![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
|
Konuların insanları araştırmaya sevk etmesi ne güzel. Araştırma yaparken, konuyu; Madencilik ve Çevre: Madencilik faaliyetleri diğer endüstri faaliyetlerine göre çevrenin fiziksel ve kimyasal olarak bozulmasına direk nedendir. Doğası gereği alternatif yer seçimi şansı bulunmadığından, çoğu zaman; tarım, orman ve canlı yaşam alanlarını, tarihi ve doğal sit alanlarını bozma, az-çok zarar verme durumu ile karşı karşıya kalınmaktadır. Madenciliğe ilişkin faaliyetler birkaç aşamada olup, her birinde doğa farklı olarak zarar görür. En zarar verici faaliyetler: Maden işletme (çıkarma), zenginleştirme, metal tasfiyesi ve kazanılması gibi işlemlerden dolayı ortaya çıkan kirleticilerdir. Bununla birlikte madenin büyüklüğü ve fiziko-kimyasal yapısı ile faaliyetin süresi de önemlidir. Açık ocak maden işletmeciliğinde doğa tahribatı üretim sırasında doğrudan olmaktadır. Biçiminde görmeye başlama şansı da olabilir. Böylece şu sonuca ulaşılabilir; Madencilikten elde edilecek ekonomik yarar, fayda-maliyet analizlerinde; doğuracağı çevre sorunlarının giderilmesini de (yatırım- işletim) öngören bir bütün olarak değerlendirilmiş olmalıdır. Burada esas temel alınması gereken; şimdiki kuşakların ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların büyük maliyetler ödemesinin önüne geçilmesi için sorumluluklarımızın bilincinde olmamızdır. Görüldüğü üzer alıntıda, maden çıkarmayalım gibi bir sonuca ulaşılmıyor. Şimdi altın madeni kazanlarını araştıran arkadaşların kömür madeni kazalarına yönelmelerinde sayısız yarar görüyorum. Maden çıkarımı ile maden kazaları arasında bir fark olduğu sonucuna böylece yaklaşmak mümkün olabilir. Bunlardan sonra, başka madenlere değil deneden sadece altın madenciliğine karşı çıktıklarını sorgulamaya başlamak için onları yönlendirebilirim. Şu soruyu başlangıç için sormak uygun olur. Neden diğer madenler değil de ülkede altn madeni çıkarılmasına karşı böyle bir durum oluşuyor. Altın çıkarılmadığında, bundan kim yarar sağlıyor. Kestirmeden "doğa" diyeceklere, evlerindeki klorlu su ve asit şişelerini saymalarını, kullandıkları temizlik maddelrinin içeriklerine bakmalarını öneriyorum. Geçen yıl kaç şişe asit ve klorlu suyun evlerden denize karıştığın düşünmeleri de uygun olur. Konuların dar bir bakış açısıyla düşünülemeyeceğini göstermesi bakımından, Sığacık körfezinde orkinos üreticiliğine çevreciler karşı çıkıyorlar. Aman ne güzel, Çok önemi bir doğal alan olan bu bölge aynı zamanda akdeniz foku üreme alanlarından birisi, Ama Çeşmenin kanalizasyonun derin deşarjının aynı yere yapıldığnı da çevrecilerden değil, orkinos çiftliği sahibinden duyuyoruz. Orkinos üretilebilir, çevreye zararına engel olunarak. Karşı çıkılacak şey üretim değil, çevreye zararıdır. Engel olunacak şey budur. |
|
|
|
|
|
#2 | |||
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 23-02-2009
Şehir: Ankara
Mesajlar: 63
|
Altına Hücum ve Siyanür Liçi
Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir (Anayasa, Md.56). Evet araştırma yapılırken daha önce görülemeyen siyanür sızıntıları da, altın madenciliğinin diğer madenlerden daha fazla oranda çevreye zarar verdiği de görülebiliyor. Kendi adıma, maden çıkarmayalım dediğimi de hatırlamıyorum. Herkes her konuda bilgi sahibi olamaz. Önemli olan o konuda söyleyecek sözü olan araştırmacıların, uzmanların, bilim insanlarının fikirlerini iyi anlamak ve toplum sağlığını yakından ilgilendiren bu konuyu kendi mantık süzgecimizden geçirerek doğruyu bulmaya çalışmaktır. Unutulmamalı ki tüm yer üstü ve yer altı zenginlikleri topluma ait ve çevreyi korumak her vatandaşın anayasal ödevi. İşletmenin hangi standartlara göre yapılacağı, günümüz koşullarına göre yasasıyla yönetmeliğiyle belli midir? Toplum ve çevre sağlığı açısından her şey kontrolümüz altında mı? Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
(*1) Altın ama önce “insan ve çevre” Jeo. Müh. Bülent Can Bergama gerçeği ve siyanürlü altın madenciliği Yasa olmazsa tanımı değiştir! |
|||
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Ağaçsever
Giriş Tarihi: 23-02-2009
Şehir: Ankara
Mesajlar: 63
|
Siyanürle altın madenciliği sonucu ortaya altından başka arsenik, kurşun, antimon, kadmiyum, krom, çinko, civa vb. tehlikeli ağır metaller de çıkıyor. Bunlar atık çamuru havuzlarında öylece bekletiliyorlar. Bu gibi maddelerin vücuda girmesi insan sağlığını bozan hastalıklara ve vahim sonuçlara yol açar. Kamusal yararlarını düşünen egemen milletler kaynak sularının ne kadar önemli olduğunu çoktan kavramış durumdalar. Siyanür liçi yöntemiyle altın işletmeciliğini savunan arkadaşlara sormak istiyorum; bizim ülkemiz çöplük mü? Alıntı:
|
|
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|