediği şeyden korkar.

Ben, depremin ne olduğunu biliyorum, ama binalarımızın nasıl yapıldığını da bildiğim için korkuyorum.

Radyoaktiviteyi biliyorum, nükleer santrallerimizin nerelere yapılmasının planlandığını bildiğim için de korkuyorum.


Glikoz,früktoz,sakkaroz'un ne olduğunu da biliyorum.Fruktoz'u sakkaroz niyetine yedirdiklerini bildiğim için de korkuyorum.
...

GDO, çok kötüdür demek kadar ,mükemmeldir demenin de bilimsel olmadığıı biliyorum. Bilim tarihinde, ilk bulunduklarında doğru yerde, doğru şekilde kullanılan bir örnek varsa bile, şu an aklıma hep aksi yöndeki örnekler geliyor.

Bilim yanlışlarını düzelterek ilerler. Eğer GDO konusu da yanlışları araştırılıp düzeltilmeden tüm canlılara dayatılıyorsa fatura hepimize çıkacaktır. İsteyenler kobay olarak deneyebilir. Ben kobay olmak istemiyorum ve ne yediğimi bilmek istiyorum.

Not: ABD yurttaşları arasında ''Ordinary John'' denilen azımsanmayacak kadar çok dünyadan habersiz insanların bulunduğunu eklemek istiyorum.


Düzenleyen Güzin Çakar : 11-03-2012 saat 17:46 Neden: ekleme
Güzin Çakar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-03-2012, 18:40   #9
Ağaç Dostu
 
MeTePe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2012
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 209
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi gçakar Mesajı Göster
Bilim yanlışlarını düzelterek ilerler. Eğer GDO konusu da yanlışları araştırılıp düzeltilmeden tüm canlılara dayatılıyorsa fatura hepimize çıkacaktır. İsteyenler kobay olarak deneyebilir. Ben kobay olmak istemiyorum ve ne yediğimi bilmek istiyorum.
Cep telefonu kullanıyor musunuz?

Yanıtınız evet ise gönüllü kobay oldunuz bile... Hadi geçmiş olsun.

MeTePe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-03-2012, 07:25   #10
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 12-02-2011
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 621
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
Cep telefonu kullanıyor musunuz?

Yanıtınız evet ise gönüllü kobay oldunuz bile... Hadi geçmiş olsun.
Cep telefonlarının zararları olarak, yayınlanan elektromagnetik ışınım mı kastediliyor, yoksa yarattığı elektromagnetik alan mı? İlgili başlık var mı bilmiyorum ama tartışılması iyi olur.Gönüllü kobaylığa bir itirazım yok zaten.İradem dışında kobay olarak kullanılmak istemiyorum.

Konunun tartışılması bilimsellikten uzaklaşıyor. At arabası ve ferrarinin karşılaştırılamayacağı bile yazılmış.Ne tuhaftır ki ben Beygir gücü olarak bir güç birimi var zannediyordum. Neyse, ben ne yediğimi, ne kullandığımı bilmek istiyorum. GDO'lu ise bilmek hakkım ve tercih benim olmalı...

Güzin Çakar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla


Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 08:41.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026